Sanayi, istihdamı kısmen destekliyor; işsiz sayısı artıyor

Sevgili Okuyucular, bu hafta çok yoğun bir veri akışı vardı. 11-14 Ocak tarih aralığında açıklanan verileri sırayla analiz etmek istiyorum.

İhracat ve turizm gelirlerinde azalma ile ithalattaki artış, cari açığın artmasına sebep oldu

İlk olarak, 11 Ocak Pazartesi günü TCMB tarafından yayınlanan cari işlemler dengesi ile başlayalım. 2020 yılı Kasım ayında cari işlemler dengesi 4,1 milyar dolar açık verdi. Cari İşlemler Hesabı, Türkiye’deki yerleşik hane halkının yurt dışındaki yerleşiklerle yapmış olduğu ekonomik faaliyetler sonucunda Türkiye’nin döviz geliri ve döviz giderlerini kalemler halinde göstermektedir. Tablonun en önemli kalemini dış ticaret dengesi oluşturmaktadır. Kasım ayında 3,8 milyar dolar dış ticaret açığı kaydedildi, yani ihracattan 3,8 milyar dolar daha fazla ithalat gerçekleşti. Öte yandan döviz girdisi sağlayan en önemli kalemlerden biri olan ve turizm gelir gider farkını gösteren Seyahat kaleminde ise düşüş gördük. Kasım ayında Türkiye’ye gelen turist sayısının Ekim ayına göre yarıdan fazla azalmasının etkisiyle Seyahat kalemi Ekim ayındaki 1,3 milyar dolardan Kasım ayında 0,6 milyar dolar seviyesine geriledi. Aşağıdaki grafik son 5 yılın cari işlemler dengesindeki aylık bazda seyrini gösteriyor:

Seyahat dengesinin azalmasında elbette kış mevsimi olmasının etkisi var ancak en önemli etken Kovid-19’da yaşanan ikinci dalganın seyahat kısıntılarını beraberinde getirmesi. Dış ticaret açığındaki artışın sebebi ise ihracatın Kasım ayında önceki aya göre 1,3 milyar dolar azalmasına karşılık ithalatın önceki aya göre 1,3 milyar dolar artması.

Sanayi üretimi yavaş hızla da olsa büyümeye devam ediyor

Biliyoruz ki sanayi sektörü üretim yaparken ithal girdiye ihtiyaç duymaktadır. Üretilen malların bir kısmı ihraç edilmekte, diğer kısmı yurt içi talebi karşılamakta veya stok olarak tutulmaktadır. Ekim ayında önceki aya göre %1,2 artış kaydeden sanayi üretimi, Kasım ayında önceki aya göre %1,3 arttı. Söz konuşu artışta iç talebin mi yoksa dış talebin mi etkisi var? Bu sorunun cevabını yine bu hafta açıklanan dış ticaret endekslerinde buluyoruz. İhracat Miktar Endeksi Kasım ayında bir önceki aya göre %0,9 düşüş kaydetti, İthalat Miktar Endeksi ise bir önceki aya göre %1,3’lük artış yaşadı. İthalat Miktar Endeksindeki artışın sebebine değinmeden önce sanayi üretimi ile dış ticaret miktar endekslerinin seyrini grafik olarak göstermek istiyorum.

Yukarıdaki grafikte de göreceğiniz gibi hem ihraç edilen hem de ithal edilen malların miktarlarındaki (adet) değişimler sanayi üretimini de doğrudan etkilemektedir. Sanayi üretiminin Kasım ayında arttığını, ihracatın ise azaldığını dikkate aldığımızda acaba ithalat miktarındaki artışın sebebi ne?

Aşağıdaki grafik ithalat miktar endeksini oluşturan ana kalemlerin son 2 yıllık seyrini gösteriyor. Grafikte Kasım ayında gri çubukla gösterilen taşımacılık araçları hariç yatırım malları ithalatının aylık %9,0, mavi çubukla gösterilen hammadde ithalatının %7,4’lük artış kaydetmeleri ithalattaki artışın en önemli sebebi oldu. Bu iki kalemin Ekim ayında bir önceki aya sert bir düşüş yaşadıktan sonra Kasım ayında bir sıçrayış yaşamaları hem yurt içi hem de yurt dışı siparişler kapsamında üreticinin olumlu sinyaller aldığına işaret ediyor.

Perakende satışlardaki artış devam ediyor

Yurt içi talebin önemli göstergelerinden olan ve bu hafta TÜİK tarafından yayınlanan Perakende Satış Endeksi Kasım ayında bir önceki aya göre %2,2 artış gösterdi. Aşağıdaki grafikte mavi çizgi perakende satış endeksini, kırmızı çizgi tüketim malları ithalat miktar endeksini, yeşil çizgi ise Dolar/TL kurunun seyrini gösteriyor. Pandemiyle birlikte kapatmaların yaşandığı Nisan 2020 sonrasında perakende satışlar artışını koruyor. Pandemi öncesinde dikkatinizi çekeceği üzere 2018 ve 2019’da Türk lirasında yaşanan sert değer kayıpları hem perakende satışları hem de tüketim malları ithalatını düşürmüştür. Döviz kurunda artış eğilimi sürse de 2019 yılı son çeyreğinde ve 2020 yılının ilk 2 ayında perakende satışlar ve tüketim malları ithalatında artış eğilimi görüyoruz. Bunun başlıca sebepleri KDV indirimleri, promosyonlu satışlar ve fiyat kontrolleri idi. Kasım ayında tüketim malları ithalatındaki kısmi gerilemeye rağmen perakende satışlardaki artış devam etti. Bunun sebebini TCMB tarafından açıklanan Reel Kesim Güven Endeksi verilerinde bulmaya çalıştığınızda görebileceğiniz gibi, Kasım ayında sektörde stoklar azalırken, Aralık ayında stoklar artmaktadır.

