Cari işlemler açığının ilacı Türk lirasına güvende

Merkez Bankası Ağustos ayı ödemeler dengesi verilerini açıkladı. Türkiye’deki yerleşiklerin yurt dışı yerleşikler ile yaptığı ekonomik faaliyetler sonucunda Ağustos ayında 4,6 milyar dolar cari işlemler açığı kaydedildi. Diğer bir ifadeyle, Ağustos ayında yurt dışı yerleşiklerle yapılan ekonomik faaliyetlerin etkisiyle nette 4,6 milyar dolar gider kaydedildi. Temmuz ayında cari işlemler açığı 1,9 milyar dolar seviyesindeydi. Son veriyle birlikte, Ocak – Ağustos döneminde toplam 26,5 milyar dolar cari işlemler açığı kaydedilmiş oldu.

Kaynak: TCMB, TDM

Ağustos ayında kaydedilen 4,6 milyar dolar net gider oluşumunun sebeplerini “Ödemeler Dengesi” raporunun alt kalemlerindeki gelişmeleri inceleyerek özetleyelim:

. Ağustos ayında ihracat ile ithalat arasındaki farkı ifade eden dış ticaret açığından dolayı Türkiye’den yurt dışına 5,3 milyar dolar ödeme yapıldı. Diğer bir anlatımla, yurt dışına yapılan ihracat miktarından 5,3 milyar dolar daha fazlası tutarında Türkiye’ye ithal girişi oldu.

. Hizmet tarafında ise “Seyahat” gelirlerinde 1,1 milyar dolar net gelir elde edilmesine bağlı olarak Mal ve Hizmet Dengesindeki açık 5,3 milyar dolardan 4,3 milyar dolara gerilemiş oldu.

. Diğer gelir ve gider farklarını da dikkate aldığımızda cari işlemler dengesi Ağustos ayında 4 milyar 631 milyon dolar açık vermiş oldu.

Peki, söz konusu 4,6 milyar dolarlık cari işlemler açığı Ağustos ayında finanse edilebildi mi?

HAYIR. Ödemeler Dengesi raporunda “Finans Hesabı” Ağustos ayında 117 milyon dolar olarak gözükmektedir. Finans hesabının bakiyesi net finansal varlık edinimi eksi net yükümlülük oluşumu olarak gösterilmektedir. Dolayısıyla, eksi (artı) bakiye net girişe (çıkışa) işaret etmektedir. Bu açıklamaya göre, Ağustos ayında nette 117 milyon dolar finans hesabından çıkış yaşandığını anlıyoruz. Detayları sıralayalım:

. Uzun vadeli yatırımları ifade eden “Doğrudan Yatırımlardan” Ağustos ayında nette 374 milyon dolar giriş sağlandı. Alt dağılımını incelediğimizde, yurt içi yerleşikler Ağustos ayında yurt dışına 161 milyon dolarlık doğrudan yatırım yaparken, yurt dışı yerleşikler aynı dönem Türkiye’de 536 milyon dolarlık doğrudan yatırım gerçekleştirdiler. Yurt dışı yerleşiklerin Türkiye’ye yaptığı yatırımlar Türkiye’nin yükümlülüğü, yurt içi yerleşiklerin yurt dışına yaptığı yatırımlar ise Türkiye’nin alacağı sayılıyor.

. Ağustos ayında “Portföy Yatırımlarından” 1 milyar 973 milyon dolar çıkış oldu. Alt detaylarda, yurt içi yerleşikler yurt dışı piyasalardan 717 milyon dolar kısa vadeli portföy edinimi sağlarken yurt dışı yerleşikler Türkiye’deki portföy yatırımlarını 1 milyar 256 milyon dolar azalttı.

. Efektif ve Mevduatlar, Krediler ve Ticari Kredilerden oluşan “Diğer Yatırımlar” kaleminde ise Ağustos ayında 1 milyar 482 milyon dolar net giriş kaydedildi. Efektif ve Mevduatlara Ağustos ayında 784 milyon dolar giriş olurken, Krediler için nette 775 milyon dolar çıkış, Ticari Kredilerde ise ithalat kaynaklı olarak 1 milyar 464 milyon dolar net borçlanma gerçekleştirildi.

