Davos 2021: Pandemi, küresel ekonomik görünümü ve küresel riskleri nasıl etkiledi?

25 Ocak’ta başlayan ve 29 Ocak’ta sonlanacak olan Dünya Ekonomik Forumu (WEF) Davos 2021 toplantılarını şekillendiren ve WEF tarafından yayınlanmış iki önemli rapordan bahsetmek istiyorum: Ekonomist Görünüm 2021 Raporu ve Küresel Riskler 2021 Raporu.

Ekonomistler Görünüm 2021 Raporu

WEF Ekonomist Görünüm Raporunda, 24 ekonomist önümüzdeki süreçte mevcut ekonomik görünümün itici güçlerini değerlendiriyorlar. Yöntem olarak ekonomistlere pandemiye bağlı ve/veya pandeminin daha da kuvvetlendirdiği önceden belirlenmiş beş ana gelişme sunuluyor ve söz konusu gelişmelerin etkisi geçici olana”1″ puan, etkisi uzun-süreli olana “5” puan vermek suretiyle ekonomistlerin sıralama yapması isteniyor. Aşağıdaki grafiği raporun aslını bozmadan çevirisini yapmış olarak koydum.

Yukarıdaki grafikte de görüleceği gibi ekonomistlerin değerlendirme sonuçları pandemi kaynaklı gelişmelerin etkisi en uzun süreli olandan, geçici olan en alt seviyeye doğru sıralanıyor. Ekonomistler, “Uzaktan çalışmayı” pandemiye bağlı en uzun süreli etkiye sahip gelişme olarak nitelendiriyorlar. Orta vadede ise etkileri açısından büyükten küçüğe doğru sıralanan dört gelişme ise sırasıyla: “Gelir dağılımında daha derin bir eşitsizlik”, “Teknoloji devlerinin daha fazla pazar gücüne sahip olmaları”, “Hükümetlerin daha büyük bir rol üstlenmeleri ve son olarak “Paralel tedarik zincirleri ve ters küreselleşme”.

Raporda, söz konusu gelişmelerle ile ilgili detayları okuduğumda;

. Kısıtlama ve kapatmalardan dolayı uzaktan çalışmanın işgücü ve verimliliği konusundaki çalışmaların belirsiz olduğu;

. En adil ülkelerde bile pandemiden dolayı gelir dağılımındaki eşitsizliklerin arttığı, en büyük darbeyi düşük gelir seviyesine sahip ekonomilerin aldığı ve 2020 yılında aşırı fakir grubuna eklenen 100 milyon kişinin en kötü senaryoda bu sayının 2021 sonunda 150 milyona çıkabileceği;

. Dijitalleşmenin pandemiyle artmasına rağmen yüz yüze faaliyette bulunan işletmelerin büyük zarar gördüğü ve 2020 yılı sonunda en değerli beş şirketin tamamını değerlerini daha da artıran teknoloji şirketlerinin oluşturduğu;

. 2020 sürecinde G20 ülkelerinin 10 trilyon dolarlık harcama vaadinde bulunduğu, 2021 yılına ilişkin olarak ise acil yardım ve teşvik harcamalarının mümkün olduğunca kesin ve şeffaf bir şekilde yapılmasında belirsizlik olduğu;

. Pandemi öncesinde ABD-Çin ticaret savaşı ve Brexit’in ortaya koyduğu ters küreselleşme eğilimi ile pandemi sonrasında ülkelerin dünya değer zincirindeki yerlerini sorgulamaya başladıkları detayları dikkatimi çekti.

Küresel Riskler 2021 Raporu

Küresel riskleri ortaya koyan bir diğer rapor ise WEF’in 650 üyesini kapsayan ve 2020 yılı anket sonuçlarını ortaya koyan Küresel Riskler 2021 Raporu oldu.

Küresel Riskler anket sonuçlarında yer alan ve çevirisini yaptığım aşağıdaki tabloda da görüleceği gibi ilk kolonda küresel riskler beş ana kategoriye ayrılıyor: Ekonomik, çevresel, jeopolitik, toplumsal ve teknolojik riskler.

İkinci kolonda söz konusu kategorilere ait risk unsurlarının “olma olasılıkları” dikkate alınarak ilk 10 risk unsuru, üçüncü kolonda ise etkililik derecelerine göre ilk 10 risk unsuru çoktan aza doğru sıralanıyor.