İşsizlik artmaya devam ediyor

Son olarak tüketim ve üretim tarafındaki gelişmeler işgücü verilerini nasıl etkilediğine bakalım. 2020 yılı Eylül-Ekim-Kasım aylarını kapsayan Ekim dönemi işgücü verilerine göre, Ekim ayında işsizlik oranı %12,73’e, iş aramaktan vazgeçmiş çalışmaya hazır olan kişileri dikkate alan geniş tanımlı işsizlik oranı ise %23,33 seviyesine yükseldi. 2020 yılı Haziran-Ekim dönemlerinde sanayi sektörü istihdamı işgücü piyasasını desteklemeye devam ederken Ekim döneminde hizmet sektörü istihdamında hafif gerileme yaşandı. Vurgulamakta fayda var, iş aramaktan vazgeçip çalışmaya hazır olan kişilerin Ekim döneminde önceki döneme göre 212 bin artmış olması özellikle hizmet sektöründeki kan kaybının vahametini ortaya koymaktadır.

Dr. Fulya Gürbüz

11-15 Ocak haftasında üretim ve tüketime yönelik sinyallere odaklanacağız

11-15 Ocak haftasında cari açık, işsizlik, inşaat maliyetleri, dış ticaret endeksleri, sanayi üretimi, perakende satışlar, konut satışları, özel sektör uzun vadeli dış borcu, bütçe, beklenti anketi ve kısa vadeli dış borç stoku verilerini takip edeceğiz.

11 OCAK 2021, PAZARTESİ

KASIM AYI ÖDEMELER DENGESİ

2020 yılı Ekim ayında cari işlemler açığı bir önceki aya göre 2,3 milyar dolar azalarak 0,2 milyar dolar olarak gerçekleşmişti. 2020 yılının ilk 10 ayında toplam cari işlemler açığı 31,1 milyar dolar oldu. Cari işlemler dengesi, Merkez Bankası tarafından açıklanan ödemeler dengesi tablosundan elde ediliyor. Cari işlemler dengesinin en önemli belirleyicileri dış ticaret dengesi ve hizmetler dengesidir. Hizmetler dengesinin en önemli kalemi turizm verilerini gösteren “Seyahat” kalemidir. Turizmden elde edilen net gelirin önceki aya göre 0,2 milyar dolar azaldığı Ekim ayında cari işlemler dengesinin 2,3 milyar dolar azalmasının ana sebebi dış ticaret açığının önceki aya göre 2,5 milyar dolar azalması oldu. Peki, Kasım ayı cari işlemler dengesine ilişkin ne söyleyebiliriz? Kasım ayında dış ticaret açığı Ekim ayına göre 2,6 milyar dolar artarken, pandeminin ikinci dalgasının etkisiyle Türkiye’ye giriş yaban turist sayısı önceki aya göre yarı yarıya azaldı. Dolayısıyla Kasım ayında dış ticaret açığı cari işlemler açığını önceki aya göre 2,6 milyar dolar artış yönünde etkide bulunacak. Seyahat kaleminde ise Kasım ayında 0,7 milyar dolarlık bir azalma ihtimalini de eklediğimizde Kasım ayında 3,3 milyar dolar büyüklüğünde cari işlemler açığı göreceğiz.

2020 YILI EKİM DÖNEMİ İŞGÜCÜ VERİLERİ

Ağustos-Eylül-Ekim aylarını kapsayan Eylül 2020 döneminde işsiz sayısı bir önceki döneme göre 178 bin kişi azalarak 4 milyon 16 bin kişi olmuş, işsizlik oranı 0,55 puan azalışla %12,66 seviyesine gerilemişti. Söz konusu dönemde hizmet sektörü istihdamı 236 bin kişi artışla 5 milyon 319 bin, sanayi sektörü istihdamı 57 bin kişi artışla 5 milyon 517 bin, inşaat sektörü istihdamı 17 bin kişi artışla 1 milyon 739 bin kişi olmuştu. Öte yandan iş aramayıp, çalışmaya hazır olanların sayısını dikkate alan “geniş tanımlı işsizlik oranı” ise Eylül 2020 döneminde 0,37 puan düşüşle %22,73 seviyesine geriledi. İmalat sektörü PMI verileri Ekim, Kasım ve Aralık aylarında imalat sektöründe istihdamın arttığı işaretini veriyor. Ayrıca, perakende satışlarda Ekim ayında kaydedilen artışın hizmet sektörü istihdamına katkı yaptığı ihtimali de göz ardı edilmemeli. Aşağıdaki grafik ithalat (talep) ve işsizlik oranı arasındaki ters ilişkiyi gösteriyor.

12 OCAK 2021, SALI

KASIM AYI İNŞAAT MALİYET ENDEKSİ

İnşaat Maliyet Endeksi Ekim ayında aylık %3 artışla 227,5 seviyesine yükselmişti. Döviz kurundaki değişimlerin inşaat maliyetlerini doğrudan etkilemesi Kasım ayında da endekste yükseliş göreceğimize işaret ediyor. Döviz kurunun Aralık ayında düşüşe geçmesi inşaat maliyet endeksinin de düşmesinde etkili olacak.

