Ekonomi Gündemi: Yurt dışı üretici enflasyonu, tüketici güveni, küresel PMI endeksleri

19 – 23 Temmuz haftasında Haziran ayı yurt dışı üretici enflasyonunda artışın süreceğini, hizmet sektörünün hareketlendiği Temmuz ayında tüketici güven endeksinde iyileşme, Temmuz ayına ilişkin küresel imalat sektörü PMI endekslerinde büyüme eğiliminin devam ettiğini göreceğiz. Perşembe günü toplanacak olan Avrupa Merkez Bankası ise genişlemeci para politikasında değişiklik yapmayacak.

19 TEMMUZ 2021, PAZARTESİ

HAZİRAN AYI YURT DIŞI ÜRETİCİ ENFLASYONU (YD-ÜFE) – TÜİK

YD-ÜFE Mayıs ayında yıllık %39,60, aylık %4,69 artmıştı. Madencilik ve taşocakçılığında aylık %2,69, imalatta %4,72 artış gerçekleşmişti. Ara malında aylık %5,49, dayanıklı tüketim malında %4,60, dayanıksız tüketim malında %3,24, enerjide %10,31, sermaye malında %3,62 artış olmuştu. Haziran ayında Türk lirasının değer kaybındaki artış YD-ÜFE’nin de artmasına sebep olacak.

Kaynak: TÜİK

TEMMUZ AYI TÜKETİCİ GÜVEN ENDEKSİ – TÜİK

Tüketici güven endeksi, Haziran ayında bir önceki aya göre %5,8 oranında artışla 81,7 seviyesine yükselmişti. Endeksin 100 seviyesi altındaki değerler kötümserliğe işaret etmektedir. Endeks değerinin 81,7 seviyesine yükselmesi de kötümserlikte azalma anlamına geliyor.

Kaynak: TÜİK

22 TEMMUZ 2021, PERŞEMBE

AVRUPA MERKEZ BANKASI (AMB) PARA POLİTİKASI KARARI – http://www.ecb.europa.eu

Haziran ayı toplantısında AMB piyasaya likidite sürmeye ve düşük politika faizini korumaya devam edeceğini açıklamıştı. Mevcut durumda AMB’nin borç verme faiz oranı %0,25, bankaların mevduat faiz oranı eksi %0,5, bankaların Eurosystem’den borç alma faiz oranı %0’dır. Temmuz ayı toplantısında gevşek para politikasının sürdüğünü göreceğiz.

Kaynak: http://www.tradingeconomics.com

23 TEMMUZ 2021, CUMA

TEMMUZ AYI KÜRESEL PMI ENDEKSLERİ – http://www.markiteconomics.com

IHS Markit her ayın dördüncü haftasında Avustralya, Japonya, Fransa, Almanya, Euro Bölgesi, İngiltere ve ABD’nin aynı aya ait ilk hizmet ve imalat sektörleri PMI tahminlerini yayınlamaktadır. Haziran ayında hizmet sektörlerinde canlanma, imalat sektörlerinde ise büyümenin sürdüğünü görmüştük. Tedarik zincirindeki sorunların devam etmesi üretimi aşağı doğru, enflasyonu da yukarı yönlü baskılamıştı.   

Dr. Fulya Gürbüz

Ekonomi Gündemi: Haziran ayı öncü verileri

21 – 25 Haziran haftasında, imalat ve hizmet sektörlerinden Haziran ayına ilişkin ilk sinyaller gelecek. Özellikle ihracat ve paralelinde imalat sektörü üretimindeki zayıflığın Haziran ayında devam edip etmediğine odaklanacağız. Ayrıca IHS Markit tarafından açıklanan Haziran ayı ilk tahminlerinde de küresel imalat sektöründeki gelişmeleri okuyacağız.

21 HAZİRAN 2021, PAZARTESİ

MAYIS AYI MERKEZİ YÖNETİM BORÇ STOKU – HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI

2021 yılı Nisan ayında merkezi yönetimin borç stoku 1 trilyon 950 milyar dolar seviyesindeydi. Stokun %%57’sini (1 trilyon 120 milyar TL) iç borç, %43’ünü (830 milyar TL) dış borç oluşturmaktadır. Para cinsi açısından toplam stokun %43’ü TL, %57’si yabancı para cinsindendir. Aşağıdaki grafikte göreceğiniz gibi, merkezi yönetimin faiz dışı bütçe açığı vermeye başladığı 2019-2020 döneminde borç stokundaki yıllık artış da hızlanmaktadır.

Kaynak: Turkey Data Monitor

MAYIS AYI YURT DIŞI ÜRETİCİ FİYAT ENDEKSİ (YD-ÜFE) – TÜİK

YD-ÜFE, 2021 yılı Nisan ayında yıllık %35,31, aylık %7,14 artış kaydetmişti. Döviz kurundaki değişimden yurt dışı üreticiler doğrudan etkilenirken yurt içi üreticiler söz konusu değişimden görece daha az etkilenmektedir.

Kaynak: TÜİK

NİSAN AYI NET ULUSLARARASI YATIRIM POZİSYONU (NUYP) – TCMB

2021 yılı Mart ayında NUYP açığı önceki aya göre 47,8 milyar dolar azalışla 339,3 milyar dolar seviyesine gerilemişti. Aynı dönemde uluslararası varlıklar 1,2 milyar dolar artışla 250,2 milyar dolar seviyesine yükselmiş, yükümlülükler ise 46,5 milyar dolar azalışla 589,5 milyar dolar seviyesine gerilemişti. Ekim 2020’den bu yana uluslararası varlıklarda hızlanma yaşanırken, yükümlülükler Ocak-Mart 2021 döneminde azalma eğilimine girdi.

Kaynak: Turkey Data Monitor

22 HAZİRAN 2021, SALI

HAZİRAN AYI TÜKETİCİ GÜVEN ENDEKSİ – TÜİK

2021 yılı Mayıs ayında tüketici güven endeksi bir önceki aya göre %3,6 oranında azalışla 77,3 seviyesine gerilemişti. Covid-19 vakalarındaki artışın etkisiyle Mayıs ayında devreye alınan kapanma, söz konusu gerilemede etkili olmuştur. Tüketici güvenindeki bozulmanın sürmesindeki ana faktörler işsizlik, yüksek enflasyon ve döviz kurundaki artışlardır. Covid-19 kaynaklı kısıtlamalardaki gevşeme, hareketlenen hizmet sektörüyle birlikte güven algısında iyileşme getirebilir.

