Küresel imalat sektörlerinden olumlu sinyaller geldi

25-29 Ocak haftasına imalat ve hizmet sektörleriyle ilgili verilerle başlayacağız. Biliyoruz ki yüksek enflasyon ve yüksek faiz mal ve hizmet üreticilerinin üzerinde ağır bir yük oluşturuyor özellikle de pandeminin daha da kötüleştirdiği işsizlik artışlarının ve gelir seviyesindeki azalmaların tüketici talebini aşağı çekmeye devam ederken. Yurt içinde hane halkının kemerleri daha da sıktığı, hizmet sektörünün de Kovid-19 ile mücadelede kapatmaların etkisiyle iş yapma kabiliyetinin durma noktasına geldiği bir ortamda gözlerimiz elbette imalat sektörünü doğrudan etkileyen yurt dışı talepte yani ihracat siparişlerinde.

Türkiye’nin ihracat performansıyla ilgili olası ipuçlarını Cuma günü açıklanan Ocak ayı IHS Markit küresel PMI (satın alma müdürleri endeksi) ilk tahminlerinde bulmaya çalıştım. IHS Markit PMI verileri ve ekonomik büyümeyi gösteren GSYH verilerinin benzer yönde hareket ettiklerini hatırlatalım.

IHS Markit her ayın üçüncü haftasında ABD, Almanya, Avustralya, Euro Bölgesi, Fransa, İngiltere ve Japonya hizmet ve imalat sektörleriyle ilgili ilk tahminlerini yayınlıyor. Ocak ayı PMI ilk tahminlerinden; Kovid-19 kaynaklı ikinci ve üçüncü dalga kapatmalar ve kısıtlamaların ABD haricinde diğer ülke ve bölgelerin hizmet sektöründeki kan kaybını arttırdığı, tedarik zincirindeki sorunların tüm ülkelerin imalatını olumsuz etkilediği, arz kısıtlarının girdi maliyetlerini artırırken çıktı fiyatlarında indirimlere gidildiği, öte yandan aşılamanın başlamasıyla beklentilerin iyimser olduğu ve bunun istihdam tarafında işe alımları beraberinde getirdiği sinyallerini aldık.

PMI raporlarında, imalat sektörlerine odaklandığımızda;

. Euro Bölgesi genelinde arz tarafındaki kısıtların üretimi zayıflattığını,

. Almanya’da özellikle Çin ve ABD’den gelen ihracat siparişlerinin arttığını, sınırlı yük kapasitesi ve yetersiz konteyner sayısının tedarik zincirini kısıtladığını;

. ABD’de imalat sektörü genelinde ve üretiminde ihracat siparişlerinin de desteğiyle büyümenin güçlenerek devam ettiği, artan imalat maliyetleri ve satış fiyatlarının enflasyon üzerinde yukarı yönde baskı yarattığını;

. Japonya’da ve Fransa’da ihracat siparişlerindeki düşüşün Ocak ayında zayıfladığı, Fransa’da tedarikteki sorunların özellikle metaller olmak üzere hammadde fiyatlarındaki artışın üretim maliyetlerini sert artırırken çıktı fiyatlarında indirime gitmeye devam ettiklerini okuduk.

AB’den ayrılan ve Türkiye’nin son zamanlarda ihracat hacminde önemli bir yer tutan İngiltere’de Kovid-19 kaynaklı üçüncü ulusal kapatmaların sonucu olarak hizmet sektörü sert bir darbe alırken; tedariklerdeki gecikmeler, artan üretim maliyetleri ve azalan ihracat siparişleri İngiltere imalat sektöründeki büyümeyi zayıflattı. Ocak ayında İngiltere’de ihracat siparişlerindeki azalmanın imalat sektöründeki büyümeyi zayıflatmasının Türkiye ihracatını ne derecede etkilediğini bilmek faydalı olacak zira arz tarafındaki kısıtlara rağmen Türkiye’nin 2020 yılının son dört ayında İngiltere’ye ihracatını artırmış olması ve bu eğilimi Ocak ayında da sürdürebilmesi Türkiye’nin arz zincirindeki konumu açısından önemli bir gösterge olacak.