KASIM AYI DIŞ TİCARET ENDEKSLERİ

Dış ticaret endeksleri, ihracat ve ithalat miktarlarının ve değerlerinin belli bir zamana göre oransal değişimini göstermektedir. TÜİK, endeks hesaplamasında 2010 yılını 100 değeri ile başlatmaktadır. 2020 yılı Ekim ayına gelindiğinde sabit fiyatlarla ihracat miktar endeksi 190,9, ithalat miktar endeksi 143,4 değerlerini almıştır. Ticaret Bakanlığı ve TÜİK tarafından açıklanan ihracat ve ithalat verileri ile TÜİK’in hesapladığı dış ticaret miktar endeksleri birbirlerine paralel hareket etmektedir. Kasım ayında ihracatta önceki aya göre azalış, ithalatta ise artış görmüştük, benzer seyri ihracat ve ithalat miktar endekslerinde de göreceğiz. Aşağıdaki grafik ihracatın ithalata olan bağımlılığını ortaya koyarken, kurdaki yükselişle birlikte ithal tüketim malları ve yatırım harcamalarına olan talebin azaldığı dönemlerde ekonomik büyümenin destekleyicisinin ihracat hacmi olduğunu gösteriyor.

13 OCAK 2021, ÇARŞAMBA

KASIM AYI SANAYİ ÜRETİMİ ENDEKSİ

Ekim ayında sanayi üretimi bir önceki aya göre %1,1, bir önceki yılın aynı ayına göre %10,2 artış kaydetmişti. İhracat siparişleri ve yurt içi siparişlerdeki eğilim sanayi üretimini de etkilemektedir. Her ne kadar ihracat hacmi Kasım ayında gerilemiş olsa da aynı ay ithalat ve SAMEKS yeni sipariş endeksi artış kaydetti. Dolayısıyla, Kasım ayında yaşanan ihracattaki gerileme sanayi üretimi üzerinde aşağı yönlü bir baskı yaratacaktır ancak yurt içi kaynaklı talep artışının söz konusu baskıyı hafifleteceğini hatta yatırım harcamalarında iyileşme ihtimalini de ortaya koyduğunu tahmin ediyorum.

KASIM AYI PERAKENDE SATIŞ ENDEKSİ

Perakende satış endeksi Ekim ayında bir önceki aya göre %4,2, bir önceki yılın aynı ayına göre %12 artış kaydetmişti. Sanayi üretimiyle paralel bir seyir izleyen perakende satış endeksi, Kasım ayında iç talepteki artışla birlikte artışını sürdürecek.

14 OCAK 2021, PERŞEMBE

ARALIK AYI TARIM ÜRÜNLERİ ÜRETİCİ FİYAT ENDEKSİ (TARIM ÜFE)

Tarım-ÜFE, Kasım ayında yıllık %20,76, aylık %3,52 artış kaydetmişti. Aralık ayında Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) verilerine göre Gıda Ürünleri bir önceki aya göre %1,83 artış kaydetmişti. Gıda Ürünleri alt endeksinin Tarım-ÜFE ile paralel hareket ettiğini dikkate aldığımızda Tarım-ÜFE’nin Aralık ayında yükselişini sürdüreceğini, ancak döviz kurundaki gerilemenin gıda üretimi fiyatlarının daha yavaş yükselmesine sebep olması Tarım-ÜFE artışının önceki aya göre yavaşlayacağına işaret ediyor.

ARALIK AYI KONUT SATIŞLARI

Kasım ayında Türkiye genelinde konut satışları önceki aya göre %6 azalışla 112 bin 483 adet olarak gerçekleşti. Aralık ayında kredi faiz oranları artarken döviz kurundaki düşüşün konut satışlarına ne yönlü yansıyacağına bakacağız.

KASIM AYI ÖZEL SEKTÖRÜN UZUN VADELİ KREDİ BORCU

Ekim ayında özel sektörün uzun vadeli kredi borcu bir önceki aya göre hafif artışla 161,2 milyar dolar olmuştu. Söz konusu dönemde finansal şirketler uzun vadeli kredi borcunu 0,6 milyar dolar azaltırken finansal olmayan şirketler 0,8 milyar dolar artırdılar. Finansal olmayan şirketlerin uzun vadeli borcundaki artış 0,7 milyar dolar artış kaydeden tahvil borçlarından kaynaklandı. Aşağıdaki grafik 2018’den bu yana özel sektörün kademeli olarak uzun vadeli dış borcunu azalttığını gösteriyor.

TCMB VE BDDK, 7 OCAK 2021 TARİHLİ HAFTALIK PARA VE BANKA VERİLERİ

Aşağıda yer alan tabloda mevduat ve kredi faiz oranları haricinde 31 Aralık 2020 tarihli para ve banka verileri gösterilmektedir. Döviz mevduatları 2020 yılının son haftasında da artışını sürdürdü. Ortalama TL mevduat faizleri %17’ye yaklaşırken 3-aya kadar vadeli mevduat faiz oranları ortalamada %18 seviyesini geçti. TL cinsinden kredi faiz oranları ticarilerde ortalama %19,40, tüketici kredilerinde %21,95 seviyesinde bulunuyor. Döviz cinsinden ticari kredi faiz oranları ise yükselmeye devam ediyor. Merkez Bankası döviz rezervleri 2020 yılının son gününde bir önceki haftaya göre 1,6 milyar dolar azalışla 50 milyar dolara geriledi. Yurtdışında yerleşik kişilerin hisse senedi ve tahvil stokları önceki haftaya göre 2,2 milyar dolar artışla 37,7 milyar dolar seviyesine yükseldi ki tarihi zirvesi 152,3 milyar dolar ile Mayıs 2013 tarihine ait.   