Tabloyu incelediğimizde;

. Olasılıklarına ve etkilerine göre sıralanan her iki kolonda toplam risk unsurlarının çoğunluğunun yeşil renkle işaretlenmiş çevresel risk kategorisine ait olduğunu görüyoruz.

. En az olasılık ve etkiye sahip risk kategorisi ise mavi işaretli olan ekonomik risk kategorisine ait. Gerçekleşme olasılıklarına göre sıralanan ilk 10 riskin içinde mavi renkle işaretlenmiş ekonomik risklere yönelik tek bir risk unsuru bulunmazken, etkilerine göre sıralamada dokuzuncu sırada borç krizi riski yer alıyor.

. Toplamda iki risk unsuruyla turuncu renkle işaretlenmiş jeopolitik riskler ikinci en az sayıdaki risk kategorisi olarak sırasını almış.

. Mor renkle işaretlenmiş teknolojik riskler ise toplamda ikinci en fazla risk unsuruna sahip risk kategorisine ait. Teknolojik risk kategorisine ait şu ayrıntıyı eklemekte fayda var; dijital güç konsantrasyonu (yoğunluğu), dijital eşitsizlik ve siber güvenlik hataları ikinci kolonda “en olası” ilk 10 risk unsuru arasında yer alırken üçüncü kolonda gösterilen “etkisi açısından başlıca riskler” olarak IT altyapı arızası onuncu ve son sırada görülüyor. Bundan anladığım: Teknolojik risklerin gerçekleşme olasılığının yüksek olmasına rağmen küresel ekonomi üzerindeki etkisi göreceli olarak (yani diğer kategorilere kıyasla) sınırlı.

Sonuç

Her iki raporun sonuçlarına baktığımda; pandeminin ekonomik riskleri geri plana attığı, hükümetlerin pandemiyle savaşa öncelik verdiği, çevresel olay ve gelişmelerin doğal kaynaklar ve küresel ekonomi üzerinde büyük risk oluşturduğu, özellikle teknolojik gelişmelerin eşitsizliğin daha da artmasında büyük rol oynadığını anlıyorum.

Dr. Fulya Gürbüz

Eylül ayında ihracat, sanayi üretimini ve istihdamı destekledi, tüketim arttı

9-13 Kasım haftasında açıklanan üretim, dış ticaret ve tüketime ilişkin takvim ve mevsimsellikten arındırılmış TÜİK verilerine göre;

. Sanayi üretimi Eylül ayında önceki aya göre %1,7 arttı,

. İhracat miktar endeksi Eylül ayında önceki aya göre %11,2 arttı,

. İthalat miktar endeksi Eylül ayında önceki aya göre %2,0 arttı,

. Sanayi sektörü istihdamı Ağustos döneminde (Tem-Ağu-Eyl) önceki döneme göre %2,0 arttı,

. Perakende satış hacmi Eylül ayında önceki aya göre %2,8 arttı.

İhracat, sanayi üretimini desteklemeye devam ediyor…

Bir önceki aya göre değişimleri gösteren aşağıdaki grafikte, Mayıs 2020’den itibaren ihracatın (kırmızı çubuk) ve hammadde ithalatının (mavi çubuk) sanayi üretimini (gri çubuk) desteklediğini görebilirsiniz. Gri renkli 0 noktasını gösteren uzun yatay çizginin üzerindeki değerler önceki aya göre artış olduğunu, çizginin altındaki değerler ise önceki aya göre azalma olduğunu göstermektedir. Ağustos ayında ihracatta kaydedilen düşüşe rağmen hammadde ithalatı ve sanayi üretimindeki artışın imalat sektöründe mal stoklarını (turuncu çubuk) beslediğini anlıyorum. Eylül ayında ise ithalattaki sınırlı artışa rağmen ihracatı mal stoklarının beslediğini tahmin ediyorum. Pandemide ikinci dalganın tedarik zincirinde olası kırılmaları beraberinde getirebileceği endişeler sebebiyle, IHS Markit küresel imalat sanayi PMI endeksleri ülke raporlarında tedbir amaçlı satın alımların hızlandığı sinyalini almıştık.