Kaynak: TÜİK

24 HAZİRAN 2021, PERŞEMBE

İNGİLTERE MERKEZ BANKASI (BOE) PARA POLİTİKASI KARARI – http://www.bankofengland.co.uk

Dünyanın altıncı büyük ekonomisi olan İngiltere ekonomisi 2021 yılı ilk çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre %1,5 daralma kaydetti. Yıllık enflasyon (TÜFE) Mayıs ayında, Temmuz 2019’dan bu yana gördüğü en yüksek seviye olan %2,1 seviyesinde bulunurken üretici fiyat enflasyonu Ocak 2021’den bu yana ardı ardına kaydettiği artışlarla Mayıs ayında %4,6 seviyesine yükseldi ki bu, 2012’den bu yana kaydedilen en yüksek değer. İşsizlik oranı ise Aralık 2020’de gördüğü %5,1’den Nisan ayında %4,7 seviyesine gerilemiş durumda. Pandemi öncesinde (Şubat 2020) işsizlik oranı %4,0 seviyesinde bulunuyordu. Söz konusu gelişmelerde küresel ekonomideki iyileşmeye ek olarak BOE’nin Covid-19’un pandemi ilan edildiği Mart 2020’den Mayıs ayı sonuna kadarki süreçte devreye aldığı 895 milyar poundluk miktarsal gevşeme paketinden 370,8 milyar poundluk kısmını piyasaya likidite olarak sağlamasının da etkisi var. BOE, 24 Haziran tarihli para politikası toplantısında %0,1 seviyesindeki politika faizini koruyacak çünkü Mayıs toplantısında da belirttiği üzere kısıtlamaların gevşetilmesi ve aşılamanın ekonomi üzerindeki etkilerini görene kadar para politikasında bir değişiklik yapılmayacak.

Kaynak: Turkey Data Monitor

HAZİRAN AYI REEL KESİM GÜVEN ENDEKSİ (RKGE) – TCMB

RKGE Mayıs ayında aylık 0,7 puan azalışla 110,3 seviyesine gerilemişti. Gelecek üç aydaki ihracat sipariş miktarı ve genel gidişata ilişkin değerlendirmeler endeksi artış yönünde etkilemiş; sabit sermaye yatırım harcaması, mevcut iç piyasa sipariş miktarı, gelecek üç aydaki toplam istihdam, son üç aydaki toplam sipariş miktarı, gelecek üç aydaki üretim hacmi ve mevcut mamul mal stokuna ilişkin değerlendirmeler endeksi azalış yönünde etkilemişti.

Kaynak: TCMB

HAZİRAN AYI SEKTÖREL GÜVEN ENDEKSLERİ – TÜİK

Mevsim etkisinden arındırılmış güven endeksi Mayıs ayında Nisan ayına göre; hizmet sektöründe %1,1 ve perakende ticaret sektöründe %2,1 azalırken, inşaat sektöründe %3,0 artış kaydetmişti.

Kaynak: TÜİK

HAZİRAN AYI İMALAT SANAYİ KAPASİTE KULLANIM ORANI (KKO) – TCMB

İmalat sanayi genelinde kapasite kullanım oranı (KKO), Mayıs ayında bir önceki aya göre 0,6 puan azalışla %75,3 seviyesine gerilemişti. Dayanıklı tüketim malları üretiminde KKO önceki aya göre 0,3 yüzde puan, yatırım malları üretiminde ise 4,9 yüzde puan düşmüş; dayanıksız tüketim malları ve ara mal üretiminde 0,3 yüzde puan artmıştı.

Kaynak: TCMB

TCMB VE BDDK, 18 HAZİRAN 2021 TARİHLİ HAFTALIK PARA VE BANKA VERİLERİ – BDDK, TCMB

11 Haziran ile biten haftada piyasadaki likiditeyi gösteren parasal göstergeler (M1, M2, M3) önceki haftaya göre yatay kaldı. TL cinsi mevduatlar önceki haftaya göre %2 artış kaydederken, TL cinsi kredilerdeki haftalık artış %0,6 seviyesinde gerçekleşti. TL cinsi mevduat faiz oranları %17-19 aralığında seyrederken, TL cinsi kredi faiz oranları %17-25 aralığında bulunuyor. Döviz mevduatları ise tüzel kişilerde 0,9 milyar dolar ve gerçek kişilerde 0,5 milyar dolar artışla önceki haftaya göre 1,3 milyar dolar artış kaydederek 26 Mart’tan bu yana ilk kez 220,0 milyar dolar seviyesine yükseldi. Bankacılık sistemi yabancı para net genel pozisyonu 6,5 milyar dolar ile önceki haftaya göre 0,5 milyar dolar arttı. Merkez Bankasında tutulan uluslararası rezervler 94,9 milyar dolar ile önceki haftaya göre 1,2 milyar dolar artış kaydetti; altın rezervleri 0,9 milyar dolar azaldı, brüt döviz rezervleri 2,1 milyar dolar arttı. Merkez Bankası döviz likiditesi açığı da 11 Haziran ile biten haftada önceki haftaya göre 1,9 milyar dolar azalarak 35,8 milyar dolar seviyesine geriledi. Yurtdışında yerleşik kişilerin mülkiyetindeki hisse senedi ve devlet iç borçlanma senedi (DİBS) stoku toplamı önceki haftaya göre 0,9 milyar dolar artışla 29,6 milyar dolar seviyesine yükseldi. Yurt dışı yerleşikler 4 Haziran ile biten haftada hisse senedi ve DİBS’te net olarak toplam 114 milyon dolarlık alış gerçekleştirdi; hisse senetlerinde 34 milyon dolar, DİBS’te 80 milyon dolarlık net alış gerçekleştirdiler.

