Merkez Bankasına göre zayıf TL ihracatı destekleyecek

Merkez Bankası, 22 Ekim 2020 tarihli toplantısında 1-hafta vadeli borç verme faizi olan politika faizini %10,25 ile sabit tuttu. Toplantı öncesinde, kurdaki tansiyonu azaltmak adına politika faizinin %11,25-11,75 aralığına yükseltilmesi gerektiğini savunmuştum. Toplantıdan, politika faizini artırmak yerine Geç Likidite Penceresi 1 gecelik borç verme faiz oranının %13,25’ten %14,75’e yükseltildiği kararı çıktı. Hatırlatmak gerekirse, bankalar 1 gecelik, 1 haftalık ve Geç Likidite Penceresinden 1 gecelik vadelerde Merkez Bankasından borç alabilmektedirler. Merkez Bankası söz konusu fonlamaların miktar ve vadelerine göre hesapladığı “ortalama fonlama maliyetini” günlük olarak yayınlamaktadır. 21 Ekim itibariyle ortalama fonlama maliyeti %12,52 seviyesindeydi.

Merkez Bankası %10,25 seviyesindeki politika faizini neden değiştirmedi?

Merkez Bankası faiz politikasını belirlerken Tüketici Fiyat Enflasyonunu (TÜFE) dikkate alıyor. Eylül ayında TÜFE önceki yılın aynı ayına göre %11,75 seviyesine gerilemişti. Geçen hafta açıklanan TCMB Ekim ayı Beklenti Anketi sonuçlarına göre de yıl sonu TÜFE beklentisi %11,76 seviyesinde. %10,25 seviyesindeki politika faizinin üzerine ortalama %2-3’lük reel getiriyi eklersek %12,5-13,6’lık bir seviyeye ulaşıyoruz. Toplantı öncesinde 2-yıl vadeli devlet tahvilinin faizi %13,8, 1 yıl vadeli TL mevduatın faiz oranı ise %12,8 seviyesinde bulunuyordu.

Yukarıdaki paragrafta Merkez Bankasının politika faizini neden sabit tutmuş olabileceğine dair basın bülteninden anlayabildiğim kadarıyla bir sebep bulmaya çalıştım. Merkez Bankası fiyat istikrarını sağlamak adına TÜFE’yi dikkate alsa da üretim maliyetleri de nihai ürün fiyatlarını etkilemektedir. Yurt İçi Üreticileri Fiyat Enflasyonu (Yİ-ÜFE) Eylül ayında önceki aya göre %2,65, önceki yılın aynı ayına göre %14,33 artış kaydetti. TÜFE’deki artış önceki aya göre %0,97 olmuştu. Üretici fiyatları yılbaşından Eylül ayı sonuna kadar ortalama %13,44 artış kaydederken, TÜFE’deki artış %8,33 oldu. Bunu şu şekilde açıklayabiliriz: Üreticiler, satış hacimleri olumsuz etkilenmesin diye maliyetlerini tüketiciye tam olarak yansıtamamaktalar. Dolayısıyla da iş hacmi yaratılsa bile karlılık açısından parlak bir tablo ortaya çıkmamaktadır. İşletmelerin maliyetlerini azaltmak adına ticari kredi faiz oranlarının 16 Ekim itibariyle %13,87 seviyesine gerilemesi önemli bir adım olsa da bankacılık sektörü kredi hacminin %78’ini oluşturan ticari kredilerin ödeme kabiliyetindeki olası bozulmalar finansal sistem dolayısıyla da Türk lirası üzerinde önemli bir baskı oluşturabilir. Bu da Türk lirasının yabancı para birimlerine karşı sert değer kayıplarını beraberinde getirebilir. Özellikle Türk lirasında süregelen değer kaybının enflasyonda yapışkanlık etkisi yaratması, Türk lirasına güven sağlanmadıkça enflasyonda düşüş eğilimini de engellemektedir.

Merkez Bankası neden Geç Likidite Penceresi borç verme faiz oranını %14,75’e yükseltti?   

Enflasyondaki yükseliş eğilimini Merkez Bankası güçlü kredi ivmesi desteğiyle ekonomide sağlanan hızlı toparlanmaya ve finansal piyasalarda yaşanan gelişmelere bağlıyor. Toplantı sonrasında yayınlanan basın bülteninde Merkez Bankası, enflasyonda düşüşü sağlamak adına temkinli duruşunu koruyacağını vurguladı. Bu sebeple Merkez Bankası, Geç Likidite Penceresi 1 gecelik borç verme faiz oranını %13,25’ten %14,75’e yükselterek ortalama fonlama maliyetinin %13,5 seviyesinin üzerine çıkmasını sağlayabilecek.

Merkez Bankası para politikası kararında hangi gerekçeleri öne sürdü?

Merkez Bankasının yayınladığı basın bülteninde politika kararına yönelik olarak sunduğu gerekçeleri kendi yorumumla iletmeye çalışayım:

“İktisadi faaliyetteki toparlanma devam etse” de pandemide ikinci dalga riski göz ardı edilmemeli

Aşağıdaki grafikte görüleceği gibi, sanayi üretimi Kovid-19 kaynaklı kapatmaların devreye alındığı Nisan ayında dip seviyelere gerilemiş, ardından tedbirlerin gevşetilmesiyle Mayıs ayından itibaren aralıksız artış kaydetmiştir. Bunda özellikle ihracat performansındaki yukarı yönlü eğilim önemli bir rol oynamıştır. Küresel olarak, Ağustos ayında ise pandemide ikinci dalga etkisini göstermeye başlamış ve Türkiye dahil sanayi üretimi artışında yavaşlama kaydedilmiştir. İkinci dalganın yaygınlaşma ihtimali iktisadi faaliyetin zayıflamasına sebep olabilir.

Kaynak: TDM

“Son dönemde atılan politika adımlarıyla birlikte ticari ve bireysel kredilerdeki normalleşme eğilimi belirginleşmiştir”

Eylül ayında politika faizinin yükseltilmesi ve sıkı para politikasının da desteğiyle Merkez Bankası, ticari ve bireysel kredilerdeki normalleşme eğiliminin belirginleştiğini ifade ediyor.

Merkez Bankası 25 Eylül tarihli toplantısında politika faizini %8,25’ten %10,25’e yükseltmişti. Aşağıdaki grafikte de görüleceği gibi, politika faizindeki artış tüketici kredi faiz oranlarının artmasında etkili olurken ticari kredi faizlerinde düşüş gözlendi.

Kaynak: TDM

Yine aşağıdaki grafikte görüleceği gibi, tüketici kredi faizlerindeki artış ve ticari kredi faizlerindeki düşüşün etkisiyle 25 Eylül’den 16 Ekim tarihine kadar kredi hacmi artışında yavaşlama eğilimi var.

Kaynak: TDM

16 Ekim 2020 tarihli BDDK verilerine göre, toplam bankacılık sektörü kredi hacminin %22’sini Bireysel Krediler ve Kredi Kartları, %78’ini Ticari Krediler oluşturmaktadır. Aşağıdaki grafikte de görüleceği gibi, 25 Eylül’de faiz artırımının ardından tüketici faiz oranlarındaki artış tüketici kredilerinde yavaşlama getirirken, ticari kredilerde artış eğilimi var.

