Ekonomi Gündemi: GSYH, enflasyon, üretim, hizmet ve bütçe

1 MART 2021, PAZARTESİ

ŞUBAT AYI TÜRKİYE VE KÜRESEL İMALAT SEKTÖRÜ SATIN ALMA MÜDÜRLERİ ENDEKSLERİ (PMI) – İSO, IHS MARKİT

İSO Türkiye İmalat Sektörü PMI endeksi Ocak ayında aylık 3,6 puan artışla 54,4 seviyesine hızlanmıştı. Endeksin 50 üzerindeki değerler bir önceki aya göre imalat sektöründe büyüme, 50 seviyesinin altındaki değerler ise daralmaya işaret etmektedir. Buna göre, Türkiye imalat sektörü PMI endeksinde aylık 3,6 puanlık artış “büyüme hızının bir önceki aya göre hızlandığı” anlamına gelmektedir. JP Morgan Küresel İmalat Sektörü PMI endeksi ise Ocak ayında aylık 0,3 puan düşüşle 53,5 seviyesine gerileyerek büyüme hızında yavaşlamaya işaret etmişti. 19 Şubat’ta IHS Markit tarafında açıklanan Şubat ayı öncü verilerine göre, ABD’de imalat sektörü büyümesinde önceki aya göre yavaşlama, Euro Bölgesi, Japonya ve İngiltere imalat sektörlerinde ise hızlanma işaretlerini almıştık.

2020 YILI 4. ÇEYREK GAYRİSAFİ YURT İÇİ HASILA (GSYH) BÜYÜME VERİLERİ – TÜİK

2020 yılı üçüncü çeyreğinde GSYH bir önceki yılın aynı dönemine göre %6,7 büyümüş, böylece yılın ilk dokuz aylık döneminde ortalama %4,3’lük büyüme kaydedilmişti. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi üçüncü çeyrekte bir önceki çeyreğe göre %15,6, takvim etkisinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi ise bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %6,5 artış kaydetmişti. 2020 yılı dördüncü çeyreği için BETAM bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %6,7, bir önceki çeyreğe göre %3,5 büyüme öngörürken İstanbul Bilgi Üniversitesi Finansal Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin (CEFIS) tahminleri de benzer şekilde sırasıyla %6,73 ve %3,22 seviyelerinde bulunuyor. CEFIS’in 2020 yılı geneli için ortalama büyüme tahmini %2,21’dir. Bloomberg HT Araştırma Birimi’nin düzenlediği anket sonuçlarını dikkate aldığımızda, 2020 yılı dördüncü çeyreğinde yıllık %7,3, 2020 yılı genelinde %2,3, 2021 yılı geneli için %4,5 büyüme tahmin ediliyor.

2 MART 2021, SALI

2020 YILI ARALIK AYI FİNANSAL KESİM DIŞI SEKTÖRÜN DÖVİZ POZİSYONU – TCMB

2020 yılı Kasım ayında finans dışı sektörün döviz varlıkları bir önceki aya göre 559 milyon dolar azalarak 138 milyar 647 milyon dolar seviyesine gerilemiş, döviz yükümlülükleri aylık 2 milyar 117 milyon dolar artışla 296 milyar 965 milyon dolar seviyesine yükselmiş, böylece sektörün Net Döviz Pozisyon Açığı aylık 2 milyar 676 milyon dolar artışla 158 milyar 318 milyon dolar seviyesine yükselmişti.

ŞUBAT AYI TEPAV PERAKENDE GÜVEN ENDEKSİ (TEPE) – TEPAV

TEPE endeksi 2021 yılı Ocak ayında bir önceki aya göre 10,1 puan, bir önceki yılın aynı ayına göre 2,6 puan azalışla -15,5 puan seviyesine gerilemişti. Söz konusu seviye “denge” değerine göre hesaplanmaktadır. Detaylandırırsak, endeksi hesaplamak için oluşturulan anket çalışmasında her soru için olumlu değerlendirme yapan katılımcıların yüzdesi ile olumsuz değerlendirme yapanların yüzdesi arasındaki fark “denge değeri” olarak adlandırılmaktadır. TEPE endeksi en son Ocak 2016’da pozitif değer almıştı.

3 MART 2021, ÇARŞAMBA

ŞUBAT AYI ENFLASYON VERİLERİ – TÜİK

Yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) Ocak ayında yıllık %23,11, aylık %4,08 artış kaydetmiş; tüketici fiyat enflasyonu (TÜFE) ise yıllık %14,60, aylık %1,25 yükselmişti. Bloomberg HT anketine göre Şubat ayında TÜFE’nin ortalama olarak yıllık %15,50, aylık %0,8 artması bekleniyor.

ŞUBAT AYI JP MORGAN KÜRESEL HİZMET SEKTÖRÜ PMI VERİLERİ – IHS MARKIT

Ocak ayında JP Morgan küresel hizmet sektörü PMI endeksi aylık 0,2 puan düşüşle 51,6 seviyesine gerileyerek sektörde büyümenin yavaşlayarak da olsa sürdüğünü göstermişti. IHS Markit’in 19 Şubat’ta açıkladığı öncü verilerde ise; hizmet sektörünün ABD’de Şubat ayında büyüme eğilimini koruduğu, İngiltere’de daralmanın yavaşladığı, Euro Bölgesi ve Japonya’da daralmanın daha da arttığı bilgilerini edinmiştik.

ABD MERKEZ BANKASI FED, BEJ KİTAP’I YAYINLAYACAK

Fed tarafından yılda 8 kere yayınlanan ve ABD ekonomisi hakkında bilgi ve tahminlerinin yer aldığı Bej Kitap’ın 2021 yılına ait ikinci sayısı yayınlanacak. 13 Ocak’ta yayınlanan yılın ilk kitabında ekonomik şartların bölgeler arasında farklılık gösterdiği belirtilerek bir önceki raporla karşılaştırmalı olarak ekonomide yaşanan gelişmeler şöyle sıralanmıştı: Otomobil satışlarında zayıflama, pandeminin başlangıcından bu yana enerji sektöründe ilk kez büyüme, tedarik zincirindeki zorluklara rağmen hemen hemen tüm bölgelerde imalat sektöründe büyüme, konut alım satımında güçlü aktivitenin korunmasına karşın ticari gayrimenkul piyasasında zayıflığın sürmesi, bankacılık sektörü kredi hacminin yatay kalmasına karşın önümüzdeki aylarda yeni paketin desteğiyle artış beklenmesi, Covid-19 aşılamalarına ilişkin olumlu beklentilerin son virüs dalgasıyla törpülenmesi, genel olarak istihdamda düşüş yaşanması (imalat, inşaat ve ulaştırma sektörlerinde artış, hizmet sektöründe artan işten çıkarmalar), çalışan ücretlerinde ılımlı artış, girdi maliyetlerinin nihai ürün ve hizmetlere kıyasla daha hızlı artış kaydetmesi. Fed, ekonomik görünüme ilişkin olumlu edinimlerinin sonrasında 27 Ocak para politikası toplantı özetinde enflasyonist gelişmelere ve istihdam piyasasına dikkat çekmiş, özellikle de Biden hükumetinin hedeflediği 1,9 trilyon dolarlık ek paketin de desteğiyle piyasalarda ABD tahvil faizleri oranları yükselmeye başlamıştı. 2021 yılına %1 seviyesinin hemen altında başlayan ABD 10-yıl vadeli tahvilin faiz oranı 25 Şubat’ta %1,60 seviyelerinin üzerine kadar yükseldi öyle ki bu seviye koronavirüs tehlikesinin artmaya başladığı Ocak 2020 sonu seviyelerine eşdeğer. ABD 10-yıl vadeli tahvil faizlerindeki yükselişe Şubat ayına ilişkin olumlu makro-ekonomik veriler de destek verdi. Yıllık enflasyon Ocak ayında %1,4 seviyesinde bulunurken işsizlik oranı %6,3 seviyesine gerilemiş durumda. 2020 yılı başında enflasyon oranı %2,5, işsizlik oranı ise %3,5 seviyelerinde bulunuyordu. 1,9 trilyon dolarlık yeni yardım paketinin enflasyonist baskıları öngörülenden hızlı artırma riski bulunurken Eylül 2020 itibariyle 435 milyar dolar seviyesine yükselen Türkiye’nin toplam dış borç stokunu ve 2020 yılı genelinde kaydedilen 173 milyar TL’lik rekor bütçe açığını dikkate aldığımızda ABD ekonomisindeki ısınma işaretlerinin enflasyon ve tahvil faizlerini artıracağı, bunun da Türkiye’nin borçlanma maliyetleri ve cari işlemler açığı üzerindeki riskleri artırmaya devam edeceğini de eklemek isterim.

4 MART 2021, PERŞEMBE

TCMB VE BDDK, 26 ŞUBAT 2021 TARİHLİ HAFTALIK PARA VE BANKA VERİLERİ – BDDK, TCMB

19 Şubat ile biten haftada piyasadaki likiditeyi gösteren parasal göstergelerde (M1, M2, M3) önceki haftaya göre hafif gerileme kaydedildi. Kredi tarafında ticari kredi faiz oranları düşerken, bireysel kredi faiz oranları artışını sürdürüyor: TL cinsi ticari kredi faiz oranları %19,73 seviyesine gerilerken bireysel kredi faiz oranları %22,64 ile bir önceki haftanın yüzde 0,63 puan üzerine gelmiş durumda. %16,14 seviyesine gerileyen TL cinsi mevduat faiz oranları son üç haftadır düşüşünü sürdürüyor. Döviz tevdiat hesapları yani yabancı para cinsi mevduatlar 226,2 milyar dolar büyüklük ile bir önceki haftaya göre değişiklik göstermedi. Yabancı yerleşiklerin mülkiyetindeki hisse senedi ve tahvil portföyü bir önceki haftaya göre 0,6 milyar dolar artışla 41,9 milyar dolar seviyesine yükseldi ki bu sayı 2010 yılından bu yana en düşük seviyesine gerilediği 30 Ekim 2020 haftasına göre 17,4 milyar dolarlık artışa işaret ediyor.

