Merkez Bankasına göre zayıf TL ihracatı destekleyecek

Merkez Bankası, 22 Ekim 2020 tarihli toplantısında 1-hafta vadeli borç verme faizi olan politika faizini %10,25 ile sabit tuttu. Toplantı öncesinde, kurdaki tansiyonu azaltmak adına politika faizinin %11,25-11,75 aralığına yükseltilmesi gerektiğini savunmuştum. Toplantıdan, politika faizini artırmak yerine Geç Likidite Penceresi 1 gecelik borç verme faiz oranının %13,25’ten %14,75’e yükseltildiği kararı çıktı. Hatırlatmak gerekirse, bankalar 1 gecelik, 1 haftalık ve Geç Likidite Penceresinden 1 gecelik vadelerde Merkez Bankasından borç alabilmektedirler. Merkez Bankası söz konusu fonlamaların miktar ve vadelerine göre hesapladığı “ortalama fonlama maliyetini” günlük olarak yayınlamaktadır. 21 Ekim itibariyle ortalama fonlama maliyeti %12,52 seviyesindeydi.

Merkez Bankası %10,25 seviyesindeki politika faizini neden değiştirmedi?

Merkez Bankası faiz politikasını belirlerken Tüketici Fiyat Enflasyonunu (TÜFE) dikkate alıyor. Eylül ayında TÜFE önceki yılın aynı ayına göre %11,75 seviyesine gerilemişti. Geçen hafta açıklanan TCMB Ekim ayı Beklenti Anketi sonuçlarına göre de yıl sonu TÜFE beklentisi %11,76 seviyesinde. %10,25 seviyesindeki politika faizinin üzerine ortalama %2-3’lük reel getiriyi eklersek %12,5-13,6’lık bir seviyeye ulaşıyoruz. Toplantı öncesinde 2-yıl vadeli devlet tahvilinin faizi %13,8, 1 yıl vadeli TL mevduatın faiz oranı ise %12,8 seviyesinde bulunuyordu.

Yukarıdaki paragrafta Merkez Bankasının politika faizini neden sabit tutmuş olabileceğine dair basın bülteninden anlayabildiğim kadarıyla bir sebep bulmaya çalıştım. Merkez Bankası fiyat istikrarını sağlamak adına TÜFE’yi dikkate alsa da üretim maliyetleri de nihai ürün fiyatlarını etkilemektedir. Yurt İçi Üreticileri Fiyat Enflasyonu (Yİ-ÜFE) Eylül ayında önceki aya göre %2,65, önceki yılın aynı ayına göre %14,33 artış kaydetti. TÜFE’deki artış önceki aya göre %0,97 olmuştu. Üretici fiyatları yılbaşından Eylül ayı sonuna kadar ortalama %13,44 artış kaydederken, TÜFE’deki artış %8,33 oldu. Bunu şu şekilde açıklayabiliriz: Üreticiler, satış hacimleri olumsuz etkilenmesin diye maliyetlerini tüketiciye tam olarak yansıtamamaktalar. Dolayısıyla da iş hacmi yaratılsa bile karlılık açısından parlak bir tablo ortaya çıkmamaktadır. İşletmelerin maliyetlerini azaltmak adına ticari kredi faiz oranlarının 16 Ekim itibariyle %13,87 seviyesine gerilemesi önemli bir adım olsa da bankacılık sektörü kredi hacminin %78’ini oluşturan ticari kredilerin ödeme kabiliyetindeki olası bozulmalar finansal sistem dolayısıyla da Türk lirası üzerinde önemli bir baskı oluşturabilir. Bu da Türk lirasının yabancı para birimlerine karşı sert değer kayıplarını beraberinde getirebilir. Özellikle Türk lirasında süregelen değer kaybının enflasyonda yapışkanlık etkisi yaratması, Türk lirasına güven sağlanmadıkça enflasyonda düşüş eğilimini de engellemektedir.

Merkez Bankası neden Geç Likidite Penceresi borç verme faiz oranını %14,75’e yükseltti?   

Enflasyondaki yükseliş eğilimini Merkez Bankası güçlü kredi ivmesi desteğiyle ekonomide sağlanan hızlı toparlanmaya ve finansal piyasalarda yaşanan gelişmelere bağlıyor. Toplantı sonrasında yayınlanan basın bülteninde Merkez Bankası, enflasyonda düşüşü sağlamak adına temkinli duruşunu koruyacağını vurguladı. Bu sebeple Merkez Bankası, Geç Likidite Penceresi 1 gecelik borç verme faiz oranını %13,25’ten %14,75’e yükselterek ortalama fonlama maliyetinin %13,5 seviyesinin üzerine çıkmasını sağlayabilecek.

Merkez Bankası para politikası kararında hangi gerekçeleri öne sürdü?

