Bu hafta nakit bütçe, dış ticaret, işsizlik, cari açık ve AMB para politikası kararını takip edeceğiz

7 Eylül 2020, Pazartesi

Ağustos ayı nakit bütçe dengesi açıklanacak. Koronavirüs kaynaklı olarak giderlerin gelirlerden hızlı artması sebebiyle Şubat ayından bu yana aralıksız artan bütçe dengesi en son 30 Temmuz ayında 30,8 milyar TL açık verdi. Böylece 2019 yılı genelinde toplam 130,5 milyar TL açık veren nakit bütçe dengesi 2020 yılının ilk 7 ayında yeni bir rekor kırarak 140 milyar TL’lik bütçe açığı kaydetti. 

9 Eylül 2020, Çarşamba

Temmuz ayı dış ticaret endeksleri açıklanacak. Nisan ayında KOVİD-19 kaynaklı kapatmaların etkisiyle dip yapan ihracat ve ithalat miktar endeksleri Mayıs ayında tedbirlerin gevşetilmesiyle kısmen, Haziran ayında ise daha sert yükseliş kaydetti. Birim değer endekslerinde bozulmanın ise Haziran ayında yavaşlayarak da olsa sürdüğünü gördük. Dış ticaret endeksleri hizmet dış ticaretini kapsamamaktadır.

10 Eylül 2020, Perşembe

Avrupa Merkez Bankası (AMB) para politikası kararını açıklayacak. Toplantıda politika faizinde değişiklik gelmeyecek ancak AMB’nin bölge ve küresel ekonomi değerlendirmelerine, enflasyon ve büyüme beklentilerine ve Banka’nın likidite ihtiyacını sağlamaya yönelik faaliyetlerinde olası yeniliklere odaklanacağız. AMB, 16 Temmuz tarihli olağan para politikası toplantısında enflasyonda yıllık %2 hedefini koruduklarını, %-0,5 (yüzde eksi 0,5) ile %0,25 aralığındaki politika faiz oranlarında ise değişiklik yapmadıklarını, toplam 1,35 trilyon Euro büyüklüğündeki Pandemi Acil Satın Alma Programını en az Haziran 2021’e kadar sürdüreceklerini, 20 milyar Euro değerindeki aylık net varlık alım programına politika faizlerini artırana kadar devam edeceklerini, son olarak da bankaların şirket ve hane halkına kredi vermeyi sürdürebilmeleri için yeniden finansman faaliyetlerine devam edeceklerini duyurmuştu. Makro-ekonomik veri tarafında, 2019 yılında ortalama yıllık %1,3 büyüyen Euro Bölgesi GSYH’si 2020 yılının ilk çeyreğinde yıllık %3,1, ikinci çeyreğinde de yıllık %15,0 daraldı. İkinci çeyrekte önceki çeyreğe göre daralma %12,1 oldu. AMB Başkanı Lagarde, 16 Temmuz tarihli para politikası toplantısı sonrasında yaptığı basın toplantısında üçüncü çeyrekte ekonomik toparlanma beklediklerini, enflasyonun ise önümüzdeki aylarda düşmeye devam edeceğini, 2021 yılı başlarında ise yükselme eğilimine gireceğini beklediklerini duyurmuştu. Temmuz ayında yıllık %0,4 artan tüketici fiyatları endeksinin Ağustos ayında yıllık %0,2 düşmesi Lagarde’ın ilk öngörülerini doğruladı. Lagarde, Mart-Haziran döneminde aldıkları tedbirlerin 2022 yılı sonuna kadar GSYH’ye %1,3, yıllık enflasyona ise %0,8 katkı yapacağını tahmin ettiklerini eklemişti.

Haziran dönemi (Mayıs-Haziran-Temmuz) işgücü verileri açıklanacak. Pandemi kaynaklı olarak işten çıkarma yasağının etkisiyle Mayıs ayında işsizlik oranı %12,89 ile önceki aya göre hemen hemen aynı kalmıştı. tradingeconomics.com işsizlik oranının Haziran döneminde %13,4 seviyesine yükseleceğini tahmin ediyor.

TCMB ve BDDK 4 Eylül 2020 tarihli haftalık para ve banka verilerini açıklayacak. 28 Ağustos tarihli verilere göre TL cinsi mevduat faiz oranı ile TL cinsinden tüketici kredi faiz oranı ortalama değerler olarak son dört haftadır yükselişini sürdürdü. Öte yandan kamu bankalarının yabancı para (YP) net genel pozisyon açığının önceki haftaya göre 3,1 milyar dolar azalarak 4,8 milyar dolara gerilemesi toplam bankacılık sektörünün YP net genel pozisyon açığının 0,4 milyar dolar seviyesine gerilemesinde etkili oldu. TCMB’nin brüt döviz rezervleri ise önceki haftaya göre 3,8 milyar dolar düşüş kaydederek 41,6 milyar dolar seviyesine geriledi. 28 Ağustos 2020 para ve banka verileri aşağıdaki gibidir:

11 Eylül 2020, Cuma

Temmuz ayı ödemeler dengesi verileri açıklanacak. Haziran ayında cari işlemler hesabı 2,9 milyar dolar açık vermişti. Temmuz ayında dış ticaret açığındaki hafif gerileme, cari işlemler açığında da paralel bir etki yaratacak.

Dr. Fulya Gürbüz

Yoğun veri akışında gözler Merkez Bankası faiz kararında olacak

17 Ağustos 2020, Pazartesi

Temmuz ayı merkezi yönetim bütçe verileri açıklanacak. Nakit dengesi bütçe açığındaki artışın sürdüğüne işaret etmişti. 

Temmuz ayı konut satışları açıklanacak. Haziran ayında konut satışları önceki aya göre 3,7 kat artışla 190 bin 12 adet olmuştu. Bunda Haziran ayında konut kredi faiz oranlarının önceki ay ortalaması olan %11,2’den %9,3’e düşmesi, konut kredi hacminin de Haziran ayında önceki aya göre ortalama %4,1 artış kaydetmesi etkili oldu. Temmuz ayında da benzer seyir görüldü. Kredi faiz oranları Temmuz ayında %9,1’e gerilerken, kredi hacmindeki artış %13,4’e hızlandı. Dolayısıyla Temmuz ayında da konut satışlarındaki artış sürecek.