Yukarıdaki üç maddedeki veriler alt alta toplandığında Finans Hesabından Ağustos ayında 117 milyon dolar net çıkış olduğunu buluyoruz.

Eksi (-) 4 milyar 631 milyon dolar olan Cari İşlemler Hesabı ve eksi (-) 9 milyon dolar olan Sermaye Hesabı toplamına 117 milyon dolarlık Finans Hesabından çıkış tutarını eklediğimizde Ödemeler Dengesi Raporunda yer alan üç ana kalemin toplamı olan eksi (-) 4 milyar 757 milyon dolar büyüklüğüne ulaşıyoruz.

Yine Ödemeler Dengesi tablosunda yer aldığı üzere, Ağustos ayında “Rezerv Varlıklar” kaleminden 7 milyar 602 milyon dolar net çıkış yaşandı. Rezerv Varlıklardaki söz konusu net çıkıştan (Cari İşlemler Hesabı + Sermaye Hesabı + Finans Hesabı) toplamını veren eksi (-) 4 milyar 757 milyon doları çıkardığımızda Ödemeler Dengesi Tablosunda yer alan “Net Hata Noksan” değerine (-2 milyar 845 milyon dolar) ulaşıyoruz. Merkez Bankası “…verilerin değişik kaynaklardan elde edilmesi, değerleme, ölçme ve kayıt zamanı farklılıkları yaratmakta…” olmasından dolayı Net Hata ve Noksan kaleminin oluştuğunu ifade ediyor.

Dolayısıyla, Cari İşlemler Hesabı, Sermaye Hesabı, net Finans Hesabı değişimi ve Net Hata Noksan kalemlerinin toplamı Rezerv Varlıklardaki net değişime eşit oluyor.

Eylül ve Ekim aylarına ait veriler Ödemeler Dengesine yönelik ne söylüyor?

Ticaret Bakanlığı verilerine göre Eylül ayında dış ticaret açığı 4,88 milyar dolar seviyesine geriledi. Dolayısıyla dış ticaret açığındaki düşüş, cari işlemler açığında önceki aya göre düşüş etkisi yaratacak.

Ekim ayında ise Hazine’nin 2,5 milyar dolarlık tahvil yoluyla dış borçlanma gerçekleştirmesi, cari işlemler dengesinde eş değer miktarda iyileştirici bir etki yapacak.

Ödemeler Dengesi tablosunda hangi riskler göze çarpıyor?

Kovid-19 kaynaklı olarak turizm gelirlerinde toparlanma olasılığının düşük olması, düşük performanslı ihracat hacmi, kış aylarıyla birlikte artacak olan enerji ihtiyacı, jeopolitik riskler ve Türk lirasına olan güvensizlik Rezerv Varlıklara yönelik risklerin artmasında etkili oluyor. Rezerv Varlıklardaki azalmalar ise Türk lirası üzerindeki baskıyı artırarak kısır bir döngü içinde sıkışıp kalınmasına sebep oluyor. Kısacası cari işlemler açığındaki artışın önünü kesebilecek en önemli kriter güven ortamının kalıcı olarak sağlanması.

Dr. Fulya Gürbüz

Dış ticaret endeksleri, sanayi ve perakende satışlarda iyileşme işareti verdi

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre; ihracat miktar endeksi Haziran 2020’de önceki aya göre %18,8 artışla 147,0, ithalat miktar endeksi de %7,6 artışla 121,9 seviyelerine yükseldi.

Kaynak: TÜİK

TÜİK’in yayınladığı dış ticaret endeksleri sadece mal ticaretini kapsamakta, hizmet ticaretini hariç tutmaktadır. Endekslerin baz yılı 2010 yılıdır ve başlangıç değeri 100’dür. Dolayısıyla, ihracat ve ithalat miktar endekslerinin Haziran ayında 100 değerinin üzerinde olması ihracat ve ithalat miktarlarının 2010 yılı değerlerinin üzerinde olduğunu gösteriyor. Ancak bu değerler ortalama değerler. Tüm mal grubunda aynı tablo var mı inceleyelim.