Kaynak: TDM

Söz konusu gelişmelere bağlı olarak; bankacılık sektörünün, işletmelere daha düşük faizle finansman sağlaması amacıyla ticari kredilere öncelik vermesini, öte taraftan da enflasyonist baskıyı azaltmak adına tüketici kredileri faiz oranlarındaki artışa istinaden tüketici kredi hacminde kaydedilen yavaşlamayı Merkez Bankasının “normalleşme eğilimi” olarak ifade ettiğini anlıyorum.

“İthalatta öngörülen dengelenmenin başladığı” görülse de sebebi bozulan talep

Merkez Bankası ithalattaki güç kaybını “Salgın tedbirleri kapsamında uygulanan destekleyici politikaların kademeli olarak geri alınmasıyla ithalatta öngörülen dengelenmenin başladığı görülmektedir” olarak ifade ediyor. Aşağıdaki grafik ise, altın ithalatı hariç tutulduğunda ithalat hacminde pandemi öncesine göre yavaşlama eğilimini açıkça gösteriyor. Elbette ithal ürünlere getirilen ek vergilerin söz konusu gelişmede etkisi olabilir ancak hem iç talepteki hem de sermaye yatırımlarındaki güç kaybının etkisinin ithalat performansı üzerinde daha etkili olduğunu düşünüyorum.

Kaynak: TDM

“Mal ihracatındaki güçlü toparlanma, emtia fiyatlarının görece düşük seviyeleri ve reel kur düzeyi önümüzdeki dönemde cari işlemler dengesini destekleyecektir” denilse de riskler göz ardı edilmemeli

Ağustos ayında, küresel talepteki bozulmaya bağlı olarak mal ihracatında güç kaybı yaşandığını gördük. Söz konusu güç kaybı düşen iç talebin etkisiyle mal ithalatında azalmaya dolayısıyla da cari işlemler açığında azalmaya katkı sağlayacaktır. Ancak altın ithalatındaki belirsizlik söz konusu beklentiyi riske atıyor. Öte yandan, Merkez Bankasının politika faizini sabit tutmasının ardından Dolar/TL kuru tekrar 7,90 seviyelerinin üzerine çıktı. Merkez Bankasının “reel kur düzeyinin cari işlemler dengesini destekleyeceğini” ifade etmesi, Merkez Bankasının zayıf Türk lirasını desteklediğini, dolayısıyla da Türkiye’nin ihracat mallarının fiyat avantajı sunarak ihracat performansının artacağı beklentisini savunduğunu anlıyorum. Aşağıdaki grafik Türk lirasının rekor düşük seviyelerine gerilediğini gösterse de Türk lirasındaki değişimin doğrudan ihracat hacmini etkilediğini kanıtlamıyor:

Kaynak: TDM

Pandeminin yarattığı arz şoku sebebiyle Türkiye ihracatının olumlu etkilendiği elbette söylenebilir ancak küresel rekabetteki sert yarışın etkisiyle Türkiye’nin pastadan pay kapma şansı sınırlanmış olabilir. Ayrıca, kış aylarıyla birlikte artacak olan enerji ihtiyacı, ithalat hacmini de yukarı çekecektir. Dolayısıyla söz konusu sebeplerin cari işlemler dengesini destekleyemeyeceği ihtimali yüksek.

Dr. Fulya Gürbüz

Sanayi üretimi Ağustos ayında ivme kaybetti, Eylül ayı göstergeleri cesaret kırıcı

Kaynak: TÜİK

Sanayi üretiminde ivme kaybının ana tetikleyicisi ihracattaki düşüş

Ağustos ayı öncü verileri sanayi üretiminde önceki aya göre ivme kaybına işaret ediyordu. TÜİK verilerine göre, takvim ve mevsimsellikten arındırılmış sanayi üretim endeksi Temmuz ayında kaydettiği aylık %8,48 büyümenin ardından Ağustos ayında %3,4 büyüme kaydetti. Bu yavaşlamada en büyük etken, ihracat pazarında önemli bir yere sahip olan Dayanıklı Tüketim Malı İmalatında önceki aya göre %4,63 daralma olması.

Ağustos ayında ihracat hacminde yaşanan %17’lik daralma sanayi üretimindeki ivme kaybını açıklıyor. TİM verilerine göre sanayi ihracatı Ağustos ayında önceki aya göre %18 gerilemişti. Bunda ihracatın en büyük payını oluşturan Taşıt Araçları ve Yan Sanayi ihracatında %30’luk, Demir ve Çelik Ürünleri ihracatında %16’lık gerileme etkili oldu. Yine ihracatın önemli kalemlerinden tekstil ve kimyevi madde ihracatındaki gerilemeler de dayanıksız tüketim malı imalatındaki ivme kaybını açıklıyor.

Perakende satışlar, sanayi üretimini sınırlı da olsa destekledi

TÜİK verilerine göre, takvim ve mevsimsellikten arındırılmış perakende satış hacmi Ağustos ayında bir önceki aya göre %1,4 arttı. Gıda dışı satışlar (otomotiv yakıtı hariç) önceki aya göre %4,5 artarken gıda, içecek ve tütün satışları %3,7 daraldı. İndirim sezonunun etkisiyle tekstil, giyim ve ayakkabı satışları %12,7’lik artış kaydetti. Öte yandan elektrikli eşya ve mobilya satışları önceki aya göre %4,8’lik daraldı. Söz konusu daralmada ihtiyaç kredileri faiz oranlarının Temmuz ayındaki %13’lü seviyelerden Ağustos ayında %17’li seviyelere yükselmesi etkili oldu.

Kaynak: TÜİK

Eylül ayında sanayi üretimi daha iyi bir performans gösterebilir

Takvim ve mevsimsellikten arındırılmış SAMEKS Üretim Endeksi Eylül ayında önceki aya göre hafif geriledi. Benzer gerileme İSO İmalat Sanayi Eylül ayı raporunda da görüldü. TİM Eylül ayı verileri ise ihracatta önceki aya göre artışa işaret etti. Beraber değerlendirildiğinde Eylül ayında sanayi üretiminde Ağustos ayına göre daha iyi bir performans görme ihtimali yüksek.

Ağustos ayında istihdamı sanayi sektörü destekleyecek, Eylül ayı görünümü olumsuz

Temmuz dönemi işgücü verileri işgücü ve istihdamda önceki aya göre iyileşmeye işaret etmiş mevsimsellikten arındırılmış işsizlik oranı %13,6 seviyesine gerilemişti.

Kaynak: TÜİK

Ağustos ayı perakende satış verileri ve SAMEKS Hizmet Endeksi verileri dikkate alındığında hizmet sektörü istihdamı iyimser bir tablo ortaya koymazken Eylül ayı SAMEKS Hizmet Endeksi istihdamda bozulmanın sürdüğüne işaret etti.

Ağustos ayında, ihracatta artış ve SAMEKS Sanayi Endeksi verisinde işe alımlardaki hızlanma dikkate alındığında Ağustos ayı sanayi istihdamında iyimser bir tablo ortaya çıkıyor. Öte yandan, Eylül ayı SAMEKS Sanayi Endeksi verisine göre sanayi sektörü istihdamında bozulma var.

Dr. Fulya Gürbüz

Cari işlemler açığının ilacı Türk lirasına güvende

Merkez Bankası Ağustos ayı ödemeler dengesi verilerini açıkladı. Türkiye’deki yerleşiklerin yurt dışı yerleşikler ile yaptığı ekonomik faaliyetler sonucunda Ağustos ayında 4,6 milyar dolar cari işlemler açığı kaydedildi. Diğer bir ifadeyle, Ağustos ayında yurt dışı yerleşiklerle yapılan ekonomik faaliyetlerin etkisiyle nette 4,6 milyar dolar gider kaydedildi. Temmuz ayında cari işlemler açığı 1,9 milyar dolar seviyesindeydi. Son veriyle birlikte, Ocak – Ağustos döneminde toplam 26,5 milyar dolar cari işlemler açığı kaydedilmiş oldu.

