Ekonomi Gündemi: Üretim, tüketim, işgücü, ödemeler dengesi, bütçe, dış borç, beklenti anketi, konut, inşaat

11–15 Ekim haftasında; Ağustos ayına ilişkin olarak önceki aya göre cari işlemler açığında önemli bir değişiklik olmayacak, istihdamda iyileşme işaretleri yok, sanayi üretimi ve perakende satışlar artışını sürdürecek, dış ticaret endeksleri yükselecek, inşaat maliyetlerindeki artış sürecek. Eylül ayına ilişkin olarak ise TCMB Beklenti Anketi’nde TÜFE ve döviz kuru beklentileri yukarı çekilebilir.

11 EKİM 2021, PAZARTESİ

AĞUSTOS AYI ÖDEMELER DENGESİ – TCMB

Cari işlemler dengesi Temmuz ayında 0,7 milyar dolar açık vermiş, Ocak-Temmuz döneminde cari açık toplamı 13,7 milyar dolar seviyesine gerilemişti. Dış ticaret açığı Ağustos ayında önceki aya göre hemen hemen aynı kaldığı için cari açık üzerinde önceki aya göre bir etki yaratmayacak. Öte yandan Ağustos ayında ülkeye gelen turist sayısının önceki aya göre hafif gerilemesi net turizm gelirlerinin de gerilemesine sebep olacak. Dolayısıyla Ağustos ayında cari işlemler dengesinde önemli bir değişiklik görmeyeceğiz.

Kaynak: Turkey Data Monitor

AĞUSTOS AYI İŞGÜCÜ İSTATİSTİKLERİ – TÜİK

Mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı Temmuz ayında bir önceki aya göre ise 1,4 puanlık artışla %12,0 seviyesine yükselmişti. Ağustos ayı İSO imalat sektörü PMI endeksi verilerinde sektörün istihdam artışını koruduğunu okumuştuk. Kredilerde Ağustos ayında kaydedilen yavaşlama da harcanabilir gelirde bozulmanın sürdüğünü gösteriyor. Mevcut veriler Ağustos ayında istihdamda önemli bir iyileşme ortaya koymuyor.

Kaynak: Turkey Data Monitor

12 EKİM 2021, SALI

AĞUSTOS AYI SANAYİ ÜRETİM ENDEKSİ – TÜİK

Temmuz’da ihracat ve yatırım harcamalarında düşüş ve iç talepte yavaşlamanın etkisiyle sanayi üretimi bir önceki aya göre %4,2 daralmıştı. Ağustos ayına ilişkin olarak bir önceki aya göre ihracatın artması, yatırım malları imalatı kapasite kullanım oranında hızlanma ve hem ihracat siparişleri hem de yurt içi siparişlerde artış yaşanması sanayi üretiminin de Ağustos ayında önceki aya göre artışını koruyacağına işaret ediyor. Devam eden küresel tedarik zincirindeki kısıtlar, ara mal ve mamul mal stoklarının azalmasına sebep olduğundan Türkiye’de yatırım ve/veya ara mal imalatındaki artış Eylül ayında da artışını sürdürecek.

Kaynak: Turkey Data Monitor

AĞUSTOS AYI PERAKENDE SATIŞ ENDEKSİ – TÜİK

Perakende satış hacmi Temmuz ayında yıllık %12,3, aylık %0,7 artış kaydetmişti. Perakende satışlardaki aylık artış hızı önceki aya göre yavaşlamış, sebebi de dayanıklı tüketim mallarına olan talebin önceki aya göre düşmesi olmuştu. Ağustos ayında, bir önceki aya göre mamul mal stoklarının gerilemeye devam etmesi, ihtiyaç kredilerinde artış, perakende ticaret güven endeksinde son 3 aylık satış hacminin yükselmesi perakende satışların Ağustos ayında aylık artışını sürdüreceğine işaret ediyor.

Kaynak: Turkey Data Monitor

AĞUSTOS AYI CİRO ENDEKSLERİ – TÜİK

Temmuz ayında toplam cironun yıllık artış hız yavaşlamış, bir önceki aya göre ise düşüş kaydetmişti. Sanayi, inşaat, ticaret ve hizmet sektörleri toplamında ciro endeksi Temmuz ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %45,1 artmıştı. Temmuz ayında yıllık bazda ciro artışları sanayi sektöründe %54,9, inşaat sektöründe %26,5, ticaret sektöründe %33,8, hizmet sektöründe ise %77,2 olmuştu. Toplam ciro endeksi Temmuz ayında bir önceki aya göre ise %1,9 azalmıştı.

Kaynak: TÜİK

13 EKİM 2021, ÇARŞAMBA

EYLÜL AYI KONUT SATIŞLARI – TÜİK

Konut satışları Ağustos ayında aylık %31,2 artarak, bir önceki yılın aynı ayına göre ise %17,0 azalarak 141 bin 400 olmuştu. Böylece yılın ilk 8 ayında toplam konut satışları 801 bin 995 adet ile bir önceki yılın aynı dönemine göre %21,7 gerileme kaydetti. Yılın ilk 8 ayında yabancılara konut satışları bir önceki yılın aynı dönemine göre %47,6 artışla toplam 30 bin 849 adet oldu. Konut satışları 2020 yılında toplam 1,5 milyon adet ile rekor kırmıştı.

Kaynak: TÜİK

AĞUSTOS AYI DIŞ TİCARET ENDEKSLERİ – TÜİK

Dış ticaret miktar endeksleri Temmuz ayında önceki aya göre gerilemiş, birim değer endeksleri ise artmıştı. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış ihracat miktar endeksi bir önceki aya göre %2,8, ithalat miktar endeksi %0,1 düşmüştü. İhracat birim değer endeksinin ithalat birim değer endeksine bölünmesiyle hesaplanan ve Temmuz 2020’de 104,1 olan dış ticaret haddi ise Temmuz 2021’de 12,5 puan azalışla 91,6 seviyesine gerileyerek önceki aya göre değişiklik göstermemişti.