Kaynak: BDDK, TCMB, Turkey Data Monitor

Dr. Fulya Gürbüz

Ekonomi Gündemi: Bütçe, dış borç, fiyat, tüketici güveni, konut

17-21 Mayıs haftasında gıda ve yurt dışı üretim yapan üreticilerin Nisan ayı fiyat enflasyonunu, merkezi yönetim bütçe dengesi, kısa ve uzun vadeli dış borç verileri, konut fiyat endeksi ve tüketici güven endeksi verileri açıklanacak. Enflasyon tarafında küresel tedarik zincirindeki sorunların fiyat artışlarına dolayısıyla da üretici açısından maliyet artışlarına sebep olmaya devam ettiğini göreceğiz. Bütçe tarafında bütçe giderlerindeki hızlanmaya odaklanacağız. Dış borç tarafında ise ön gösterge olarak Mart ayı ödemeler dengesi verilerinde bankacılık ve reel sektörün uzun vadeli yurt dışı kredi borcunu hafif artırdığını, kısa vadeli borcunu da kısmen azalttığını düşünürsek dış borç toplamında yatay görünümün korunduğunu görebiliriz. Son olarak tüketici güveni tarafında iyileştirici bir faktör henüz yokken, artan enflasyon ve inşaat maliyetlerine istinaden konut fiyat endeksinde artış eğilimi devam edecek.

17 MAYIS 2021, PAZARTESİ

NİSAN AYI TARIM ÜRÜNLERİ ÜRETİCİ FİYAT ENDEKSİ (TARIM-ÜFE) – TÜİK

Tarım-ÜFE Mart ayında yıllık %22,06, aylık %2,52 artış kaydetmişti. Tarım-ÜFE’deki artışın en önemli sebebi gıda hammaddeleri ithalat fiyatlarındaki artıştır. Ağustos 2020’den Mart 2021 sonuna kadarki süreçte gıda hammadde ithalatı maliyetleri %40 artış gösterdi.

Kaynak: Turkey Data Monitor

NİSAN AYI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ – HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI

Merkezi yönetim bütçesi Mart ayında 23,8 milyar TL fazla vermiş, böylece yılın ilk üç ayında toplam 22,8 milyar TL bütçe fazlası verilmiş oldu. Bütçe 2020 yılı toplamında 173 milyar TL açık ile rekor kırmıştı.

Kaynak: Turkey Data Monitor

MART AYI ÖZEL SEKTÖR UZUN VADELİ YURT DIŞI KREDİ BORCU – TCMB

Şubat ayında özel sektörün uzun vadeli yurt dışı kredi borcu 164,4 milyar dolar ile önceki aya göre 0,4 milyar dolarlık artış göstermişti. 2020 yılı başından bu yana özel sektörün uzun vadeli yurt dışı kredi borcu yataya yakın bir seyir izlemektedir.

Kaynak: Turkey Data Monitor

18 MAYIS 2021, SALI

MART AYI KISA VADELİ DIŞ BORÇ STOKU – TCMB

2021 yılı Şubat ayında 1 yıl ve daha kısa vadeli dış borç stoku Ocak ayına göre 1 milyar dolar artışla 141,2 milyar dolar seviyesine yükselmişti. Merkez Bankasının 22,8 milyar dolar, bankacılık sektörünün 61,5 milyar dolar, bankacılık dışı sektörün 56,9 milyar dolar kısa vadeli dış borç stoku bulunuyor. Şubat ayı itibariyle gelecek 12 ayda ödenecek olan dış borç stoku ise bir önceki aya göre 1,7 milyar dolar artışla 192,0 milyar dolar seviyesine yükseldi.

Kaynak: Turkey Data Monitor

20 MAYIS 2021, PERŞEMBE

NİSAN AYI YURT DIŞI ÜRETİCİ FİYAT ENDEKSİ (YD-ÜFE) – TÜİK

YD-ÜFE, belirli bir referans döneminde ülke ekonomisinde üretimi yapılan ve yurt dışına satışa konu olan ürünlerin üretici fiyatlarını zaman içinde karşılaştırarak fiyat değişimlerini ölçen fiyat endeksidir. Mart ayında YD-ÜFE yıllık %33,19, aylık %7,45 artış kaydetmişti.

Kaynak: TÜİK

NİSAN AYI MERKEZİ YÖNETİM BORÇ STOKU – HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI

Mart ayında merkezi yönetimin borç tutarı 90 milyar TL artışla 1 trilyon 950 milyar TL seviyesine yükselmişti. Toplam borcun 1 trilyon 111 milyar TL’sini iç borç, 839 milyar TL’sini dış borç oluşturuyor.

Kaynak: Turkey Data Monitor

14 MAYIS 2021 TARİHLİ HAFTALIK PARA VE BANKA VERİLERİ – BDDK, TCMB

30 Nisan ile biten haftada piyasadaki likiditeyi gösteren parasal göstergeler (M1, M2, M3) önceki haftaya göre artışlarını sürdürdü. TL cinsi mevduatlar önceki haftaya göre gerilerken, TL cinsi kredilerde haftalık %0,7’lik artış kaydedildi. Mevduat faizleri %18,9, ihtiyaç kredileri %24,3 seviyelerinde seyretti, ticari krediler %21,1 seviyelerinde seyretti. Döviz mevduatlarında önceki haftaya göre değişiklik olmadı. Bankacılık sistemi yabancı para net genel pozisyonu 6,1 milyar dolar ile önceki haftaya göre değişiklik göstermedi. Uluslararası rezervler haftalık 0,8 milyar dolar azalışla 87,9 milyar dolar seviyesine geriledi; altın rezervleri 0,2 milyar dolar artarken, brüt döviz rezervleri 1,0 milyar dolar azaldı. Rezervlerin azalmasına bağlı olarak Merkez Bankası döviz likiditesi açığı 1,7 milyar dolar artışla 45,1 milyar dolar seviyesine yükseldi. Yurtdışında yerleşik kişilerin mülkiyetindeki hisse senedi ve devlet iç borçlanma senedi (DİBS) stoku toplamı önceki haftaya göre 0,3 milyar dolar artışla 29,5 milyar dolar seviyesine yükseldi; hisse senedi stoku haftalık 0,3 milyar dolar artarken DİBS stokunda önemli bir değişiklik olmadı. Yurt dışı yerleşikler 30 Nisan haftasında nette hisse senetleri ve DİBS’te önemli bir alım/satım yapmadı.