Merkez Bankasının yayınladığı basın bülteninde politika kararına yönelik olarak sunduğu gerekçeleri kendi yorumumla iletmeye çalışayım:

“İktisadi faaliyetteki toparlanma devam etse” de pandemide ikinci dalga riski göz ardı edilmemeli

Aşağıdaki grafikte görüleceği gibi, sanayi üretimi Kovid-19 kaynaklı kapatmaların devreye alındığı Nisan ayında dip seviyelere gerilemiş, ardından tedbirlerin gevşetilmesiyle Mayıs ayından itibaren aralıksız artış kaydetmiştir. Bunda özellikle ihracat performansındaki yukarı yönlü eğilim önemli bir rol oynamıştır. Küresel olarak, Ağustos ayında ise pandemide ikinci dalga etkisini göstermeye başlamış ve Türkiye dahil sanayi üretimi artışında yavaşlama kaydedilmiştir. İkinci dalganın yaygınlaşma ihtimali iktisadi faaliyetin zayıflamasına sebep olabilir.

Kaynak: TDM

“Son dönemde atılan politika adımlarıyla birlikte ticari ve bireysel kredilerdeki normalleşme eğilimi belirginleşmiştir”

Eylül ayında politika faizinin yükseltilmesi ve sıkı para politikasının da desteğiyle Merkez Bankası, ticari ve bireysel kredilerdeki normalleşme eğiliminin belirginleştiğini ifade ediyor.

Merkez Bankası 25 Eylül tarihli toplantısında politika faizini %8,25’ten %10,25’e yükseltmişti. Aşağıdaki grafikte de görüleceği gibi, politika faizindeki artış tüketici kredi faiz oranlarının artmasında etkili olurken ticari kredi faizlerinde düşüş gözlendi.

Kaynak: TDM

Yine aşağıdaki grafikte görüleceği gibi, tüketici kredi faizlerindeki artış ve ticari kredi faizlerindeki düşüşün etkisiyle 25 Eylül’den 16 Ekim tarihine kadar kredi hacmi artışında yavaşlama eğilimi var.

Kaynak: TDM

16 Ekim 2020 tarihli BDDK verilerine göre, toplam bankacılık sektörü kredi hacminin %22’sini Bireysel Krediler ve Kredi Kartları, %78’ini Ticari Krediler oluşturmaktadır. Aşağıdaki grafikte de görüleceği gibi, 25 Eylül’de faiz artırımının ardından tüketici faiz oranlarındaki artış tüketici kredilerinde yavaşlama getirirken, ticari kredilerde artış eğilimi var.

Kaynak: TDM

Söz konusu gelişmelere bağlı olarak; bankacılık sektörünün, işletmelere daha düşük faizle finansman sağlaması amacıyla ticari kredilere öncelik vermesini, öte taraftan da enflasyonist baskıyı azaltmak adına tüketici kredileri faiz oranlarındaki artışa istinaden tüketici kredi hacminde kaydedilen yavaşlamayı Merkez Bankasının “normalleşme eğilimi” olarak ifade ettiğini anlıyorum.

“İthalatta öngörülen dengelenmenin başladığı” görülse de sebebi bozulan talep

Merkez Bankası ithalattaki güç kaybını “Salgın tedbirleri kapsamında uygulanan destekleyici politikaların kademeli olarak geri alınmasıyla ithalatta öngörülen dengelenmenin başladığı görülmektedir” olarak ifade ediyor. Aşağıdaki grafik ise, altın ithalatı hariç tutulduğunda ithalat hacminde pandemi öncesine göre yavaşlama eğilimini açıkça gösteriyor. Elbette ithal ürünlere getirilen ek vergilerin söz konusu gelişmede etkisi olabilir ancak hem iç talepteki hem de sermaye yatırımlarındaki güç kaybının etkisinin ithalat performansı üzerinde daha etkili olduğunu düşünüyorum.

Kaynak: TDM

“Mal ihracatındaki güçlü toparlanma, emtia fiyatlarının görece düşük seviyeleri ve reel kur düzeyi önümüzdeki dönemde cari işlemler dengesini destekleyecektir” denilse de riskler göz ardı edilmemeli

Ağustos ayında, küresel talepteki bozulmaya bağlı olarak mal ihracatında güç kaybı yaşandığını gördük. Söz konusu güç kaybı düşen iç talebin etkisiyle mal ithalatında azalmaya dolayısıyla da cari işlemler açığında azalmaya katkı sağlayacaktır. Ancak altın ithalatındaki belirsizlik söz konusu beklentiyi riske atıyor. Öte yandan, Merkez Bankasının politika faizini sabit tutmasının ardından Dolar/TL kuru tekrar 7,90 seviyelerinin üzerine çıktı. Merkez Bankasının “reel kur düzeyinin cari işlemler dengesini destekleyeceğini” ifade etmesi, Merkez Bankasının zayıf Türk lirasını desteklediğini, dolayısıyla da Türkiye’nin ihracat mallarının fiyat avantajı sunarak ihracat performansının artacağı beklentisini savunduğunu anlıyorum. Aşağıdaki grafik Türk lirasının rekor düşük seviyelerine gerilediğini gösterse de Türk lirasındaki değişimin doğrudan ihracat hacmini etkilediğini kanıtlamıyor:

Kaynak: TDM

Pandeminin yarattığı arz şoku sebebiyle Türkiye ihracatının olumlu etkilendiği elbette söylenebilir ancak küresel rekabetteki sert yarışın etkisiyle Türkiye’nin pastadan pay kapma şansı sınırlanmış olabilir. Ayrıca, kış aylarıyla birlikte artacak olan enerji ihtiyacı, ithalat hacmini de yukarı çekecektir. Dolayısıyla söz konusu sebeplerin cari işlemler dengesini destekleyemeyeceği ihtimali yüksek.