Kaynak: TÜİK

14 EKİM 2021, PERŞEMBE

EYLÜL AYI TARIM ÜFE – TÜİK

Tarım üreticilerinin maliyetleri Ağustos’ta artarak devam etmişti. Tarım ürünleri üretici fiyat endeksi (Tarım-ÜFE) Ağustos ayında yıllık %24,69, aylık %1,77 artış kaydetmişti. Son 10 yılda Tarım-ÜFE’nin yıllar itibariyle aylık artış ortalaması 2020 yılında %1,63 ortalama değeri ile rekor kırmıştı. 2021 yılının ilk 8 ayında aylık artışların ortalaması %1,48 seviyesinde bulunuyor. Ancak kış aylarıyla birlikte söz konusu maliyet artışlarına tanık olacağız.

Kaynak: TÜİK

AĞUSTOS AYI İNŞAAT MALİYET ENDEKSİ – TÜİK

Temmuz ayında döviz kurundaki düşüş inşaat maliyetlerinin artmasına engel olamamıştı. İnşaat maliyet endeksi, Temmuz ayında bir önceki aya göre %2,56, bir önceki yılın aynı ayına göre %44,76 artış kaydetmişti. Bir önceki aya göre malzeme endeksi %3,13, işçilik endeksi %1,06; bir önceki yılın aynı ayına göre malzeme endeksi %56,41, işçilik endeksi %21,01 artmıştı.   

Kaynak: Turkey Data Monitor

AĞUSTOS AYI ÖZEL SEKTÖR YURT DIŞI KREDİ BORCU – TCMB

Özel sektörün Temmuz ayı itibariyle uzun vadeli yurt dışı kredi borcu 163,8 milyar dolar, kısa vadeli yurt dışı kredi borcu 9,5 milyar dolar ile toplamda 173,3 milyar dolar seviyesinde bulunuyor. Özel sektör gelecek 1 yıl içinde 42,1 milyar dolar borç anapara geri ödemesi gerçekleştirecek. Özel sektörün toplam dış borcu 246,2 milyar dolar ile rekor kırdığı Şubat 2018’den bu yana %30 gerilemişken aynı dönemde GSYH dolar cinsinden %14 erimiş durumda. Aşağıdaki grafikte görüleceği gibi dış borçtaki (gri çubuklar) gerilemeye paralel olarak özel sektörün dış borcunun GSYH’ye oranı (mavi çizgi) Haziran 2019’da gördüğü en yüksek %29,6 seviyesinden 2021 yılı ikinci çeyreğinde %22,7 seviyesine gerilemiştir.    

Kaynak: Turkey Data Monitor

TCMB VE BDDK, 8 EKİM 2021 TARİHLİ HAFTALIK PARA VE BANKA VERİLERİ – BDDK, TCMB

1 Ekim ile biten haftada piyasadaki likiditeyi gösteren parasal göstergeler (M1, M2, M3) önceki haftaya göre değişiklik göstermedi. TL cinsi mevduatlar ve krediler önceki haftaya göre yatay kaldı. TL cinsi mevduat faiz oranları %16-19 aralığına geriledi, TL cinsi kredi faiz oranları %17-25 aralığını korudu. Gerçek kişilerin döviz mevduatları (DTH) önceki haftaya göre 0,6 milyar dolar azalışla 113,6 milyar dolara, tüzel kişilerin 1,5 milyar dolar azalışla 86,1 milyar dolara geriledi, yurtdışı mevduatlar 24,7 milyar dolar ile önceki haftaya göre 0,2 milyar dolar geriledi. Böylece DTH hacmi 1 Ekim haftasında önceki haftaya göre 2,6 milyar dolar azalışla 226,8 milyar dolar seviyesine geriledi. Bankacılık sistemi yabancı para net genel pozisyonu önceki haftaya göre 0,3 milyar dolar azalışla 5,5 milyar dolar oldu. Merkez Bankasında tutulan uluslararası rezervler 121,7 milyar dolar ile önceki haftaya göre 0,3 milyar dolar azaldı; altın rezervleri 38,5 milyar dolar ile önceki haftaya göre 0,7 milyar dolar geriledi, brüt döviz rezervleri 83,2 milyar dolar ile önceki haftaya göre 0,4 milyar dolar artış kaydetti. Merkez Bankasının net rezerv açığı da önceki haftaya göre 5,2 milyar dolar artışla 23,9 milyar dolar seviyesine yükseldi. Yurtdışında yerleşik kişilerin mülkiyetindeki hisse senedi ve devlet iç borçlanma senedi (DİBS) stokları toplamı 29,7 milyar dolar ile bir önceki haftaya göre 0,9 milyar dolar azaldı. Yurt dışı yerleşikler 1 Ekim ile biten haftada hisse senetlerinde 93 milyon dolar, DİBS’te 146 milyon dolarlık net satış gerçekleştirdiler.

15 EKİM 2021, CUMA

EKİM AYI TCMB BEKLENTİ ANKETİ – TCMB

TCMB’nin düzenlediği Eylül ayı Beklenti Anketi sonuçlarına göre yıl sonu TÜFE %16,74’e, yıl sonu GSYH büyümesi %8,23’e, 2022 yıl sonu GSYH büyümesi %4,2’ye yükselmişti. 2021 sonu Dolar/TL kuru beklentisi 8,918’e hafif gerilemiş, 2022 sonu kur beklentisi ise 9,559’a yükselmişti. 2021 sonu 12-aylık toplam cari açık beklentisi 22,4 milyar $ seviyesine gerilemişti. Aşağıdaki grafikte yıl sonu TÜFE beklentilerindeki artış (grafikte kırmızı çizgi) hızlanmasına rağmen TCMB’nin politika faizini (siyah çizgi) Eylül ayı toplantısında %18’e düşürmesi ve bunun üzerine Dolar/TL döviz kurunun 9,00 seviyelerine yaklaşması Ekim anketinde TÜFE’de artış beklentisini de yukarı çekecektir.