Kaynak: TCMB, TDM

Ağustos ayında kaydedilen 4,6 milyar dolar net gider oluşumunun sebeplerini “Ödemeler Dengesi” raporunun alt kalemlerindeki gelişmeleri inceleyerek özetleyelim:

. Ağustos ayında ihracat ile ithalat arasındaki farkı ifade eden dış ticaret açığından dolayı Türkiye’den yurt dışına 5,3 milyar dolar ödeme yapıldı. Diğer bir anlatımla, yurt dışına yapılan ihracat miktarından 5,3 milyar dolar daha fazlası tutarında Türkiye’ye ithal girişi oldu.

. Hizmet tarafında ise “Seyahat” gelirlerinde 1,1 milyar dolar net gelir elde edilmesine bağlı olarak Mal ve Hizmet Dengesindeki açık 5,3 milyar dolardan 4,3 milyar dolara gerilemiş oldu.

. Diğer gelir ve gider farklarını da dikkate aldığımızda cari işlemler dengesi Ağustos ayında 4 milyar 631 milyon dolar açık vermiş oldu.

Peki, söz konusu 4,6 milyar dolarlık cari işlemler açığı Ağustos ayında finanse edilebildi mi?

HAYIR. Ödemeler Dengesi raporunda “Finans Hesabı” Ağustos ayında 117 milyon dolar olarak gözükmektedir. Finans hesabının bakiyesi net finansal varlık edinimi eksi net yükümlülük oluşumu olarak gösterilmektedir. Dolayısıyla, eksi (artı) bakiye net girişe (çıkışa) işaret etmektedir. Bu açıklamaya göre, Ağustos ayında nette 117 milyon dolar finans hesabından çıkış yaşandığını anlıyoruz. Detayları sıralayalım:

. Uzun vadeli yatırımları ifade eden “Doğrudan Yatırımlardan” Ağustos ayında nette 374 milyon dolar giriş sağlandı. Alt dağılımını incelediğimizde, yurt içi yerleşikler Ağustos ayında yurt dışına 161 milyon dolarlık doğrudan yatırım yaparken, yurt dışı yerleşikler aynı dönem Türkiye’de 536 milyon dolarlık doğrudan yatırım gerçekleştirdiler. Yurt dışı yerleşiklerin Türkiye’ye yaptığı yatırımlar Türkiye’nin yükümlülüğü, yurt içi yerleşiklerin yurt dışına yaptığı yatırımlar ise Türkiye’nin alacağı sayılıyor.

. Ağustos ayında “Portföy Yatırımlarından” 1 milyar 973 milyon dolar çıkış oldu. Alt detaylarda, yurt içi yerleşikler yurt dışı piyasalardan 717 milyon dolar kısa vadeli portföy edinimi sağlarken yurt dışı yerleşikler Türkiye’deki portföy yatırımlarını 1 milyar 256 milyon dolar azalttı.

. Efektif ve Mevduatlar, Krediler ve Ticari Kredilerden oluşan “Diğer Yatırımlar” kaleminde ise Ağustos ayında 1 milyar 482 milyon dolar net giriş kaydedildi. Efektif ve Mevduatlara Ağustos ayında 784 milyon dolar giriş olurken, Krediler için nette 775 milyon dolar çıkış, Ticari Kredilerde ise ithalat kaynaklı olarak 1 milyar 464 milyon dolar net borçlanma gerçekleştirildi.

Yukarıdaki üç maddedeki veriler alt alta toplandığında Finans Hesabından Ağustos ayında 117 milyon dolar net çıkış olduğunu buluyoruz.

Eksi (-) 4 milyar 631 milyon dolar olan Cari İşlemler Hesabı ve eksi (-) 9 milyon dolar olan Sermaye Hesabı toplamına 117 milyon dolarlık Finans Hesabından çıkış tutarını eklediğimizde Ödemeler Dengesi Raporunda yer alan üç ana kalemin toplamı olan eksi (-) 4 milyar 757 milyon dolar büyüklüğüne ulaşıyoruz.

Yine Ödemeler Dengesi tablosunda yer aldığı üzere, Ağustos ayında “Rezerv Varlıklar” kaleminden 7 milyar 602 milyon dolar net çıkış yaşandı. Rezerv Varlıklardaki söz konusu net çıkıştan (Cari İşlemler Hesabı + Sermaye Hesabı + Finans Hesabı) toplamını veren eksi (-) 4 milyar 757 milyon doları çıkardığımızda Ödemeler Dengesi Tablosunda yer alan “Net Hata Noksan” değerine (-2 milyar 845 milyon dolar) ulaşıyoruz. Merkez Bankası “…verilerin değişik kaynaklardan elde edilmesi, değerleme, ölçme ve kayıt zamanı farklılıkları yaratmakta…” olmasından dolayı Net Hata ve Noksan kaleminin oluştuğunu ifade ediyor.

Dolayısıyla, Cari İşlemler Hesabı, Sermaye Hesabı, net Finans Hesabı değişimi ve Net Hata Noksan kalemlerinin toplamı Rezerv Varlıklardaki net değişime eşit oluyor.

Eylül ve Ekim aylarına ait veriler Ödemeler Dengesine yönelik ne söylüyor?

Ticaret Bakanlığı verilerine göre Eylül ayında dış ticaret açığı 4,88 milyar dolar seviyesine geriledi. Dolayısıyla dış ticaret açığındaki düşüş, cari işlemler açığında önceki aya göre düşüş etkisi yaratacak.

Ekim ayında ise Hazine’nin 2,5 milyar dolarlık tahvil yoluyla dış borçlanma gerçekleştirmesi, cari işlemler dengesinde eş değer miktarda iyileştirici bir etki yapacak.

Ödemeler Dengesi tablosunda hangi riskler göze çarpıyor?

Kovid-19 kaynaklı olarak turizm gelirlerinde toparlanma olasılığının düşük olması, düşük performanslı ihracat hacmi, kış aylarıyla birlikte artacak olan enerji ihtiyacı, jeopolitik riskler ve Türk lirasına olan güvensizlik Rezerv Varlıklara yönelik risklerin artmasında etkili oluyor. Rezerv Varlıklardaki azalmalar ise Türk lirası üzerindeki baskıyı artırarak kısır bir döngü içinde sıkışıp kalınmasına sebep oluyor. Kısacası cari işlemler açığındaki artışın önünü kesebilecek en önemli kriter güven ortamının kalıcı olarak sağlanması.

Dr. Fulya Gürbüz

Haftanın makro-ekonomi gündemi: Enflasyon, küresel hizmet sektörü PMI verileri, Hazine nakit dengesi, dış ticaret endeksleri

5 Ekim 2020, Pazartesi

Eylül ayı enflasyon verileri açıklanacak. Ağustos ayında tüketici fiyat enflasyonu (TÜFE) ve yurt içi üretici fiyat enflasyonu (Yİ-ÜFE) sırasıyla aylık olarak %0,86 ve %2,35, yıllık olarak ise yine sırasıyla %11,77 ve %,11,53 artış kaydetmişti. Yarı yarıya Dolar ve Euro’dan oluşan döviz sepetindeki önceki aya göre kaydedilen %8,2’lik artışın girdi maliyetlerini yükselttiğini, söz konusu yükselişin nihai ürün fiyatlarına yansıtıldığını Ağustos ayı imalat sektörü PMI verilerinde okumuştuk. Eylül ayı PMI verileri de imalat sektöründe hem girdi maliyetleri hem de nihai ürün fiyatlarındaki artışın hızlandığına işaret etti. Türk lirasının döviz sepetine karşı Eylül ayında %3,3 değer kaybetmesinin bunda etkili olduğunu söylemek yanlış olmaz. Bloomberg HT Enflasyon Anketine göre TÜFE’de Eylül ayında yıllık %12,1 artış olması, 2020 yılını da %11,7 seviyesinden kapatması bekleniyor.

