GRAFİĞİN SÖYLEDİĞİ: “Öncelik Türk lirasına kalıcı güvenin sağlanması”

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası verilerine göre, finans dışı kesimin döviz varlıkları Eylül 2020’de önceki aya göre 1,5 milyar dolar artışla 130,8 milyar dolara yükselirken, döviz yükümlülükleri 1,6 milyar dolar azalışla 293,1 milyar dolara geriledi. Özetle, finans dışı kesimin (reel sektörün) döviz varlıkları önceki aya göre arttı, döviz borçları ise azaldı.

Reel sektörün döviz varlıklarının %71’ini mevduatlar oluşturuyor…

Reel sektörün Eylül ayı itibariyle döviz varlıkları; yurt içi döviz mevduatları (76,1 milyar dolar), yurt dışı bankalardaki döviz mevduatları (16,9 milyar dolar), döviz cinsi devlet tahvilleri (1,9 milyar dolar), ihracat alacakları (15,6 milyar dolar) ve yurt dışına doğrudan sermaye yatırımlarından (20,4 milyar dolar) oluşmaktadır. Demek ki reel sektörün döviz varlıklarının en büyük payını %71 ile döviz mevduatları oluşturuyor.

Reel sektörün döviz yükümlülüklerinin %83’ünü krediler oluşturuyor…

Eylül ayında reel sektörün döviz yükümlülüklerinin 241,9 milyar doları yurt içi (144,3 milyar dolar) ve yurt dışından sağlanan nakdi kredilerden (97,6 milyar dolar), 51,2 milyar doları ise ithalat borçlarından oluşuyor.

Reel sektör bir yandan döviz varlıkları edinimine devam ederken, öte yandan borçlanarak ekonomik faaliyetlerini sürdürebilmektedir.

Reel sektörün döviz pozisyonu ile GSYH büyümesi arasında bir ilişki var mı?

Aşağıdaki grafik, reel sektörün döviz pozisyonu ile Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) arasındaki karşılıklı etkileşimleri göstermektedir. GSYH verilerinin üçer aylık dönemler için yayınlanması sebebiyle grafikte reel sektör döviz pozisyonu verilerinin üç aylık ortalama değerleri dikkate alınmıştır.

Grafikte gri çubuklar reel sektör döviz yükümlülüklerini, sarı çubuklar döviz varlıklarını, kırmızı çizgi sanayi sektörünün önceki çeyreğe göre değişimini, mavi çizgi ise hizmet sektörünün önceki çeyreğe göre değişimini göstermektedir.

2008 yılında patlak veren küresel finansal krizin üstesinden gelebilmek için reel sektör 2009 yılının üçüncü çeyreğinden itibaren tarihi düşük faiz oranlarından yararlanmak amacıyla döviz cinsinden borçlanmayı artırmış, 2018 yılı üçüncü çeyreğine kadar döviz cinsinden borçlanma artarak sürmüştür. Söz konusu dönemde hem sanayi hem de hizmet üretiminin genel olarak önceki döneme göre artışlarını sürdüklerini görüyoruz. 2018 yılı önemli bir yıl zira Trump başkanlığındaki ABD yönetiminin ticaret savaşını başlatması, en büyük ticaret ortağımız olan Avrupa Birliği ekonomisindeki yavaşlamanın derinleşmesi ve Eylül ayında Türkiye’de yaşanan kur krizi bu döneme denk gelmektedir.

Nitekim 2018 yılı üçüncü çeyreğinde reel sektör yurt dışı yükümlülüklerini azaltma yoluna giderken, döviz varlıklarını da artırmaya devam etmişlerdir. Kovid-19’un pandemi ilan edildiği 2020 Mart ayına kadarki dönemde hem sanayi hem de hizmet üretimi çeyrek bazda sınırlı da olsa büyümesini sürdürebilmiştir.

2020 yılı ikinci çeyreğinde GSYH’de yaşanan sert daralmanın ardından reel sektör üçüncü çeyrekte tekrar döviz cinsi borçlanmasını artırırken hem sanayi hem de mal üretiminde önceki çeyreğe göre sert bir düzeltme kaydedilmiştir. Ancak 2020 yılı üçüncü çeyreğinde güven algısındaki bozulmanın artarak devam etmesiyle birlikte reel sektörün döviz varlıkları Haziran ayı sonundaki 123,3 milyar dolardan Eylül 2020 sonunda tarihi rekorla 130,8 milyar dolara kadar yükselmiştir.

