Ekonomi Gündemi: Enflasyon, imalat sektörü PMI, beklenti anketi, Merkez Bankası politika faizi

3-7 Mayıs haftasında açıklanacak verilerde enflasyon ve enflasyon beklentilerinde artış ile ihracatın imalat sektörünü desteklemeye devam ettiğini göreceğiz. Merkez Bankası ise para politikası toplantısında yüksek ihtimalle %19 olan politika faizinde değişikliğe gitmeyecek.

3 MAYIS 2021, PAZARTESİ

NİSAN AYI ENFLASYON VERİLERİ – TÜİK

Tüketici fiyat endeksi (TÜFE) Nisan ayında yıllık %16,19, aylık %1,08 artış kaydetmişti. Yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) ise aynı ayda yıllık %31,20, aylık %4,13 arttı. %50 ABD doları %50 Euro’dan oluşan döviz sepetinin Türk lirasına karşı Nisan ayında yıllık %25,4, aylık %6,5 değer kazanmış olması sebebiyle hem TÜFE hem de Yİ-ÜFE’de artışlar sürecek. Nitekim Bloomberg HT anket çalışmasında ekonomistler Nisan ayında TÜFE’de ortalama olarak aylık %1,8, yıllık %17,2 artış beklerken yıl sonu tahminleri %14,4’e yükseldi. Merkez Bankası ise geçen hafta yayınlanan 2. çeyrek enflasyon raporunda yıl sonunda TÜFE tahminini %12,2 seviyesine yükseltmişti. Yİ-ÜFE’de ise Türk lirasındaki değer kaybından doğrudan etkilenmesi sebebiyle, Nisan ayında aylık %4-%6 arasında bir artış Yİ-ÜFE’yi yıllık olarak %34-%38 aralığına taşıyabilir.

Kaynak: Turkey Data Monitor

NİSAN AYI IHS MARKIT İMALAT SEKTÖRÜ TÜRKİYE VE DÜNYA PMI ENDEKSLERİ – IHS MARKIT

İSO ve IHS Markit iş birliğiyle hazırlanan Türkiye’nin imalat sektörü PMI endeksi, Mart ayında küresel imalat sektöründeki toparlanmaya bağlı olarak önceki aya göre büyüme kaydetmişti. IHS Markit’in Nisan ayı ilk tahminleri Türkiye’nin en önemli dış ticaret ortakları olan Euro Bölgesi, ABD ve İngiltere’de imalat sektörlerinde büyüme eğiliminin sürdüğünü, ihracat talebinin ve üretimin arttığını gösterdi. Dolayısıyla, Nisan ayında Türkiye imalat sektörü de ihracatın desteğiyle bu olumlu gelişmelerden etkilenecektir. MÜSİAD’ın yayınladığı Sanayi Sektörü SAMEKS Endeksi Nisan ayında aylık 1,7 puan artışla 52,5 seviyesine yükseldi. İSO ve MÜSİAD’ın yayınladığı endekslerin 50 üzerindeki değerler sektörde önceki aya göre büyümeyi, altındaki değerler ise küçülmeyi gösteriyor.

Kaynak: ISO, IHS MARKIT

NİSAN AYI TEPAV PERAKENDE GÜVEN ENDEKSİ (TEPE) – TEPAV

Mart ayında TEPE aylık yüzde 4,1 puan düşüşle eksi %19,1 seviyesine gerilemişti. Bu değer, anket sorularına katılımcıların olumlu ve olumsuz gelişme ve beklenti sunanların yüzdesi arasındaki farkı gösteriyor. TEPE, en son Nisan 2016’da pozitif değer almıştı.

Kaynak: Turkey Data Monitor

4 MAYIS 2021, SALI

NİSAN AYI REEL EFEKTİF DÖVİZ KURU (REDK) – TCMB

Nominal efektif döviz kuru, Türkiye’nin dış ticaretinde önemli paya sahip ülkelerin para birimlerinden oluşan sepete göre, Türk lirasının ağırlıklı ortalama değeridir. TÜFE bazlı REDK Mart ayında aylık %5,4 değer kaybıyla 65,71 seviyesine gerilemişti.

Kaynak: Turkey Data Monitor

ŞUBAT AYI FİNANSAL KESİM DIŞINDAKİ FİRMALARIN DÖVİZ VARLIK VE YÜKÜMLÜLÜKLERİ – TCMB

Merkez Bankası, Türkiye’de finansal kesim dışında faaliyet gösteren firmaların yurt içi finansal kesim ve yurt dışında yerleşiklerle olan işlemlerinden doğan döviz varlık ve yükümlülüklerine, dolayısıyla taşıdıkları kur riskine ilişkin göstergeleri her ay yayınlamaktadır. Aralık 2020 verilerine göre varlıklar Ocak 2021’de 1,4 milyar dolar, yükümlülükler 3,0 milyar dolar azalmıştı. Net Döviz Pozisyonu Açığı ise Ocak ayında 156,1 milyar dolar olarak gerçekleşmiş ve Aralık 2020’ye göre 1,6 milyar dolar azalmıştı. Sektör, 2018 yılı Mart ayında 223,3 milyar dolarlık Net Döviz Pozisyonu Açığı ile rekor kırmıştı. 2018 yılının Ağustos ayında Türk lirasında yaşanan sert değer kaybının ardından finansal kesim dışındaki firmalar döviz varlıklarını artırıp döviz yükümlülüklerini azaltmayı tercih etmiş, sektörün Net Döviz Pozisyonu Açığı düşüş eğilimini sürdürmüştür.

Kaynak: Turkey Data Monitor

5 MAYIS 2021, ÇARŞAMBA

NİSAN AYI BEKLENTİ ANKETİ SONUÇLARI – TCMB

Mart ayında yıl sonu TÜFE beklentisi %13,1, cari açık beklentisi 25,8 milyar dolar seviyelerine yükselmiş, 2021 yılı GSYİH büyüme beklentisi %4,3 seviyesine gerilemişti.

NİSAN AYI IHS MARKIT HİZMET SEKTÖRÜ KÜRESEL PMI ENDEKSLERİ – IHS MARKIT

IHS Markit göstergeleri pandemi ile savaşta özellikle aşılamada hızlı hareket eden ülkelerin hizmet sektörlerinin Mart ayında büyüme kaydettiğini göstermişti. Nisan ayında da ABD, Euro Bölgesi ve İngiltere’de hizmet sektörlerinin büyümeye devam ettiği sinyallerini aldık.

6 MAYIS 2021, PERŞEMBE

MERKEZ BANKASI PARA POLİTİKASI TOPLANTISI – TCMB

TCMB’nin artan gıda, emtia ve ham madde fiyatlarına bağlı olarak artan enflasyonist baskıya rağmen politika faizinde değişiklik yapmayacağını tahmin ediyoruz.

TCMB VE BDDK, 30 NİSAN 2021 TARİHLİ HAFTALIK PARA VE BANKA VERİLERİ – BDDK, TCMB

22 Nisan ile biten haftada piyasadaki likiditeyi gösteren parasal göstergeler (M1, M2, M3) önceki haftaya göre artışlarını sürdürdü. TL cinsi mevduatlar önceki haftaya göre artarken, TL cinsi krediler geriledi. Ortalama mevduat faizleri %19’lara yaklaşırken, ihtiyaç kredileri %24,5 seviyelerinde seyretti, ticari krediler ise yeniden %21 seviyelerini aştı. Döviz mevduatları haftalık 1,6 milyar dolar azalışla 217,0 milyar dolar seviyesine geriledi; tüzel kişiler döviz mevduatlarını 0,6 milyar dolar, yurt dışı döviz mevduatları ise 0,7 milyar dolar azaldı, bireysellerin döviz mevduatları değişiklik göstermedi. Bankacılık sistemi yabancı para net genel pozisyonu 6,1 milyar dolar ile önceki haftaya göre değişiklik göstermedi. Uluslararası rezervler 88,7 milyar dolar ile önceki haftaya 0,9 milyar dolar geriledi; altın rezervleri 0,9 milyar dolar artarken, brüt döviz rezervleri 1,7 milyar dolar azaldı. Rezervlerin azalmasına bağlı olarak Merkez Bankası döviz likiditesi açığı 1,5 milyar dolar artışla 43,4 milyar dolar seviyesine yükseldi. Yurtdışında yerleşik kişilerin mülkiyetindeki hisse senedi ve devlet iç borçlanma senedi (DİBS) stoku toplamı önceki haftaya göre 1,7 milyar dolar azalışla 29,2 milyar dolar seviyesine geriledi. Yurt dışı yerleşikler 22 Nisan haftasında 148 milyon dolarlık net satış yapılırken; hisse senetlerinde net 104 milyon dolarlık alış, DİBS’te net 253 milyon dolarlık satış oldu.

Kaynak: Turkey Data Monitor

7 MAYIS 2021, CUMA

NİSAN AYI NAKİT BÜTÇE VERİLERİ – HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI

Hazine’nin nakit bazlı bütçe dengesi Mart ayında 41,0 milyar TL fazla vermiş, böylece yılın ilk çeyreğinde nakit bütçe dengesi 11,3 milyar TL fazla vermiş oldu. 2020 yılı genelinde toplam 181,9 milyar TL nakit açığı kaydedilmişti.