5 MART 2021, CUMA

ŞUBAT AYI HAZİNE NAKİT BÜTÇE DENGESİ

2021 yılı Ocak ayında nakit bütçe 26,1 milyar TL açık vermişti. 2020 yılı genelinde toplam nakit bütçe açığı 182 milyar TL ile rekor seviyeye ulaşmıştı. Aşağıdaki grafikte kırmızı çubuklar nakit bütçe açığını, buna karşılık mavi çubuklar Hazine’nin net borçlanmasını göstermektedir. Dikkat edeceğiniz üzere ticaret savaşının küresel ekonomide derin yaralar açtığı 2019 yılında ve pandeminin yaraları derinleştirdiği 2020 yılında Türkiye Hazinesi yüksek borçlanma maliyetlerine katlanarak bütçe açığından daha fazla borçlanma gerçekleştirmek zorunda kalmıştır. 2021 yılında borçlanma tarafını rahatlatabilecek başlıca faktör bütçe disiplini çerçevesinde bütçe gelirlerini sürdürülebilir olarak artırabilecek adımların devreye alınmasıdır. Bu sebeple Mart ayında açıklanacak olan reform adımlarını merakla bekliyoruz.

Kaynak: TDM

ABD’DE ŞUBAT AYI İŞGÜCÜ VERİLERİ

Ocak ayında ABD’de işsizlik oranı %6,3 seviyesine gerilemiş, ortalama saatlik kazançlar yıllık %5,38 artış kaydetmişti.

Dr. Fulya Gürbüz

Finans dışı özel sektörün dış borcu artıyor

Türkiye’de özel sektörün uzun vadeli yurt dışı kredi borcu artmaya başladı…

Merkez Bankası (TCMB) verilerine göre, 2018 yılı Şubat ayında 228,0 milyar dolar seviyesine kadar çıkan özel sektörün uzun vadeli toplam yurt dışı kredi borcu, Aralık 2020’de bir önceki aya göre 2,6 milyar dolarlık artışla 163,5 milyar dolar seviyesine yükseldi. Söz konusu yükselişte, finansal olmayan şirketlerin borcunda 1,9 milyar dolar, finansal kuruluşlarda ise 0,7 milyar dolarlık artışların etkisi oldu. Böylece, finans dışı şirketlerin uzun vadeli yurt dışı kredi borcu, Aralık 2020 itibariyle 93,1 milyar dolara, finans kuruluşlarının ise 70,4 milyar dolar seviyesine yükseldi. Aşağıdaki grafikte siyah renkli çubuklar özel finansal sektörün, gri renkli çubuklar finans dışı özel sektörün, açık gri çubuklar ise özel sektörün toplam yurt dışı kredi borcunu göstermektedir. 

Kaynak: TCMB, TDM

Finans dışı sektörün alt sektörlerine bakıldığında, sınai sektörünün uzun vadeli dış borcu 35,5 milyar dolar, sınai sektörünün alt sektörleri olan imalat sektörünün uzun vadeli dış borcu 23,4 milyar dolar; elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörünün ise 11,1 milyar dolardır.

Finans dışı sektörün diğer bir kolu da hizmetler sektörüdür ve 57,1 milyar dolarlık uzun vadeli dış borcu bulunmaktadır. Hizmet sektörünün alt sektörleri olan inşaat şirketlerinin uzun vadeli dış borcu 19,7 milyar dolar, ulaştırma ve depolama şirketlerinin 13,6 milyar dolar, bilgi ve iletişim şirketlerinin 6,4 milyar dolar, gayrimenkul faaliyetlerinin 5,3 milyar dolar, toptan ve perakende şirketlerinin 4,6 milyar dolar, insan sağlığı ve sosyal hizmetler kuruluşlarının 3,9 milyar dolardır.

Dolayısıyla, özel sektörün uzun vadeli yurt dışı kredi borcunun en büyük kısmını Covid-19’un durma noktasına getirdiği hizmet sektörü yüklenmiş durumdadır. İşte bu yüzden, Covid-19 kısıtlamaları devam ettikçe, şirketlerin borç ödeme kabiliyetleri ve borç döndürürken maruz kaldıkları yüksek maliyetler, ana başlıklar olarak karşımıza çıkmaktadır.

Özel sektör finans dışı kuruluşların kısa vadeli dış borcu da artıyor…

TCMB verilerine göre Türkiye’nin kısa vadeli dış borç stoku Aralık ayında bir önceki aya göre 4,2 milyar dolar artışla 138,7 milyar dolar seviyesine, finans dışı özel sektörün kısa vadeli dış borç stoku ise, aylık 1,3 milyar dolar artışla 57,9 milyar dolar seviyesine yükseldi. Aşağıdaki grafikte özel sektör finans dışı kuruluşların kısa ve uzun vadeli yurt dışı borcunu görebilirsiniz.

Kaynak: TCMB, TDM

Gelecek 12 ayda vadesi dolacak ve yapılması gereken ödemeler ise, Kasım ayındaki 184,3 milyar dolardan Aralık ayında 188,8 milyar dolar seviyesine yükselmiştir.

Yurt içinde kredi faiz oranlarındaki artış, özel sektörü dış borca yöneltiyor…  

6 Kasım 2020’den itibaren Naci Ağbal başkanlığında TCMB, enflasyonla mücadele kapsamında sıkı para politikasını devreye sokarak, politika faizini Kasım ve Aralık ayı toplantılarında toplam 675 baz puan (yüzde 6,75 puan) artışla %17 seviyesine yükseltti. Artık, bankalar gecelik vadede değil, 1-haftalık vade ile fonlanmaya başlandı. Elbette, faiz artışı kredi faizlerine de yansıyarak TL cinsi ticari kredi faiz oranları %20, ihtiyaç kredisi faiz oranları ise %23 seviyelerinin üzerine çıktı.

Enflasyonun sadece Türkiye’de değil küresel bazda da sinyallerini almaya başladık. Özellikle Türkiye’nin dış borçlanmada ağırlıklı olarak ABD doları ve Euro cinsinden borçlanması sebebiyle gözümüz ABD ve Euro Bölgesi ekonomilerinde. Nitekim ABD merkez bankası Fed, enflasyon vurgusu yapmaya başladı bile. Bu sebeple düşük faiz imkanından yararlanmak isteyen Türk şirketleri yurt dışındaki düşük faiz oranlarından faydalanmayı tercih etmeye başladı. Aslında şu şekilde sorsaydım siz zaten cevabını vermiş olacaktınız: “Bir şirket yöneticisi olsaydınız, yurt dışı borçlanma faizleri halen düşük seviyelerini korurken, üstelik de Türkiye’nin risk primi düşmüşken yurt içinden mi, yoksa yurt dışından mı borçlanmayı tercih ederdiniz?”

Eklemekte fayda var; aşılamanın olumlu sonuçlar vermesi ile birlikte, yılın ikinci yarısında kısıtlamalar da azalmaya başlayacaktır. Ve enflasyon sinyallerinin arttığı bir ortamda, Fed de faiz artırımına ilişkin sözlü yönlendirmelerine devam edecektir. Aşağıdaki grafikte, Fed’in 2013 yılı sonlarında faiz artırımı yapacağını sözlü olarak belirtmesiyle, Türkiye’deki finans dışı özel sektörün yurt dışından uzun vadeli borçlanmaya ağırlık verdiğini açıkça görebiliyoruz. 

Kaynak: TSMB, TDM

Peki, risk primi ne zamana kadar düşük kalmaya devam edecek?

Türkiye’nin Nisan 2020’de 650 seviyesinin üzerine çıkan 10-yıl vadeli CDS primleri 18 Şubat itibariyle 318 seviyelerine kadar geriledi. Benzer şekilde, 2-yıl vadeli CDS primi Mayıs 2020’de 580 seviyesini aşmışken yine 18 Şubat itibariyle 213 seviyelerine gerilemiş durumda. Bu iki sayı şunu ifade ediyor: Türkiye Hazinesi ve şirketleri diyelim ki ABD doları cinsinden 2-yıl vadeli borçlanmak istiyor. Yatırımcıya vadedilen getiri 2-yıl vadeli ABD tahvil faiz oranının üzerine %2-3 gibi ek bir prime işaret ediyor, ki bu prim hatırlarsak, 2020 yılı Nisan ayında %6’lara kadar yükselmişti. investing.com sitesinden aldığım aşağıdaki grafikte Türkiye’nin 2-yıl vadeli CDS primlerinin seyrini görebilirsiniz.

Kaynak: INVESTING.COM

Türkiye’nin risk primi düşmesine rağmen, Covid-19 ile ilgili her olumlu gelişme başta petrol olmak üzere emtia ve özellikle de gıda fiyatları üzerindeki baskıyı artırıp, enflasyon beklentilerini yukarı çekecektir. Bu sebeple Türkiye’nin risk primi düşmüşken yurt dışındaki mevcut düşük faiz imkanından faydalanmak elbette şirketler için rasyonel bir çözümdür.

Yukarıda sorduğum risk priminin ne zamana kadar düşük kalacağı tamamen Covid-19’a bağlı. Nasıl mı? Kısıntılar devam etse de etmese de, enflasyon baskısı sürecek, kısıntılardaki gevşeme fiyat artışlarını daha da hızlandıracaktır. Bu arada şunu hatırlatmak istiyorum; tedarik zincirindeki zorluklar (beklenen ithal ürünlerle ihraç edilecek ürünlerin nakliyesindeki zorluklar) küresel olarak tedarikçilerin fiyat yükseltmesine, yüksek maliyetler ise nihai ürün fiyatlarına yansıtılarak tüketici fiyat enflasyonunun küresel olarak artmasına sebep oluyor. Bütün bunların yanı sıra, enflasyon beklentilerindeki artış da, borç verenlerin yüksek faiz oranı istemesini beraberinde getiriyor. Bu durum, dış borcu oldukça fazla olan Türk kamu ve özel sektörünün üzerindeki yükünü artıran çok önemli bir faktördür. Dolayısıyla, Covid-19 kısıtlamalarındaki gevşeme; enflasyon, cari açık, bütçe ve borç sorunlarını artıracak sonuçları da doğuracaktır.

