Haftanın makro-ekonomi gündemi: İmalat sektörü verileri, güven endeksleri, uluslararası rezervler, enflasyon raporu, Avrupa ve Japonya merkez bankaları faiz kararları, dış ticaret ve turizm

26 Ekim 2020, Pazartesi

EKİM AYI İMALAT SEKTÖRÜ KAPASİTE KULLANIMI

Eylül ayında mevsimsellikten arındırılmış imalat sektörü kapasite kullanım oranı önceki aya göre 1,3 puan artışla 74,3 seviyesine yükselmişti.

EKİM AYI REEL KESİM GÜVEN ENDEKSİ

Eylül ayında mevsimsellikten arındırılmış Reel Kesim Güven Endeksi önceki aya göre 0,5 puan artışla 105,7 seviyesine yükselmişti. Endeks, imalat sektöründe faaliyet gösteren işyerlerini kapsamaktadır.

EKİM AYI SEKTÖREL GÜVEN ENDEKSLERİ

Eylül ayında mevsimsellikten arındırılmış Hizmet Sektörü Güven Endeksi önceki aya göre 4,4 puan artışla 74,9 seviyesine yükselmiş; Perakende Ticaret Sektörü Güven Endeksi önceki aya göre 1,4 puan azalışla 93,5 seviyesine, İnşaat Sektörü Güven Endeksi ise önceki aya göre 1,7 puan azalışla 83,3 seviyesine gerilemişti.

EKİM AYI GÖRÜNÜMÜ… Her ayın 3. haftası IHS Markit tarafından yayınlanan Almanya, Euro Bölgesi ve İngiltere Ekim ayı imalat sektörü Satın Alma Müdürleri Endeksi (PMI) ilk tahminleri Türkiye imalat sektöründeki seyir konusunda önemli ipuçları veriyor. 23 Ekim’de açıklanan verilere göre en büyük ticaret ortağımız olan Almanya imalat sektörü PMI verisi 58 değeri ile son 30 ayın, üretim PMI ise 62,4 değeri ile son 116 ayın en yüksek değerlerine ulaştı. Endeksin 50 seviyesi üzerindeki değerler sektörde önceki aya göre büyüme olduğuna işaret ediyor. Söz konusu yükselişte, başta Çin olmak üzere Asya, ABD ve Avrupa’dan gelen siparişlerdeki artış etkili oldu. Benzer şekilde öncü ticaret ortaklarımızdan İngiltere imalat sektörünü de Ekim ayında Asya, ABD ve Avrupa kaynaklı ihracat siparişleri destekledi. Öte yandan ABD imalat sektörü Ekim ayında büyüme eğilimini korusa da diğerlerinden farklı olarak ihracat siparişlerinde daralma yaşandı. Toparlarsak, Almanya ve İngiltere imalat sektörlerinde üretim ve ihracat taleplerinde Ekim ayında kaydedilen artış Türkiye imalat sektörü üretimi, ithalatı ve ihracatı açısından da iyimser bir görünüm ortaya koyuyor. Bu hafta açıklanacak olan Reel Kesim Güven Endeksi ve SAMEKS Sanayi Endeksi verilerinin söz konusu iyimserliği destekleyip desteklemediğini anlayacağız.

27 Ekim, 2020, Salı

ULUSLARARASI REZERVLER VE DÖVİZ LİKİDİTESİ

Ağustos ayında Merkez Bankasının resmi rezervleri (grafikteki kırmızı çizgi) önceki aya göre 6,5 milyar dolar azalışla 83,8 milyar dolar seviyesine gerilemişti. Bunda döviz varlıkları (menkul kıymetler, mevduat ve nakit) içerisindeki yabancı para menkul kıymetlerinin önceki aya göre 5,1 milyar dolar azalarak 9,6 milyar dolar seviyesine gerilemesinin etkisi olurken altın rezervleri (grafikteki lacivert çizgi) Ağustos ayında 43,4 milyar dolar ile önceki aya göre değişiklik göstermedi. Öte yandan döviz yükümlülükleri (krediler, menkul kıymetler ve mevduatlar) (grafikteki yeşil çizgi) Ağustos ayında 25,6 milyar dolarken Türk lirası karşılığı yapılan vadeli ve swap işlemleri sebebiyle oluşan döviz yükümlülüğü (grafikteki turuncu çizgi) aylık 5,6 milyar dolar artarak 58,6 milyar dolar seviyesine yükseldi. 5,4 milyar dolarlık diğer yükümlülükleri (grafikteki mor çizgi) de dikkate aldığımızda net uluslararası rezervler 5,8 milyar dolar açık verdi. Altın hariç net uluslararası rezervler (grafikteki gri çubuklar) ise Ağustos ayında 49,3 milyar dolar açık vererek tarihi rekorunu kırdı.

Kaynak: TDM

28 Ekim 2020, Çarşamba

EKİM AYI EKONOMİK GÜVEN ENDEKSİ

Eylül ayıda Ekonomik Güven Endeksi önceki aya göre 2,6 puan artışla 88,5 seviyesine yükselmişti. Ekonomik Güven Endeksi; Tüketici Güven Endeksi, Reel Kesim Güven Endeksi, Hizmet Sektörü Güven Endeksi, Perakende Ticaret Sektörü Güven Endeksi ve İnşaat Sektörü Güven Endeksinden oluşmaktadır. Geçen hafta açıklanan Ekim ayı TÜİK Tüketici Güven Endeksi aylık 0,4 puan azalışla 81,5 seviyesine geriledi.

MERKEZ BANKASI 4. ÇEYREK ENFLASYON RAPORU

Temmuz ayında yayınlanan 2020 yılı üçüncü Enflasyon Raporunda Merkez Bankası 2020 yıl sonu enflasyon tahminini %8,9 olarak belirlemişti. 2021-2023 Yeni Ekonomi Programında Hükumet 2020 yıl sonu enflasyonu %10,5 olarak hedefliyor. Bu sebeple, 2020 yılı dördüncü ve son Enflasyon Raporunda Merkez Bankasının Hükumetin enflasyon beklentisine benzer bir hedef ortaya koyması şaşırtıcı olmayacak. 

29 Ekim 2020, Perşembe

JAPONYA VE AVRUPA MERKEZ BANKALARI FAİZ KARARLARI

Avrupa’da pandemide ikinci dalga endişeleri ve Japonya’da hem hizmet hem de sanayi sektöründeki daralmanın devam etmesi sebebiyle her iki merkez bankası da ekonomik aktiviteyi destekleyen genişlemeci politikalarına devam edecek. Geçen hafta açıklanan Ekim ayı PMI ilk tahminleri de bu savı destekliyor. Her iki merkez bankasından da faiz değişikliği beklenmiyor.

TCMB VE BDDK, 16 EKİM 2020 TARİHLİ HAFTALIK PARA VE BANKA VERİLERİ

16 Ekim haftasında para ve banka verilerinde önceki haftaya göre önemli bir değişiklik olmadı.

16 Ekim 2020 tarihli para ve banka verileri aşağıdaki gibidir:

Kaynak: BDDK, TCMB, TDM

30 Ekim 2020, Cuma

EKİM AYI SAMEKS HİZMET VE SANAYİ ENDEKSLERİ

Eylül ayında mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış SAMEKS Hizmet Endeksi önceki aya göre 0,9 puan düşüşle 46,6 seviyesine, SAMEKS Sanayi Endeksi de aylık 0,9 puan düşüşle 50,1 seviyesine gerilemişti. Böylece SAMEKS Bileşik Endeksi Ağustos ayındaki 50,6 seviyesinden 50,2 seviyesine geriledi. Endeksin 50 seviyesinin üzerindeki değerler sektörde önceki aya göre büyümeye, 50 seviyesinin altındaki değerler önceki aya göre daralmaya işaret ediyor.

EKİM AYI GÖRÜNÜMÜ… 23 Ekim tarihinde açıklanan Almanya ve İngiltere’nin Ekim ayı IHS Markit PMI öncü verileri imalat sektöründe özellikle artan ihracat siparişlerine işaret etmişti. Dış ticaret pazarımızın önde gelen iki ülkesinin dış ticaretine Türkiye’nin Ekim ayında katkı yapıp yapmadığını SAMEKS Sanayi Endeksi verisinde göreceğiz.

