18-22 Ocak haftasında merkez bankaları toplantılarını izleyeceğiz

18-22 Ocak haftasında Türkiye, Avrupa ve Japonya merkez bankalarının para politikası kararları ve küresel ekonomiye yönelik değerlendirmeleri ile yurt içinde kurdaki düşüşün tüketici güvenine yansımasını, konut fiyatları ve turizm verilerini takip edeceğiz.

18 OCAK 2021, PAZARTESİ

KASIM AYI NET ULUSLARARASI YATIRIM POZİSYONU (NUYP)

Merkez Bankası’nın yayınladığı Uluslararası Yatırım Pozisyonu “bir ekonomideki yerleşik kişilerin yurt dışındaki yerleşik kişiler ile finansal alacakları ve yükümlülüklerin yanında; rezerv varlık olarak tutulan altın şeklindeki finansal varlıklarının belli bir tarihteki stok değerini gösteren ve aylık olarak yayınlanan istatistiki bir tablodur.” Ekim 2020’de 351,2 milyar dolar NUYP açığı kaydedilmişti. Uluslararası varlıklar 227,1 milyar dolar iken yükümlülükler 578,3 milyar dolar olarak gerçekleşmişti. Aşağıdaki grafikte görebileceğiniz gibi 2020 yılı Haziran-Eylül döneminde uluslararası varlıkların değerinin (mavi çizgi) azalma kaydettiğini görüyorsunuz. Ekim ayında ise uluslararası varlıklarının özellikle de bankalar nezdinde döviz varlıklarının artış kaydettiğini görüyoruz. Söz konusu artışta bankalar nezdindeki döviz mevduatlarındaki 4,4 milyar dolarlık artışın etkisi var. Uluslararası yükümlülükler tarafında ise stok değer olarak Ekim ayında önceki aya göre 16 milyar dolarlık bir düşüş olmuştu. Kasım ve Aralık ayına ilişkin olarak TCMB verilerine başvurduğumuzda bankalardaki döviz tevdiat hesaplarının (döviz cinsi mevduatların) Kasım ayında 3,5 milyar dolar, Aralık ayında ise 3,3 milyar dolar artış kaydettiklerini ekleyelim.

Kaynak: TDM

19 OCAK 2021, SALI

KASIM AYI KONUT FİYAT ENDEKSİ (KFE)

2020 yılı Ekim ayında KFE aylık %2,2’lik artışla 149,90 seviyesine yükselmişti.

20 OCAK 2021, ÇARŞAMBA

ARALIK AYI TURİZM VERİLERİ

Kasım 2020’de Türkiye’ye gelen turist sayısı önceki aya göre yarı yarıya düşerek 834 bin kişiye gerilemişti. Cari İşlemler Dengesi raporunda Kasım ayında turizm gelirlerinin de önceki ay kaydedilen 1,4 milyar dolardan 0,7 milyar dolara gerilediğini görmüştük. Aralık ayında devam eden Kovid-19 kaynaklı kapatmaların etkisiyle turizm verilerinin Kasım ayına göre iyileşme kaydetmeyeceğini söyleyebiliriz.

ARALIK AYI YURT DIŞI ÜRETİCİ FİYAT ENDEKSİ (YURT DIŞI-ÜFE)

Kasım ayında Yurt Dışı-ÜFE aylık %2 artış kaydetmişti. Aralık ayında Türk lirasındaki değer artışının (döviz kurundaki gerilemenin) Yurt-Dışı-ÜFE’de aşağı yönlü bir baskı oluşturma ihtimali var.

ARALIK AYI MERKEZİ YÖNETİM BORÇ STOKU

2020 yılı Kasım ayında merkezi yönetim borç stoku 1 trilyon 872 milyar TL seviyesindeydi. Borcun 1 trilyon 75 milyar TL’si (%57’si) iç borç , 797 milyar TL’si (%43) ise dış borç miktarını oluşturuyor.

21 OCAK 2021, PERŞEMBE

MERKEZ BANKALARI PARA POLİTİKASI TOPLANTI KARARLARI

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB): TCMB, Aralık ayı toplantısında politika faizini (1 hafta vadeli borç verme faiz oranı) %15’ten %17’ye yükseltmişti. TCMB politika faizini belirlerken tüketici fiyat enflasyonunu (TÜFE) dikkate almaktadır. Fiyat istikrarını hedefleyen TCMB, Türk lirasındaki değer artış ve azalışları da izlemektedir. Döviz kurundaki sert hareketler üretimde ithal girdi kullanan üreticilerin maliyetini doğrudan etkilemektedir. Bu sebeple maliyet enflasyonu açısından kurdaki artışlar yurt içi üretici fiyat endeksinin (Yİ-ÜFE) de yükselmesine sebep olmaktadır. Son verilere göre, Aralık ayında TÜFE yıllık %14,6, Yİ-ÜFE ise %25,2 oranlarında yükseliş kaydetti. Ekim-Kasım 2020 döneminde 8,0 seviyesinin üzerine çıkan Dolar-TL kurunun Aralık ayının sonunda 7,50 seviyesinin altına gerilemesi elbette üretici maliyetleri üzerinde olumlu bir etki yaratacaktır ancak küresel tedarik zincirindeki aksamaların özellikle hammadde ithalat fiyatlarını yukarı çekmesi üreticilerin maliyeti üzerinde risk oluşturmaya devam ediyor. Üreticilerin, maliyetlerini tüketiciye yansıtması TÜFE’nin de yükselmesini beraberinde getirmektedir. Dolayısıyla kritik konu, istihdam azalırken hane halkının da harcama kabiliyeti gerilerken üreticinin maliyetlerini ne ölçüde çıktı fiyatlarına yansıtıp yansıtmayacağı. Sonuç olarak, TCMB’nin küresel ekonomi ve tedarik zinciri tarafındaki gelişmeleri izlemeyi tercih ederek 21 Ocak tarihli toplantısında politika faizinde değişikliğe gitmeyeceğini tahmin ediyorum.

Avrupa Merkez Bankası (ECB): Euro Bölgesinde TÜFE Aralık ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %0,3 düştü. TÜFE’deki yıllık değişim Ağustos-Aralık döneminde düşüşünü aralıksız sürdürüyor. ECB’nin son para politikası raporunda da okuduğumuz gibi talepteki azalma fiyatların da önceki yıla göre gerilemesine sebep oluyor. Öte yandan, aylık bazdaki fiyat değişimlerine baktığımızda 2020 yılının farklı yedi ayında kaydedilen yükselişlerin aslında yıllık enflasyondaki düşüşün hızını yavaşlattığını anlıyoruz. Özellikle Aralık ayında TÜFE’nin bir önceki aya göre %0,3 artış kaydetmesinin arkasında yatan ana sebep tedarik zincirindeki aksaklıkların hammadde fiyatlarını yükseltmesiydi. Elbette ki 2020 yılında TÜFE’de kaydedilen yıllık ortalama %0,3’lük artış ECB’nin %2 olan enflasyon hedefinden hayli uzak olduğunu belirteyim. Pandemideki yeni dalgaların ekonomi üzerinde yarattığı olumsuz etkiler sebebiyle ECB Aralık ayı toplantısında politika faizlerini sabit tutmuş, tüketim ve yatırımı hızlandırabilecek ve finansal gevşemenin devamlılığını sağlayacak ek yardım paketlerini devreye almış hatta program sürelerini 2022-2023 dönemlerine uzatma kararı almıştı. 2020 yılının ilk yarısında %7,7 daralan Euro Bölgesi ekonomisinin yılın üçüncü çeyreğinde %12,5 büyüme kaydetmesi, Ağustos-Kasım döneminde işsizlik oranının kademeli olarak düşmesi, Mayıs-Kasım döneminde sanayi üretiminin aylık bazda arka arkaya büyüme kaydetmesi ECB’nin gevşek para politikasının işe yaradığını gösteriyor. Tüm bu gelişmeleri dikkate aldığımızda, ECB için 21 Aralık toplantısında politika değişikliğine gidecek ek bir neden bulunmuyor.

Japonya Merkez Bankası (BOJ): BOJ, 2008 Küresel Finansal Kriz etkisiyle devreye aldığı parasal gevşeme adımları ile bilançosunu 2008 yılı Ağustos’tan 2019 yılı sonuna kadar 5,2 kat artırdı. Benzer hesap ABD Merkez Bankası (Fed) için 4,6 kat, ECB için 2,4 kattır. Peki Japonya ekonomisi bu ebatta bir parasal gevşemeden fayda sağladı mı? Aşağıdaki grafikte gri çubuklarla gösterilen BOJ bilançosundaki artışların (yani sisteme akıtılan paranın), mavi çizgiyle gösterilen çeyrek bazda GSYH büyüme oranlarını düşük hızla da olsa 2019 yılı sonuna kadar dengede tutabildiğini görüyoruz. Bununla da kalmayıp, 2008 krizi öncesinde %5,5 seviyelerindeki işsizlik oranının 2019 yılı sonunda %2,2 seviyelerine kadar gerilediğini de eklemekte fayda var. Aralık ayı para politikası toplantısı sonrasında yayınlanan raporda BOJ, ekonominin toparlanmaya devam ettiğini, ancak Kovid-19 belirsizliğine karşı ekonominin mevcut politikayla desteklenmeye devam etmesi gerektiğini vurgulamıştı. Mevcut riskleri dikkate alarak gevşek politikasını sürdürecek olan BOJ, 21 Ocak toplantısında faizlerde bir değişiklik yapmayacak. Takip edeceğimiz kısım, BOJ’un global ekonomik görünüm hakkındaki değerlendirmeleri olacak.