Dr. Fulya Gürbüz

Siz karar verin: Türkiye imalat sektörü Ocak ayında büyüdü mü, küçüldü mü?

Türkiye’de “üretim yapılıyor” ve “üretim yapılmıyor” diye farklı yorumlar, tartışmalar gündeme gelebiliyor. Bu yazımda sizlere imalat sektörüne ilişkin Ocak ayı verilerine ait raporları sunacağım. Yazının sonunda imalat sektörü Ocak ayında büyüdü mü, küçüldü mü sizler karar vereceksiniz.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), İstanbul Sanayi Odası (İSO), Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) ile uluslararası bir kuruluş olan IHS Markit yayınladığı Ocak ayına ilişkin raporları sırasıyla aktarmaya başlayayım:

TCMB: İmalat Sanayi Kapasite Kullanım Oranı (KKO) – Ocak 2021’de yüzde 75,4 seviyesine yükseldi

Not: “Kapasite kullanım oranının %80-85 aralığında olması yüksek bir düzey olarak kabul edilmekte, %90 üzerinde olması ekonominin çok canlı olduğu anlamına gelmektedir. %70-80 aralığındaki kapasite kullanım oranı ise ülkede yeni yatırımlar yapılmasa bile gelişme potansiyelinin bulunduğunu göstermektedir.” Koç, E., Şenel, M. C., Kaya, K., 2017, Türkiye’de Ekonomik Göstergeler – İmalat Sanayi Kapasite Kullanım Oranı, Mühendis ve Makina cilt 58, sayı 689, s. 1-22

İmalat sanayi genelinde kapasite kullanım oranı (KKO), bir önceki aya göre 0,2 puan azalarak yüzde 75,4 seviyesinde gerçekleşmiştir. Mevsimsel etkilerden arındırılmış kapasite kullanım oranı (KKO-MA), bir önceki aya göre 0,2 puan artarak yüzde 75,6 seviyesinde gerçekleşmiştir.

Üretilen mallar özelinde hem dayanıklı tüketim malı hem de ara malı üretiminde kapasite kullanımı Ocak ayında önceki aya göre 0,2’şer puan artış gösterdi. Dayanıksız tüketim malı üretiminde kapasite kullanımı önceki aya göre 0,4 puan düşüş kaydetti. Yatırım malı üretiminde kapasite kullanımı ise önceki aya göre değişiklik göstermedi. Dayanıklı tüketim malları ve ara malları üretiminin Türkiye’nin en büyük ihracat sektörü olan otomotiv sektörüyle doğrudan ilişkili sektörler olduğunu eklemek isterim.

Aşağıdaki grafikte KKO’nun 2020 yılı ortasından itibaren %75 seviyelerinde hareket ettiğini, söz konusu seviyenin iç talepte daralmanın yaşandığı 2014 yılındaki seyre paralel bir seyir ortaya koyduğunu görüyoruz. Hatırlatmak gerekirse 2014 yılı, ABD Merkez Bankası Fed’in Amerikan ekonomisinin ısınmaya başlaması sebebiyle faiz artırma sinyallerini verdiği bir dönemdi. Söz konusu dönemde Türkiye’nin dış borç stokundaki hızlanmada bir duraksama olmuş, faiz oranlarındaki artış iç talebi dolayısıyla da üretimi olumsuz etkilemişti. 2015 yılında TL faizlerindeki artışın etkisiyle düşük faizli dış borçlanmaya tekrar ağırlık verilmesi imalat sektöründeki kapasite kullanımının da artmasında etkili olmuştur.

Kaynak: TCMB

TCMB: Reel Kesim Güven Endeksinde (RKGE) mevcut aya ilişkin değerlendirmeler – Ocak 2021’de 107 seviyesine yükseldi

Not: RKGE’nin 100 üzerindeki değerler iyimser görünüme, aşağısındaki değerler kötümser görünüme, 100 değerine eşit olması ise istikrarlı görünüme işaret etmektedir.

2021 yılı Ocak ayında RKGE, bir önceki aya göre 0,2 puan artarak 107,0 seviyesinde gerçekleşmiştir. Endeksi oluşturan anket sorularına ait yayılma endeksleri incelendiğinde, gelecek üç aydaki üretim hacmi, gelecek üç aydaki toplam istihdam, genel gidişat ve mevcut mamul mal stokuna ilişkin değerlendirmeler endeksi artış yönünde etkilerken, son üç aydaki toplam sipariş miktarı, mevcut toplam sipariş miktarı, sabit sermaye yatırım harcaması ve gelecek üç aydaki ihracat sipariş miktarına ilişkin değerlendirmeler endeksi azalış yönünde etkilemiştir.

Kaynak: TCMB

Mevcut toplam siparişlerin ve mevcut mamul mal stokları seviyesinin mevsim normallerinin altında olduğu yönündeki değerlendirmelerin bir önceki aya göre güçlendiği görülmektedir.

RKGE verileri “son üç ay”, “mevcut durum” ve “gelecek üç ay” için değerlendirmeleri içermektedir. Aşağıdaki tabloda hem iç piyasa hem de ihracat siparişlerinin bir önceki aya göre (kısa kırmızı oklar) mevsim normallerinin daha da altında kaldığını gösteriyor. Raporda siparişlerle ilgili söz konusu yorum sektörün ortalamasını vermekte; tüketim malı, ara malı ve yatırım malı siparişleri özelinde bir detay ortaya koymamaktadır.

Kaynak: TCMB

İSO: İstanbul Sanayi Odası Türkiye İmalat Satın Alma Yöneticileri Endeksi (PMI) – Ocak 2021’de 54,4 seviyesine yükseldi

Not: Endeksin 50 üzerindeki değerler sektörün önceki aya göre büyüdüğünü, altındaki değerler ise önceki aya göre küçüldüğünü göstermektedir.

İstanbul Sanayi Odası ve IHS Markit’ten elde edilen PMI® anket verileri, 2021 yılı başında Türk imalat sektöründeki büyüme hızının iyileştiğine işaret etti. Üretim, yeni siparişler ve ihracat büyüme bölgesine geri dönerken istihdam artış hızı 3 yıldan uzun bir sürenin en yüksek düzeyine çıktı.

Türk lirasındaki göreli istikrar, hem girdi maliyetlerinin hem de nihai ürün fiyatlarının daha düşük oranlarda artmasını sağladı. Bununla birlikte ham madde yetersizlikleri enflasyonist baskıların yüksek kalmasına yol açarken teslimatlarda da gecikmeler kaydedildi.

Aralık’ta 50,8 olarak ölçülen manşet PMI endeksi Ocak’ta 54,4’e yükseldi ve faaliyet koşullarında Temmuz 2020’den bu yana en güçlü iyileşmeye işaret etti. Böylelikle, sektörün performansı üst üste sekiz ay güçlenmiş oldu.”

Aşağıdaki grafik kırmızı renkli çizgi ile gösterilen PMI endeksi ile mavi renkli çizgiyle gösterilen sanayi üretimi arasındaki yakın ilişkiyi ortaya koymaktadır.

Kaynak: ISO

MÜSİAD: Sanayi Sektörü SAMEKS Endeksi – Ocak 2021’de 53,8 seviyesine geriledi

Not: Endeksin 50 üzerindeki değerler sektörün bir önceki aya göre büyüdüğünü, altındaki değerler ise küçüldüğünü göstermektedir. İlgili rapora MÜSİAD’a başvurarak ulaşılabilmektedir.

“Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış Sanayi Sektörü SAMEKS Endeksi, 2021 yılı Ocak ayında, bir önceki aya göre 2,2 puan azalarak 53,8 seviyesine gerilemiştir.

Yeni siparişler alt endeksinin önceki aya göre 11,6 puan birden azalarak 51,0 seviyesine gerilemesi, bu dönemde sanayi sektöründe yaşanan ivme kaybında belirleyici rol oynamıştır.

Önceki aya göre 4,8 puan artarak 57,9 seviyesine yükselen üretim alt endeksi ise Aralık ayında başlayan artışını sürdürmüş ve olumlu bir görünüm arz etmiştir.

Geçtiğimiz iki ay boyunca hızlı bir şekilde düşüşe geçen girdi alımları, Ocak 2021 dönemi itibariyle yeniden ivme kazanmış ve 15,3 puanlık artışla 53,8 seviyesine yükselmiştir.

Girdi alımları ve üretimdeki artışa karşın yeni siparişlerin ivme kaybetmesi, bu dönemde firmaların mevcut stoklarını eritmeye yönelmesine neden olmuş ve nihai mal stoku alt endeksi 6,8 puan azalarak 44,7 seviyesine gerilemiştir.

Sektöre yönelik işgücünde ise üretim ve girdi alımlarındaki artışın olumlu etkisi hissedilirken, istihdam alt endeksi önceki aya göre 13,9 puan birden artarak 57,1 seviyesine yükselmiştir.

Böylece önceki aya göre 2,2 puan azalmasına karşın 53,8 puanla referans değerin üzerinde seyreden Sanayi Sektörü SAMEKS Endeksi, yeni yılın ilk ayında sanayide çarkların dönmeye devam ettiğine işaret etmektedir.”

Kaynak: MÜSİAD

IHS Markit: Küresel İmalat Sektörü Satın Alma Yöneticileri Endeksleri (PMI) – Ocak 2021

Not: Endeksin 50 üzerindeki değerler sektörün bir önceki aya göre büyüdüğünü, altındaki değerler ise önceki aya göre küçüldüğünü göstermektedir.