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış tüketim, hammadde ve yatırım ihracatı endeksleri Haziran ayında sırasıyla 147,1, 146,6 ve 153,0 değerlerini aldı. Endeksler 2010 yılı başlangıcından bugüne 100 seviyesinin üzerinde seyrediyor. Bunun anlamı, ihracat malları miktar endeksi baz yılı olan 2010 seviyesinin altına gerilememiştir.

İthalat tarafında ise tüketim, yatırım ve hammadde ithalat miktar endeksleri Haziran ayında 78,5, 88,0 ve 134,7 seviyelerinde bulunuyor. İhracat malları üretiminin ana girdisi olan hammadde malları ithalatı Temmuz 2010’dan bu yana 2010 seviyesinin üzerinde seyrediyor. Öte yandan tüketim malları ithalatı Ağustos 2018’den bu yana, yatırım malları ithalatı da Nisan 2020’den bu yana aralıksız 100 seviyesinin altında seyrediyor. Bunun da anlamı tüketim ve yatırım malları ithalatı miktar olarak 2010 yılının gerisinde seyrediyor.

İhracat birim değer endeksinin ithalat birim değer endeksine bölünüp çıkan sonucun 100 ile çarpılmasıyla elde edilen dış ticaret haddi ise Haziran ayında 109,95 seviyesinde bulunuyor. Aralık 2018’den bu yana endeks 100 seviyesinin üzerinde bulunuyor. Dış ticaret haddinin 100 seviyesinin üzerinde olması birim başına ihracat fiyatının birim başına ithalat fiyatından fazla olması demektir.

Kaynak: TÜİK

Yarın Haziran ayı sanayi üretimi ve perakende satış endeksleri açıklanacak. Dış ticaret endekslerindeki artışa benzer olarak reel kesim güveni ve SAMEKS sanayi endeksleri de Haziran ayında önceki aya göre artış kaydetmişti. Bu öncü veriler, sanayi üretimi endeksinin de Haziran ayında önceki aya göre yükseleceğine işaret ediyor. Sanayi üretimiyle yakın eğilim gösteren perakende satış endeksinde de Haziran ayında önceki aya göre iyileşme ihtimali var.

Dr. Fulya Gürbüz

Sanayi üretimi ve perakende satışlar Mart ayında önceki aya göre sert düştü, Nisan ayında daha kötüsünü göreceğiz

Mart ayı sanayi üretimi ve perakende satış endeksleri açıklandı. Sanayi üretimi endeksi Mart ayında önceki aya göre %7,1, perakende satış endeksi ise %8,1 geriledi. Aşağıdaki grafikte de görüleceği üzere her iki endeks beraber hareket ediyor.

Şaşırmamak gerekir zira Mart ayı SAMEKS ve reel kesim güven endeksi verilerinden siparişler ve üretimde düşüş sinyali gelmişti. İhracat dahil Nisan ayı verileri talep ve üretimde çok sert düşüşe işaret ediyor.

Peki, Mart ayında hangi ürünlere talep oldu?

Aşağıdaki grafiği TÜİK’in perakende satış raporundan aldım. Önceki aya göre sadece gıda, içecek ve tütün talebinde artış olduğunu görüyoruz.

Talepteki azalış, sanayi üretimini nasıl etkiledi?

Sanayi üretimindeki tüm alt gruplar Mart ayında önceki aya göre daralma kaydetti.

Her iki veri bize ne söylüyor?

İzolasyonun başladığı Mart ayında hanehalkının, başlıca temel ihtiyacı olan gıda ve içecek harcamalarının dışında diğer tüm harcamalarında kısıntıya gittiğini, ihracattaki düşüşle birlikte sanayi sektöründe üretim ve yatırım harcamalarının daraldığını anlıyoruz.