Dr. Fulya Gürbüz

GRAFİĞİN SÖYLEDİĞİ: “Kur yükseldikçe fiyatlar da yükseliyor”

Aylık fiyat artışları Eylül ayında da sürdü…

Eylül ayı üretici ve tüketici fiyatları enflasyon verileri açıklandı. Türkiye’de üretimi yapılan ve yurt içine satışa konu olan ürünlerin üretici fiyatları (Yİ-ÜFE) Eylül ayında önceki aya göre %2,65, tüketici fiyatları (TÜFE) ise %0,97 arttı. Aynı ay Dolar/TL kuru %3,51 artış kaydetti.

2018-2020 dönemini kapsayan yukarıdaki grafikte; sol eksen üretici (Yİ-ÜFE) ve tüketici (TÜFE) fiyatlarındaki aylık değişimleri, sağ eksen ise Dolar/TL kurunun seyrini gösteriyor.

Dikkat ederseniz;

. Kurdaki (yeşil çizgi) yükseliş üretici maliyetlerini (mavi çubuklar) yükseltirken, üreticiler söz konusu artışı tüketicilere (kırmızı çubuklar) daha düşük oranlı yansıtabilmişler.

. Kurda düşüş olduğu veya kurun nispeten yatay seyrettiği dönemlerde ise üretici maliyetlerinde düşüş görülürken, üreticiler nihai ürün fiyatlarını yükseltmeyi tercih etmişler.

Fiyat artışlarını ne etkiliyor?

Yukarıdaki grafik de kanıtlıyor ki kurdaki yükselişlere bağlı olarak Türk lirasında yaşanan değer kayıpları üretim maliyetlerini artırırken söz konusu artışlar tüketici fiyatlarına da yansıtılıyor. Peki, sadece fiyatların artmasına kurdaki artışlar mı sebep olmaktadır?

Elbette hayır. Gelin bunu bir örnekle açıklayayım:

Temmuz-Ağustos 2019 döneminde üretici maliyetleri düşerken neden tüketici fiyatları yükselmeye devam etmiş?

Sebebi, 23 Haziran 2019 tarihinde yenilenen seçimlerin ardından Hükumet tarafından yapılan zamlardı: çay, şeker ve elektrik fiyatlarına yapılan zamlar; sigara ve alkolde yapılan ÖTV artırımları, yurt dışından getirilen telefonlardan alınan kayıt harçlarına uygulanan zam, yurt dışına çıkış harcında artırım; ulaşım ücretlerine Kredi Yurtlar Kurumunun yurtlarına ve doğalgaza yapılan zamlar.

Peki, önümüzdeki dönemde enflasyonda -yani fiyatlardaki değişimde- bizi ne bekliyor?

Tamamen belirsizliklere bağlı: Kovid-19, ABD seçimleri, Türk lirasındaki değişim, bütçe tarafındaki belirsizliklere bağlı fiyat değişiklikleri, jeopolitik gelişmeler, Merkez Bankası para politikası hamleleri, olası erken seçim… Listeyi uzatabiliriz. Kısacası her şey güven ortamına bağlı.

Dr. Fulya Gürbüz

Haftanın makro-ekonomi gündemi: GSYH büyümesi, dış ticaret, PMI, enflasyon, ABD işsizlik oranı

31 Ağustos 2020, Pazartesi

2020 yılı ikinci çeyrek GSYH büyüme verileri açıklanacak. Birinci çeyrekte ekonomi bir önceki yılın aynı dönemine göre %4,5 artış kaydetmişti. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi ise bir önceki çeyreğe göre %0,6 artmıştı. BETAM ikinci çeyrekte yıllık olarak %7 daralma, önceki çeyreğe göre %4,8 daralma bekliyor. Bilgi Üniversitesi Finansal Uygulama ve Araştırma Merkezinin beklentileri yıllık bazda 6,6 daralma ve çeyreklik bazda %10,3 daralma iken trandingeconomics.com tahminleri sırasıyla %12,4 daralma ve %8,2 daralma.

SAMEKS Ağustos ayı hizmet ve sanayi sektörleri PMI verileri açıklanacak. Temmuz ayında Hizmet PMI 58,6, Sanayi PMI 59,9 seviyelerine yükselmiş, böylece Bileşik PMI 58,9 seviyesine yükselmişti. Endeksin 50’nin üzerindeki değerler önceki aya göre iyileşmeyi, 50’nin altındaki değerler kötüleşmeyi gösteriyor. Geçen hafta TCMB tarafından açıklanan Ağustos ayı Reel Kesim Güven Endeksi (RKGE) önceki aya göre sektörde iyileşmenin sürdüğünü göstermişti. Hizmet tarafında ise geçen hafta TÜİK’in açıkladığı Ağustos ayına ilişkin Hizmet Sektörü Güven Endeksi ve Perakende Ticaret Güven Endeksi verileri sektörlerdeki bozulmanın zayıflamaya devam ettiğini göstermişti. Söz konusu veriler SAMEKS endekslerinin de Ağustos ayında iyileşme sinyallerinin süreceğine işaret ediyor. SAMEKS verilerinde özellikle istihdam ve yeni siparişlerdeki eğilimi izleyeceğiz.