EYLÜL AYI TÜİK DIŞ TİCARET İSTATİSTİKLERİ

Ağustos ayında 12,5 milyar dolarlık ihracat, 18,7 milyar dolarlık ithalat gerçekleşmişti. Ticaret Bakanlığı 2 Ekim tarihinde yayınladığı Eylül ayı verilerine göre ihracat 16,0 milyar dolara, ithalat ise 20,9 milyar dolara yükseldi. Verinin detayında özellikle “İnciler,kıymetli taş ve metal mamulleri,madeni paralar” kalemine dikkat edeceğiz ki Ödemeler Dengesi tablosuyla birlikte değerlendirdiğimde altın ithalatının 2020 yılı Ocak-Ağustos döneminde söz konusu kalemin %94’ünü oluşturduğunu hesaplıyorum. Altın ithalatının cari işlemler dengesini azaltıcı, uluslararası altın rezervlerini ise artırıcı rol oynadığını hatırlatalım.

EYLÜL AYI TURİZM VERİLERİ

Şubat ayından sonra ilk kez Ağustos ayında Türkiye’ye gelen turist sayısı 1 milyonu geçerek 1 milyon 814 bin 701 oldu. Özellikle pandemide ikinci dalganın etkisi ve Türkiye’deki vaka sayısının ilan edilenden daha fazla olduğu endişeleri sebebiyle turist sayısında 2021 yazına kadar Ağustos ayı seviyesinin yakalanamayacağını tahmin ediyorum.

Dr. Fulya Gürbüz

Merkez Bankasına göre zayıf TL ihracatı destekleyecek

Merkez Bankası, 22 Ekim 2020 tarihli toplantısında 1-hafta vadeli borç verme faizi olan politika faizini %10,25 ile sabit tuttu. Toplantı öncesinde, kurdaki tansiyonu azaltmak adına politika faizinin %11,25-11,75 aralığına yükseltilmesi gerektiğini savunmuştum. Toplantıdan, politika faizini artırmak yerine Geç Likidite Penceresi 1 gecelik borç verme faiz oranının %13,25’ten %14,75’e yükseltildiği kararı çıktı. Hatırlatmak gerekirse, bankalar 1 gecelik, 1 haftalık ve Geç Likidite Penceresinden 1 gecelik vadelerde Merkez Bankasından borç alabilmektedirler. Merkez Bankası söz konusu fonlamaların miktar ve vadelerine göre hesapladığı “ortalama fonlama maliyetini” günlük olarak yayınlamaktadır. 21 Ekim itibariyle ortalama fonlama maliyeti %12,52 seviyesindeydi.

Merkez Bankası %10,25 seviyesindeki politika faizini neden değiştirmedi?

Merkez Bankası faiz politikasını belirlerken Tüketici Fiyat Enflasyonunu (TÜFE) dikkate alıyor. Eylül ayında TÜFE önceki yılın aynı ayına göre %11,75 seviyesine gerilemişti. Geçen hafta açıklanan TCMB Ekim ayı Beklenti Anketi sonuçlarına göre de yıl sonu TÜFE beklentisi %11,76 seviyesinde. %10,25 seviyesindeki politika faizinin üzerine ortalama %2-3’lük reel getiriyi eklersek %12,5-13,6’lık bir seviyeye ulaşıyoruz. Toplantı öncesinde 2-yıl vadeli devlet tahvilinin faizi %13,8, 1 yıl vadeli TL mevduatın faiz oranı ise %12,8 seviyesinde bulunuyordu.

Yukarıdaki paragrafta Merkez Bankasının politika faizini neden sabit tutmuş olabileceğine dair basın bülteninden anlayabildiğim kadarıyla bir sebep bulmaya çalıştım. Merkez Bankası fiyat istikrarını sağlamak adına TÜFE’yi dikkate alsa da üretim maliyetleri de nihai ürün fiyatlarını etkilemektedir. Yurt İçi Üreticileri Fiyat Enflasyonu (Yİ-ÜFE) Eylül ayında önceki aya göre %2,65, önceki yılın aynı ayına göre %14,33 artış kaydetti. TÜFE’deki artış önceki aya göre %0,97 olmuştu. Üretici fiyatları yılbaşından Eylül ayı sonuna kadar ortalama %13,44 artış kaydederken, TÜFE’deki artış %8,33 oldu. Bunu şu şekilde açıklayabiliriz: Üreticiler, satış hacimleri olumsuz etkilenmesin diye maliyetlerini tüketiciye tam olarak yansıtamamaktalar. Dolayısıyla da iş hacmi yaratılsa bile karlılık açısından parlak bir tablo ortaya çıkmamaktadır. İşletmelerin maliyetlerini azaltmak adına ticari kredi faiz oranlarının 16 Ekim itibariyle %13,87 seviyesine gerilemesi önemli bir adım olsa da bankacılık sektörü kredi hacminin %78’ini oluşturan ticari kredilerin ödeme kabiliyetindeki olası bozulmalar finansal sistem dolayısıyla da Türk lirası üzerinde önemli bir baskı oluşturabilir. Bu da Türk lirasının yabancı para birimlerine karşı sert değer kayıplarını beraberinde getirebilir. Özellikle Türk lirasında süregelen değer kaybının enflasyonda yapışkanlık etkisi yaratması, Türk lirasına güven sağlanmadıkça enflasyonda düşüş eğilimini de engellemektedir.

Merkez Bankası neden Geç Likidite Penceresi borç verme faiz oranını %14,75’e yükseltti?   

Enflasyondaki yükseliş eğilimini Merkez Bankası güçlü kredi ivmesi desteğiyle ekonomide sağlanan hızlı toparlanmaya ve finansal piyasalarda yaşanan gelişmelere bağlıyor. Toplantı sonrasında yayınlanan basın bülteninde Merkez Bankası, enflasyonda düşüşü sağlamak adına temkinli duruşunu koruyacağını vurguladı. Bu sebeple Merkez Bankası, Geç Likidite Penceresi 1 gecelik borç verme faiz oranını %13,25’ten %14,75’e yükselterek ortalama fonlama maliyetinin %13,5 seviyesinin üzerine çıkmasını sağlayabilecek.

Merkez Bankası para politikası kararında hangi gerekçeleri öne sürdü?

Merkez Bankasının yayınladığı basın bülteninde politika kararına yönelik olarak sunduğu gerekçeleri kendi yorumumla iletmeye çalışayım:

“İktisadi faaliyetteki toparlanma devam etse” de pandemide ikinci dalga riski göz ardı edilmemeli

Aşağıdaki grafikte görüleceği gibi, sanayi üretimi Kovid-19 kaynaklı kapatmaların devreye alındığı Nisan ayında dip seviyelere gerilemiş, ardından tedbirlerin gevşetilmesiyle Mayıs ayından itibaren aralıksız artış kaydetmiştir. Bunda özellikle ihracat performansındaki yukarı yönlü eğilim önemli bir rol oynamıştır. Küresel olarak, Ağustos ayında ise pandemide ikinci dalga etkisini göstermeye başlamış ve Türkiye dahil sanayi üretimi artışında yavaşlama kaydedilmiştir. İkinci dalganın yaygınlaşma ihtimali iktisadi faaliyetin zayıflamasına sebep olabilir.

Kaynak: TDM

“Son dönemde atılan politika adımlarıyla birlikte ticari ve bireysel kredilerdeki normalleşme eğilimi belirginleşmiştir”

Eylül ayında politika faizinin yükseltilmesi ve sıkı para politikasının da desteğiyle Merkez Bankası, ticari ve bireysel kredilerdeki normalleşme eğiliminin belirginleştiğini ifade ediyor.

Merkez Bankası 25 Eylül tarihli toplantısında politika faizini %8,25’ten %10,25’e yükseltmişti. Aşağıdaki grafikte de görüleceği gibi, politika faizindeki artış tüketici kredi faiz oranlarının artmasında etkili olurken ticari kredi faizlerinde düşüş gözlendi.

Kaynak: TDM

Yine aşağıdaki grafikte görüleceği gibi, tüketici kredi faizlerindeki artış ve ticari kredi faizlerindeki düşüşün etkisiyle 25 Eylül’den 16 Ekim tarihine kadar kredi hacmi artışında yavaşlama eğilimi var.

Kaynak: TDM

16 Ekim 2020 tarihli BDDK verilerine göre, toplam bankacılık sektörü kredi hacminin %22’sini Bireysel Krediler ve Kredi Kartları, %78’ini Ticari Krediler oluşturmaktadır. Aşağıdaki grafikte de görüleceği gibi, 25 Eylül’de faiz artırımının ardından tüketici faiz oranlarındaki artış tüketici kredilerinde yavaşlama getirirken, ticari kredilerde artış eğilimi var.