Yukarıda ekonomi okuryazarlığını pratik ettik. Bu veriler finansal okuryazarlıkla ilgili ne söylüyor? Yatırımlar konusunda hangi ipuçlarını alıyoruz? Dayanıklı tüketim malı ve sermaye malı imalatındaki önceki aya göre sert düşüş örneğin hisse senetleri piyasasında seçimlerinizi nasıl etkiler? Hangi sektörler avantajlı, hangileri değil? Yüksek teknoloji ürünler imalatındaki sert düşüşün anlamı ne? Talepteki azalmalar şirketlerin karar alımlarını nasıl etkiliyor? Tehditler fırsata dönüştürülebilinir mi? Demem o ki, finansal okuryazarlık ile ekonomi okuryazarlığı birbirlerinden ayrı pratikler değil aksine birbirlerini destekleyici pratiklerdir. Yani, finansal kararlar ekonomiyi doğrudan etkilerken, ekonomik ortamdaki değişiklikler de finansal kararları doğrudan etkiliyor.

Dr. Fulya Gürbüz

Reel sektörde moraller giderek bozuluyor

Merkez Bankasının yayınladığı reel kesim güven endeksi (RKGE) Nisan ayında önceki aya göre 32,9 puan azalarak 66,8 seviyesine geriledi. TÜİK’in açıkladığı imalat sektörü kapasite kullanım oranı da Nisan ayında bir önceki aya göre 13,7 puan azalışla %61,6 seviyesine gerilemişti. simditahmin.com’a göre 2020 yılı Ocak-Mart dönemi öncü göstergeleri GSYH’de çeyrek bazda %3,9, yıllık bazda %7,9 büyümeye işaret ediyor. Nisan ayı öncü göstergeleri ise ikinci çeyrekte büyümenin önceki çeyreğe göre %1 üzerinde daralmaya işaret ediyor.

Gelelim Nisan ayı RKGE detaylarına. Grafik ve tablolar Merkez Bankasının ilgili raporundan alınmıştır.

Aşağıdaki tablo Nisan ayı anket sonuçlarına göre son üç ay, mevcut durum ile gelecek üç ayda üretim, sipariş ve istihdamda kötüleşmeyi özetliyor:

. Son üç aya yönelik değerlendirmelerde, üretim hacmi ve ihracat sipariş miktarındaki azalış güçlenerek arttı. Önceki ay artan iç piyasa sipariş miktarı ise azalışa geçti.

. Mevcut toplam siparişler mevsim normallerinin altında seyretmeye devam ediyor.

. Mevcut mamul mal stokları zayıflayarak da olsa mevsim normallerinin üzerinde.

. Gelecek üç aya yönelik değerlendirmelerde; üretim hacmi, iç piyasa sipariş miktarı ve ihracat sipariş miktarında azalış bekleyenler ağırlıkta.

. Gelecek üç aydaki istihdama ilişkin artış yönlü beklentiler azalış bekleyenler lehine döndü.

. Gelecek on iki aydaki sabit sermaye yatırım harcamasına ilişkin azalış yönlü beklentiler güçlendi.

. Ortalama birim maliyetlerde zayıflama, gelecek üç ayda artış olacağını bekleyenler lehine olan seyirde güçlenme var.

. Gelecek üç aydaki satış fiyatına ilişkin beklentiler düşüş lehine döndü.

. Gelecek on iki aylık dönem sonu itibarıyla yıllık ÜFE beklentisi bir önceki aya göre 0,3 puan artarak %13,5 oldu.

. 2020 yılı Nisan ayında, ankete katılan işyerlerinin %26,4’ü üretimlerini kısıtlayan faktör bulunmadığını, %25,4’ü talep yetersizliğinin üretimlerini kısıtlayan en önemli faktör olduğunu belirtirken, onu sırasıyla diğer faktörler, hammadde ekipman yetersizliği, mali imkansızlıklar ve işgücü yetersizliği izliyor. Üretimlerini diğer faktörlerin kısıtladığını bildiren işyerlerinin %69,2’si bu faktörlerin “Covid-19 Koronavirüs Salgını” ile ilgili olduğunu belirtiyor.