Kaynak: IHS Markit

İhracat hacmimizin en yüksek olduğu Euro Bölgesi ve ABD imalat sektörlerinden Ocak ayında gelen olumlu sinyaller ise Türkiye’nin ihracat performansı hakkında olumlu bir işaret verdi. Ticaret Bakanlığı Şubat ayı başında Ocak ayı dış ticaret verilerini açıklayacak. 29 Ocak Cuma günü TÜİK’in açıklayacağı Aralık ayı nihai dış ticaret verileri ise sürpriz olmayacak zira Ticaret Bakanlığının Ocak ayı başında yaptığı duyuruda Aralık ayı ihracat ve ithalat hacminin Kasım ayına göre artış kaydettiğini görmüştük.

Dr. Fulya Gürbüz

GRAFİĞİN SÖYLEDİĞİ: “Öncelik Türk lirasına kalıcı güvenin sağlanması”

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası verilerine göre, finans dışı kesimin döviz varlıkları Eylül 2020’de önceki aya göre 1,5 milyar dolar artışla 130,8 milyar dolara yükselirken, döviz yükümlülükleri 1,6 milyar dolar azalışla 293,1 milyar dolara geriledi. Özetle, finans dışı kesimin (reel sektörün) döviz varlıkları önceki aya göre arttı, döviz borçları ise azaldı.

Reel sektörün döviz varlıklarının %71’ini mevduatlar oluşturuyor…

Reel sektörün Eylül ayı itibariyle döviz varlıkları; yurt içi döviz mevduatları (76,1 milyar dolar), yurt dışı bankalardaki döviz mevduatları (16,9 milyar dolar), döviz cinsi devlet tahvilleri (1,9 milyar dolar), ihracat alacakları (15,6 milyar dolar) ve yurt dışına doğrudan sermaye yatırımlarından (20,4 milyar dolar) oluşmaktadır. Demek ki reel sektörün döviz varlıklarının en büyük payını %71 ile döviz mevduatları oluşturuyor.

Reel sektörün döviz yükümlülüklerinin %83’ünü krediler oluşturuyor…

Eylül ayında reel sektörün döviz yükümlülüklerinin 241,9 milyar doları yurt içi (144,3 milyar dolar) ve yurt dışından sağlanan nakdi kredilerden (97,6 milyar dolar), 51,2 milyar doları ise ithalat borçlarından oluşuyor.

Reel sektör bir yandan döviz varlıkları edinimine devam ederken, öte yandan borçlanarak ekonomik faaliyetlerini sürdürebilmektedir.

Reel sektörün döviz pozisyonu ile GSYH büyümesi arasında bir ilişki var mı?

Aşağıdaki grafik, reel sektörün döviz pozisyonu ile Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) arasındaki karşılıklı etkileşimleri göstermektedir. GSYH verilerinin üçer aylık dönemler için yayınlanması sebebiyle grafikte reel sektör döviz pozisyonu verilerinin üç aylık ortalama değerleri dikkate alınmıştır.

Grafikte gri çubuklar reel sektör döviz yükümlülüklerini, sarı çubuklar döviz varlıklarını, kırmızı çizgi sanayi sektörünün önceki çeyreğe göre değişimini, mavi çizgi ise hizmet sektörünün önceki çeyreğe göre değişimini göstermektedir.

2008 yılında patlak veren küresel finansal krizin üstesinden gelebilmek için reel sektör 2009 yılının üçüncü çeyreğinden itibaren tarihi düşük faiz oranlarından yararlanmak amacıyla döviz cinsinden borçlanmayı artırmış, 2018 yılı üçüncü çeyreğine kadar döviz cinsinden borçlanma artarak sürmüştür. Söz konusu dönemde hem sanayi hem de hizmet üretiminin genel olarak önceki döneme göre artışlarını sürdüklerini görüyoruz. 2018 yılı önemli bir yıl zira Trump başkanlığındaki ABD yönetiminin ticaret savaşını başlatması, en büyük ticaret ortağımız olan Avrupa Birliği ekonomisindeki yavaşlamanın derinleşmesi ve Eylül ayında Türkiye’de yaşanan kur krizi bu döneme denk gelmektedir.

Nitekim 2018 yılı üçüncü çeyreğinde reel sektör yurt dışı yükümlülüklerini azaltma yoluna giderken, döviz varlıklarını da artırmaya devam etmişlerdir. Kovid-19’un pandemi ilan edildiği 2020 Mart ayına kadarki dönemde hem sanayi hem de hizmet üretimi çeyrek bazda sınırlı da olsa büyümesini sürdürebilmiştir.