Kaynak: Turkey Data Monitor

21 MAYIS 2021, CUMA

MAYIS AYI TÜKETİCİ GÜVEN ENDEKSİ – TÜİK

Nisan ayında tüketici güven endeksi aylık %7,5 azalışla 80,2 seviyesine gerilemişti. Endeksin 100’den küçük olması tüketici güveninde kötümser durum olduğunu göstermektedir.

Kaynak: TÜİK

MART AYI MERKEZ BANKASI KONUT FİYAT ENDEKSİ – TCMB

Şubat ayında MB konut fiyat endeksi aylık %2,6’lık artışla 161,8 seviyesine yükselmişti. Grafikte de görüleceği gibi konut fiyatları (mavi çizgi) 2019 yılı başından bu yana sürekli artmaktadır. Bunda döviz kurundaki yükselişlere paralel olarak inşaat maliyetindeki artışlar etkili olmaktadır. 

Kaynak: Turkey Data Monitor

Dr. Fulya Gürbüz

19-23 Nisan ekonomi gündemi: Küresel imalat sektörü PMI

19-23 Nisan haftasında, yurt içinde net uluslararası yatırım pozisyonu, merkezi yönetim borç stoku, yurt dışı üretici fiyat enflasyonu ve tüketici güven endeksi verilerini takip edeceğiz. Yurt dışında Avrupa ve Çin merkez bankalarının faiz kararları ile Nisan ayı ABD, Avustralya, Euro Bölgesi, İngiltere ve Japonya imalat sektörleri PMI ilk tahminleri açıklanacak. Avrupa Merkez Bankası politika değişikliğine gitmeyecek, Çin Merkez Bankası Mayıs 2020’den bu yana politika faizinde değişikliğe gitmiyor. Küresel imalat sektörü PMI ilk tahminleri ise Türkiye’nin Nisan ayında ihracat, istihdam, üretim, üretici maliyeti hakkında ipuçları verecek.

19 NİSAN 2021, PAZARTESİ

ŞUBAT AYI NET ULUSLARARASI YATIRIM POZİSYONU (NUYP) – TCMB

Ocak ayında Türkiye’nin uluslararası varlıkları 246,3 milyar dolar, yükümlülükleri 638,7 milyar dolar seviyesindeydi. Varlıkların önceki aya göre 5,6 milyar dolar artması ve yükümlülüklerin ise 6,1 milyar dolar azalmasına bağlı olarak, NUYP Ocak ayında önceki aya göre 11,8 milyar dolar azaldı.

Kaynak: Turkey Data Monitor

20 NİSAN 2021, SALI

MART AYI MERKEZİ YÖNETİM BORÇ STOKU – HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI

Şubat ayında merkezi yönetim borç stoku 1 trilyon 860 milyar dolar seviyesindeydi. Borcun %58’ini iç borç, %42’sini dış borç oluşturuyor. Borcun %44’ü Türk lirası cinsinden, %52’si döviz cinsindendir. 2020 yılı üçüncü çeyreğinde GSYİH’nin %39,4 seviyesine yükselen merkezi yönetim borç stoku 2020 yılı son çeyreğinde düşerek %35,9 seviyesinden tamamladı.

Kaynak: Turkey Data Monitor

MART AYI YURT DIŞI ÜRETİCİ FİYAT ENDEKSİ (Yİ-ÜFE) – TÜİK

Mart ayında YD-ÜFE yıllık %28,27 artış kaydetmiş, aylık bazda %2,46 gerilemişti.

Kaynak: TÜİK

22 NİSAN 2021, PERŞEMBE

AVRUPA MERKEZ BANKASI (ECB) FAİZ KARARI – ECB

Ticaret savaşının ekonomi üzerindeki ağırlığını artırdığı 2018 yılı sonlarında %2,4 seviyelerine kadar yükselen enflasyon, talep ve üretim tarafındaki zayıflığa bağlı olarak düşüş eğilimine girmiş, 2020 yılında ise pandeminin etkisiyle Eylül ayında eksi %0,3 değeri ile sıfırın altına kadar gerilemişti. Parasal ve mali teşviklerin desteğiyle en son Mart ayında enflasyon %1,3 seviyesine kadar yükseldi. Söz konusu yükseliş için ECB Başkanı Lagarde geçen hafta bir etkinlikte yaptığı açıklamada Euro Bölgesinde enflasyonun ECB’nin %2 olan hedefinden oldukça uzakta olduğunu kaydetti. Lagarde, Euro Bölgesi ekonomisinin parasal ve mali teşviklerle ayakta kalabildiğini, ekonomide tam toparlanma sağlanana kadar bu teşviklere son verilmeyeceğini de ekledi. Dolayısıyla ECB, perşembe günü politika faizinde değişiklik yapmayacak.

TÜKETİCİ GÜVEN ENDEKSİ – TÜİK

Mart ayında tüketici güven endeksi 1,5 puan artışla 86,6 seviyesine gerilemişti. Endeksin 100 seviyesinin altında olması kötümserliğe işaret ediyor.

Kaynak: TÜİK

TCMB VE BDDK, 16 NİSAN 2021 TARİHLİ HAFTALIK PARA VE BANKA VERİLERİ – BDDK, TCMB

9 Nisan ile biten haftada piyasadaki likiditeyi gösteren parasal göstergeler (M1, M2, M3) önceki haftaya göre artışını sürdürdü; bir önceki haftaya göre yavaş hızla da olsa artmaya devam etti. TL cinsi krediler artışını sürdürdü. Döviz mevduatları haftalık 1,7 milyar dolar artışla 216,2 milyar dolar seviyesine yükseldi; tüzel kişiler döviz mevduatlarını 1,3 milyar dolar, bireyseller 0,3 milyar dolar artırdı. TL mevduat ve kredi hacimleri önceki haftaya göre değişmedi, TL cinsi mevduat faiz oranları %20’nin altına, ticari kredi faiz oranları %21,63 seviyesine geriledi; ihtiyaç kredileri faiz oranı %24,63 seviyesine yükseldi. Bankacılık sistemi yabancı para net genel pozisyonu haftalık 0,1 milyar dolar artışla 6,1 milyar dolar oldu. Uluslararası rezervler bir önceki haftaya göre 1,9 milyar dolar artışla 89,3 milyar dolar seviyesine yükseldi; altın rezervleri 0,6 milyar dolar, döviz rezervleri 1,3 milyar dolar artış kaydetti. Rezervlerin artmasına bağlı olarak Merkez Bankası net rezerv ve döviz likiditesi açığı 2,2 milyar dolar azalarak 43,2 milyar dolar seviyesine geriledi.  Yurtdışında yerleşik kişilerin mülkiyetindeki hisse senedi ve devlet iç borçlanma senedi toplamı önceki haftaya göre 0,5 milyar düşüşle 30,2 milyar dolar oldu. Yurt dışı yerleşikler 9 Nisan haftasında 46 milyon dolarlık net satış yaptı, nette 78 milyon dolarlık DIBS alışı gerçekleştirdi.