15 OCAK 2021, CUMA

ARALIK AYI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE DENGESİ

2020 yılı Kasım ayında bütçe 13,4 milyar TL fazla vermiş böylece yılın ilk 11 ayında toplamda 132,1 milyar TL açık vermiştir. Merkezi yönetim bütçe dengesine yakın sonuç veren Hazine nakit bütçesi dengesi Aralık ayında 46,7 milyar TL açık verdi. Söz konusu bütçe açığı 2020 yılının tümünde bütçe açığının 170 milyar TL’yi geçmesine sebep olacak. 2019 yılı genelinde toplam bütçe açığı 123,7 milyar TL olmuştu.

OCAK AYI TCMB BEKLENTİ ANKETİ SONUÇLARI

Aralık ayı anketinde 2020 ve 2021 yılı GSYH büyüme beklentileri sırasıyla %0,5 ve %3,8 seviyesindeydi.

KASIM AYI KISA VADELİ DIŞ BORÇ STOKU

Ekim ayında Türkiye’nin kısa vadeli (1 yıldan kısa vadeli) dış borç stoku önceki aya göre 1,1 milyar dolar azalışla 132,8 milyar dolar seviyesine gerilemişti. Merkez Bankasının kısa vadeli dış borç stoku 21,1 milyar dolar, bankaların 55,6 milyar dolar, diğer sektörlerin 56,0 milyar dolar seviyesinde bulunuyor. Ekim ayındaki toplam kısa vadeli borçtaki düşüşün ana sebebi bankaların kısa vadeli dış borçlarını Ekim ayında önceki aya göre 1,4 milyar dolar azaltmalarıydı. Türkiye’nin kalan vadeye göre Kasım 2020 – Ekim 2021 döneminde ödemesi gereken toplam dış borç stoku 181,0 milyar dolar seviyesinde bulunuyor.

Dr. Fulya Gürbüz

Aralık ayında küresel imalat sektörü büyümeye devam etti

IHS Markit verilerine göre Aralık ayında artan yeni siparişlerin etkisiyle Türkiye dahil küresel imalat sektörleri büyüme kaydederken fiyatlar üzerindeki baskılar artmaya devam ediyor. Sebepleri, son gelen verilerin ışığında ortaya koymaya çalışalım.

2020 yılı Aralık ayında Türkiye’nin ihracat ve ithalatı önceki aya göre arttı…

Ticaret Bakanlığı Genel Ticaret Sistemine göre 2020 yılının Aralık ayında ihracat önceki aya göre %11’lik artışla 17,8 milyar dolar, ithalat ise %6’lık artışla 22,4 milyar dolar olarak gerçekleşti. 2020 yılı genelinde toplam ihracat 169,5 milyar dolar, ithalat 194,2 milyar dolar oldu; ihracat 2019 yılı geneline göre %6,3 gerilerken, ithalat %4,3 artış kaydetti.

Türkiye’nin dış ticaretindeki artış imalat sektörünü beslerken maliyetler artıyor…

IHS Markit ve İstanbul Ticaret Odası iş birliğiyle hazırlanan Türkiye İmalat Satın Alma Yöneticileri Endeksi (PMI) Aralık ayında 50,8 değerini aldı. Endeksin 50 üzerindeki değerler sektörün önceki aya göre büyüdüğünü, 50 altındaki değerler ise küçüldüğünü gösteriyor. Endeksin, Kasım ayında 51,4 değerini almışken Aralık ayında 50,8 değerine gerilemesi ise sektörün önceki aya göre yavaşlayarak büyümeye devam ettiği anlamına geliyor. Nitekim yayınlanan raporda “… koronavirüs (COVID-19) salgınında yaşanan ikinci dalga ve salgının yayılımını önlemek amacıyla devreye sokulan” kısıtlamaların Aralık ayında imalat sektörünün üretim ve yeni siparişlerde hatta yeni ihracat siparişlerinde yavaşlamalara yol açtığı ifade ediliyor. Öte yandan raporda yer aldığı üzere, imalat sektöründe yaşanan yavaşlamaya rağmen imalat sektöründe istihdam üst üste yedinci ay olan Aralık ayında da arttı, paralelinde satın alımlarda yükseliş kaydedildi. Peki Aralık ayında istihdam, satın alımlar ve üretimdeki artışların imalatçıya maliyeti ne oldu? Koronavirüs kaynaklı kapatmaların etkisiyle yaşanan hammadde kısıntıları Aralık ayında hammadde fiyatlarını yukarı çekerken, imalatçıların girdi maliyetlerinin yükselmesine sebep oldu.

TÜİK’in yayınladığı verilere göre yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) Aralık 2020’de aylık %2,36, yıllık %25,15 artış kaydetti. Tüketici fiyat endeksinde (TÜFE) ise aylık artış %1,25, yıllık artış %14,60 oldu. Pandemi kaynaklı ilk kapatmaların başladığı Nisan 2020’den yılsonuna kadarki dönemde üretici fiyatları %21,2, tüketici fiyatları %12,0, yarı yarıya ABD doları ve Euro’dan oluşan döviz sepeti ise %28,1 artış kaydetti. İmalat üretiminde ağırlıklı olarak ithal girdi kullanılması sebebiyle kur artışları üretim maliyetlerini doğrudan etkileyen ana faktördür.