Kaynak: Turkey Data Monitor

EYLÜL AYI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE VERİLERİ – HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI

Bütçe gelirlerinin Ağustos ayında giderlerden daha hızlı artması bütçe açığının azalmasını sağlamıştı. 2021 yılının ilk sekiz ayında merkezi yönetim bütçe gelirleri bir önceki yılın aynı dönemine göre %34’lük artışla 872,6 milyar TL, giderler %20’lik artışla 910,1 milyar TL oldu. Böylece ilk sekiz ayda bütçe açığı toplamı, yıllık %66 düşüşle 37,5 milyar TL oldu. Yılın ilk 8 ayında faiz dışı gelirlerde artış ve faiz dışı giderlerdeki azalışın etkisiyle, faiz dışı fazla kaydedildi. Eylül ayı Hazine nakit bütçe verilerine göre ise Eylül ayında gelirler aylık %37 düşüşle 111,0 milyar TL, giderler %30 artışla 144,2 milyar TL oldu. Böylece Ağustos ayında 64,3 milyar TL fazla veren nakit bütçe dengesi Eylül ayında 32,9 milyar TL açık vermiş oldu.

Kaynak: Turkey Data Monitor

AĞUSTOS AYI KISA VADELİ DIŞ BORÇ STOKU – TCMB

Kısa vadeli dış borç stokundaki artış eğilimi Temmuz ayında devam etmişti. Temmuz ayında kısa vadeli dış borç stoku (aşağıdaki grafikte gri çubuklar) önceki aya göre 0,2 milyar dolar artışla 125,3 milyar dolar olmuştu. 2020 yılı sonunda kısa vadeli dış borç stoku 114,3 milyar dolar idi. Orijinal vadesine bakılmaksızın vadesine 1 yıl veya daha az kalmış dış borç stoku ise 168,7 milyar dolar ile önceki aya göre 3,7 milyar dolar artmıştı.   

Kaynak: Turkey Data Monitor

Dr. Fulya Gürbüz

Temmuz ayında sanayi üretimini ihracat düşürdü, talepteki gerileme perakende satışların gücünü azalttı

Temmuz ayında ihracatta sert, yatırım harcamalarında ise ılımlı düşüş ile perakende satışların artış hızında kaydedilen yavaşlama sanayi üretiminin Temmuz ayında sert şekilde düşmesine sebep oldu.

Sanayi üretiminde %4,2’lik düşüşün ana sebebi ihracattaki sert düşüş...

Sanayi üretimi Temmuz ayında yıllık %8,7 artış gösterirken, bir önceki aya göre %4,2 daralma kaydetti. Söz konusu düşüşe; ihracatın aylık %16,9, ara malı ithalatının %9,6, imalat sektörü kapasite kullanım oranının %2 puan düşmesi; sermaye, dayanıklı tüketim ve ara malı üretimlerinin azalması sebep oldu.

Kaynak: TÜİK

Kısacası Temmuz ayında sanayi üretimindeki düşüşün sebepleri talep ve yatırım harcamalarındaki güç kaybı oldu.

Ağustos ayına ilişkin veriler ihracatın önceki aya göre %15,2, ithalatın %12,2 arttığını; yatırım malları imalatı kapasite kullanım oranının %4,6 puanlık hızlanma kaydettiğini gösteriyor. Dolayısıyla sanayi üretimi, Ağustos ayında ihracat ve yatırım harcamalarının desteğiyle önceki aya göre büyüme kaydedecek.

Küresel tedarik zincirindeki kısıtlar ve hammaddeye ulaşım giderek zorlaşıyor ve daha pahalı hale geliyor. Mamul mal stoklarının azalması imalatçıların üretim ve yatırım yaparak stoklarını artırmasını gerektiriyor. Bu da üreticiler için ek finansman ihtiyacı demek. Kredi faizlerinin yüksek olduğu mevcut ortamda şirketlere faizsiz özkaynak sağlayan halka arzlara yoğun bir şekilde ilginin arttığını görüyoruz. Söz konusu gelişmelerin hem şirketlerin üretim performanslarını sürdürmelerine hem de sermaye piyasalarının derinleşmesine katkıda bulunduğunu ekleyelim.

Perakende satışların artış hızı, Temmuz’da dayanıklı tüketim malı satışlarındaki düşüşle geriledi…

Perakende satış hacmi Temmuz ayında yıllık %12,3, aylık %0,7 artış kaydetti. Perakende satışlardaki aylık artışın önceki aya göre yavaşlamasının sebebi, dayanıklı tüketim mallarına olan talebin önceki aya göre düşmesi oldu.

Kaynak: TÜİK

Ağustos ayında ise, bir önceki aya göre

. mamul mal stoklarının gerilemeye devam etmesi,

. ihtiyaç kredileri hacminin artması,

. perakende ticaret güven endeksinde son 3 aylık satış hacminin yükselmesi,

perakende satışların artış hızının Ağustos ayında artacağına işaret etti.

Dr. Fulya Gürbüz

Tedarik zincirinde artan zorluklar enflasyon baskısının önüne geçti

Küresel bazda imalat sektörleri aşılamanın desteğiyle Mayıs ayında büyüme kaydetti, istihdam arttı, tedarik zincirinde artan zorluklar talep artışına cevap veremedi, enflasyonist baskılar arttı.

IHS Markit tarafından yayınlanan ve Türkiye dahil 30 ülkenin imalat sektöründeki gelişmeleri dikkate alan küresel imalat sektörü PMI verileri, Covid-19’un ağırlığını hissettirmesine rağmen Mayıs ayında büyüme eğilimini sürdürdüğüne işaret etti. Bu 30 ülkeyi kapsayan JP Morgan Küresel İmalat Sektörü PMI Endeksi Mayıs ayında önceki aya göre 0,1 puan artışla 56 seviyesine yükseldi. Endeksin 50 üzerindeki değerler sektörün önceki aya göre büyüdüğü anlamına geliyor, 50 değerinin altındakiler ise küçüldüğünü gösteriyor.