IHS Markit her ayın ilk iş gününde bir önceki ayın imalat sektöründeki gelişmeleri gösteren PMI endekslerini yayınlamaktadır. Türkiye ihracat hacminin %53’ünü oluşturan Euro Bölgesi imalat sektörü PMI verileri Hollanda’da 58,8, Almanya’da 57,1, İtalya’da 55,1, Avusturya’da 54,2, İrlanda’da 51,8, Fransa’da 51,6 olarak gerçekleşti. PMI seviyelerinin 50’nin üzerinde olması söz konusu ülkelerdeki imalat sektörlerinin bir önceki aya göre büyümesini sürdürdüğü anlamına geliyor. Almanya imalat sektöründeki büyüme hızı önceki ayın altında kalmış olsa da halen Euro Bölgesinin en hızlı büyüyen ikinci ülkesi. İspanya’da ise imalat sektörü PMI Covid-19’un olumsuz etkilerinin yansıması olarak 49,3 değerini alarak bir önceki aya göre küçülme kaydetti. İhracatımızın en yüksek olduğu Almanya’da ihracat siparişleri, Çin ve ABD’den gelen taleplere bağlı olarak artışını sürdürdü.   

Türkiye’nin ihracat gerçekleştirdiği ikinci en büyük ülke konumundaki İngiltere’de de imalat sektörü PMI endeksi 54,1 değeri ile önceki aya göre büyümesini sürdürdü. Ancak büyüme hızı, Brexit ve Covid-19 kaynaklı olumsuzluklar sebebiyle Aralık ayında kaydettiği 57,5 seviyesindeki PMI değerinin altında kaldı. Bir diğer önemli detay ise ara mallar (hammadde) ve yatırım malları üretimindeki büyümenin Ocak ayında da sürmesi.

Türkiye’nin ihracatında üçüncü sırayı alan ABD’de ise imalat sektörü PMI Ocak ayında 59,2 seviyesine yükseldi. Raporda, özellikle aşılamaya dair olumlu beklentiler sebebiyle stokları iyileştirme eğilimi ihracat siparişlerinde artışa sebep olduğu kaydediliyor.

Türkiye’nin olmasa da özellikle ABD ve Almanya’nın en önemli ticaret ortaklarından Çin’de ise yeniden baş gösteren Covid-19 vaka sayılarındaki artışın etkisiyle kapatmaların tekrar gündeme gelmesi imalat sektörü PMI endeksinin Aralık ayındaki 53,0 seviyesinden Ocak ayında 51,5 seviyesine gerilemesine sebep oldu. İmalat sektörünün Ocak ayında daha yavaş büyümesinin ardında yatan sebepler olarak üretim ve yeni siparişlerdeki artışın hız kestiği ve ihracat siparişlerindeki düşüş not edildi. Uzak Doğu PMI raporlarında ise Güney Kore, Hindistan ve Tayvan’da ihracat siparişlerindeki artışın imalat sektörlerindeki büyümede etkili olduğunu okuyoruz. Güney Kore özelinde hem yurt içi hem de ihracat siparişlerinde otomobil ve teknoloji ürünlerine yönelik talep artışı olduğu kaydedilirken, Hindistan’da tüketim ve yatırım mallarında talep artışına dikkat çekiliyor. Tayvan’da ise siparişlerdeki artışta müşterilerin tedarik zincirindeki aksamalardan olumsuz etkilenmemek adında stok mevcutlarını artırma istemlerine vurgu yapılıyor.

Maliyet tarafında ise küresel bazda hem girdi maliyetlerinin hem de çıktı fiyatlarının (yani tüketiciye yansıtıldığı fiyatın) artış eğilimini sürdürdüğünü de ülke raporlarında okuyoruz. Girdi maliyetlerinin artışında özellikle Covid-19’un etkisiyle tedarik zincirindeki kısıtların ve taşımacılık tarafındaki yetersizlik ve aksamaların hammadde fiyatlarını yukarı çekmesinin etkisi var.

İmalat sektöründe istihdamın Türkiye dahil küresel olarak Ocak ayında artmaya devam ettiğini de ekleyelim.

Dr. Fulya Gürbüz

25-29 Ocak haftasında yurt içinde ekonomik aktiviteyi, yurt dışında ise Fed para politikası kararını izleyeceğiz

25-29 Ocak haftasında Türkiye ekonomisinin 2021 yılına nasıl başladığına, Fed para politikası toplantısında makro-ekonomik görünüm ve beklentilere odaklanacağız.

25 OCAK 2021, PAZARTESİ

OCAK AYI İMALAT SEKTÖRÜ KAPASİTE KULLANIM ORANI (KKO)

2020 yılı Aralık ayında imalat sektöründe KKO, bir önceki aya göre 0,2 puan azalarak %75,6 seviyesinde gerçekleşmiş, mevsimsel etkilerden arındırılmış KKO ise aylık 0,1 puan artışla %75,4 olmuştu. Ocak ayı IHS Markit PMI verilerinde Almanya başta olmak üzere Euro Bölgesi imalat sektöründe üretim ve ihracat siparişlerinde kaydedilen artışa paralel olarak, Ocak ayında Türkiye’de özellikle ihracatın desteğiyle KKO’da olumsuz bir gelişme görmeyeceğiz. KKO’da olası bir sert gerileme ise üretim ve ihracat tarafında kırmızı ışık yakacak.

OCAK AYI TCMB REEL KESİM GÜVEN ENDEKSİ (RKGE)

2020 yılı Aralık ayında RKGE, bir önceki aya göre 2,9 puan artarak 106,8, mevsimsel etkilerden arındırılmış RKGE ise aylık 3,0 puan artışla 110,4 olmuştu. İhracat ile ilgili gelen olumlu sinyallere rağmen Ocak ayında tüketici kredilerindeki azalmanın etkisiyle yurt içi talepteki daralma eğilimi RKGE’de sıçrama ihtimalini azaltıyor. Öte yandan aşılama ile ilgili olumlu gelişmeler RKGE’de olumlu beklentileri de beraberinde getirecektir, ancak bunun özellikle Türkiye’nin küresel tedarik zincirindeki konumu açısından desteklenmesi halinde tablo çok daha iyimser olacaktır. Bunun için ihracat siparişlerindeki eğilimi takip etmekte fayda var.  

OCAK AYI SEKTÖREL GÜVEN ENDEKSLERİ

2020 yılı Aralık ayında mevsim etkilerinden arındırılmış güven endeksi bir önceki aya göre; hizmet sektöründe %9,2, perakende ticaret sektöründe %7,8 ve inşaat sektöründe %7,2 azalmıştı. Kapatmaların etkisi sektörel güven endekslerine olumsuz yansıdı. Vaka sayılarında kademeli azalmalar kısıtlamaların gevşetilmesinde etkili olacak ancak bunun için Şubat ayını görmek gerekli.

27 OCAK 2021, ÇARŞAMBA

AMERİKAN MERKEZ BANKASI (FED) PARA POLİTİKASI KARARI

13 Ocak’ta yayınlanan Bej Kitap (Beige Book) raporunda, uygulanan para politikasının ABD’de 12 Fed bölgesindeki işletme ve hane halkına nasıl yansıdığını okumuştuk. Yılda 8 kere yayınlanan raporun sonuncusu olan 2 Aralık 2020 tarihli rapordaki gelişmelerle karşılaştırıldığında; Ocak ayı raporunda

. Ekonomik aktivitenin bölgeler arasında farklılık gösterdiği, kapatmaların online satışları artırdığı, otomobil satışlarının zayıfladığı, arz tarafındaki zorluklara rağmen hemen her bölgede imalat sektörü aktivitesinde iyileşme kaydedildiği,

. Konut piyasasındaki güçlü iyileşmeye karşın ticari emlak piyasasındaki zayıflığın sürdüğü, kredi hacminin önemli bir gelişme kaydetmediği,

. Aşılamanın geleceğe yönelik iyimserliği artırmasına rağmen virüs vakalarındaki artışın özellikle yakın dönemde iş şartlarında ters yönlü etki yarattığı,

. İstihdamın bölgelerin çoğunda arttığı, özellikle imalat, inşaat ve ulaştırma sektörlerinde Kovid-19 kaynaklı olarak nitelikli eleman sıkıntısı yaşandığı, ücret artışlarında ise zayıflığın sürdüğü,

. Fiyatlar tarafında girdi fiyatlarının nihai mal ve hizmet fiyatlarına göre daha fazla arttığı; özellikle inşaat ve yapı malzemeleri, çelik ürünleri ile nakliye hizmetlerindeki fiyat artışlarının sürdüğü; perakende, toptan ticaret ve imalat sektörlerinde tüketicilere nihai satış fiyatlarının yükselmeye devam ettiği; enerji fiyatlarındaki artışa rağmen pandemi öncesi fiyatların aşağısında kaldığı; düşük stoklar ve yüksek imalat maliyetlerine bağlı olarak konut fiyatlarının artmaya devam ettiği işaretlerini almıştık.

Özetlersek, Fed’in piyasaya likidite akıtmaya devam etmesi özellikle istihdam piyasasına olan talebin sürmesinde etkili olurken, fiyat baskılarının hem hane halkını hem de üretim ve hizmet sektörünü olumsuz etkilemektedir. Nitekim ABD Başkanı Biden da geçen hafta ilk icraat olarak Kovid-19’a karşı ekonomiyi canlandırmayı hedefleyen “Amerikan Kurtarma Planı” adlı 1,9 trilyon dolarlık yardım paketini açıkladı. 16 Aralık tarihli para politikası toplantısında Fed, maksimum istihdam ve fiyat istikrarı hedefleri kapsamında maksimum istihdam ve ortalama %2 enflasyon seviyesine ulaşana kadar gerekli tüm adımları atmaya devam edeceklerini belirtmiş ve %0-0,25 olan politika faiz aralığında değişiklik yapmamıştı. 27 Ocak toplantısında da Fed, para politikasında ve politika faizinde bir değişiklik yapmayacak.  