Kaynak: Turkey Data Monitor

19 Ağustos 2020, Çarşamba

Haziran ayı özel sektör uzun vadeli kredi borcu açıklanacak. Şubat 2018’de 226,1 milyar dolara kadar yükselen özel sektörün uzun vadeli kredi borcu Mayıs 2020 itibariyle 162,3 milyar dolar seviyesinde bulunuyor.

Kaynak: Turkey Data Monitor

Merkez Bankası Haziran ayı konut fiyat endeksini açıklayacak. Mayıs ayında endeks, önceki aya göre %6,4 artış ile tarihi en yüksek artışını kaydederek 135,7 seviyesine yükselmişti. Haziran ve Temmuz aylarında artan konut talebinin etkisiyle konut fiyatlarında da artış göreceğiz.

Kaynak: Turkey Data Monitor

20 Ağustos 2020, Perşembe

Merkez Bankası, Para Politikası Kurulu Ağustos ayı olağan toplantısını gerçekleştirecek. Merkez Bankasının politika faizi Mayıs toplantısındaki indirimle %8,25 seviyesinde bulunuyor. Şu soruları cevaplayarak Merkez Bankasının faiz kararı hakkında bir tahminde bulunalım:

. Bankaların Merkez Bankasından ortalama borçlanma maliyeti nedir? 13 Ağustos itibariyle %9,06 seviyesinde. Hep mi böyleydi? Hayır, politika faizinin %8,25’e indiği Haziran ayında ortalama fonlama maliyeti %7,68, Temmuz ayında ise %7,76 seviyesindeydi.

. Haziran-Temmuz döneminde bankalar yüzde kaç faizle mevduat topladılar? Ortalama %7,4.

. Haziran-Temmuz döneminde bankalar yüzde kaç faizle kredi verdiler? Ticari kredilerde ortalama %9,3, tüketici kredilerinde %11,2 ortalamayla kredi kullandırıldı.

. Haziran-Temmuz döneminde Merkez Bankasının dikkate aldığı tüketici fiyat enflasyonu (TÜFE) ne oldu? Haziran ayında %12,6, Temmuz ayında %11,76 seviyesindeydi. Ancak, Türk lirasındaki değer kaybı hem üretici hem de tüketici fiyatlarındaki artışı ateşlemeye devam ediyor.

. Merkez Bankasının yıl sonu TÜFE tahmini nedir? Merkez Bankasının 3. çeyrek Enflasyon Raporunda yer aldığı üzere yıl sonu TÜFE tahmini %8,9.

Bu soruların cevaplarının ne anlama geldiğini sıralayayım. Bankalar mudilerinden düşük faizle mevduat toplayarak tasarruf sahiplerine enflasyonun altında getiri sunuyor. Buna negatif reel getiri deniyor. Dolayısıyla tasarruf sahipleri enflasyon üzerinde getiri sağlayabilecek altın, döviz ve hisse senetlerine yatırım yapmayı tercih ederken düşük kredi faizlerinin etkisiyle konut ve otomobil satışlarında sert yükselişler yaşandı. Bütçe açığı büyürken tüketimi artırarak vergi geliri sağlamak amacıyla özellikle kamu bankalarının düşük faizlerle kredi dağıtması, ekonomik aktivitenin pandemi öncesi seviyelerinin hayli aşağısında olması sebebiyle gelir kaybındaki azalmaya bağlı olarak kredilerin ödenmesine yönelik artan riskler, dahası BDDK’nın bankaların aktif kalitesini aşağı çekmesine olanak tanıyan kararlarını da eklediğimizde bankacılık sektörüne yönelik risklerin artması Türkiye hane halkının bankalardaki döviz tevdiat hesaplarının (yabancı para cinsinden mevduatlarının) artışını sürdürmesine sebep oluyor. 7 Ağustos itibariyle döviz mevduatları tarihi rekor kırarak 215,5 milyar dolar seviyesine yükseldi. Artan döviz talebi sebebiyle Merkez Bankasının geçen hafta bankaların likidite imkan limitlerini sıfırlaması ile ortalama fonlama maliyeti %9,06’ya yükseldi. Artan likidite ihtiyacı sebebiyle TL karşılığı döviz satışları dolar ve Euro kurlarında düşüşe, altın fiyatlarında da gerilemeye sebep oldu. Tüm bu sıraladıklarımın Merkez Bankasının Perşembe günü açıklayacağı politika faizi kararıyla ne ilgisi var derseniz öncelikle Merkez Bankasının temel amacı fiyat istikrarını korumaktır. Bunun, fiyat artışlarının devamlı aynı seviyede kalması anlamına gelmediğini, dar bir aralıkta hareket etmesini sağlamak olduğunu söylüyor Merkez Bankası. Fiyat artışlarındaki dalgalanmalarda Türk lirasındaki sert dalgalanmaların ve petrol fiyatlarındaki yükselişin etkili olmaya devam etmesi, bu sert dalgalanmalara güven kaybındaki artışın sebep olduğunu, güven kaybındaki artışta Merkez Bankasının eriyen döviz rezervlerinin ve bankacılık sektörüne yönelik risklerin artması, bunların yanında istihdamdaki düşüşün, turizm sektörünün durmasının, artan gelir kaybının, hane halkının ödeme kabiliyetindeki bozulmanın, artan finansman ihtiyacının, bütçe açığındaki artışın da faizler üzerinde baskı yaratarak faizleri yukarı çekmesinin etkisi var. Merkez Bankasının, bağımsızlığı konusunda güven artırıcı bir hamle olarak politika faizini %9-10 aralığına yükseltmesi gerektiğini düşünüyorum. 

Temmuz ayı merkezi yönetim borç stoku açıklanacak. Haziran ayında stok 1.641 milyar TL (1,6 trilyon TL) seviyesindeydi. Stokun 984 milyar TL’si iç borç stokunu (%60’ı), 657 milyar TL’sini (%40’ı) dış borç stoku oluşturuyor. 

Haziran ayı kısa vadeli dış borç stoku açıklanacak. Nisan 2020’de 115,2 milyar dolar olan stok, Mayıs 2020 itibariyle 123,5 milyar dolar seviyesinde bulunuyor. Bu yükselişte Merkez Bankasının kısa vadeli dış borcunu Nisan ayına göre 10 milyar dolar artırarak 19,4 milyar dolara yükseltmesi, bankacılık sektörünün aylık 1,5 milyar dolar artırması, banka dışı sektörün ise borcunu aylık 3,3 milyar dolar azaltması etkili oldu.