Kaynak: Turkey Data Monitor

Dr. Fulya Gürbüz

Şubatta üretici maliyetleri yıllık %27,1, tüketici fiyatları %15,6 arttı

Türk lirasındaki değer kaybı Mart ayında enflasyon üzerinde baskıyı artıracak…

Önce maliyet tarafına bakalım. Yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) 2021 yılı Şubat ayında yıllık %27,09, aylık %1,22 artış kaydetti. İmalat sektöründe üretim maliyetleri ortalama olarak yıllık %29,57, aylık %1,56 oranlarında artış kaydetti. Gıda üretim maliyetleri ise enflasyon üzerinde yapışkanlık yaratmaya devam etti: Gıda üretim maliyetleri yıllık %28,64, aylık %2,83 yükseldi. Küresel ekonomide büyüme işaretlerinin gelmesiyle yükselen petrol fiyatları Türkiye’de de rafine petrol ürünleri maliyetlerinin Şubat ayında %5,52 artmasında etkili oldu. Son beş ayda, rafine petrol ürün maliyetleri aylık ortalama %6,35 artış kaydetti.

Kaynak: TÜİK

Tüketici tarafında ise tüketici fiyat endeksi (TÜFE) Şubat ayında yıllık %15,61, aylık %0,91 artış kaydetti. Gıda fiyatlarında yıllık %18,70, aylık %2,70 artış yaşandı. Elbette yaz aylarında gıda fiyatları üzerindeki baskı azalacaktır ancak kısa vadede özellikle Türk lirasında Mart ayı ile birlikte başlayan değer kaybı hem üretici hem de tüketici fiyat artışlarını da beraberinde getirecektir.

Kaynak: TÜİK

Küresel ekonomide iyileşme işaretleri enflasyon baskısını artırıyor…

Küresel ekonomideki iyileşme işaretlerinin enerji (petrol ve doğalgaz) fiyatlarını artırmaya devam etmesi, pandeminin etkisiyle tedarik zincirindeki sorunların girdi maliyetlerini artırması ve Haziran 2020’den bu yana aralıksız yükselen küresel gıda fiyatları küresel olarak üretim maliyetlerinin ve çıktı fiyatlarının yükselmesine sebep oluyor.

JP Morgan Şubat ayı Küresel İmalat Sektörü PMI raporunda artan talebe karşın tedarik zincirindeki sorunların girdi maliyetlerini özellikle gelişmiş ekonomilerde son 10 yılın en yüksek seviyelerine kadar çıkmasında etkili olduğu belirtiliyor. Raporda, imalatçıların artan girdi maliyetlerinin bir kısmını müşterilerine daha yüksek oranlarda yansıttıkları vurgulanıyor.

Enflasyonist baskı tahvil faizlerinin artmasına sebep oluyor…

Küresel büyüme dinamiklerinin olumlu işaretler vermeye başlamasıyla ABD ve Euro Bölgesi gibi gelişmiş ekonomilerde tahvil faizleri de yükselmeye başladı. Enflasyondaki artış ve Türk lirasında değer kayıplarına rağmen ayakta kalmaya çalışan ve Eylül 2020 itibariyle 435 milyar dolar dış borç yükü taşıyan Türkiye ekonomisi için anlamı, borç çevirirken daha yüksek maliyetlere katlanmak zorunda kalınacak olması.

Dr. Fulya Gürbüz

Zamlar enflasyonu şahlandırdı, tüketici ve üreticinin belini büktü

Döviz kurlarında düşüşe (Türk lirasında değer artışı) rağmen yurt içi üretici maliyetleri ve tüketici fiyatları artmaya devam ediyor.

TÜİK verilerine göre yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) Ocak ayında yıllık %26,16, aylık %2,66 artış kaydetti. Aylık bazda sert yükselişler var: Ham petrol ve doğal gaz maliyetleri %10, diğer ulaşım araçları %10,2 tütün ürünleri %15,4 su ve suyun arıtılması ve dağıtılması %15,6 artış kaydetti.  Aşağıdaki grafiklerden üstteki Yİ-ÜFE endeksinin bir önceki yılın aynı ayına göre değişimini, altındaki ise üretici fiyatlarını oluşturan alt kalemlerin aylık değişimlerini göstermektedir.

Kaynak: TÜİK

Üretici maliyetlerinin artışında yurt dışından ithal edilen hammadde fiyatlarındaki artışa ek olarak Ocak ayında yapılan zamların da etkisi var. Sözcü gazetesi haberine göre Ocak ayı zam ayı oldu: Elektriğe %6, doğal gaza %21 ve %1 olmak üzere iki kere artış, alkollü içeceklere %17,0’lik ÖTV zammı, köprü ve otoyol ücretlerine %26, özel iletişim vergisine %2,5 puan zam yapıldı.

Söz konusu zamlar tüketici fiyatlarında da artışları beraberinde getirdi. TÜİK verilerine göre tüketici fiyat enflasyonu (TÜFE) Ocak ayında önceki aya göre %1,68 artış kaydetti. Böylece TÜFE bir önceki yılın aynı ayına göre %14,97 artış kaydetmiş oldu. Gıda fiyatları aylık %2,48, yıllık %18,1 artış kaydetti. Aşağıdaki grafiklerden üstteki TÜFE’deki yıllık değişimi, alttaki grafik ise ana harcama kalemlerinde aylık değişimleri göstermektedir.

Kaynak: TÜİK

Dr. Fulya Gürbüz

Kasım ayında gıda ve ulaştırma, enflasyonu yukarı çekti

TÜİK verilerine göre yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) Kasım ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %23,11, bir önceki aya göre %4,08 arttı.