28 OCAK 2021, PERŞEMBE

2020 YILI ARALIK AYI ULUSLARARASI REZERVLER VE DÖVİZ LİKİDİTESİ

2020 yılı Kasım ayında resmi rezerv varlıkları 82,7 milyar dolar olmuş; söz konusu varlıkların 41,1 milyar dolarını döviz varlıkları (menkul kıymetler, nakit ve mevduatlar), 40,0 milyar dolarını altın rezervleri, 1,4 milyar dolarını IMF’den çekme hakkı oluşturmuştu. Yükümlükler tarafında ise gelecek 12 ayda döviz kredileri, menkul kıymetler ve mevduat için ödenecek toplam anapara ve faiz ödemeleri 27,6 milyar dolardır. Türk lirası karşılığında yapılan vadeli işlemlere (forward, futures ve swap) ait açık pozisyon (borç) tutarı 58,1 milyar dolar iken Hazine’nin şarta bağlı döviz yükümlülükleri ise 40,4 milyar dolardır. Toplam döviz varlıklarından gelecek 12 ayda ödenecek toplam döviz yükümlülükleri çıkardığımızda net rezervlerin 43,4 milyar dolar açık verdiğini görüyoruz. Turizm sektörünün durduğu mevcut ortamda Türkiye’de döviz rezervi kazandıran en önemli kalem ihracat. Hazine’nin sınırlı borçlanma imkanını dikkate aldığımızda yurt dışından önemli bir yardım paketi gelmedikçe Türk lirasında istikrarın devam etmesi ve ihracat performansındaki her iyileşme TCMB rezervlerinin de artmasında etkili olacak.

OCAK AYI EKONOMİK GÜVEN ENDEKSİ (EGE)

Mevsim etkilerinden arındırılmış EGE, 2020 yılı Aralık ayında önceki aya göre 3,1 puan düşüşle 86,4 seviyesine gerilemişti.

2021 YILI BİRİNCİ ÇEYREK ENFLASYON RAPORU

Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal’ın göreve başlamasının ardından 25 Aralık 2020’de TBMM Plan ve Bütçe Komisyonuna yaptığı sunumda 2021, 2022 ve 2023 yılları enflasyon tahminlerini sırasıyla %9,4, %7,0 ve %5,0 olarak duyurmuştu. Ocak ayı raporunda ekonomi ve fiyat istikrarına yönelik gelişmeleri, mevcut riskleri ve beklentileri detaylı olarak okuyacağız.

TCMB VE BDDK, 22 OCAK 2021 TARİHLİ HAFTALIK PARA VE BANKA VERİLERİ

15 Ocak verilerine göre yabancı para döviz mevduatları (döviz tevdiat hesapları) önceki aya göre 0,7 milyar dolar azalışla 223,8 milyar dolar oldu. Aynı dönemde kamu mevduat bankalarının yabancı para net genel pozisyon açığı 0,4 milyar dolar seviyesine geriledi; 7 Ağustos 2020’de söz konusu pozisyon açığı 12,2 milyar dolar seviyesine kadar yükselmişti. Öte yandan, yabancı yatırımcıların hisse senedi ve tahvil stoku önceki haftaya göre 0,5 milyar dolar azalma gösterdi. Merkez Bankasında tutulan altın ve yabancı para cinsi döviz ve menkul kıymetler ise önceki haftaya göre 2,5 milyar dolar azalma kaydetti. Türk lirası cinsi mevduat ve kredi faiz oranlarında önceki haftaya göre hafif gerileme yaşanmasının iz düşümü olarak tüketici kredilerinde azalma, ticari kredilerde ise önceki haftaya göre artış oldu.

Kaynak: BDDK, TCMB, TDM

29 OCAK 2021, CUMA

OCAK AYI SAMEKS SANAYİ VE HİZMET SATIN ALMA MÜDÜRLERİ ENDEKSLERİ

2020 yılı Aralık ayında mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış SAMEKS Sanayi Endeksi önceki aya göre 8,4 puan artışla 55,8, SAMEKS Hizmet Endeksi ise aylık 0,3 puan artışla 50,9 seviyesine yükselmişti. Endeksin 50 üzerindeki değerler sektörün önceki aya göre büyüme kaydettiğini, altındaki değerler ise daraldığını göstermektedir. Her iki sektörde de istihdamın Aralık ayında önceki aya göre artış kaydettiğini, stokların ise azaldığını öte yandan sanayi sektörü özelinde yeni siparişlerde sert bir artış kaydedildiği işaretlerini almıştık. Ocak ayı verilerinden kapatmaların hizmet ve imalat sektörlerinde arz ve talep dengesini nasıl etkilediğini göreceğiz.

2020 YILI ARALIK AYI TÜİK DIŞ TİCARET İSTATİSTİKLERİ

Ticaret Bakanlığı Ocak ayı başında ihracatı 17,8 milyar dolar, ithalatı ise 22,4 milyar dolar olarak açıklamıştı. Her iki veri de Kasım ayına göre artışa işaret ediyor. Ticaret Bakanlığı 2020 yılı genelinde toplam 169,5 milyar dolar ihracat, 219,4 milyar dolar ithalat kaydedildiğini ortaya koydu. 2019 yılı genelinde ihracat ve ithalat sırasıyla 180,8 milyar dolar ve 210,3 milyar dolar olarak gerçekleşmişti.

Dr. Fulya Gürbüz

Öncü merkez bankalarının para politikası kararları neden bizi ilgilendiriyor?

Bu videoda Türkiye’nin dış borç yükünü dikkate alarak öncü merkez bankalarının para politikası kararlarının neden Türkiye ekonomisi için önemli olduğunu anlatıyorum.

Gündem: Üretim, tüketim ve dış borç verileri ile ABD, İngiltere ve Japonya merkez bankaları politikaları

14 Aralık 2020, Pazartesi

KASIM AYI TARIM ÜRÜNLERİ ÜRETİCİ FİYAT ENDEKSİ (Tarım-ÜFE)

Tarım-ÜFE Ekim ayında bir önceki aya göre %1,89, bir önceki yılın aynı ayına göre %18,70 artış kaydetmişti.

EKİM AYI SANAYİ ÜRETİMİ ENDEKSİ

Eylül ayında sanayi üretimi bir önceki aya göre %1,7, bir önceki yılın aynı ayına göre %8,1 artış kaydetmişti. Ekim ayında hammadde ithalatında bir önceki aya göre düşüş kaydedilmesine rağmen ihracat, siparişler ve mal stoklarında önceki aya göre kaydedilen artışlar sanayi üretiminde de bir önceki aya göre artışa işaret ediyor.

EKİM AYI PERAKENDE SATIŞ ENDEKSLERİ

Eylül ayında perakende satışlar bir önceki aya göre %2,8, bir önceki yılın aynı ayına göre %7,8 artış kaydetmişti. Ekim ayında imalat sektörü siparişleri ile tüketim malları ithalatındaki artışlar perakende ticarette de önceki aya göre artışa işaret ediyor.

EKİM AYI CİRO ENDEKSLERİ

Sanayi, inşaat, ticaret ve hizmet sektörleri toplamında ciro endeksi Eylül ayında bir önceki aya göre %3,4, bir önceki yılın aynı ayına göre %26,2 artış kaydetmişti. Aylık bazda sanayi sektörü ciro endeksi %3,5, inşaat ciro endeksi %2,4, ticaret ciro endeksi %2,9, hizmet ciro endeksi %5,2 arttı. Yıllık bazda ise sanayi sektörü ciro endeksi %30,9, inşaat ciro endeksi %23,3, ticaret ciro endeksi %30,9, hizmet ciro endeksi %4,1 arttı.

15 Aralık 2020, Salı

KASIM AYI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ

Ekim ayında merkezi yönetim bütçesi 4,9 milyar TL açık vermiş, böylece 2020 yılı ilk 10 ayında toplam 145,5 milyar TL’lik bütçe açığı kaydedilmişti. 2019 yılı toplamında toplam bütçe açığı 123,7 milyar TL olmuştu.

KASIM AYI KONUT SATIŞLARI

Ekim ayında Türkiye genelinde 119.574 adet konut satışı gerçekleşmiş, böylece yılın ilk 10 ayında toplam satışlar 1.280.852 adet olmuştu. 2019 yılı genelindeki toplam konut satışları 1.348.729 seviyesindeydi. Konut satışları 2017 yılında 1.409.314 adet ile zirve yapmıştı.

16 Aralık 2020, Çarşamba

ABD MERKEZ BANKASI (Fed) PARA POLİTİKASI KARARI

Eylül ayı toplantısında maksimum istihdam ve ortalama %2 enflasyon hedefleri tutturulana kadar politika faizini %0-0,25 aralığında sabit tutmaya devam edeceğini duyurmuştu. Yılın son toplantısında, Fed’in ekonomik görünüme dair beklentileri ve genişlemeci politikaların devamlılığı konusunda görüş ve beklentilerine odaklanacağız.

EKİM AYI TCMB KONUT FİYAT ENDEKSİ

Konut fiyat endeksi Eylül ayında bir önceki aya göre %1,59, bir önceki yılın aynı ayına göre %27,34 artışla 146,70 seviyesine yükselmişti.

EKİM AYI ÖZEL SEKTÖR UZUN VADELİ KREDİ BORCU

Özel sektörün uzun vadeli kredi borcu Eylül ayında 161,02 milyar dolar seviyesindeydi. Alt kalemlere göre bankaların 60,98 milyar dolar, bankacılık dışı finansal kuruluşların 9,61 milyar dolar, finans dışı sektörün 90,44 milyar dolar uzun vadeli kredi borcu bulunmaktadır. Şubat 2018’de özel sektörün uzun vadeli kredi borcu 226 milyar dolar ile tarihi zirvesini yapmıştı.

17 Aralık 2020, Perşembe

İNGİLTERE MERKEZ BANKASI (BoE) PARA POLİTİKASI KARARI

BoE 4 Kasım tarihli toplantısında %0,1 seviyesindeki politika faizini değiştirmemiş, Hazine tahvil alım miktarını 150 milyar pound artırarak toplam Hazine tahvil alım miktarını 875 milyar pound seviyesine yükseltmişti. Toplantı sonrası yayınlanan raporda Kovid-19’un hanehalkı harcamalarını öngördüklerinden daha fazla zayıflattığı, söz konusu zayıflamanın 2020 yılı son çeyreğinde GSYH’de daralmaya sebep olacağı vurgulanmıştı. BoE enflasyon hedefi %2 iken Ekim ayında TÜFE yıllık %0,7 seviyesinde bulunuyor. BoE, basın duyurusunda enflasyon hedefine ulaşana kadar gevşek para politikasını sürdüreceğini tekrarlamıştı.