Kaynak: TDM

Söz konusu gelişmelere bağlı olarak; bankacılık sektörünün, işletmelere daha düşük faizle finansman sağlaması amacıyla ticari kredilere öncelik vermesini, öte taraftan da enflasyonist baskıyı azaltmak adına tüketici kredileri faiz oranlarındaki artışa istinaden tüketici kredi hacminde kaydedilen yavaşlamayı Merkez Bankasının “normalleşme eğilimi” olarak ifade ettiğini anlıyorum.

“İthalatta öngörülen dengelenmenin başladığı” görülse de sebebi bozulan talep

Merkez Bankası ithalattaki güç kaybını “Salgın tedbirleri kapsamında uygulanan destekleyici politikaların kademeli olarak geri alınmasıyla ithalatta öngörülen dengelenmenin başladığı görülmektedir” olarak ifade ediyor. Aşağıdaki grafik ise, altın ithalatı hariç tutulduğunda ithalat hacminde pandemi öncesine göre yavaşlama eğilimini açıkça gösteriyor. Elbette ithal ürünlere getirilen ek vergilerin söz konusu gelişmede etkisi olabilir ancak hem iç talepteki hem de sermaye yatırımlarındaki güç kaybının etkisinin ithalat performansı üzerinde daha etkili olduğunu düşünüyorum.

Kaynak: TDM

“Mal ihracatındaki güçlü toparlanma, emtia fiyatlarının görece düşük seviyeleri ve reel kur düzeyi önümüzdeki dönemde cari işlemler dengesini destekleyecektir” denilse de riskler göz ardı edilmemeli

Ağustos ayında, küresel talepteki bozulmaya bağlı olarak mal ihracatında güç kaybı yaşandığını gördük. Söz konusu güç kaybı düşen iç talebin etkisiyle mal ithalatında azalmaya dolayısıyla da cari işlemler açığında azalmaya katkı sağlayacaktır. Ancak altın ithalatındaki belirsizlik söz konusu beklentiyi riske atıyor. Öte yandan, Merkez Bankasının politika faizini sabit tutmasının ardından Dolar/TL kuru tekrar 7,90 seviyelerinin üzerine çıktı. Merkez Bankasının “reel kur düzeyinin cari işlemler dengesini destekleyeceğini” ifade etmesi, Merkez Bankasının zayıf Türk lirasını desteklediğini, dolayısıyla da Türkiye’nin ihracat mallarının fiyat avantajı sunarak ihracat performansının artacağı beklentisini savunduğunu anlıyorum. Aşağıdaki grafik Türk lirasının rekor düşük seviyelerine gerilediğini gösterse de Türk lirasındaki değişimin doğrudan ihracat hacmini etkilediğini kanıtlamıyor:

Kaynak: TDM

Pandeminin yarattığı arz şoku sebebiyle Türkiye ihracatının olumlu etkilendiği elbette söylenebilir ancak küresel rekabetteki sert yarışın etkisiyle Türkiye’nin pastadan pay kapma şansı sınırlanmış olabilir. Ayrıca, kış aylarıyla birlikte artacak olan enerji ihtiyacı, ithalat hacmini de yukarı çekecektir. Dolayısıyla söz konusu sebeplerin cari işlemler dengesini destekleyemeyeceği ihtimali yüksek.

Dr. Fulya Gürbüz

Haftanın makro-ekonomi gündemi: Merkez Bankası faiz kararı, enflasyon, uluslararası yatırım pozisyonu, tüketici güveni ve Euro Bölgesi PMI

19 Ekim 2020, Pazartesi

AĞUSTOS AYI NET ULUSLARARASI YATIRIM POZİSYONU

Merkez Bankası tarafından açıklanan Uluslararası Yatırım Pozisyonu (UYP); Türkiye’deki yerleşik kişilerin yurt dışındaki yerleşik kişiler ile finansal alacakları, yükümlülükleri ve rezerv varlık olarak tuttukları altın şeklindeki finansal varlıklarının belli bir tarihteki stok değerini göstermektedir. Varlıklarımız Temmuz ayında önceki aya göre 4,8 milyar dolar (%2,1) artışla 232,1 milyar dolar seviyesine, yükümlülükler ise aylık %7,5’luk (42,4 milyar dolar) sert artışla 611,0 milyar dolar seviyesine yükselmişti. Varlıkların yükümlülüklerden farkını alarak hesaplanan Net Uluslararası Yatırım Pozisyonu (NUYP) Temmuz ayında önceki aya %11’lik (37,6 milyar dolar) artışla 378,9 milyar dolar açık verdi. Verinin yayınlandığı 2006 yılı başından bu yana NUYP, Ocak 2018’de 482,7 milyar dolar açık vererek en yüksek değerini almış, en düşük değer ise 161,7 milyar dolarlık açık ile Haziran 2006’da kaydedilmişti.

AĞUSTOS GÖRÜNÜMÜ… Geçen hafta özel sektörün Ağustos ayı uzun vadeli kredi borç stoku açıklandı; stok Temmuz ayına göre 0,3 milyar dolar azalışla 162,2 milyar dolar seviyesine geriledi. Türkiye genelinin ise kısa vadeli dış borç stoku Ağustos ayında önceki aya göre 4,3 milyar dolar artışla 132,8 milyar dolar oldu. Ağustos ayı ile birlikte önümüzdeki 12 ayda vadesi dolacak dış borç tutarı ise Temmuz ayındaki 176,5 milyar dolardan 181,3 milyar dolar seviyesine yükseldi. Detaylara baktığımızda Türk lirasındaki değer kaybı paralelinde artan risk primine bağlı olarak özel sektör bankalarının ve finans dışı özel sektörün uzun vadeye kıyasla kısa vadeli borçlanmaya ağırlık verdiğini anlıyoruz.

20 Ekim, 2020, Salı

EYLÜL AYI YURTDIŞI ÜRETİCİ FİYAT ENDEKSİ (YD-ÜFE)

TÜİK tarafından açıklanan Yurt Dışı Üretici Fiyat Endeksinde ürünlerin ihracat fiyatları doğrudan sanayi sektöründeki üretici firmalardan alınıyor. Dolayısıyla ağırlıklı olarak ithal girdi ile üretim yapan yurt dışı üreticilerin hem maliyetleri hem de ürün satış fiyatları Türk lirasının değerindeki değişimlerden doğrudan etkilenmektedir. Türk lirası Ağustos ayında önceki aya göre %6,1, önceki yılın aynı ayına göre %28,9 değer kaybetmiş, aynı ay YD-ÜFE aylık %7,46, yıllık %30,23 artış kaydetmişti.

EYLÜL GÖRÜNÜMÜ… Eylül ayında Türk lirasının önceki aya göre %3,5, önceki yılın aynı ayına göre %32,0 değer kaybetmesinin etkisiyle YD-ÜFE’deki artış devam edecek.

EYLÜL AYI MERKEZİ YÖNETİM BORÇ STOKU

Ağustos ayında merkezi yönetimin borç stoku 1,8 trilyon TL seviyesinde bulunuyor. Söz konusu borcun 1,1 trilyon TL’si iç borcu, 0,7 trilyon TL’si ise dış borcu kapsıyor. Eylül ayında dış borçlanma gerçekleştirmeyen Hazine, Ekim ayında 2,5 milyar dolarlık tahvil yoluyla dış borçlanma gerçekleştirmesi borç stokunda Ekim ayında artış getirecek.