TÜİK

Tüketici fiyat endeksi (TÜFE) ise Kasım ayında yıllık %14,03, aylık %2,30 artış kaydetti.

Kaynak: TÜİK

Aşağıdaki grafik Dolar/TL kurundaki değişimlerin üretici fiyatlarını doğrudan etkilemeye devam ettiğini gösteriyor. Kırmızı çubuklar TÜFE, mavi çubuklar Yİ-ÜFE, yeşil çizgi ise Dolar/TL kurundaki yıllık değişimleri gösteriyor.

Üretim tarafında ana metal ve gıda üretimi en yüksek artışı kaydetti…

Salı günü IHS Markit tarafından açıklanan küresel imalat sektörü PMI endeksleri ülke alt detayları raporlarında hammadde kıtlığı ve ulaştırma fiyatlarındaki artışın etkisiyle girdi maliyetlerinin arttığını, söz konusu maliyet artışının ise kısmen çıktı fiyatlarına yansıtılabildiği bilgisini almıştık.

Nitekim Türkiye’de de Kasım ayında önceki aya göre %4,33 yükselen imalat sektörü fiyat artışının ana tetikleyicisi ara mal üretiminde kaydedilen aylık %4,77’lik artış oldu.

Türkiye sanayi sektörü alt sektörlerinde aylık en yüksek artış sırasıyla %7,43 ile ana metal, %6,40 ile gıda, %5,46 ile kağıt ve kağıt ürünleri, %5,32 ile kok ve rafine petrol ürünleri üretiminde kaydedildi.

Yİ-ÜFE endeksinin %89,2’sini imalat sektöründeki fiyat değişiklikleri etkilerken, detayında en büyük ağırlığı %18,6 ile gıda ürünleri, %9,8 ile ana metaller, %9,5 ile tekstil ürünleri, %6,6 ile elektrik ve gaz üretimi ile dağıtımı oluşturmaktadır.

Üretim maliyetleri tüketiciye yansıtılabilirken hizmet fiyatlarındaki artış sınırlı kalıyor…

Kasım ayında aylık %2,30 artış kaydeden TÜFE’yi yukarı çeken iki faktör oldu: Aylık bazda ulaştırma fiyatları bir önceki aya göre %4,51, gıda fiyatları ise %4,16 artış kaydetti. TÜFE’deki değişimlerin %21,1’ini gıda fiyatlarındaki değişimler etkiliyor.

Aşağıdaki grafik mal ve hizmet fiyatlarındaki yıllık değişimleri gösteriyor. TÜFE’yi (koyu kırmızı) yukarı çeken faktörün mal fiyatlarındaki (açık kırmızı) artış olduğu görülürken, hizmet fiyatlarındaki (mavi çizgi) artış daha sınırlı kalıyor.

Kovid-19 kaynaklı sınırlamaların üretim maliyetlerini artırmaya devam ettiği mevcut şartlarda Türk lirasında yaşanan değer kayıpları da maliyetler üzerinde ek yük yaratıyor. Özellikle hane halkının Türk lirasına güveni sağlanana kadar enflasyon üzerindeki etkisi devam edecek gibi gözüküyor.

Dr. Fulya Gürbüz

Merkez Bankasına göre zayıf TL ihracatı destekleyecek

Merkez Bankası, 22 Ekim 2020 tarihli toplantısında 1-hafta vadeli borç verme faizi olan politika faizini %10,25 ile sabit tuttu. Toplantı öncesinde, kurdaki tansiyonu azaltmak adına politika faizinin %11,25-11,75 aralığına yükseltilmesi gerektiğini savunmuştum. Toplantıdan, politika faizini artırmak yerine Geç Likidite Penceresi 1 gecelik borç verme faiz oranının %13,25’ten %14,75’e yükseltildiği kararı çıktı. Hatırlatmak gerekirse, bankalar 1 gecelik, 1 haftalık ve Geç Likidite Penceresinden 1 gecelik vadelerde Merkez Bankasından borç alabilmektedirler. Merkez Bankası söz konusu fonlamaların miktar ve vadelerine göre hesapladığı “ortalama fonlama maliyetini” günlük olarak yayınlamaktadır. 21 Ekim itibariyle ortalama fonlama maliyeti %12,52 seviyesindeydi.

Merkez Bankası %10,25 seviyesindeki politika faizini neden değiştirmedi?

Merkez Bankası faiz politikasını belirlerken Tüketici Fiyat Enflasyonunu (TÜFE) dikkate alıyor. Eylül ayında TÜFE önceki yılın aynı ayına göre %11,75 seviyesine gerilemişti. Geçen hafta açıklanan TCMB Ekim ayı Beklenti Anketi sonuçlarına göre de yıl sonu TÜFE beklentisi %11,76 seviyesinde. %10,25 seviyesindeki politika faizinin üzerine ortalama %2-3’lük reel getiriyi eklersek %12,5-13,6’lık bir seviyeye ulaşıyoruz. Toplantı öncesinde 2-yıl vadeli devlet tahvilinin faizi %13,8, 1 yıl vadeli TL mevduatın faiz oranı ise %12,8 seviyesinde bulunuyordu.

Yukarıdaki paragrafta Merkez Bankasının politika faizini neden sabit tutmuş olabileceğine dair basın bülteninden anlayabildiğim kadarıyla bir sebep bulmaya çalıştım. Merkez Bankası fiyat istikrarını sağlamak adına TÜFE’yi dikkate alsa da üretim maliyetleri de nihai ürün fiyatlarını etkilemektedir. Yurt İçi Üreticileri Fiyat Enflasyonu (Yİ-ÜFE) Eylül ayında önceki aya göre %2,65, önceki yılın aynı ayına göre %14,33 artış kaydetti. TÜFE’deki artış önceki aya göre %0,97 olmuştu. Üretici fiyatları yılbaşından Eylül ayı sonuna kadar ortalama %13,44 artış kaydederken, TÜFE’deki artış %8,33 oldu. Bunu şu şekilde açıklayabiliriz: Üreticiler, satış hacimleri olumsuz etkilenmesin diye maliyetlerini tüketiciye tam olarak yansıtamamaktalar. Dolayısıyla da iş hacmi yaratılsa bile karlılık açısından parlak bir tablo ortaya çıkmamaktadır. İşletmelerin maliyetlerini azaltmak adına ticari kredi faiz oranlarının 16 Ekim itibariyle %13,87 seviyesine gerilemesi önemli bir adım olsa da bankacılık sektörü kredi hacminin %78’ini oluşturan ticari kredilerin ödeme kabiliyetindeki olası bozulmalar finansal sistem dolayısıyla da Türk lirası üzerinde önemli bir baskı oluşturabilir. Bu da Türk lirasının yabancı para birimlerine karşı sert değer kayıplarını beraberinde getirebilir. Özellikle Türk lirasında süregelen değer kaybının enflasyonda yapışkanlık etkisi yaratması, Türk lirasına güven sağlanmadıkça enflasyonda düşüş eğilimini de engellemektedir.