30 ülkenin geneline bakıldığında, küresel olarak imalat sektörlerinde üretim, yeni siparişler ve yeni ihracat siparişleri Mayıs ayında önceki aya göre hızlanarak büyümelerini sürdürürken, gelecek 12-aya ilişkin beklentilerdeki artış hafif yavaşladı. İstihdam yavaş hızla da olsa büyümeye devam ederken, girdi maliyetleri ve çıktı fiyatları enflasyonu önceki aya göre hızlanarak arttı. Küresel imalat sektöründeki iyileşmelerde, aşılamanın desteğiyle hizmet sektörlerinde açılmanın, dolayısıyla da iç ve dış talepte artışların etkisi var. Öte yandan enflasyonist baskının artmasında ham madde kıtlığına bağlı yüksek ham madde fiyatları, yüksek nakliye ücretleri ve konteyner sayısında yetersizlik etkili oldu. Yükselen üretim maliyetleri, artan talebin desteğiyle müşteri fiyatlarına yansıtılmaya devam etti.

Ülke bazında 30 ülkenin 25’inde imalat sektörleri büyüme kaydederken; en azdan çoğa doğru sırasıyla Filipinler, Türkiye, Tayland, Meksika, Kolombiya ve Myanmar’da imalat sektörleri önceki aya göre daralma kaydetti. Özellikle Kolombiya ve Myanmar’da politik gerilimlerin söz konusu kötüleşmede etkisi olduğunu belirtelim. Karantinaya yönelik olarak tedbirlerin hafiflediği Filipinler’de imalat sektöründeki daralma Mayıs ayında yavaşlarken; Türkiye, Tayland ve Meksika’nın imalat sektörlerinde Covid-19’un ekonomi üzerinde yarattığı ağırlığın artmasının etkisi var.

Türkiye özelinde, Mayıs ayının büyük bölümünde yürürlükte olan COVID-19 kapanma ve kısıtlamalarının etkisiyle üretim ve yeni siparişler yavaşladı, istihdam artış hızı son 1 yılın en düşük düzeyinde gerçekleşti. Yeni ihracat siparişleri ise hız kaybederek 4 aylık büyüme süreci sona erdi. Ham madde teminine ilişkin zorluklar girdi maliyetleri ile satış fiyatlarındaki artışların hızlanmasında etkili oldu. Arz kısıtları imalat sektörünün ara mal (ham madde) üretiminin artmasında tetikleyici olurken ihracat siparişlerindeki yavaşlama yatırım malları üretiminin ivme kaybetmesine sebep oluyor.

Kaynak: İSO, IHS MARKIT

Sırasıyla en büyük ticaret ortaklarımız olan Almanya, ABD, İngiltere, İtalya, Fransa ve İspanya’da ihracat siparişlerindeki artışa rağmen Türkiye söz konusu iyileşmeden Nisan ve Mayıs aylarında pay alamadı. Türkiye’de aşılamaya ilişkin belirsizlik ve ihracat ortaklarımızla olan dış politikada somut adımlar atılması gerekliliği sektörün Nisan-Mayıs döneminde yatırım harcamalarını ötelemesine sebep oldu. Haziran ile birlikte aşılamanın başlaması ve hizmet sektörüne yönelik gevşeme adımları üretim tarafında olumlu beklentileri beraberinde getirse de dış politikada kaydedilecek olumlu adımların dış ticarete yansıması, artan yatırım harcamalarıyla birlikte, ekonomik büyümenin daha sağlıklı gelişmesinde etkili olacaktır.

Dr. Fulya Gürbüz

GRAFİĞİN SÖYLEDİĞİ: “Öncelik Türk lirasına kalıcı güvenin sağlanması”

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası verilerine göre, finans dışı kesimin döviz varlıkları Eylül 2020’de önceki aya göre 1,5 milyar dolar artışla 130,8 milyar dolara yükselirken, döviz yükümlülükleri 1,6 milyar dolar azalışla 293,1 milyar dolara geriledi. Özetle, finans dışı kesimin (reel sektörün) döviz varlıkları önceki aya göre arttı, döviz borçları ise azaldı.

Reel sektörün döviz varlıklarının %71’ini mevduatlar oluşturuyor…

Reel sektörün Eylül ayı itibariyle döviz varlıkları; yurt içi döviz mevduatları (76,1 milyar dolar), yurt dışı bankalardaki döviz mevduatları (16,9 milyar dolar), döviz cinsi devlet tahvilleri (1,9 milyar dolar), ihracat alacakları (15,6 milyar dolar) ve yurt dışına doğrudan sermaye yatırımlarından (20,4 milyar dolar) oluşmaktadır. Demek ki reel sektörün döviz varlıklarının en büyük payını %71 ile döviz mevduatları oluşturuyor.

Reel sektörün döviz yükümlülüklerinin %83’ünü krediler oluşturuyor…

Eylül ayında reel sektörün döviz yükümlülüklerinin 241,9 milyar doları yurt içi (144,3 milyar dolar) ve yurt dışından sağlanan nakdi kredilerden (97,6 milyar dolar), 51,2 milyar doları ise ithalat borçlarından oluşuyor.

Reel sektör bir yandan döviz varlıkları edinimine devam ederken, öte yandan borçlanarak ekonomik faaliyetlerini sürdürebilmektedir.

Reel sektörün döviz pozisyonu ile GSYH büyümesi arasında bir ilişki var mı?

Aşağıdaki grafik, reel sektörün döviz pozisyonu ile Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) arasındaki karşılıklı etkileşimleri göstermektedir. GSYH verilerinin üçer aylık dönemler için yayınlanması sebebiyle grafikte reel sektör döviz pozisyonu verilerinin üç aylık ortalama değerleri dikkate alınmıştır.

Grafikte gri çubuklar reel sektör döviz yükümlülüklerini, sarı çubuklar döviz varlıklarını, kırmızı çizgi sanayi sektörünün önceki çeyreğe göre değişimini, mavi çizgi ise hizmet sektörünün önceki çeyreğe göre değişimini göstermektedir.