IHS Markit hizmet sektörü PMI verileri açıklanacak. ABD, Euro Bölgesi ve İngiltere’ye ait ilk veriler 23 Eylül’de gelmişti; ABD ve İngiltere hizmet sektörlerinde büyümenin Eylül ayında yavaşladığı, Euro Bölgesi’nde ise daralma olduğu sinyalini almıştık.

7 Ekim, 2020, Çarşamba

Eylül ayı Hazine Nakit Dengesi verileri açıklanacak. Ağustos ayında Hazine 30,4 milyar TL nakit fazlası elde etmiş, böylece Ocak-Ağustos dönemi toplamında 109,8 milyar TL nakit açığı kaydedilmişti. Hazine Ekim-Aralık döneminde toplam 98,8 milyar TL iç ve dış borç ödemesi gerçekleştirecek. Hazine, borç ödemelerinin 47 milyar TL’sini borçlanma yoluyla, 51,8 milyar TL’sini borçlanma dışı kaynaklardan sağlayacağını duyurdu.

Kaynak: Hazine ve Maliye Bakanlığı

8 Ekim 2020, Perşembe

TCMB ve BDDK, 2 Ekim 2020 tarihli haftalık para ve banka verilerini açıklayacak. 25 Eylül haftasında Merkez Bankası brüt döviz rezervleri önceki aya göre 2,1 milyar dolar azalışla 41,1 milyar dolara geriledi. TL cinsi mevduat faiz oranı %10,68’e, TL cinsi ticari kredilerin faiz oranı %14,75’e, tüketici kredilerinin faiz oranı ise %17,84’e yükseldi. Merkez Bankasının ortalama fonlama maliyeti de aynı dönemde %10,88’e yükseldi.

25 Eylül 2020 tarihli para ve banka verileri aşağıdaki gibidir:

Kaynak: BDDK, TCMB, TDM

9 Ekim 2020, Cuma

Ağustos ayı dış ticaret endeksleri açıklanacak. Dış ticaret endeksleri Türkiye ile diğer ülkeler arasındaki sınırı geçen mal ticaretini içermekte, endekste uluslararası hizmet ticareti yer almamaktadır. Temmuz ayında mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış ihracat miktar endeksi önceki aya göre %12,4, ithalat miktar endeksi ise %5,7 artış kaydetmişti. Arındırılmamış verilere göre ihracat birim değer endeksi ise Temmuz ayında bir önceki aya göre %1,0 artarken ithalat birim değer endeksi önceki aya göre %1,2 gerileme kaydetmişti.

Dr. Fulya Gürbüz

İmalat sektörü Eylül ayında Kovid-19 tedbirlerinin gevşediği ülkelerde büyüdü, yeni dalgadan etkilenen ülkelerde daraldı

IHS Markit Eylül ayı imalat sektörü PMI (satınalma müdürleri endeksi) verilerini açıkladı. Endeksin 50 değerini alması sektörde önceki aya göre değişiklik olmadığını, 50 üzerindeki değerler sektörde önceki aya göre büyüme kaydedildiğini, 50 altındaki değerler ise sektörde önceki aya göre daralma olduğunu gösteriyor.

Türkiye imalat sektörü Eylül ayında büyüme bölgesinde kalmayı sürdürdü

Türkiye’de imalat sektörüne yönelik iyileşme sinyalleri Merkez Bankasının yayınladığı Eylül ayı Reel Kesim Güven Endeksi ve MÜSİAD’ın yayınladığı SAMEKS verileriyle gelmişti.

İSO işbirliğiyle hazırlanan IHS Markit PMI verilerine göre Eylül ayında;

. Yeni siparişlerdeki büyümenin yansıması olarak istihdam artışı hızlandı, istihdamda Şubat 2018’den beri en güçlü artış gerçekleşti,

. Üretim artmaya devam etti, ancak büyüme hızında yavaşlama kaydedildi,

. Türk lirasındaki değer kaybının yansıması olarak enflasyonist baskılar güçlendi; girdi maliyetleri enflasyonu son iki ayda artarak Ekim 2018’den bu yana en yüksek seviyeye ulaştı, nihai ürün fiyatları son 2 yılın en hızlı artışını kaydetti,

. Kur artışlarının ihracat pazarlarında rekabet gücünü desteklediği yönündeki firma bildirimleri, anketin görece pozitif bulguları arasında yer aldı,

. Yeni siparişler ve üretim gereksinimlerindeki yükselişin yansıması olarak satın alma faaliyetleri son dört ay boyunca artış gösterdi.

2020 yılı üçüncü çeyreğinde imalat sektöründeki iyileşmenin sanayi sektöründe önceki çeyreğe göre büyüme yaşanacağı beklentilerini kuvvetlendirdi. Dördüncü çeyrekteki gelişmeler ise Kovid-19 ile ilgili ikinci dalganın genele yayılıp yayılmayacağına bağlı olacak.

Kaynak: İSO, IHS Markit

Euro Bölgesi imalat sektöründeki büyüme eğilimi Eylül ayında da sürdü

23 Eylül’de IHS Markit Euro Bölgesi imalat sektörü PMI Eylül ayı ilk tahminlerini yayınlamıştı. Önceki rapora ekleyebileceğimiz detay, özellikle Almanya imalat sektöründeki büyümenin ana tetikleyicisinin başta Çin olmak üzere Avrupa ve Türkiye’den gelen ihracat taleplerindeki artış olması. İrlanda ve Yunanistan imalat sektörleri PMI verileri Eylül ayında kaydettikleri 50 değeri ile önceki aya göre değişiklik göstermedi. İmalat sektöründe en hızlı büyümeyi 56,4 değeri ile Almanya kaydetti. Almanya’yı 53,2 ile İtalya, 52,5 ile Hollanda, 51,7 ile Avusturya, 51,2 ile Fransa, 50,8 ile İspanya takip etti. Genel olarak Bölge’de imalat sektörü istihdamındaki düşüş sınırlı kaldı. Girdi maliyetleri ülkeler özelinde değişiklik gösterirken, yüksek rekabet ve kırılgan talep şartlarının etkisiyle çıktı fiyatlarındaki düşüş arka arkaya 15. ayda da sürdü.

İngiltere imalat sektörü PMI endeksi 54,1 değeri ile Eylül ayında da büyümeye devam etti. Avrupa, Asya ve Kuzey Amerika’dan gelen ihracat taleplerindeki artışın etkisiyle İngiltere’nin yeni ihracat siparişlerinde artış kaydedildi. Girdi maliyetlerinde devam eden artışlara paralel olarak satış fiyatlarında da artış kaydedildi.