Merkez Bankası neden Geç Likidite Penceresi borç verme faiz oranını %14,75’e yükseltti?   

Enflasyondaki yükseliş eğilimini Merkez Bankası güçlü kredi ivmesi desteğiyle ekonomide sağlanan hızlı toparlanmaya ve finansal piyasalarda yaşanan gelişmelere bağlıyor. Toplantı sonrasında yayınlanan basın bülteninde Merkez Bankası, enflasyonda düşüşü sağlamak adına temkinli duruşunu koruyacağını vurguladı. Bu sebeple Merkez Bankası, Geç Likidite Penceresi 1 gecelik borç verme faiz oranını %13,25’ten %14,75’e yükselterek ortalama fonlama maliyetinin %13,5 seviyesinin üzerine çıkmasını sağlayabilecek.

Merkez Bankası para politikası kararında hangi gerekçeleri öne sürdü?

Merkez Bankasının yayınladığı basın bülteninde politika kararına yönelik olarak sunduğu gerekçeleri kendi yorumumla iletmeye çalışayım:

“İktisadi faaliyetteki toparlanma devam etse” de pandemide ikinci dalga riski göz ardı edilmemeli

Aşağıdaki grafikte görüleceği gibi, sanayi üretimi Kovid-19 kaynaklı kapatmaların devreye alındığı Nisan ayında dip seviyelere gerilemiş, ardından tedbirlerin gevşetilmesiyle Mayıs ayından itibaren aralıksız artış kaydetmiştir. Bunda özellikle ihracat performansındaki yukarı yönlü eğilim önemli bir rol oynamıştır. Küresel olarak, Ağustos ayında ise pandemide ikinci dalga etkisini göstermeye başlamış ve Türkiye dahil sanayi üretimi artışında yavaşlama kaydedilmiştir. İkinci dalganın yaygınlaşma ihtimali iktisadi faaliyetin zayıflamasına sebep olabilir.

Kaynak: TDM

“Son dönemde atılan politika adımlarıyla birlikte ticari ve bireysel kredilerdeki normalleşme eğilimi belirginleşmiştir”

Eylül ayında politika faizinin yükseltilmesi ve sıkı para politikasının da desteğiyle Merkez Bankası, ticari ve bireysel kredilerdeki normalleşme eğiliminin belirginleştiğini ifade ediyor.

Merkez Bankası 25 Eylül tarihli toplantısında politika faizini %8,25’ten %10,25’e yükseltmişti. Aşağıdaki grafikte de görüleceği gibi, politika faizindeki artış tüketici kredi faiz oranlarının artmasında etkili olurken ticari kredi faizlerinde düşüş gözlendi.

Kaynak: TDM

Yine aşağıdaki grafikte görüleceği gibi, tüketici kredi faizlerindeki artış ve ticari kredi faizlerindeki düşüşün etkisiyle 25 Eylül’den 16 Ekim tarihine kadar kredi hacmi artışında yavaşlama eğilimi var.

Kaynak: TDM

16 Ekim 2020 tarihli BDDK verilerine göre, toplam bankacılık sektörü kredi hacminin %22’sini Bireysel Krediler ve Kredi Kartları, %78’ini Ticari Krediler oluşturmaktadır. Aşağıdaki grafikte de görüleceği gibi, 25 Eylül’de faiz artırımının ardından tüketici faiz oranlarındaki artış tüketici kredilerinde yavaşlama getirirken, ticari kredilerde artış eğilimi var.

Kaynak: TDM

Söz konusu gelişmelere bağlı olarak; bankacılık sektörünün, işletmelere daha düşük faizle finansman sağlaması amacıyla ticari kredilere öncelik vermesini, öte taraftan da enflasyonist baskıyı azaltmak adına tüketici kredileri faiz oranlarındaki artışa istinaden tüketici kredi hacminde kaydedilen yavaşlamayı Merkez Bankasının “normalleşme eğilimi” olarak ifade ettiğini anlıyorum.

“İthalatta öngörülen dengelenmenin başladığı” görülse de sebebi bozulan talep

Merkez Bankası ithalattaki güç kaybını “Salgın tedbirleri kapsamında uygulanan destekleyici politikaların kademeli olarak geri alınmasıyla ithalatta öngörülen dengelenmenin başladığı görülmektedir” olarak ifade ediyor. Aşağıdaki grafik ise, altın ithalatı hariç tutulduğunda ithalat hacminde pandemi öncesine göre yavaşlama eğilimini açıkça gösteriyor. Elbette ithal ürünlere getirilen ek vergilerin söz konusu gelişmede etkisi olabilir ancak hem iç talepteki hem de sermaye yatırımlarındaki güç kaybının etkisinin ithalat performansı üzerinde daha etkili olduğunu düşünüyorum.