Türkiye imalat sektörünü dış ticaret ortaklarının imalat sektörlerindeki büyüme destekledi…

J.P.Morgan Küresel İmalat Sektörü PMI Endeksi Aralık ayında 53,8 değeri ile önceki ayın seviyesini korusa da üretim, yeni siparişler ve yeni ihracat siparişleri artmaya devam etti. İmalat sektörleri Aralık ayında sırasıyla en yüksek hızla büyüyen ilk iki ülke Brezilya ve Tayvan oldu. Bu ülkeleri sırasıyla Almanya, Hollanda, Kanada, İngiltere, İrlanda ve ABD izledi. Türkiye’nin sırasıyla en büyük ihracat pazarları olan Almanya’nın ilk sırada yer aldığı AB ülkeleri, İngiltere, ABD, Çin, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirliği ve Hindistan imalat sektörlerinde Aralık ayında kaydedilen büyüme Türkiye’nin imalat sektörünün de büyümeye devam etmesine katkı sağladı. İngiltere’nin AB’den ayrılma sürecinde (Brexit) stokları artırma gayreti hem İngiltere’nin hem de AB ülkelerinin imalat sektöründe, dolayısıyla da yeni ihracat siparişlerinde artışı beraberinde getirdi. Türkiye’nin en büyük dış ticaret pazarı olan Almanya’nın Aralık ayı PMI raporunda imalat sektörünün büyüme kaydetmesini destekleyen etkenler olarak yurt içi talep ile AB’den ve Çin’den gelen ihracat siparişlerine vurgu yapıldı.

Pandemi gölgesinde küresel imalat sektörlerindeki iyileşme, enflasyonu yukarı çekiyor…

JP Morgan Küresel İmalat Sektörü PMI raporunda yazıldığı üzere küresel ara mal üreticileri Aralık ayında istihdamı artırırken tüketim ve yatırım malları üreticileri aynı ay istihdama destek veremediler. Pandemi kaynaklı arz kısıntıları ve artan ulaşım maliyetleri hem üretim maliyetleri hem de satış fiyatlarındaki artışın hızlanmasına sebep oldu. Diğer bir ifadeyle, küresel imalat sektörünün ayakları üzerinde durabilme çabaları enflasyonist baskının artmasına sebep oluyor. Artan enflasyon baskısı, pandemi etkisiyle küresel çapta artan işsiz nüfusun geçim sıkıntısını daha da zora sokuyor. Artan maliyetler ve gelir kaybı, bireylerin ve şirketlerin kredi borçları dolayısıyla da bankacılık sistemi üzerinde kara bulutların toplanmasına sebep oluyor. 2008-2009’da patlayan küresel finansal kriz, Mart 2018’de ABD’de Trump yönetiminin başlattığı ticaret savaşı ve son olarak 2019 yılının sonunda ortaya çıkan pandemi; finansal riski giderek sarmala dönüştürüyor. Bu sebeple dikkatler, aşının Covid-19 ve türevlerine etki edip etmeyeceğine yoğunlaşmış durumda. İyi senaryoda ekonomik aktivitenin iyileşmeye başlayacağını, kötü senaryoda ise gelir dağılımındaki makasın giderek açılacağını tahmin etmek zor değil. Makas ifadesi düşük gelir grubuyla yüksek gelir grubu arasındaki uçurumu ifade ediyor. Krizler ve bulaşıcı hastalıklarla daima yüzleşmek zorunda kalan ve kalacak olan küresel yönetimler mevcut ortamda finansman ihtiyacını sağlamaya çalışıyorlar. Öte yandan da cesaret kırıcı işsizlik verileri ve artan fiyatlar gelir dağılımının bozulmaya devam etmesine sebep oluyor. Anlaşılıyor ki aşı ile ilgili olumlu sinyaller alana kadar gelir dağılımı üzerindeki riskler de artmaya devam edecek. Aşı elbette bir çözüm ancak kalıcı çözüm için küresel yönetimlerin dış politika ve dış ticarette yapıcı bir tutum sergilediği, küresel gelir dağılımının adil bir resim ortaya koyduğu ütopik bir dünyanın hayalini kuruyorum.

Dr. Fulya Gürbüz

Haftanın makro-ekonomi gündemi: Enflasyon, imalat sektörü PMI, dış ticaret, bütçe

Enflasyon, dış ticaret ve imalat sektörü verileri Merkez Bankasının 21 Ocak tarihli para politikası toplantısı için ipucu verecek

4 OCAK 2021, PAZARTESİ

ARALIK AYI ENFLASYON VERİLERİ

Tüketici Fiyat Enflasyonu (TÜFE) Kasım ayında aylık %2,30, yurt içi Üretici Fiyat Enflasyonu (Yİ-ÜFE) ise aylık %4,08 artış kaydetmiş; yıllık bazda artışlar ise sırasıyla %14,03 ve %23,11 olmuştu. 2020 yılı Aralık ayı Reel Kesim Güven Endeksi verileri imalat sektöründe üretim maliyetlerinin zayıflayarak da olsa artmaya devam ettiğini, satış fiyatlarının ise gelecek üç ayda artmaya devam edeceğine işaret etmişti.  Küresel imalat sektörü ve hizmet sektörü PMI verileri Aralık ayında tedarik zincirindeki aksamaların hammadde fiyatlarını yükselttiğini, söz konusu yükselişin küresel bazda birim maliyetleri arttırırken satış fiyatlarına yansıtılmaya devam ettiğini ortaya koymuştu. Bunun yanında Türkiye’de imalat sektöründeki maliyetleri artıran başlıca faktör Türk lirasında yaşanan değer kayıplarıdır. Dolar/TL kurunun Aralık ayında önceki aya göre %3,4, Euro/TL’nin ise %0,7 düşüş kaydetmesi özellikle Yİ-ÜFE üzerindeki baskıyı azaltacaktır ancak hammadde ithalatında olası fiyat artışları söz konusu etkinin zayıf kalmasına sebep olabilir. Bloomberg HT Araştırma Birimi anketine göre Aralık ayında TÜFE’nin aylık %0,9, yıllık %14,2 artması bekleniyor. Merkez Bankası, 2020 yılının son para politikası toplantısı olan 24 Aralık’ta enflasyonist baskılara dikkat çekerek politika faizini %15’ten %17’ye yükseltmişti.