Ekonomide sürdürülebilir büyüme için doğrudan yatırımlar cazip kılınmalı…

9 Kasım ile birlikte oluşturulan yeni ekonomi yönetimi Türk lirasına güveni yeniden kazanmak adına hemen harekete geçti: Politika faizinde sert artırımla birlikte para politikası sadeleştirilmeye başlandı. Kamuoyunun bilgilendirilmesi şeffaflık adımı ile öne çıkarken Türkiye Hazinesi uzun bir aradan sonra yurt dışından tahvil yoluyla 10 yıllık borçlanabilmeyi başardı.

Yeni ekonomi yönetiminin önünde zorlu bir süreç var ancak süreci kolaylaştıracak en önemli etken Türk lirasına güvenin kalıcı olarak sağlanması:

. Tedarik zincirindeki aksamalar, hammadde kıtlığı ve Türk lirasında devam eden değer kayıpları girdi maliyetlerini artırıyor. Türk lirasına güven, enflasyon üzerindeki baskıyı azaltacaktır.

. Reel sektörün yatırımlarını dolayısıyla da istihdamı artırabilmesi için yatırım yapmaya elverişli şartların oluşturulması gerekiyor. Kovid-19 sebebiyle adapte olmaya çalıştığımız yeni normalde Türkiye yüksek katma değerli ürün geliştirmek adına somut adımlar ortaya koymalı. Türk lirasına güven kazandıracak hamlelere ek olarak avantajlı coğrafik konumu doğrudan yatırımları çekebilmek adına önemli.

. ABD’de Biden yönetiminin Avrupa ile ticari ilişkilerini kuvvetlendirme hedefi dikkate alındığında Türkiye’nin en büyük ticaret ortağımız olan Avrupa Birliği ile işbirliğinin sağlamlaştırılması ticaret hacmimiz açısından olumlu bir gelişme olacaktır. Türk lirasına güveni sağlayacak böyle bir gelişmenin elbette Türkiye sermaye piyasalarının derinleşmesinde de katkısı olacaktır.

Dr. Fulya Gürbüz

Sürpriz yok: GSYH 3. çeyrekte önceki çeyreğe göre yüzde 15,6 büyüdü

Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) 2020 yılı üçüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %6,7 büyüme kaydetti. Kovid-19 kaynaklı kısıtlamaların etkili olduğu 2020 yılı ikinci çeyreğinde GSYH, bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %9,9, bir önceki çeyreğe göre %11,0 azalma kaydetmişti.

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırıldığında GSYH 2020 yılı üçüncü çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre %15,6 arttı. Veri öncesinde yapılan tahminlerde, Bilgi Üniversitesi CEFİS çeyrekten çeyreğe artışı %15,85 olarak tahmin etmişti.

Takvim etkisinden arındırılmış GSYH ise 2020 yılı üçüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %6,5 arttı.

Aşağıdaki grafikte GSYH üretim modeline göre, turuncu çubuklar mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış alt üretim kategorilerinin 2020 yılı üçüncü çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre değişimlerini, mavi çubuklar ise takvim etkisinden arındırılmış alt üretim kategorilerinin bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzdesel değişimlerini göstermektedir.

Kaynak: TÜİK

Yukarıdaki grafikte üretim modeline göre büyümeye en büyük katkının bir önceki çeyreğe göre %31,1 büyüyen sanayi sektörü ve %33,4 büyüyen hizmet sektöründen geldiğini görüyoruz. Sübvansiyonlar düşülmüş olarak ürünler üzerindeki vergiler ise bir önceki çeyreğe göre %8,7 artış sağladı. Vergi ertelemelerinin üçüncü çeyreğe ötelenmesinin söz konusu gelir artışında etkisi olduğunu hatırlatalım.

Aşağıdaki grafik ise üretime destek veren tüketim tarafındaki değişimleri gösteriyor. Yine turuncu çubuklar tüketim tarafında mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış olarak bir önceki çeyreğe göre değişimi, mavi çubuklar ise takvim etkisinden arındırılmış olarak bir önceki yılın aynı çeyreğine göre değişimi gösteriyor.

Kaynak: TÜİK

Yukarıdaki grafikten, mal ve hizmet ihracatının üçüncü çeyrekte bir önceki çeyreğe göre %30,1 artışının üretim tarafında hem sanayi hem de hizmet sektörünü desteklediğini anlıyoruz. Mal ve hizmet ihracatını ise çeyreklik bazda %27,6 yükselen mal ve hizmet ithalatının desteklediğini görüyoruz. Zira Türkiye’nin sanayi üretiminin ağırlıklı olarak ara mal ithalatına doğrudan bağımlı olduğunu hepimiz biliyoruz. Gayrisafi sabit sermaye oluşumundaki çeyreksel bazda %20,8’lik artış ise hem talebi karşılamak hem de stokları artırmak amacıyla yatırım harcamalarının da arttığını gösteriyor.