Kaynak: TDM

OCAK AYI TÜKETİCİ GÜVEN ENDEKSİ

Mevsim etkilerinden arındırılmış tüketici güven endeksi Aralık ayında önceki aya göre değişiklik göstermeyerek 80,1 seviyesinde kalmıştı. Endeksin 100’den büyük olması tüketici güveninde iyimser durum, 100’den küçük olması tüketici güveninde kötümser durum olduğunu göstermektedir. Döviz kurundaki gerilemenin tüketici güveninde iyileşme getireceğini düşünüyorum. Öte yandan kapatmaların etkisiyle gelir kaybındaki artışlar ve %22 seviyesinin üzerine çıkan tüketici kredi faiz oranlarını dikkate aldığımda, tüketici güveninde önemli bir iyileşme ihtimalini zayıf görüyorum.

TCMB VE BDDK, 15 OCAK 2021 TARİHLİ HAFTALIK PARA VE BANKA VERİLERİ

8 Ocak verilerine göre TCMB’nin açıkladığı parasal büyüklükler (yani likidite seviyesi) son üç haftadır gerilemeye devam ediyor. Bunda TCMB’nin sürdürdüğü parasal sıkılaştırmanın etkisi var. Nitekim TCMB Aralık ayında politika faizini %15’ten %17’ye yükseltmesinin etkisiyle özellikle kredi faiz oranları ticaride %21, tüketicide %23 seviyelerini geçmiş durumda. Kredi hacminde de 7 Ocak haftasında hafif bir gerileme var. Bankalar para musluklarını kısmen kapatırken, portföy yatırımları için sermaye piyasalarına yabancı yatırımcı girişleri var. Bunun sebebi Aralık ayında TCMB’nin “bağımsızlık” sinyalini vermeye başlamasıyla ortaya çıkan güven algısı. Yabancı yatırımcının güven algısındaki artış, Aralık ayında Dolar-TL kurunun 7,90’lardan 7,40’ların altına kadar gerilemesini sağladı.  

Kaynak: BDDK, TCMB, TDM

Dr. Fulya Gürbüz

Gündem: Üretim, tüketim ve dış borç verileri ile ABD, İngiltere ve Japonya merkez bankaları politikaları

14 Aralık 2020, Pazartesi

KASIM AYI TARIM ÜRÜNLERİ ÜRETİCİ FİYAT ENDEKSİ (Tarım-ÜFE)

Tarım-ÜFE Ekim ayında bir önceki aya göre %1,89, bir önceki yılın aynı ayına göre %18,70 artış kaydetmişti.

EKİM AYI SANAYİ ÜRETİMİ ENDEKSİ

Eylül ayında sanayi üretimi bir önceki aya göre %1,7, bir önceki yılın aynı ayına göre %8,1 artış kaydetmişti. Ekim ayında hammadde ithalatında bir önceki aya göre düşüş kaydedilmesine rağmen ihracat, siparişler ve mal stoklarında önceki aya göre kaydedilen artışlar sanayi üretiminde de bir önceki aya göre artışa işaret ediyor.

EKİM AYI PERAKENDE SATIŞ ENDEKSLERİ

Eylül ayında perakende satışlar bir önceki aya göre %2,8, bir önceki yılın aynı ayına göre %7,8 artış kaydetmişti. Ekim ayında imalat sektörü siparişleri ile tüketim malları ithalatındaki artışlar perakende ticarette de önceki aya göre artışa işaret ediyor.

EKİM AYI CİRO ENDEKSLERİ

Sanayi, inşaat, ticaret ve hizmet sektörleri toplamında ciro endeksi Eylül ayında bir önceki aya göre %3,4, bir önceki yılın aynı ayına göre %26,2 artış kaydetmişti. Aylık bazda sanayi sektörü ciro endeksi %3,5, inşaat ciro endeksi %2,4, ticaret ciro endeksi %2,9, hizmet ciro endeksi %5,2 arttı. Yıllık bazda ise sanayi sektörü ciro endeksi %30,9, inşaat ciro endeksi %23,3, ticaret ciro endeksi %30,9, hizmet ciro endeksi %4,1 arttı.

15 Aralık 2020, Salı

KASIM AYI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ

Ekim ayında merkezi yönetim bütçesi 4,9 milyar TL açık vermiş, böylece 2020 yılı ilk 10 ayında toplam 145,5 milyar TL’lik bütçe açığı kaydedilmişti. 2019 yılı toplamında toplam bütçe açığı 123,7 milyar TL olmuştu.

KASIM AYI KONUT SATIŞLARI

Ekim ayında Türkiye genelinde 119.574 adet konut satışı gerçekleşmiş, böylece yılın ilk 10 ayında toplam satışlar 1.280.852 adet olmuştu. 2019 yılı genelindeki toplam konut satışları 1.348.729 seviyesindeydi. Konut satışları 2017 yılında 1.409.314 adet ile zirve yapmıştı.

16 Aralık 2020, Çarşamba

ABD MERKEZ BANKASI (Fed) PARA POLİTİKASI KARARI

Eylül ayı toplantısında maksimum istihdam ve ortalama %2 enflasyon hedefleri tutturulana kadar politika faizini %0-0,25 aralığında sabit tutmaya devam edeceğini duyurmuştu. Yılın son toplantısında, Fed’in ekonomik görünüme dair beklentileri ve genişlemeci politikaların devamlılığı konusunda görüş ve beklentilerine odaklanacağız.

EKİM AYI TCMB KONUT FİYAT ENDEKSİ

Konut fiyat endeksi Eylül ayında bir önceki aya göre %1,59, bir önceki yılın aynı ayına göre %27,34 artışla 146,70 seviyesine yükselmişti.

EKİM AYI ÖZEL SEKTÖR UZUN VADELİ KREDİ BORCU

Özel sektörün uzun vadeli kredi borcu Eylül ayında 161,02 milyar dolar seviyesindeydi. Alt kalemlere göre bankaların 60,98 milyar dolar, bankacılık dışı finansal kuruluşların 9,61 milyar dolar, finans dışı sektörün 90,44 milyar dolar uzun vadeli kredi borcu bulunmaktadır. Şubat 2018’de özel sektörün uzun vadeli kredi borcu 226 milyar dolar ile tarihi zirvesini yapmıştı.

17 Aralık 2020, Perşembe

İNGİLTERE MERKEZ BANKASI (BoE) PARA POLİTİKASI KARARI

BoE 4 Kasım tarihli toplantısında %0,1 seviyesindeki politika faizini değiştirmemiş, Hazine tahvil alım miktarını 150 milyar pound artırarak toplam Hazine tahvil alım miktarını 875 milyar pound seviyesine yükseltmişti. Toplantı sonrası yayınlanan raporda Kovid-19’un hanehalkı harcamalarını öngördüklerinden daha fazla zayıflattığı, söz konusu zayıflamanın 2020 yılı son çeyreğinde GSYH’de daralmaya sebep olacağı vurgulanmıştı. BoE enflasyon hedefi %2 iken Ekim ayında TÜFE yıllık %0,7 seviyesinde bulunuyor. BoE, basın duyurusunda enflasyon hedefine ulaşana kadar gevşek para politikasını sürdüreceğini tekrarlamıştı.

EKİM AYI KISA VADELİ DIŞ BORÇ STOKU

Eylül ayında toplam kısa vadeli dış borç stoku 134,0 milyar dolar iken kamunun (kamu bankaları) 26,2 milyar dolar, Merkez Bankasının 21,0 milyar dolar, özel sektörün 86,8 milyar dolar seviyesinde bulunuyor. Özel sektör içinde bankaların 30,9 milyar dolar, banka dışı finansal kuruluşların 0,7 milyar dolar, finansal olmayan şirketlerin 55,2 milyar dolar kısa vadeli borcu bulunuyor. Özel sektör finans dışı sektörün kısa vadeli borcu Ekim 2017’den bu yana özel sektör bankalarının üzerinde bulunuyor. Kalan vadeye göre dış borç stoku dikkate alındığında Türkiye’nin gelecek 12 ayda (Ekim 2020 – Eylül 2021) ödemesi gereken dış borç stoku 182,5 milyar dolar seviyesindedir.

TCMB VE BDDK, 4 ARALIK 2020 TARİHLİ HAFTALIK PARA VE BANKA VERİLERİ

4 Aralık ile biten haftada, döviz tevdiat hesapları (döviz cinsinden mevduatlar) önceki haftaya göre 1,8 milyar dolar artışla tarihi zirvesi olan 221,3 milyar dolar seviyesine yükseldi. Karşılığında TL cinsinden mevduatlar önceki haftaya göre 1,55 trilyon TL’den 1,53 trilyon TL’ye geriledi. Söz konusu gerilemede ortalama TL cinsi mevduatların bir haftada %14,59’dan %14,51 seviyesine gerilemesi etkili oldu. 4 Aralık haftasında 1 yıla kadar olan TL cinsi mevduat faizleri ortalamada %16’lara yükselmesine rağmen 1-3 ay vadeli TL cinsi mevduat faizleri önceki haftaya göre düştü. TL cinsinden ticari kredi faiz oranı %18,59, tüketici kredileri faiz oranı %21,40 seviyelerine yükseldi.