ARALIK AYI KÜRESEL İMALAT SEKTÖRÜ PMI VERİLERİ

IHS Markit tarafından ilk yayınlanan tahminlere göre ABD, Avustralya, Euro Bölgesi, İngiltere imalat sektörleri Aralık ayında büyümeye devam etti. En büyük dış ticaret ortağımız olan Almanya’da Çin’den devam eden talep, ülkenin ihracatı ve imalat sektörü üretiminde artışı beraberinde getirdi. İngiltere’deki üretim artışında Brexit kaynaklı stok artışları, ABD’de ise iç talep kaynaklı üretim artışlarına dikkat çekildi. Aralık ayında Türkiye’de hem Reel Kesim Güven Endeksi (RKGE) hem de SAMEKS Sanayi Endeksi verileri siparişlerdeki artışa bağlı olarak sanayi üretiminde büyüme sinyalleri verdi. RKGE’nin alt detayları mevcut ihracat siparişlerinde önceki aya göre düşüş kaydedildiğine işaret etse de özellikle Almanya imalat sektöründeki büyümenin Türkiye’nin Aralık ayında ihracat hacmi üzerinde de yukarı yönlü etki yaratacağını tahmin ediyorum.  

ARALIK AYI DIŞ TİCARET VERİLERİ

Dış Ticaret Bakanlığı Aralık 2020 dış ticaret verilerini açıklayacak. Kasım ayında ihracat 16,1 milyar dolar, ithalat 21,2 milyar dolar olarak gerçekleşmişti. 2020 yılı ilk 11 ayında toplam 151,3 milyar dolar ihracat, 197,6 milyar dolar ithalat hacmi kaydedildi. Aralık ayında sanayi sektörüne ait olumlu sinyaller ithalat ve ihracatta önceki aya göre artışa işaret ediyor.

EKİM AYI FİNANSAL KESİM DIŞI FİRMALARIN DÖVİZ POZİSYONU

2020 yılı Eylül ayında finans dışı firmaların döviz varlıkları 130,8 milyar dolar, döviz yükümlülükleri 293,1 milyar dolar olarak kaydedilirken, net döviz pozisyon açığı 162,3 milyar dolar olmuştu. Sektörün net döviz pozisyon açığı Şubat 2018’de 222,6 milyar dolar seviyesine kadar yükselmiş, o tarihten itibaren net döviz pozisyon açığı azalma eğilimini korumuştur.

7 OCAK 2021, PERŞEMBE

TCMB VE BDDK, 31 ARALIK 2020 TARİHLİ HAFTALIK PARA VE BANKA VERİLERİ

Aşağıda yer alan tabloda mevduat ve kredi faiz oranları haricinde 25 Aralık 2020 tarihli para ve banka verileri gösterilmektedir. 1 Ocak 2021 Cuma gününün resmi tatil olması sebebiyle mevduat ve kredi faiz oranları 18 Aralık 2020 tarihine aittir. 25 Aralık 2020 haftasında uluslararası resmi rezervler önceki haftaya göre 2,8 milyar dolar artış kaydetti; altın rezervleri haftalık bazda 1,0 milyar dolar, döviz rezervleri 1,8 milyar dolar arttı. Aynı haftada yabancı yerleşiklerin hisse senedi portföyü 0,7 milyar dolar, tahvil portföyü ise 0,2 milyar dolar artış kaydetti.

Kaynak: BDDK, TCMB, TDM
* Kredi ve mevduat faiz oranları verileri 18 Aralık 2020 tarihine aittir

8 OCAK 2021, CUMA

ARALIK AYI HAZİNE NAKİT BÜTÇE VERİLERİ

Hazine Nakit Bütçesi Kasım ayında 12,6 milyar TL fazla vermiş, 2020 yılının ilk 11 ayında toplam nakit dengesi 135,1 milyar TL açık vermişti. Söz konusu dönemde Hazine 222,7 milyar TL iç borçlanma, 7,1 milyar TL dış borçlanma gerçekleştirdi. Hazine Nakit Bütçe Dengesi ile Merkezi Yönetim Bütçe Dengesi genel olarak yakın sonuçlar vermektedir.