2020 yılı ikinci çeyreğinde GSYH’de yaşanan sert daralmanın ardından reel sektör üçüncü çeyrekte tekrar döviz cinsi borçlanmasını artırırken hem sanayi hem de mal üretiminde önceki çeyreğe göre sert bir düzeltme kaydedilmiştir. Ancak 2020 yılı üçüncü çeyreğinde güven algısındaki bozulmanın artarak devam etmesiyle birlikte reel sektörün döviz varlıkları Haziran ayı sonundaki 123,3 milyar dolardan Eylül 2020 sonunda tarihi rekorla 130,8 milyar dolara kadar yükselmiştir.

Ekonomide sürdürülebilir büyüme için doğrudan yatırımlar cazip kılınmalı…

9 Kasım ile birlikte oluşturulan yeni ekonomi yönetimi Türk lirasına güveni yeniden kazanmak adına hemen harekete geçti: Politika faizinde sert artırımla birlikte para politikası sadeleştirilmeye başlandı. Kamuoyunun bilgilendirilmesi şeffaflık adımı ile öne çıkarken Türkiye Hazinesi uzun bir aradan sonra yurt dışından tahvil yoluyla 10 yıllık borçlanabilmeyi başardı.

Yeni ekonomi yönetiminin önünde zorlu bir süreç var ancak süreci kolaylaştıracak en önemli etken Türk lirasına güvenin kalıcı olarak sağlanması:

. Tedarik zincirindeki aksamalar, hammadde kıtlığı ve Türk lirasında devam eden değer kayıpları girdi maliyetlerini artırıyor. Türk lirasına güven, enflasyon üzerindeki baskıyı azaltacaktır.

. Reel sektörün yatırımlarını dolayısıyla da istihdamı artırabilmesi için yatırım yapmaya elverişli şartların oluşturulması gerekiyor. Kovid-19 sebebiyle adapte olmaya çalıştığımız yeni normalde Türkiye yüksek katma değerli ürün geliştirmek adına somut adımlar ortaya koymalı. Türk lirasına güven kazandıracak hamlelere ek olarak avantajlı coğrafik konumu doğrudan yatırımları çekebilmek adına önemli.

. ABD’de Biden yönetiminin Avrupa ile ticari ilişkilerini kuvvetlendirme hedefi dikkate alındığında Türkiye’nin en büyük ticaret ortağımız olan Avrupa Birliği ile işbirliğinin sağlamlaştırılması ticaret hacmimiz açısından olumlu bir gelişme olacaktır. Türk lirasına güveni sağlayacak böyle bir gelişmenin elbette Türkiye sermaye piyasalarının derinleşmesinde de katkısı olacaktır.

Dr. Fulya Gürbüz

Yeni haftada büyüme, enflasyon ve PMI verilerine odaklanacağız

30 Kasım 2020, Pazartesi

3. ÇEYREK GSYH BÜYÜME VERİLERİ Kovid-19 kaynaklı kısıtlamaların etkili olduğu 2020 yılı ikinci çeyreğinde GSYH, bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %9,9, bir önceki çeyreğe göre %11,0 azalma kaydetmişti. Mayıs ayıyla birlikte kısıtlamaların gevşetilmesiyle birlikte üçüncü çeyrekte ihracat hacminin desteğiyle sanayi üretimi bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %7,7, bir önceki çeyreğe göre %30,3 artış kaydetmişti. Sanayi üretimindeki iyileşme sanayi sektörü istihdamını da destekledi. Öte yandan, sanayi sektörünün aksine başta turizm sektörü olmak üzere kısıtlamaların hâkim olduğu hizmet sektöründe ekonomik faaliyetler ve istihdam daralmaya devam ediyor. Anket sonuçlarına göre, üçüncü çeyrekte GSYH’nin önceki çeyreğe göre ve önceki yılın aynı çeyreğine göre büyüdüğünü göreceğiz:

2020 yılı son çeyreğine ilişkin öncü göstergeler (ihracat, reel kesim güven endeksi, kapasite kullanımı, imalat sanayi PMI) Ekim-Kasım döneminde sanayi sektörünü dolayısıyla da GSYH büyümesini desteklediğine, ancak Kasım ayında söz konusu desteğin kısmen azalmaya başladığına; kısıtlamaların etkisiyle hizmet sektörünün (sektörel güven endeksleri, SAMEKS, turizm) ise GSYH büyümesini aşağı çektiğine işaret ediyor.