4 Aralık 2020 tarihli para ve banka verileri aşağıdaki gibidir:

Kaynak: BDDK, TCMB, TDM

18 Aralık 2020, Cuma

JAPONYA MERKEZ BANKASI (BoJ) PARA POLİTİKASI KARARI

BoJ 29 Ekim tarihli para politikası toplantısında politika faizini değiştirmemiş, borsa yatırım fonları (ETF) ve gayrimenkul yatırım fonu yıllık satın alımlarını iki katına çıkararak sırasıyla 12 trilyon yen ve 180 trilyon yen seviyesine yükseltmişti. Ek olarak BoJ, Getiri Eğrisi Kontrolü (Yield Curve Control) ile birlikte Miktarsal ve Niteliksel Parasal Gevşeme politikasını sürdüreceğini tekrarlamıştı. BoJ, fiyat istikrarını sağlamak adına %2 olan enflasyon hedefine ulaşmak amacıyla Hazine tahvillerine ek olarak diğer finansal varlıkları satın almasını niteliksek gevşeme olarak ifade ediyor. BoJ, üst limit koymaksızın 10-yıl vadeli Hazine tahvillerini %0’a yakın faiz oranından satın almasını ise miktarsal gevşeme olarak nitelendiriyor. ABD Merkez Bankası da ekonomiyi desteklemek amacıyla Getiri Eğrisi Kontrolünü adapte etmeyi tartışırken en son Haziran 2020 para politikası toplantısında söz konusu uygulamaya şüpheyle yaklaştıklarını, zira kovid-19 etkisiyle tahvil faizlerinin düşük kalmaya devam edeceğini beklediklerini ifade etmişti.

MERKEZ BANKASI ARALIK AYI BEKLENTİ ANKETİ

Merkez Bankasının Kasım ayında reel sektör ve finansal sektör temsilcileri ile profesyonellerden oluşan 59 katılımcı tarafından yanıtlanmış ve sonuçlar katılımcıların yanıtları toplulaştırılarak değerlendirilmiş Beklenti Anketinde yıl sonu TÜFE’de %12,47, yıl sonu Dolar/TL kurunda 7,887, yıl sonu GSYH’de %0,55 daralma, 2021 yıl sonu GSYH’de %3,99 büyüme, yıl sonu cari işlemler açığında 30,9 milyar dolar seviyeleri öngörülmüştü.

EKİM AYI NET ULUSLARARASI YATIRIM POZİSYONU (NUYP)

Eylül ayında uluslararası varlıklar 225,0 milyar dolar, uluslararası yükümlülükler 593,5 milyar dolar olmuş, böylece NUYP açığı 368,5 milyar dolar seviyesine yükselmişti. Ağustos ayına göre varlıklar 2,4 milyar dolar azalırken, yükümlülükler 1,3 milyar dolar artmıştı. Yükümlülüklerdeki artışta, kamu ve bankalar hariç diğer sektörlerin ticari kredilerinde 2,5 milyar dolarlık artış ve kredi yükümlülüklerinde 1 milyar dolarlık azalma etkili olmuştu. Diğer sektörler, 2019 yılı Ekim ayından bu yana uluslararası kredilerini azaltırken, Haziran 2020’den bu yana uluslararası ticari kredilerini artırmaktalar. Ticari kredilerdeki artış sanayi üretimini de desteklemektedir.

Dr. Fulya Gürbüz

Makro-ekonomi gündemi: Nakit bütçe, dış ticaret endeksleri, işsizlik, cari işlemler dengesi ve Avrupa Merkez Bankası para politikası kararı

7 Aralık 2020, Pazartesi

KASIM AYI HAZİNE NAKİT BÜTÇE VERİLERİ

Hazine nakit bütçe dengesi Ekim 2020’de 6,7 milyar TL, merkezi yönetim bütçesi ise 4,9 milyar TL açık vermişti. Böylece 2020 yılının ilk 10 ayında Hazine nakit dengesi 147,5, merkezi yönetim bütçesi ise 145,5 milyar TL açık vermiş oldu. 2019 yılı genelinde her iki bütçe kaleminde sırasıyla 130,5 milyar TL ve 123,7 milyar TL açık kaydedilmişti.

9 Aralık 2020, Çarşamba

EKİM AYI DIŞ TİCARET MİKTAR ENDEKSLERİ

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış ihracat miktar endeksi aylık %11,2 artışla Eylül 2020’de 168,2 seviyesine, ithalat miktar endeksi ise aylık %2,0 artışla 146,7 seviyesine yükselmişti. Ekim ayında ihracat hacmi önceki aya göre artarak 17,3 milyar dolar olurken, ithalat hacmi 19,7 milyar dolara gerilemişti. Miktar endekslerinde de benzer bir seyir göreceğiz. 

10 Aralık 2020, Perşembe

AĞUSTOS-EYLÜL-EKİM AYLARINI KAPSAYAN EYLÜL DÖNEMİ İŞGÜCÜ İSTATİSTİKLERİ

2020 yılı Ağustos döneminde tarım, sanayi, inşaat ve hizmet sektörleri istihdam verilerinde önceki aya göre artış kaydedilmişti. Sektörlerin toplam istihdam içindeki payları tarımda %19,20, sanayide 19,82, inşaatta %6,25 ve hizmet sektöründe %54,74 olarak gerçekleşmişti. İşsizlik oranı ise Ağustos döneminde %13,21 seviyesine, geniş tanımlı işsizlik oranı ise %23,10 seviyesine gerilemişti. Geniş tanımlı işsizlik oranı, iş aramayıp çalışmaya hazır olan kişilerin sayısı dikkate alınarak hesaplanıyor: Resmi işsiz sayısına (4.194.000) iş aramayıp çalışmaya hazır olan kişilerin sayısı (4.083.000) eklenerek bulunan rakam (8.277.000), resmi işgücü (31.749.000) sayısına iş aramayıp çalışmaya hazır olan kişilerin sayısı (4.083.000) eklenerek bulunan rakama (35.832.000) bölünerek hesaplanıyor. İmalat sektörü PMI verilerine göre Eylül ve Ekim aylarında sanayi istihdamında artış kaydedildi. İşten çıkarmaların sınırlandığı mevcut ortamda Eylül döneminde büyük olasılıkla istihdam tarafında olumsuz bir seyir görmeyeceğiz.

AVRUPA MERKEZ BANKASI (AMB) PARA POLİTİKASI KARARI

AMB politika faizinde değişiklik beklenmezken tahvil alım programının süresinde uzatma, teşvik paketi büyüklüğünde ise artış bekleniyor. 

TCMB VE BDDK, 27 KASIM 2020 TARİHLİ HAFTALIK PARA VE BANKA VERİLERİ

27 Kasım ile biten haftada, TL cinsinden ticari kredi faiz oranı %17,49, tüketici kredileri faiz oranı %20,54, mevduat faiz oranı %14,59 seviyelerine yükseldi. 7 Eylül 2020’de 343,1 milyar TL ile zirve yapan Merkez Bankasının günlük toplam fonlama miktarı 4 Aralık’ta 251 milyar TL seviyesinde bulunurken ortalama fonlama maliyeti %14,99 seviyesinde.

27 Kasım 2020 tarihli para ve banka verileri aşağıdaki gibidir:

Kaynak: BDDK, TCMB, TDM

11 Aralık 2020, Cuma

EKİM AYI ÖDEMELER DENGESİ VERİLERİ

Eylül ayında cari işlemler dengesi 2,36 milyar dolar açık vermiş, alt detayda dış ticaret açığı 3,71 milyar dolar olmuştu. Aynı ay TÜİK tarafından açıklanan dış ticaret verileri 4,85 milyar dolar açık vermişti. Cari işlemler alt kalemlerinde yer alan dış ticaret dengesi ile TÜİK tarafından açıklanan dış ticaret dengesi farklılık göstermektedir. TÜİK dış ticaret verilerinden farklı olarak ödemeler dengesi tablosunda; ihracat tarafında bavul ticareti, ithalat tarafında ise navlun ve sigorta verileri dikkate alınmaktadır. TÜİK verilerine göre Ekim ayında 2,37 milyar dolar dış ticaret açığı kaydedildi. Söz konusu azalma cari işlemler dengesi üzerinde olumlu etki yapacaktır. Ek olarak Hazine’nin Ekim ayında 2,5 milyar dolarlık eurobond ihracı yoluyla gerçekleştirdiği yurt dışı borçlanması ise ödemeler dengesi raporunda yer alan finans hesabını da yukarı çekecektir.

Dr. Fulya Gürbüz

Fed “Ekonominin seyri virüse bağlı” dedi, politika faizini değiştirmedi

ABD Merkez Bankası (Fed) 5 Kasım’da gerçekleştirdiği para politikası toplantısında politika faizi olan federal fon faiz oranı hedef aralığını değiştirmeyerek %0,0-0,25 seviyesinde sabit tuttu. Söz konusu hedef aralığı bankaların gecelik (O/N) olarak birbirlerine borç verme faiz aralığını ifade ediyor. Fed, bankaları iskonto penceresinden iskonto faiz oranı ile O/N fonluyor. Fed, iskonto faiz oranını farklı bir toplantı ile kararlaştırıyor.

Fed, toplantı sonrası yayınladığı basın duyurusunda, ekonomik aktivite ve istihdamda toparlanma yaşansa da 2020 yılı başındaki seviyelerin henüz yakalanmadığını, zayıf talep ve petrol fiyatlarındaki düşüşün tüketici fiyat enflasyonunu aşağı çektiğini belirtti. Ekonominin gidişatının büyük ölçüde virüsün seyrine bağlı olduğuna dikkat çekiyor Fed.