Kaynak: Turkey Data Monitor

İkinci çeyrek işgücü girdi endeksleri açıklanacak. 2018 yılının ikinci çeyreğinden itibaren mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış İnşaat Sektörü istihdam endeksi 2019 yılının 3. çeyreği sonuna kadar hızla düşerken 2019 yılı son çeyreği ve 2020 yılının ilk çeyreğinde düşüş hızında yavaşlama olmuştur. Öte yandan inşaat hariç Sanayi Sektörü istihdamı ile Toptan ve Perakende Ticaret, Motorlu Kara Taşıtlarının ve Motosikletlerin Onarımı sektörlerinde istihdam endeksleri paralel bir eğilim gösteriyor. İmalat sektörü istihdamındaki değişimin aynı dönemde toptan ve perakende sektörü istihdamı endekslerine de olumlu yansıması şaşırtıcı değildir. 2019 yılının son çeyreğinden pandemiye kadarki süreçte işsizlik oranındaki iyileşmeye rağmen saatlik işgücü maliyetlerindeki hızlanma, işverenin üzerindeki yükün de giderek arttığını gösterdi. İkinci çeyrek verileri pandeminin işveren üzerindeki yüküne dair daha net bir görünüm ortaya koyacak.

Dr. Fulya Gürbüz

Nakit bütçe verilerinde artan faiz baskısı sinyalleri

Merkezi yönetim bütçe verileri için ön gösterge olan Hazine nakit dengesi Temmuz ayında 30,8 milyar TL açık verdi. Şubat ayından itibaren aralıksız açık veren nakit dengesi en son Haziran ayında 26,8 milyar TL açık vermişti. Nakit bütçe gelirleri Temmuz ayında aylık %42 artışla 87,0 milyar TL’ye yükselirken, 118,2 milyar TL’ye yükselen bütçe giderlerindeki artış %32 oldu.

2020 yılı başından bu yana nakit bütçe açığı toplamı 140 milyar TL’ye ulaştı ki 2019 yılının tümünde kaydedilen açık 131 milyar TL idi. 2018 yılında nakit bütçe açığı 70 milyar TL seviyesindeydi.

Kaynak: Turkey Data Monitor, Hazine ve Maliye Bakanlığı

Nakit dengesi verilerinin bir diğer önemi de bütçenin finansman kaynakları hakkında bilgi vermesi. Temmuz ayında 30,8 milyar TL’lik nakit bütçe açığının 48,9 milyar TL’si net borçlanmayla, 1,2 milyar TL’si Kasa/Banka kaleminde ortaya çıkan kur farkından kaynaklanırken, aradaki fark olan 18,2 milyar TL’lik fazlalık Hazine’nin Merkez Bankası’nda bulunan mevduat hesabına aktarıldı.

Nakit bütçe açığının finansmanında ana kalemi borçlanma bacağı oluşturuyor. Hazine’nin Temmuz ayındaki borçlanma stratejisine bakalım:

. Mart 2020’den beri yurt dışından borçlanmaya gitmeyerek net dış borç ödeyicisi konumunda olan Hazine, Temmuz ayında da dış borçlanmaya gitmedi, 379 milyon TL tutarında vadesi gelen dış borç ödemesini gerçekleştirdi. Elbette dış borç itfalarının düşük olmasının bunda etkisi var. Hazine’nin ilk yüklü dış borç ödemesi 4,6 milyar dolar olarak Mart 2021’de gerçekleştirilecek. Haziran 2021’de ise dış borç ödemesi 1,3 milyar dolar olacak.

. Temmuz ayında 14,9 milyar TL iç borç ödemesi yapan Hazine, 64,2 milyar TL iç borçlanma gerçekleştirdi. Böylece yurt içinden net borçlanma tutarı 49,3 milyar TL oldu.

Kaynak: Turkey Data Monitor, Hazine ve Maliye Bakanlığı

Anlaşıldığı üzere pandemi kaynaklı olarak gelirlerin azaldığı, giderlerin hızla arttığı, Türk lirasının değer kaybettiği mevcut dönemde Hazine yurt içi borçlanmaya ağırlık verdi. TL’nin yabancı para birimleri karşısında değerinin düşmemesi amacıyla TCMB döviz rezervlerinin eridiği bir ortamda, Hazine’nin kur riskini azaltmak adına iç borca yönelmesi elbette makul bir çözüm.

Peki, Türk lirası değer kaybetmesin diye Merkez Bankasının döviz rezervlerini eritmesinin maliyeti ne oldu?

İç talebi artırmak adına ağırlıklı olarak kamu bankaları aracılığıyla düşük faizle kredi musluklarının açılması, öte yandan da mevduat ve tahvil getirilerinin enflasyonun altında kalması (Merkez Bankasının bankalara politika faizinin altında borç vererek mevduat faizlerinin enflasyonun aşağısında kalmasına sebep olması -ki buna negatif reel faiz deniyor) ve son olarak da bankacılık sisteminin aktif kalitesini zedeleyici uygulamalar pandemide ikinci dalga endişeleriyle birleşince 2-yıllık devlet tahvilinin bileşik faizi Temmuz ayı başındaki %9,1 seviyesinden 11 Ağustos itibariyle %14 seviyesinin üzerine çıktı. Dolar/TL kuru ise Temmuz sonuna göre %6, Euro/TL kuru ise %5’in üzerinde yükseldi (yani TL, Dolar ve Euro karşısında değer kaybetti). Bu gelişmeler beraberinde ülke risk primini gösteren 10 yıl vadeli CDS primlerinin 600 seviyesinin üzerine çıkmasına sebep oldu.

Merkez Bankası bu gelişmelere,

. 7 Ağustos tarihli duyurusunda bankaların likidite imkanlarını azaltarak,

. gecelik fonlama maliyetini politika faizi olan %8,25 seviyesine yükselterek,

. 11 Ağustos’ta da likidite imkanını sıfırlayarak karşılık verdi.

BDDK ise 6 Ağustos tarihli duyurusunda belirli şartları sağlamaları halinde uluslararası kalkınma bankalarının TL’ye erişim sınırlamalarından muaf tutulduklarını duyurdu.

Merkez Bankası gelecek hafta 20 Ağustos tarihinde olağan para politikası toplantısını gerçekleştirecek. Merkez Bankasının 1 hafta vadeli borç verme faizi olan politika faizi %8,25 seviyesinde bulunuyor. Mayıs ayı toplantısında politika faizini %0,50 puan indirerek %8,25’e düşüren Merkez Bankası Haziran ve Temmuz ayları toplantılarında faiz değişikliğine gitmedi. Gelecek haftaki toplantıdan faiz artırım kararının gelmesi şimdilik belirsiz.