Sanayi üretimindeki artış sanayi istihdamını destekliyor…

Aşağıdaki grafikte sol eksen, sanayi sektöründe istihdam edilen kişi sayısını (turuncu çubuklar) göstermektedir. Grafiğin sağ ekseninde ise sanayi üretimi (gri çizgi) ve imalat sektörü mevcut siparişlerinde (bordo çizgi) önceki aya göre nasıl bir değişim olduğu gösteriliyor. Yılbaşından itibaren imalat sektöründeki siparişlerde ve paralelinde sanayi üretiminde ardı ardına yaşanan gerilemelerin ardından, pandemi tedbirlerindeki gevşetmelerin etkisiyle sanayi istihdamının Haziran dönemiyle birlikte yükseliş eğilimine girdiğini görüyoruz. Eylül ve Ekim ayına ilişkin göstergeler sanayi istihdamında yükselişin devam edeceğine işaret ediyor.

Türk lirasındaki değer kaybına rağmen yurt içinde perakende satışlar hızlandı…

Aşağıdaki grafik, sol eksende sanayi sektörü (gri çubuk), imalat sektöründe mevcut siparişler (bordo çubuk), perakende satışlar (yeşil çubuk) ve tüketim malları ithalatındaki (mor çubuk) bir önceki aya göre kaydedilen değişimleri gösteriyor. Sağ eksende ise Dolar/TL kurunun (mavi çizgi) aylık ortalama değerleri gösteriliyor. Grafikte neler gördüğümü sıralayayım:

. Ağustos ayında Dolar/TL kurunun önceki aya göre %6,1 yükselmesinin etkisiyle tüketim malı ithalatında önceki aya göre sert düşüş var. Perakende satışlardaki artış ise Temmuz ayına göre hız kesti.

. Eylül ayında Dolar/TL’deki %3,5 yükselişe rağmen hem perakende satışlarda hem de tüketim malları ithalatında yükseliş var. Perakende satışlardaki hızlanmada özellikle Tekstil, Giyim ve Ayakkabı satışlarındaki aylık %13,1’lik artışın etkili olduğunu söyleyeyim. Türk lirasındaki sert değer kaybına rağmen Eylül ayında tüketim malları ithalatındaki %7,5’lik artışın ana tetikleyicisinin ise otomotiv sektörü ithalatında Eylül ayında kaydedilen %30,8’lik artış ve paralelinde otomotiv satışlarının aynı ay %46,9 yükselmesinin etkisi olduğunu düşünüyorum.

Ekim ayı göstergeleri ne söylüyor?

Ticaret Bakanlığı verilerine göre Ekim ayında ihracat ve ithalatta artışın devam etmesi sanayi üretiminde, dolayısıyla da sanayi sektörü istihdamında iyileşme göreceğimize işaret ediyor. Ekim ayında Dolar/TL kurunun %4,8 yükselmesi ve artan kredi faiz oranları sebebiyle perakende satışlarda önemli bir iyileşme olmayacağını tahmin ediyorum.

Dr. Fulya Gürbüz

Doğu ve Uzak Doğu’da imalat sektöründe artan maliyet işten çıkarmalara, artan rekabet satış fiyatlarında indirime sebep oluyor

IHS Markit tarafından açıklanan Ağustos ayı imalat sektörü satın alma müdürleri endeksi (PMI) verilerine göre Doğu ve Uzak Doğu’da genel olarak yurt içi talepte kısmi iyileşmeye, yurt dışı talepte bozulmaya, işten çıkarmaların devam ettiğine, girdi maliyetlerinin yükselmesine rağmen satışlarını artırmak adına üreticilerin fiyat düşürdüğünü gösterdi. Üreticilerin artan maliyetlere bağlı artan işsizlik ortamında fabrika satış fiyatlarını düşürmesi hem imalatçıların hem de hane halkının finansman ihtiyacını artırıyor.