Asya ve Uzak Doğu’da koronavirüs tedbirlerinin gevşediği ülkelerde imalat sektörü canlandı, ikinci dalga yaşayanlarda sektör daraldı

Uzak Doğu ve Avrupa imalat sektörlerindeki iyileşmenin ana tetikleyicisi Çin’in kontrol altına aldığı pandeminin etkisiyle imalat sektörü üretimindeki artış oldu. Çin’de istihdam 2020 yılında ilk kez büyüme bölgesine geçti, satın alımlar ve stoklar arttı, girdi maliyetleri yükselmeye devam etse de çıktı fiyatlarındaki artış daha zayıf kaldı.

Kovid-19’da ikinci dalganın etkisiyle bazı ülkelerde imalat sektörü daralma bölgesine geri döndü, satın alımlar azaldı, teslimat süreleri uzadı (Endonezya, Malezya, Myanmar, Rusya).

Girdi maliyetlerindeki artış devam etti (Japonya, Kazakistan, Malezya, Rusya).

Bazı ülkelerdeki imalatçılar müşterilerine fiyat indirimleri yapmaya devam ettiler (Japonya, Myanmar, Tayland).

İşten çıkarmalar sürdü (Endonezya, Filipinler, Hindistan, Malezya, Myanmar, Rusya, Tayland, Vietnam).

Rusya’da pandemi kaynaklı kısıtlamaların gevşetilmesiyle üretim artsa da iç talep durgun kalırken dış talepte düşüş kaydedildi. Satın alımlar azaldı, işten çıkarmalar hızlandı, teslimat süreleri uzadı. Hammadde kıtlığı ve tedarikçilerin fiyat yükseltmesi sebebiyle girdi maliyetlerinin artmasına rağmen imalatçılar çıktı fiyatlarını sert yükseltti.

Kazakistan’da pandemi kaynaklı kısıtlamaların gevşetilmesiyle yeni siparişler, üretim, satın alımlar ve işe alımlarda artış kaydedildi. Artan maliyetler, çıktı fiyatlarına yansıtıldı.

Hindistan pandemi kaynaklı kısıtlamaların gevşetilmesiyle birlikte artan iç ve dış talebin etkisiyle imalat sektörü büyüme bölgesini korudu. İmalat sektörü PMI endeksi Eylül ayında 56,8 seviyesine yükseldi. Satışlar ve satın alımlar hızlandı. Özellikle alüminyum ve çelik fiyatlarındaki artış sebebiyle girdi maliyetlerindeki artış devam etti, çıktı fiyatlarında artış görüldü. Sosyal mesafenin korunması amacıyla istihdamdaki düşüş seyri devam etti.

Filipinler’de siparişlerdeki artışın etkisiyle üretimdeki azalma hız kesti. Girdi maliyelerindeki artışın devam etmesine rağmen talepteki iyileşme imalatçıların çıktı fiyatlarını kısmen artırmalarında etkili oldu. İstihdamdaki azalma devam etti.

Tayland’da iç talep kaynaklı iyileşmenin desteğiyle üretim rayda kalmayı başardı, satın alımlar düşmeye devam etti.

Vietnam’da Kovid-19 kaynaklı endişelerin azalmasıyla üretim, yeni siparişler, satın alımlar arttı; işten çıkarmalar azaldı. Ocak 2019’dan bu yana ilk kez ihracat talebinde artış yaşandı. Hammadde kaynaklı kısıtlar girdi maliyetlerinin artmasına sebep olurken, teslimat süreleri uzadı. Artan girdi maliyetlerine karşılık çıktı fiyatları son sekiz ayda ilk kez yükseldi.

Japonya, Avrupa ve ABD kaynaklı zayıf talebi Çin ve Güney Doğu Asya ülkelerinden gelen ihracat taleplerinin desteğiyle dengeleyebildi, istihdam seviyesinde önceki aya göre değişiklik olmadı.

Dr. Fulya Gürbüz

Yeni Ekonomi Programından aldığım mesaj “kaliteli eğitim ve nitelikli işgücü olmazsa olmaz”

29 Eylül’de açıklanan Yeni Ekonomi Programı 2021-2023’ün (YEP) “Eylem ve Projeler” kısmını madde madde okudukça ekonomimizin geleceğine dair umudum daha da arttı.  

Açıkçası, YEP’te kaliteli eğitim sistemi ve nitelikli işgücüne yönelik hedefler ortaya konulmasaydı yüksek katma değerli üretim ve sürdürülebilir büyüme hedefi hayalden öteye gitmeyecekti.

YEP; Eğitim, Tarım, Sağlık, Turizm, Çevre, Gençlik ve Toplum, İş ve Yatırım Ortamı, İşgücü ve İstihdam, Finansal Sistem, Kamu Maliyesi, Kamu Düzeni ve Güvenliği, Yerli ve Yenilikçi Üretim ana başlıklarıyla oluşturulmuş “Eylem ve Projeler” bütünleyici ve geniş kapsamlı bir ekonomi sistemine sesleniyor.

“İhracatı bırakacak veya ara verecek olan ihracatçıların önceden belirlenebilmesi; simülasyon, tahminsel modelleme gibi yeni nesil yöntemlerle iş kazası ve meslek hastalıklarının önlenmesi”; iş kolaylığı ve kendi kendine yeter bir ekonomi oluşturma çabaları dahilinde dijital ve platform ekonomilerinin, özelde yapay zekanın ekonomi sistemine entegre edilmesi yeni ekonomi olmadan makroekonomik denge ve finansal istikrarın oluşturulamayacağı mesajını da veriyor.

Projelerin tamamlanma sürecinin 3 yılı kapsıyor olması elbette kısıtlı zaman hissi doğurmadı değil. Ancak ortaya konan hedefler doğrultusunda kısa zamanda kararlı adımlarla çalışılmaya başlanması ve gelişmelerin şeffaf bir şekilde düzenli olarak kamuoyuyla paylaşılması halinde zaman kısıtı sorun teşkil etmeyecektir diye düşünüyorum.

“Yerli ve Yenilikçi Üretim” hedefi doğrultusunda atıkların kullanılmasıyla birçok sektörde teknolojik ürün elde edilmesine yönelik çalışmaların başlayacak olması, YEP’in kaliteli eğitim sistemini ve nitelikli işgücünü odağına aldığı mesajını da veriyor. Gençlik merkezlerinde 2021 yılında 35 bin gence algoritma, programlama, web ve mobil uygulama geliştirme, robotik ve elektronik eğitimleri verilecek olması yeni ekonominin ekonomiye entegrasyonunu temele yayma aşamasında önemli bir adım. Umarız sonraki senelerde de bu tür eğitimlere devam edilebilir.

Demiryolu ve yük taşımacılığı ile dizel motor üretimindeki tecrübemiz demiryolu araçlarının ve dizel motorun yerli ve milli olarak tasarımı ve üretiminin de uzak bir hayal olmayacağının işaretini de aldık.

Dolayısıyla makroekonomik denge ve finansal istikrardan taviz verilmediği sürece özellikle savunma sanayine yönelik geliştirilmiş teknolojilerin ve bilişimde, yazılım ve donanımda kaydedilen ilerlemenin YEP’in ilan ettiği hedeflere kararlılıkla ulaşılmasında destekleyici rol üstlenmesi çocuklarımıza, gençlerimize ve gelecek nesillere sağlıklı ve güvenilir bir ekonomik ortam sağlama konusunda umutlu kalmama sebep oldu.

Dr. Fulya Gürbüz

Ekonomiyi, sanayi sektörü ayakta tutuyor

MÜSİAD, Eylül ayı SAMEKS (Satınalma Müdürleri Endeksi) endeksi verilerini açıkladı. Endeks hem hizmet hem de sanayi sektöründeki iş hacmi, üretim, yeni sipariş, satın alma, stoklar, tedarikçilerin teslim süresi ve istihdamla ilgili gelişmeleri gösteriyor. Endeksin 50 üzerindeki değerler sektörün önceki aya göre büyüdüğünü, altındaki değerler ise önceki aya göre daraldığını gösteriyor.