TCMB gelecek hafta faiz artırmazsa bile, bütçe açığının artmaya devam ettiği mevcut ortamda, güven tazeleyici adımların gelmesi gerekiyor. Aksi takdirde, Eylül ayında olmasa bile, artan iç borcunu tahvil ihraç ederek çevirmeye çalışan Hazine’nin itfalarının Eylül ayına göre 2 kat artacağı Ekim ayında tahvil faizleri üzerindeki baskı artabilir. Bu da TCMB’yi sert bir şekilde faiz yükseltmek zorunda bırakabilir. TCMB’nin sert faiz artışlarına, politika faizini Ocak 2014’te %4,5’ten %10,0’a, Haziran 2018’de %8,0’den %16,5’e, Eylül 2018’de %17,75’ten %24,0’e yükselttiğinde tanık olmuştuk.

Kaynak: Turkey Data Monitor

Dr. Fulya Gürbüz

Fed “ekonominin seyri virüse bağlı” diyerek faizi sabit tuttu

Bugün olağan para politikası toplantısını tamamlayan ABD Merkez Bankası Fed, koronavirüsün ABD ve dünya genelinde büyük çapta insani ve ekonomik zorluklara sebep olduğunu, son birkaç aydır ekonomi faaliyetlerindeki iyileşme başlamış olsa da yılbaşındaki seviyelerinin çok gerisinde olduğunu belirtti.

Toplantı sonrası yayınlanan duyuruda; talepteki zayıflık ve hayli düşük seviyedeki petrol fiyatlarının tüketici fiyat enflasyonunu aşağıda tuttuğunu, alınan önlemlerin kısmen ekonomiyi desteklediğini ve ABD hanehalkı ve işletmelerine kredi imkanının sağlandığını, ancak ekonominin seyrinin tamamen virüsün seyrine bağlı olduğunu söylüyor Fed.

Bu sebeplerle politika faizi olan %0,00-0,25 seviyesindeki hedef faiz aralığını sabit tuttuğunu ifade eden Fed, maksimum istihdam ve %2 enflasyon hedefine ulaşana kadar yurtiçi ve yurtdışı gelişmeleri dikkate alarak tüm araçlarını kullanmaya devam edeceğini vurguluyor.

Ek olarak, hanehalkı ve işletmelere kredi akışını sürdürmek amacıyla Hazine tahvilleri ile özel sektör konut ve ticari ipoteğe dayalı menkul kıymetleri almaya, açık piyasa işlemleriyle de gecelik ve vadeli repo faaliyetleri mekanizmasıyla finansal piyasaları fonlamaya devam edeceğini duyurdu.

Toplantı sonrasında yayınladığı bir başka duyuruda ise Fed, ABD doları cinsi swap faaliyetlerini genişlettiğini ve yabancı ve uluslararası para otoriteleri için geçici repo olanağını 31 Mart 2021 tarihine kadar uzattığını ilan etti.

Dr. Fulya Gürbüz

Haftanın makro-ekonomi gündemi: Güven endeksleri, kapasite kullanım oranı, Fed para politikası toplantısı, enflasyon raporu, dış ticaret ve turizm

27 Temmuz 2020, Pazartesi

Temmuz ayı imalat sektörü kapasite kullanım oranı (KKO), Reel Kesim Güven Endeksi (RKGE) ve sektörel güven endeksleri açıklanacak. Haziran ayında KKO bir önceki aya göre yüzde 3,4 puan artışla %66 seviyesine, RKGE 15,7 puan artışla 92,6 seviyesine, hizmet sektörü güven endeksi 12,2 puan artışla 58,2 seviyesine, perakende ticaret sektörü güven endeksi 14,3 puan artışla 91,5 seviyesine, inşaat sektörü güven endeksi ise 20,6 puan artışla 83,0 seviyesine yükselmişti. Verilerdeki yükselişin ana sebebi KOVİD-19 kaynaklı kısıtlamaların Mayıs ayında gevşetilmesine başlanmasıyla oldu. Temmuz ayı IHS Markit ilk tahminlerine göre en büyük ticaret ortağımız olan Euro Bölgesi imalat sektöründe Temmuz ayında büyüme kaydedilmesi Türkiye’nin sanayi üretiminde Temmuz ayında iyileşmenin süreceği ihtimalini ortaya koydu. KKO ve RKGE verilerinde bu ipuçlarına odaklanacağız. Sektörel güven endeksleri gelişmeleri ise yurt içi talepteki seyir hakkında ipucu verecek.

29 Temmuz 2020, Çarşamba

ABD merkez bankası Fed olağan para politikası toplantı kararını açıklayacak. %0-0,25 seviyesindeki hedef faiz olan politika faizinde değişiklik yapılması beklenmiyor. Fed tarafından yapılan ve tüm ülkeyi kapsayan bir anket çalışması olan ve en son 15 Temmuz’da yayınlanan Beige Book raporunda kapanmaların azalmasıyla birlikte ekonomik aktivitenin toparlansa da KOVİD-19 öncesi seviyelerinin hayli gerisinde performans gösterdiği, işsizliğin azalmasına rağmen maaşların düştüğü, girdi ve satış fiyatlarının ise nispeten yatay kaldığı belirtilmişti. Ek olarak, Fed yöneticilerinin yaptığı en son konuşma ise 14 Temmuz’da yapılan Fed Yönetim Kurulu Üyesi Lael Brainard’a ait. Brainard, aşağı yönlü risklerin korunduğunu, ikinci dalganın belirsizlikleri artıracağını, mali ve parasal desteğin önemini koruduğunu dile getirmişti. Fed Temmuz ayında yaptığı duyurularda ekonomiyi canlandırmak ve finansal desteği sürdürmek adına kredi olanaklarını yaygınlaştırıcı aksiyonlar almıştı.

Merkez Bankası (TCMB) 2. çeyrek Enflasyon Raporunu yayınlayacak. Nisan sonunda yayınlanan 1. çeyrek Enflasyon Raporunda 2020 yılı sonu enflasyon tahminini önceki %8,2’den %7,4’e düşürmüş 2021 yıl sonu ve orta vade enflasyon hedeflerini sırasıyla %5,4 ve %5,0 ile sabit tutmuştu. 23 Temmuz tarihli para politikası toplantısında TCMB, yıl sonu enflasyon hedefleri üzerinde yukarı yönlü risklere (salgına bağlı birim maliyet artışlarının yansımalarıyla çekirdek enflasyon göstergelerinin eğilimlerinde yükseliş ve gıda enflasyonu) dikkat çekerek %8,25 seviyesindeki politika faizini değiştirmemişti. Enflasyon Raporunda enflasyon tahminleri ve ekonomik beklentilere odaklanacağız.