22 Ekim 2020, Perşembe

MERKEZ BANKASI (TCMB) PARA POLİTİKASI KARARI

TCMB 24 Eylül 2020 tarihli olağan para politikası toplantısında 1-hafta vadeli borç verme faizi olan politika faizini %8,25’ten %10,25 seviyesine yükseltmişti. TCMB, bankalara gecelik (O/N) ve haftalık vadelerde borç vererek fon imkanı sağlıyor. TCMB, O/N olarak bankalara %11,75’ten, geç likidite penceresi kapsamında O/N olarak bankalara %13,25’ten, 1 haftalık vadede ise %10,25’ten borç veriyor. Söz konusu fonlamaların günlük ortalamasını veren ağırlıklı ortalama fonlama maliyeti 9 Ekim itibariyle %11,64 seviyesine yükseldi. Merkez Bankası politika faizini belirlerken fiyat gelişmelerine bakıyor. Türk lirasındaki değer kaybının enflasyona doğrudan yansıması hem üretici hem de tüketim mal fiyatlarını yukarıya taşıyor. Geçen hafta açıklanan TCMB Ekim ayı Beklenti Anketi sonuçlarına göre yıl sonu Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) beklentisi %11,76 seviyesinde bulunuyor. Eylül ayında TÜFE yıllık %11,75 seviyesinde iken Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) yıllık %14,33 artış kaydetmişti. Dolayısıyla Türk lirasındaki değer kaybının sürdüğü Ekim ayında da enflasyonist baskının süreceği, hatta önümüzdeki aylarda jeopolitik risklerin korunması, Avrupa ile siyasi gelişmeler ve ABD seçimlerine yönelik belirsizlikler sebebiyle kurdaki artışın devam etme olasılığı yüksek. Her ne kadar tahvil faizleri Cuma itibariyle %13,65 ile yatırımcılarına enflasyona eşdeğer bir getiri sunuyor olsa da mevduat faiz oranları %10,84 ile yatırımcıyı çekebilecek bir avantaj ortaya koyamıyor. Enflasyona karşı yüksek getiri sunulması tasarruflarda da artış getirecektir. TCMB’nin 22 Ekim’de politika faizini %11,25-11,75 aralığına yükseltmesi hem tasarrufların artmasına katkı sağlamak hem de kurdaki tansiyonu azaltmak adına önemli bir adım olacaktır.  

EKİM AYI TÜİK TÜKETİCİ GÜVEN ENDEKSİ

TÜİK Tüketici Güven Endeksi Eylül ayında önceki aya göre hafif yükselişle 81,9 seviyesine yükselmişti. Endeksin 100’den büyük olması tüketici güveninde iyimser durum, 100’den küçük olması tüketici güveninde kötümser durum olduğunu gösteriyor. Endeks Temmuz 2004’ten bu yana 100 seviyesinin altında seyrediyor. Endeks Kasım 2008’de 73,9 ile en düşük değerini almıştı.

EKİM GÖRÜNÜMÜ… Geçen hafta açıklanan Ekim ayı Bloomberg HT Tüketici Güven Endeksi önceki aya göre 5,67 puan düşüşle 65,6 seviyesine geriledi. Söz konusu düşüşte Türk lirasının ABD dolarına karşı Eylül ayındaki ortalama 7,534 değerinden Ekim ayında 7,900 seviyesinin üzerine çıkmasının etkisi var. TÜİK Tüketici Güven Endeksi de Türk lirasındaki değer kaybından olumsuz etkilenecektir.

TCMB VE BDDK, 16 EKİM 2020 TARİHLİ HAFTALIK PARA VE BANKA VERİLERİ

9 Ekim haftasında para ve banka verilerinde önceki haftaya göre önemli bir değişiklik olmadı.

9 Ekim 2020 tarihli para ve banka verileri aşağıdaki gibidir:

Kaynak: BDDK, TCMB, TDM

23 Ekim 2020, Cuma

ABD, EURO BÖLGESİ, İNGİLTERE, JAPONYA EKİM AYI IHS MARKIT PMI (SATINALMA MÜDÜRLERİ ENDEKSİ) VERİLERİ AÇIKLANACAK

Türkiye’nin ağırlıklı olarak ihracat ortakları olan Euro Bölgesi, İngiltere ve ABD imalat sektörlerinin Ekim ayındaki seyri Türkiye PMI verisi için de önemli ipuçları verecek. PMI verileri imalat ve hizmet sektörlerinde istihdam, satın alımlar, talep, ihracat, maliyetler, çıktı fiyatları ve tedarik sürelerini kapsıyor. Eylül ayı verileri hem Türkiye hem de küresel olarak imalat sektöründe olumlu bir tablo ortaya koymuştu.

Dr. Fulya Gürbüz

Kur-Enflasyon açısı daraldıkça rezervler azalıyorsa çare tersinde

Merkez Bankası Para Politikası Kurulu 24 Eylül olağan aylık toplantısını yapacak ve 14:00’te faiz kararını duyuracak. 1-hafta vadeli borç verme faizi olan politika faizi Mayıs ayı toplantısından bu yana %8,25 seviyesinde bulunuyor. Bu seviyeye nerelerden geldiğimizi görmek için aşağıdaki grafiği inceleyelim.

Grafik 1

Ağustos-Eylül 2018’de Türk lirasında yaşanan sert değer kayıplarının ardından Ekim ayı toplantısında %24 seviyesine yükseltilen politika faizi dokuz ay boyunca bu seviyesini korumuş, Temmuz 2019’da ilk faiz indirimiyle %19,75’e düşürülmüş, bu tarihten itibaren kademeli indirimlerle politika faizi en son Mayıs 2020 toplantısıyla birlikte %8,25 seviyesine kadar gerilemişti. Ağustos-Eylül 2018’de kurdaki sert yükselişlerin etkisiyle yıllık TÜFE enflasyonu Ekim 2018’de %25,24 ile zirve yapmıştı. Takip eden aylarda kurdaki dalgalanmaların azalmasıyla birlikte yıllık TÜFE’nin düşmeye başlaması Merkez Bankasının faiz indirim kararlarını desteklemişti. Ancak Ocak 2020 ile birlikte ekonomik büyümeye ilişkin artan riskler ve sermaye çıkışlarındaki hızlanmanın etkisiyle Merkez Bankası döviz rezervleri 2008 Finansal Kriz dönemindeki seviyelerinin altına geriledi. Mart 2020’de Kovid-19’un patlak vermesiyle birlikte kurdaki tansiyonun enflasyon üzerinde yarattığı yapışkanlığın etkisiyle, %8,25 seviyesindeki politika faizi, %10’un üzerinde seyreden enflasyonun gerisinde kalmasına sebep oldu. Aşağıdaki grafiği incelediğinizde son dönemde Merkez Bankası döviz rezervlerinde yaşanan sert düşüşü; dahası 1-hafta vadeli politika faizinin, Merkez Bankası ortalama fonlama maliyeti ve yıllık TÜFE’den ne kadar geride kaldığını görebilirsiniz.

Grafik 2

Merkez Bankası döviz rezervlerinin azalmasının neden bu kadar önemli olduğunu sorarsanız sebebi şu: Temmuz 2020 itibariyle kamunun gelecek 12-ayda ödemesi gereken toplam dış borcu 42,1 milyar dolar (merkezi yönetimin payı 5,4 milyar dolar, kamu bankalarının payı 36,2 milyar dolar). Merkez Bankasının ise aynı dönemde ödemesi gereken dış borcu 20,1 milyar dolar (Mart 2020’de 8,4 milyar dolardı). Toplamda, kamu ve Merkez Bankası Ağustos 2020’den itibaren gelecek 12 ayda 62,2 milyar dolar dış borç ödemesi yapacak. Peki, kasada bu kadar döviz var mı?

. Merkezi yönetimin parası yok: Düşük büyüme performansı ve üzerine Kovid-19’un patlak vermesiyle azalan vergi gelirlerinin etkisiyle bütçe açığı artmaya devam ediyor.

. Kamu tarafında 11 Eylül 2020 itibariyle özellikle kamu bankalarının net döviz pozisyonu 5,7 milyar dolar açık vermiş durumda (söz konusu değer en son 20 Aralık 2019’da pozitifti).

. Merkez Bankasının brüt döviz rezervi 45,3 milyar dolar ile tarihi düşük seviyesinde ki bunda turizm gelirlerinin sıfırlanmasının da etkisi var.

. Yukarıda bahsedilenlere ek olarak, Merkez Bankasının yayınladığı Temmuz 2020 tarihli Uluslararası Rezervler ve Döviz Likiditesi raporu verilerine göre swap anlaşmaları dahil Merkez Bankasının döviz vadeli işlemlerinden dolayı gelecek 12 ayda toplam 53 milyar dolar döviz açığı pozisyonu bulunuyor.

Özetlersek, Hazine’nin hazinedarlığını yapan Merkez Bankasının kasasında, gelecek 12 aylık dönemde kamu ve Merkez Bankasının ödemek zorunda olduğu toplam dış borcu karşılayacak döviz rezervi yok.

Gelelim Merkez Bankası politika faizi, ortalama fonlama maliyeti ve TÜFE’nin son durumuna… 1 hafta vadeli borç verme faiz oranı olan politika faizinin %8,25 seviyesinde bulunmasına rağmen Merkez Bankası gecelik işlemlerle bankalara daha yüksek faizden borç veriyor: Merkez Bankası gecelik vadede (O/N) bankalara %9,75’ten, geç likidite penceresi kapsamında ise bankalara gecelik %11,25’ten borç veriyor.