. Reel sektörün son üç ayda yurt içi piyasalardaki rekabet gücü azalış bildirenler lehine döndü. Avrupa Birliği içindeki ve dışındaki yurt dışı piyasalardaki rekabet gücüne ilişkin azalış yönlü değerlendirmeler güçlenerek devam etti.

. İçinde bulunduğu sanayi dalındaki genel gidişat konusunda, bir önceki aya kıyasla daha iyimser olduğunu belirtenlerin oranı %3,2’ye, aynı kaldığını belirtenlerin oranı %36,1’e geriledi, daha kötümser olduğunu belirtenlerin oranı %60,7’ye yükseldi.

Dr. Fulya Gürbüz

Hazine, Şubat ayındaki 4 milyar dolarlık eurobond ihracıyla ödemeler dengesini destekledi

Hafta başında ekonomik gündemle ilgili beklentilerimi yazarken Şubat ayında cari işlemler dengesinin kabaca dış ticaret, turizm, yabancı yatırımcıların hisse senedi ve tahvil/bono stoklarını baz alarak 4 milyar dolar açık vereceğini tahmin etmiştim. Merkez Bankası verilerine göre cari işlemler dengesi Şubat ayında 1,23 milyar dolar açık verdi. Nerede hata yaptım? Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın Şubat ayında ihraç ettiği 4 milyar dolarlık eurobond tutarını dikkate almamışım. Kendime ders: “Uykusuzluğa yenilme”.

Dersimi aldığıma göre Şubat ayı cari işlemler dengesi verilerini inceleyelim:

TCMB tanımına göre cari işlemler hesabı bir ekonomide yerleşik kişilerin diğer ekonomilerde yerleşik kişiler (yurt dışında yerleşikler) ile belli bir dönem içinde yapmış oldukları ekonomik işlemleri gösteriyor. Buna göre;

. Dış ticaret dengesi açık verdi (- 1,9 milyar dolar)
. Taşımacılık dengesi (+ 1,0 milyar dolar)
. Seyahat dengesi (+ 0,9 milyar dolar)
. Ücret ödemeleri (- 0,7 milyar dolar)
. Yatırım dengesi açık verdi (- 0,6 milyar dolar)

Yukarıdaki beş ana kalemi topladığımızda cari işlemler dengesinin Şubat ayında kabaca 1,3 milyar dolar açık verdiğini hesaplıyoruz. TCMB’nin açıkladığı cari açık rakamı ise 1,23 milyar dolar.
Bakalım 1,23 milyar dolarlık cari açık Şubat ayında nasıl finanse edilmiş:

. Doğrudan yatırımlar açık verdi (- 0,3 milyar dolar)
. Portföy yatırımları açık verdi (- 0,4 milyar dolar)
. Efektif ve mevduatlar açık verdi (- 4,1 milyar dolar)
. Krediler (+ 0,5 milyar dolar)
. Ticari krediler (+ 1,2 milyar dolar)
. Rezerv varlıklar (+ 3,0 milyar dolar)

Yukarıdaki altı kalemi topladığımızda -0,1 milyar dolara ulaşıyoruz.

Dolayısıyla 1,23 milyar dolarlık cari işlemler açığına, finans hesabından bir katkı gelmemiş. Ancak söz konusu açık kapanmış. Nasıl mı? Ödemeler dengesinde yer alan ve nereden geldiği bilinmediği için “Net Hata Noksan” olarak adlandırılan 1,1 milyar dolarlık kalemden.

TİM verilerine göre Mart ayında ihracatın 1 milyar dolar azaldığını görüyoruz. Mart ayı PMI verileri yeni ihracat siparişlerinin yurt içi siparişlere göre daha sert azaldığını ortaya koymuştu. İthalattaki azalmanın büyüklüğü, dış ticaret açığının cari işlemler dengesi üzerindeki etkisini belirleyecek.