Kaynak: Turkey Data Monitor

MART AYI DIŞ TİCARET ENDEKSLERİ – TÜİK

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre; 2021 Ocak ayında 139,0 olan ihracat miktar endeksi %5,5 azalarak, 2021 Şubat ayında 131,3 olmuştu. İthalat miktar endeksi ise aynı dönemde %1,0 azalışla 2021 Şubat ayında 110,5 seviyesine gerilemişti. Mart ayında ihracat ve ithalat hacimlerinde aylık bazda hızlanma yaşamıştık, dolayısıyla dış ticaret endekslerinde de yukarı yönlü bir seyir görülecektir. Öte yandan ihracat birim değer endeksinin (100,4), ithalat birim değer endeksine (105,5) bölünerek 100 ile çarpılmasıyla oluşan dış ticaret haddi aylık 2,4 puan düşüşle 95,1 seviyesine gerilemişti. Küresel tedarik zincirindeki kısıtlardan dolayı Türkiye’de ithalat maliyetlerindeki hızlanma Eylül 2020’den bu yana ihracattan elde edilen geliri gerisinde bırakmaya devam etmektedir. Enerji dışı dış ticaret haddinin, dış ticaret haddinin aşağısında olması ise özellikle ithal girdi kullanarak ürettiğini ihraç eden imalatçıların yüksek ithalat maliyetleri ve yüksek dış rekabet ortamında savaşmaya devam ettiklerini gösteriyor.

Kaynak: TÜİK
Kaynak: Turkey Data Monitor

Dr. Fulya Gürbüz

Sanayi üretimi şubatta yatay kaldı, perakende satışlar sıçradı, cari açık ve işsizlik arttı

12-16 Nisan haftasının ilk iki gününde yoğun veriler gelmeye başladı. Pazartesi günü ödemeler dengesi ve işgücü verileri, Salı günü sanayi üretimi ve perakende satış verileri açıklandı.

TÜİK verilerine göre Şubat ayında sanayi üretimi aylık %0,1, yıllık %8,8 artış kaydetti. Sanayi üretimi ile genelde benzer eğilimi gösteren perakende satış hacmi Şubat ayında aylık %3,4’lük artış ile sıçrama yaptı, yıllık artışı %4,6 oldu. Mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı Şubat ayında aylık 0,7 puanlık artış ile %13,4 seviyesinde gerçekleşti. Merkez Bankası tarafından açıklanan cari işlemler açığı Şubat ayında önceki aya göre 0,8 milyar dolar artışla 2,5 milyar dolar oldu, geriye dönük 12-aylık dönemde cari açık toplamı 37,8 milyar dolar seviyesine yükseldi.

Detaylara geçmeden önce, takvim ve mevsimsel etkilerden arındırılmış verileri dikkate aldığımı belirtmek istiyorum.  

Türkiye’nin ihracat hacminin en büyük payını otomotiv sektörü ve yan sanayi oluşturuyor. Aşağıdaki grafik, en son 2020 yılında toplam ihracat hacminin %77’sini oluşturan ihracat kalemlerini gösteriyor. Sanayi sektöründe ihracatın lideri konumunda kırmızı çizgiyle gösterilen Taşıt Araçları ve Yan Sanayi sektörü yer alıyor. Otomotiv sektörü ihracatında en önemli pazar başta özellikle Almanya olmak üzere Avrupa bölgesidir.

Kaynak: Turkey Data Monitor

Sanayi üretimindeki gelişmeleri daha iyi anlamak için şu hatırlatmayı yapayım: Küresel çapta yaşanan yarı iletken çip tedarikindeki yetersizlikler küresel otomotiv üretimini tehdit altında bırakan hatta durma noktasına getiren en önemli faktördür. Nitekim Türkiye’nin takvim ve mevsimsellikten arındırılmış otomotiv ithalat hacim endeksindeki son üç aydaki düşüş eğilimi de bu gelişmeyi doğruluyor.

Aşağıdaki grafikte; renkli çubuklar grafiğin sol ekseninde sanayi sektörü üretim, ihracat ve ithalatının seyri, sağ eksende ise sarı çizgiyle sanayi sektörü istihdamındaki seyir gösterilmektedir.

Kaynak: Turkey Data Monitor

Buna göre;

. Otomotiv sektörü üretimi (siyah çubuklar) Eylül 2020’den bu yana 2019 yılı seviyelerinin üzerinde olsa da Ocak-Şubat döneminde hafif zayıfladı. Grafikte yeşil çubuklarla gösterilen otomotiv ihracatında, son iki aydaki aşağı yönlü eğilim söz konusu zayıflığı açıklıyor. Otomotiv ihracatındaki düşüşün ana sebebi ise en büyük ihracat pazarımız olan Almanya’da sanayi üretiminin 2021 yılının ilk iki ayında aylık ortalama %1,8 daralmış olmasıdır.

. Otomotiv üretimi ve ihracatındaki yataya yakın seyre rağmen Mayıs 2020’den bu yana yükseliş eğilimini sürdüren makine ve teçhizat üretimi (gri çubuklar) Şubat ayında aylık %3,7’lik artış kaydetti.

. Makine ve ekipman ihracatının (pembe çubuklar) Şubat ayında önceki aya göre düşmesine rağmen ithalatındaki (mavi çubuklar) artışın sermaye yatırımı kaynaklı olduğu söylenebilir.  Bu noktada destekleyici faktör, Şubat ayı Reel Kesim Güven Endeksi’nde yer alan yatırım harcaması alt endeksindeki artıştır.

. Otomotiv sektörü üretiminde Şubat ayında kaydedilen düşüşe paralel olarak sanayi sektörü istihdamı da (sarı çizgi) Şubat ayında önceki aya göre 166 bin kişi azaldı.

. Üretim tarafı önceki aya göre yatay kalırken perakende satışlarda aylık %3,4’lük artış yaşandı. Bu sıçrayışın ana sebebinin artan güven algısı olduğunu söyleyebilirim. Zira Dolar/TL kuru Merkez Bankasının güven tazelemesine bağlı olarak Ağustos 2020’den sonra ilk kez Şubat ayında 7,0 seviyesinin altına gerilemiş ve Türk lirasında istikrar sinyalleri bireysel kredilerde de artışı beraberinde getirmiştir.

Mart ayı görünümü olumlu, Nisan belirsiz…

Mart ayı İSO imalat sektörü PMI endeksi ihracat siparişlerinde, üretim ve istihdamda artışı ortaya koymuştu. Özellikle Almanya’nın Mart ayı imalat sektörü PMI endeksinin önceki aya göre sert artış kaydetmesi Türkiye sanayi sektörünü olumlu etkiledi. Ticaret Bakanlığı da Mart ayında Türkiye’de ihracatın Şubat ayına göre 2,9 milyar dolar arttığını duyurdu. İthalattaki değişim Mart ayı cari açık verisinde belirleyici olacak. Öte yandan, döviz kurundaki sert yükseliş ve enflasyondaki belirsizliğe bağlı olarak azalan güven algısı, Mart ayında perakende satışlara kısmen olumsuz yansıyabilir; Nisan ayında ise bozulma devam edebilir. Enflasyondaki ana tetikleyici girdi maliyetlerindeki artışın yanı sıra artan döviz kurundaki artışla Türk lirasının değer kaybıdır. Nitekim yurt içi üretici fiyat enflasyonu Mart ayında aylık %4,1, yıllık %31,2 artış kaydetmiş, tüketici fiyatlarına aylık %1,1, yıllık %16,2 artışla yansımıştır.

Nisan ayında da enflasyondaki artış eğilimi sürecektir. Küresel tedarik zincirindeki zorluklara bağlı olarak girdi maliyetlerinde aşağı yönlü bir eğilim şimdilik olası gözükmüyor. Tedarik zincirinde rahatlama olsa bile artan talep fiyatları aşağı çekmeyecektir. Mevcut durumda Merkez Bankasının çarşamba günü yapacağı para politikası toplantısında enflasyonist risklere vurgu yapıp, politika faizinde değişiklik yapmaması en rasyonel çözüm olacaktır.

Dr. Fulya Gürbüz

12-16 Nisan haftasına Merkez Bankası faiz kararı damgasını vuracak

Veri yoğun bir haftaya giriyoruz. Pazartesi günü cari açık, işsizlik oranı, inşaat maliyeti; Salı günü sanayi üretimi, perakende satışlar ve ciro endeksleri; Çarşamba günü tarım ÜFE; Perşembe günü TCMB faiz kararı, bütçe, konut satış, özel sektörün uzun vadeli kredi dış borcu; Cuma günü kısa vadeli dış borç ve Merkez Bankası konut fiyat endeksi verileri açıklanacak. ABD’de Fed, Çarşamba günü ABD’deki ekonomik görünümü ortaya koyan Bej Kitap’ı (Beige Book) yayınlayacak.

12 NİSAN 2021, PAZARTESİ

ŞUBAT AYI ÖDEMELER DENGESİ – TCMB

Cari işlemler dengesi ödemeler dengesi tablosunda yer almakta ve Türkiye’deki yerleşiklerin yurt dışındaki yerleşiklerle yaptıkları ekonomik faaliyetler sonucu Türkiye’nin döviz gelirleri ile döviz giderlerinin farkını göstermektedir. Ocak ayında cari işlemler dengesi, gerileyen dış ticaret açığının katkısıyla 1,9 milyar dolar açık vermiş, son 12 aylık cari işlemler açığı toplamı hafif gerilemeyle 36,6 milyar dolar olmuştu. Dış ticaret açığındaki iyileşme ise ithalatın ihracattan daha hızlı düşmesi etkili olmuştu. Hizmetler dengesi ise pandemi kaynaklı olarak ne taşımacılık ne de turizm gelirleri tarafında cari işlemler dengesine önemli bir katkı yapamamaktadır. Cari işlemler açığının finansmanı tarafında ise Hükumet artan bütçe açığına bağlı olarak Kasım 2020 – Ocak 2021 döneminde toplam 8,8 milyar dolar dış borçlanma gerçekleştirmiştir. Finans dışı sektör ise Aralık 2020 – Ocak 2021 döneminde kısa ve uzun vadeli dış borç ödemelerinden daha fazlasını borçlanma yolunu tercih etmiştir. Öte yandan TCMB politikalarının olumlu sinyal vermesine bağlı olarak yine Aralık 2020 – Ocak 2021 döneminde Türkiye’nin döviz rezervleri 10,6 milyar dolar artmıştır. Şubat ayında dış ticaret açığında yataya yakın bir artış kaydedilmiş olmasına bağlı olarak cari işlemler açığında Ocak ayına göre önemli bir değişim olmayacak.