2008 yılında patlak veren küresel finansal krizin üstesinden gelebilmek için reel sektör 2009 yılının üçüncü çeyreğinden itibaren tarihi düşük faiz oranlarından yararlanmak amacıyla döviz cinsinden borçlanmayı artırmış, 2018 yılı üçüncü çeyreğine kadar döviz cinsinden borçlanma artarak sürmüştür. Söz konusu dönemde hem sanayi hem de hizmet üretiminin genel olarak önceki döneme göre artışlarını sürdüklerini görüyoruz. 2018 yılı önemli bir yıl zira Trump başkanlığındaki ABD yönetiminin ticaret savaşını başlatması, en büyük ticaret ortağımız olan Avrupa Birliği ekonomisindeki yavaşlamanın derinleşmesi ve Eylül ayında Türkiye’de yaşanan kur krizi bu döneme denk gelmektedir.

Nitekim 2018 yılı üçüncü çeyreğinde reel sektör yurt dışı yükümlülüklerini azaltma yoluna giderken, döviz varlıklarını da artırmaya devam etmişlerdir. Kovid-19’un pandemi ilan edildiği 2020 Mart ayına kadarki dönemde hem sanayi hem de hizmet üretimi çeyrek bazda sınırlı da olsa büyümesini sürdürebilmiştir.

2020 yılı ikinci çeyreğinde GSYH’de yaşanan sert daralmanın ardından reel sektör üçüncü çeyrekte tekrar döviz cinsi borçlanmasını artırırken hem sanayi hem de mal üretiminde önceki çeyreğe göre sert bir düzeltme kaydedilmiştir. Ancak 2020 yılı üçüncü çeyreğinde güven algısındaki bozulmanın artarak devam etmesiyle birlikte reel sektörün döviz varlıkları Haziran ayı sonundaki 123,3 milyar dolardan Eylül 2020 sonunda tarihi rekorla 130,8 milyar dolara kadar yükselmiştir.

Ekonomide sürdürülebilir büyüme için doğrudan yatırımlar cazip kılınmalı…

9 Kasım ile birlikte oluşturulan yeni ekonomi yönetimi Türk lirasına güveni yeniden kazanmak adına hemen harekete geçti: Politika faizinde sert artırımla birlikte para politikası sadeleştirilmeye başlandı. Kamuoyunun bilgilendirilmesi şeffaflık adımı ile öne çıkarken Türkiye Hazinesi uzun bir aradan sonra yurt dışından tahvil yoluyla 10 yıllık borçlanabilmeyi başardı.

Yeni ekonomi yönetiminin önünde zorlu bir süreç var ancak süreci kolaylaştıracak en önemli etken Türk lirasına güvenin kalıcı olarak sağlanması:

. Tedarik zincirindeki aksamalar, hammadde kıtlığı ve Türk lirasında devam eden değer kayıpları girdi maliyetlerini artırıyor. Türk lirasına güven, enflasyon üzerindeki baskıyı azaltacaktır.

. Reel sektörün yatırımlarını dolayısıyla da istihdamı artırabilmesi için yatırım yapmaya elverişli şartların oluşturulması gerekiyor. Kovid-19 sebebiyle adapte olmaya çalıştığımız yeni normalde Türkiye yüksek katma değerli ürün geliştirmek adına somut adımlar ortaya koymalı. Türk lirasına güven kazandıracak hamlelere ek olarak avantajlı coğrafik konumu doğrudan yatırımları çekebilmek adına önemli.

. ABD’de Biden yönetiminin Avrupa ile ticari ilişkilerini kuvvetlendirme hedefi dikkate alındığında Türkiye’nin en büyük ticaret ortağımız olan Avrupa Birliği ile işbirliğinin sağlamlaştırılması ticaret hacmimiz açısından olumlu bir gelişme olacaktır. Türk lirasına güveni sağlayacak böyle bir gelişmenin elbette Türkiye sermaye piyasalarının derinleşmesinde de katkısı olacaktır.

Dr. Fulya Gürbüz

Sürpriz yok: GSYH 3. çeyrekte önceki çeyreğe göre yüzde 15,6 büyüdü

Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) 2020 yılı üçüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %6,7 büyüme kaydetti. Kovid-19 kaynaklı kısıtlamaların etkili olduğu 2020 yılı ikinci çeyreğinde GSYH, bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %9,9, bir önceki çeyreğe göre %11,0 azalma kaydetmişti.

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırıldığında GSYH 2020 yılı üçüncü çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre %15,6 arttı. Veri öncesinde yapılan tahminlerde, Bilgi Üniversitesi CEFİS çeyrekten çeyreğe artışı %15,85 olarak tahmin etmişti.

Takvim etkisinden arındırılmış GSYH ise 2020 yılı üçüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %6,5 arttı.

Aşağıdaki grafikte GSYH üretim modeline göre, turuncu çubuklar mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış alt üretim kategorilerinin 2020 yılı üçüncü çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre değişimlerini, mavi çubuklar ise takvim etkisinden arındırılmış alt üretim kategorilerinin bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzdesel değişimlerini göstermektedir.

Kaynak: TÜİK

Yukarıdaki grafikte üretim modeline göre büyümeye en büyük katkının bir önceki çeyreğe göre %31,1 büyüyen sanayi sektörü ve %33,4 büyüyen hizmet sektöründen geldiğini görüyoruz. Sübvansiyonlar düşülmüş olarak ürünler üzerindeki vergiler ise bir önceki çeyreğe göre %8,7 artış sağladı. Vergi ertelemelerinin üçüncü çeyreğe ötelenmesinin söz konusu gelir artışında etkisi olduğunu hatırlatalım.

Aşağıdaki grafik ise üretime destek veren tüketim tarafındaki değişimleri gösteriyor. Yine turuncu çubuklar tüketim tarafında mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış olarak bir önceki çeyreğe göre değişimi, mavi çubuklar ise takvim etkisinden arındırılmış olarak bir önceki yılın aynı çeyreğine göre değişimi gösteriyor.

Kaynak: TÜİK

Yukarıdaki grafikten, mal ve hizmet ihracatının üçüncü çeyrekte bir önceki çeyreğe göre %30,1 artışının üretim tarafında hem sanayi hem de hizmet sektörünü desteklediğini anlıyoruz. Mal ve hizmet ihracatını ise çeyreklik bazda %27,6 yükselen mal ve hizmet ithalatının desteklediğini görüyoruz. Zira Türkiye’nin sanayi üretiminin ağırlıklı olarak ara mal ithalatına doğrudan bağımlı olduğunu hepimiz biliyoruz. Gayrisafi sabit sermaye oluşumundaki çeyreksel bazda %20,8’lik artış ise hem talebi karşılamak hem de stokları artırmak amacıyla yatırım harcamalarının da arttığını gösteriyor.