EKİM AYI KISA VADELİ DIŞ BORÇ STOKU

Eylül ayında toplam kısa vadeli dış borç stoku 134,0 milyar dolar iken kamunun (kamu bankaları) 26,2 milyar dolar, Merkez Bankasının 21,0 milyar dolar, özel sektörün 86,8 milyar dolar seviyesinde bulunuyor. Özel sektör içinde bankaların 30,9 milyar dolar, banka dışı finansal kuruluşların 0,7 milyar dolar, finansal olmayan şirketlerin 55,2 milyar dolar kısa vadeli borcu bulunuyor. Özel sektör finans dışı sektörün kısa vadeli borcu Ekim 2017’den bu yana özel sektör bankalarının üzerinde bulunuyor. Kalan vadeye göre dış borç stoku dikkate alındığında Türkiye’nin gelecek 12 ayda (Ekim 2020 – Eylül 2021) ödemesi gereken dış borç stoku 182,5 milyar dolar seviyesindedir.

TCMB VE BDDK, 4 ARALIK 2020 TARİHLİ HAFTALIK PARA VE BANKA VERİLERİ

4 Aralık ile biten haftada, döviz tevdiat hesapları (döviz cinsinden mevduatlar) önceki haftaya göre 1,8 milyar dolar artışla tarihi zirvesi olan 221,3 milyar dolar seviyesine yükseldi. Karşılığında TL cinsinden mevduatlar önceki haftaya göre 1,55 trilyon TL’den 1,53 trilyon TL’ye geriledi. Söz konusu gerilemede ortalama TL cinsi mevduatların bir haftada %14,59’dan %14,51 seviyesine gerilemesi etkili oldu. 4 Aralık haftasında 1 yıla kadar olan TL cinsi mevduat faizleri ortalamada %16’lara yükselmesine rağmen 1-3 ay vadeli TL cinsi mevduat faizleri önceki haftaya göre düştü. TL cinsinden ticari kredi faiz oranı %18,59, tüketici kredileri faiz oranı %21,40 seviyelerine yükseldi.

4 Aralık 2020 tarihli para ve banka verileri aşağıdaki gibidir:

Kaynak: BDDK, TCMB, TDM

18 Aralık 2020, Cuma

JAPONYA MERKEZ BANKASI (BoJ) PARA POLİTİKASI KARARI

BoJ 29 Ekim tarihli para politikası toplantısında politika faizini değiştirmemiş, borsa yatırım fonları (ETF) ve gayrimenkul yatırım fonu yıllık satın alımlarını iki katına çıkararak sırasıyla 12 trilyon yen ve 180 trilyon yen seviyesine yükseltmişti. Ek olarak BoJ, Getiri Eğrisi Kontrolü (Yield Curve Control) ile birlikte Miktarsal ve Niteliksel Parasal Gevşeme politikasını sürdüreceğini tekrarlamıştı. BoJ, fiyat istikrarını sağlamak adına %2 olan enflasyon hedefine ulaşmak amacıyla Hazine tahvillerine ek olarak diğer finansal varlıkları satın almasını niteliksek gevşeme olarak ifade ediyor. BoJ, üst limit koymaksızın 10-yıl vadeli Hazine tahvillerini %0’a yakın faiz oranından satın almasını ise miktarsal gevşeme olarak nitelendiriyor. ABD Merkez Bankası da ekonomiyi desteklemek amacıyla Getiri Eğrisi Kontrolünü adapte etmeyi tartışırken en son Haziran 2020 para politikası toplantısında söz konusu uygulamaya şüpheyle yaklaştıklarını, zira kovid-19 etkisiyle tahvil faizlerinin düşük kalmaya devam edeceğini beklediklerini ifade etmişti.

MERKEZ BANKASI ARALIK AYI BEKLENTİ ANKETİ

Merkez Bankasının Kasım ayında reel sektör ve finansal sektör temsilcileri ile profesyonellerden oluşan 59 katılımcı tarafından yanıtlanmış ve sonuçlar katılımcıların yanıtları toplulaştırılarak değerlendirilmiş Beklenti Anketinde yıl sonu TÜFE’de %12,47, yıl sonu Dolar/TL kurunda 7,887, yıl sonu GSYH’de %0,55 daralma, 2021 yıl sonu GSYH’de %3,99 büyüme, yıl sonu cari işlemler açığında 30,9 milyar dolar seviyeleri öngörülmüştü.

EKİM AYI NET ULUSLARARASI YATIRIM POZİSYONU (NUYP)

Eylül ayında uluslararası varlıklar 225,0 milyar dolar, uluslararası yükümlülükler 593,5 milyar dolar olmuş, böylece NUYP açığı 368,5 milyar dolar seviyesine yükselmişti. Ağustos ayına göre varlıklar 2,4 milyar dolar azalırken, yükümlülükler 1,3 milyar dolar artmıştı. Yükümlülüklerdeki artışta, kamu ve bankalar hariç diğer sektörlerin ticari kredilerinde 2,5 milyar dolarlık artış ve kredi yükümlülüklerinde 1 milyar dolarlık azalma etkili olmuştu. Diğer sektörler, 2019 yılı Ekim ayından bu yana uluslararası kredilerini azaltırken, Haziran 2020’den bu yana uluslararası ticari kredilerini artırmaktalar. Ticari kredilerdeki artış sanayi üretimini de desteklemektedir.

Dr. Fulya Gürbüz

Fed “Ekonominin seyri virüse bağlı” dedi, politika faizini değiştirmedi

ABD Merkez Bankası (Fed) 5 Kasım’da gerçekleştirdiği para politikası toplantısında politika faizi olan federal fon faiz oranı hedef aralığını değiştirmeyerek %0,0-0,25 seviyesinde sabit tuttu. Söz konusu hedef aralığı bankaların gecelik (O/N) olarak birbirlerine borç verme faiz aralığını ifade ediyor. Fed, bankaları iskonto penceresinden iskonto faiz oranı ile O/N fonluyor. Fed, iskonto faiz oranını farklı bir toplantı ile kararlaştırıyor.

Fed, toplantı sonrası yayınladığı basın duyurusunda, ekonomik aktivite ve istihdamda toparlanma yaşansa da 2020 yılı başındaki seviyelerin henüz yakalanmadığını, zayıf talep ve petrol fiyatlarındaki düşüşün tüketici fiyat enflasyonunu aşağı çektiğini belirtti. Ekonominin gidişatının büyük ölçüde virüsün seyrine bağlı olduğuna dikkat çekiyor Fed.

ABD’de işsizlik oranı Covid-19’un pandemi ilan edildiği Mart 2020 öncesinde %3,5 seviyesinde seyrederken, kapatmaların etkisiyle Nisan ayında %14,7 seviyesine yükselmiş; parasal genişleme, makro-ihtiyati tedbirler ve iş yerlerinin açılmaya başlanmasıyla birlikte işsizlik oranı düşüşünü sürdürerek en son Ekim ayında %6,9 seviyesine gerilemiştir. Enflasyona yönelik ön göstergelerden olan ortalama saatlik kazançlar ise Ekim ayında bir önceki aya göre %0,1, bir önceki yılın aynı ayına göre %4,5 artış kaydetti. Aşağıdaki grafik 2008 Finansal Kriz’den bu yana ABD’de enflasyon, işsizlik ve politika faizi gelişmelerini gösteriyor:

Basın duyurusunda yer alan bir diğer ayrıntı da Fed’in önümüzdeki aylarda Hazine tahvilleri ve ipoteğe dayalı menkul kıymet (mortgage backed securities-MBS) alımında artışa gideceğini duyurmuş olması.

2008 krizinden 2014 yılı sonuna kadar Fed, tahvil alımları yoluyla bilançosunu 1 trilyon dolar seviyesinden 4,5 trilyon dolar seviyesine çıkarmış, ekonomik aktivitede hedeflerin ulaşılmasıyla birlikte Fed, 2018 yılı başından itibaren varlık alımlarını azaltarak Ağustos 2019’da 3,76 trilyon dolar seviyesine kadar düşürmüştü. Mart 2020’de 4,3 trilyon dolarlık bilanço büyüklüğü 12 Ağustos’ta 7,0 trilyon dolar seviyesinde bulunuyor. Aşağıdaki grafik 2008 Finansal Kriz sonrası Fed bilançosu ve politika faizi hamlelerinin seyrini gösteriyor:

Fed’in 12 Ağustos tarihli bilançosunda, toplam varlıklarının 6,3 trilyon doları satın almış olduğu menkul kıymetlerden (Hazine tahvilleri ve ipoteğe dayalı menkul kıymetler) oluşuyor. Fed, 11 Mart 2020’den 12 Ağustos 2020 tarihine kadar 1,8 trilyon dolarlık Hazine tahvili, 0,6 trilyon dolarlık ipoteğe dayalı menkul kıymet satın aldı. Varlıklarının finansmanı yani yükümlülükler tarafında ise, Fed aynı dönemde 0,2 trilyon dolar ek banknot bastı; bankaların mevduatı 1,1 trilyon dolar, Hazine hesabı ise 1,3 trilyon dolar artış kaydetti. Hazine ayrıca kredi tesisi için 0,1 trilyon dolar katkı yaptı.