TÜİK Temmuz ayı dış ticaret istatistiklerini açıklayacak. Nisan ayında KOVİD-19 kaynaklı kapatmaların etkisiyle ihracat ve ithalat verileri 2008 küresel finansal krizden bu yana en sert düşüşünü kaydetmesinin ardından açılmaların başlamasıyla Mayıs ve Haziran aylarında kademeli olarak yükseliş kaydetmeye başladı. TİM ve Ticaret Bakanlığı verileri Temmuz ayında ihracat ve ithalat verilerinin Temmuz 2019 verilerinin gerisinde kalsa da iyileşmenin Temmuz ayında da sürdüğünü göstermişti. Ticaret Bakanlığı verilerine göre dış ticaret açığı Temmuz ayında 2,7 milyar dolar olacak. TİM ise hafta içerisinde Ağustos ayı ihracat verilerini açıklayacak.

1 Eylül 2020, Salı

IHS Markit, Türkiye dahil küresel imalat sektörü Ağustos ayı PMI verilerini açıklayacak. Temmuz ayında İSO Türkiye İmalat Sektörü PMI endeksi 56,9 değeri ile önceki aya göre sektörde büyümenin sürdüğüne işaret etmişti. Ağustos ayı RKGE ve öncü Almanya İmalat Sektörü PMI verileri İSO Türkiye İmalat Sektörü PMI endeksindeki önceki aya göre iyileşmenin süreceği ipuçlarını vermişti. İSO Türkiye Sektörel PMI Anketi ise Temmuz ayında Tekstil, Gıda ile Giyim ve Deri ürünleri haricinde diğer sektörlerin önceki aya göre büyüme kaydettiği görülmüştü. Söz konusu anketin Ağustos ayı detaylarında sektörlerdeki gelişmeleri okuyacağız.

2 Eylül 2020, Çarşamba

Finansal kesim dışındaki firmaların Haziran ayı net döviz pozisyonu açıklanacak. Mayıs ayında sektörün döviz pozisyon açığı 2 milyar dolar azalışla 165 milyar dolar seviyesine gerilemişti.

3 Eylül 2020, Perşembe

TÜİK Ağustos ayı enflasyon verilerini açıklayacak. Temmuz ayında Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) önceki aya göre %0,58, önceki yılın aynı ayına göre %11,76 artış kaydetmişti. Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) ise aylık %1,02 ve yıllık %8,33 artışlara işaret etmişti. Yarı yarıya Euro ve Dolar kurundan oluşan döviz kuru sepetinin Ağustos ayında önceki aya göre %8,1’lik artış kaydetmesi hem üretici hem de tüketici fiyatlarında artış etkisi yaratacak. Bloomberg HT anketi de bu beklentiyle örtüşüyor; TÜFE’nin Ağustos ayında aylık %1, yıllık ise %11,9 artış kaydetmesi bekleniyor.

IHS Markit, Ağustos ayı küresel hizmet sektörü PMI verilerini açıklayacak. Temmuz ayında endeks 50,5 değeri ile büyüme bölgesine geçmişti. Ağustos ayı öncü verilerine göre ABD’de hizmet sektörü önceki aya göre büyümeye devam ederken benzer seyri İngiltere verisinde de gördük. Ancak Euro Bölgesi öncü verileri Ağustos ayında hizmet sektöründeki büyümenin yavaşladığını ortaya koydu.

TCMB ve BDDK 28 Ağustos 2020 tarihli haftalık para ve banka verilerini açıklayacak. Toplam döviz tevdiat hesapları 21 Ağustos’ta önceki aya göre 1,14 milyar dolar azalışla 213,5 milyar dolara gerilerken, gerçek kişilerin yurtiçi döviz tevdiat hesapları önceki aya göre 725 milyon dolar azalışla 104,8 milyar dolar oldu. Hem mevduat hem de kredi faiz oranları 21 Ağustos ile biten haftada artışını sürdürdü. Bu yükselişte TCMB’nin politika faizini %8,25 olarak sabit bırakmasına rağmen kurda yaşanan yükselişe ve artan enflasyonist baskılara bağlı olarak TCMB’nin piyasadan TL ve yabancı para çekebilmek amacıyla zorunlu karşılık oranlarını artırması ve repo ihale vadelerini 1 aya uzatması etkili oldu. Öte yandan, bankacılık sistemi yabancı para (YP) net genel pozisyon açığı 21 Ağustos’ta önceki haftaya göre 586 milyon dolar azalışla 3,7 milyar dolar seviyesine, kamu bankalarının YP net genel pozisyon açığı da 8,0 milyar dolar seviyesine geriledi. TCMB uluslararası rezervleri ise aynı dönemde 517 milyon dolar artışla 88,7 milyar dolar seviyesine yükseldi; altın rezervleri 461 milyon dolar artışla 43,3 milyar dolar, brüt döviz rezervleri 56 milyon dolar artışla 45,4 milyar dolar oldu. 21 Ağustos 2020 para ve banka verileri aşağıdaki gibidir:

4 Eylül 2020, Cuma

ABD’de Ağustos ayı işgücü verileri açıklanacak. Nisan ayında KOVİD-19 sebebiyle %14,7 seviyesine kadar yükselen işsizlik oranı Mayıs ayı ile birlikte kapatmaların gevşemeye başlamasıyla kademeli olarak düşerek Temmuz ayında %10,2 seviyesine kadar geriledi. Fed Başkanı Jerome Powell, 27 Ağustos Perşembe günü Jackson Hole konuşmasında %2 olan hedef enflasyonun “ortalama %2” olarak değiştirildiğini, %4 olan işsizlik oranı hedefi yerine “maksimum istihdam seviyesini” hedeflediklerini belirtti. Fed, 10 Haziran 2020 tarihli “What are the Federal Reserve’s objectives in conducting monetary policy?” notunda “maksimum istihdam” için “çalışmak isteyen tüm Amerikalıların kazançlı bir şekilde istihdam edilmesi” tanımını yapıyor. Notta maksimum istihdam seviyesinin genelde “iş piyasası ve dinamiklerini etkileyen parasal olmayan faktörlerin” belirlediği, bu faktörlerin zamanla değişkenlik göstermesinden dolayı doğrudan ölçülemediği vurgulanırken bu sebeplerle “Para Politikası Kurulunun maksimum istihdam için sabit bir oran belirlemeyeceği” ifade edilmişti. Dolayısıyla bundan sonra Fed’in para politikasını öngörmede işsizlik oranının nereye çıktığı veya indiğinden daha çok buna sebep olan iş piyasasına yönelik Fed’in yapacağı değerlendirmeleri dikkate alacağız.

Dr. Fulya Gürbüz

Haftanın makro-ekonomi veri gündemi: Reel efektif döviz kuru, nakit bütçe, işsizlik oranı, dış ticaret endeksleri ve inşaat maliyet endeksi

6 Temmuz 2020, Pazartesi

Haziran ayı reel efektif döviz kuru (REDK) açıklanacak. REDK, dış ticaret ortaklarımızın para birimlerine göre enflasyondan arındırılmış olarak Türk lirasının değerini ortaya koyan bir ölçüm metodudur. Aralık 2007’de 127,7 ile en yüksek değerine ulaşan TÜFE bazlı REDK, kur krizinin yaşandığı Eylül 2018’de 62,5 ile en düşük değerini almış, KOVİD-19 etkisi ile de Mayıs 2020’de 68,6 seviyesine gerilemişti. %50-50 ABD doları ve eurodan oluşan döviz sepetinin Haziran ayında kısmen yatay kalmasının etkisiyle REDK’de önemli bir değişiklik olmama ihtimali var.  

7 Temmuz 2020, Salı

Haziran ayı nakit bütçe verileri açıklanacak. Mayıs ayında 75 milyar 251 milyon TL gelir, 85 milyar 279 milyon TL gider kaydedilmiş, böylece Mart-Nisan döneminde toplam 86 milyar 693 milyon TL açık veren nakit bütçe Mayıs ayında 9 milyar 727 milyon TL açık vermiştir. Haziran ayında ihracat ve ithalatta önceki aya göre artış yaşanması ve kredi hacmindeki artışın devam etmesi dolaylı vergiler tarafında önceki aya göre artış ihtimalini ortaya koyuyor.

10 Temmuz 2020, Cuma

Mart-Nisan-Mayıs dönemini kapsayan Nisan dönemi işgücü verileri açıklanacak. İşsizlik oranı izolasyon ve kapatmalara rağmen Mart döneminde (Şubat-Mart-Nisan) %13,19 seviyesine gerilemişti. Kapatmaların ve önlemlerin gevşetildiği Mayıs ayını içine alan Nisan döneminde ise işsizlik oranında işten çıkarmaların yasak olması işsizlik oranının aşağıya gelmesini sınırlandırıcı bir etki yaratacak. Öte yandan Mayıs ayına ait arındırılmamış SAMEKS endeksi verilerini dikkate aldığımızda sanayi sektörü istihdamında iyileşme, hizmet sektörü istihdamında ise yatay bir görünüm var.

Mayıs ayı dış ticaret endeksleri açıklanacak. Dış ticaret endeksleri, dış ticaret verilerinden farklı olarak hizmet sektörü ihracat ve ithalatını dikkate almıyor. KOVİD-19 kaynaklı kapatmaların yaşandığı Nisan ayında dış ticaret endeksleri sert şekilde düşmüştü. Mayıs ayında kapatmaların gevşetilmesi ile sanayi sektöründe Nisan ayına göre iyileşmeler yaşandı. Bu ipuçlarını Mayıs ayı reel kesim güven endeksi, kapasite kullanımı, ISO PMI ve SAMEKS endekslerinden edinebilirsiniz. Özetle, Mayıs ayında ihracat ve ithalat hacimlerindeki toparlanmanın etkisiyle dış ticaret endekslerinde önceki aya göre iyileşme göreceğiz.

Mayıs ayı inşaat maliyet endeksi açıklanacak. Nisan ayında 204,1 değerine yükselen endeksin TL’deki değer kaybının etkisiyle Mayıs ayında da yükselişini sürdürmesi şaşırtıcı olmayacak.