Ekim-Kasım-Aralık dönemini kapsayan 2020 yılı son çeyreğine ilişkin öncü göstergeler (ihracat, reel kesim güven endeksi, kapasite kullanımı, imalat sanayi PMI) Ekim-Kasım döneminde sanayi sektörünü dolayısıyla da GSYH büyümesini desteklediğine (Kasım ayında söz konusu destek kısmen vites düşürdü), kısıtlamaların tekrar gündeme gelmesiyle hizmet sektörünün (sektörel güven endeksleri, SAMEKS, turizm) GSYH büyümesini önceki çeyreğe göre aşağı çektiğine işaret ediyor.

Dr. Fulya Gürbüz

İmalat sektörünü ihracat siparişleri destekledi

Merkez Bankasının, Kasım ayında imalat sanayinde faaliyet gösteren 1708 işyerinden anket yoluyla oluşturduğu Reel Kesim Güven Endeksi (RKGE) verilerine göre endeks Kasım ayında bir önceki aya göre 4,2 puan azalışla 103,9 seviyesinde gerçekleşti. Endeksin 100 seviyesi üzerindeki değerler imalat sektöründeki görünüme dair iyimser olunduğuna işaret ediyor. Yayınlanan raporda gerekçeler şöyle sıralanmış:

“… sabit sermaye yatırım harcaması ve mevcut toplam sipariş miktarına ilişkin değerlendirmeler endeksi artış yönünde etkilerken, gelecek üç aydaki ihracat sipariş miktarı, gelecek üç aydaki üretim hacmi, son üç aydaki toplam sipariş miktarı, mevcut mamul mal stoku, gelecek üç aydaki toplam istihdam ve genel gidişata ilişkin değerlendirmeler endeksi azalış yönünde etkilemiştir.”

Yukarıda yazılan değerlendirmeyi Merkez Bankası aşağıdaki tabloyla görsel olarak özetlemiş:

Kaynak: TCMB

Tablonun altında küçük puntoyla yazılan açıklamaya göre kısa oklar önceki aya göre değişimi, uzun oklar ise bir önceki yılın aynı ayına göre değişimi gösteriyor.

“Mevcut” duruma odaklandığımızda toplam siparişi oluşturan hem iç piyasa hem ihracat siparişlerinde önceki aya göre artış var. İhracat siparişlerindeki artışın sebebini dün IHS Markit tarafından açıklanan imalat sektörü Kasım ayı PMI ilk tahminlerini sunan Euro Bölgesi raporlarından okumuş ve değerlendirmelerimi paylaşmıştım. Raporlarda kaydedildiği üzere, ülke bazında en büyük ticaret ortağımız olan Almanya’nın imalat sektörü, Asya kaynaklı ihracat siparişlerinin etkisiyle Kasım ayında büyümesini sürdürdü. Almanya dahil, bölgesel olarak en büyük ticaret ortağımız olan Euro Bölgesi genelinde imalat sektörleri Kasım ayında büyümeye devam etse de Ekim ayına göre hafif bir vites düşüklüğü var. Tekrar edeyim, en büyük ticaret ortaklarımızın imalat sektöründeki iyileşme Türkiye’nin ihracat hacmini, dolayısıyla da imalat sektörünü olumlu etkiliyor.

Benzer şekilde, Türkiye’nin ihracatının hızlanma gösterdiği İngiltere’de imalat sektörü PMI ilk tahminleri de sektörde ihracat desteğiyle büyümenin Kasım ayında sürdüğüne işaret etti. Aşağıdaki grafik ağırlıklı olarak ihracat siparişlerinin (kırmızı çizgi) imalat sektörünü desteklediğini gösteriyor. Ek olarak, mal stoklarında kaydedilen mevcut artışın ve yatırım harcamalarındaki artış beklentilerinin mevcut durumda yurt içi siparişlerini de olumlu etkilediğini anlıyorum.

Kaynak: TCMB

İmalat sektöründe aktivitenin canlı kalmasına bağlı olarak, imalat sektörü kapasite kullanım oranı da Kasım ayında önceki aya göre 0,4 puan artışla %75,8 seviyesine yükseldi.

Mevcut veriler, Kasım ayında Türkiye’nin ihracat performansının Ekim ayına göre bir miktar zayıflasa da rotasını koruduğuna işaret ediyor.

İmalat sektörü PMI verilerinin, ülkenin sanayi üretimi ve GSYH performansını doğrudan etkileyen önemli bir veri olduğunu hatırlatmak isterim.