Dr. Fulya Gürbüz

Haftanın makro-ekonomi gündemi: İhracat, ithalat, küresel imalat ve hizmet sektörü PMI, enflasyon, Fed ve BoE faiz kararları, nakit bütçe, ABD işsizlik oranı

2 Kasım 2020, Pazartesi

TÜRKİYE VE KÜRESEL İMALAT SEKTÖRÜ PMI VERİLERİ

IHS MARKIT tarafından 23 Ekim’de açıklanan ilk tahminlere göre en büyük ticaret ortağımız olan Almanya imalat sektörü PMI verisi 58 değeri ile son 30 ayın, üretim PMI ise 62,4 değeri ile son 116 ayın en yüksek değerlerine ulaştı. Endeksin 50 seviyesi üzerindeki değerler sektörde önceki aya göre büyüme olduğuna işaret ediyor. Söz konusu yükselişte, başta Çin olmak üzere Asya, ABD ve Avrupa’dan gelen siparişlerdeki artış etkili oldu. Benzer şekilde öncü ticaret ortaklarımızdan İngiltere imalat sektörünü de Ekim ayında Asya, ABD ve Avrupa kaynaklı ihracat siparişleri destekledi. Öte yandan ABD imalat sektörü Ekim ayında büyüme eğilimini korusa da diğerlerinden farklı olarak ihracat siparişlerinde daralma yaşandı. Almanya ve İngiltere imalat sektörlerinde üretim ve ihracat taleplerinde Ekim ayında kaydedilen artış Türkiye imalat sektörü üretimi, ithalatı ve ihracatı açısından da iyimser bir görünüm ortaya koyuyor. Geçen hafta açıklanan mevsimsellikten arındırılmış Ekim ayı imalat sektörü kapasite kullanım oranı daha yavaş bir hızla olsa da Mayıs ayından beri yükselişini sürdürürken; reel kesim güven endeksi (RKGE), yatırım harcamalarında Şubat 2020’den bu yana ilk kez büyüme kaydedildiğini, stoklarda ise artışın sürdüğüne işaret etti. SAMEKS Sanayi Endeksi ise imalat sektöründen farklı olarak yeni siparişlerde bozulmanın önceki aya göre hızlandığına işaret etti. Krediler tarafında ise BDDK verilerine göre Ekim ayının ilk 3 haftasında kredi artış hızında yavaşlama eğiliminin sürdüğünü görüyoruz. Pazartesi açıklanacak olan İSO Türkiye İmalat Sektörü PMI endeksinde ihracat ve yurt içi talep tarafındaki işaretleri alacağız. TİM ve Ticaret Bakanlığının yayınlayacağı Ekim ayı dış ticaret verileri de söz konusu gelişmeyi teyit edip etmediğini gösterecek.

3 Kasım, 2020, Salı

EKİM AYI ENFLASYON VERİLERİ

AA Finans anketine göre Ekim ayı TÜFE beklentisi ortalaması aylık %2,01 artış ve yıllık %11,76 artışa işaret ediyor. Türk lirası ortalama olarak Ekim ayında önceki aya göre %4,81 değer kaybetti. Eylül ayındaki değer kaybı %3,51 iken Ekim ayında yılbaşına göre değer kaybı %34,94 oldu.

4 Kasım 2020, Çarşamba

KÜRESEL HİZMET SEKTÖRÜ PMI VERİLERİ

23 Ekim’de açıklanan IHS MARKIT Hizmet Sektörü PMI verileri ABD dışında Japonya, Euro Bölgesi ve İngiltere hizmet sektörlerinde Eylül ayına göre bozulma işaretleri vermişti. Yeni verilerle dünyanın geri kalan ülkelerindeki eğilimi anlayacağız.   

5 Kasım 2020, Perşembe

ABD MERKEZ BANKASI (FED) FAİZ KARARI

ABD ekonomisi pandeminin patlak verdiği 2020 yılı 2. çeyreğinde, önceki çeyreğe göre yıllıklandırılmış olarak %31,4 daralmasının ardından 3. çeyrekte %33,1 büyüme kaydetti. ABD, GSYH büyüme verilerini çeyrek bazda yıllıklandırılmış olarak yayınlıyor. Kafa karışıklığını önlemek adına ABD ekonomisinin ilk çeyrekte önceki çeyreğe göre %1,3 daraldığını, 2. çeyrekte önceki çeyreğe göre %9,0 daraldığını, 3. çeyrekte ise önceki çeyreğe göre %7,4 büyüdüğünü dikkatinize sunayım. ABD ekonomisi son çeyreğe ise olumlu başladı. IHS Markit PMI verilerine göre Ekim ayında hem hizmet hem de imalat sektörü üçüncü çeyrekteki büyüme eğilimini sürdürdüğünü gösterdi. Covid vaka sayılarının hızlanarak devam ettiği ABD’de 3 Kasım’daki seçimleri sonuçlarının ardından covid kaynaklı tedbirler ve teşvik paketleri ekonominin seyrine yön verecek. Böyle bir süreçte 5 Kasım tarihli toplantıda her ne kadar faizde değişiklik beklenmese de riskler ve beklentiler konusunda Fed’den gelecek mesajlar önemli olacak. Fed’in politika faiz hedef aralığı %0,0-0,25 seviyesinde bulunuyor. 16 Eylül tarihli toplantı kararında Fed söz konusu politika faizinin maksimum istihdam ve %2’lik enflasyon hedeflerine ulaşılana kadar mevcut seviyesinde tutulacağı, hanehalkı ve şirketlerin kredi ihtiyaçlarını desteklemek amacıyla önümüzdeki aylarda satın alınacak devlet tahvil ve ipoteğe dayalı menkul kıymetlerin (MBS) miktarında artışa gidileceği ifade edilmişti.

İNGİLTERE MERKEZ BANKASI (BOE) FAİZ KARARI

Dünyanın altıncı büyük ekonomisi olan İngiltere’de Merkez Bankası (BoE) ekonomide hızlanma işaretlerine rağmen pandemi ve Brexit risklerine istinaden 17 Eylül tarihli para politikası toplantısında %0,1 seviyesindeki politika faizini korumuş, ek teşvik paketleri ve negatif faiz konusunda kapıyı aralamıştı. İngiltere ekonomisi 2020 yılı ilk çeyreğinde önceki çeyreğe göre %2,5, ikinci çeyreğinde ise önceki çeyreğe göre %19,8 daralma kaydetmişti. 20 Ekim’de BoE Para Politikası Kurulu Harici Üyesi olan Gertjan Vlieghe, İngiltere ekonomisini değerlendirdiği konuşmasında pandemi krizine yönelik olarak maliye politikasının para politikasına kıyasla ekonomiye daha fazla katkıda bulunduğunu, son aylarda ekonomide kaydedilen hızlanmaya rağmen artan covid tehlikesine bağlı olarak ekonomiyi rayda tutmak adına ek teşviklere ve negatif faize vurgu yaptı. Vlieghe, negatif faiz uygulayan ülkelerde talep ve enflasyonda canlanmaya ilişkin olarak bir dizi kanıt topladıklarına dikkat çekiyor. 5 Kasım tarihli toplantıda negatif faiz olmasa bile toplam 745 milyar pound hedefli devlet tahvilleri ve yatırım yapılabilir notuna sahip finans dışı şirket tahvilleri satın alımı miktarında artırım görme ihtimali yüksek. Zira Vlieghe konuşmasında negatif faiz için üç koşulun sağlanması gerektiğini savunuyor: Uygulanabilirlik, etkililik ve uygunluk.

6 Kasım 2020, Cuma

EKİM AYI NAKİT BÜTÇE VERİLERİ

Eylül ayında Hazine nakit bütçesi 30,8 milyar TL açık vermiş böylece 2019 yılında toplam 130,5 milyar TL açık veren nakit dengesi 2020 yılı ilk dokuz ayında toplam 140,7 milyar TL açık vermiş oldu.

ABD İŞGÜCÜ VERİLERİ

ABD’de işsizlik oranı Eylül ayında %7,9’a gerilerken (Nisan ayında %14,7 seviyesine yükselmişti), ortalama saatlik kazançlar yıllık %4,65 oldu.

Dr. Fulya Gürbüz

Haftanın makro-ekonomi gündemi: Üretim, tüketim, bütçe, dış borç, merkez bankaları faiz kararları ve net uluslararası yatırım pozisyonu

14 Eylül 2020, Pazartesi

Ağustos ayı Tarım ürünleri üretici fiyat endeksi (Tarım-ÜFE) açıklanacak. Temmuz ayında Tarım-ÜFE önceki aya göre %0,49, önceki yılın aynı ayına göre %16,28 artış kaydetmişti. 

TÜİK Temmuz ayı sanayi üretim endeksi verilerini açıklayacak. Endeks Haziran ayında önceki aya göre %17,6, önceki yılın aynı ayına göre %0,1 artış kaydetmişti. Haziran ayı verisiyle birlikte sanayi üretimi ikinci çeyrekte, bir önceki çeyreğe göre %20,2, bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %16,9 daralma kaydetmiş oldu. Sanayi üretimi endeksi ile paralellik gösteren SAMEKS Sanayi Üretimi Endeksi Haziran ve Temmuz aylarında 51,8 ve 55,6 değerlerini alarak ardı ardına yükseliş kaydetmişti. Endeksin 50 seviyesinin üzerindeki değerler sektörde önceki aya göre büyümeye işaret ediyor. Ağustos ayında ise SAMEKS Sanayi Üretimi Endeksi 51 değeri ile önceki aya göre büyümüş olsa da büyüme hızında yavaşlama olduğunu gösterdi ki bu yavaşlamada Ağustos ayı TİM ihracat verisindeki düşüşün etkisi olduğunu öte yandan bu düşüşün iç talepteki artışla kısmen telefi edildiğini düşünüyorum. Bu veriler ışığında, sanayi üretimi endeksinin Temmuz ve Ağustos aylarında yükselişini sürdüreceği ihtimalini görüyorum. Tüketim (ETTE Tüketim Endeksi, kredi verileri), dış ticaret, güven endeksleri (Reel Kesim Güven Endeksi) ve üretim (kapasite kullanımı, SAMEKS) verileri sanayi üretiminin Temmuz ayında önceki aya göre artışını sürdüreceği, Ağustos ayında ise aylık bazda hız kaybı yaşanacağı işaretini veriyor.

Temmuz ayı perakende satış endeksleri açıklanacak. Endeks Haziran ayında önceki aya göre %16,5 artış kaydederken önceki yılın aynı ayına göre %0,8’lik düşüş yaşamıştı. Sanayi üretimi endeksleriyle paralellik gösteren perakende satış endeksi, kredilerdeki artışın desteğiyle Temmuz ve Ağustos aylarında artış eğilimi gösterecek.