Kaynak: Turkey Data Monitor

ŞUBAT AYI İŞGÜCÜ VERİLERİ – TÜİK

TÜİK Ocak ayından itibaren mevsimsel etkilerden arındırılmış işgücü verilerini yayınlamaya başlamıştır. Buna göre işsizlik oranı Ocak ayında önceki aya göre 0,4 yüzde puan azalışla %12,2 olarak gerçekleşmişti. Toplam istihdam aylık olarak 822 bin artarken, Tarım, sanayi ve hizmet sektörleri istihdamı önceki aya göre artarken, inşaat sektörü istihdamı azalma kaydetmişti. Tarım dışı işsizlik oranı 0,5 yüzde puan azalışla %14,2 olarak tahmin edilmişti. Atıl işgücü oranı aylık 1,2 yüzde puan artışla %30,2 seviyesine yükselmişti.

Kaynak: TÜİK

ŞUBAT AYI İNŞAAT MALİYET ENDEKSİ – TÜİK

İnşaat maliyet endeksi Ocak ayında yıllık %27,82, aylık %7,44 artış kaydetmişti.

Kaynak: TÜİK

13 NİSAN 2021, SALI

ŞUBAT AYI SANAYİ ÜRETİM ENDEKSİ – TÜİK

Ocak ayında sanayi üretimi aylık %1,0, yıllık %11,4 artış kaydetmişti. Şubat ayı imalat sektörü PMI verileri sektörde büyümenin Ocak ayına göre kısmen hız kesse de büyümeye devam ettiğini, bunda yeni ihracat siparişlerindeki artışın etkisi olduğunu göstermişti. Şubat ayında özellikle otomotiv sektörü üretimi ve ihracatındaki artışlar söz konusu gelişmeyi destekliyor. Ek olarak Şubat ayında yatırım malları ithalatında da artış kaydedildiğini de dikkate aldığımızda sanayi üretiminin büyümesini sürdürdüğünü göreceğiz.

Kaynak: TÜİK

ŞUBAT AYI PERAKENDE SATIŞ ENDEKSLERİ – TÜİK

Sanayi üretimi ile benzer eğilim gösteren perakende satış hacim endeksi Ocak ayında aylık %0,3, yıllık %2,0 artış kaydetmişti. Şubat ayında Perakende Ticaret Güven Endeksinin “Son üç ayda iş hacmi” alt endeksindeki iyileşme perakende ticareti destekleyecektir. Öte yandan konut ve taşıt hariç bireysel kredilerde Şubat ayında kaydedilen artış da destekleyici rol oynayabilir.

Kaynak: TÜİK

14 NİSAN 2021, ÇARŞAMBA

MART AYI TARIM ÜRÜNLERİ ÜRETİCİ FİYAT ENDEKSİ (TARIM-ÜFE) – TÜİK

Tarım-ÜFE Şubat ayında aylık %2,61, yıllık %21,32 artış kaydetmişti.

Kaynak: TÜİK

NİSAN AYI BEJ KİTAP – FED

Mart ayı başında yayınlanan Bej Kitap, ABD’de ekonomik aktivitenin Ocak ayı başından Şubat ayı ortasına kadarki süreçte ılımlı büyüme sergilediğini, ülke genelinde imalat sektörünün önceki ay Bej Kitap verilerine göre iyileşme gösterdiğini,  düşük mortgage kredisi faiz oranlarının konut satışlarının artmasında etkili olmaya devam ettiğini, tarımsal şartların iyileştiğini, taşımacılığın ılımlı artış kaydettiğini gösterdi, istihdamın yavaş hızla da olsa artmaya devam ettiğini, ücretler artış kaydedilirken  önümüzdeki dönemde artışların süreceğini, girdi maliyetlerindeki artışın bazı firmalar tarafından tüketiciye yansıtılabildiğini ortaya koymuştu.

15 NİSAN 2021, PERŞEMBE

MERKEZ BANKASI FAİZ KARARI – TCMB

Sayın Naci Ağbal Başkanlığında 18 Mart tarihli para politikası toplantısında Merkez Bankası 1-hafta vadeli borç verme faizi olan %17 seviyesindeki politika faizini önden yüklemeli olarak 2 puan artışla %19 seviyesine yükseltmişti. Mevcut durumda TL cinsi mevduat faiz oranları %20, kredi faiz oranları %24, 2-yıl vadeli gösterge tahvil faizi %18,5 seviyelerini geçmiş durumda. Sayın Şahap Kavcıoğlu Başkanlığındaki yeni yönetimin 15 Nisan toplantısında kredi maliyetlerini azaltmak adına politika faizini düşürmemesini diliyorum.

Kaynak: Turkey Data Monitor

MART AYI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE DENGESİ – HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI

Şubat ayında bütçe 23,2 milyar TL fazla vermişti. Aşağıdaki grafik Mayıs 2018’den bugüne 12-aylık toplam faiz giderlerindeki reel artışın vergi gelirlerindeki reel artıştan daha hızlı olduğunu gösteriyor.

Kaynak: Turkey Data Monitor

MART AYI KONUT SATIŞLARI – TÜİK

Şubat ayında Türkiye’de toplam 81 bin 222 konut satışı gerçekleşmişti.

Kaynak: TÜİK

ŞUBAT AYI ÖZEL SEKTÖR UZUN VADELİ YURT DIŞI KREDİ BORCU – TCMB

Ocak ayında özel sektörün yurt dışı kredi borcu önceki aya göre hafif bir gerilemeyle 164 milyar 54 milyon dolar olmuştu. Özel sektör finansal kuruluşların yurt dışı kredi borcu 70 milyar 972 milyon dolar, finansal olmayan kuruluşların 93 milyar 82 milyon dolar seviyesinde bulunuyor. Özel sektörün yurt dışı kredi borcu en son Şubat 2018’de 226,7 milyar dolar ile zirve yapmıştı.

Kaynak: Turkey Data Monitor

TCMB VE BDDK, 8 NİSAN 2021 TARİHLİ HAFTALIK PARA VE BANKA VERİLERİ – BDDK, TCMB

2 Nisan ile biten haftada piyasadaki likiditeyi gösteren parasal göstergelerde (M1, M2, M3) önceki haftaya göre artışlarını sürdürdü; önceki haftaya göre vadesiz yabancı para mevduatları 19 milyar TL, vadeli TL mevduat 22 milyar TL, yabancı para mevduat 20 milyar TL artış yaşandı. TL cinsi krediler artışını sürdürdü. Döviz tevdiat hesapları haftalık 2 milyar dolar azalışla 214 milyar dolar seviyesine geriledi. TL mevduat faiz oranları %20,10, TL cinsi ticari kredi faiz oranları %21,06, TL cinsi ihtiyaç kredileri faiz oranı %24,34 seviyelerine yükseldi. Bankacılık sistemi yabancı para net genel pozisyonu haftalık 0,4 milyar dolar artışla 5,9 milyar dolar oldu. Uluslararası rezervler bir önceki haftaya göre 3,2 milyar dolar azalışla 87,5 milyar dolar seviyesine indi; altın rezervleri 0,4 milyar dolar, döviz rezervleri 2,8 milyar dolar azaldı. Merkez Bankası net rezerv ve döviz likiditesi açığı 0,9 milyar dolar artışla 45,4 milyar dolar seviyesine yükseldi. Yurtdışında yerleşik kişilerin mülkiyetindeki hisse senedi ve devlet iç borçlanma senedi toplamı önceki haftaya göre 0,7 milyar düşüşle 30,8 milyar dolar seviyesine geriledi. Böylece 19 Mart haftasından 2 Nisan haftasına kadarki süreçte yurtdışı yerleşiklerin hisse+tahvil stoku büyüklüğü 8,2 milyar dolar azalmış oldu. Aynı dönemde yurtdışı yerleşikler nette 2,4 milyar dolarlık hisse ve tahvil satışı gerçekleştirirken, uluslararası rezervler 5,7 milyar dolar azalma kaydetti.

16 NİSAN 2021, CUMA

ŞUBAT AYI TCMB KONUT FİYAT ENDEKSİ – TCMB  

Ocak ayında Merkez Bankası konut fiyat endeksi aylık %1,8 artışla 157,7 seviyesine yükselmişti.

ŞUBAT AYI KISA VADELİ DIŞ BORÇ STOKU – TCMB  

Ocak ayında Türkiye’nin kısa vadeli dış borç stoku aylık 1,8 milyar dolar artışla 140,3 milyar dolar seviyesine yükselmişti. Merkez Bankasının 22,8 milyar dolar, bankaların 60,6 milyar dolar, diğer sektörlerin 57,0 milyar dolar kısa vadeli dış borcu bulunuyor. Türkiye’nin orijinal vadesine bakılmaksızın kalan vadeye göre gelecek 12 ayda toplam 190,3 milyar dolar dış borç ödemesi bulunmaktadır.

Kaynak: Turkey Data Monitor

Dr. Fulya Gürbüz

Ekonomi Gündemi: TCMB ve Fed politika kararları, bütçe, enflasyon, konut, dış borç, dış ticaret

15 MART 2021, PAZARTESİ

ŞUBAT AYI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE VERİLERİ – TÜİK

Ocak ayında merkezi yönetim bütçesi 24,2 milyar TL açık vermiş, faiz dışı bütçe açığı 2,2 milyar TL olmuştu. 2020 yılı genelinde 173 milyar TL bütçe açığı verilmişti. Merkezi yönetim bütçe dengesi için önemli bir gösterge olan ve hemen hemen benzer sonuçlar ortaya koyan Hazine nakit dengesi Şubat ayında 3,5 milyar TL açık verdi. Bütçe açığında artış Hazine’nin borç yükünü artıran, enflasyonist baskı oluşturan, ödemeler dengesi tablosunda finans hesabını etkileyen önemli bir unsurdur.