ABD’de işsizlik oranı Covid-19’un pandemi ilan edildiği Mart 2020 öncesinde %3,5 seviyesinde seyrederken, kapatmaların etkisiyle Nisan ayında %14,7 seviyesine yükselmiş; parasal genişleme, makro-ihtiyati tedbirler ve iş yerlerinin açılmaya başlanmasıyla birlikte işsizlik oranı düşüşünü sürdürerek en son Ekim ayında %6,9 seviyesine gerilemiştir. Enflasyona yönelik ön göstergelerden olan ortalama saatlik kazançlar ise Ekim ayında bir önceki aya göre %0,1, bir önceki yılın aynı ayına göre %4,5 artış kaydetti. Aşağıdaki grafik 2008 Finansal Kriz’den bu yana ABD’de enflasyon, işsizlik ve politika faizi gelişmelerini gösteriyor:

Basın duyurusunda yer alan bir diğer ayrıntı da Fed’in önümüzdeki aylarda Hazine tahvilleri ve ipoteğe dayalı menkul kıymet (mortgage backed securities-MBS) alımında artışa gideceğini duyurmuş olması.

2008 krizinden 2014 yılı sonuna kadar Fed, tahvil alımları yoluyla bilançosunu 1 trilyon dolar seviyesinden 4,5 trilyon dolar seviyesine çıkarmış, ekonomik aktivitede hedeflerin ulaşılmasıyla birlikte Fed, 2018 yılı başından itibaren varlık alımlarını azaltarak Ağustos 2019’da 3,76 trilyon dolar seviyesine kadar düşürmüştü. Mart 2020’de 4,3 trilyon dolarlık bilanço büyüklüğü 12 Ağustos’ta 7,0 trilyon dolar seviyesinde bulunuyor. Aşağıdaki grafik 2008 Finansal Kriz sonrası Fed bilançosu ve politika faizi hamlelerinin seyrini gösteriyor:

Fed’in 12 Ağustos tarihli bilançosunda, toplam varlıklarının 6,3 trilyon doları satın almış olduğu menkul kıymetlerden (Hazine tahvilleri ve ipoteğe dayalı menkul kıymetler) oluşuyor. Fed, 11 Mart 2020’den 12 Ağustos 2020 tarihine kadar 1,8 trilyon dolarlık Hazine tahvili, 0,6 trilyon dolarlık ipoteğe dayalı menkul kıymet satın aldı. Varlıklarının finansmanı yani yükümlülükler tarafında ise, Fed aynı dönemde 0,2 trilyon dolar ek banknot bastı; bankaların mevduatı 1,1 trilyon dolar, Hazine hesabı ise 1,3 trilyon dolar artış kaydetti. Hazine ayrıca kredi tesisi için 0,1 trilyon dolar katkı yaptı.

Dr. Fulya Gürbüz

Haftanın makro-ekonomi gündemi: İhracat, ithalat, küresel imalat ve hizmet sektörü PMI, enflasyon, Fed ve BoE faiz kararları, nakit bütçe, ABD işsizlik oranı

2 Kasım 2020, Pazartesi

TÜRKİYE VE KÜRESEL İMALAT SEKTÖRÜ PMI VERİLERİ

IHS MARKIT tarafından 23 Ekim’de açıklanan ilk tahminlere göre en büyük ticaret ortağımız olan Almanya imalat sektörü PMI verisi 58 değeri ile son 30 ayın, üretim PMI ise 62,4 değeri ile son 116 ayın en yüksek değerlerine ulaştı. Endeksin 50 seviyesi üzerindeki değerler sektörde önceki aya göre büyüme olduğuna işaret ediyor. Söz konusu yükselişte, başta Çin olmak üzere Asya, ABD ve Avrupa’dan gelen siparişlerdeki artış etkili oldu. Benzer şekilde öncü ticaret ortaklarımızdan İngiltere imalat sektörünü de Ekim ayında Asya, ABD ve Avrupa kaynaklı ihracat siparişleri destekledi. Öte yandan ABD imalat sektörü Ekim ayında büyüme eğilimini korusa da diğerlerinden farklı olarak ihracat siparişlerinde daralma yaşandı. Almanya ve İngiltere imalat sektörlerinde üretim ve ihracat taleplerinde Ekim ayında kaydedilen artış Türkiye imalat sektörü üretimi, ithalatı ve ihracatı açısından da iyimser bir görünüm ortaya koyuyor. Geçen hafta açıklanan mevsimsellikten arındırılmış Ekim ayı imalat sektörü kapasite kullanım oranı daha yavaş bir hızla olsa da Mayıs ayından beri yükselişini sürdürürken; reel kesim güven endeksi (RKGE), yatırım harcamalarında Şubat 2020’den bu yana ilk kez büyüme kaydedildiğini, stoklarda ise artışın sürdüğüne işaret etti. SAMEKS Sanayi Endeksi ise imalat sektöründen farklı olarak yeni siparişlerde bozulmanın önceki aya göre hızlandığına işaret etti. Krediler tarafında ise BDDK verilerine göre Ekim ayının ilk 3 haftasında kredi artış hızında yavaşlama eğiliminin sürdüğünü görüyoruz. Pazartesi açıklanacak olan İSO Türkiye İmalat Sektörü PMI endeksinde ihracat ve yurt içi talep tarafındaki işaretleri alacağız. TİM ve Ticaret Bakanlığının yayınlayacağı Ekim ayı dış ticaret verileri de söz konusu gelişmeyi teyit edip etmediğini gösterecek.

3 Kasım, 2020, Salı

EKİM AYI ENFLASYON VERİLERİ

AA Finans anketine göre Ekim ayı TÜFE beklentisi ortalaması aylık %2,01 artış ve yıllık %11,76 artışa işaret ediyor. Türk lirası ortalama olarak Ekim ayında önceki aya göre %4,81 değer kaybetti. Eylül ayındaki değer kaybı %3,51 iken Ekim ayında yılbaşına göre değer kaybı %34,94 oldu.

4 Kasım 2020, Çarşamba

KÜRESEL HİZMET SEKTÖRÜ PMI VERİLERİ

23 Ekim’de açıklanan IHS MARKIT Hizmet Sektörü PMI verileri ABD dışında Japonya, Euro Bölgesi ve İngiltere hizmet sektörlerinde Eylül ayına göre bozulma işaretleri vermişti. Yeni verilerle dünyanın geri kalan ülkelerindeki eğilimi anlayacağız.   

5 Kasım 2020, Perşembe

ABD MERKEZ BANKASI (FED) FAİZ KARARI

ABD ekonomisi pandeminin patlak verdiği 2020 yılı 2. çeyreğinde, önceki çeyreğe göre yıllıklandırılmış olarak %31,4 daralmasının ardından 3. çeyrekte %33,1 büyüme kaydetti. ABD, GSYH büyüme verilerini çeyrek bazda yıllıklandırılmış olarak yayınlıyor. Kafa karışıklığını önlemek adına ABD ekonomisinin ilk çeyrekte önceki çeyreğe göre %1,3 daraldığını, 2. çeyrekte önceki çeyreğe göre %9,0 daraldığını, 3. çeyrekte ise önceki çeyreğe göre %7,4 büyüdüğünü dikkatinize sunayım. ABD ekonomisi son çeyreğe ise olumlu başladı. IHS Markit PMI verilerine göre Ekim ayında hem hizmet hem de imalat sektörü üçüncü çeyrekteki büyüme eğilimini sürdürdüğünü gösterdi. Covid vaka sayılarının hızlanarak devam ettiği ABD’de 3 Kasım’daki seçimleri sonuçlarının ardından covid kaynaklı tedbirler ve teşvik paketleri ekonominin seyrine yön verecek. Böyle bir süreçte 5 Kasım tarihli toplantıda her ne kadar faizde değişiklik beklenmese de riskler ve beklentiler konusunda Fed’den gelecek mesajlar önemli olacak. Fed’in politika faiz hedef aralığı %0,0-0,25 seviyesinde bulunuyor. 16 Eylül tarihli toplantı kararında Fed söz konusu politika faizinin maksimum istihdam ve %2’lik enflasyon hedeflerine ulaşılana kadar mevcut seviyesinde tutulacağı, hanehalkı ve şirketlerin kredi ihtiyaçlarını desteklemek amacıyla önümüzdeki aylarda satın alınacak devlet tahvil ve ipoteğe dayalı menkul kıymetlerin (MBS) miktarında artışa gidileceği ifade edilmişti.

İNGİLTERE MERKEZ BANKASI (BOE) FAİZ KARARI

Dünyanın altıncı büyük ekonomisi olan İngiltere’de Merkez Bankası (BoE) ekonomide hızlanma işaretlerine rağmen pandemi ve Brexit risklerine istinaden 17 Eylül tarihli para politikası toplantısında %0,1 seviyesindeki politika faizini korumuş, ek teşvik paketleri ve negatif faiz konusunda kapıyı aralamıştı. İngiltere ekonomisi 2020 yılı ilk çeyreğinde önceki çeyreğe göre %2,5, ikinci çeyreğinde ise önceki çeyreğe göre %19,8 daralma kaydetmişti. 20 Ekim’de BoE Para Politikası Kurulu Harici Üyesi olan Gertjan Vlieghe, İngiltere ekonomisini değerlendirdiği konuşmasında pandemi krizine yönelik olarak maliye politikasının para politikasına kıyasla ekonomiye daha fazla katkıda bulunduğunu, son aylarda ekonomide kaydedilen hızlanmaya rağmen artan covid tehlikesine bağlı olarak ekonomiyi rayda tutmak adına ek teşviklere ve negatif faize vurgu yaptı. Vlieghe, negatif faiz uygulayan ülkelerde talep ve enflasyonda canlanmaya ilişkin olarak bir dizi kanıt topladıklarına dikkat çekiyor. 5 Kasım tarihli toplantıda negatif faiz olmasa bile toplam 745 milyar pound hedefli devlet tahvilleri ve yatırım yapılabilir notuna sahip finans dışı şirket tahvilleri satın alımı miktarında artırım görme ihtimali yüksek. Zira Vlieghe konuşmasında negatif faiz için üç koşulun sağlanması gerektiğini savunuyor: Uygulanabilirlik, etkililik ve uygunluk.