Dr. Fulya Gürbüz

Ekim ayında sanayi sektöründe vites düşüş sinyali

Bileşik Endeks Ekim ayında daralma bölgesinde kalmaya devam etti

Her ay sonunda MÜSİAD hizmet ve sanayi sektörlerini kapsayan anket sonuçlarını SAMEKS endeksleri olarak yayınlıyor. Her iki sektörün bileşiminden oluşan mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış SAMEKS Bileşik Endeksi Ekim 2020’de bir önceki aya göre 0,5 puan azalarak 49,6 değerine geriledi. Endeksin 50 seviyesinin altındaki değerler sektörün önceki aya göre daraldığını, 50 üzerindeki değerler ise önceki aya göre büyümeyi gösteriyor.

Kaynak: MÜSİAD

Sanayi üretimindeki düşüş SAMEKS Bileşik Endeksi aşağı çekti

Bileşik Endeksin Ekim ayında önceki aya göre gerilemesinin ana sebebi sanayi sektöründeki önceki aya göre daralma . Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış SAMEKS Sanayi Sektörü Endeksi, Ekim ayında önceki aya göre 1,9 puan azalışla 48,1 seviyesine geriledi. Böylece, SAMEKS Sanayi Endeksi 2020 yılı üçüncü çeyreğinde ortalama 52,0 değeri ile sektörde büyüme ortaya koyarken dördüncü çeyreğe daralmayla girdi. Ekim ayında sanayi sektöründe satın alımlar, stoklar ve istihdamda büyüme devam ederken üretim ve yeni siparişler düştü. Geçen hafta açıklanan, imalat sektörü üreticilerini kapsayan Reel Kesim Güven Endeksinde Ekim ayında stok ve yatırım harcamalarında önceki aya göre büyüme kaydedilmişti.

Kaynak: MÜSİAD

Ağustos ve Eylül aylarında daralma yaşayan SAMEKS Hizmet Endeksi ise Ekim ayında önceki aya göre 0,8 puan artışla 48,5 puan değeri alarak sektörde daralmanın zayıflasa da devam ettiğini gösterdi.

Ekim ayı dış ticaret verileri sanayi üretimine ilişkin net bilgi verecek

Türk lirasında devam eden değer kaybı, imalat sektörünü kapsayan SAMEKS ve RKGE anket sonuçları ve geçen hafta açıklanan Ekim ayı Almanya imalat sektörü PMI verisinden gelen ihracat ve üretim artışı sinyalleri beraber değerlendirildiğinde özellikle Avrupa kaynaklı olarak pandeminin ikinci dalgasının tedarik zincirini bozma ihtimaline karşılık Türkiye’de imalatçıların Ekim ayında yatırım harcamalarına ağırlık verip stok biriktirdiğini, ihracatın ise sanayi üretimini kısmen de olsa desteklediğini tahmin ediyorum. Tahminimde yanılıp yanılmadığımı gelecek hafta Ticaret Bakanlığı ve TİM tarafından açıklanacak olan Ekim ayı dış ticaret verileri gösterecek.

Dr. Fulya Gürbüz

Cari işlemler açığının ilacı Türk lirasına güvende

Merkez Bankası Ağustos ayı ödemeler dengesi verilerini açıkladı. Türkiye’deki yerleşiklerin yurt dışı yerleşikler ile yaptığı ekonomik faaliyetler sonucunda Ağustos ayında 4,6 milyar dolar cari işlemler açığı kaydedildi. Diğer bir ifadeyle, Ağustos ayında yurt dışı yerleşiklerle yapılan ekonomik faaliyetlerin etkisiyle nette 4,6 milyar dolar gider kaydedildi. Temmuz ayında cari işlemler açığı 1,9 milyar dolar seviyesindeydi. Son veriyle birlikte, Ocak – Ağustos döneminde toplam 26,5 milyar dolar cari işlemler açığı kaydedilmiş oldu.

Kaynak: TCMB, TDM

Ağustos ayında kaydedilen 4,6 milyar dolar net gider oluşumunun sebeplerini “Ödemeler Dengesi” raporunun alt kalemlerindeki gelişmeleri inceleyerek özetleyelim:

. Ağustos ayında ihracat ile ithalat arasındaki farkı ifade eden dış ticaret açığından dolayı Türkiye’den yurt dışına 5,3 milyar dolar ödeme yapıldı. Diğer bir anlatımla, yurt dışına yapılan ihracat miktarından 5,3 milyar dolar daha fazlası tutarında Türkiye’ye ithal girişi oldu.