Dr. Fulya Gürbüz

Fiyat artışlarındaki ana etken Türk lirasındaki değer kaybı

TÜİK, Mayıs ayı tüketici ve üretici enflasyon verilerini açıkladı. Yukarıdaki grafikte de görüldüğü gibi, aylık değişimlere baktığımızda her iki endeks de Aralık 2019’dan bu yana aralıksız yükselişini sürdürüyor.

TÜFE (2003=100) 2020 yılı Mayıs ayında bir önceki aya göre %1,36, bir önceki yılın Aralık ayına göre %4,57, bir önceki yılın aynı ayına göre %11,39 ve on iki aylık ortalamalara göre %12,10 artış gerçekleşti.

Yİ-ÜFE (2003=100) 2020 yılı Mayıs ayında bir önceki aya göre %1,54, bir önceki yılın Aralık ayına göre %6,15, bir önceki yılın aynı ayına göre %5,53 ve on iki aylık ortalamalara göre %9,14 artış gösterdi.

Yıllık bazda bakıldığında elbette tablo daha ılımlı çünkü bir önceki yılın aynı ayına ait endeks değerlerindeki değişimi veriyor:

Yukarıdaki grafiğe dikkat ederseniz, enflasyondaki yıllık değişimleri Türk lirasındaki değişimle anlatmaya çalışıyorum. Neden böyle bir şey yapıyorum?

Çünkü üretim bacağında ithal ara malı girdilerine bağımlıyız. İthalatı döviz ödemesi yaparak gerçekleştiriyoruz. Dolayısıyla da girdi mallarının Türk lirası cinsinden artışı üretim maliyetlerini dolayısıyla da fabrika çıkış fiyatlarını etkileyen en önemli faktör. Aşağıdaki grafikten de görüleceği üzere, fiyat artışlarında bir diğer önemli faktör de mallar üzerindeki vergilerin artışıdır.

Dr.Fulya Gürbüz

Enflasyon yıllık bazda düşüyor ama fiyatlar düşüyor mu?

Nisan ayı enflasyon verileri pazartesi yayınlanmıştı. Tüketici fiyat endeksi (TÜFE) yıllık %10,94, aylık %0,85 artmış, yurt içi üretici fiyat endeksindeki (Yİ-ÜFE) artışlar yıllık %6,71, aylık %1,28 olmuştu. TÜİK’ten aldığım grafikler yıllık enflasyonun düştüğünü gösteriyor. Elbette sevindirici bir gelişme ama…

 

…bir de aylık gelişmelere bakalım. TÜİK, içinde birçok ürünün bulunduğu bir sepet yapıyor ve bu sepetteki her bir ürüne bir ağırlık veriyor. Sepetteki tüm ürünlerin payını %100 kabul edersek mesela gıda ürünlerinin sepet içindeki payı %21,1, giyim ürünlerinin %5,2, kiranın %5, ulaştırma hizmetlerinin %3,5, sağlığın %2,8, eğitimin %2,6 gibi. Türkiye İstatistik Kurumu, TÜFE için endeksi 2003 yılı Ocak ayından başlatmış. Sepetteki tüm ürünlerin fiyatlarını sepetteki ağırlıklarıyla çarpmış, toplamış ve bu toplam değere 100 demiş. Ay sonunda sepetteki tüm ürünlerin tekrar fiyatlarını almış, aynı işlemi tekrarlamış ve yine sepetin ay sonu ortalama fiyatını bulmuş. Her iki tarih arasındaki fiyat değişimini hesaplamış ve bu değişimi “Acaba endeksin en baştaki 100 değerinden nasıl değişiklik göstermiş?” diye hesaplamış ve yeni bir endeks değeri bulmuş. Her ay sonu yeni ortalama fiyatları bulmuş ve bulduğu her değeri endeksin başlatıldığı 2003 yılı başına göre kıyaslamış. Grafikten göreceğiniz gibi 2003 yılı başında 100 olan TÜFE endeksi 2020 yılına geldiğimizde 4 kattan fazla artmış. Elbette yurt içi üretici fiyat endeksi (ÜFE) de benzer bir artış sergilemiş. Son 6 aydır aylık bazda hem TÜFE hem de ÜFE’nin endeks değerleri ardı ardına yükseliyor.

Unutmayalım bu fiyat değişimleri ortalama. Yani sepetteki ürünlerin fiyatları hesaplandığı dönem ya düşmüştür ya aynı kalmıştır ya yükselmiştir; çok yükselmiştir, az yükselmiştir vs. Bir örnek vermek adına hane halkını en çok etkileyen TÜFE endeksindeki gıda fiyatları endeksine bakalım. Bir de bu fiyat değişimlerini mevsimsellikten arındıralım ki yaz-kış etkisini ortadan kaldıralım. Grafik size ne söylüyor?

Doğru, gıda fiyatları ortalama TÜFE değeriyle kıyaslandığında son altı aydır daha hızla yükseliyor.

Özetle, evet enflasyon yıllık bazda düşüyor ancak fiyatlar düşmüyor; fiyatlardaki artış hızı düşüyor.