Sanayi ve hizmet sektörlerindeki gelişmeleri ortaya koyan ve sanayi üretimi verisinin ön göstergelerinden olan Temmuz ayı SAMEKS (Satın Alma Müdürleri Endeksi) endeksi verileri açıklanacak. Sanayi ve hizmet endekslerinin bileşiminden oluşan SAMEKS Bileşik Endeksi Haziran ayında aylık 3,5 puan artışla 49,3 seviyesine, hizmet endeksi 2,1 puan artışla 46,3 seviyesine, sanayi endeksi 7,0 puan artışla 56,7 seviyesine yükselmişti. Endeksin 50 seviyesi üzerindeki değerler sektörde önceki aya göre büyümeye işaret ediyor.

KOVİD-19 etkisiyle daralma yaşayan turizm sektörüne ait Haziran ayı verileri açıklanacak.

Haziran ayı dış ticaret verileri açıklanacak. Mayıs ayında ihracat ve ithalat önceki aya göre sırasıyla %12 ve %3 artış kaydetmişti. TİM verilerini göre Haziran ayında Genel Ticaret Sistemine göre hesaplanan ihracat verisi önceki aya göre %35 artışla 13,5 milyar dolar oldu. Haziran ayı bütçe verileri ise altın hariç ithalat hacminde önceki aya göre yüksek bir artış göreceğimize işaret ediyor.  

30 Temmuz 2020, Perşembe

Temmuz ayı Ekonomik Güven Endeksi açıklanacak. Haziran ayında endeks aylık 11,8 puan artışla 73,5 seviyesine yükseldi. Endeksin parametrelerinden olan TÜİK Tüketici Güven Endeksi Temmuz ayında önceki aya göre 1,8 puan azalışla 61,0 seviyesine geriledi. Ekonomik Güven Endeksinin hesaplanmasında Tüketici Güven Endeksi, Reel Kesim Güven Endeksi ve Sektörel Güven Endeksleri baz alınıyor. Tarihsel olarak bakıldığında Ekonomik Güven Endeksi verisi Hizmet Sektörü Güven Endeksi ile yüksek korelasyona sahip olmakla birlikte RKGE ve Perakende Ticaret Güven Endeksi ile paralel seyrediyor. Bu sebeple Pazartesi günü açıklanacak veriler Ekonomik Güven Endeksine dair daha sağlıklı tahmin yapmamıza yardımcı olacak.

Dr. Fulya Gürbüz

Merkez Bankası risklere dikkat çekti, politika faizini değiştirmedi

Merkez Bankası 23 Temmuz tarihli olağan para politikası kurulu toplantısında (PPK), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını %8,25 seviyesinde sabit tuttu. Toplantı sonrası yayınlanan basın duyurusunda şu gerekçeleri okuyoruz:

. “Koronavirüs salgınına ilişkin gelişmelere bağlı olarak küresel büyümedeki zayıflama yılın ikinci çeyreğinde derinleşmiştir. Ülkelerin attığı normalleşme adımlarıyla üçüncü çeyrekte kısmi toparlanma sinyalleri gözlenmekle beraber toparlanmaya ilişkin belirsizlikler yüksek seyretmektedir.”

Nitekim geçen hafta 15 Temmuz’da Japonya Merkez Bankası (BoJ) ve 16 Temmuz’da Avrupa Merkez Bankası (ECB), olağan PPK toplantılarında %2 olan enflasyon hedeflerine ulaşana kadar politika faizlerini sabit bırakarak genişlemeci politikalarını sürdürmeye devam edeceklerini duyurdular. BoJ ve ECB’nin politika faizlerinden biri olan mevduat faiz oranları sırasıyla eksi %0,1 ve eksi %0,5 seviyelerinde bulunuyor. Mevduat faizinin “eksi” olması demek bankaya para yatırdığınız zaman vadesi geldiğinde paranızdan faiz geliri kazanmak yerine bankaya faiz ödüyorsunuz demektir. Diğer bir anlatımla, BoJ ve ECB diyor ki “Bana para getirme, kredi olarak finansman ihtiyacı olanlara dağıt” (Bankalar ellerinde fazla para kaldığı zaman merkez bankalarında mevduat olarak değerlendirebiliyorlar). Ek olarak, Almanya ve Fransa liderleri AB ekonomisinin toparlanabilmesi amacıyla 21 Temmuz’da diğer AB liderlerini de ikna ederek 390 milyar eurosu hibe olmak üzere 2021-2027 dönemini kapsayan toplam 1,8 trilyon euroluk bütçe ve koronavirüs paketi üzerinde uzlaşmaya vardı. Dolayısıyla buradan ekonomik toparlanma hedefine ulaşabilmek için merkez bankaları politikalarının maliye politikaları ile desteklenmesi gerektiğini okuyabiliriz.   

. “İktisadi faaliyette kademeli normalleşme adımlarıyla birlikte Mayıs ayında başlayan toparlanma güç kazanmaktadır. Salgın hastalığa bağlı gelişmelerin Türkiye ekonomisi üzerindeki olumsuz etkilerinin sınırlandırılması amacıyla yakın dönemde uygulamaya konulan parasal ve mali tedbirler, ekonominin üretim potansiyelini destekleyerek finansal istikrara ve iktisadi faaliyetteki toparlanma sürecine katkı yapmaktadır. Turizm gelirlerinde salgın hastalığa bağlı olarak gözlenen düşüşe rağmen seyahat kısıtlamalarının hafifletilmesiyle kısmi bir iyileşme beklenmektedir. Mal ihracatındaki toparlanma ve emtia fiyatlarının düşük seviyeleri önümüzdeki dönemde cari işlemler dengesini destekleyecektir.”

.. Kısıtlamaların etkisiyle takvim ve mevsimsellikten arındırılmış sanayi üretimi Nisan ayında önceki aya göre %30 daraldı, Mayıs ayında kısıtlamaların hafifletilmesiyle önceki aya göre %17 iyileşme kaydetti.

.. Takvim ve mevsimsellikten arındırılmış perakende satışlar Nisan ayında önceki aya göre %21 daraldıktan sonra Mayıs ayında önceki aya göre %4 iyileşme kaydetti.