. Hizmet tarafında ise “Seyahat” gelirlerinde 1,1 milyar dolar net gelir elde edilmesine bağlı olarak Mal ve Hizmet Dengesindeki açık 5,3 milyar dolardan 4,3 milyar dolara gerilemiş oldu.

. Diğer gelir ve gider farklarını da dikkate aldığımızda cari işlemler dengesi Ağustos ayında 4 milyar 631 milyon dolar açık vermiş oldu.

Peki, söz konusu 4,6 milyar dolarlık cari işlemler açığı Ağustos ayında finanse edilebildi mi?

HAYIR. Ödemeler Dengesi raporunda “Finans Hesabı” Ağustos ayında 117 milyon dolar olarak gözükmektedir. Finans hesabının bakiyesi net finansal varlık edinimi eksi net yükümlülük oluşumu olarak gösterilmektedir. Dolayısıyla, eksi (artı) bakiye net girişe (çıkışa) işaret etmektedir. Bu açıklamaya göre, Ağustos ayında nette 117 milyon dolar finans hesabından çıkış yaşandığını anlıyoruz. Detayları sıralayalım:

. Uzun vadeli yatırımları ifade eden “Doğrudan Yatırımlardan” Ağustos ayında nette 374 milyon dolar giriş sağlandı. Alt dağılımını incelediğimizde, yurt içi yerleşikler Ağustos ayında yurt dışına 161 milyon dolarlık doğrudan yatırım yaparken, yurt dışı yerleşikler aynı dönem Türkiye’de 536 milyon dolarlık doğrudan yatırım gerçekleştirdiler. Yurt dışı yerleşiklerin Türkiye’ye yaptığı yatırımlar Türkiye’nin yükümlülüğü, yurt içi yerleşiklerin yurt dışına yaptığı yatırımlar ise Türkiye’nin alacağı sayılıyor.

. Ağustos ayında “Portföy Yatırımlarından” 1 milyar 973 milyon dolar çıkış oldu. Alt detaylarda, yurt içi yerleşikler yurt dışı piyasalardan 717 milyon dolar kısa vadeli portföy edinimi sağlarken yurt dışı yerleşikler Türkiye’deki portföy yatırımlarını 1 milyar 256 milyon dolar azalttı.

. Efektif ve Mevduatlar, Krediler ve Ticari Kredilerden oluşan “Diğer Yatırımlar” kaleminde ise Ağustos ayında 1 milyar 482 milyon dolar net giriş kaydedildi. Efektif ve Mevduatlara Ağustos ayında 784 milyon dolar giriş olurken, Krediler için nette 775 milyon dolar çıkış, Ticari Kredilerde ise ithalat kaynaklı olarak 1 milyar 464 milyon dolar net borçlanma gerçekleştirildi.

Yukarıdaki üç maddedeki veriler alt alta toplandığında Finans Hesabından Ağustos ayında 117 milyon dolar net çıkış olduğunu buluyoruz.

Eksi (-) 4 milyar 631 milyon dolar olan Cari İşlemler Hesabı ve eksi (-) 9 milyon dolar olan Sermaye Hesabı toplamına 117 milyon dolarlık Finans Hesabından çıkış tutarını eklediğimizde Ödemeler Dengesi Raporunda yer alan üç ana kalemin toplamı olan eksi (-) 4 milyar 757 milyon dolar büyüklüğüne ulaşıyoruz.

Yine Ödemeler Dengesi tablosunda yer aldığı üzere, Ağustos ayında “Rezerv Varlıklar” kaleminden 7 milyar 602 milyon dolar net çıkış yaşandı. Rezerv Varlıklardaki söz konusu net çıkıştan (Cari İşlemler Hesabı + Sermaye Hesabı + Finans Hesabı) toplamını veren eksi (-) 4 milyar 757 milyon doları çıkardığımızda Ödemeler Dengesi Tablosunda yer alan “Net Hata Noksan” değerine (-2 milyar 845 milyon dolar) ulaşıyoruz. Merkez Bankası “…verilerin değişik kaynaklardan elde edilmesi, değerleme, ölçme ve kayıt zamanı farklılıkları yaratmakta…” olmasından dolayı Net Hata ve Noksan kaleminin oluştuğunu ifade ediyor.

Dolayısıyla, Cari İşlemler Hesabı, Sermaye Hesabı, net Finans Hesabı değişimi ve Net Hata Noksan kalemlerinin toplamı Rezerv Varlıklardaki net değişime eşit oluyor.

Eylül ve Ekim aylarına ait veriler Ödemeler Dengesine yönelik ne söylüyor?