KASIM AYI SANAYİ VE HİZMET SEKTÖRLERİ SAMEKS ENDEKSLERİ

Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış SAMEKS Sanayi Sektörü Endeksi, Ekim ayında, bir önceki aya göre 1,9 puan azalarak 48,1 seviyesine gerilemiş, SAMEKS Hizmet Sektörü Endeksi 0,8 puan artışla 48,5 seviyesine yükselmişti. Kovid-19 kaynaklı kısıtlamaların artırılmasına bağlı olarak hizmet sektöründeki daralmanın Aralık ayında hızlanma ihtimali yüksek.

EKİM AYI TÜİK DIŞ TİCARET VERİLERİ

Ticaret Bakanlığı verilerine göre 2020 yılı Ekim ayında ihracat geçen yılın aynı ayına göre %5,6 artarak 17 milyar 333 milyon dolar, ithalat %8,5 artarak 19 milyar 729 milyon dolar oldu.

1 Aralık 2020, Salı

KASIM AYI IHS MARKIT KÜRESEL VE TÜRKİYE İMALAT SEKTÖRÜ PMI (satın alma müdürleri endeksi) VERİLERİ

23 Kasım’da açıklanan ilk tahminlerinde küresel bazda hizmet sektöründe daralmanın sürdüğü, sanayi sektöründe aktivitenin önceki aya göre vites düşürdüğü sinyalini aldık.

KASIM AYI TİCARET BAKANLIĞI DIŞ TİCARET VERİLERİ

Ticaret Bakanlığı verilerine göre 2020 yılı Ekim ayında ihracat geçen yılın aynı ayına göre %5,6 artarak 17 milyar 333 milyon dolar, ithalat %8,5 artarak 19 milyar 729 milyon dolar olmuştu. IHS Markit Kasım ayı ilk tahminlerinden gelen özellikle Avrupa imalat sektöründeki vites düşüşü sinyalinin Türkiye’nin Kasım ayı ihracat performansına yansıyıp yansımadığını göreceğiz.

3 Aralık 2020, Perşembe

KASIM AYI ENFLASYON VERİLERİ

Ekim ayında tüketici fiyat endeksi (TÜFE) yıllık %11,75, aylık %0,97 artış kaydetti. Benzer şekilde yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) de yıllık %14,33, aylık %2,65 artış kaydetti. Kasım ayında önceki aya göre Türk lirasının yarı yarıya ABD doları ve Euro’dan oluşan döviz sepetine göre %1,5 değer kaybetmesinin girdi maliyetleri ve çıktı fiyatları üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturma ihtimali yüksek. Nitekim, TCMB Beklenti Anketi’ne göre Kasım ayında TÜFE’nin önceki aya göre %1 artması bekleniyor.

IHS MARKIT KASIM AYI KÜRESEL HİZMET SEKTÖRÜ PMI (satın alma müdürleri endeksi) VERİLERİ

23 Kasım’da açıklanan öncü verilere göre hizmet sektörü, Kovid-19 kaynaklı kısıtlamaların artması sebebiyle Kasım ayında da daralmaya devam etti.

TCMB VE BDDK, 27 KASIM 2020 TARİHLİ HAFTALIK PARA VE BANKA VERİLERİ

20 Kasım ile biten haftada, TL cinsinden ticari kredi faiz oranı %17,09, tüketici kredileri faiz oranı %19,97, mevduat faiz oranı %13,58 seviyelerine yükseldi. 7 Eylül 2020’de 343,1 milyar TL ile zirve yapan Merkez Bankasının günlük toplam fonlama miktarı ise 27 Kasım’da 234 milyar TL seviyesinde bulunuyor.

20 Kasım 2020 tarihli para ve banka verileri aşağıdaki gibidir:

Kaynak: BDDK, TCMB, TDM

4 Aralık 2020, Cuma

ABD KASIM AYI İŞGÜCÜ İSTATİSTİKLERİ

Kovid-19 kaynaklı ilk kısıtlamaların başladığı Nisan ayında %14,7’ye yükselen işsizlik oranı Ekim ayında %6,9’a kadar geriledi.

Dr. Fulya Gürbüz

Haftanın makro-ekonomi gündemi: Rezervler, borç, güven ve PMI endeksleri, dış ticaret, ABD işgücü verileri

28 Eylül 2020, Pazartesi

Ağustos ayı Uluslararası Rezerv ve Döviz Likiditesi verileri açıklanacak. Temmuz ayında resmi rezerv varlıkları 90,3 milyar dolar seviyesinde bulunuyordu.