Eylül ayında sanayi sektörü önceki aya göre yavaşlayarak da olsa büyüse de hizmet sektöründeki daralma Eylül ayında da sürdü. Her iki endeksin bileşiminden oluşan Bileşik Endeks ise sanayi sektörünün desteğiyle büyüme bölgesinde kalmayı başardı. Türkiye’deki resme benzer olarak, 23 Eylül’de IHS Markit tarafından açıklanan imalat sektörü PMI ilk tahminleri de ABD, Euro Bölgesi ve İngiltere’de hizmet sektörlerinin zayıfladığını, sanayi sektörlerinde ise canlılığın sürdüğünü göstermişti.

Gelelim detaylara…

Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış SAMEKS Sanayi Sektörü Endeksi, 2020 yılı Eylül ayında, bir önceki aya göre 0,9 puan azalarak 50,1 seviyesine gerileyerek büyüme bölgesinde kalmayı başardı. Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış SAMEKS Hizmet Sektörü Endeksi ise Eylül ayında bir önceki aya göre 1,0 puan azalarak 46,6 seviyesine geriledi.

Kaynak: MÜSİAD

Böylece mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış SAMEKS Bileşik Endeksi Eylül ayında bir önceki aya göre 0,5 puan azalarak 50,2 değerine geriledi ki Bileşik Endeksin büyüme bölgesinde kalmasını sağlayan ana faktör sanayi sektöründe devam eden iyileşme oldu.

Kaynak: MÜSİAD

Detaylara baktığımızda hizmet sektöründe sadece satın alımlar büyüme eğilimi gösteriyor. İş hacmi, stoklar ve istihdamdaki bozulma ise artarak devam ediyor.

Sanayi sektörü ise moral vermeye devam ediyor. Üretim ve yeni siparişlerdeki yavaşlamanın Eylül ayında önceki aya göre hız kaybettiğini görüyoruz. Sanayi sektöründeki satın alımlar, stoklar, tedarikçilerin teslim süresi ve istihdamdaki devam eden iyileşmelerin ise ekonomik büyümeyi desteklemeye devam eden ana faktörler olarak karşımıza çıkıyor.

IHS Markit Almanya imalat sektörü PMI endeksi Eylül ayı ilk tahmini verileri özellikle Asya’dan gelen ihracat taleplerine dikkati çekmişti. Bu gelişmenin Türkiye sanayi sektörünün ihracat hacmini ne derece etkilediğini Eylül ayı TİM ihracat verilerinde göreceğiz.

Dr. Fulya Gürbüz

Haftanın makro-ekonomi gündemi: Rezervler, borç, güven ve PMI endeksleri, dış ticaret, ABD işgücü verileri

28 Eylül 2020, Pazartesi

Ağustos ayı Uluslararası Rezerv ve Döviz Likiditesi verileri açıklanacak. Temmuz ayında resmi rezerv varlıkları 90,3 milyar dolar seviyesinde bulunuyordu.

29 Eylül 2020, Salı

Eylül ayı Ekonomik Güven Endeksi açıklanacak. Endeks Ağustos ayında 85,9 değeri ile önceki aya göre 3,7 puan artış kaydetmişti.

30 Eylül 2020, Çarşamba

Eylül ayı SAMEKS Hizmet ve Sanayi Sektörleri Satın Alma Müdürleri Endeksleri açıklanacak. Geçen hafta açıklanan Eylül ayı IHS Markit ABD, Euro Bölgesi ve İngiltere imalat sektörleri PMI endeksleri sektörde iyileşmenin sürdüğünü gösterdi. Öte yandan endeks, söz konusu ülkelerin hizmet sektörlerinde KOVİD-19 kaynaklı bozulmanın devam ettiğini ve paralelinde işten çıkarmaların arttığını gördük. Eylül ayı Reel Kesim Güven Endeksi ve imalat sektörü kapasite kullanım oranlarındaki iyileşmenin SAMEKS Sanayi Endeksine de olumlu yansıması olası. SAMEKS Sanayi Endeksinde özellikle yeni siparişler ve istihdam alt endekslerindeki gelişmeler önemli. TÜİK tarafından geçen hafta açıklanan sektörel güven endekslerinde ise hizmet sektöründe güven yükselirken perakende ticaret ve inşaat sektörlerinde düştüğünü gördük. Sektörel güven endeksleri ile SAMEKS Hizmet Endeksi verileri arasındaki ilişki kuvvetli olmasa da kayda değer bir iyileşme olasılığı düşük görünüyor.

Ağustos ayı dış ticaret verileri açıklanacak. Temmuz ayında 14,3 milyar dolar ihracat, 17,1 milyar dolar ithalat gerçekleştirilmişti. TİM verileri genel ticaret sistemine göre ihracatın Ağustos ayında Temmuz ayına göre 2,5 milyar dolar azalışa, merkezi yönetim bütçe verileri ise altın hariç ithalatta düşüşe işaret etmişti.

2020 yılı 2. çeyrek dış borç stoku açıklanacak. Mart ayında toplam dış borç stoku 431 milyar dolar seviyesindeydi. Özel sektörün uzun vadeli kredi borcunun 2. çeyrekte önceki çeyrek sonuna göre 4 milyar dolar azalma kaydetmesi, merkezi hükümet dış borç stokunun 4 milyar dolar azalması ve TCMB’nin Mayıs ayında 10 milyar dolar artan kısa vadeli dış borcunu dikkate aldığımızda aynı dönemde toplam dış borç stokunda kabaca 10 milyar dolar artış görme ihtimali var.

1 Ekim 2020, Perşembe

Eylül ayı imalat sektörü IHS Markit PMI verileri açıklanacak. Geçen hafta TCMB tarafından açıklanan mevsimsel etkilerden arındırılmış Reel Kesim Güven Endeksi verileri Eylül ayında imalat sanayi şirketlerinin güven algısında iyileşmenin sürdüğüne işaret etmiş, özellikle ihracat sipariş beklentilerindeki artışta hızlanma kaydedildiğini görmüştük. İmalat sektöründe mevsimsellikten arındırılmış kapasite kullanımının önceki aya göre iyileşmesini sürdürmesi söz konusu gelişmeyi desteklemişti. Bir diğer destek de yine geçen hafta açıklanan ve en büyük dış ticaret ortaklarımız olan Euro Bölgesi, İngiltere ve ABD imalat sektörlerine ait Eylül ayı IHS Markit verileriyle geldi. Almanya başta olmak üzere Euro Bölgesi genelinde imalat sektöründe iyileşme Eylül ayında da sürdü. İngiltere’nin imalat sektöründe de Eylül ayında Asya kaynaklı ihracat siparişlerinin desteğiyle imalat sektöründeki iyileşmenin devam ederken ettiğini gördük. ABD imalat sektöründe ise iyileşme Eylül ayında da sürse de ihracat siparişlerinde yavaşlama kaydedildi. Dolayısıyla öncü dış ticaret pazarlarımızın imalat sektöründeki iyileşme büyük olasılıkla Türkiye imalat sektörüne de olumlu yansıyacak.