Gelelim Ağustos ayında Doğu ve Uzak Doğu ülkeleri bazında imalat sektörü gelişmelerine…

Çin imalat sektörü PMI endeksi Ağustos ayında aylık 0,3 puan artışla 53,1 seviyesine yükseldi. Üretim ve yeni siparişler önceki aya göre hızlanırken Aralık 2019’dan bu yana ilk kez ihracat siparişlerinde artış yaşandı. Paralelinde istihdamdaki azalma hız kesti: bazı firmalar maliyetleri azaltmak için işten çıkarmalara devam ederken bazı firmalarda artan iş hacmine bağlı olarak işe alımlar oldu. Yüksek hammadde maliyetlerine bağlı olarak girdi maliyetleri yükselirken, maliyetlerdeki artış kısmen çıktı fiyatlarına yansıtıldı. Tedarik zincirindeki aksaklıklar devam etti.

Japonya imalat sektörü PMI endeksi Ağustos ayında aylık 2,0 puan artışla 47,2 seviyesine yükseldi. Üretim, yeni siparişler, ihracat ve istihdamdaki bozulma kısmen yavaşladı. Hammadde fiyatlarındaki yükselişe bağlı olarak imalat sektörü, girdi maliyetleri artmasına rağmen, satışların artması amacıyla çıktı fiyatlarında indirime gitti. Anket katılımcıları, pandeminin tedarik zincirini olumsuz etkilediğini belirtirken pandeminin ne kadar daha süreceği konusunda endişeliler.

Hindistan imalat sektörü PMI endeksi Ağustos ayında aylık 6,0 puan artışla 52,0 seviyesine yükseldi. Artan iç talep paralelinde üretim de artarken yurt dışı talepteki zayıflık sürdü. İşten çıkarmalar devam etti. Tedarik zincirindeki aksaklıklar devam ederken firmalar, teslimat sürelerindeki artışın nakliye kısıtlamaları, tedarikçi gecikmeleri ve kapasite baskılarından kaynaklandığını belirtti. Tedarik kıtlığı ve nakliye gecikmeleri sebebiyle hammadde maliyetleri arttı. Öte yandan, imalatçılar, rekabetçi baskılara ve satışları artırma çabalarına bağlı olarak, çıkış fiyatlarını önceki aylara göre daha düşük hızla da olsa düşürdüklerini belirttiler.

Rusya imalat sektörü PMI endeksi Ağustos ayında aylık 2,7 puan artışla 51,1 seviyesine yükseldi. Bunda yurt içi talepteki artış etkili oldu, yurt dışı talepteki zayıflık ise yavaşlayarak da olsa sürdü. Paralelinde, istihdamdaki düşüş yavaşladı. Yüksek tedarik maliyetleri ve para birimindeki değer kaybının ithal malları fiyatlarını yukarı çekmesine bağlı olarak işletme maliyetleri yükseldi. Şirketler söz konusu artışı çıktı fiyatlarına kısmen de olsa yansıttılar.

Güney Kore imalat sektörü PMI endeksi Ağustos ayında aylık 1,6 puan artışla 48,5 seviyesine yükseldi. Panelistlere göre Avrupa ve ABD’deki kademeli ekonomik iyileşmenin etkisiyle tedarik zincirindeki bozulma yavaşladı. Yurt içi ve yurt dışı satışlarındaki azalma düşük hızla da olsa sürdü. Bu da işten çıkarmaların hız kesmesine sebep oldu. Öte yandan, yüksek nakliye ücretleri, artan petrol fiyatları ve hammadde fiyatlarındaki artışın etkisiyle girdi maliyetlerindeki artış hızlandı. İmalatçılar ise artan maliyetlerine rağmen yoğun rekabet ortamında fiyat indirimlerine gitmek zorunda kaldılar. Tedarik zincirindeki bozulma devam etti.

Endonezya, Filipinler, Malezya, Myanmar, Singapur, Tayland ve Vietnam’ı kapsayan ASEAN imalat sektörü PMI endeksi Ağustos ayında aylık 2,5 puan artışla 49,0 seviyesine yükseldi. Toplam yeni siparişlerdeki azalma hız keserken ihracat siparişlerindeki azalma sürdü. Girdi maliyetlerinde süregelen artış, çıktı fiyatlarına yansıtılmazken işten çıkarmalar devam etti.

Tayvan imalat sektörü PMI endeksi Ağustos ayında aylık 1,6 puan artışla 52,2 seviyesine yükseldi. Bunda, yurt içi ve yurt dışı satışlarındaki artış etkili oldu. Girdi maliyetlerindeki sert artış çıktı fiyatlarına aynı ölçüde yansıtılmadı. Artan maliyetlere karşın verimlilikteki bozulmayı önlemek amacıyla işten çıkarmalar devam etti.