ŞUBAT AYI TARIM ÜRÜNLERİ ÜRETİCİ FİYAT ENDEKSİ (TARIM-ÜFE) – TÜİK

Ocak ayında Tarım-ÜFE yıllık %21,26, aylık %3,03 artış kaydetmişti.

ŞUBAT AYI KONUT SATIŞLARI – TÜİK

Türkiye genelinde 2021 Ocak ayında 70 bin 587 konut satılmıştı. 2020 yılı genelinde satılan konut sayısı toplam 1 milyon 499 bin 316 olmuştu.

16 MART 2021, SALI

OCAK AYI KONUT FİYAT ENDEKSİ – TCMB

2020 yılı Aralık ayında konut fiyat endeksi 154,80 seviyesine yükselerek bir önceki yılın aynı ayına göre %30,3, bir önceki aya göre %1,7 artış kaydetmişti. Tarihsel seyre göre Türk lirasındaki değer kayıpları konut satışları ve konut fiyatlarında artışa sebep olmaktadır.

OCAK AYI ÖZEL SEKTÖR UZUN VADELİ YURT DIŞI KREDİ BORCU – TCMB

2020 yılı Aralık ayında özel sektörün uzun vadeli yurt dışı kredi borcu önceki aya göre 1,9 milyar dolar artışla 163,5 milyar dolar seviyesine yükselmişti. Söz konusu borcun 93,1 milyar doları finansal olmayan şirketlere, 60,9 milyar doları bankalara, 9,5 milyar doları bankacılık dışı finansal şirketlere aittir. Finansal olmayan kuruluşlar uzun vadeli yurt dışı kredi borcunu Ekim-Aralık 2020 döneminde artırma eğilimine girmiştir. 2020 yılı Aralık ayı itibariyle finansal olmayan şirketler içinde hizmet sektörünün uzun vadeli yurt dışı kredi borcu 57,1 milyar dolar, sanayi sektörünün borcu 35,5 milyar dolardır. Ön gösterge olarak, Ocak ayı ödemeler dengesi raporunda bankaların uzun vadeli kredi borç ödemesinin %68’ini tekrar borçlandıklarını, banka dışı sektörün ise ticari olmayan kredi borç ödemelerinin %124’ünü tekrar uzun vadeli borçlandığını eklemekte fayda var.

17 MART 2021, ÇARŞAMBA

ABD MERKEZ BANKASI (FED) PARA POLİTİKASI TOPLANTI KARARI – FED

3 Mart’ta Fed tarafından yayınlanan Bej Kitap’ta ekonomik aktivitenin Ocak ayından Şubat ortasına kadar önceki rapora göre ılımlı bir seyir izlediği, aşılamaların geniş çapta uygulanmasına bağlı olarak işletmelerin gelecek 6-12 aylık dönemde iyimser kalmaya devam ettikleri, tüketici harcamaları ve otomobil satışlarının ülke genelinde karışık bir seyir izlediği, Kovid-19 kısıtlamaları sebebiyle özellikle eğlence ve konaklama sektörünün olumsuz etkilendiği, tedarik zincirindeki zorluklara rağmen imalat sektöründe ılımlı bir büyüme olduğu, düşük mortgage faiz oranlarının konut satışları ve fiyatlarında artış getirmeye devam ettiği, ticari gayrimenkul pazarında kısmen bozulma yaşandığı, tarımsal şartların iyileştiği; petrol, gaz ve enerji üretiminde artış olduğu, ulaştırma faaliyetlerinin ılımlı bir büyüme kaydettiği, istihdamın artmaya devam ettiği, çalışan ücretlerinde artış görüldüğü ve önümüzdeki aylarda söz konusu artışın devam edeceği beklenildiği, tedarik sorunları ve artan talebin etkisiyle girdi maliyetlerinin ılımlı artış kaydettiği, artan petrol fiyatları ve kapasite kısıtları sebebiyle taşıma maliyetlerinin arttığı, bazı perakendecilerin ve üreticilerin artan girdi maliyetlerini tüketiciye yansıtırken bazılarının yansıtamadığı kaydedilmiş, gelecek aylara yönelik ise fiyat artış beklentilerine vurgu yapılmıştı.

ABD ekonomisi 2020 yılı genelinde yıllık ortalama %3,5 daralma kaydetmişti. Çeyreksel olarak bakıldığında ABD ekonomisi yılın ilk yarısında sert daralma sonrasında ikinci yarısında sert bir toparlanma yaşamıştı. Bej Kitap ekonomide söz konusu iyileşmenin 2021 yılının ilk iki ayında ılımlı da olsa sürdüğüne işaret etmiş oldu. Söz konusu olumlu gelişmeler hem istihdam hem de fiyat tarafında yukarı yönlü eğilimi ortaya koydu. Fed, para politikası kararı alırken maksimum istihdam ve ortalama yıllık %2 çekirdek Kişisel Tüketim Harcamaları Enflasyonu artışını hedefliyor. Mevcut durumda Fed para politikası ve politika faizinden bir değişiklik yapmayacak. Ancak toplantı sonrası yayınlanacak toplantı notundaki detaylara odaklanacağız. Geçen hafta Başkan Biden tarafından imzalanan 1,9 trilyon dolarlık paketin tüketim, istihdam ve fiyat gelişmelerine olumlu yansıyabileceği beklentisi, petrol fiyatlarında yaşanan sert artışlar, ABD dolarının değer kazanması ve enflasyonda artış beklentilerine bağlı olarak ABD uzun vadeli tahvil faizlerindeki yükselişin 17 Mart toplantısında nasıl yorumlandığını ve nasıl beklentiler ortaya koyduğunu takip edeceğiz.

OCAK AYI KISA VADELİ DIŞ BORÇ STOKU – TCMB

2020 yılı Aralık ayında Türkiye’nin kısa vadeli dış borç stoku bir önceki aya göre 4,2 milyar dolar artışla 138,7 milyar dolar seviyesine yükselmişti. Buna göre, bankacılık dışı sektörün kısa vadeli dış borcu 59,3 milyar dolar, bankacılık sektörünün 58 milyar dolar, Merkez Bankasının 21,4 milyar dolar seviyesinde bulunuyor. Genel olarak bakıldığında yurt dışındaki düşük faiz oranları imkanından yararlanmak isteyen banka dışı sektörün Temmuz 2020’den itibaren, bankacılık sektörünün ise Kasım-Aralık 2020 döneminde kısa vadeli dış borç stoklarını artırdığına şahit olduk. Öte yandan, kalan vadeye göre Türkiye’nin Aralık 2020 itibariyle gelecek 12 ayda ödemesi gereken toplam dış borç stoku aylık 4,4 milyar dolar artışla 188,8 milyar dolar seviyesine yükselmiştir. Söz konusu borcun 86 milyar doları bankacılık sektörüne, 75,5 milyar doları bankacılık dışı sektöre, 21,4 milyar doları Merkez Bankasına, 5,9 milyar doları hükümete ait bulunmaktadır.

18 MART 2021, PERŞEMBE

TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI (TCMB) PARA POLİTİKASI TOPLANTI KARARI – TCMB

Türk lirasındaki değer kaybının yüksek petrol ve hammadde fiyatlarıyla enflasyonist baskı oluşturduğu mevcut ortamda Merkez Bankası, 18 Aralık tarihli toplantısında %17 olan politika faiz oranını artırıp artırmama kararı verecek. Tüketici fiyat enflasyonu (TÜFE) Şubat ayında yıllık %15,6 artış kaydetmişti. Merkez Bankası Mart ayı Beklenti Anketi sonuçlarına göre, TÜFE Mart ve Nisan aylarında sırasıyla yıllık %16 ve %16,3 seviyelerine yükselecek. %2,0–2,5 gibi bir reel faizi dikkate aldığımızda politika faizinin %18-19 aralığına yükseltilmesi beklenebilir. Ancak yine Beklenti Anketi sonuçlarına göre yılsonu TÜFE beklentisi %11,5 seviyesinde bulunuyor. Merkez Bankası da Ocak ayı Enflasyon Raporunda 2021 yıl sonu TÜFE beklentisini orta noktası %9,4 olmak üzere % 7,3–11,5 aralığında tahmin ediyor. Söz konusu iyileşmede baz etkisindeki iyileşmenin etkisi ve TÜFE’nin Nisan-Mayıs gibi zirve yapacağı ihtimali var. TL cinsi bireysel kredi faiz oranlarının %24’e, ticari kredi faiz oranlarının %21’e yaklaştığı mevcut ortamda, politika faizinde yüzde 1 puanlık (100 baz puanlık) artış kredi faiz oranlarının da %25 seviyesine ulaşacağı anlamına geliyor. Bu da tüketim tarafını baskılayarak enflasyonda azalma getirebilir ve iyileşen enflasyonun etkisiyle Merkez Bankası yaz aylarında faiz indirimine gidebilir. Ancak böyle bir senaryoda riskleri sıralamakta fayda var. Yüksek enflasyon, gıda enflasyonundaki yapışkanlık, petrol ve hammadde ithal ürün fiyatlarında artış, yüksek işsizlik, yüksek faiz, yüksek bütçe açığı, faiz dışı bütçe açığının artmaya devam etmesi, yüksek cari açık, Merkez Bankası rezervlerinin nette eksi olmasına rağmen Türkiye’nin gelecek 12 ayda 189 milyar dolar dış borç ödemek zorunda olması, ihracatta performans kaybı, ithalat bağımlılığı, aşılamadaki yetersizlik, artan Covid-19 vaka sayılarının Türkiye’yi turizmde riskli ülke sınıfında tutması, son açıklanan hukuk ve ekonomi paketlerinin yabancı yatırımcıların ilgisini çekecek bir resim ortaya koyamaması, Merkez Bankasının sıkı para politikasına yönelik sözünü tutmaya devam edip etmeyeceği belirsizliği Türk lirası üzerinde baskı oluşturmaya devam ediyor. Hal böyle iken yabancı yatırım bankalarının 18 Mart tarihli toplantısında Merkez Bankasından politika faizinde 75-100 baz puanlık artış beklentileri elbette anlaşılabilir. 17 Mart’ta Fed toplantısından gelecek açıklamalar ve beklentiler de TCMB’nin faiz kararında etkili olacaktır. ABD ve küresel ekonomide enflasyonist baskıların artmaya devam etmesi TCMB’nin faiz yükseltmesiyle birlikte sıcak parayı kısmen çekecektir ancak kur-enflasyon sarmalından çıkabilmek adına hükümet kanadından somut bir reform takvimi duymamız gerekiyor.