Ticaret Bakanlığı verilerine göre Eylül ayında dış ticaret açığı 4,88 milyar dolar seviyesine geriledi. Dolayısıyla dış ticaret açığındaki düşüş, cari işlemler açığında önceki aya göre düşüş etkisi yaratacak.

Ekim ayında ise Hazine’nin 2,5 milyar dolarlık tahvil yoluyla dış borçlanma gerçekleştirmesi, cari işlemler dengesinde eş değer miktarda iyileştirici bir etki yapacak.

Ödemeler Dengesi tablosunda hangi riskler göze çarpıyor?

Kovid-19 kaynaklı olarak turizm gelirlerinde toparlanma olasılığının düşük olması, düşük performanslı ihracat hacmi, kış aylarıyla birlikte artacak olan enerji ihtiyacı, jeopolitik riskler ve Türk lirasına olan güvensizlik Rezerv Varlıklara yönelik risklerin artmasında etkili oluyor. Rezerv Varlıklardaki azalmalar ise Türk lirası üzerindeki baskıyı artırarak kısır bir döngü içinde sıkışıp kalınmasına sebep oluyor. Kısacası cari işlemler açığındaki artışın önünü kesebilecek en önemli kriter güven ortamının kalıcı olarak sağlanması.

Dr. Fulya Gürbüz

Dış ticaret endeksleri, sanayi ve perakende satışlarda iyileşme işareti verdi

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre; ihracat miktar endeksi Haziran 2020’de önceki aya göre %18,8 artışla 147,0, ithalat miktar endeksi de %7,6 artışla 121,9 seviyelerine yükseldi.

Kaynak: TÜİK

TÜİK’in yayınladığı dış ticaret endeksleri sadece mal ticaretini kapsamakta, hizmet ticaretini hariç tutmaktadır. Endekslerin baz yılı 2010 yılıdır ve başlangıç değeri 100’dür. Dolayısıyla, ihracat ve ithalat miktar endekslerinin Haziran ayında 100 değerinin üzerinde olması ihracat ve ithalat miktarlarının 2010 yılı değerlerinin üzerinde olduğunu gösteriyor. Ancak bu değerler ortalama değerler. Tüm mal grubunda aynı tablo var mı inceleyelim.

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış tüketim, hammadde ve yatırım ihracatı endeksleri Haziran ayında sırasıyla 147,1, 146,6 ve 153,0 değerlerini aldı. Endeksler 2010 yılı başlangıcından bugüne 100 seviyesinin üzerinde seyrediyor. Bunun anlamı, ihracat malları miktar endeksi baz yılı olan 2010 seviyesinin altına gerilememiştir.

İthalat tarafında ise tüketim, yatırım ve hammadde ithalat miktar endeksleri Haziran ayında 78,5, 88,0 ve 134,7 seviyelerinde bulunuyor. İhracat malları üretiminin ana girdisi olan hammadde malları ithalatı Temmuz 2010’dan bu yana 2010 seviyesinin üzerinde seyrediyor. Öte yandan tüketim malları ithalatı Ağustos 2018’den bu yana, yatırım malları ithalatı da Nisan 2020’den bu yana aralıksız 100 seviyesinin altında seyrediyor. Bunun da anlamı tüketim ve yatırım malları ithalatı miktar olarak 2010 yılının gerisinde seyrediyor.

İhracat birim değer endeksinin ithalat birim değer endeksine bölünüp çıkan sonucun 100 ile çarpılmasıyla elde edilen dış ticaret haddi ise Haziran ayında 109,95 seviyesinde bulunuyor. Aralık 2018’den bu yana endeks 100 seviyesinin üzerinde bulunuyor. Dış ticaret haddinin 100 seviyesinin üzerinde olması birim başına ihracat fiyatının birim başına ithalat fiyatından fazla olması demektir.

Kaynak: TÜİK

Yarın Haziran ayı sanayi üretimi ve perakende satış endeksleri açıklanacak. Dış ticaret endekslerindeki artışa benzer olarak reel kesim güveni ve SAMEKS sanayi endeksleri de Haziran ayında önceki aya göre artış kaydetmişti. Bu öncü veriler, sanayi üretimi endeksinin de Haziran ayında önceki aya göre yükseleceğine işaret ediyor. Sanayi üretimiyle yakın eğilim gösteren perakende satış endeksinde de Haziran ayında önceki aya göre iyileşme ihtimali var.

Dr. Fulya Gürbüz

Sanayi üretimi ve perakende satışlar Mart ayında önceki aya göre sert düştü, Nisan ayında daha kötüsünü göreceğiz

Mart ayı sanayi üretimi ve perakende satış endeksleri açıklandı. Sanayi üretimi endeksi Mart ayında önceki aya göre %7,1, perakende satış endeksi ise %8,1 geriledi. Aşağıdaki grafikte de görüleceği üzere her iki endeks beraber hareket ediyor.