29 Eylül 2020, Salı

Eylül ayı Ekonomik Güven Endeksi açıklanacak. Endeks Ağustos ayında 85,9 değeri ile önceki aya göre 3,7 puan artış kaydetmişti.

30 Eylül 2020, Çarşamba

Eylül ayı SAMEKS Hizmet ve Sanayi Sektörleri Satın Alma Müdürleri Endeksleri açıklanacak. Geçen hafta açıklanan Eylül ayı IHS Markit ABD, Euro Bölgesi ve İngiltere imalat sektörleri PMI endeksleri sektörde iyileşmenin sürdüğünü gösterdi. Öte yandan endeks, söz konusu ülkelerin hizmet sektörlerinde KOVİD-19 kaynaklı bozulmanın devam ettiğini ve paralelinde işten çıkarmaların arttığını gördük. Eylül ayı Reel Kesim Güven Endeksi ve imalat sektörü kapasite kullanım oranlarındaki iyileşmenin SAMEKS Sanayi Endeksine de olumlu yansıması olası. SAMEKS Sanayi Endeksinde özellikle yeni siparişler ve istihdam alt endekslerindeki gelişmeler önemli. TÜİK tarafından geçen hafta açıklanan sektörel güven endekslerinde ise hizmet sektöründe güven yükselirken perakende ticaret ve inşaat sektörlerinde düştüğünü gördük. Sektörel güven endeksleri ile SAMEKS Hizmet Endeksi verileri arasındaki ilişki kuvvetli olmasa da kayda değer bir iyileşme olasılığı düşük görünüyor.

Ağustos ayı dış ticaret verileri açıklanacak. Temmuz ayında 14,3 milyar dolar ihracat, 17,1 milyar dolar ithalat gerçekleştirilmişti. TİM verileri genel ticaret sistemine göre ihracatın Ağustos ayında Temmuz ayına göre 2,5 milyar dolar azalışa, merkezi yönetim bütçe verileri ise altın hariç ithalatta düşüşe işaret etmişti.

2020 yılı 2. çeyrek dış borç stoku açıklanacak. Mart ayında toplam dış borç stoku 431 milyar dolar seviyesindeydi. Özel sektörün uzun vadeli kredi borcunun 2. çeyrekte önceki çeyrek sonuna göre 4 milyar dolar azalma kaydetmesi, merkezi hükümet dış borç stokunun 4 milyar dolar azalması ve TCMB’nin Mayıs ayında 10 milyar dolar artan kısa vadeli dış borcunu dikkate aldığımızda aynı dönemde toplam dış borç stokunda kabaca 10 milyar dolar artış görme ihtimali var.

1 Ekim 2020, Perşembe

Eylül ayı imalat sektörü IHS Markit PMI verileri açıklanacak. Geçen hafta TCMB tarafından açıklanan mevsimsel etkilerden arındırılmış Reel Kesim Güven Endeksi verileri Eylül ayında imalat sanayi şirketlerinin güven algısında iyileşmenin sürdüğüne işaret etmiş, özellikle ihracat sipariş beklentilerindeki artışta hızlanma kaydedildiğini görmüştük. İmalat sektöründe mevsimsellikten arındırılmış kapasite kullanımının önceki aya göre iyileşmesini sürdürmesi söz konusu gelişmeyi desteklemişti. Bir diğer destek de yine geçen hafta açıklanan ve en büyük dış ticaret ortaklarımız olan Euro Bölgesi, İngiltere ve ABD imalat sektörlerine ait Eylül ayı IHS Markit verileriyle geldi. Almanya başta olmak üzere Euro Bölgesi genelinde imalat sektöründe iyileşme Eylül ayında da sürdü. İngiltere’nin imalat sektöründe de Eylül ayında Asya kaynaklı ihracat siparişlerinin desteğiyle imalat sektöründeki iyileşmenin devam ederken ettiğini gördük. ABD imalat sektöründe ise iyileşme Eylül ayında da sürse de ihracat siparişlerinde yavaşlama kaydedildi. Dolayısıyla öncü dış ticaret pazarlarımızın imalat sektöründeki iyileşme büyük olasılıkla Türkiye imalat sektörüne de olumlu yansıyacak.