TCMB VE BDDK, 12 MART 2021 TARİHLİ HAFTALIK PARA VE BANKA VERİLERİ – BDDK, TCMB

5 Mart ile biten haftada piyasadaki likiditeyi gösteren parasal göstergelerde (M1, M2, M3) repo, para piyasası fonları ve ihraç edilen menkul kıymetlerin dahil M3’te önceki haftaya göre artış sürdü. TL cinsi mevduat faizleri 3 aydan 1 yıla kadar olan vadelerde %17 ve üzerine çıkarken; ticari kredi faiz oranları %20’nin, tüketici kredi faiz oranları ise %23,5’in üzerine geldi. Döviz tevdiat hesapları (yabancı para cinsi mevduatlar) gerçek kişilerde önceki haftaya göre 1 milyar dolara yakın, tüzel kişilerde ise 0,4 milyar dolara yakın düşüş yaşadı. Altın rezervlerinin önceki haftaya göre 2,3 milyar dolar, döviz rezervlerinin 1,3 milyar dolar azalış kaydetmesi sonucunda uluslararası rezervler 3,6 milyar dolar azalışla 91,7 milyar dolar seviyesine geriledi. Söz konusu gerilemenin etkisiyle net uluslararası rezerv açığı 2 milyar dolar artışla 44,5 milyar dolar seviyesine yükseldi. Yabancı yerleşiklerin mülkiyetindeki hisse senedi önceki haftaya göre 0,4 milyar dolar artarken, DİBS portföyleri 0,4 milyar dolar azalma kaydetti.

19 MART 2021, CUMA

OCAK AYI DIŞ TİCARET ENDEKSLERİ – TCMB

İhracat miktar endeksi 2020 yılı Aralık ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %12,3, ithalat miktar endeksi ise %6,6 artış kaydetmişti. Bir önceki aya göre ihracat miktar endeksi %5,8 artış kaydederken, ithalat miktar endeksi %2,9 azalma kaydetmişti. İhracat birim değer endeksinin ithalat birim değer endeksine bölünmesiyle hesaplanan ve dış ticaret haddi, yıllık 1 puan düşüşle 104,8 seviyesine gerilemişti. Şubat ayı sonunda Ocak ayı dış ticaret istatistikleri TÜİK tarafından yayınlanmıştı. Buna göre Ocak ayında ihracat ve ithalatta önceki aya göre düşüş yaşanırken; önceki yıla göre ihracatta artış, ithalatta azalış ortaya konmuştu.

Dr. Fulya Gürbüz

Ekonomi Gündemi: MB faiz kararı, bütçe, konut, dış borç ve Fitch değerlendirmesi

15 ŞUBAT 2021, PAZARTESİ

OCAK AYI TARIM ÜRÜNLERİ ÜRETİCİ FİYAT ENDEKSİ (TARIM-ÜFE) – TÜİK

Aralık ayında Tarım-ÜFE aylık %2,58, yıllık %21,24 artış kaydetmişti. Ocak ayında ise Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) alt endeksine göre gıda ürünleri alt endeksi aylık %3,69, yıllık %26,56 artışla yükselişini sürdürmeye devam ettiğini gördük. Ocak ayında da büyük olasılıkla Tarım-ÜFE’deki artış eğilimi sürecek.

OCAK AYI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE DENGESİ – HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI

Geçen hafta Hazine’nin nakit bütçe dengesinin 26,1 milyar TL açık verdiğine tanık olduk. Hazine nakit bütçesini kapsayan merkezi yönetim bütçesi de Ocak ayında benzer bir açık verecek. Merkezi yönetim bütçesi 2020 yılında toplam 172,7 milyar TL açık vererek tarihi rekorunu kırmıştı. Aşağıdaki grafikte 2016 yılından bu yana bütçe açığındaki hızlanmayı görebilirsiniz.

Kaynak: TDM

OCAK AYI KONUT SATIŞLARI – TÜİK

Aralık ayında konut satışları önceki aya göre 6 bin 502 azalışla 105 bin 981 olarak gerçekleşti.

16 ŞUBAT 2021, SALI

ARALIK AYI KONUT FİYAT ENDEKSİ (TARIM-ÜFE) – TCMB

Kasım 2020’de konut fiyat endeksi bir önceki aya göre 2,3 puan artışla 152,2 seviyesine yükseldi.

17 ŞUBAT 2021, ÇARŞAMBA

ARALIK 2020 ÖZEL SEKTÖR UZUN VADELİ KREDİ BORCU – TCMB

Kasım ayında özel sektörün uzun vadeli kredi borcu aylık 0,3 milyar dolar azalışla 160,9 milyar dolar seviyesine gerilemişti. Söz konusu borcun %57’si finans dışı özel sektöre, %37’si bankalara, %6’sı ise bankacılık dışı finansal kuruluşlara ait bulunuyor. Toplam borcun 30 milyar doları özel sektörün tahvil cinsinden, 131 milyar doları ise kredi cinsinden uzun vadeli borcu içermektedir.

Kaynak: TCMB, TDM

18 ŞUBAT 2021, PERŞEMBE

TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI (TCMB) PARA POLİTİKASI TOPLANTISI KARARI

Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal’ın göreve geldiği 2020 yılı Kasım ayında yapılan ilk para politikası toplantısında 1-hafta vadeli borç verme faiz oranı olan politika faizi yüzde 4,75 puan (475 baz puan) artışla %10,25’ten %15’e, Aralık ayı toplantısında 200 baz puan artışla %17 seviyesine yükseltilmişti. Ocak ayı para politikası toplantısında yüksek enflasyon ve sıkı para politikasına vurgu yapılarak politika faizinde bir değişiklik yapılmamıştı. TCMB para politikasında özellikle enflasyonist gelişmelere odaklanmaktadır. Buna göre, Ocak ayında tüketici fiyat enflasyonu (TÜFE) bir önceki yılın aynı ayına göre %14,75, üretici fiyat enflasyonu ise %26,16 seviyelerine yükseldi. Geçen hafta TCMB’nin reel sektör ve finansal sektör temsilcileri ile profesyonellerden oluşan Şubat ayı Beklenti Anketi sonuçlarına göre piyasanın yıl sonu TÜFE beklentisi %11,23 seviyesinde bulunuyor. Öte yandan TCMB, Ocak ayında yayınladığı 2021 yılı birinci çeyrek Enflasyon Raporunda enflasyonun (TÜFE’nin) %70 olasılıkla, 2021 yılı sonunda orta noktası %9,4 olmak üzere, %7,3 ile %11,5 aralığında gerçekleşeceğini tahmin ettiklerini duyurmuştu. Küresel bazda yüksek hammadde fiyatlarına bağlı olarak enflasyonist baskıların artmaya devam etmesine rağmen büyük merkez bankalarının düşük politika faizi politikasını sürdürmeye devam etmeleri, dahası yurt içinde bankacılık sektörü kredi hacminde kaydedilen düşüş eğilimini de dikkate aldığımda TCMB’nin perşembe günkü toplantısında politika faizinde beklemede kalacağını tahmin ediyorum.

ARALIK 2020 KISA VADELİ DIŞ BORÇ STOKU-TCMB

Kasım 2020’de Türkiye’nin kısa vadeli (1-yıldan kısa vadeli) dış borç stoku aylık 2,7 milyar dolar artışla 134,6 milyar dolar seviyesine yükselmişti. Söz konusu borcun 21,3 milyar doları Merkez Bankasına, 24,6 milyar doları kamuya, 88,7 milyar doları özel sektör kuruluşlarına aittir. Özel sektör içerisinde finansal olmayan kuruluşların kısa vadeli dış borç stoku 56,6 milyar dolar seviyesindedir. Gelecek 12 ayda vadesi dolacak toplam dış borç tutarı ise 184,3 milyar dolardır.

ŞUBAT AYI TÜİK TÜKETİCİ GÜVEN ENDEKSİ-TÜİK

Ocak ayında endeks aylık 3,2 puan artışla 83,3 seviyesine yükselmişti. Endeksin 100’den küçük olması tüketici güveninde kötümser durum olduğunu gösteriyor.

Kaynak: TUİK

TCMB VE BDDK, 12 ŞUBAT 2021 TARİHLİ HAFTALIK PARA VE BANKA VERİLERİ – BDDK, TCMB

5 Şubat ile biten haftada TCMB’nin sıkı para politikasının bir sonucu olarak piyasadaki likiditeyi gösteren parasal göstergelerdeki (M1, M2, M3) düşüş devam etti. Gerçek kişilerin döviz tevdiat hesapları önceki haftaya göre 0,4 milyar dolar, tüzel kişilerin ise 0,7 milyar dolar azalma gösterdi. Bankacılık sektörü yabancı para net genel pozisyonu artışını sürdürerek 5,9 milyar dolar seviyesine yükseldi. Altın rezervleri önceki haftaya göre 1 milyar dolar azalırken, döviz cinsi rezervler önceki haftaya göre 1 milyar dolar artış kaydetti. Böylece uluslararası rezervler 95,5 milyar dolar ile önceki haftaya göre değişiklik göstermedi. Yabancı yerleşiklerin mülkiyetindeki hisse senedi ve DİBS portföyü bir önceki haftaya göre 2,3 milyar dolar artışla 40,8 milyar dolar seviyesine yükseldi.