11 Eylül ile biten haftada TCMB bankalara ortalama %10,3’ten borç verdi. Aynı dönemde bankalar ortalama %10,2’den mevduat toplarken; ticari kuruluşlara %13,1’den, tüketicilere ise %17’den kredi kullandırdı. TÜFE ise Ağustos ayında %11,8 seviyesinde bulunuyor. Eylül ayı Merkez Bankası Beklenti Anketi’ne göre anket katılımcılarının yıl sonu TÜFE beklentisi %11,5 seviyesinde olmasına rağmen 29 Temmuz tarihli Enflasyon Raporu’na göre Merkez Bankasının 2020 yıl sonu TÜFE beklentisi %8,9 seviyesinde bulunuyor.

Daha sade anlatırsak: Kurdaki artış enflasyondaki artışı tetiklerken, fon ihtiyacı olan birey ve kurumların borçlanma maliyeti de yükselmeye devam ediyor. Borçlanma maliyetleri yükselirken tasarruf sahiplerinin mevduat getirisi ise enflasyonun gerisinde kalmaya devam ediyor (buna negatif reel getiri deniyor). Mevduatın sunduğu negatif reel getiri ise yabancı para cinsi mevduat hacminde yukarı yönlü bir etkiye sahip oluyor. Kurdaki yükselişin de etkisiyle 11 Eylül haftasında döviz tevdiat hesaplarında önceki haftaya göre 1 milyar dolarlık artış yaşandı. Yani, hane halkı TL’yi değil dövizi tercih etmeye devam ediyor. Dolayısıyla da Türk lirası rezerv paralara karşı (dolar, Euro,…) değer kaybetmeye devam ediyor. Mevduat sahibinin getirisinin enflasyonun altında kalmayacak şekilde yükselmesi kurdaki tansiyonu düşürebilir. Tansiyonun düşmesi Merkez Bankası politika faizi kararına bağlı.

Türk lirasına güvenin tekrar sağlanabilmesi için para politikasında sadeleşme gerekiyor. Bunun bir yolu Merkez Bankasının ya %11,25 seviyesindeki gecelik borç verme faiz oranını politika faizi olarak ilan etmesi ya da 1 haftalık politika faizini gecelik borç verme faizi olan %11,25’e yükseltmesi olabilir. Söz konusu sadeleşme yapısal reformlarla desteklenmesi halinde doğrudan yabancı sermaye için cazip bir ülke konumuna gelebiliriz. Aksi takdirde rezervlerdeki daralmanın devam etmesi kur ve enflasyon arasındaki açının daralmasına, yani kur-enflasyon tetiklemesinin hızlanmasına sebep olacaktır.

Dr. Fulya Gürbüz

Fed’in yeni para politikasını anlamaya başlayalım mı?

27 Ağustos’ta Jackson Hole konuşmasında Fed Başkanı Powell politika faizi kararında “%2 enflasyon hedefi” yerine bundan sonra “ortalama %2 enflasyon hedefine” odaklanacaklarını duyurmuştu. Ortalamadan kasıt, Fed’in enflasyon %2’ye geldiğinde hemen politika faizini değiştirmek yerine bir süre enflasyonun %2’nin biraz altında veya biraz yukarısında hareket etmesine izin verecek olması. Henüz Fed, ortalama %2’lik enflasyonun hangi aralıkta olması gerektiğine karar vermiş değil. Dahası, Powell’in de vurguladığı gibi “söz konusu aralık duruma göre değiştirilebilecek”. Fed, yeni para politikası sürecini, ekonomik şartlara göre gerekçelerini halkla paylaşarak yönetmeye başlayacak.

Jackson Hole, yeni para politikasıyla tanışmamıza ev sahipliği yapmış olsa da daha detaylı ipuçları, Fed’in internet sitesinde Ağustos 2020 tarihli bir makalede yer alıyor. Makale, Fed ekonomistlerinin görüşlerini yansıtıyor.

Yazarlar, “ortalama %2 enflasyon hedefi” çatısı altında yeni para politikasına yönelik olarak Federal Açık Piyasa Komitesinin (FOMC) üç çeşit enflasyon aralığı belirleyebileceğini söylüyor:

1) Uygun bir politika altında, enflasyondaki değişimlerin büyüklüğünü gösteren aralık (belirsizlik aralığı). Yazarlara göre söz konusu aralık “kısa-orta dönemdeki belirsizliği veya uzun vadede ortalama belirsizliği” ifade edebilir. Hatta farklı olarak, kamuyu bilgilendirirken “büyüme dönemlerinde enflasyonun yüksek olasılıkla aralığın üst bandını geçmeyeceği” veya “daralma dönemlerinde enflasyonun, aralığın alt bandına gerilemeyeceği” gibi ifadeler de kullanılabileceği örnekleniyor.

2) Fed’in enflasyonun geçici olarak bir süreliğine hedefinden uzak hareket etmesine izin vereceği aralık (operasyonel aralık),

3) Enflasyondaki dalgalanmanın para politikasını etkilemeyeceği aralık (kayıtsızlık aralığı).

Bununla birlikte makalede, Fed’in iletişim ve hesap verebilirliği çerçevesinde söz konusu aralıklara ilişkin risklere ve önemli noktalara değiniliyor:

1) Enflasyon aralığı belirlense bile Fed’in bu aralığı oluşturma sebepleri yanlış anlaşılabilir.

2) Belirlenen aralıklar, Fed’in ortaya koyduğu strateji ve para politikası çerçevesi birbirlerini desteklemeli, birbirleriyle uyumlu şekilde net olarak ortaya konulmalıdır.

3) Enflasyondaki dalgalanmaların sürekliliği ve buna sebep olan etkenler, kamunun anlayabilmesi amacıyla, net bir biçimde ortaya konulmalıdır.  

4) Bant aralığı, “arz şoklarında dalgalanma ve işgücü piyasasında olası yapısal değişimler” gibi “zamanla değişkenlik gösterebilecek yapısal faktörlere bağlıdır”. Dolayısıyla, belirlenmiş olan bant aralığının söz konusu faktörler sebebiyle yenilenebileceği bilgisi kamuyla paylaşılmalıdır.

Nitekim Powell da yeni para politikası çerçevesini tanıtırken söz konusu risklere değinmişti.

Makalede yeni para politikası çerçevelenirken, Fed’in güvenirliliğini zarara uğratmayacak şekilde uygulanması gerektiğine vurgu yapılıyor: esnek, hesap verebilir, net, uygun, uyumlu, tutarlı, koordineli.

Dr. Fulya Gürbüz

Bu hafta nakit bütçe, dış ticaret, işsizlik, cari açık ve AMB para politikası kararını takip edeceğiz

7 Eylül 2020, Pazartesi

Ağustos ayı nakit bütçe dengesi açıklanacak. Koronavirüs kaynaklı olarak giderlerin gelirlerden hızlı artması sebebiyle Şubat ayından bu yana aralıksız artan bütçe dengesi en son 30 Temmuz ayında 30,8 milyar TL açık verdi. Böylece 2019 yılı genelinde toplam 130,5 milyar TL açık veren nakit bütçe dengesi 2020 yılının ilk 7 ayında yeni bir rekor kırarak 140 milyar TL’lik bütçe açığı kaydetti. 

9 Eylül 2020, Çarşamba

Temmuz ayı dış ticaret endeksleri açıklanacak. Nisan ayında KOVİD-19 kaynaklı kapatmaların etkisiyle dip yapan ihracat ve ithalat miktar endeksleri Mayıs ayında tedbirlerin gevşetilmesiyle kısmen, Haziran ayında ise daha sert yükseliş kaydetti. Birim değer endekslerinde bozulmanın ise Haziran ayında yavaşlayarak da olsa sürdüğünü gördük. Dış ticaret endeksleri hizmet dış ticaretini kapsamamaktadır.