6 Kasım 2020, Cuma

EKİM AYI NAKİT BÜTÇE VERİLERİ

Eylül ayında Hazine nakit bütçesi 30,8 milyar TL açık vermiş böylece 2019 yılında toplam 130,5 milyar TL açık veren nakit dengesi 2020 yılı ilk dokuz ayında toplam 140,7 milyar TL açık vermiş oldu.

ABD İŞGÜCÜ VERİLERİ

ABD’de işsizlik oranı Eylül ayında %7,9’a gerilerken (Nisan ayında %14,7 seviyesine yükselmişti), ortalama saatlik kazançlar yıllık %4,65 oldu.

Dr. Fulya Gürbüz

Haftanın makro-ekonomi gündemi: İmalat sektörü verileri, güven endeksleri, uluslararası rezervler, enflasyon raporu, Avrupa ve Japonya merkez bankaları faiz kararları, dış ticaret ve turizm

26 Ekim 2020, Pazartesi

EKİM AYI İMALAT SEKTÖRÜ KAPASİTE KULLANIMI

Eylül ayında mevsimsellikten arındırılmış imalat sektörü kapasite kullanım oranı önceki aya göre 1,3 puan artışla 74,3 seviyesine yükselmişti.

EKİM AYI REEL KESİM GÜVEN ENDEKSİ

Eylül ayında mevsimsellikten arındırılmış Reel Kesim Güven Endeksi önceki aya göre 0,5 puan artışla 105,7 seviyesine yükselmişti. Endeks, imalat sektöründe faaliyet gösteren işyerlerini kapsamaktadır.

EKİM AYI SEKTÖREL GÜVEN ENDEKSLERİ

Eylül ayında mevsimsellikten arındırılmış Hizmet Sektörü Güven Endeksi önceki aya göre 4,4 puan artışla 74,9 seviyesine yükselmiş; Perakende Ticaret Sektörü Güven Endeksi önceki aya göre 1,4 puan azalışla 93,5 seviyesine, İnşaat Sektörü Güven Endeksi ise önceki aya göre 1,7 puan azalışla 83,3 seviyesine gerilemişti.

EKİM AYI GÖRÜNÜMÜ… Her ayın 3. haftası IHS Markit tarafından yayınlanan Almanya, Euro Bölgesi ve İngiltere Ekim ayı imalat sektörü Satın Alma Müdürleri Endeksi (PMI) ilk tahminleri Türkiye imalat sektöründeki seyir konusunda önemli ipuçları veriyor. 23 Ekim’de açıklanan verilere göre en büyük ticaret ortağımız olan Almanya imalat sektörü PMI verisi 58 değeri ile son 30 ayın, üretim PMI ise 62,4 değeri ile son 116 ayın en yüksek değerlerine ulaştı. Endeksin 50 seviyesi üzerindeki değerler sektörde önceki aya göre büyüme olduğuna işaret ediyor. Söz konusu yükselişte, başta Çin olmak üzere Asya, ABD ve Avrupa’dan gelen siparişlerdeki artış etkili oldu. Benzer şekilde öncü ticaret ortaklarımızdan İngiltere imalat sektörünü de Ekim ayında Asya, ABD ve Avrupa kaynaklı ihracat siparişleri destekledi. Öte yandan ABD imalat sektörü Ekim ayında büyüme eğilimini korusa da diğerlerinden farklı olarak ihracat siparişlerinde daralma yaşandı. Toparlarsak, Almanya ve İngiltere imalat sektörlerinde üretim ve ihracat taleplerinde Ekim ayında kaydedilen artış Türkiye imalat sektörü üretimi, ithalatı ve ihracatı açısından da iyimser bir görünüm ortaya koyuyor. Bu hafta açıklanacak olan Reel Kesim Güven Endeksi ve SAMEKS Sanayi Endeksi verilerinin söz konusu iyimserliği destekleyip desteklemediğini anlayacağız.

27 Ekim, 2020, Salı

ULUSLARARASI REZERVLER VE DÖVİZ LİKİDİTESİ

Ağustos ayında Merkez Bankasının resmi rezervleri (grafikteki kırmızı çizgi) önceki aya göre 6,5 milyar dolar azalışla 83,8 milyar dolar seviyesine gerilemişti. Bunda döviz varlıkları (menkul kıymetler, mevduat ve nakit) içerisindeki yabancı para menkul kıymetlerinin önceki aya göre 5,1 milyar dolar azalarak 9,6 milyar dolar seviyesine gerilemesinin etkisi olurken altın rezervleri (grafikteki lacivert çizgi) Ağustos ayında 43,4 milyar dolar ile önceki aya göre değişiklik göstermedi. Öte yandan döviz yükümlülükleri (krediler, menkul kıymetler ve mevduatlar) (grafikteki yeşil çizgi) Ağustos ayında 25,6 milyar dolarken Türk lirası karşılığı yapılan vadeli ve swap işlemleri sebebiyle oluşan döviz yükümlülüğü (grafikteki turuncu çizgi) aylık 5,6 milyar dolar artarak 58,6 milyar dolar seviyesine yükseldi. 5,4 milyar dolarlık diğer yükümlülükleri (grafikteki mor çizgi) de dikkate aldığımızda net uluslararası rezervler 5,8 milyar dolar açık verdi. Altın hariç net uluslararası rezervler (grafikteki gri çubuklar) ise Ağustos ayında 49,3 milyar dolar açık vererek tarihi rekorunu kırdı.

Kaynak: TDM

28 Ekim 2020, Çarşamba

EKİM AYI EKONOMİK GÜVEN ENDEKSİ

Eylül ayıda Ekonomik Güven Endeksi önceki aya göre 2,6 puan artışla 88,5 seviyesine yükselmişti. Ekonomik Güven Endeksi; Tüketici Güven Endeksi, Reel Kesim Güven Endeksi, Hizmet Sektörü Güven Endeksi, Perakende Ticaret Sektörü Güven Endeksi ve İnşaat Sektörü Güven Endeksinden oluşmaktadır. Geçen hafta açıklanan Ekim ayı TÜİK Tüketici Güven Endeksi aylık 0,4 puan azalışla 81,5 seviyesine geriledi.

MERKEZ BANKASI 4. ÇEYREK ENFLASYON RAPORU

Temmuz ayında yayınlanan 2020 yılı üçüncü Enflasyon Raporunda Merkez Bankası 2020 yıl sonu enflasyon tahminini %8,9 olarak belirlemişti. 2021-2023 Yeni Ekonomi Programında Hükumet 2020 yıl sonu enflasyonu %10,5 olarak hedefliyor. Bu sebeple, 2020 yılı dördüncü ve son Enflasyon Raporunda Merkez Bankasının Hükumetin enflasyon beklentisine benzer bir hedef ortaya koyması şaşırtıcı olmayacak. 

29 Ekim 2020, Perşembe

JAPONYA VE AVRUPA MERKEZ BANKALARI FAİZ KARARLARI

Avrupa’da pandemide ikinci dalga endişeleri ve Japonya’da hem hizmet hem de sanayi sektöründeki daralmanın devam etmesi sebebiyle her iki merkez bankası da ekonomik aktiviteyi destekleyen genişlemeci politikalarına devam edecek. Geçen hafta açıklanan Ekim ayı PMI ilk tahminleri de bu savı destekliyor. Her iki merkez bankasından da faiz değişikliği beklenmiyor.

TCMB VE BDDK, 16 EKİM 2020 TARİHLİ HAFTALIK PARA VE BANKA VERİLERİ

16 Ekim haftasında para ve banka verilerinde önceki haftaya göre önemli bir değişiklik olmadı.

16 Ekim 2020 tarihli para ve banka verileri aşağıdaki gibidir:

Kaynak: BDDK, TCMB, TDM

30 Ekim 2020, Cuma

EKİM AYI SAMEKS HİZMET VE SANAYİ ENDEKSLERİ

Eylül ayında mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış SAMEKS Hizmet Endeksi önceki aya göre 0,9 puan düşüşle 46,6 seviyesine, SAMEKS Sanayi Endeksi de aylık 0,9 puan düşüşle 50,1 seviyesine gerilemişti. Böylece SAMEKS Bileşik Endeksi Ağustos ayındaki 50,6 seviyesinden 50,2 seviyesine geriledi. Endeksin 50 seviyesinin üzerindeki değerler sektörde önceki aya göre büyümeye, 50 seviyesinin altındaki değerler önceki aya göre daralmaya işaret ediyor.

EKİM AYI GÖRÜNÜMÜ… 23 Ekim tarihinde açıklanan Almanya ve İngiltere’nin Ekim ayı IHS Markit PMI öncü verileri imalat sektöründe özellikle artan ihracat siparişlerine işaret etmişti. Dış ticaret pazarımızın önde gelen iki ülkesinin dış ticaretine Türkiye’nin Ekim ayında katkı yapıp yapmadığını SAMEKS Sanayi Endeksi verisinde göreceğiz.