TCMB ve BDDK, 25 Eylül 2020 tarihli haftalık para ve banka verilerini açıklayacak. Geçen hafta TCMB’nin politika faiz oranını 2 puan yükseltmesinin ardından 18 Eylül’de %10,39 olan TCMB’nin ortalama fonlama maliyeti 25 Eylül’de %10,88 seviyesine yükseldi. 18 Eylül 2020 tarihli para ve banka verileri aşağıdaki gibidir:

Kaynak: BDDK, TCMB, TDM

2 Ekim 2020, Cuma

ABD’de Eylül ayı istihdam verileri açıklanacak. Ağustos ayında istihdam önceki aya göre 463 bin kişi azalışla 1 milyon 371 bin kişi olmuştu.

Dr. Fulya Gürbüz

Haftanın makro-ekonomi gündemi: Üretim, tüketim, bütçe, dış borç, merkez bankaları faiz kararları ve net uluslararası yatırım pozisyonu

14 Eylül 2020, Pazartesi

Ağustos ayı Tarım ürünleri üretici fiyat endeksi (Tarım-ÜFE) açıklanacak. Temmuz ayında Tarım-ÜFE önceki aya göre %0,49, önceki yılın aynı ayına göre %16,28 artış kaydetmişti. 

TÜİK Temmuz ayı sanayi üretim endeksi verilerini açıklayacak. Endeks Haziran ayında önceki aya göre %17,6, önceki yılın aynı ayına göre %0,1 artış kaydetmişti. Haziran ayı verisiyle birlikte sanayi üretimi ikinci çeyrekte, bir önceki çeyreğe göre %20,2, bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %16,9 daralma kaydetmiş oldu. Sanayi üretimi endeksi ile paralellik gösteren SAMEKS Sanayi Üretimi Endeksi Haziran ve Temmuz aylarında 51,8 ve 55,6 değerlerini alarak ardı ardına yükseliş kaydetmişti. Endeksin 50 seviyesinin üzerindeki değerler sektörde önceki aya göre büyümeye işaret ediyor. Ağustos ayında ise SAMEKS Sanayi Üretimi Endeksi 51 değeri ile önceki aya göre büyümüş olsa da büyüme hızında yavaşlama olduğunu gösterdi ki bu yavaşlamada Ağustos ayı TİM ihracat verisindeki düşüşün etkisi olduğunu öte yandan bu düşüşün iç talepteki artışla kısmen telefi edildiğini düşünüyorum. Bu veriler ışığında, sanayi üretimi endeksinin Temmuz ve Ağustos aylarında yükselişini sürdüreceği ihtimalini görüyorum. Tüketim (ETTE Tüketim Endeksi, kredi verileri), dış ticaret, güven endeksleri (Reel Kesim Güven Endeksi) ve üretim (kapasite kullanımı, SAMEKS) verileri sanayi üretiminin Temmuz ayında önceki aya göre artışını sürdüreceği, Ağustos ayında ise aylık bazda hız kaybı yaşanacağı işaretini veriyor.

Temmuz ayı perakende satış endeksleri açıklanacak. Endeks Haziran ayında önceki aya göre %16,5 artış kaydederken önceki yılın aynı ayına göre %0,8’lik düşüş yaşamıştı. Sanayi üretimi endeksleriyle paralellik gösteren perakende satış endeksi, kredilerdeki artışın desteğiyle Temmuz ve Ağustos aylarında artış eğilimi gösterecek.

15 Eylül 2020, Salı

Ağustos ayı merkezi yönetim bütçe verileri açıklanacak. Merkezi yönetim bütçe dengesine yakın sonuçlar veren Hazine nakit bütçesi geçen hafta açıklandığı üzere Ağustos ayında 30,4 milyar TL fazla vermişti. Dolayısıyla merkezi yönetim bütçe dengesi de Ağustos ayında fazla verecek. Merkezi yönetim bütçesi yılbaşından bu yana toplam 139,1 milyar TL açık verdi.

Ağustos ayı konut satışları açıklanacak. Temmuz ayında 229 bin 357 konut satışı ile tarihi rekor kırıldı.

16 Eylül 2020, Çarşamba

ABD Merkez Bankası Fed, faiz kararını açıklayacak. Fed yeni para politikası yaklaşımı dahilinde maksimum istihdam ve ortalama %2 enflasyonu hedefliyor. Şubat ayında %3,5 ile tarihi düşük seviyesini gören işsizlik oranı Kovid-19 salgını ile kapatmaların devreye girdiği Nisan ayında tarihi yüksek seviye olan %14,7’ye yükselmişti. Ekonomik faaliyetlerin Mayıs ayında devreye alınmasıyla işsizlik oranı düşerek en son Ağustos ayında %8,4 seviyesine geriledi. Bunda iç talepteki artışın hizmet ve üretim sektörlerine doğrudan yansımasının etkisi var. İkinci çeyrekte ABD ekonomisi önceki çeyreğe göre yıllıklandırılmış olarak %31,7 daralma kaydetmişti. Temmuz ve Ağustos verileri mal ve hizmet üretiminde iyileşme işaretleri veriyor. Toplantıdan politika faizi ile ilgili bir değişiklik kararı gelmeyecek.  Dikkat edeceğimiz detaylar Fed’in ekonomik öngörüleri olacak.

Temmuz ayı Merkez Bankası konut fiyat endeksi yayınlanacak. Haziran ayında endeks aylık %2,6 yükselişle 139,5 seviyesine yükselmişti.

Temmuz ayı özel sektör uzun vadeli kredi borcu açıklanacak. Şubat 2018’de 226 milyar dolar ile rekor seviyeye yükselen özel sektörün uzun vadeli kredi borcu düşüş eğilimine girerek en son Haziran ayında 161,6 milyar dolar seviyesine geriledi. Finans dışı sektörün borcu 90,5 milyar dolar seviyesinde bulunuyor.

17 Eylül 2020, Perşembe

Japonya Merkez Bankası (BOJ) politika faiz kararını açıklayacak. 15 Temmuz tarihli para politikası toplantısında BOJ, 2022 mali yılında bile ülke ekonomisinin Kovid-19 öncesi dönemi yakalayamayacağını vurgulamıştı. BOJ bu ayki para politikası toplantısında, Aralık 2008’den bu yana %0,3 seviyesindeki borç verme faiz oranı ve Şubat 2016’dan bu yana %-0,1 (yüzde eksi 0,1) seviyesindeki mevduat faiz oranında değişiklik yapmayacak.

İngiltere Merkez Bankası (BOE) faiz kararını açıklayacak. 6 Ağustos tarihli para politikası toplantısında BOE, GSYH büyümesinin 2021 yılı sonuna kadar Kovid-19 öncesi dönem büyüklüğüne ulaşamayacağını, atıl kapasitenin azalması halinde %2 seviyesindeki hedef enflasyona iki yıllık sürede ulaşılabileceğini kaydetmiş, bu hedeflere ulaşıncaya kadar sıkı para politikasına geçmeyeceğini belirtmişti. Eylül ayı toplantısında %0,1 seviyesindeki politika faizinde değişiklik olmayacak.

Türkiye’nin Temmuz ayı kısa vadeli dış borç stoku açıklanacak. Kasım 2014’te 143,5 milyar dolar ile zirve yapan kısa vadeli dış borç stoku Haziran ayında 124 milyar dolar seviyesinde bulunuyor. Kalan vadeye göre Temmuz 2020-Haziran 2021 döneminde ödenecek toplam dış borç tutarı ise 171,4 milyar dolar seviyesinde bulunuyor. Söz konusu borcun 61,8 milyar doları finansal olmayan özel sektör kuruluşlarına, 50,1 milyar doları özel finansal kuruluşlara ait.