.. Konut satışları Nisan ayında önceki aya göre %61 azalmasının ardından kredi ve mevduat faizlerindeki düşüşün etkisiyle Mayıs ayında konut satışları %19, Haziran ayında %273 artışla 190.012’ye yükseldi.

.. Otomotiv sektörü satışları Nisan ayında önceki aya göre %47 azalmasının ardından Mayıs ve Haziran aylarında kredi ve mevduat faizlerindeki düşüşün etkisiyle sırasıyla aylık olarak %22 ve %119 artış kaydetti.

.. İhracat, Nisan ayında önceki aya göre %33 daraldıktan sonra Mayıs ve Haziran aylarında sırasıyla aylık olarak %11 ve %35 artış kaydetti. Ödemeler dengesi verilerine göre, altın hariç ihracat Mayıs ayında önceki aya göre %19 artış kaydetti.

.. İthalat, Nisan ayında önceki aya göre %31 daraldıktan sonra Mayıs ve Haziran aylarında sırasıyla %3 ve %22 artış kaydetti. Ödemeler dengesi verilerine göre, altın hariç ithalat Mayıs ayında önceki aya göre %4 artış kaydetti.

Turizm gelirlerindeki sert düşüşü dikkate aldığımızda, mal ihracatının mal ithalatından daha hızlı artması ve düşük emtia fiyatları elbette cari işlemler dengesini olumlu etkileyecektir. ABD-Çin ticaret geriliminin devam etmesi ve pandeminin tedarik zincirinde yarattığı sıkıntıya bağlı olarak umudumuz Türkiye’nin tedarik zincirinden pay kapabilmesi. Bu olasılığın gerçekleşmesi hem sanayi üretiminde hem de dış ticaretteki artışta sürdürülebilir bir devamlılık getirecektir. Tersi durumda ise talep daralması kaynaklı ithalatta gerileme sebebiyle cari işlemler dengesinde iyileşme göreceğiz.   

. “Toplam talep koşullarının sınırlayıcı etkisine karşın, salgına bağlı birim maliyet artışlarının yansımalarıyla çekirdek enflasyon göstergelerinin eğilimlerinde yükseliş gözlenmektedir. Uluslararası emtia fiyatları tüketici enflasyonunu sınırlamaya devam ederken, gıda enflasyonu dönemsel ve salgına bağlı etkiler nedeniyle artmıştır. Salgına bağlı tedbirlerle kısa vadede etkili olan arz yönlü unsurların, normalleşme sürecinin devamıyla kademeli olarak ortadan kalkacağı öngörülmektedir. Nitekim öncü göstergeler, normalleşme sürecinde kapasite kısıtlarına tâbi olan hizmet gruplarındaki aylık fiyat artışlarının yavaşlamaya başladığına işaret etmektedir. Yılın ikinci yarısında talep yönlü dezenflasyonist etkilerin daha belirgin hale geleceği öngörüsü korunmakla birlikte, yakın dönemdeki gerçekleşmeler nedeniyle yıl sonu enflasyon tahmini üzerindeki risklerin yukarı yönlü olduğu değerlendirilmektedir. Bu çerçevede Kurul, enflasyon görünümünü etkileyen tüm unsurları dikkate alarak, politika faizinin sabit tutulmasına karar vermiştir.”

Kredi hacmindeki yükselişin devam etmesi, konut ve otomotiv satışlarında Haziran ayında yaşanan hızlanma, ek olarak tedarik zincirindeki aksamalar fiyatlar genel seviyesinin aşağı gelmesini önleyen faktörler. Merkez Bankasının dezenflasyonist beklentisini canlı tutmasına rağmen %7,4 olan yılsonu enflasyon hedefi üzerinde risklerin yukarı yönlü olduğunu vurgulaması yaz döneminin sonuna yaklaşırken kredi büyümesindeki hızlanmanın devamlılığını sorgulatan bir gelişme.

Ekonomik ve finansal aktivite Haziran ve Temmuz aylarında ağırlıklı olarak kredi büyümesi ile beslendi. Bu taraftan gelecek bir bozulma, özellikle bankaların bilanço kalitesi üzerinde sorgulamaların başlamasına sebep olabilir.

Öte yandan, 2019 yılında toplam 124 milyar TL açık veren bütçenin, 2020’nin ilk 6 ayında 109 milyar TL açık vermesi Ekim ayında yüksek iç borç ödemesi yapacak olan Hazine’nin borçlanma maliyeti üzerinde risk oluşturuyor. Bu da faiz harcamalarında artış olması demek.

Yabancı turist bazlı turizm sektöründeki zayıflık, Merkez Bankasının ardından kamu bankalarının negatif net döviz varlıkları, ek olarak sonbaharla birlikte okulların başlaması, giyim ve gıda fiyatları ile enerji maliyetlerindeki artış gibi faktörleri dikkate alırsak, Ekim ayına kadar Merkez Bankasının %8,25 seviyesindeki politika faizini düşürmesini gerektirecek bir sebep şu an için gözükmüyor.

Dr. Fulya Gürbüz

Haftanın makro-ekonomi gündemi: borç stoku, yurt dışı üfe, net uluslararası yatırım pozisyonu, TCMB faiz kararı, S&P’nin Türkiye değerlendirmesi

20 Temmuz 2020, Pazartesi

Haziran ayı merkezi yönetim borç stoku açıklanacak. Mayıs ayı itibariyle merkezi yönetimin iç ve dış toplam borç stoku 1 trilyon 633 milyar TL seviyesinde bulunuyor. Toplam borç stokunun 966 milyar TL’si iç borç iken 667 milyar TL’si dış borç.

Mayıs ayı kısa vadeli dış borç stoku açıklanacak. Orijinal vadeye göre Türkiye’nin kısa vadeli dış borç stoku Nisan ayında 115,2 milyar dolar seviyesinde bulunuyordu. Mayıs 2020-Nisan 2021 dönemini kapsayan 12-aylık dönemde ödenecek olan 164,6 milyar dolar seviyesindeki kalan vadeye göre kısa vadeli dış borç stokunun 65,6 milyar doları finans dışı özel sektöre, 50,2 milyar doları özel finansal sektöre, 39,4 milyar doları kamuya, 9,4 milyar doları Merkez Bankasına ait bulunuyor.