EYLÜL AYI TÜİK DIŞ TİCARET İSTATİSTİKLERİ

Ağustos ayında 12,5 milyar dolarlık ihracat, 18,7 milyar dolarlık ithalat gerçekleşmişti. Ticaret Bakanlığı 2 Ekim tarihinde yayınladığı Eylül ayı verilerine göre ihracat 16,0 milyar dolara, ithalat ise 20,9 milyar dolara yükseldi. Verinin detayında özellikle “İnciler,kıymetli taş ve metal mamulleri,madeni paralar” kalemine dikkat edeceğiz ki Ödemeler Dengesi tablosuyla birlikte değerlendirdiğimde altın ithalatının 2020 yılı Ocak-Ağustos döneminde söz konusu kalemin %94’ünü oluşturduğunu hesaplıyorum. Altın ithalatının cari işlemler dengesini azaltıcı, uluslararası altın rezervlerini ise artırıcı rol oynadığını hatırlatalım.

EYLÜL AYI TURİZM VERİLERİ

Şubat ayından sonra ilk kez Ağustos ayında Türkiye’ye gelen turist sayısı 1 milyonu geçerek 1 milyon 814 bin 701 oldu. Özellikle pandemide ikinci dalganın etkisi ve Türkiye’deki vaka sayısının ilan edilenden daha fazla olduğu endişeleri sebebiyle turist sayısında 2021 yazına kadar Ağustos ayı seviyesinin yakalanamayacağını tahmin ediyorum.

Dr. Fulya Gürbüz

Merkez Bankasına göre zayıf TL ihracatı destekleyecek

Merkez Bankası, 22 Ekim 2020 tarihli toplantısında 1-hafta vadeli borç verme faizi olan politika faizini %10,25 ile sabit tuttu. Toplantı öncesinde, kurdaki tansiyonu azaltmak adına politika faizinin %11,25-11,75 aralığına yükseltilmesi gerektiğini savunmuştum. Toplantıdan, politika faizini artırmak yerine Geç Likidite Penceresi 1 gecelik borç verme faiz oranının %13,25’ten %14,75’e yükseltildiği kararı çıktı. Hatırlatmak gerekirse, bankalar 1 gecelik, 1 haftalık ve Geç Likidite Penceresinden 1 gecelik vadelerde Merkez Bankasından borç alabilmektedirler. Merkez Bankası söz konusu fonlamaların miktar ve vadelerine göre hesapladığı “ortalama fonlama maliyetini” günlük olarak yayınlamaktadır. 21 Ekim itibariyle ortalama fonlama maliyeti %12,52 seviyesindeydi.

Merkez Bankası %10,25 seviyesindeki politika faizini neden değiştirmedi?

Merkez Bankası faiz politikasını belirlerken Tüketici Fiyat Enflasyonunu (TÜFE) dikkate alıyor. Eylül ayında TÜFE önceki yılın aynı ayına göre %11,75 seviyesine gerilemişti. Geçen hafta açıklanan TCMB Ekim ayı Beklenti Anketi sonuçlarına göre de yıl sonu TÜFE beklentisi %11,76 seviyesinde. %10,25 seviyesindeki politika faizinin üzerine ortalama %2-3’lük reel getiriyi eklersek %12,5-13,6’lık bir seviyeye ulaşıyoruz. Toplantı öncesinde 2-yıl vadeli devlet tahvilinin faizi %13,8, 1 yıl vadeli TL mevduatın faiz oranı ise %12,8 seviyesinde bulunuyordu.

Yukarıdaki paragrafta Merkez Bankasının politika faizini neden sabit tutmuş olabileceğine dair basın bülteninden anlayabildiğim kadarıyla bir sebep bulmaya çalıştım. Merkez Bankası fiyat istikrarını sağlamak adına TÜFE’yi dikkate alsa da üretim maliyetleri de nihai ürün fiyatlarını etkilemektedir. Yurt İçi Üreticileri Fiyat Enflasyonu (Yİ-ÜFE) Eylül ayında önceki aya göre %2,65, önceki yılın aynı ayına göre %14,33 artış kaydetti. TÜFE’deki artış önceki aya göre %0,97 olmuştu. Üretici fiyatları yılbaşından Eylül ayı sonuna kadar ortalama %13,44 artış kaydederken, TÜFE’deki artış %8,33 oldu. Bunu şu şekilde açıklayabiliriz: Üreticiler, satış hacimleri olumsuz etkilenmesin diye maliyetlerini tüketiciye tam olarak yansıtamamaktalar. Dolayısıyla da iş hacmi yaratılsa bile karlılık açısından parlak bir tablo ortaya çıkmamaktadır. İşletmelerin maliyetlerini azaltmak adına ticari kredi faiz oranlarının 16 Ekim itibariyle %13,87 seviyesine gerilemesi önemli bir adım olsa da bankacılık sektörü kredi hacminin %78’ini oluşturan ticari kredilerin ödeme kabiliyetindeki olası bozulmalar finansal sistem dolayısıyla da Türk lirası üzerinde önemli bir baskı oluşturabilir. Bu da Türk lirasının yabancı para birimlerine karşı sert değer kayıplarını beraberinde getirebilir. Özellikle Türk lirasında süregelen değer kaybının enflasyonda yapışkanlık etkisi yaratması, Türk lirasına güven sağlanmadıkça enflasyonda düşüş eğilimini de engellemektedir.

Merkez Bankası neden Geç Likidite Penceresi borç verme faiz oranını %14,75’e yükseltti?   

Enflasyondaki yükseliş eğilimini Merkez Bankası güçlü kredi ivmesi desteğiyle ekonomide sağlanan hızlı toparlanmaya ve finansal piyasalarda yaşanan gelişmelere bağlıyor. Toplantı sonrasında yayınlanan basın bülteninde Merkez Bankası, enflasyonda düşüşü sağlamak adına temkinli duruşunu koruyacağını vurguladı. Bu sebeple Merkez Bankası, Geç Likidite Penceresi 1 gecelik borç verme faiz oranını %13,25’ten %14,75’e yükselterek ortalama fonlama maliyetinin %13,5 seviyesinin üzerine çıkmasını sağlayabilecek.

Merkez Bankası para politikası kararında hangi gerekçeleri öne sürdü?

Merkez Bankasının yayınladığı basın bülteninde politika kararına yönelik olarak sunduğu gerekçeleri kendi yorumumla iletmeye çalışayım:

“İktisadi faaliyetteki toparlanma devam etse” de pandemide ikinci dalga riski göz ardı edilmemeli

Aşağıdaki grafikte görüleceği gibi, sanayi üretimi Kovid-19 kaynaklı kapatmaların devreye alındığı Nisan ayında dip seviyelere gerilemiş, ardından tedbirlerin gevşetilmesiyle Mayıs ayından itibaren aralıksız artış kaydetmiştir. Bunda özellikle ihracat performansındaki yukarı yönlü eğilim önemli bir rol oynamıştır. Küresel olarak, Ağustos ayında ise pandemide ikinci dalga etkisini göstermeye başlamış ve Türkiye dahil sanayi üretimi artışında yavaşlama kaydedilmiştir. İkinci dalganın yaygınlaşma ihtimali iktisadi faaliyetin zayıflamasına sebep olabilir.

Kaynak: TDM

“Son dönemde atılan politika adımlarıyla birlikte ticari ve bireysel kredilerdeki normalleşme eğilimi belirginleşmiştir”

Eylül ayında politika faizinin yükseltilmesi ve sıkı para politikasının da desteğiyle Merkez Bankası, ticari ve bireysel kredilerdeki normalleşme eğiliminin belirginleştiğini ifade ediyor.

Merkez Bankası 25 Eylül tarihli toplantısında politika faizini %8,25’ten %10,25’e yükseltmişti. Aşağıdaki grafikte de görüleceği gibi, politika faizindeki artış tüketici kredi faiz oranlarının artmasında etkili olurken ticari kredi faizlerinde düşüş gözlendi.

Kaynak: TDM

Yine aşağıdaki grafikte görüleceği gibi, tüketici kredi faizlerindeki artış ve ticari kredi faizlerindeki düşüşün etkisiyle 25 Eylül’den 16 Ekim tarihine kadar kredi hacmi artışında yavaşlama eğilimi var.

Kaynak: TDM

16 Ekim 2020 tarihli BDDK verilerine göre, toplam bankacılık sektörü kredi hacminin %22’sini Bireysel Krediler ve Kredi Kartları, %78’ini Ticari Krediler oluşturmaktadır. Aşağıdaki grafikte de görüleceği gibi, 25 Eylül’de faiz artırımının ardından tüketici faiz oranlarındaki artış tüketici kredilerinde yavaşlama getirirken, ticari kredilerde artış eğilimi var.

Kaynak: TDM

Söz konusu gelişmelere bağlı olarak; bankacılık sektörünün, işletmelere daha düşük faizle finansman sağlaması amacıyla ticari kredilere öncelik vermesini, öte taraftan da enflasyonist baskıyı azaltmak adına tüketici kredileri faiz oranlarındaki artışa istinaden tüketici kredi hacminde kaydedilen yavaşlamayı Merkez Bankasının “normalleşme eğilimi” olarak ifade ettiğini anlıyorum.