Kaynak: TDM

“Mal ihracatındaki güçlü toparlanma, emtia fiyatlarının görece düşük seviyeleri ve reel kur düzeyi önümüzdeki dönemde cari işlemler dengesini destekleyecektir” denilse de riskler göz ardı edilmemeli

Ağustos ayında, küresel talepteki bozulmaya bağlı olarak mal ihracatında güç kaybı yaşandığını gördük. Söz konusu güç kaybı düşen iç talebin etkisiyle mal ithalatında azalmaya dolayısıyla da cari işlemler açığında azalmaya katkı sağlayacaktır. Ancak altın ithalatındaki belirsizlik söz konusu beklentiyi riske atıyor. Öte yandan, Merkez Bankasının politika faizini sabit tutmasının ardından Dolar/TL kuru tekrar 7,90 seviyelerinin üzerine çıktı. Merkez Bankasının “reel kur düzeyinin cari işlemler dengesini destekleyeceğini” ifade etmesi, Merkez Bankasının zayıf Türk lirasını desteklediğini, dolayısıyla da Türkiye’nin ihracat mallarının fiyat avantajı sunarak ihracat performansının artacağı beklentisini savunduğunu anlıyorum. Aşağıdaki grafik Türk lirasının rekor düşük seviyelerine gerilediğini gösterse de Türk lirasındaki değişimin doğrudan ihracat hacmini etkilediğini kanıtlamıyor:

Kaynak: TDM

Pandeminin yarattığı arz şoku sebebiyle Türkiye ihracatının olumlu etkilendiği elbette söylenebilir ancak küresel rekabetteki sert yarışın etkisiyle Türkiye’nin pastadan pay kapma şansı sınırlanmış olabilir. Ayrıca, kış aylarıyla birlikte artacak olan enerji ihtiyacı, ithalat hacmini de yukarı çekecektir. Dolayısıyla söz konusu sebeplerin cari işlemler dengesini destekleyemeyeceği ihtimali yüksek.

Dr. Fulya Gürbüz

GRAFİĞİN SÖYLEDİĞİ: “Kur yükseldikçe fiyatlar da yükseliyor”

Aylık fiyat artışları Eylül ayında da sürdü…

Eylül ayı üretici ve tüketici fiyatları enflasyon verileri açıklandı. Türkiye’de üretimi yapılan ve yurt içine satışa konu olan ürünlerin üretici fiyatları (Yİ-ÜFE) Eylül ayında önceki aya göre %2,65, tüketici fiyatları (TÜFE) ise %0,97 arttı. Aynı ay Dolar/TL kuru %3,51 artış kaydetti.

2018-2020 dönemini kapsayan yukarıdaki grafikte; sol eksen üretici (Yİ-ÜFE) ve tüketici (TÜFE) fiyatlarındaki aylık değişimleri, sağ eksen ise Dolar/TL kurunun seyrini gösteriyor.

Dikkat ederseniz;

. Kurdaki (yeşil çizgi) yükseliş üretici maliyetlerini (mavi çubuklar) yükseltirken, üreticiler söz konusu artışı tüketicilere (kırmızı çubuklar) daha düşük oranlı yansıtabilmişler.

. Kurda düşüş olduğu veya kurun nispeten yatay seyrettiği dönemlerde ise üretici maliyetlerinde düşüş görülürken, üreticiler nihai ürün fiyatlarını yükseltmeyi tercih etmişler.

Fiyat artışlarını ne etkiliyor?

Yukarıdaki grafik de kanıtlıyor ki kurdaki yükselişlere bağlı olarak Türk lirasında yaşanan değer kayıpları üretim maliyetlerini artırırken söz konusu artışlar tüketici fiyatlarına da yansıtılıyor. Peki, sadece fiyatların artmasına kurdaki artışlar mı sebep olmaktadır?

Elbette hayır. Gelin bunu bir örnekle açıklayayım:

Temmuz-Ağustos 2019 döneminde üretici maliyetleri düşerken neden tüketici fiyatları yükselmeye devam etmiş?

Sebebi, 23 Haziran 2019 tarihinde yenilenen seçimlerin ardından Hükumet tarafından yapılan zamlardı: çay, şeker ve elektrik fiyatlarına yapılan zamlar; sigara ve alkolde yapılan ÖTV artırımları, yurt dışından getirilen telefonlardan alınan kayıt harçlarına uygulanan zam, yurt dışına çıkış harcında artırım; ulaşım ücretlerine Kredi Yurtlar Kurumunun yurtlarına ve doğalgaza yapılan zamlar.

Peki, önümüzdeki dönemde enflasyonda -yani fiyatlardaki değişimde- bizi ne bekliyor?

Tamamen belirsizliklere bağlı: Kovid-19, ABD seçimleri, Türk lirasındaki değişim, bütçe tarafındaki belirsizliklere bağlı fiyat değişiklikleri, jeopolitik gelişmeler, Merkez Bankası para politikası hamleleri, olası erken seçim… Listeyi uzatabiliriz. Kısacası her şey güven ortamına bağlı.

Dr. Fulya Gürbüz

Fed “ekonominin seyri virüse bağlı” diyerek faizi sabit tuttu

Bugün olağan para politikası toplantısını tamamlayan ABD Merkez Bankası Fed, koronavirüsün ABD ve dünya genelinde büyük çapta insani ve ekonomik zorluklara sebep olduğunu, son birkaç aydır ekonomi faaliyetlerindeki iyileşme başlamış olsa da yılbaşındaki seviyelerinin çok gerisinde olduğunu belirtti.

Toplantı sonrası yayınlanan duyuruda; talepteki zayıflık ve hayli düşük seviyedeki petrol fiyatlarının tüketici fiyat enflasyonunu aşağıda tuttuğunu, alınan önlemlerin kısmen ekonomiyi desteklediğini ve ABD hanehalkı ve işletmelerine kredi imkanının sağlandığını, ancak ekonominin seyrinin tamamen virüsün seyrine bağlı olduğunu söylüyor Fed.

Bu sebeplerle politika faizi olan %0,00-0,25 seviyesindeki hedef faiz aralığını sabit tuttuğunu ifade eden Fed, maksimum istihdam ve %2 enflasyon hedefine ulaşana kadar yurtiçi ve yurtdışı gelişmeleri dikkate alarak tüm araçlarını kullanmaya devam edeceğini vurguluyor.

Ek olarak, hanehalkı ve işletmelere kredi akışını sürdürmek amacıyla Hazine tahvilleri ile özel sektör konut ve ticari ipoteğe dayalı menkul kıymetleri almaya, açık piyasa işlemleriyle de gecelik ve vadeli repo faaliyetleri mekanizmasıyla finansal piyasaları fonlamaya devam edeceğini duyurdu.

Toplantı sonrasında yayınladığı bir başka duyuruda ise Fed, ABD doları cinsi swap faaliyetlerini genişlettiğini ve yabancı ve uluslararası para otoriteleri için geçici repo olanağını 31 Mart 2021 tarihine kadar uzattığını ilan etti.

Dr. Fulya Gürbüz