Ekim-Kasım-Aralık dönemini kapsayan 2020 yılı son çeyreğine ilişkin öncü göstergeler (ihracat, reel kesim güven endeksi, kapasite kullanımı, imalat sanayi PMI) Ekim-Kasım döneminde sanayi sektörünü dolayısıyla da GSYH büyümesini desteklediğine (Kasım ayında söz konusu destek kısmen vites düşürdü), kısıtlamaların tekrar gündeme gelmesiyle hizmet sektörünün (sektörel güven endeksleri, SAMEKS, turizm) GSYH büyümesini önceki çeyreğe göre aşağı çektiğine işaret ediyor.

Dr. Fulya Gürbüz

İmalat sektörünü ihracat siparişleri destekledi

Merkez Bankasının, Kasım ayında imalat sanayinde faaliyet gösteren 1708 işyerinden anket yoluyla oluşturduğu Reel Kesim Güven Endeksi (RKGE) verilerine göre endeks Kasım ayında bir önceki aya göre 4,2 puan azalışla 103,9 seviyesinde gerçekleşti. Endeksin 100 seviyesi üzerindeki değerler imalat sektöründeki görünüme dair iyimser olunduğuna işaret ediyor. Yayınlanan raporda gerekçeler şöyle sıralanmış:

“… sabit sermaye yatırım harcaması ve mevcut toplam sipariş miktarına ilişkin değerlendirmeler endeksi artış yönünde etkilerken, gelecek üç aydaki ihracat sipariş miktarı, gelecek üç aydaki üretim hacmi, son üç aydaki toplam sipariş miktarı, mevcut mamul mal stoku, gelecek üç aydaki toplam istihdam ve genel gidişata ilişkin değerlendirmeler endeksi azalış yönünde etkilemiştir.”

Yukarıda yazılan değerlendirmeyi Merkez Bankası aşağıdaki tabloyla görsel olarak özetlemiş:

Kaynak: TCMB

Tablonun altında küçük puntoyla yazılan açıklamaya göre kısa oklar önceki aya göre değişimi, uzun oklar ise bir önceki yılın aynı ayına göre değişimi gösteriyor.

“Mevcut” duruma odaklandığımızda toplam siparişi oluşturan hem iç piyasa hem ihracat siparişlerinde önceki aya göre artış var. İhracat siparişlerindeki artışın sebebini dün IHS Markit tarafından açıklanan imalat sektörü Kasım ayı PMI ilk tahminlerini sunan Euro Bölgesi raporlarından okumuş ve değerlendirmelerimi paylaşmıştım. Raporlarda kaydedildiği üzere, ülke bazında en büyük ticaret ortağımız olan Almanya’nın imalat sektörü, Asya kaynaklı ihracat siparişlerinin etkisiyle Kasım ayında büyümesini sürdürdü. Almanya dahil, bölgesel olarak en büyük ticaret ortağımız olan Euro Bölgesi genelinde imalat sektörleri Kasım ayında büyümeye devam etse de Ekim ayına göre hafif bir vites düşüklüğü var. Tekrar edeyim, en büyük ticaret ortaklarımızın imalat sektöründeki iyileşme Türkiye’nin ihracat hacmini, dolayısıyla da imalat sektörünü olumlu etkiliyor.

Benzer şekilde, Türkiye’nin ihracatının hızlanma gösterdiği İngiltere’de imalat sektörü PMI ilk tahminleri de sektörde ihracat desteğiyle büyümenin Kasım ayında sürdüğüne işaret etti. Aşağıdaki grafik ağırlıklı olarak ihracat siparişlerinin (kırmızı çizgi) imalat sektörünü desteklediğini gösteriyor. Ek olarak, mal stoklarında kaydedilen mevcut artışın ve yatırım harcamalarındaki artış beklentilerinin mevcut durumda yurt içi siparişlerini de olumlu etkilediğini anlıyorum.

Kaynak: TCMB

İmalat sektöründe aktivitenin canlı kalmasına bağlı olarak, imalat sektörü kapasite kullanım oranı da Kasım ayında önceki aya göre 0,4 puan artışla %75,8 seviyesine yükseldi.

Mevcut veriler, Kasım ayında Türkiye’nin ihracat performansının Ekim ayına göre bir miktar zayıflasa da rotasını koruduğuna işaret ediyor.

İmalat sektörü PMI verilerinin, ülkenin sanayi üretimi ve GSYH performansını doğrudan etkileyen önemli bir veri olduğunu hatırlatmak isterim.

Dr. Fulya Gürbüz

Ekim ayında sanayi sektöründe vites düşüş sinyali

Bileşik Endeks Ekim ayında daralma bölgesinde kalmaya devam etti

Her ay sonunda MÜSİAD hizmet ve sanayi sektörlerini kapsayan anket sonuçlarını SAMEKS endeksleri olarak yayınlıyor. Her iki sektörün bileşiminden oluşan mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış SAMEKS Bileşik Endeksi Ekim 2020’de bir önceki aya göre 0,5 puan azalarak 49,6 değerine geriledi. Endeksin 50 seviyesinin altındaki değerler sektörün önceki aya göre daraldığını, 50 üzerindeki değerler ise önceki aya göre büyümeyi gösteriyor.

Kaynak: MÜSİAD

Sanayi üretimindeki düşüş SAMEKS Bileşik Endeksi aşağı çekti

Bileşik Endeksin Ekim ayında önceki aya göre gerilemesinin ana sebebi sanayi sektöründeki önceki aya göre daralma . Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış SAMEKS Sanayi Sektörü Endeksi, Ekim ayında önceki aya göre 1,9 puan azalışla 48,1 seviyesine geriledi. Böylece, SAMEKS Sanayi Endeksi 2020 yılı üçüncü çeyreğinde ortalama 52,0 değeri ile sektörde büyüme ortaya koyarken dördüncü çeyreğe daralmayla girdi. Ekim ayında sanayi sektöründe satın alımlar, stoklar ve istihdamda büyüme devam ederken üretim ve yeni siparişler düştü. Geçen hafta açıklanan, imalat sektörü üreticilerini kapsayan Reel Kesim Güven Endeksinde Ekim ayında stok ve yatırım harcamalarında önceki aya göre büyüme kaydedilmişti.