TCMB ve BDDK, 25 Eylül 2020 tarihli haftalık para ve banka verilerini açıklayacak. Geçen hafta TCMB’nin politika faiz oranını 2 puan yükseltmesinin ardından 18 Eylül’de %10,39 olan TCMB’nin ortalama fonlama maliyeti 25 Eylül’de %10,88 seviyesine yükseldi. 18 Eylül 2020 tarihli para ve banka verileri aşağıdaki gibidir:

Kaynak: BDDK, TCMB, TDM

2 Ekim 2020, Cuma

ABD’de Eylül ayı istihdam verileri açıklanacak. Ağustos ayında istihdam önceki aya göre 463 bin kişi azalışla 1 milyon 371 bin kişi olmuştu.

Dr. Fulya Gürbüz

Fed, hedef faiz aralığını değiştirmedi

Ne oldu?

ABD Merkez Bankası, Fed, Ocak ayı para politikası toplantısında değişikliğe gitmeyerek politika faizi olan hedef faiz aralığını yüzde 1,50-1,75 aralığında sabit tuttu.

Fed, Haziran 2019 toplantısından itibaren ardı ardına dört toplantıda hedef faiz aralığını kademeli olarak yüzde 2,25-2,50 aralığından yüzde 1,50-1,75 aralığına düşürmüş, Aralık ayı toplantısında ise değişiklik yapmamıştı.

Neden?

Toplantı sonrasında yayınlanan basın bülteninde Fed, hedef faiz aralığını sabit tutma konusunda şu gerekçeleri ortaya koyuyor: “İstihdam piyasası gücünü korumakta ve ekonomik aktivite ılımlı bir hızda büyüyor.”

İstihdam piyasası gücünü koruyor; çünkü işsizlik oranı, Fed’in hedef değeri olan yüzde 4,0’ün altında yüzde 3,5 olan tarihi düşük seviyesinde bulunuyor.

Ekonomik aktivite ılımlı bir hızda büyüyor, çünkü;

. Tüketici harcamaları ılımlı hızda büyüse de işletme sabit yatırımları ve ihracat halen zayıf.

. 12-aylık bazda gıda ve enerji hariç fiyat artışları, Fed’in yüzde 2 olan hedefinin hayli gerisinde, yüzde 1,61 seviyesinde seyrediyor ve piyasanın uzun dönem enflasyon beklentilerinde önemli bir değişiklik yok.

Ne zaman?

Fed, bir sonraki para politikası toplantı kararını 18 Mart tarihinde açıklayacak. 2020 yılının geri kalanında Fed; Nisan, Haziran, Temmuz, Eylül, Kasım ve Aralık aylarında para politikası kurulunu toplayacak.

Türkiye ekonomisi için etkisi nedir?

Türkiye’nin özel ve kamu sektörü dahil toplam dış borç stoku, 2019 yılı üçüncü çeyreği itibarıyla 434 milyar dolar seviyesindedir. Bu tutarın yüzde 60’ı (257 milyar dolar) ABD doları cinsinden borçlanılan miktardır. Dolayısıyla, Fed’in düşük faiz politikası, Türkiye’nin dış borçlanma faizini sınırlandıran bir etkiye sahiptir. Elbette buradan, Türkiye’nin dış borç maliyeti artmıyor anlamı çıkarılmamalıdır. Çünkü Türkiye’de zaman zaman yaşanan önemli siyasi, finansal ve ekonomik gelişmeler Türkiye’nin risk primini artırmakta ve bu risk doğrudan borçlanma maliyetine yansıtılmaktadır.

Türkiye ekonomisi son dört çeyrektir 734 milyar ABD doları değerinde toplam mal ve hizmet üretmiştir. Diğer bir ifadeyle Türkiye’nin son dört çeyrek dönemlik Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH) büyüklüğü 734 milyar dolardır. Toplam 734 milyar dolarlık üretimimizi yurt dışından 434 milyar dolar borçlanarak gerçekleştirmişiz. Toplam dış borcun yüzde 65’ini (283 milyar dolar) özel sektörün dış borcu oluşturuyor. Türk lirasında yaşanan değer kayıpları, hem kamunun hem de özel sektörün dış borç yükümlülüğünü Türk lirası cinsinden artırmaktadır.

Kısacası istikrar; maliyetleri, üretimi ve tüketimi doğrudan etkileyen önemli bir faktördür.