10 Eylül 2020, Perşembe

Avrupa Merkez Bankası (AMB) para politikası kararını açıklayacak. Toplantıda politika faizinde değişiklik gelmeyecek ancak AMB’nin bölge ve küresel ekonomi değerlendirmelerine, enflasyon ve büyüme beklentilerine ve Banka’nın likidite ihtiyacını sağlamaya yönelik faaliyetlerinde olası yeniliklere odaklanacağız. AMB, 16 Temmuz tarihli olağan para politikası toplantısında enflasyonda yıllık %2 hedefini koruduklarını, %-0,5 (yüzde eksi 0,5) ile %0,25 aralığındaki politika faiz oranlarında ise değişiklik yapmadıklarını, toplam 1,35 trilyon Euro büyüklüğündeki Pandemi Acil Satın Alma Programını en az Haziran 2021’e kadar sürdüreceklerini, 20 milyar Euro değerindeki aylık net varlık alım programına politika faizlerini artırana kadar devam edeceklerini, son olarak da bankaların şirket ve hane halkına kredi vermeyi sürdürebilmeleri için yeniden finansman faaliyetlerine devam edeceklerini duyurmuştu. Makro-ekonomik veri tarafında, 2019 yılında ortalama yıllık %1,3 büyüyen Euro Bölgesi GSYH’si 2020 yılının ilk çeyreğinde yıllık %3,1, ikinci çeyreğinde de yıllık %15,0 daraldı. İkinci çeyrekte önceki çeyreğe göre daralma %12,1 oldu. AMB Başkanı Lagarde, 16 Temmuz tarihli para politikası toplantısı sonrasında yaptığı basın toplantısında üçüncü çeyrekte ekonomik toparlanma beklediklerini, enflasyonun ise önümüzdeki aylarda düşmeye devam edeceğini, 2021 yılı başlarında ise yükselme eğilimine gireceğini beklediklerini duyurmuştu. Temmuz ayında yıllık %0,4 artan tüketici fiyatları endeksinin Ağustos ayında yıllık %0,2 düşmesi Lagarde’ın ilk öngörülerini doğruladı. Lagarde, Mart-Haziran döneminde aldıkları tedbirlerin 2022 yılı sonuna kadar GSYH’ye %1,3, yıllık enflasyona ise %0,8 katkı yapacağını tahmin ettiklerini eklemişti.

Haziran dönemi (Mayıs-Haziran-Temmuz) işgücü verileri açıklanacak. Pandemi kaynaklı olarak işten çıkarma yasağının etkisiyle Mayıs ayında işsizlik oranı %12,89 ile önceki aya göre hemen hemen aynı kalmıştı. tradingeconomics.com işsizlik oranının Haziran döneminde %13,4 seviyesine yükseleceğini tahmin ediyor.

TCMB ve BDDK 4 Eylül 2020 tarihli haftalık para ve banka verilerini açıklayacak. 28 Ağustos tarihli verilere göre TL cinsi mevduat faiz oranı ile TL cinsinden tüketici kredi faiz oranı ortalama değerler olarak son dört haftadır yükselişini sürdürdü. Öte yandan kamu bankalarının yabancı para (YP) net genel pozisyon açığının önceki haftaya göre 3,1 milyar dolar azalarak 4,8 milyar dolara gerilemesi toplam bankacılık sektörünün YP net genel pozisyon açığının 0,4 milyar dolar seviyesine gerilemesinde etkili oldu. TCMB’nin brüt döviz rezervleri ise önceki haftaya göre 3,8 milyar dolar düşüş kaydederek 41,6 milyar dolar seviyesine geriledi. 28 Ağustos 2020 para ve banka verileri aşağıdaki gibidir:

11 Eylül 2020, Cuma

Temmuz ayı ödemeler dengesi verileri açıklanacak. Haziran ayında cari işlemler hesabı 2,9 milyar dolar açık vermişti. Temmuz ayında dış ticaret açığındaki hafif gerileme, cari işlemler açığında da paralel bir etki yaratacak.

Dr. Fulya Gürbüz

Yoğun veri akışında gözler Merkez Bankası faiz kararında olacak

17 Ağustos 2020, Pazartesi

Temmuz ayı merkezi yönetim bütçe verileri açıklanacak. Nakit dengesi bütçe açığındaki artışın sürdüğüne işaret etmişti. 

Temmuz ayı konut satışları açıklanacak. Haziran ayında konut satışları önceki aya göre 3,7 kat artışla 190 bin 12 adet olmuştu. Bunda Haziran ayında konut kredi faiz oranlarının önceki ay ortalaması olan %11,2’den %9,3’e düşmesi, konut kredi hacminin de Haziran ayında önceki aya göre ortalama %4,1 artış kaydetmesi etkili oldu. Temmuz ayında da benzer seyir görüldü. Kredi faiz oranları Temmuz ayında %9,1’e gerilerken, kredi hacmindeki artış %13,4’e hızlandı. Dolayısıyla Temmuz ayında da konut satışlarındaki artış sürecek.

Kaynak: Turkey Data Monitor

19 Ağustos 2020, Çarşamba

Haziran ayı özel sektör uzun vadeli kredi borcu açıklanacak. Şubat 2018’de 226,1 milyar dolara kadar yükselen özel sektörün uzun vadeli kredi borcu Mayıs 2020 itibariyle 162,3 milyar dolar seviyesinde bulunuyor.

Kaynak: Turkey Data Monitor

Merkez Bankası Haziran ayı konut fiyat endeksini açıklayacak. Mayıs ayında endeks, önceki aya göre %6,4 artış ile tarihi en yüksek artışını kaydederek 135,7 seviyesine yükselmişti. Haziran ve Temmuz aylarında artan konut talebinin etkisiyle konut fiyatlarında da artış göreceğiz.

Kaynak: Turkey Data Monitor

20 Ağustos 2020, Perşembe

Merkez Bankası, Para Politikası Kurulu Ağustos ayı olağan toplantısını gerçekleştirecek. Merkez Bankasının politika faizi Mayıs toplantısındaki indirimle %8,25 seviyesinde bulunuyor. Şu soruları cevaplayarak Merkez Bankasının faiz kararı hakkında bir tahminde bulunalım:

. Bankaların Merkez Bankasından ortalama borçlanma maliyeti nedir? 13 Ağustos itibariyle %9,06 seviyesinde. Hep mi böyleydi? Hayır, politika faizinin %8,25’e indiği Haziran ayında ortalama fonlama maliyeti %7,68, Temmuz ayında ise %7,76 seviyesindeydi.

. Haziran-Temmuz döneminde bankalar yüzde kaç faizle mevduat topladılar? Ortalama %7,4.

. Haziran-Temmuz döneminde bankalar yüzde kaç faizle kredi verdiler? Ticari kredilerde ortalama %9,3, tüketici kredilerinde %11,2 ortalamayla kredi kullandırıldı.

. Haziran-Temmuz döneminde Merkez Bankasının dikkate aldığı tüketici fiyat enflasyonu (TÜFE) ne oldu? Haziran ayında %12,6, Temmuz ayında %11,76 seviyesindeydi. Ancak, Türk lirasındaki değer kaybı hem üretici hem de tüketici fiyatlarındaki artışı ateşlemeye devam ediyor.

. Merkez Bankasının yıl sonu TÜFE tahmini nedir? Merkez Bankasının 3. çeyrek Enflasyon Raporunda yer aldığı üzere yıl sonu TÜFE tahmini %8,9.