Aşağıda Türkiye ve diğer ülkelerin TÜFE enflasyonu, politika faizini ve işsizlik oranını bir arada gösterdim. Venezuela’nın %2430 olan -yanlış okumuyorsunuz- enflasyon değerini grafikte göstermedim. Grafik verilerini tradingeconomics.com’dan derledim. Peki, bu grafik ne söylüyor?

Benim anladığım, enflasyondaki artış hızını azaltmak ve işsizlik oranında düşüşü sağlamak için mevcuttan farklı bir ekonomik modele ihtiyacımız olduğu.

Dr. Fulya Gürbüz

Enflasyon hızlandıkça açlık ve yoksulluk sınırı artıyor

Kaynak: Türk-İş, Turkey Data Monitor

Türk-İş’in yayınladığı 2020 yılı Nisan ayı Açlık ve Yoksulluk Sınırı raporuna göre;

. “Koronavirüs salgını dar gelirliyi daha fazla etkiliyor

. Bir çalışanın aylık yaşam maliyeti tutarı 2.884 TL

. Dört kişilik ailenin açlık sınırı 2.374 TL, yoksulluk sınırı 7.733 TL

. Mutfak enflasyonunda artış oranı aylık %1,23, on iki aylık %12,68″

Yukarıdaki grafikte de görüleceği gibi dört kişilik bir ailenin aylık yoksulluk sınırındaki yukarı doğru eğilim TÜFE endeksindeki eğilime paralel hareket ediyor. Diğer bir ifadeyle, tüketici fiyat endeksindeki artış hane halkının temel ihtiyaçlarını edinmesini giderek zorlaştırıyor, hane halkı fiyatlar karşısında eziliyor.

Elbette tüketici fiyat endeksindeki hızlanmanın en önemli sebebi 2018 yılında Türk lirasının ABD doları gibi rezerv paralara karşılık sert değer kayıpları yaşaması oldu. Aşağıdaki grafik kurdaki hızlanmanın enflasyonu, dolayısıyla da yoksulluk ve açlık sınırını nasıl etkilediğini anlatıyor.

Kaynak: Türk-İş, Turkey Data Monitor

Gelin, yukarıdaki grafiği Türk lirası cinsinden değil de ABD doları cinsinden görelim:

Kaynak: Türk-İş, Turkey Data Monitor

2008-2012 döneminde nispeten dar aralıkta seyreden Dolar-TL kurunun 2013 yılında değerlenmeye başlaması ve 2016 yılı ile birlikte hızını artırması sonucunda ne oldu? ABD doları cinsinden yoksulluk sınırı, yoksulu kabaca %40 daha da yoksullaştırdı.

Ne sonuç çıkarmalıyız?

Türk lirası üzerindeki baskılar arttıkça hane halkımız yoksullaşmaya, dolayısıyla gelir grupları arasındaki makasın da açıldığına tanık oluyoruz.

Ne yapılmalı?

Eğitim, ekonomi, hukuk, sağlık, tarım ve uluslararası siyasette istikrar getirecek reform niteliğinde adımlar gerekiyor.

Dr. Fulya Gürbüz

Haftanın ekonomi gündemi: Enflasyon, PMI, nakit bütçe

4 Mayıs 2020, Pazartesi

Nisan ayı enflasyon verileri açıklanacak. Mart ayında TÜFE aylık %0,57, yıllık %11,86; yurtiçi ÜFE aylık %0,87, yıllık %8,50 artış kaydetti. Foreks Anketi’ne göre Nisan ayında TÜFE’de aylık medyan tahmini %0,65, yıllık medyan tahmini %10,74. Bloomberg HT anketine göre TÜFE’de aylık %0,6, yıllık %10,7 artış bekleniyor. Nisan ayı reel kesim güven endeksi verilerinde son üç ayda birim maliyetlerinde zayıflama, gelecek üç ayda satış fiyatı beklentilerinde artış öne çıktı.

Nisan ayı İSO ve IHS Markit imalat sektörü PMI verileri açıklanacak. Mart ayında endeks 48,1 seviyesi olan daralma bölgesine gerilemişti. Nisan ayı imalat sektörü SAMEKS endeksi sert şekilde düşerek 28,3 seviyesine geriledi. Her iki endekste 50 seviyesinin altındaki değerler sektörde daralmaya işaret ediyor. İSO vr IHS Markit verilerinde de düşüşün devam edeceğini göreceğiz. IHS Markit’in cuma açıkladığı ABD, İngiltere, İrlanda, Japonya, Kanada imalat sektörü PMI verileri daralma bölgesinde tarihi düşük seviyelerine geriledi.

6 Mayıs 2020, Çarşamba

ISH Markit Mayıs ayı küresel hizmet sektörü PMI verilerini yayınlayacak.

8 Mayıs 2020, Cuma

Nisan ayı nakit bazlı bütçe verileri açıklanacak. Mart ayında 40,5 milyar TL bütçe açığı kaydedilmişti.

ABD’de Nisan ayı işsizlik verileri açıklanacak. Mart ayında işsizlik %4,4 seviyesine yükselmişti. Geçen hafta para politikası toplantısının ardından Fed basın bülteninde, koronavirüs salgını sebebiyle ekonomik görünümdeki büyük ölçekteki bozulmaya vurgu yapılmıştı.