Kaynak: MÜSİAD

Ağustos ve Eylül aylarında daralma yaşayan SAMEKS Hizmet Endeksi ise Ekim ayında önceki aya göre 0,8 puan artışla 48,5 puan değeri alarak sektörde daralmanın zayıflasa da devam ettiğini gösterdi.

Ekim ayı dış ticaret verileri sanayi üretimine ilişkin net bilgi verecek

Türk lirasında devam eden değer kaybı, imalat sektörünü kapsayan SAMEKS ve RKGE anket sonuçları ve geçen hafta açıklanan Ekim ayı Almanya imalat sektörü PMI verisinden gelen ihracat ve üretim artışı sinyalleri beraber değerlendirildiğinde özellikle Avrupa kaynaklı olarak pandeminin ikinci dalgasının tedarik zincirini bozma ihtimaline karşılık Türkiye’de imalatçıların Ekim ayında yatırım harcamalarına ağırlık verip stok biriktirdiğini, ihracatın ise sanayi üretimini kısmen de olsa desteklediğini tahmin ediyorum. Tahminimde yanılıp yanılmadığımı gelecek hafta Ticaret Bakanlığı ve TİM tarafından açıklanacak olan Ekim ayı dış ticaret verileri gösterecek.

Dr. Fulya Gürbüz

Cari işlemler açığının ilacı Türk lirasına güvende

Merkez Bankası Ağustos ayı ödemeler dengesi verilerini açıkladı. Türkiye’deki yerleşiklerin yurt dışı yerleşikler ile yaptığı ekonomik faaliyetler sonucunda Ağustos ayında 4,6 milyar dolar cari işlemler açığı kaydedildi. Diğer bir ifadeyle, Ağustos ayında yurt dışı yerleşiklerle yapılan ekonomik faaliyetlerin etkisiyle nette 4,6 milyar dolar gider kaydedildi. Temmuz ayında cari işlemler açığı 1,9 milyar dolar seviyesindeydi. Son veriyle birlikte, Ocak – Ağustos döneminde toplam 26,5 milyar dolar cari işlemler açığı kaydedilmiş oldu.

Kaynak: TCMB, TDM

Ağustos ayında kaydedilen 4,6 milyar dolar net gider oluşumunun sebeplerini “Ödemeler Dengesi” raporunun alt kalemlerindeki gelişmeleri inceleyerek özetleyelim:

. Ağustos ayında ihracat ile ithalat arasındaki farkı ifade eden dış ticaret açığından dolayı Türkiye’den yurt dışına 5,3 milyar dolar ödeme yapıldı. Diğer bir anlatımla, yurt dışına yapılan ihracat miktarından 5,3 milyar dolar daha fazlası tutarında Türkiye’ye ithal girişi oldu.

. Hizmet tarafında ise “Seyahat” gelirlerinde 1,1 milyar dolar net gelir elde edilmesine bağlı olarak Mal ve Hizmet Dengesindeki açık 5,3 milyar dolardan 4,3 milyar dolara gerilemiş oldu.

. Diğer gelir ve gider farklarını da dikkate aldığımızda cari işlemler dengesi Ağustos ayında 4 milyar 631 milyon dolar açık vermiş oldu.

Peki, söz konusu 4,6 milyar dolarlık cari işlemler açığı Ağustos ayında finanse edilebildi mi?

HAYIR. Ödemeler Dengesi raporunda “Finans Hesabı” Ağustos ayında 117 milyon dolar olarak gözükmektedir. Finans hesabının bakiyesi net finansal varlık edinimi eksi net yükümlülük oluşumu olarak gösterilmektedir. Dolayısıyla, eksi (artı) bakiye net girişe (çıkışa) işaret etmektedir. Bu açıklamaya göre, Ağustos ayında nette 117 milyon dolar finans hesabından çıkış yaşandığını anlıyoruz. Detayları sıralayalım:

. Uzun vadeli yatırımları ifade eden “Doğrudan Yatırımlardan” Ağustos ayında nette 374 milyon dolar giriş sağlandı. Alt dağılımını incelediğimizde, yurt içi yerleşikler Ağustos ayında yurt dışına 161 milyon dolarlık doğrudan yatırım yaparken, yurt dışı yerleşikler aynı dönem Türkiye’de 536 milyon dolarlık doğrudan yatırım gerçekleştirdiler. Yurt dışı yerleşiklerin Türkiye’ye yaptığı yatırımlar Türkiye’nin yükümlülüğü, yurt içi yerleşiklerin yurt dışına yaptığı yatırımlar ise Türkiye’nin alacağı sayılıyor.

. Ağustos ayında “Portföy Yatırımlarından” 1 milyar 973 milyon dolar çıkış oldu. Alt detaylarda, yurt içi yerleşikler yurt dışı piyasalardan 717 milyon dolar kısa vadeli portföy edinimi sağlarken yurt dışı yerleşikler Türkiye’deki portföy yatırımlarını 1 milyar 256 milyon dolar azalttı.

. Efektif ve Mevduatlar, Krediler ve Ticari Kredilerden oluşan “Diğer Yatırımlar” kaleminde ise Ağustos ayında 1 milyar 482 milyon dolar net giriş kaydedildi. Efektif ve Mevduatlara Ağustos ayında 784 milyon dolar giriş olurken, Krediler için nette 775 milyon dolar çıkış, Ticari Kredilerde ise ithalat kaynaklı olarak 1 milyar 464 milyon dolar net borçlanma gerçekleştirildi.

Yukarıdaki üç maddedeki veriler alt alta toplandığında Finans Hesabından Ağustos ayında 117 milyon dolar net çıkış olduğunu buluyoruz.