Şaşırmamak gerekir zira Mart ayı SAMEKS ve reel kesim güven endeksi verilerinden siparişler ve üretimde düşüş sinyali gelmişti. İhracat dahil Nisan ayı verileri talep ve üretimde çok sert düşüşe işaret ediyor.

Peki, Mart ayında hangi ürünlere talep oldu?

Aşağıdaki grafiği TÜİK’in perakende satış raporundan aldım. Önceki aya göre sadece gıda, içecek ve tütün talebinde artış olduğunu görüyoruz.

Talepteki azalış, sanayi üretimini nasıl etkiledi?

Sanayi üretimindeki tüm alt gruplar Mart ayında önceki aya göre daralma kaydetti.

Her iki veri bize ne söylüyor?

İzolasyonun başladığı Mart ayında hanehalkının, başlıca temel ihtiyacı olan gıda ve içecek harcamalarının dışında diğer tüm harcamalarında kısıntıya gittiğini, ihracattaki düşüşle birlikte sanayi sektöründe üretim ve yatırım harcamalarının daraldığını anlıyoruz.

Yukarıda ekonomi okuryazarlığını pratik ettik. Bu veriler finansal okuryazarlıkla ilgili ne söylüyor? Yatırımlar konusunda hangi ipuçlarını alıyoruz? Dayanıklı tüketim malı ve sermaye malı imalatındaki önceki aya göre sert düşüş örneğin hisse senetleri piyasasında seçimlerinizi nasıl etkiler? Hangi sektörler avantajlı, hangileri değil? Yüksek teknoloji ürünler imalatındaki sert düşüşün anlamı ne? Talepteki azalmalar şirketlerin karar alımlarını nasıl etkiliyor? Tehditler fırsata dönüştürülebilinir mi? Demem o ki, finansal okuryazarlık ile ekonomi okuryazarlığı birbirlerinden ayrı pratikler değil aksine birbirlerini destekleyici pratiklerdir. Yani, finansal kararlar ekonomiyi doğrudan etkilerken, ekonomik ortamdaki değişiklikler de finansal kararları doğrudan etkiliyor.

Dr. Fulya Gürbüz

Reel sektörde moraller giderek bozuluyor

Merkez Bankasının yayınladığı reel kesim güven endeksi (RKGE) Nisan ayında önceki aya göre 32,9 puan azalarak 66,8 seviyesine geriledi. TÜİK’in açıkladığı imalat sektörü kapasite kullanım oranı da Nisan ayında bir önceki aya göre 13,7 puan azalışla %61,6 seviyesine gerilemişti. simditahmin.com’a göre 2020 yılı Ocak-Mart dönemi öncü göstergeleri GSYH’de çeyrek bazda %3,9, yıllık bazda %7,9 büyümeye işaret ediyor. Nisan ayı öncü göstergeleri ise ikinci çeyrekte büyümenin önceki çeyreğe göre %1 üzerinde daralmaya işaret ediyor.

Gelelim Nisan ayı RKGE detaylarına. Grafik ve tablolar Merkez Bankasının ilgili raporundan alınmıştır.

Aşağıdaki tablo Nisan ayı anket sonuçlarına göre son üç ay, mevcut durum ile gelecek üç ayda üretim, sipariş ve istihdamda kötüleşmeyi özetliyor:

. Son üç aya yönelik değerlendirmelerde, üretim hacmi ve ihracat sipariş miktarındaki azalış güçlenerek arttı. Önceki ay artan iç piyasa sipariş miktarı ise azalışa geçti.

. Mevcut toplam siparişler mevsim normallerinin altında seyretmeye devam ediyor.

. Mevcut mamul mal stokları zayıflayarak da olsa mevsim normallerinin üzerinde.

. Gelecek üç aya yönelik değerlendirmelerde; üretim hacmi, iç piyasa sipariş miktarı ve ihracat sipariş miktarında azalış bekleyenler ağırlıkta.

. Gelecek üç aydaki istihdama ilişkin artış yönlü beklentiler azalış bekleyenler lehine döndü.

. Gelecek on iki aydaki sabit sermaye yatırım harcamasına ilişkin azalış yönlü beklentiler güçlendi.

. Ortalama birim maliyetlerde zayıflama, gelecek üç ayda artış olacağını bekleyenler lehine olan seyirde güçlenme var.

. Gelecek üç aydaki satış fiyatına ilişkin beklentiler düşüş lehine döndü.