Kaynak: BDDK, TCMB, TDM

19 ŞUBAT 2021, CUMA

FITCH RATINGS, TÜRKİYE KREDİ NOTU DEĞERLENDİRMESİNİ AÇIKLAYACAK

Kredi derecelendirme kuruluşu Fitch, 21 Ağustos 2020 değerlendirmesinde Türkiye’nin BB- seviyesindeki kredi notunu teyit etmiş, görünümünü durağan’dan negatif’e çevirmişti. En son 21 Ocak’ta kredi derecelendirme kuruluşu Standard & Poor’s (S&P), Türkiye’nin döviz cinsinden kredi notunu “B+”, yerel para birimi cinsinden kredi notunu ise “BB-” olarak teyit etmiş, ülkenin kredi notu görünümünü “durağan” olarak kaydetmişti. Moody’s ise 4 Aralık 2020’deki değerlendirmesinde Türkiye’nin “B2” olan kredi notunu ve “negatif” olan not görünümünü değiştirmemişti. TDM’den (Turkey Data Monitor) aldığım aşağıdaki grafik üç uluslararası kredi derecelendirme kuruluşunun Türkiye’nin uzun vadeli yabancı para kredi notunu göstermektedir. Görebileceğiniz gibi her üç değerlendirme de Türkiye’nin yatırım yapılabilir seviyesinin altında bulunuyor.

Kaynak: TDM

ARALIK 2020 NET ULUSLARARASI YATIRIM POZİSYONU (UYP) – TCMB

Kasım 2020’de UYP 385,9 milyar dolar açık vermişti. Uluslararası yatırım varlıkları 228,6 milyar dolar, yükümlülükler 614,5 milyar dolar seviyesinde bulunuyordu.

Varlıkların alt başlıklarına göre Doğrudan Yatırımlar 53,5 milyar dolar, Portföy Yatırımları 1,7 milyar dolar, Diğer Yatırımlar (hisse senedi, katılım payları, mevduat, krediler, ticari krediler, TCMB) 90,7 milyar dolar, rezerv varlıklar 82,7 milyar dolar seviyesinde bulunuyor.

Yükümlülükler tarafında ise Doğrudan Yatırım yükümlülükleri 197,1 milyar dolar, Portföy Yatırımları yükümlülükleri 110,0 milyar dolar, Diğer Yatırım yükümlülükleri (mevduat, krediler, ticari krediler, SDR tahsisatları) 307,4 milyar dolar seviyesinde bulunuyor.

Kaynak: TCMB, TDM

Dr. Fulya Gürbüz

GRAFİĞİN SÖYLEDİĞİ: “Öncelik Türk lirasına kalıcı güvenin sağlanması”

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası verilerine göre, finans dışı kesimin döviz varlıkları Eylül 2020’de önceki aya göre 1,5 milyar dolar artışla 130,8 milyar dolara yükselirken, döviz yükümlülükleri 1,6 milyar dolar azalışla 293,1 milyar dolara geriledi. Özetle, finans dışı kesimin (reel sektörün) döviz varlıkları önceki aya göre arttı, döviz borçları ise azaldı.

Reel sektörün döviz varlıklarının %71’ini mevduatlar oluşturuyor…

Reel sektörün Eylül ayı itibariyle döviz varlıkları; yurt içi döviz mevduatları (76,1 milyar dolar), yurt dışı bankalardaki döviz mevduatları (16,9 milyar dolar), döviz cinsi devlet tahvilleri (1,9 milyar dolar), ihracat alacakları (15,6 milyar dolar) ve yurt dışına doğrudan sermaye yatırımlarından (20,4 milyar dolar) oluşmaktadır. Demek ki reel sektörün döviz varlıklarının en büyük payını %71 ile döviz mevduatları oluşturuyor.

Reel sektörün döviz yükümlülüklerinin %83’ünü krediler oluşturuyor…

Eylül ayında reel sektörün döviz yükümlülüklerinin 241,9 milyar doları yurt içi (144,3 milyar dolar) ve yurt dışından sağlanan nakdi kredilerden (97,6 milyar dolar), 51,2 milyar doları ise ithalat borçlarından oluşuyor.

Reel sektör bir yandan döviz varlıkları edinimine devam ederken, öte yandan borçlanarak ekonomik faaliyetlerini sürdürebilmektedir.

Reel sektörün döviz pozisyonu ile GSYH büyümesi arasında bir ilişki var mı?

Aşağıdaki grafik, reel sektörün döviz pozisyonu ile Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) arasındaki karşılıklı etkileşimleri göstermektedir. GSYH verilerinin üçer aylık dönemler için yayınlanması sebebiyle grafikte reel sektör döviz pozisyonu verilerinin üç aylık ortalama değerleri dikkate alınmıştır.

Grafikte gri çubuklar reel sektör döviz yükümlülüklerini, sarı çubuklar döviz varlıklarını, kırmızı çizgi sanayi sektörünün önceki çeyreğe göre değişimini, mavi çizgi ise hizmet sektörünün önceki çeyreğe göre değişimini göstermektedir.

2008 yılında patlak veren küresel finansal krizin üstesinden gelebilmek için reel sektör 2009 yılının üçüncü çeyreğinden itibaren tarihi düşük faiz oranlarından yararlanmak amacıyla döviz cinsinden borçlanmayı artırmış, 2018 yılı üçüncü çeyreğine kadar döviz cinsinden borçlanma artarak sürmüştür. Söz konusu dönemde hem sanayi hem de hizmet üretiminin genel olarak önceki döneme göre artışlarını sürdüklerini görüyoruz. 2018 yılı önemli bir yıl zira Trump başkanlığındaki ABD yönetiminin ticaret savaşını başlatması, en büyük ticaret ortağımız olan Avrupa Birliği ekonomisindeki yavaşlamanın derinleşmesi ve Eylül ayında Türkiye’de yaşanan kur krizi bu döneme denk gelmektedir.

Nitekim 2018 yılı üçüncü çeyreğinde reel sektör yurt dışı yükümlülüklerini azaltma yoluna giderken, döviz varlıklarını da artırmaya devam etmişlerdir. Kovid-19’un pandemi ilan edildiği 2020 Mart ayına kadarki dönemde hem sanayi hem de hizmet üretimi çeyrek bazda sınırlı da olsa büyümesini sürdürebilmiştir.

2020 yılı ikinci çeyreğinde GSYH’de yaşanan sert daralmanın ardından reel sektör üçüncü çeyrekte tekrar döviz cinsi borçlanmasını artırırken hem sanayi hem de mal üretiminde önceki çeyreğe göre sert bir düzeltme kaydedilmiştir. Ancak 2020 yılı üçüncü çeyreğinde güven algısındaki bozulmanın artarak devam etmesiyle birlikte reel sektörün döviz varlıkları Haziran ayı sonundaki 123,3 milyar dolardan Eylül 2020 sonunda tarihi rekorla 130,8 milyar dolara kadar yükselmiştir.

Ekonomide sürdürülebilir büyüme için doğrudan yatırımlar cazip kılınmalı…

9 Kasım ile birlikte oluşturulan yeni ekonomi yönetimi Türk lirasına güveni yeniden kazanmak adına hemen harekete geçti: Politika faizinde sert artırımla birlikte para politikası sadeleştirilmeye başlandı. Kamuoyunun bilgilendirilmesi şeffaflık adımı ile öne çıkarken Türkiye Hazinesi uzun bir aradan sonra yurt dışından tahvil yoluyla 10 yıllık borçlanabilmeyi başardı.

Yeni ekonomi yönetiminin önünde zorlu bir süreç var ancak süreci kolaylaştıracak en önemli etken Türk lirasına güvenin kalıcı olarak sağlanması:

. Tedarik zincirindeki aksamalar, hammadde kıtlığı ve Türk lirasında devam eden değer kayıpları girdi maliyetlerini artırıyor. Türk lirasına güven, enflasyon üzerindeki baskıyı azaltacaktır.

. Reel sektörün yatırımlarını dolayısıyla da istihdamı artırabilmesi için yatırım yapmaya elverişli şartların oluşturulması gerekiyor. Kovid-19 sebebiyle adapte olmaya çalıştığımız yeni normalde Türkiye yüksek katma değerli ürün geliştirmek adına somut adımlar ortaya koymalı. Türk lirasına güven kazandıracak hamlelere ek olarak avantajlı coğrafik konumu doğrudan yatırımları çekebilmek adına önemli.

. ABD’de Biden yönetiminin Avrupa ile ticari ilişkilerini kuvvetlendirme hedefi dikkate alındığında Türkiye’nin en büyük ticaret ortağımız olan Avrupa Birliği ile işbirliğinin sağlamlaştırılması ticaret hacmimiz açısından olumlu bir gelişme olacaktır. Türk lirasına güveni sağlayacak böyle bir gelişmenin elbette Türkiye sermaye piyasalarının derinleşmesinde de katkısı olacaktır.

Dr. Fulya Gürbüz

Makro-ekonomi gündemi: TCMB faiz kararı, dış borç, bütçe, konut, tüketici güveni

16 Kasım, 2020, Pazartesi

EKİM AYI TARIM ÜRÜNLERİ ÜRETİCİ FİYAT ENDEKSİ

Tarım ÜFE, Eylül 2020’de bir önceki aya göre %2,56, bir önceki yılın aynı ayına göre %18,48 artış kaydetti. Endeks, Mayıs 2020’den itibaren aralıksız yükselişini sürdürüyor.