Eksi (-) 4 milyar 631 milyon dolar olan Cari İşlemler Hesabı ve eksi (-) 9 milyon dolar olan Sermaye Hesabı toplamına 117 milyon dolarlık Finans Hesabından çıkış tutarını eklediğimizde Ödemeler Dengesi Raporunda yer alan üç ana kalemin toplamı olan eksi (-) 4 milyar 757 milyon dolar büyüklüğüne ulaşıyoruz.

Yine Ödemeler Dengesi tablosunda yer aldığı üzere, Ağustos ayında “Rezerv Varlıklar” kaleminden 7 milyar 602 milyon dolar net çıkış yaşandı. Rezerv Varlıklardaki söz konusu net çıkıştan (Cari İşlemler Hesabı + Sermaye Hesabı + Finans Hesabı) toplamını veren eksi (-) 4 milyar 757 milyon doları çıkardığımızda Ödemeler Dengesi Tablosunda yer alan “Net Hata Noksan” değerine (-2 milyar 845 milyon dolar) ulaşıyoruz. Merkez Bankası “…verilerin değişik kaynaklardan elde edilmesi, değerleme, ölçme ve kayıt zamanı farklılıkları yaratmakta…” olmasından dolayı Net Hata ve Noksan kaleminin oluştuğunu ifade ediyor.

Dolayısıyla, Cari İşlemler Hesabı, Sermaye Hesabı, net Finans Hesabı değişimi ve Net Hata Noksan kalemlerinin toplamı Rezerv Varlıklardaki net değişime eşit oluyor.

Eylül ve Ekim aylarına ait veriler Ödemeler Dengesine yönelik ne söylüyor?

Ticaret Bakanlığı verilerine göre Eylül ayında dış ticaret açığı 4,88 milyar dolar seviyesine geriledi. Dolayısıyla dış ticaret açığındaki düşüş, cari işlemler açığında önceki aya göre düşüş etkisi yaratacak.

Ekim ayında ise Hazine’nin 2,5 milyar dolarlık tahvil yoluyla dış borçlanma gerçekleştirmesi, cari işlemler dengesinde eş değer miktarda iyileştirici bir etki yapacak.

Ödemeler Dengesi tablosunda hangi riskler göze çarpıyor?

Kovid-19 kaynaklı olarak turizm gelirlerinde toparlanma olasılığının düşük olması, düşük performanslı ihracat hacmi, kış aylarıyla birlikte artacak olan enerji ihtiyacı, jeopolitik riskler ve Türk lirasına olan güvensizlik Rezerv Varlıklara yönelik risklerin artmasında etkili oluyor. Rezerv Varlıklardaki azalmalar ise Türk lirası üzerindeki baskıyı artırarak kısır bir döngü içinde sıkışıp kalınmasına sebep oluyor. Kısacası cari işlemler açığındaki artışın önünü kesebilecek en önemli kriter güven ortamının kalıcı olarak sağlanması.

Dr. Fulya Gürbüz

Dış ticaret endeksleri, sanayi ve perakende satışlarda iyileşme işareti verdi

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre; ihracat miktar endeksi Haziran 2020’de önceki aya göre %18,8 artışla 147,0, ithalat miktar endeksi de %7,6 artışla 121,9 seviyelerine yükseldi.

Kaynak: TÜİK

TÜİK’in yayınladığı dış ticaret endeksleri sadece mal ticaretini kapsamakta, hizmet ticaretini hariç tutmaktadır. Endekslerin baz yılı 2010 yılıdır ve başlangıç değeri 100’dür. Dolayısıyla, ihracat ve ithalat miktar endekslerinin Haziran ayında 100 değerinin üzerinde olması ihracat ve ithalat miktarlarının 2010 yılı değerlerinin üzerinde olduğunu gösteriyor. Ancak bu değerler ortalama değerler. Tüm mal grubunda aynı tablo var mı inceleyelim.

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış tüketim, hammadde ve yatırım ihracatı endeksleri Haziran ayında sırasıyla 147,1, 146,6 ve 153,0 değerlerini aldı. Endeksler 2010 yılı başlangıcından bugüne 100 seviyesinin üzerinde seyrediyor. Bunun anlamı, ihracat malları miktar endeksi baz yılı olan 2010 seviyesinin altına gerilememiştir.

İthalat tarafında ise tüketim, yatırım ve hammadde ithalat miktar endeksleri Haziran ayında 78,5, 88,0 ve 134,7 seviyelerinde bulunuyor. İhracat malları üretiminin ana girdisi olan hammadde malları ithalatı Temmuz 2010’dan bu yana 2010 seviyesinin üzerinde seyrediyor. Öte yandan tüketim malları ithalatı Ağustos 2018’den bu yana, yatırım malları ithalatı da Nisan 2020’den bu yana aralıksız 100 seviyesinin altında seyrediyor. Bunun da anlamı tüketim ve yatırım malları ithalatı miktar olarak 2010 yılının gerisinde seyrediyor.

İhracat birim değer endeksinin ithalat birim değer endeksine bölünüp çıkan sonucun 100 ile çarpılmasıyla elde edilen dış ticaret haddi ise Haziran ayında 109,95 seviyesinde bulunuyor. Aralık 2018’den bu yana endeks 100 seviyesinin üzerinde bulunuyor. Dış ticaret haddinin 100 seviyesinin üzerinde olması birim başına ihracat fiyatının birim başına ithalat fiyatından fazla olması demektir.

Kaynak: TÜİK

Yarın Haziran ayı sanayi üretimi ve perakende satış endeksleri açıklanacak. Dış ticaret endekslerindeki artışa benzer olarak reel kesim güveni ve SAMEKS sanayi endeksleri de Haziran ayında önceki aya göre artış kaydetmişti. Bu öncü veriler, sanayi üretimi endeksinin de Haziran ayında önceki aya göre yükseleceğine işaret ediyor. Sanayi üretimiyle yakın eğilim gösteren perakende satış endeksinde de Haziran ayında önceki aya göre iyileşme ihtimali var.

Dr. Fulya Gürbüz