TCMB ve BDDK, 11 Eylül 2020 tarihli haftalık para ve banka verilerini açıklayacak. 4 Eylül tarihli verilere göre döviz tevdiat hesaplarında önceki haftaya göre hafif bir gerileme oldu. Kamu bankalarının yabancı para net genel pozisyon açığı önceki haftaya göre 763 milyon dolar artışla 5,6 milyar dolara yükseldi. Merkez Bankasının döviz rezervleri ise sıkılaştırıcı para politikası kapsamında zorunlu karşılıklardaki artışın etkisiyle 3,3 milyar dolar artış kaydederek 44,9 milyar dolar seviyesine yükseldi. TL ve yabancı para cinsi mevduat faiz oranları Temmuz ayı sonundan bu yana artışını sürdürdü. Kredi faiz oranlarında ise TL cinsi ticari kredi oranları önceki haftaya göre yüzde 2,2 puan artışla %14 seviyesine yükseldi. TL cinsi tüketici kredileri faiz oranındaki artış sınırlı kalarak önceki %16,57’den %16,94’e yükseldi. Euro cinsi ticari kredilerin faiz oranı ise önceki %2,93’ten %2,55’e, ABD doları cinsi kredilerin faiz oranı %5,79’dan %4,0 seviyesine düştü; aynı hafta döviz bazında yabancı para kredi hacmi geriledi.

4 Eylül 2020 tarihli para ve banka verileri aşağıdaki gibidir:

18 Eylül 2020, Cuma

TCMB Eylül ayı Beklenti Anketi sonuçları açıklanacak. Ağustos ayı beklentilerine göre yıl sonu TÜFE %10,82, yıl sonu Dolar/TL kuru 7,343, yıl sonu cari açık 17,32 milyar dolar seviyesinde bulunuyordu. Yıl sonu GSYH’sinde, %1,56 daralma, 2021 yıl sonu GSYH’sinde %4,33 büyüme bekleniyor.

Temmuz ayı net uluslararası yatırım pozisyonu (NUYP) açıklanacak. Haziran ayında NUYP açığı 341,6 milyar dolar seviyesine yükselmişti.

Dr. Fulya Gürbüz

Bu hafta nakit bütçe, dış ticaret, işsizlik, cari açık ve AMB para politikası kararını takip edeceğiz

7 Eylül 2020, Pazartesi

Ağustos ayı nakit bütçe dengesi açıklanacak. Koronavirüs kaynaklı olarak giderlerin gelirlerden hızlı artması sebebiyle Şubat ayından bu yana aralıksız artan bütçe dengesi en son 30 Temmuz ayında 30,8 milyar TL açık verdi. Böylece 2019 yılı genelinde toplam 130,5 milyar TL açık veren nakit bütçe dengesi 2020 yılının ilk 7 ayında yeni bir rekor kırarak 140 milyar TL’lik bütçe açığı kaydetti. 

9 Eylül 2020, Çarşamba

Temmuz ayı dış ticaret endeksleri açıklanacak. Nisan ayında KOVİD-19 kaynaklı kapatmaların etkisiyle dip yapan ihracat ve ithalat miktar endeksleri Mayıs ayında tedbirlerin gevşetilmesiyle kısmen, Haziran ayında ise daha sert yükseliş kaydetti. Birim değer endekslerinde bozulmanın ise Haziran ayında yavaşlayarak da olsa sürdüğünü gördük. Dış ticaret endeksleri hizmet dış ticaretini kapsamamaktadır.

10 Eylül 2020, Perşembe

Avrupa Merkez Bankası (AMB) para politikası kararını açıklayacak. Toplantıda politika faizinde değişiklik gelmeyecek ancak AMB’nin bölge ve küresel ekonomi değerlendirmelerine, enflasyon ve büyüme beklentilerine ve Banka’nın likidite ihtiyacını sağlamaya yönelik faaliyetlerinde olası yeniliklere odaklanacağız. AMB, 16 Temmuz tarihli olağan para politikası toplantısında enflasyonda yıllık %2 hedefini koruduklarını, %-0,5 (yüzde eksi 0,5) ile %0,25 aralığındaki politika faiz oranlarında ise değişiklik yapmadıklarını, toplam 1,35 trilyon Euro büyüklüğündeki Pandemi Acil Satın Alma Programını en az Haziran 2021’e kadar sürdüreceklerini, 20 milyar Euro değerindeki aylık net varlık alım programına politika faizlerini artırana kadar devam edeceklerini, son olarak da bankaların şirket ve hane halkına kredi vermeyi sürdürebilmeleri için yeniden finansman faaliyetlerine devam edeceklerini duyurmuştu. Makro-ekonomik veri tarafında, 2019 yılında ortalama yıllık %1,3 büyüyen Euro Bölgesi GSYH’si 2020 yılının ilk çeyreğinde yıllık %3,1, ikinci çeyreğinde de yıllık %15,0 daraldı. İkinci çeyrekte önceki çeyreğe göre daralma %12,1 oldu. AMB Başkanı Lagarde, 16 Temmuz tarihli para politikası toplantısı sonrasında yaptığı basın toplantısında üçüncü çeyrekte ekonomik toparlanma beklediklerini, enflasyonun ise önümüzdeki aylarda düşmeye devam edeceğini, 2021 yılı başlarında ise yükselme eğilimine gireceğini beklediklerini duyurmuştu. Temmuz ayında yıllık %0,4 artan tüketici fiyatları endeksinin Ağustos ayında yıllık %0,2 düşmesi Lagarde’ın ilk öngörülerini doğruladı. Lagarde, Mart-Haziran döneminde aldıkları tedbirlerin 2022 yılı sonuna kadar GSYH’ye %1,3, yıllık enflasyona ise %0,8 katkı yapacağını tahmin ettiklerini eklemişti.

Haziran dönemi (Mayıs-Haziran-Temmuz) işgücü verileri açıklanacak. Pandemi kaynaklı olarak işten çıkarma yasağının etkisiyle Mayıs ayında işsizlik oranı %12,89 ile önceki aya göre hemen hemen aynı kalmıştı. tradingeconomics.com işsizlik oranının Haziran döneminde %13,4 seviyesine yükseleceğini tahmin ediyor.

TCMB ve BDDK 4 Eylül 2020 tarihli haftalık para ve banka verilerini açıklayacak. 28 Ağustos tarihli verilere göre TL cinsi mevduat faiz oranı ile TL cinsinden tüketici kredi faiz oranı ortalama değerler olarak son dört haftadır yükselişini sürdürdü. Öte yandan kamu bankalarının yabancı para (YP) net genel pozisyon açığının önceki haftaya göre 3,1 milyar dolar azalarak 4,8 milyar dolara gerilemesi toplam bankacılık sektörünün YP net genel pozisyon açığının 0,4 milyar dolar seviyesine gerilemesinde etkili oldu. TCMB’nin brüt döviz rezervleri ise önceki haftaya göre 3,8 milyar dolar düşüş kaydederek 41,6 milyar dolar seviyesine geriledi. 28 Ağustos 2020 para ve banka verileri aşağıdaki gibidir:

11 Eylül 2020, Cuma

Temmuz ayı ödemeler dengesi verileri açıklanacak. Haziran ayında cari işlemler hesabı 2,9 milyar dolar açık vermişti. Temmuz ayında dış ticaret açığındaki hafif gerileme, cari işlemler açığında da paralel bir etki yaratacak.

Dr. Fulya Gürbüz