“İthalatta öngörülen dengelenmenin başladığı” görülse de sebebi bozulan talep

Merkez Bankası ithalattaki güç kaybını “Salgın tedbirleri kapsamında uygulanan destekleyici politikaların kademeli olarak geri alınmasıyla ithalatta öngörülen dengelenmenin başladığı görülmektedir” olarak ifade ediyor. Aşağıdaki grafik ise, altın ithalatı hariç tutulduğunda ithalat hacminde pandemi öncesine göre yavaşlama eğilimini açıkça gösteriyor. Elbette ithal ürünlere getirilen ek vergilerin söz konusu gelişmede etkisi olabilir ancak hem iç talepteki hem de sermaye yatırımlarındaki güç kaybının etkisinin ithalat performansı üzerinde daha etkili olduğunu düşünüyorum.

Kaynak: TDM

“Mal ihracatındaki güçlü toparlanma, emtia fiyatlarının görece düşük seviyeleri ve reel kur düzeyi önümüzdeki dönemde cari işlemler dengesini destekleyecektir” denilse de riskler göz ardı edilmemeli

Ağustos ayında, küresel talepteki bozulmaya bağlı olarak mal ihracatında güç kaybı yaşandığını gördük. Söz konusu güç kaybı düşen iç talebin etkisiyle mal ithalatında azalmaya dolayısıyla da cari işlemler açığında azalmaya katkı sağlayacaktır. Ancak altın ithalatındaki belirsizlik söz konusu beklentiyi riske atıyor. Öte yandan, Merkez Bankasının politika faizini sabit tutmasının ardından Dolar/TL kuru tekrar 7,90 seviyelerinin üzerine çıktı. Merkez Bankasının “reel kur düzeyinin cari işlemler dengesini destekleyeceğini” ifade etmesi, Merkez Bankasının zayıf Türk lirasını desteklediğini, dolayısıyla da Türkiye’nin ihracat mallarının fiyat avantajı sunarak ihracat performansının artacağı beklentisini savunduğunu anlıyorum. Aşağıdaki grafik Türk lirasının rekor düşük seviyelerine gerilediğini gösterse de Türk lirasındaki değişimin doğrudan ihracat hacmini etkilediğini kanıtlamıyor:

Kaynak: TDM

Pandeminin yarattığı arz şoku sebebiyle Türkiye ihracatının olumlu etkilendiği elbette söylenebilir ancak küresel rekabetteki sert yarışın etkisiyle Türkiye’nin pastadan pay kapma şansı sınırlanmış olabilir. Ayrıca, kış aylarıyla birlikte artacak olan enerji ihtiyacı, ithalat hacmini de yukarı çekecektir. Dolayısıyla söz konusu sebeplerin cari işlemler dengesini destekleyemeyeceği ihtimali yüksek.

Dr. Fulya Gürbüz

Haftanın makro-ekonomi gündemi: Merkez Bankası faiz kararı, enflasyon, uluslararası yatırım pozisyonu, tüketici güveni ve Euro Bölgesi PMI

19 Ekim 2020, Pazartesi

AĞUSTOS AYI NET ULUSLARARASI YATIRIM POZİSYONU

Merkez Bankası tarafından açıklanan Uluslararası Yatırım Pozisyonu (UYP); Türkiye’deki yerleşik kişilerin yurt dışındaki yerleşik kişiler ile finansal alacakları, yükümlülükleri ve rezerv varlık olarak tuttukları altın şeklindeki finansal varlıklarının belli bir tarihteki stok değerini göstermektedir. Varlıklarımız Temmuz ayında önceki aya göre 4,8 milyar dolar (%2,1) artışla 232,1 milyar dolar seviyesine, yükümlülükler ise aylık %7,5’luk (42,4 milyar dolar) sert artışla 611,0 milyar dolar seviyesine yükselmişti. Varlıkların yükümlülüklerden farkını alarak hesaplanan Net Uluslararası Yatırım Pozisyonu (NUYP) Temmuz ayında önceki aya %11’lik (37,6 milyar dolar) artışla 378,9 milyar dolar açık verdi. Verinin yayınlandığı 2006 yılı başından bu yana NUYP, Ocak 2018’de 482,7 milyar dolar açık vererek en yüksek değerini almış, en düşük değer ise 161,7 milyar dolarlık açık ile Haziran 2006’da kaydedilmişti.

AĞUSTOS GÖRÜNÜMÜ… Geçen hafta özel sektörün Ağustos ayı uzun vadeli kredi borç stoku açıklandı; stok Temmuz ayına göre 0,3 milyar dolar azalışla 162,2 milyar dolar seviyesine geriledi. Türkiye genelinin ise kısa vadeli dış borç stoku Ağustos ayında önceki aya göre 4,3 milyar dolar artışla 132,8 milyar dolar oldu. Ağustos ayı ile birlikte önümüzdeki 12 ayda vadesi dolacak dış borç tutarı ise Temmuz ayındaki 176,5 milyar dolardan 181,3 milyar dolar seviyesine yükseldi. Detaylara baktığımızda Türk lirasındaki değer kaybı paralelinde artan risk primine bağlı olarak özel sektör bankalarının ve finans dışı özel sektörün uzun vadeye kıyasla kısa vadeli borçlanmaya ağırlık verdiğini anlıyoruz.

20 Ekim, 2020, Salı

EYLÜL AYI YURTDIŞI ÜRETİCİ FİYAT ENDEKSİ (YD-ÜFE)

TÜİK tarafından açıklanan Yurt Dışı Üretici Fiyat Endeksinde ürünlerin ihracat fiyatları doğrudan sanayi sektöründeki üretici firmalardan alınıyor. Dolayısıyla ağırlıklı olarak ithal girdi ile üretim yapan yurt dışı üreticilerin hem maliyetleri hem de ürün satış fiyatları Türk lirasının değerindeki değişimlerden doğrudan etkilenmektedir. Türk lirası Ağustos ayında önceki aya göre %6,1, önceki yılın aynı ayına göre %28,9 değer kaybetmiş, aynı ay YD-ÜFE aylık %7,46, yıllık %30,23 artış kaydetmişti.

EYLÜL GÖRÜNÜMÜ… Eylül ayında Türk lirasının önceki aya göre %3,5, önceki yılın aynı ayına göre %32,0 değer kaybetmesinin etkisiyle YD-ÜFE’deki artış devam edecek.

EYLÜL AYI MERKEZİ YÖNETİM BORÇ STOKU

Ağustos ayında merkezi yönetimin borç stoku 1,8 trilyon TL seviyesinde bulunuyor. Söz konusu borcun 1,1 trilyon TL’si iç borcu, 0,7 trilyon TL’si ise dış borcu kapsıyor. Eylül ayında dış borçlanma gerçekleştirmeyen Hazine, Ekim ayında 2,5 milyar dolarlık tahvil yoluyla dış borçlanma gerçekleştirmesi borç stokunda Ekim ayında artış getirecek.

22 Ekim 2020, Perşembe

MERKEZ BANKASI (TCMB) PARA POLİTİKASI KARARI

TCMB 24 Eylül 2020 tarihli olağan para politikası toplantısında 1-hafta vadeli borç verme faizi olan politika faizini %8,25’ten %10,25 seviyesine yükseltmişti. TCMB, bankalara gecelik (O/N) ve haftalık vadelerde borç vererek fon imkanı sağlıyor. TCMB, O/N olarak bankalara %11,75’ten, geç likidite penceresi kapsamında O/N olarak bankalara %13,25’ten, 1 haftalık vadede ise %10,25’ten borç veriyor. Söz konusu fonlamaların günlük ortalamasını veren ağırlıklı ortalama fonlama maliyeti 9 Ekim itibariyle %11,64 seviyesine yükseldi. Merkez Bankası politika faizini belirlerken fiyat gelişmelerine bakıyor. Türk lirasındaki değer kaybının enflasyona doğrudan yansıması hem üretici hem de tüketim mal fiyatlarını yukarıya taşıyor. Geçen hafta açıklanan TCMB Ekim ayı Beklenti Anketi sonuçlarına göre yıl sonu Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) beklentisi %11,76 seviyesinde bulunuyor. Eylül ayında TÜFE yıllık %11,75 seviyesinde iken Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) yıllık %14,33 artış kaydetmişti. Dolayısıyla Türk lirasındaki değer kaybının sürdüğü Ekim ayında da enflasyonist baskının süreceği, hatta önümüzdeki aylarda jeopolitik risklerin korunması, Avrupa ile siyasi gelişmeler ve ABD seçimlerine yönelik belirsizlikler sebebiyle kurdaki artışın devam etme olasılığı yüksek. Her ne kadar tahvil faizleri Cuma itibariyle %13,65 ile yatırımcılarına enflasyona eşdeğer bir getiri sunuyor olsa da mevduat faiz oranları %10,84 ile yatırımcıyı çekebilecek bir avantaj ortaya koyamıyor. Enflasyona karşı yüksek getiri sunulması tasarruflarda da artış getirecektir. TCMB’nin 22 Ekim’de politika faizini %11,25-11,75 aralığına yükseltmesi hem tasarrufların artmasına katkı sağlamak hem de kurdaki tansiyonu azaltmak adına önemli bir adım olacaktır.  

EKİM AYI TÜİK TÜKETİCİ GÜVEN ENDEKSİ

TÜİK Tüketici Güven Endeksi Eylül ayında önceki aya göre hafif yükselişle 81,9 seviyesine yükselmişti. Endeksin 100’den büyük olması tüketici güveninde iyimser durum, 100’den küçük olması tüketici güveninde kötümser durum olduğunu gösteriyor. Endeks Temmuz 2004’ten bu yana 100 seviyesinin altında seyrediyor. Endeks Kasım 2008’de 73,9 ile en düşük değerini almıştı.