Dr. Fulya Gürbüz

Euro Bölgesi’nde üretimdeki zayıflık ocak ayında sürdü, Trump’tan tarife tehdidi kara bulutları artırabilir

IHS Markit, Euro Bölgesi Ocak ayı PMI (satın alma müdürleri endeksi) ilk tahminini açıkladı. Anket sonuçları 13-23 Ocak dönemini kapsıyor. Nihai veri Şubat ayının başında açıklanacak. Hizmet ve imalat sektörlerinin birleşiminden oluşan kompozit PMI endeksi, Ocak ayında önceki aya göre değişiklik göstermeyerek 50,9 seviyesini korudu. Endeksin 50 seviyesi üzerindeki değerler büyümeye, aşağısındaki değerler ise daralmaya işaret ediyor.

İlk tahminlere göre Ocak ayında hizmet sektörü PMI endeksi Aralık ayına göre 0,6 puan düşüşle 52,2, imalat sektörü PMI endeksi 1,5 puan artışla 47,8 seviyesine yükseldi. Veriler bize, hizmet sektöründeki büyümenin ve imalat sektöründeki daralmanın Ocak ayında yavaşladığını gösterdi. İmalat sektöründe üretim alt endeksinin ise yine Ocak ayında önceki aya göre 1,4 puan artışla 47,5 olduğu tahmin edildi. Yani,  imalat sektöründe üretimdeki daralma Ocak ayında zayıfladı.

Yeni ihracat ve iç piyasa siparişlerindeki zayıflık, Ocak ayında azalarak da olsa sürdü. Zayıflığa rağmen, en kötünün geride kaldığı beklentisiyle imalat sektöründe güven algısı iyileşti. Güven artışı, firmaların işe alımlarında hızlanma getirse de işten çıkarmaların etkisiyle istihdamdaki artış zayıf kalmaya devam etti.

Girdi maliyetleri enflasyonu, Ocak ayında sekiz ayın en yükseğini görse de artış hızı düşmeye devam etti. Çıktı fiyatlarındaki azalma ise, 2019 yılının ikinci yarısına göre değişiklik göstermedi.

Hizmet sektöründe ise girdi maliyetlerinde hızlı bir artış yaşandı.

En büyük ticaret ortağımız olan Almanya’da yeni siparişlerde Haziran ayından bu yana ilk kez artış yaşandı. Üretim de Aralık ayından sonra Ocak ayında sınırlı yükseldi. Hizmet sektöründeki güçlü seyir Ocak ayında da korundu.

Fransa’da ise üretim ve yeni siparişler ardı ardına 10 aydır artışını sürdürdü ancak hizmet sektöründeki zayıflamaya bağlı olarak hızı yavaşladı. Üye ülkelerin geri kalanında yeni siparişlerde değişiklik olmazken üretim yavaşladı, istihdam kısmen arttı.

IHS Markit Direktör Yardımcısı Andrew Harker’a göre büyüme ve enflasyondaki durağan görünüm, Avrupa Merkez Bankası’nın mevcut para politikasını destekliyor.

Öte yandan, geçen hafta Çarşamba günü Davos’ta yapılan Dünya Ekonomik Forumu’nda ABD Başkanı Trump’ın Avrupa Birliği (AB) ile ticaret görüşmelerinde sonuca varılmadığı takdirde AB’de üretilen otomobil ve otomobil parçalarına %25’e varan tarifeler uygulayacakları tehdidinde bulunması, önümüzdeki dönemde, Bölge ekonomisinin dolayısıyla da para politikasının şekillenmesinde etkili olabilir.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Alman haber ajansı DPA’ya yaptığı açıklamada, anlaşmanın birkaç haftada sonuçlanabileceğini belirtse de medyada yer alan haberler aksini söylüyor. Örneğin CNN Business’ta yer alan bir haberde, uzmanlara göre, 2018 yılında ABD’nin en büyük ihracat pazarını oluşturan AB ile ABD arasındaki tarım ve otomotiv ürünlerine yönelik anlaşmazlıklar sebebiyle kısa zamanda anlaşmaya varılamayabilir. Diğer bir görüşe göre de ABD’nin AB ile –Güney Kore, Kanada, Meksika, Çin ve Japonya ile yaptığı gibi– dar kapsamlı bir anlaşma imzalaması halinde AB ekonomisi üzerindeki kara bulutların dağılması söz konusu olabilecek.

Dr. Fulya Gürbüz