Bu soruların cevaplarının ne anlama geldiğini sıralayayım. Bankalar mudilerinden düşük faizle mevduat toplayarak tasarruf sahiplerine enflasyonun altında getiri sunuyor. Buna negatif reel getiri deniyor. Dolayısıyla tasarruf sahipleri enflasyon üzerinde getiri sağlayabilecek altın, döviz ve hisse senetlerine yatırım yapmayı tercih ederken düşük kredi faizlerinin etkisiyle konut ve otomobil satışlarında sert yükselişler yaşandı. Bütçe açığı büyürken tüketimi artırarak vergi geliri sağlamak amacıyla özellikle kamu bankalarının düşük faizlerle kredi dağıtması, ekonomik aktivitenin pandemi öncesi seviyelerinin hayli aşağısında olması sebebiyle gelir kaybındaki azalmaya bağlı olarak kredilerin ödenmesine yönelik artan riskler, dahası BDDK’nın bankaların aktif kalitesini aşağı çekmesine olanak tanıyan kararlarını da eklediğimizde bankacılık sektörüne yönelik risklerin artması Türkiye hane halkının bankalardaki döviz tevdiat hesaplarının (yabancı para cinsinden mevduatlarının) artışını sürdürmesine sebep oluyor. 7 Ağustos itibariyle döviz mevduatları tarihi rekor kırarak 215,5 milyar dolar seviyesine yükseldi. Artan döviz talebi sebebiyle Merkez Bankasının geçen hafta bankaların likidite imkan limitlerini sıfırlaması ile ortalama fonlama maliyeti %9,06’ya yükseldi. Artan likidite ihtiyacı sebebiyle TL karşılığı döviz satışları dolar ve Euro kurlarında düşüşe, altın fiyatlarında da gerilemeye sebep oldu. Tüm bu sıraladıklarımın Merkez Bankasının Perşembe günü açıklayacağı politika faizi kararıyla ne ilgisi var derseniz öncelikle Merkez Bankasının temel amacı fiyat istikrarını korumaktır. Bunun, fiyat artışlarının devamlı aynı seviyede kalması anlamına gelmediğini, dar bir aralıkta hareket etmesini sağlamak olduğunu söylüyor Merkez Bankası. Fiyat artışlarındaki dalgalanmalarda Türk lirasındaki sert dalgalanmaların ve petrol fiyatlarındaki yükselişin etkili olmaya devam etmesi, bu sert dalgalanmalara güven kaybındaki artışın sebep olduğunu, güven kaybındaki artışta Merkez Bankasının eriyen döviz rezervlerinin ve bankacılık sektörüne yönelik risklerin artması, bunların yanında istihdamdaki düşüşün, turizm sektörünün durmasının, artan gelir kaybının, hane halkının ödeme kabiliyetindeki bozulmanın, artan finansman ihtiyacının, bütçe açığındaki artışın da faizler üzerinde baskı yaratarak faizleri yukarı çekmesinin etkisi var. Merkez Bankasının, bağımsızlığı konusunda güven artırıcı bir hamle olarak politika faizini %9-10 aralığına yükseltmesi gerektiğini düşünüyorum. 

Temmuz ayı merkezi yönetim borç stoku açıklanacak. Haziran ayında stok 1.641 milyar TL (1,6 trilyon TL) seviyesindeydi. Stokun 984 milyar TL’si iç borç stokunu (%60’ı), 657 milyar TL’sini (%40’ı) dış borç stoku oluşturuyor. 

Haziran ayı kısa vadeli dış borç stoku açıklanacak. Nisan 2020’de 115,2 milyar dolar olan stok, Mayıs 2020 itibariyle 123,5 milyar dolar seviyesinde bulunuyor. Bu yükselişte Merkez Bankasının kısa vadeli dış borcunu Nisan ayına göre 10 milyar dolar artırarak 19,4 milyar dolara yükseltmesi, bankacılık sektörünün aylık 1,5 milyar dolar artırması, banka dışı sektörün ise borcunu aylık 3,3 milyar dolar azaltması etkili oldu.

Kaynak: Turkey Data Monitor

İkinci çeyrek işgücü girdi endeksleri açıklanacak. 2018 yılının ikinci çeyreğinden itibaren mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış İnşaat Sektörü istihdam endeksi 2019 yılının 3. çeyreği sonuna kadar hızla düşerken 2019 yılı son çeyreği ve 2020 yılının ilk çeyreğinde düşüş hızında yavaşlama olmuştur. Öte yandan inşaat hariç Sanayi Sektörü istihdamı ile Toptan ve Perakende Ticaret, Motorlu Kara Taşıtlarının ve Motosikletlerin Onarımı sektörlerinde istihdam endeksleri paralel bir eğilim gösteriyor. İmalat sektörü istihdamındaki değişimin aynı dönemde toptan ve perakende sektörü istihdamı endekslerine de olumlu yansıması şaşırtıcı değildir. 2019 yılının son çeyreğinden pandemiye kadarki süreçte işsizlik oranındaki iyileşmeye rağmen saatlik işgücü maliyetlerindeki hızlanma, işverenin üzerindeki yükün de giderek arttığını gösterdi. İkinci çeyrek verileri pandeminin işveren üzerindeki yüküne dair daha net bir görünüm ortaya koyacak.

Dr. Fulya Gürbüz

Nakit bütçe verilerinde artan faiz baskısı sinyalleri

Merkezi yönetim bütçe verileri için ön gösterge olan Hazine nakit dengesi Temmuz ayında 30,8 milyar TL açık verdi. Şubat ayından itibaren aralıksız açık veren nakit dengesi en son Haziran ayında 26,8 milyar TL açık vermişti. Nakit bütçe gelirleri Temmuz ayında aylık %42 artışla 87,0 milyar TL’ye yükselirken, 118,2 milyar TL’ye yükselen bütçe giderlerindeki artış %32 oldu.

2020 yılı başından bu yana nakit bütçe açığı toplamı 140 milyar TL’ye ulaştı ki 2019 yılının tümünde kaydedilen açık 131 milyar TL idi. 2018 yılında nakit bütçe açığı 70 milyar TL seviyesindeydi.

Kaynak: Turkey Data Monitor, Hazine ve Maliye Bakanlığı

Nakit dengesi verilerinin bir diğer önemi de bütçenin finansman kaynakları hakkında bilgi vermesi. Temmuz ayında 30,8 milyar TL’lik nakit bütçe açığının 48,9 milyar TL’si net borçlanmayla, 1,2 milyar TL’si Kasa/Banka kaleminde ortaya çıkan kur farkından kaynaklanırken, aradaki fark olan 18,2 milyar TL’lik fazlalık Hazine’nin Merkez Bankası’nda bulunan mevduat hesabına aktarıldı.

Nakit bütçe açığının finansmanında ana kalemi borçlanma bacağı oluşturuyor. Hazine’nin Temmuz ayındaki borçlanma stratejisine bakalım:

. Mart 2020’den beri yurt dışından borçlanmaya gitmeyerek net dış borç ödeyicisi konumunda olan Hazine, Temmuz ayında da dış borçlanmaya gitmedi, 379 milyon TL tutarında vadesi gelen dış borç ödemesini gerçekleştirdi. Elbette dış borç itfalarının düşük olmasının bunda etkisi var. Hazine’nin ilk yüklü dış borç ödemesi 4,6 milyar dolar olarak Mart 2021’de gerçekleştirilecek. Haziran 2021’de ise dış borç ödemesi 1,3 milyar dolar olacak.

. Temmuz ayında 14,9 milyar TL iç borç ödemesi yapan Hazine, 64,2 milyar TL iç borçlanma gerçekleştirdi. Böylece yurt içinden net borçlanma tutarı 49,3 milyar TL oldu.

Kaynak: Turkey Data Monitor, Hazine ve Maliye Bakanlığı

Anlaşıldığı üzere pandemi kaynaklı olarak gelirlerin azaldığı, giderlerin hızla arttığı, Türk lirasının değer kaybettiği mevcut dönemde Hazine yurt içi borçlanmaya ağırlık verdi. TL’nin yabancı para birimleri karşısında değerinin düşmemesi amacıyla TCMB döviz rezervlerinin eridiği bir ortamda, Hazine’nin kur riskini azaltmak adına iç borca yönelmesi elbette makul bir çözüm.

Peki, Türk lirası değer kaybetmesin diye Merkez Bankasının döviz rezervlerini eritmesinin maliyeti ne oldu?

İç talebi artırmak adına ağırlıklı olarak kamu bankaları aracılığıyla düşük faizle kredi musluklarının açılması, öte yandan da mevduat ve tahvil getirilerinin enflasyonun altında kalması (Merkez Bankasının bankalara politika faizinin altında borç vererek mevduat faizlerinin enflasyonun aşağısında kalmasına sebep olması -ki buna negatif reel faiz deniyor) ve son olarak da bankacılık sisteminin aktif kalitesini zedeleyici uygulamalar pandemide ikinci dalga endişeleriyle birleşince 2-yıllık devlet tahvilinin bileşik faizi Temmuz ayı başındaki %9,1 seviyesinden 11 Ağustos itibariyle %14 seviyesinin üzerine çıktı. Dolar/TL kuru ise Temmuz sonuna göre %6, Euro/TL kuru ise %5’in üzerinde yükseldi (yani TL, Dolar ve Euro karşısında değer kaybetti). Bu gelişmeler beraberinde ülke risk primini gösteren 10 yıl vadeli CDS primlerinin 600 seviyesinin üzerine çıkmasına sebep oldu.

Merkez Bankası bu gelişmelere,

. 7 Ağustos tarihli duyurusunda bankaların likidite imkanlarını azaltarak,

. gecelik fonlama maliyetini politika faizi olan %8,25 seviyesine yükselterek,

. 11 Ağustos’ta da likidite imkanını sıfırlayarak karşılık verdi.