. Gelecek on iki aylık dönem sonu itibarıyla yıllık ÜFE beklentisi bir önceki aya göre 0,3 puan artarak %13,5 oldu.

. 2020 yılı Nisan ayında, ankete katılan işyerlerinin %26,4’ü üretimlerini kısıtlayan faktör bulunmadığını, %25,4’ü talep yetersizliğinin üretimlerini kısıtlayan en önemli faktör olduğunu belirtirken, onu sırasıyla diğer faktörler, hammadde ekipman yetersizliği, mali imkansızlıklar ve işgücü yetersizliği izliyor. Üretimlerini diğer faktörlerin kısıtladığını bildiren işyerlerinin %69,2’si bu faktörlerin “Covid-19 Koronavirüs Salgını” ile ilgili olduğunu belirtiyor.

. Reel sektörün son üç ayda yurt içi piyasalardaki rekabet gücü azalış bildirenler lehine döndü. Avrupa Birliği içindeki ve dışındaki yurt dışı piyasalardaki rekabet gücüne ilişkin azalış yönlü değerlendirmeler güçlenerek devam etti.

. İçinde bulunduğu sanayi dalındaki genel gidişat konusunda, bir önceki aya kıyasla daha iyimser olduğunu belirtenlerin oranı %3,2’ye, aynı kaldığını belirtenlerin oranı %36,1’e geriledi, daha kötümser olduğunu belirtenlerin oranı %60,7’ye yükseldi.

Dr. Fulya Gürbüz

Hazine, Şubat ayındaki 4 milyar dolarlık eurobond ihracıyla ödemeler dengesini destekledi

Hafta başında ekonomik gündemle ilgili beklentilerimi yazarken Şubat ayında cari işlemler dengesinin kabaca dış ticaret, turizm, yabancı yatırımcıların hisse senedi ve tahvil/bono stoklarını baz alarak 4 milyar dolar açık vereceğini tahmin etmiştim. Merkez Bankası verilerine göre cari işlemler dengesi Şubat ayında 1,23 milyar dolar açık verdi. Nerede hata yaptım? Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın Şubat ayında ihraç ettiği 4 milyar dolarlık eurobond tutarını dikkate almamışım. Kendime ders: “Uykusuzluğa yenilme”.

Dersimi aldığıma göre Şubat ayı cari işlemler dengesi verilerini inceleyelim:

TCMB tanımına göre cari işlemler hesabı bir ekonomide yerleşik kişilerin diğer ekonomilerde yerleşik kişiler (yurt dışında yerleşikler) ile belli bir dönem içinde yapmış oldukları ekonomik işlemleri gösteriyor. Buna göre;

. Dış ticaret dengesi açık verdi (- 1,9 milyar dolar)
. Taşımacılık dengesi (+ 1,0 milyar dolar)
. Seyahat dengesi (+ 0,9 milyar dolar)
. Ücret ödemeleri (- 0,7 milyar dolar)
. Yatırım dengesi açık verdi (- 0,6 milyar dolar)

Yukarıdaki beş ana kalemi topladığımızda cari işlemler dengesinin Şubat ayında kabaca 1,3 milyar dolar açık verdiğini hesaplıyoruz. TCMB’nin açıkladığı cari açık rakamı ise 1,23 milyar dolar.
Bakalım 1,23 milyar dolarlık cari açık Şubat ayında nasıl finanse edilmiş:

. Doğrudan yatırımlar açık verdi (- 0,3 milyar dolar)
. Portföy yatırımları açık verdi (- 0,4 milyar dolar)
. Efektif ve mevduatlar açık verdi (- 4,1 milyar dolar)
. Krediler (+ 0,5 milyar dolar)
. Ticari krediler (+ 1,2 milyar dolar)
. Rezerv varlıklar (+ 3,0 milyar dolar)

Yukarıdaki altı kalemi topladığımızda -0,1 milyar dolara ulaşıyoruz.

Dolayısıyla 1,23 milyar dolarlık cari işlemler açığına, finans hesabından bir katkı gelmemiş. Ancak söz konusu açık kapanmış. Nasıl mı? Ödemeler dengesinde yer alan ve nereden geldiği bilinmediği için “Net Hata Noksan” olarak adlandırılan 1,1 milyar dolarlık kalemden.

TİM verilerine göre Mart ayında ihracatın 1 milyar dolar azaldığını görüyoruz. Mart ayı PMI verileri yeni ihracat siparişlerinin yurt içi siparişlere göre daha sert azaldığını ortaya koymuştu. İthalattaki azalmanın büyüklüğü, dış ticaret açığının cari işlemler dengesi üzerindeki etkisini belirleyecek.

Dr. Fulya Gürbüz