EKİM AYI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE VERİLERİ

Bütçe Eylül ayında 29,7 milyar TL açık vermiş böylece 2020 yılının ilk 9 ayında bütçe açığı toplamı 140,6 milyar TL olmuştu. 2019 yılı toplamında ise 123,7 milyar TL bütçe açığı kaydedilmişti. Ekim ayına ilişkin olarak öncü veri olan ve merkezi yönetim bütçesine benzer performans gösteren Hazine’nin nakit bütçesi 6,7 milyar TL açık verdi.

EKİM AYI KONUT SATIŞLARI

Eylül ayında Türkiye’de toplam 136 bin 744 konut satışı gerçekleşmiş, böylece 2020 yılının ilk 9 ayında konut satışları toplamı 1 milyon 161 bin 278 olmuştu. 2019 yılı toplamında konut satışları 1 milyon 348 bin 729 olarak gerçekleşmişti. 2019 yılı genelinde yabancılara yapılan konut satışları 45 bin 483 iken 2020 yılının ilk 9 ayında yabancılar Türkiye’de 26 bin 165 konut satın aldı.

EYLÜL AYI ÖZEL SEKTÖR UZUN VADELİ KREDİ BORCU

Ağustos ayında özel sektörün uzun vadeli kredi borcu 0,3 milyar dolar azalışla 162,2 milyar dolar seviyesine gerilemişti. Borcun 70,7 milyar doları finans sektörüne, 91,5 milyar doları finans dışı sektöre ait. Toplam borcun 29,6 milyar dolarlık kısmını tahvil borçları oluşturuyor.

17 Kasım, 2020, Salı

EYLÜL AYI TCMB KONUT FİYAT ENDEKSİ

Merkez Bankası konut fiyat endeksi Ağustos ayında bir önceki aya göre %2,12, bir önceki yılın aynı ayına göre %26,2 artış kaydetmişti.

EYLÜL AYI KISA VADELİ DIŞ BORÇ STOKU

Mayıs ayından beri yükseliş eğiliminde olan kısa vadeli dış borç stoku Ağustos ayında 132,8 milyar dolar seviyesine yükselmişti. Borçlu bazında; Merkez Bankasının 20,7 milyar dolar, kamunun 27,7 milyar dolar, özel sektör finansal kuruluşların 31,7 milyar dolar, özel sektör finans dışı sektörün ise 52,7 milyar dolar kısa vadeli dış borcu bulunuyor. Kalan vadeye göre dış borca bakıldığında, gelecek 12 ayda Türkiye’nin ödemesi gereken toplam dış borç miktarı ise 181,3 milyar dolar.

18 Kasım 2020, Çarşamba

EYLÜL AYI NET ULUSLARARASI YATIRIM POZİSYONU (NUYP)

Ağustos ayında uluslararası varlıklar 227,4 milyar dolara, uluslararası yükümlülükler ise 592,2 milyar dolar seviyesine gerilemiş, böylece NUYP açığı 364,8 milyar dolar seviyesine gerilemişti.

19 Kasım 2020, Perşembe

MERKEZ BANKASI POLİTİKA FAİZİ KARARI

Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, 22 Ekim tarihli olağan toplantısında 1-haftalık borç verme faizi olan politika faizini %10,25 ile sabit tutarken, Geç Likidite Penceresi (GLP) gecelik borç verme faiz oranını %14,75 seviyesine yükseltmişti. O tarihte %12,75 olan Merkez Bankası ortalama fonlama maliyeti, faiz artırım kararından itibaren yükselerek en son 13 Kasım’da %14,56 seviyesine yükseldi. Yeni atanan Başkan Naci Ağbal başkanlığında toplanacak olan Merkez Bankasından politika faizinde artırım hamlesi gelmesi bekleniyor. Merkez Bankası, %10,25 olan ve anlamsız kalan 1-hafta vadeli politika faizini, GLP gecelik borç verme faiz oranı olan %14,75 seviyesine yaklaştırmalı. Başkan Ağbal ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın fiyat istikrarı ve finansal istikrar odaklı söylemleri 19 Kasım’da aksi bir hamleyle karşılaşmayacağımıza işaret ediyor.

TCMB VE BDDK, 6 KASIM 2020 TARİHLİ HAFTALIK PARA VE BANKA VERİLERİ

6 Kasım ile biten haftada, bankaların ticari kredi faiz oranı Eylül 2019 seviyeleri olan %16,70, tüketici kredileri faiz oranı da yine Eylül 2019 seviyeleri olan %19,15 seviyesine yükseldi. TL mevduat faizleri ise aynı hafta %11,87 ile Kasım 2019 seviyelerine yükselmiş bulunuyor.

6 Kasım 2020 tarihli para ve banka verileri aşağıdaki gibidir:

Kaynak: BDDK, TCMB, TDM

20 Kasım 2020, Cuma

KASIM AYI TÜİK TÜKETİCİ GÜVEN ENDEKSİ

Ekim ayında mevsim etkilerinden arındırılmış tüketici güven endeksi aylık 0,1 puan azalışla 81,9 seviyesine gerilemişti. Geçen hafta TL’de yaşanan değer artışının anket sürecine yansıması halinde endekste yukarı yönlü bir eğilim görülme ihtimali yüksek.

EKİM AYI MERKEZİ YÖNETİM BORÇ STOKU

Merkezi yönetimin toplam borç stoku Eylül ayında 1 trilyon 863 milyar TL seviyesine yükselmişti. Toplam borcun %59’unu (1 trilyon 106 milyar TL) iç borç, %41’ini (757 milyar TL) dış borç stoku oluşturuyor. Para cinsi olarak değerlendirildiğinde merkezi yönetimin toplam borcunun %44’ü Türk lirası cinsinden (818 milyar TL), %56’sı ise (1 trilyon 45 milyar TL) yabancı para cinsinden borcunu oluşturuyor.

EKİM AYI YURT DIŞI ÜRETİCİ FİYAT ENDEKSİ (YD-ÜFE)

Eylül ayında YD-ÜFE bir önceki aya göre %3,08, bir önceki yılın aynı ayına göre %33,15 artış kaydetmişti. Ekim ayında Türk lirasında devam eden değer kaybının etkisiyle YD-ÜFE’de artış göreceğiz. Geçen haftaki olumlu gelişmelerin etkisiyle Türk lirasında yaşanan değer kazancı piyasalara nefes aldırdı. Kurda yükselişlerin yaşanmaması elbette enflasyon üzerindeki baskının da azalmasına sebep olacaktır. Her ne kadar piyasa dostu söylemler TL’ye güveni artırmış olsa da devamlılığı, söylemlerin zaman kaybı yaşanmadan fiiliyata geçirilmesine bağlı olacak.

Dr. Fulya Gürbüz

Fed “Ekonominin seyri virüse bağlı” dedi, politika faizini değiştirmedi

ABD Merkez Bankası (Fed) 5 Kasım’da gerçekleştirdiği para politikası toplantısında politika faizi olan federal fon faiz oranı hedef aralığını değiştirmeyerek %0,0-0,25 seviyesinde sabit tuttu. Söz konusu hedef aralığı bankaların gecelik (O/N) olarak birbirlerine borç verme faiz aralığını ifade ediyor. Fed, bankaları iskonto penceresinden iskonto faiz oranı ile O/N fonluyor. Fed, iskonto faiz oranını farklı bir toplantı ile kararlaştırıyor.

Fed, toplantı sonrası yayınladığı basın duyurusunda, ekonomik aktivite ve istihdamda toparlanma yaşansa da 2020 yılı başındaki seviyelerin henüz yakalanmadığını, zayıf talep ve petrol fiyatlarındaki düşüşün tüketici fiyat enflasyonunu aşağı çektiğini belirtti. Ekonominin gidişatının büyük ölçüde virüsün seyrine bağlı olduğuna dikkat çekiyor Fed.

ABD’de işsizlik oranı Covid-19’un pandemi ilan edildiği Mart 2020 öncesinde %3,5 seviyesinde seyrederken, kapatmaların etkisiyle Nisan ayında %14,7 seviyesine yükselmiş; parasal genişleme, makro-ihtiyati tedbirler ve iş yerlerinin açılmaya başlanmasıyla birlikte işsizlik oranı düşüşünü sürdürerek en son Ekim ayında %6,9 seviyesine gerilemiştir. Enflasyona yönelik ön göstergelerden olan ortalama saatlik kazançlar ise Ekim ayında bir önceki aya göre %0,1, bir önceki yılın aynı ayına göre %4,5 artış kaydetti. Aşağıdaki grafik 2008 Finansal Kriz’den bu yana ABD’de enflasyon, işsizlik ve politika faizi gelişmelerini gösteriyor:

Basın duyurusunda yer alan bir diğer ayrıntı da Fed’in önümüzdeki aylarda Hazine tahvilleri ve ipoteğe dayalı menkul kıymet (mortgage backed securities-MBS) alımında artışa gideceğini duyurmuş olması.