15 Eylül 2020, Salı

Ağustos ayı merkezi yönetim bütçe verileri açıklanacak. Merkezi yönetim bütçe dengesine yakın sonuçlar veren Hazine nakit bütçesi geçen hafta açıklandığı üzere Ağustos ayında 30,4 milyar TL fazla vermişti. Dolayısıyla merkezi yönetim bütçe dengesi de Ağustos ayında fazla verecek. Merkezi yönetim bütçesi yılbaşından bu yana toplam 139,1 milyar TL açık verdi.

Ağustos ayı konut satışları açıklanacak. Temmuz ayında 229 bin 357 konut satışı ile tarihi rekor kırıldı.

16 Eylül 2020, Çarşamba

ABD Merkez Bankası Fed, faiz kararını açıklayacak. Fed yeni para politikası yaklaşımı dahilinde maksimum istihdam ve ortalama %2 enflasyonu hedefliyor. Şubat ayında %3,5 ile tarihi düşük seviyesini gören işsizlik oranı Kovid-19 salgını ile kapatmaların devreye girdiği Nisan ayında tarihi yüksek seviye olan %14,7’ye yükselmişti. Ekonomik faaliyetlerin Mayıs ayında devreye alınmasıyla işsizlik oranı düşerek en son Ağustos ayında %8,4 seviyesine geriledi. Bunda iç talepteki artışın hizmet ve üretim sektörlerine doğrudan yansımasının etkisi var. İkinci çeyrekte ABD ekonomisi önceki çeyreğe göre yıllıklandırılmış olarak %31,7 daralma kaydetmişti. Temmuz ve Ağustos verileri mal ve hizmet üretiminde iyileşme işaretleri veriyor. Toplantıdan politika faizi ile ilgili bir değişiklik kararı gelmeyecek.  Dikkat edeceğimiz detaylar Fed’in ekonomik öngörüleri olacak.

Temmuz ayı Merkez Bankası konut fiyat endeksi yayınlanacak. Haziran ayında endeks aylık %2,6 yükselişle 139,5 seviyesine yükselmişti.

Temmuz ayı özel sektör uzun vadeli kredi borcu açıklanacak. Şubat 2018’de 226 milyar dolar ile rekor seviyeye yükselen özel sektörün uzun vadeli kredi borcu düşüş eğilimine girerek en son Haziran ayında 161,6 milyar dolar seviyesine geriledi. Finans dışı sektörün borcu 90,5 milyar dolar seviyesinde bulunuyor.

17 Eylül 2020, Perşembe

Japonya Merkez Bankası (BOJ) politika faiz kararını açıklayacak. 15 Temmuz tarihli para politikası toplantısında BOJ, 2022 mali yılında bile ülke ekonomisinin Kovid-19 öncesi dönemi yakalayamayacağını vurgulamıştı. BOJ bu ayki para politikası toplantısında, Aralık 2008’den bu yana %0,3 seviyesindeki borç verme faiz oranı ve Şubat 2016’dan bu yana %-0,1 (yüzde eksi 0,1) seviyesindeki mevduat faiz oranında değişiklik yapmayacak.

İngiltere Merkez Bankası (BOE) faiz kararını açıklayacak. 6 Ağustos tarihli para politikası toplantısında BOE, GSYH büyümesinin 2021 yılı sonuna kadar Kovid-19 öncesi dönem büyüklüğüne ulaşamayacağını, atıl kapasitenin azalması halinde %2 seviyesindeki hedef enflasyona iki yıllık sürede ulaşılabileceğini kaydetmiş, bu hedeflere ulaşıncaya kadar sıkı para politikasına geçmeyeceğini belirtmişti. Eylül ayı toplantısında %0,1 seviyesindeki politika faizinde değişiklik olmayacak.

Türkiye’nin Temmuz ayı kısa vadeli dış borç stoku açıklanacak. Kasım 2014’te 143,5 milyar dolar ile zirve yapan kısa vadeli dış borç stoku Haziran ayında 124 milyar dolar seviyesinde bulunuyor. Kalan vadeye göre Temmuz 2020-Haziran 2021 döneminde ödenecek toplam dış borç tutarı ise 171,4 milyar dolar seviyesinde bulunuyor. Söz konusu borcun 61,8 milyar doları finansal olmayan özel sektör kuruluşlarına, 50,1 milyar doları özel finansal kuruluşlara ait.

TCMB ve BDDK, 11 Eylül 2020 tarihli haftalık para ve banka verilerini açıklayacak. 4 Eylül tarihli verilere göre döviz tevdiat hesaplarında önceki haftaya göre hafif bir gerileme oldu. Kamu bankalarının yabancı para net genel pozisyon açığı önceki haftaya göre 763 milyon dolar artışla 5,6 milyar dolara yükseldi. Merkez Bankasının döviz rezervleri ise sıkılaştırıcı para politikası kapsamında zorunlu karşılıklardaki artışın etkisiyle 3,3 milyar dolar artış kaydederek 44,9 milyar dolar seviyesine yükseldi. TL ve yabancı para cinsi mevduat faiz oranları Temmuz ayı sonundan bu yana artışını sürdürdü. Kredi faiz oranlarında ise TL cinsi ticari kredi oranları önceki haftaya göre yüzde 2,2 puan artışla %14 seviyesine yükseldi. TL cinsi tüketici kredileri faiz oranındaki artış sınırlı kalarak önceki %16,57’den %16,94’e yükseldi. Euro cinsi ticari kredilerin faiz oranı ise önceki %2,93’ten %2,55’e, ABD doları cinsi kredilerin faiz oranı %5,79’dan %4,0 seviyesine düştü; aynı hafta döviz bazında yabancı para kredi hacmi geriledi.

4 Eylül 2020 tarihli para ve banka verileri aşağıdaki gibidir:

18 Eylül 2020, Cuma

TCMB Eylül ayı Beklenti Anketi sonuçları açıklanacak. Ağustos ayı beklentilerine göre yıl sonu TÜFE %10,82, yıl sonu Dolar/TL kuru 7,343, yıl sonu cari açık 17,32 milyar dolar seviyesinde bulunuyordu. Yıl sonu GSYH’sinde, %1,56 daralma, 2021 yıl sonu GSYH’sinde %4,33 büyüme bekleniyor.

Temmuz ayı net uluslararası yatırım pozisyonu (NUYP) açıklanacak. Haziran ayında NUYP açığı 341,6 milyar dolar seviyesine yükselmişti.

Dr. Fulya Gürbüz

Fed’in yeni para politikasını anlamaya başlayalım mı?

27 Ağustos’ta Jackson Hole konuşmasında Fed Başkanı Powell politika faizi kararında “%2 enflasyon hedefi” yerine bundan sonra “ortalama %2 enflasyon hedefine” odaklanacaklarını duyurmuştu. Ortalamadan kasıt, Fed’in enflasyon %2’ye geldiğinde hemen politika faizini değiştirmek yerine bir süre enflasyonun %2’nin biraz altında veya biraz yukarısında hareket etmesine izin verecek olması. Henüz Fed, ortalama %2’lik enflasyonun hangi aralıkta olması gerektiğine karar vermiş değil. Dahası, Powell’in de vurguladığı gibi “söz konusu aralık duruma göre değiştirilebilecek”. Fed, yeni para politikası sürecini, ekonomik şartlara göre gerekçelerini halkla paylaşarak yönetmeye başlayacak.

Jackson Hole, yeni para politikasıyla tanışmamıza ev sahipliği yapmış olsa da daha detaylı ipuçları, Fed’in internet sitesinde Ağustos 2020 tarihli bir makalede yer alıyor. Makale, Fed ekonomistlerinin görüşlerini yansıtıyor.

Yazarlar, “ortalama %2 enflasyon hedefi” çatısı altında yeni para politikasına yönelik olarak Federal Açık Piyasa Komitesinin (FOMC) üç çeşit enflasyon aralığı belirleyebileceğini söylüyor:

1) Uygun bir politika altında, enflasyondaki değişimlerin büyüklüğünü gösteren aralık (belirsizlik aralığı). Yazarlara göre söz konusu aralık “kısa-orta dönemdeki belirsizliği veya uzun vadede ortalama belirsizliği” ifade edebilir. Hatta farklı olarak, kamuyu bilgilendirirken “büyüme dönemlerinde enflasyonun yüksek olasılıkla aralığın üst bandını geçmeyeceği” veya “daralma dönemlerinde enflasyonun, aralığın alt bandına gerilemeyeceği” gibi ifadeler de kullanılabileceği örnekleniyor.

2) Fed’in enflasyonun geçici olarak bir süreliğine hedefinden uzak hareket etmesine izin vereceği aralık (operasyonel aralık),

3) Enflasyondaki dalgalanmanın para politikasını etkilemeyeceği aralık (kayıtsızlık aralığı).

Bununla birlikte makalede, Fed’in iletişim ve hesap verebilirliği çerçevesinde söz konusu aralıklara ilişkin risklere ve önemli noktalara değiniliyor:

1) Enflasyon aralığı belirlense bile Fed’in bu aralığı oluşturma sebepleri yanlış anlaşılabilir.

2) Belirlenen aralıklar, Fed’in ortaya koyduğu strateji ve para politikası çerçevesi birbirlerini desteklemeli, birbirleriyle uyumlu şekilde net olarak ortaya konulmalıdır.

3) Enflasyondaki dalgalanmaların sürekliliği ve buna sebep olan etkenler, kamunun anlayabilmesi amacıyla, net bir biçimde ortaya konulmalıdır.  

4) Bant aralığı, “arz şoklarında dalgalanma ve işgücü piyasasında olası yapısal değişimler” gibi “zamanla değişkenlik gösterebilecek yapısal faktörlere bağlıdır”. Dolayısıyla, belirlenmiş olan bant aralığının söz konusu faktörler sebebiyle yenilenebileceği bilgisi kamuyla paylaşılmalıdır.

Nitekim Powell da yeni para politikası çerçevesini tanıtırken söz konusu risklere değinmişti.

Makalede yeni para politikası çerçevelenirken, Fed’in güvenirliliğini zarara uğratmayacak şekilde uygulanması gerektiğine vurgu yapılıyor: esnek, hesap verebilir, net, uygun, uyumlu, tutarlı, koordineli.

Dr. Fulya Gürbüz