Haziran ayı Yurt Dışı ÜFE (YD-ÜFE) verileri açıklanacak. Mayıs ayında YD-ÜFE aylık bazda %1,47, yıllık bazda %10,06 artış kaydetmişti. TL’deki değişimin YD-ÜFE’yi büyük oranda etkilediğini dikkate aldığımızda, Haziran ayında TL’deki önceki aya göre değerlenmenin etkisiyle YD-ÜFE’nin önceki aya göre azalma ihtimali var. Ancak bu gelişmenin Merkez Bankasının Perşembe günü yapacağı para politikası toplantı kararında etkisi olacağını düşünmüyorum.

21 Temmuz 2020, Salı

Türkiye’nin Mayıs ayı Net Uluslararası Yatırım Pozisyonu verisi açıklanacak. Nisan ayında uluslararası varlıklar 225,8 milyar dolar, uluslararası yükümlülükler ise 550,2 milyar dolar olmuş; böylece varlık ve yükümlülüklerin farkını gösteren Net Uluslararası Yatırım Pozisyonu 324,4 milyar dolar açık vermişti. Uluslararası varlıklar yılbaşından Nisan 2020 sonuna kadarki dönemde 27,5 milyar dolar azalırken, aynı dönemde yükümlülüklerdeki azalma 48,2 milyar dolar oldu. Ödemeler dengesi Mayıs ayı verileri borç kullanımının borç geri ödemelerinden daha az olduğunu gösterdi. Dolayısıyla uluslararası yükümlülüklerde Mayıs ayında Nisan ayına göre düşüş görebiliriz.

23 Temmuz 2020, Perşembe

TCMB para politikasını görüşmek üzere toplanacak. Haziran ayında enflasyonun önceki aya göre yükselmesi, konut talebinin hızlanması, kredi hacminin Temmuz ayında tarihi zirvelerini zorlaması, Türk lirasının 6,85 civarında kalmasında önemli rol oynayan kamu bankalarının yabancı para açık pozisyonunun 10 Temmuz itibariyle 9,7 milyar dolara yükselmesi ve son olarak TCMB’nin 18 Temmuz’da yabancı para zorunlu karşılık oranlarını 300 baz puan artırması kararını da dikkate aldığımızda TCMB’nin politika faizinde indirim yapma ihtimali yok.

Temmuz ayı TÜİK Tüketici Güven Endeksi açıklanacak. Haziran ayında endeks önceki aya göre 3,1 puan artışla 62,8 seviyesine yükselmişti. Endeks 0 ile 200 aralığında değer almaktadır. Endeksin 100’den büyük olması tüketici güveninde iyimser durum, 100’den küçük olması tüketici güveninde kötümser durum olduğunu göstermektedir.

24 Temmuz 2020, Cuma

Kredi derecelendirme kuruluşu Standard and Poors’un (S&P) Türkiye değerlendirmesi bekleniyor. 6 Mayıs tarihli açıklamasında S&P, Türkiye’nin uzun vadeli döviz cinsinden kredi notunu “B+” (yatırım yapılabilir seviyenin 4 basamak altı) ve uzun vadeli yerel para birimi cinsinden kredi notunu “BB-“ olarak teyit etmiş, not görünümünü ise “durağan” olarak bırakmıştı. Kuruluş, Türkiye ekonomisinin 2020 yılında %3,1 daralacağını, 2021 yılında ise %4,2 büyüyeceğini tahmin ediyor. S&P’nin 2020 ve 2021 yılları için enflasyon beklentileri sırasıyla %11,3 ve %10,3, işsizlik oranı beklentileri ise sırasıyla %13,8 ve %12,5 seviyelerinde bulunuyor. 25 Haziran tarihli açıklamasında S&P, Türk bankalarının Mayıs ayı itibariyle %4,6 olan tahsili gecikmiş alacak oranının 2021 yılında %11-12’ye yükselebileceği, sorunlu krediler (tahsili gecikmiş alacaklar ve yapılandırılmış krediler) oranının %20’yi aşabileceği uyarısında bulunmuştu.

Dr. Fulya Gürbüz

Haftanın makro-ekonomi veri gündemi: Satın alma müdürleri endeksleri, dış ticaret, dış borç, enflasyon

30 Haziran 2020, Salı

Haziran ayı SAMEKS Endeksi verileri açıklanacak. Mayıs 2020’de mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış SAMEKS Bileşik Endeksi, bir önceki aya göre 11,8 puan artarak 45,7 değerine yükselmişti. SAMEKS Sanayi Sektörü Endeksi, aylık 19,7 puan artışla 47,9 seviyesine, SAMEKS Hizmet Sektörü Endeksi aylık 7,0 puan artışla 43,9 seviyesine yükselmişti. Endeksin 50 seviyesinin altı, sektörde önceki aya göre daralmaya işaret ediyor. Haziran ayı Reel Kesim Güven Endeksi verileri imalat sektöründeki daralmanın zayıflayarak da olsa sürdüğünü göstermişti. Benzer seyri SAMEKS endeksinde de göreceğiz.

Mayıs ayı dış ticaret verileri açıklanacak. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre; 2020 yılı Nisan ayında bir önceki aya göre ihracat %31,9, ithalat %27,9 azalmıştı. Koronavirüs kaynaklı kapatmaların hafifletilmeye başlandığı Mayıs ayında TİM verileri ihracatta, bütçe verileri ise ithalatta önceki aya göre artışa işaret etmişti. Öte yandan ihracat ve ithalatta önceki yılın aynı ayına göre düşüş sürecek.

2020 yılı 1. çeyrek sonu dış borç stoku verileri açıklanacak. 2019 yılı sonunda Türkiye’nin toplam dış borç stoku 436,9 milyar dolar seviyesinde bulunuyor. Toplam borcun %28’ini kısa vadeli, %72’sini uzun vadeli borçlar oluşturuyor. Toplam borcun %37’sini (160,9 milyar dolar) özel sektör finans dışı sektörün dış borcu oluşturuyor.

1 Temmuz 2020, Çarşamba

IHS Markit ve İSO’nun imalat sektörü Haziran ayı PMI verileri açıklanacak. Endeks Nisan ayında gördüğü dip seviyesi olan 33,4’ten Mayıs ayında 40,9 seviyesine yükselmişti. Endeksin 50 seviyesinin altı, sektörde önceki aya göre daralmaya işaret ediyor. Haziran ayında da sektördeki daralmanın zayıfladığını göreceğiz.