Dr. Fulya Gürbüz

Yılın son haftasında imalat sektörü PMI verilerini izleyeceğiz

Kovid-19 dalgasının artması ile devreye alınan kısıtlamaların Aralık ayında imalat sektörlerine etkisini IHS Markit ilk tahminlerinden edineceğiz

28 ARALIK 2020, PAZARTESİ

KASIM AYI ULUSLARARASI REZERVLER VE DÖVİZ LİKİDİTESİ

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan uluslararası rezerv varlıkları Ekim ayında aylık 4,8 milyar dolarlık artışla 84,5 milyar dolar seviyesine yükselmişti. Uluslararası rezervlerin önemli bir kısmını altın (42,2 milyar dolar), nakit ve mevduatlar (31,9 milyar dolar), menkul kıymetler (8,9 milyar dolar) oluşturuyor. Menkul kıymetler Nisan 2013’te gördüğü zirve olan 103,8 milyar dolardan Ekim 2020’de 8,9 milyar dolar seviyesine gerilemişken, altın rezervleri aynı dönemde 20,2 milyardan dolardan 42,2 milyar dolar seviyesine yükseldi. Nakit ve mevduatlar aynı dönemde 8,4 milyar dolardan 31,9 milyar dolara yükselmiş durumda. Böylece Nisan 2013’ten Ekim 2020’ye kadarki dönemde Türkiye’nin uluslararası rezervleri 134,0 milyar dolardan 84,5 milyar dolar seviyesine gerilemiş oldu. Peki, uluslararası rezervlerdeki erimenin Türkiye ekonomisi üzerinde nasıl bir etkisi oldu? Ekonomi yavaşladı: Uluslararası rezervlerin arttığı 2010-2013 döneminde Türkiye GSYH’si yıllık ortalama %8,3 büyürken, rezervlerin azaldığı 2014-2018 döneminde büyüme yıllık ortalama %5,0’e geriledi. Gelelim TCMB’nin kasasında nette ne kadar rezervi olduğuna. Yani, TCMB’nin varlıklarının yükümlülüklerini karşılayıp karşılamadığına. TCMB’nin Kasım 2016’da başladığı (0,3 milyar dolar) ve Mart 2019’da yoğun olarak kullanmaya başladığı (13,1 milyar dolar) vadeli döviz işlemlerinden (swap, forward ve futures) doğan yükümlülükleri en son Ekim 2020’de 61,3 milyar dolara yükselmiş durumda. Altın rezervlerini ayırdığımızda, Ekim 2019’da TCMB’nin likit olan döviz varlıkları (40,8 milyar dolar) ile vadeli döviz işlemlerinden doğan döviz yükümlülüklerinin (61,3 milyar dolar) farkını gösteren net pozisyon açığı 20,4 milyar dolar seviyesinde bulunuyor. Yani, TCMB’nin likit döviz varlıkları döviz yükümlülüklerini karşılamaya yetmiyor.

ARALIK AYI KÜRESEL İMALAT SEKTÖRÜ PMI İLK TAHMİNLERİ

IHS Markit tarafından açıklanan imalat sektörü PMI verileri Almanya ve Euro Bölgesinde Kasım ayında hız kaybederek büyümeye devam etmiş, ABD ve İngiltere’de ise imalat sektörü artan hızda büyümeye devam etmişti. Kovid-19 dalgasının artması ile devreye alınan kısıtlamaların Aralık ayında imalat sektörlerine etkisini IHS Markit ilk tahminlerinden edineceğiz. Ülke ve bölge olarak en büyük ticaret ortağımız olan Almanya ve Euro Bölgesi imalat sektörleriyle Kasım ayında benzer bir performans gösteren Türkiye’nin imalat sektörü hız kaybı yaşamış olsa da büyümesini sürdürmüştü. Aralık ayının ilk üç haftasında ticari kredilerdeki artış hızının Kasım ayının aynı dönemine göre artış kaydetmesi imalat sektörüne destekleyici bir etki yapmış olabilir. 31 Aralık’ta açıklanacak olan Aralık ayı SAMEKS sanayi verileri ve 4 Ocak’ta açıklanacak olan İSO ve IHS Markit işbirliğiyle yayınlanan Türkiye imalat sektörü PMI verileri söz konusu etkinin destekleyici olup olmadığını gösterecek. Ek olarak Ocak ayının ilk haftasında Dış Ticaret Bakanlığı tarafından açıklanacak olan dış ticaret veriler dei imalat sektörünün Aralık ayı performansına ilişkin önemli bir ipucu olacak.

29 ARALIK 2020, SALI

ARALIK AYI EKONOMİK GÜVEN ENDEKSİ

TÜİK tarafından açıklanan Ekonomik Güven Endeksi, Kasım ayında bir önceki aya göre 3,3 puan düşüşle 89,5 seviyesine gerilemişti. TÜİK’in açıklamasına göre ekonomik güven endeksinin 100’den büyük olması ortalama üzeri güveni, küçük olması ise ortalama altı güveni göstermektedir. Aralık ayında Ekonomik Güven Endeksinde en büyük ağırlığa sahip olan Reel Kesim Güven Endeksinin önceki aya göre %2,8 artış kaydetmesi ve Tüketici Güven Endeksinin önceki ayla aynı kalmasına rağmen Hizmet Sektörü Güven Endeksinin aylık %9,2’lik düşüşü Ekonomik Güven Endeksini aşağı çekecektir.

31 ARALIK 2020, PERŞEMBE

TÜİK KASIM AYI DIŞ TİCARET VERİLERİ

TÜİK verilerine göre Ekim ayında ihracat 17,3 milyar dolar, ithalat 19,7 milyar dolar olarak gerçekleşmişti. Dış Ticaret Bakanlığı Aralık ayı başında Kasım ayı geçici verilerine ilişkin olarak ihracatın 16,1 milyar dolara gerilediğini, ithalatın ise 21,2 milyar dolara yükseldiğini duyurmuştu. Ocak ayı ilk haftasında Bakanlık, Aralık ayı dış ticaret verilerini açıklayacak.