Dr. Fulya Gürbüz

İhracatta güç kaybı henüz yok, iç talep daralıyor

Dış ticaret açığı Şubat ayında önceki aya göre %33 azaldı…

TÜİK verilerine göre, Şubat ayında ihracat bir önceki aya göre %0,3 düşüşle 14,65 milyar dolar, ithalat %8,2 düşüşle 17,63 milyar dolar olarak gerçekleşti. Böylece dış ticaret açığı bir önceki aya göre %33,8 düşüşle 2,98 milyar dolar seviyesine geriledi.

12-aylık toplamlar ihracatta istikrara, ithalatta yavaşlamayı doğruladı…

İhracatı, Şubat ayında tüketim mallarında %3’lük, yatırım mallarında %12’lik artış destekledi…

Şubat ayında hammadde ithalatındaki %10’luk düşüş iç talepteki daralmayı teyit etti…

İthalattaki gerileme sebebiyle azalan dış ticaret açığı ve reel kesim güven endeksindeki sert düşüşü dikkate aldığımızda Şubat ayında sanayi üretiminde sert bir düşüş göreceğiz…

Dr. Fulya Gürbüz

İmalat sektörü yatırım ve ara mallarında kapasitesini düşük tutarken, tüketim mallarındaki artış yavaşladı

Merkez Bankası verilerine göre 2020 yılı Şubat ayında reel kesim güven endeksi (RKGE), bir önceki aya göre 2,8 puan artarak 106,9 seviyesinde gerçekleşti. Mevsimsellikten arındırılmış reel kesim güven endeksi (RKGE-MA) bir önceki aya göre 0,3 puan artarak 106,7 oldu. Endeksin 100 üzerindeki değerleri anket katılımcılarının güveninde iyileşmeye, altındaki değerler ise kötümserliğe işaret ediyor. Endeks 2019 Ekim ayından bu yana yükseliş eğilimini koruyor.

Son üç aydaki ve mevcut durumdaki ihracat sipariş miktarlarındaki artış ile mevcut durumdaki iç piyasa siparişlerindeki artış RKGE’yi bir önceki aya göre yukarı taşıdı. Toplam sipariş miktarına ilişkin beklentilerdeki kötümserlik azalmaya devam etti. Söz konusu olumlu gelişmeler katılımcıların gelecek üç aya yönelik üretim, sipariş, istihdam, ortalama birim maliyet ve satış fiyatlarında bir önceki aya göre iyimserliklerinin artmasına sebep oldu.

Öte yandan son üç aylık dönemde üretim hacmi, iç piyasa sipariş miktarları ve ortalama maliyetlerde bir önceki aya göre iyimserliğin azaldığını görüyoruz.

Raporda yer aldığı üzere mevcut stopların mevsim normallerinin üzerinde olması endeksi olumsuz etkiledi.

Gelecek on iki aydaki sabit sermaye yatırım harcamasına ilişkin artış yönlü beklentiler ise güçlendi.

Merkez Bankasının yayınladığı bir diğer veri de imalat sektörü kapasite kullanım oranı (KKO) oldu. Şubat ayında KKO bir önceki aya göre 0,5 puan artarak %76,0 seviyesinde gerçekleşti. Mevsimsel etkilerden arındırılmış KKO, bir önceki aya göre 0,8 puan artarak %76,6 seviyesinde gerçekleşti.

Tüketim malları KKO bir önceki aya göre azalırken, ara mallar ve yatırım malları KKO artış kaydetti. Bu gelişmeler RKGE verilerini destekliyor. 2019 yılının son çeyreğinde tüketim malları KKO %75 seviyesinin üzerinde seyrederken Ocak-Şubat 2020 döneminde düşüş eğilimine girdi. Ara malları ve yatırım malları KKO ise son 5 yılın düşük seviyelerini koruyor.

Kaynak: TCMB, TDM

Son iki ay hariç tüketim malları KKO’larda son dönemde yaşanan iyileşme hem iç hem de dış talepteki artışı destekliyor. Ancak küresel büyümeye ilişkin beklentilerdeki bozulma yatırım ve ara mal üretimi KKO’larını 2014 sonu 2015 başı seviyelerine geriletmiş durumda. Dolayısıyla imalat sektöründe istikrarlı bir güven artışı sağlanana kadar -ki bu küresel ticaret ve jeopolitik gelişmelere bağlı- yatırım harcamaları ve ara mal üretiminde yatay yönlü seyrin devam etmesini bekliyoruz.