2008 krizinden 2014 yılı sonuna kadar Fed, tahvil alımları yoluyla bilançosunu 1 trilyon dolar seviyesinden 4,5 trilyon dolar seviyesine çıkarmış, ekonomik aktivitede hedeflerin ulaşılmasıyla birlikte Fed, 2018 yılı başından itibaren varlık alımlarını azaltarak Ağustos 2019’da 3,76 trilyon dolar seviyesine kadar düşürmüştü. Mart 2020’de 4,3 trilyon dolarlık bilanço büyüklüğü 12 Ağustos’ta 7,0 trilyon dolar seviyesinde bulunuyor. Aşağıdaki grafik 2008 Finansal Kriz sonrası Fed bilançosu ve politika faizi hamlelerinin seyrini gösteriyor:

Fed’in 12 Ağustos tarihli bilançosunda, toplam varlıklarının 6,3 trilyon doları satın almış olduğu menkul kıymetlerden (Hazine tahvilleri ve ipoteğe dayalı menkul kıymetler) oluşuyor. Fed, 11 Mart 2020’den 12 Ağustos 2020 tarihine kadar 1,8 trilyon dolarlık Hazine tahvili, 0,6 trilyon dolarlık ipoteğe dayalı menkul kıymet satın aldı. Varlıklarının finansmanı yani yükümlülükler tarafında ise, Fed aynı dönemde 0,2 trilyon dolar ek banknot bastı; bankaların mevduatı 1,1 trilyon dolar, Hazine hesabı ise 1,3 trilyon dolar artış kaydetti. Hazine ayrıca kredi tesisi için 0,1 trilyon dolar katkı yaptı.

Dr. Fulya Gürbüz

İmalat sektörü ve maliyetleri büyürken Merkez Bankası sadece muslukları kapatmamalı

Küresel imalat sektörleri Ekim ayında ortalamada büyümeyi sürdürdü

JP Morgan PMI verilerine göre küresel imalat sektörü son dört aydır yükselişini sürdürerek Ekim ayında 53,0 seviyesine yükseldi. Endeks Eylül ayında 52,4 değerini almıştı. Endeksin 50 üzeri aldığı değerler sektörde büyümeye işaret ediyor. Aşağıdaki grafik 2011 yılından bu yana JP Morgan İmalat Sektörü PMI endeksinin seyrini gösteriyor. Grafikte, Covid-19 kaynaklı küresel bazda kapatmaların yaşandığı Nisan ayında imalat sektöründeki sert düşüşü, ardından da gevşetilmelerin başladığı Mayıs ayı ile birlikte toparlanmanın devam ettiğini gösteriyor.

Kaynak: JP Morgan, IHS Markit

IHS Markit PMI Ekim ayı verilerine göre pandemide yeni dalgaların kısıtlamalara sebep olduğu başta Avrupa olmak üzere Avustralya, Endonezya, Filipinler, Hong Kong, İrlanda, Malezya, Meksika ve Myanmar’da üretim gerilerken kısıtlamaların gevşetildiği ülkelerde imalat sektörü büyümeye devam ediyor. Şaşırtıcı değil, kısıtlamaların devam etmesi küresel bazda talep zincirinde kırılmalara ve fiyat artışlarına sebep oluyor.

Öte yandan kısıtlamaların etkisiyle pandemiyle savaşında bir anlamda zafer ilan eden Çin’de artan iç talep etkisiyle imalat sektörü büyümesini sürdürüyor. Çin imalat sektörü PMI endeksi Ekim ayında önceki aya göre 0,6 puan artışla 53,6 seviyesine yükseldi. Çin’de pandeminin ilk patlak verdiği dönemde üretim kesintileri tüm dünyayı etkisi altına almıştı; Ekim ayına geldiğimizde özellikle Avrupa ve ABD kaynaklı üretim daralmalarının Çin ekonomisinin performansını aşağı çektiğini söylemek yanlış olmaz. ABD imalat sektörü PMI raporunda da özellikle Avrupa kaynaklı talep daralmasının ABD ihracatını olumsuz etkilediği belirtiliyor.

Çin’deki üretim artışının özellikle Almanya’nın Çin’e ihracatını artırdığını, bunun bir sonucu olarak Almanya imalat sektörü PMI endeksinin Eylül ayındaki 56,4 seviyesinden Ekim ayında 58,2 seviyesine yükseldiğini eklemekte fayda var.

Almanya imalat sektöründeki hızlanma Türkiye’yi de olumlu etkiledi

Elbette en büyük ticaret ortağımız olan Almanya imalat sektöründeki hızlanma Türkiye imalat sektörünü de olumlu etkilemeye devam ediyor. ISO ve IHS Markit iş birliğiyle hazırlanan Türkiye imalat sektörü PMI endeksi Ekim ayında önceki aya göre 1,1 puan artışla Ekim ayında 53,9 seviyesine yükseldi; üretimde, yurt içi ve yurt dışı yeni siparişler ile istihdamda artış kaydedildi. IHS Markit-İSO verilerine göre “Giyim ve gıda ürünleri gibi daha çok tüketiciye yönelik çalışan sektörlerdeki firmalar, Ekim’de de yeni sipariş almakta zorlanmaya devam etti. Buna karşılık, ana metal sanayi ve kimyasal, plastik ve kauçuk gibi sektörler güçlenmeyi sürdürdü.”. ISO Türkiye PMI raporunda ihracat siparişlerindeki artış sinyalini Ekim ayı Ticaret Bakanlığı verileri de doğruladı: Türkiye’nin ihracatı Ekim ayında önceki aya göre %5,6 artışla 17,3 milyar dolara, ithalatı ise %8,5 artışla 19,7 milyar dolar seviyesine yükseldi.

Öte yandan, Türkiye PMI raporunda da dikkat çekildiği üzere, özellikle yurt dışından temin edilen girdilerde tedarik zincirindeki sorunlar sebebiyle Ekim ayında gecikmeler yaşandı. Firmaların satın alımları Ekim ayında hızlansa da söz konusu girdiler üretim süreçlerinde kullanılmak zorunda kalındı. Dolayısıyla hem kurdaki artış hem de küresel tedarik zincirindeki sorunlar önümüzdeki aylarda da Türkiye’nin üretim maliyetleri üzerinde baskı oluşturmaya devam edecek.

Enflasyon TL’de değer kaybına, TL’deki değer kaybı enflasyonda artışa sebep oluyor

TÜİK verilerine göre yurt içi üretici fiyat enflasyonu (Yİ-ÜFE) Ekim ayında önceki aya göre %3,55, önceki yılın aynı ayına göre %18,2 artış kaydetmişti.

Merkez Bankasının rezervlerini azaltmak pahasına TL sıkışıklığı yaratarak TL’de değer kaybını düşük tutmaya çalışmasının ardından Hükumetin 29 Eylül 2020’de duyurduğu 2021-2023 Yeni Ekonomi Programında yüksek kur işareti verilmesiyle birlikte TL’deki değer kaybı durmuyor. TL değer kaybettikçe enflasyon yükselmeye, enflasyon yükseldikçe TL’de değer kaybı sürüyor.

TL ve enflasyondaki gelişmelere karşılık Merkez Bankası ne yapıyor?

Merkez Bankası 6 Ağustos’ta iktisadi toparlanmanın güç kazandığına işaret ederek bankalara likidite imkanını kademeli olarak azaltarak sıfırlamış, repo ihale miktarlarını düşürmüş ve vadelerini uzatmış, bankaların Türk lirası ve yabancı para zorunlu karşılık oranları artırılmış, 2 Kasım’daki duyurusuyla Bankalararası Para Piyasası’nda bankaların borç alabilme limitleri sıfırlanmıştı. Merkez Bankası 19 Kasım’da olağan para politikası toplantısını gerçekleştirecek. 22 Ekim tarihli toplantısında Banka, politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını artan enflasyonist baskılara rağmen %10,25 düzeyinde sabit tutmuş, buna karşın Geç Likidite Penceresi işlemlerinde uygulanan gecelik borç verme faiz oranını %14,75 seviyesine yükseltmişti. Merkez Bankasının faiz kararını duyurmasıyla birlikte Türk lirası üzerindeki baskı artmaya başladı. Paralelinde, 22 Ekim toplantısı öncesinde %12,52 olan Merkez Bankasının bankaları ortalama fonlama maliyeti 4 Kasım itibariyle %13,99 seviyesine yükseldi. Aşağıdaki grafikte mavi taralı alan sol eksendeki Merkez Bankasının bankaları fonlama miktarını, siyah çizgi ise sağ eksendeki ortalama fonlama maliyetini gösteriyor.

Kaynak: Merkez Bankası

Merkez Bankasının açık piyasa işlemleriyle hem vade hem de miktarsal kısıtlamaların Türk lirasındaki kaybı geri döndüremediğini, bankaların finansmana ulaşımı kısıtlandıkça Türk lirasındaki değer kaybının da sürdüğünü görüyoruz. Başka bir deyişle Merkez Bankasının geç likidite penceresi hamlesinin Türk lirasına güven artışını sağlamaya yetmedi.

Parasal sıkılaştırma kredi maliyetlerini yukarı çekiyor

Sadece girdi maliyetleri değil kredi maliyetleri de artıyor. 23 Ekim itibariyle tüketici kredi faizleri ortalama %18,6, ticari kredi faizleri ortalama %15,8 seviyesindeyken, bankaların TL mevduat maliyeti ortalama %12,4 seviyesinde bulunuyor.

Enflasyon baskısı Merkez Bankası enflasyon tahminlerini yükseltti

28 Ekim’de yayınlanan 4. çeyrek Enflasyon Raporunda Merkez Bankası 2020 yıl sonu enflasyon tahminini ortalamada %12,1 seviyesine yükseltirken 2021 yıl sonu enflasyon tahmini ortalamada %9,4 oldu. Türk lirasında yaşanan değer kaybı ve tedarik zincirindeki bozulmalar girdi maliyetlerini artırırken çıktı fiyatları artışındaki hızlanma hem üretici hem de tüketici fiyatlarını yukarıya çekmeye devam edecek.

Merkez Bankası 19 Kasım toplantısında nasıl bir politika izlemeli?

Mevcut şartlar, 19 Kasım toplantısında Merkez Bankasının para politikasını sadeleştirmek ve dolayısıyla güven artırmak adına 1 hafta vadeli borç verme faizi olan politika faizini %10,25 seviyesinden Merkez Bankası ortalama fonlama maliyeti olan %14 seviyesine yaklaştırması gerekiyor.

Dr. Fulya Gürbüz