Dr. Fulya Gürbüz

Türk lirasındaki değer kaybı üretim maliyetlerini ve tüketim fiyatlarını yükseltiyor

Ulaşımda aylık bazda %1,9’luk düşüş tüketici enflasyonunu aşağı çekti…

Tüketici fiyat enflasyonu Mart ayında önceki aya göre %0,57, önceki yılın aynı ayına göre %11,86 yükseldi.

Aylık bazda fiyatlar gıda ve alkolsüz içeceklerde %1,95, sağlıkta %2,78 artış gösterdi; ulaşımda %1,91’lik düşüş gerçekleşti. İşlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın hariç tüketici fiyat enflasyonu (çekirdek enflasyon) önceki aya göre %0,77, önceki yılın aynı ayına göre %11,65 artış kaydetti. Ulaşım fiyatları dışında haberleşme fiyat enflasyonu aylık bazda %0,5 düşüş kaydetti. Ulaşım fiyatlarındaki düşüşün ana sebebi Mart ayında petrol fiyatlarında yaşanan %56’lık düşüştü. Petrol fiyatlarında olası artışlar ve Türk lirasında değer kaybının devam etmesi tüketici fiyatlarında aylık bazda yukarı seyri hızlandıracak.  

Petrol fiyatlarındaki düşüşe rağmen, Türk lirasındaki değer kaybı üretim maliyetlerini yükseltti…

Yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) Mart ayında yıllık %8,50, aylık %0,87 artış kaydetti.

İmalat sektöründe üretim fiyatları önceki aya göre %0,91, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında %0,99, su temininde %0,43 artış gerçekleşti.

Ana sanayi grupları bazında baktığımızda; ara malı enflasyonu aylık bazda %2,03, sermaye malı enflasyonu %2,01, dayanıklı tüketim malı enflasyonu %1,35 artış kaydetti, enerji malı enflasyonu ise önceki aya göre %6,82 düşüş kaydetti. Türk lirasındaki değer kaybı, petrol fiyatlarındaki dalgalı seyir ve havaların ısınmaya başlamasına rağmen koronavirüs salgını etkisiyle küresel gıda fiyatları, önümüzdeki dönemde imalat fiyatlarını baskılayacak önemli faktörler olacak.

Aylık en fazla azalış; %22,46 ile kok ve rafine petrol ürünleri, %14,79 ile ham petrol ve doğal gaz, %3,74 ile tütün ürünleri olarak gerçekleşti.

Aylık en fazla artış; %7,71 ile temel eczacılık ürünleri ve müstahzarları, %3,39 ile ana metaller, %2,90 ile diğer mamul eşyaları olarak gerçekleşti.

Dr. Fulya Gürbüz

Haftanın ekonomi gündemi: Dış ticaret, dış borç, PMI, enflasyon ve ABD işgücü verileri

31 Mart 2020, Salı

Şubat ayı dış ticaret istatistikleri yayınlanacak. Ocak ayında ihracat önceki aya göre %5,3 düşüşle 13,9 milyar dolar, ithalat %2,7 düşüşle 18,5 milyar dolar seviyelerine gerilemişti. Şubat ayı TİM verileri ihracatta %0,8’lik hafif bir düşüşe işaret etmişti.

Mart ayı Satınalma Müdürleri Endeksi (SAMEKS) hizmet ve sanayi sektörleri endeksleri açıklanacak. Şubat ayında hizmet endeksi 51,5 seviyesine, sanayi endeksi de 51,6 seviyesine yükselmişti.

2019 yılı Aralık sonu toplam dış borç stoku açıklanacak. 2019 yılı üçüncü çeyrek sonunda toplam dış borç stoku 433,9 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmiş, bunun 116,9 milyar doları kısa vadeli, 317,0 milyar doları orta-uzun vadelidir. Dış borç stokunun 144,2 milyar doları (%33) kamu sektörüne, 283,3 milyar doları (%65) özel sektöre aittir. Finans dışı özel sektörün dış borç stoku ise 157,0 milyar dolardır.

1 Nisan 2020, Çarşamba

Türkiye ve küresel imalat sektörü PMI verileri açıklanacak. Geçen hafta ABD, Avrupa, İngiltere ve Japonya ilk tahminleri gelmiş ve tamamında her iki sektörde sert düşüşler yaşanmıştı. Geçen hafta TCMB tarafından açıklanan reel kesim güven endeksi (RKGE) Türkiye imalat sektöründe %7,6’lık güven kaybı ortaya koymuştu; üretim, siparişler, yatırım harcamaları, istihdam ve genel gidişat alt endeksleri RKGE’yi azalış yönünde etkilemişti.

3 Nisan 2020, Cuma

Mart ayı enflasyon verileri açıklanacak. Tüketici fiyatları endeksi (TÜFE) ve yurt içi üretici fiyat endeksi (ÜFE) Şubat ayında yıllık bazda sırasıyla %12,37 ve %9,26 seviyelerine yükselmişti.

ABD’de Mart ayı işgücü istatistikleri yayınlanacak. Şubat ayında işsizlik oranı %3,5 seviyesine, ortalama saatlik kazançlar yıllık bazda %3’e gerilemişti.

Dr. Fulya Gürbüz