3 Temmuz 2020, Cuma

Haziran ayı enflasyon verileri açıklanacak. Haziran ayı Reel Kesim Güven Endeksi imalat sektöründe üretim maliyetleri ve satış fiyatı beklentilerinde artışı ortaya koymuştu. Haziran ayında aylık ve yıllık bazda hem tüketici hem de üretici fiyatlarında artış göreceğiz. Merkez Bankası geçen hafta yaptığı PPK toplantısında çekirdek enflasyona dikkat çekerek %8,25 olan politika faizinde değişikliğe gitmedi.  

Dr. Fulya Gürbüz

Merkez Bankasının ilan ettiği politika faizi ne demek?

Ekotürk’te Murat Tufan’ın programında Merkez Bankasının ödemeler sistemi içindeki yerini, ilan ettiği politika faizinin ne anlama geldiğini, faiz kararlarının bankacılık sektörünü ve ekonomiyi nasıl etkilediğini, ekonomi okuryazarlığı yaparak, kısa ve anlaşılır bir şekilde anlatmaya çalıştım. 5 dakikanızı ayırdığınızda bu cevapları bulacaksınız.

Politika faizini %8,75’e düşüren Merkez Bankasının merceğinde ne var?

Merkez Bankası (TCMB) çarşamba günü gerçekleştirdiği toplantısında, politika faizi olan bir hafta vadeli repo (borç verme) ihale faiz oranını %9,75’ten %8,75’e indirdi. Şaşırtmadı çünkü koronavirüs salgını sebebiyle küresel büyüme endişelerinin artması, Fed’in finansal sistemi rahatlatmak için politika faizini sıfıra çekmesi, petrol ve diğer emtia fiyatlarındaki sert düşüşler sonrasında elbette TCMB de faiz düşürecekti. 100 baz puanlık indirim az mı çok mu olmasından ziyade TCMB basın bültenindeki vurgulara dikkat edilmeli. Birlikte inceleyelim ve soralım:

Küresel büyüme görünümü zayıflıyor, enflasyonda düşüş eğilimi sürüyor olsa da…

. Koronavirüs salgını sebebiyle küresel büyüme görünümündeki zayıflamanın derinleşmesi,

. Salgına bağlı gelişmelerin Türkiye ekonomisi üzerindeki olumsuz etkilerinin sınırlandırılması için finansal piyasaların, kredi kanalının ve firmaların nakit akışının sağlıklı işleyişinin sağlanması amacıyla alınan parasal ve mali tedbirlerin ekonominin üretim potansiyelini destekleyerek finansal istikrara ve salgın sonrası toparlanmaya katkı yapacağı,

. Toplam talep koşullarındaki zayıflık sebebiyle yıl sonu enflasyon tahmini üzerindeki risklerin aşağı yönlü olması. (Merkez Bankasının Ocak ayı Enflasyon Raporu’na göre yıl sonu enflasyon beklentisi %8,2)

… Merkez Bankası, para politikası duruşunu nasıl sürdürecek?

Merkez Bankası temkinli para politikasını sürdürecek ancak önümüzdeki süreçte parasal duruşunu ”… ana eğilime dair göstergeler dikkate alınarak enflasyondaki düşüşün sürekliliğini sağlayacak şekilde” belirleyecek. Geçmiş veriler politika faizindeki düşük seyrin uzun vadeli faiz oranlarını aşağı çekmekte yetersiz kaldığını göstermiş, 2018 yılında birçok faktörün etkisiyle TCMB faiz yükseltmek zorunda kalmıştı. 2020 yılında ise uzun vadeli tahvil faizlerinin tekrar politika faizinden yukarı yönlü uzaklaştığını görüyoruz. Elbette enflasyon 2019 yılında gerileme yaşadı ve paralelinde politika faizini düşürdü ancak talep daralmasına bağlı enflasyondaki düşüş bunda etkili oldu. Dolayısıyla enflasyondaki düşüş eğilimi ve yukarıda sayılan faktörlerin etkisiyle politika faizinde düşüş adımları atılıyor. Ancak paragrafın başında yer alan Merkez Bankası aksiyon planında “faizi düşürürsek enflasyon da düşecektir” gibi bir çıkarıma gidiliyor olması önceden tecrübe edildiği gibi sert faiz artırımlarını beraberinde getirebilir.

Nitekim 2018 yılı Ağustos ayında yaşanan kur krizinin etkisinin 2019 yılında azalması ancak, 2020 başlarıyla birlikte TL’deki değer kaybının artarak devam etmesi enflasyondaki artışı tetikliyor.

TÜFE yıllık değişim oranları (%), Mart 2020 (Kaynak: TÜİK)

Ekonomik büyüme için Merkez Bankasının faiz düşürmesi yeterli mi?

Merkez Bankası Para Politikası Kurulu’na göre, enflasyondaki düşüş sürerse; ülke risk primi gerileyecek, uzun vadeli faizler aşağı gelecek ve ekonomideki toparlanma güç kazanacak.

Ancak Merkez Bankası enflasyondaki düşüş eğilimine “Türk lirasında gözlenen değer kaybına karşın” vurgulamasıyla dikkat çekiyor. Geriye gidersek, Merkez Bankası 6 Nisan’da yayınladığı “Mart Ayı Fiyat Gelişmeleri” raporunda da Türk lirasındaki değer kaybının tüketici fiyatlarında otomobil ve ilaç fiyatlarını, yurt içi üretici fiyatlarında ise imalat fiyatlarını yukarı çektiğini belirtmişti.

Dolayısıyla politika faizindeki indirimlere rağmen fiyatlar genel seviyesindeki artışlar devam ediyorsa ve bunun sebebi olarak Türk lirasındaki değer kaybına vurgu yapılıyorsa demek ki enflasyon ve ekonomide sürdürülebilir iyileşme için Türk lirasına tekrar güven kazandıracak adımları atmak gerekiyor.

Maalesef Türk lirası arzını kısarak veya politika faizini 100 baz puan düşürerek Türk lirasındaki değer kaybını durdurmanın da kalıcı bir çözüm olmadığını gördük: t24 haberine göre çarşamba günü TCMB’nin faiz indiriminin ardından kamu bankaları Dolar/TL kurunu 7,0 seviyesinin altında tutabilmek için 600 milyon dolar satmak zorunda kaldı.

Kısacası finansal ve ekonomik istikrarı kazanmak açısından öncelik, elzem ve ivedi olan, Türk lirasına güven artırıcı mali ve ekonomik tedbirleri ortaya koymak.

Dr. Fulya Gürbüz