EKİM GÖRÜNÜMÜ… Geçen hafta açıklanan Ekim ayı Bloomberg HT Tüketici Güven Endeksi önceki aya göre 5,67 puan düşüşle 65,6 seviyesine geriledi. Söz konusu düşüşte Türk lirasının ABD dolarına karşı Eylül ayındaki ortalama 7,534 değerinden Ekim ayında 7,900 seviyesinin üzerine çıkmasının etkisi var. TÜİK Tüketici Güven Endeksi de Türk lirasındaki değer kaybından olumsuz etkilenecektir.

TCMB VE BDDK, 16 EKİM 2020 TARİHLİ HAFTALIK PARA VE BANKA VERİLERİ

9 Ekim haftasında para ve banka verilerinde önceki haftaya göre önemli bir değişiklik olmadı.

9 Ekim 2020 tarihli para ve banka verileri aşağıdaki gibidir:

Kaynak: BDDK, TCMB, TDM

23 Ekim 2020, Cuma

ABD, EURO BÖLGESİ, İNGİLTERE, JAPONYA EKİM AYI IHS MARKIT PMI (SATINALMA MÜDÜRLERİ ENDEKSİ) VERİLERİ AÇIKLANACAK

Türkiye’nin ağırlıklı olarak ihracat ortakları olan Euro Bölgesi, İngiltere ve ABD imalat sektörlerinin Ekim ayındaki seyri Türkiye PMI verisi için de önemli ipuçları verecek. PMI verileri imalat ve hizmet sektörlerinde istihdam, satın alımlar, talep, ihracat, maliyetler, çıktı fiyatları ve tedarik sürelerini kapsıyor. Eylül ayı verileri hem Türkiye hem de küresel olarak imalat sektöründe olumlu bir tablo ortaya koymuştu.

Dr. Fulya Gürbüz

Kur-Enflasyon açısı daraldıkça rezervler azalıyorsa çare tersinde

Merkez Bankası Para Politikası Kurulu 24 Eylül olağan aylık toplantısını yapacak ve 14:00’te faiz kararını duyuracak. 1-hafta vadeli borç verme faizi olan politika faizi Mayıs ayı toplantısından bu yana %8,25 seviyesinde bulunuyor. Bu seviyeye nerelerden geldiğimizi görmek için aşağıdaki grafiği inceleyelim.

Grafik 1

Ağustos-Eylül 2018’de Türk lirasında yaşanan sert değer kayıplarının ardından Ekim ayı toplantısında %24 seviyesine yükseltilen politika faizi dokuz ay boyunca bu seviyesini korumuş, Temmuz 2019’da ilk faiz indirimiyle %19,75’e düşürülmüş, bu tarihten itibaren kademeli indirimlerle politika faizi en son Mayıs 2020 toplantısıyla birlikte %8,25 seviyesine kadar gerilemişti. Ağustos-Eylül 2018’de kurdaki sert yükselişlerin etkisiyle yıllık TÜFE enflasyonu Ekim 2018’de %25,24 ile zirve yapmıştı. Takip eden aylarda kurdaki dalgalanmaların azalmasıyla birlikte yıllık TÜFE’nin düşmeye başlaması Merkez Bankasının faiz indirim kararlarını desteklemişti. Ancak Ocak 2020 ile birlikte ekonomik büyümeye ilişkin artan riskler ve sermaye çıkışlarındaki hızlanmanın etkisiyle Merkez Bankası döviz rezervleri 2008 Finansal Kriz dönemindeki seviyelerinin altına geriledi. Mart 2020’de Kovid-19’un patlak vermesiyle birlikte kurdaki tansiyonun enflasyon üzerinde yarattığı yapışkanlığın etkisiyle, %8,25 seviyesindeki politika faizi, %10’un üzerinde seyreden enflasyonun gerisinde kalmasına sebep oldu. Aşağıdaki grafiği incelediğinizde son dönemde Merkez Bankası döviz rezervlerinde yaşanan sert düşüşü; dahası 1-hafta vadeli politika faizinin, Merkez Bankası ortalama fonlama maliyeti ve yıllık TÜFE’den ne kadar geride kaldığını görebilirsiniz.

Grafik 2

Merkez Bankası döviz rezervlerinin azalmasının neden bu kadar önemli olduğunu sorarsanız sebebi şu: Temmuz 2020 itibariyle kamunun gelecek 12-ayda ödemesi gereken toplam dış borcu 42,1 milyar dolar (merkezi yönetimin payı 5,4 milyar dolar, kamu bankalarının payı 36,2 milyar dolar). Merkez Bankasının ise aynı dönemde ödemesi gereken dış borcu 20,1 milyar dolar (Mart 2020’de 8,4 milyar dolardı). Toplamda, kamu ve Merkez Bankası Ağustos 2020’den itibaren gelecek 12 ayda 62,2 milyar dolar dış borç ödemesi yapacak. Peki, kasada bu kadar döviz var mı?

. Merkezi yönetimin parası yok: Düşük büyüme performansı ve üzerine Kovid-19’un patlak vermesiyle azalan vergi gelirlerinin etkisiyle bütçe açığı artmaya devam ediyor.

. Kamu tarafında 11 Eylül 2020 itibariyle özellikle kamu bankalarının net döviz pozisyonu 5,7 milyar dolar açık vermiş durumda (söz konusu değer en son 20 Aralık 2019’da pozitifti).

. Merkez Bankasının brüt döviz rezervi 45,3 milyar dolar ile tarihi düşük seviyesinde ki bunda turizm gelirlerinin sıfırlanmasının da etkisi var.

. Yukarıda bahsedilenlere ek olarak, Merkez Bankasının yayınladığı Temmuz 2020 tarihli Uluslararası Rezervler ve Döviz Likiditesi raporu verilerine göre swap anlaşmaları dahil Merkez Bankasının döviz vadeli işlemlerinden dolayı gelecek 12 ayda toplam 53 milyar dolar döviz açığı pozisyonu bulunuyor.

Özetlersek, Hazine’nin hazinedarlığını yapan Merkez Bankasının kasasında, gelecek 12 aylık dönemde kamu ve Merkez Bankasının ödemek zorunda olduğu toplam dış borcu karşılayacak döviz rezervi yok.

Gelelim Merkez Bankası politika faizi, ortalama fonlama maliyeti ve TÜFE’nin son durumuna… 1 hafta vadeli borç verme faiz oranı olan politika faizinin %8,25 seviyesinde bulunmasına rağmen Merkez Bankası gecelik işlemlerle bankalara daha yüksek faizden borç veriyor: Merkez Bankası gecelik vadede (O/N) bankalara %9,75’ten, geç likidite penceresi kapsamında ise bankalara gecelik %11,25’ten borç veriyor.

11 Eylül ile biten haftada TCMB bankalara ortalama %10,3’ten borç verdi. Aynı dönemde bankalar ortalama %10,2’den mevduat toplarken; ticari kuruluşlara %13,1’den, tüketicilere ise %17’den kredi kullandırdı. TÜFE ise Ağustos ayında %11,8 seviyesinde bulunuyor. Eylül ayı Merkez Bankası Beklenti Anketi’ne göre anket katılımcılarının yıl sonu TÜFE beklentisi %11,5 seviyesinde olmasına rağmen 29 Temmuz tarihli Enflasyon Raporu’na göre Merkez Bankasının 2020 yıl sonu TÜFE beklentisi %8,9 seviyesinde bulunuyor.

Daha sade anlatırsak: Kurdaki artış enflasyondaki artışı tetiklerken, fon ihtiyacı olan birey ve kurumların borçlanma maliyeti de yükselmeye devam ediyor. Borçlanma maliyetleri yükselirken tasarruf sahiplerinin mevduat getirisi ise enflasyonun gerisinde kalmaya devam ediyor (buna negatif reel getiri deniyor). Mevduatın sunduğu negatif reel getiri ise yabancı para cinsi mevduat hacminde yukarı yönlü bir etkiye sahip oluyor. Kurdaki yükselişin de etkisiyle 11 Eylül haftasında döviz tevdiat hesaplarında önceki haftaya göre 1 milyar dolarlık artış yaşandı. Yani, hane halkı TL’yi değil dövizi tercih etmeye devam ediyor. Dolayısıyla da Türk lirası rezerv paralara karşı (dolar, Euro,…) değer kaybetmeye devam ediyor. Mevduat sahibinin getirisinin enflasyonun altında kalmayacak şekilde yükselmesi kurdaki tansiyonu düşürebilir. Tansiyonun düşmesi Merkez Bankası politika faizi kararına bağlı.

Türk lirasına güvenin tekrar sağlanabilmesi için para politikasında sadeleşme gerekiyor. Bunun bir yolu Merkez Bankasının ya %11,25 seviyesindeki gecelik borç verme faiz oranını politika faizi olarak ilan etmesi ya da 1 haftalık politika faizini gecelik borç verme faizi olan %11,25’e yükseltmesi olabilir. Söz konusu sadeleşme yapısal reformlarla desteklenmesi halinde doğrudan yabancı sermaye için cazip bir ülke konumuna gelebiliriz. Aksi takdirde rezervlerdeki daralmanın devam etmesi kur ve enflasyon arasındaki açının daralmasına, yani kur-enflasyon tetiklemesinin hızlanmasına sebep olacaktır.

Dr. Fulya Gürbüz