Dr. Fulya Gürbüz

İç talep destekli üretim artışı sürüyor

TÜİK 2019 yılı Aralık ayına ilişkin sanayi üretimi, perakende ticaret ve dış ticaret endekslerini yayınladı. Veriler birbirleriyle yakından ilişkili. Yani herhangi birisinde bir değişimi diğerlerinde de görebiliyoruz. Endekslerdeki seyri daha net anlayabilmek için takvim ve mevsim etkilerinden arındırılmış verileri dikkate alarak başlayalım.

Perakende satışlardaki hızlanma sanayi üretimini artırdı…

Perakende satışlar Aralık ayında bir önceki aya göre %1,1, bir önceki yılın aynı ayına göre %11 artış kaydetti. Gıda, içecek ve tütün satışlarında bir önceki aya göre %1, internet ve posta üzerinden satışlarda %2,5 oranlarında düşüş yaşandı. Önceki aya göre otomotiv yakıtı satışında %0,6, tıbbi ürünler ve kozmetikte %1,8, tekstil, giyim ve ayakkabıda %1,4, hırdavat, boya ve cam, elektrikli eşya ve mobilyada %5,4, bilgisayar, kitap ve iletişim aygıtlarında %2,1 artış kaydedildi.

Sanayi üretimi tarafında ise enerji üretiminde bir önceki aya göre %1,3 düşüş yaşanırken; dayanıklı tüketim malı imalatında %7,4, sermaye malı imalatında %3, ara malı imalatında %1,9, dayanıksız tüketim malı imalatında %1,4 artış yaşandı.

Dış ticaret endeksleri iç talepteki artışı destekledi…

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış ihracat miktar endeksi bir önceki aya göre %0,6, ithalat miktar endeksi ise %1,0 artış kaydetti.

Tüketim malları ihracatı önceki aya göre %2,2 azalırken, sermaye malları ihracatı %0,3, ara malları ihracatı %4,3 artış kaydetti.

İthalat tarafında ise tüketim malları ithalat miktarı önceki aya göre %6,0 artarken, ara mallar ithalatı %0,3, sermaye malları ithalatı %4,3 azaldı.

Dolayısıyla perakende satışlardaki %1,1’lik artışın bir kısmının ithal tüketim malları ile bir kısmının da yurt içinde üretilen tüketim malları ile karşılandığını anlıyoruz.

Sermaye malı üretimindeki artışın ise yurt dışı talepten ziyade yurt içi talebi karşılamak amacıyla reel sektörün sermaye yatırımlarını artırmakta etkisi olduğunu düşünüyoruz.

Ara malı imalatındaki artışın ise ara malı ihracatını desteklediğini anlıyoruz.

Riskler

İç talepteki artış şimdilik ekonomiyi destekliyor ancak koronavirüs salgınının ekonomik etkisine dair belirsizlik sürüyor. Nitekim en büyük ticaret ortağımız olan Almanya ekonomisinin resesyona girme riski artıyor.

Suriye ile ilgili olumsuz gelişmelere bağlı olarak Türk lirasında kırılganlık artıyor.

Gelecek hafta 19 Şubat Çarşamba günü Merkez Bankası para politikasını görüşmek üzere toplanacak. Faiz indirimine gidilmesi halinde Türk lirasında yaşanan değer kaybında hızlanma görebiliriz. Bu da iç talepte yavaşlama getirebilir.

Dr. Fulya Gürbüz

Küresel imalat sektörü Ocak ayında büyüdü

JP Morgan küresel imalat sektörü PMI (satın alma yöneticileri endeksi) Ocak ayı sonuçlarını yayınladı. Endeksin 50 seviyesinin üzerinde olması sektörde büyümeye, aşağısında olması daralmaya işaret ediyor. Endeks Ocak ayında önceki aya göre 0,3 puan artışla 50,4 oldu. Paralel olarak, üretim alt endeksi, Aralık’taki 50,4 seviyesinden Ocak ayında 50,8 seviyesine yükselerek son altı aylık yükselişini sürdürdü.