Dr. Fulya Gürbüz

@OxfordEconomics: Olumsuz senaryoya göre küresel ekonomi 2020 yılında %8 daralabilir

@OxfordEconomics 8 Nisan’da yayınladığı makalede, temel senaryolarına göre, 2020 yılında küresel GSYH’nin %2,8 daralacağını öngördü.

Olumsuz senaryoda ise @OxfordEconomics, izolasyon ve kapatmaların üçüncü çeyreğe uzamasını takip eden dönemde toparlanmanın daha yavaş olacağı ve küresel GSYH’nin 2020 yılında %8 daralacağı ihtimalini ortaya koydu.

@OxfordEconomics makalesinde ekonomiye yönelik tahminlerini şöyle sıralıyor:

. Küresel ekonomi 2020 yılı üçüncü çeyreğinde önceki yılın aynı çeyreğine göre %12,5 daralabilir.

. Talep şoku, tedarik zincirindeki bozulmanın yarattığı fiyat baskısını azaltarak fiyatların düşmesine sebep olabilir. Olumsuz senaryoda ise 2020-2021 döneminde deflasyon riski var.

. İşsizlik oranı 2019 yılı sonundaki %5,2 seviyesinden 2020 yılı sonunda %10 seviyesine kadar yükselebilir.

. Hisse senetleri ve finansal koşullar 2021 yılı başlarına kadar normale dönmeyecek.

. Kredi arzında uzun süreli bir daralma, finansal krizi tetikleyebilir.

@dr_fulyagurbuz

TİM verilerine göre ihracat, Şubat ayında hafif geriledi

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Genel Ticaret Sistemi verilerine göre ihracat hacmi 14,7 milyar dolar oldu. Ocak ayında 14,8 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirilmişti. 12 aylık toplam ihracat büyüklüğü ise rekor kırarak Ocak ayındaki 181,4 milyar dolardan 181,7 milyar dolar seviyesine yükseldi.

Sanayi sektörü SAMEKS ve imalat sektörü PMI verileri Şubat ayına ilişkin olarak yeni siparişlerde artış sinyali vermişti. Ancak söz konusu artışın iç talepten mi yoksa dış talepten mi kaynaklandığı bilgisi her iki endeks detayında da belirtilmiyor. Yine de, Şubat ayında küresel bazda Çin kaynaklı tedarik zinciri aksamalarını dikkate aldığımızda, ihracat pazarımıza talep kayması olduğu ihtimalini yok saymıyorum.

Endonezya, Filipinler ve Hindistan imalat sektörleri Şubat ayında büyüdü

Koronavirüs salgınının etkisiyle Uzak Doğu ülkeleri (Çin, Güney Kore, Japonya, Malezya, Tayland, Tayvan, Vietnam) imalat sektörleri PMI endeksleri, özellikle hammadde ihtiyacına bağlı olarak tedarik zincirindeki aksamalar ve ihracat siparişlerindeki azalmaya bağlı olarak daralma yaşadı. PMI endeksinin 50 seviyesinin altındaki değerler sektörde daralmayı, yukarısındaki veriler ise büyümeyi gösteriyor.

Endonezya imalat sektörü PMI endeksi ise yurt içi siparişlerdeki artışın etkisiyle Ocak ayındaki 49,3 seviyesinden 51,9 seviyesine yükselerek sektörde büyümeye işaret etti. İhracat siparişleri ise son iki aylık düşüşünü sürdürdü.

Filipinler imalat sektörü PMI endeksi yurt içi ve yurt dışı siparişlerdeki artışın etkisiyle Şubat ayında aylık 0,2 puan artışla 52,3 seviyesine yükseldi.

Hindistan imalat sektörü PMI endeksi Şubat ayında hafif düşüş yaşasa da 54,5 değeri ile büyüme bölgesindeki konumunu koruyor. Sektördeki iyileşmede hem yurt içi ve hem de yurt dışı siparişlerdeki artış etkili oldu.

Tayland’da imalat sektörü PMI endeksi Şubat ayında daralma bölgesinde yer alsa da yeni ihracat siparişlerinde kısmi iyileşme kaydedildi.