BDDK ise 6 Ağustos tarihli duyurusunda belirli şartları sağlamaları halinde uluslararası kalkınma bankalarının TL’ye erişim sınırlamalarından muaf tutulduklarını duyurdu.

Merkez Bankası gelecek hafta 20 Ağustos tarihinde olağan para politikası toplantısını gerçekleştirecek. Merkez Bankasının 1 hafta vadeli borç verme faizi olan politika faizi %8,25 seviyesinde bulunuyor. Mayıs ayı toplantısında politika faizini %0,50 puan indirerek %8,25’e düşüren Merkez Bankası Haziran ve Temmuz ayları toplantılarında faiz değişikliğine gitmedi. Gelecek haftaki toplantıdan faiz artırım kararının gelmesi şimdilik belirsiz.

TCMB gelecek hafta faiz artırmazsa bile, bütçe açığının artmaya devam ettiği mevcut ortamda, güven tazeleyici adımların gelmesi gerekiyor. Aksi takdirde, Eylül ayında olmasa bile, artan iç borcunu tahvil ihraç ederek çevirmeye çalışan Hazine’nin itfalarının Eylül ayına göre 2 kat artacağı Ekim ayında tahvil faizleri üzerindeki baskı artabilir. Bu da TCMB’yi sert bir şekilde faiz yükseltmek zorunda bırakabilir. TCMB’nin sert faiz artışlarına, politika faizini Ocak 2014’te %4,5’ten %10,0’a, Haziran 2018’de %8,0’den %16,5’e, Eylül 2018’de %17,75’ten %24,0’e yükselttiğinde tanık olmuştuk.

Kaynak: Turkey Data Monitor

Dr. Fulya Gürbüz

Haftanın makro-ekonomi gündemi: Enflasyon, PMI, döviz pozisyonu, reel efektif döviz kuru, İngiltere Merkez Bankası faiz kararı ve ABD işgücü verileri

4 Ağustos 2020, Salı

Temmuz ayı enflasyon verileri açıklanacak. Tüketici fiyat endeksi (TÜFE) ve yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) Haziran ayında önceki aya göre sırasıyla %1,13 ve %0,69 artış kaydetmiş, yıllık artışlar sırasıyla %12,62 ve %6,17 olarak gerçekleşmişti. RKGE Temmuz ayı verileri üretim maliyetleri ve satış fiyatlarında yukarı seyrin sürdüğünü gösterdi.

Temmuz ayı IHS Markit satın alma müdürleri endeksleri (PMI) açıklanacak. Haziran ayında hizmet ve imalat sektörlerinden oluşan JP Morgan Küresel Bileşik Üretim Endeksi 11,4 puan artışla 47,7 seviyesine yükselmişti. Hizmetler İş Aktivitesi alt endeksi aylık 12,9 puanla 48,0 puan seviyesine yükseldi. Endeksin 50 seviyesi üzerindeki değerler sektörde önceki aya göre büyümeye işaret ediyor. Temmuz ayı ilk tahminlerine göre ABD, Euro Bölgesi ve İngiltere imalat sektörü PMI endeksleri 50 seviyelerinin üzerine çıkarak sırasıyla 51,3, 54,0 ve 53,6 değerlerini aldı. Özellikle Temmuz ayında Euro Bölgesi imalat sektöründeki büyümenin olumlu etkisini Türkiye Temmuz ayı SAMEKS Sanayi Sektörü Endeksi, Reel Kesim Güven Endeksi (RKGE) ve Sektörel Güven Endekslerinde gördük. Dolayısıyla Haziran ayında 53,9 seviyesine yükselen İSO Türkiye İmalat PMI endeksindeki iyileşmenin Temmuz ayında da sürdüğünü göreceğiz.

5 Ağustos 2020, Çarşamba

Finans dışı firmaların Mayıs ayı döviz pozisyonu açıklanacak. Nisan ayında varlıklar aylık 4,2 milyar düşüşle 122,3 milyar dolara, yükümlülükler aylık 6,6 milyar dolar düşüşle 292,3 milyar dolara, net döviz pozisyon açığı da aylık 2,4 milyar dolar azalışla 170,0 milyar dolara gerilemişti.

Temmuz ayı Reel Efektif Döviz Kuru endeksi açıklanacak. Haziran ayında endeks önceki aya göre 0,67 puan artışla 69,32 seviyesine yükselmişti. Tarihsel olarak endeks 2007 yılı Aralık ayında 127,7 ile en yüksek, 2018 yılı Eylül ayında ise 62,5 ile en düşük seviyesini görmüştü. Türk lirası 2020 yılının ilk yarısında reel olarak %9 değer kaybetti.

IHS Markit hizmet sektörleri PMI endeksleri açıklanacak. Temmuz ayı ilk tahminlerine göre Euro Bölgesi ve İngiltere hizmet sektörü PMI endeksleri 50 seviyelerinin üzerine çıkarak sırasıyla 55,1 ve 56,6 değerlerini aldı. ABD hizmet sektörü PMI endeksi önceki aya göre iyileşme kaydederek 49,6 değerini aldı.

6 Ağustos 2020, Perşembe

İngiltere Merkez Bankası (BOE), para politikası toplantı kararını açıklayacak. BOE, 17 Haziran tarihli toplantısında %0,1 seviyesindeki politika faizini sabit bırakmıştı. Dünyanın altıncı büyük ekonomisi 2019 yılında %1,4 büyümüşken 2020 yılı ilk çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %1,7, bir önceki çeyreğe göre ise %2,2 daraldı. 

7 Ağustos 2020, Cuma

ABD’de Temmuz ayı işgücü istatistikleri açıklanacak. Nisan ayında KOVİD-19 kaynaklı kapatmaların etkisiyle %14,7 seviyesine yükselen işsizlik oranı Haziran ayında %11,1 seviyesine gerilemişti. İşsizlik oranı 2010-2014 döneminde ortalama %8,0 iken 2015-2019 döneminde %4,4 seviyesine gerilemişti. Finansal krizin etkisini gösterdiği 2009 yılında ise işsizlik oranı maksimum %10,0 seviyesine ulaşmış yıllık ortalama işsizlik oranı ise %9,3 olmuştu. Ortalama saatlik kazançların yıllık artışı ise Nisan ayında yıllık %7,98 seviyesini gördükten sonra Haziran ayında %5,04 seviyesine geriledi. 24 Temmuz 2020 tarihli haftalık TCMB ve BDDK para ve banka verileri açıklanacak. 17 Temmuz verileri aşağıdaki gibidir:

Dr. Fulya Gürbüz

Fed “ekonominin seyri virüse bağlı” diyerek faizi sabit tuttu

Bugün olağan para politikası toplantısını tamamlayan ABD Merkez Bankası Fed, koronavirüsün ABD ve dünya genelinde büyük çapta insani ve ekonomik zorluklara sebep olduğunu, son birkaç aydır ekonomi faaliyetlerindeki iyileşme başlamış olsa da yılbaşındaki seviyelerinin çok gerisinde olduğunu belirtti.

Toplantı sonrası yayınlanan duyuruda; talepteki zayıflık ve hayli düşük seviyedeki petrol fiyatlarının tüketici fiyat enflasyonunu aşağıda tuttuğunu, alınan önlemlerin kısmen ekonomiyi desteklediğini ve ABD hanehalkı ve işletmelerine kredi imkanının sağlandığını, ancak ekonominin seyrinin tamamen virüsün seyrine bağlı olduğunu söylüyor Fed.

Bu sebeplerle politika faizi olan %0,00-0,25 seviyesindeki hedef faiz aralığını sabit tuttuğunu ifade eden Fed, maksimum istihdam ve %2 enflasyon hedefine ulaşana kadar yurtiçi ve yurtdışı gelişmeleri dikkate alarak tüm araçlarını kullanmaya devam edeceğini vurguluyor.

Ek olarak, hanehalkı ve işletmelere kredi akışını sürdürmek amacıyla Hazine tahvilleri ile özel sektör konut ve ticari ipoteğe dayalı menkul kıymetleri almaya, açık piyasa işlemleriyle de gecelik ve vadeli repo faaliyetleri mekanizmasıyla finansal piyasaları fonlamaya devam edeceğini duyurdu.

Toplantı sonrasında yayınladığı bir başka duyuruda ise Fed, ABD doları cinsi swap faaliyetlerini genişlettiğini ve yabancı ve uluslararası para otoriteleri için geçici repo olanağını 31 Mart 2021 tarihine kadar uzattığını ilan etti.

Dr. Fulya Gürbüz