İmalat sektöründe üretimdeki artışın kaynağı iç talep mi dış talep mi oldu?

Yeni siparişler alt endeksi aylık 0,6 artışla Ocak ayında 50,9 seviyesine yükseldi. Ancak yeni ihracat siparişleri Ocak ayında 49,5 değeri ile düşük hızla da olsa daralmaya devam etti. Dolayısıyla iç talepteki artışın etkisiyle imalat üretimi Ocak ayında arttı.

Üretimdeki artış yatırımları tetikledi mi?

Yukarıdaki grafikte mor çizgi yatırım malları üretimini gösteriyor. 2019 yılının ikinci yarısından sonra yatırım malları üretimindeki daralma devam ediyor. Mavi çizgiyle gösterilen ara mal üretimi alt endeksinin Ocak ayında ilk kez büyüme bölgesine geçtiğini görüyoruz. Kırmızı çizgiyle gösterilen tüketim malı üretimi alt endeksi ise büyümeye devam ederek 52 seviyesine yaklaşmış durumda. Yukarıdaki paragrafta üretimdeki artışın ağırlıklı olarak iç talep kaynaklı olduğu sonucuna varmıştık. Dolayısıyla ara malı üretimindeki artışın tüketim malları üretimini desteklediğini anlıyoruz. Yatırım malı üretimindeki daralma ise küresel büyümeye yönelik yeterli bir iyimserlik ortaya koymuyor. Yani üretimdeki artış yatırımları tetiklemedi, cevap hayır. Dolayısıyla Ancak imalat sektörünün gelecekteki 12-aylık dönemde üretim artışı beklentisini ortaya koyan alt endeks ise Aralık ayındaki 58 değerinden Ocak ayında 60,9 seviyesine hızlandı. Bunda büyük ihtimalle Ocak ayında ABD-Çin arasında ilk faz anlaşmanın imzalanmasının etkisi var. Yatırım malları üretiminde ve yeni ihracat siparişlerinde artış görmedikçe küresel büyümede hızlanma işaretleri almayacağız.

Küresel imalat sektöründe istihdam arttı mı?

İstihdam alt endeksi Ocak ayında aylık 0,2 puan yükselişle 49,8 oldu. Yani, istihdam artışındaki düşüş hızı Ocak ayında yavaşladı. İhracat siparişlerinde canlanma istihdam piyasasını da olumlu etkileyecektir.

Fiyatlar yükseliyor mu?

Üretim maliyetleri enflasyonu Ocak ayında son 7 ayın en yükseğini gördü. Üretim maliyetleri alt endeksi aylık 0,5 puan artışla Ocak ayında 51,8 seviyesine yükseldi. Üretim maliyetlerindeki artışın etkisiyle çıktı fiyat enflasyonu son üç aydır artışını sürdürüyor. Çıktı fiyat enflasyonu alt endeksi Aralık’taki 51 seviyesinden Ocak ayında 50,6 seviyesine geriledi. Bunun anlamı: Evet çıktı fiyatları enflasyonu artıyor ama artış hızı Ocak ayında kısmen geriledi.

Türkiye imalat sektörüne dair ne sinyal aldık?

JP Morgan Küresel İmalat Sektörü PMI endeksinde Ocak ayında 30 ülke değerlendirilmiş. Aşağıdaki tablodan da göreceğiniz gibi, Türkiye imalat sektörü Ocak ayında büyüme kaydeden 14 ülke arasında yer alıyor. Öte yandan, küresel yeni ihracat siparişlerindeki daralma ve Euro Bölgesi imalat sektörünün daralmaya devam etmesi Türkiye’nin ihracat potansiyelini dolayısıyla da üretim artışını sınırlandıran iki önemli etken.

Dr. Fulya Gürbüz