ARALIK AYI SAMEKS SANAYİ VE HİZMET ENDEKSLERİ

Kasım ayında mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış SAMEKS Sanayi Endeksi bir önceki aya göre 2,1 puan düşüşle 46,3 seviyesine gerilemişti. SAMEKS Hizmet Endeksi ise önceki aya göre 1,9 puan artışla 50,4 seviyesine yükselmişti. Endeksin 50 seviyesinin altında olması sektörün önceki aya göre daraldığını, 50 seviyesinin üzerinde olması sektörün önceki aya göre büyüme kaydettiğini gösteriyor. Sanayi ve hizmet sektörlerinin bileşiminden oluşan SAMEKS Bileşik Endeksi ise Kasım ayında 0,5 puan azalışla 49,0 seviyesine geriledi.

2020 YILI 3. ÇEYREK DIŞ BORÇ STOKU

Haziran 2020’de Türkiye’nin dış borç stoku 421,8 milyar dolar ile Haziran 2016 seviyelerine gerilemişti. Dış borç stokunun 123,7 milyar dolarını kısa vadeli, 298,2 milyar dolarını orta ve uzun vadeli dış borçlar oluşturuyor. Toplam dış borç stokunun yaklaşık %39’u kamuya, %33’ü finansal olmayan kuruluşlara, %24’ü finansal kuruluşlara, %5’i TCMB’ye ait bulunuyor. Türkiye’nin toplam dış borç stoku Mart 2018’de 466,9 milyar dolar ile zirve yapmıştı. Dış borç stokunun Mart 2018’den Haziran 2020’ye olan dönemde 45,1 milyar dolar azalmasında finansal kuruluşların dış borç stokunun aynı dönemde 65 milyar dolar azalması, kamu sektörünün dış borç stokunun 22,8 milyar dolar artması ve TCMB’nin dış borç stokunun 18,2 milyar dolar artması etkili oldu.

TCMB VE BDDK, 25 ARALIK 2020 TARİHLİ HAFTALIK PARA VE BANKA VERİLERİ

18 Aralık ile biten haftada, döviz tevdiat hesapları (DTH, döviz cinsinden mevduatlar) yeni rekorunu kırdı. DTH’lar bir önceki haftaya göre 2,4 milyar dolar artışla tarihi zirvesi olan 223,8 milyar dolar seviyesine yükseldi. TL cinsinden ortalama mevduat faiz oranı %15’i geçerken, TL mevduatları önceki haftaya göre 6,4 milyar dolar düşüşle 1 trilyon 557 milyar TL’ye geriledi. 1-3 ay vadeli TL mevduatlarının faiz oranı önceki ortalama %16,12’den %15,98 seviyesine geriledi. TL cinsinden tüketici kredi faizleri %22,26 seviyesi ile Ağustos 2019 seviyelerine yükseldi. TL cinsinden ticari kredi faizleri de %18,96 ile Eylül 2019 seviyelerine yükseldi. 24 Aralık’ta 2020 yılının son para politikası toplantısını gerçekleştiren TCMB, politika faizini %15’ten %17 seviyesine yükseltti. Aralık ayı başından itibaren %15 seviyesinde bulunan TCMB’nin ortalama fonlama faizi, politika faizindeki artışın ardından 25 Aralık’ta %15,48 olarak gerçekleşti. Uluslararası rezervler ise 18 Aralık’ta 91,8 milyar dolar ile Ağustos 2020 seviyelerine yükseldi. Rezervlerdeki artışta yabancı yatırımcıların Türkiye’nin hisse ve tahvil piyasalarında önceki haftaya göre 3 milyar dolarlık alım yapmaları etkili oldu. En son 13 Mart tarihinde yabancı yerleşiklerin hisse ve tahvil stoku 36,8 milyar dolar seviyesindeyken 18 Aralık’ta tekrar 34,5 milyar dolar seviyesine yükselmiş bulunuyor.

18 Aralık 2020 tarihli para ve banka verileri aşağıdaki gibidir:

Kaynak: BDDK, TCMB, TDM

1 OCAK 2021, CUMA

YENİ YILDA ÜLKEMİZE SAĞLIK, MUTLULUK, BEREKET DİLİYORUM.

Dr. Fulya Gürbüz

Ekonomide büyümenin anahtarı aşıda

Ekonomide büyümenin kilidini bilginin küreselleştiği mevcut pandemi sürecinde aşıların etkinliği, virüsün yapısındaki değişikliklere uyumları ve aşılama süreci açacak.

Çember daralıyor derken Covid-19 hanemize girdi. 14-18 Aralık haftasının başında kızım ve hemen ardından oğlum Covid-19 virüsüne yakalandılar. Evde izolasyon, hijyen tedbirleri ve maske kullanımı sayesinde virüse maruz kalmadım. Kadıköy İlçe Sağlık Müdürlüğünün sürekli takibinde olmamız, süreci atlatmakta önemli bir faktör oldu. Tüm İlçe Sağlık çalışanlarına sonsuz teşekkürlerimi iletiyorum.

Gelelim makro-ekonomik verilerden uzak kaldığım son 11 gündeki gelişmeleri anlamaya. Öncelikle sanayi üretimi.

14 Aralık’ta TÜİK Ekim ayı sanayi üretimi endeksini, 22 Aralık’ta da Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) Kasım ayı otomotiv sektörü verilerini açıkladı.

Sanayi üretimi Ekim ayında bir önceki aya göre %1,1 artış kaydetse de artış hızı Eylül ayındaki %1,7’lik artışın gerisinde kaldı. Sanayi üretimi, Mayıs ayında bir önceki aya göre %18,2’lik sert yükselişin ardından son 4 aydır artışını yavaşlayarak da olsa sürdürüyor.

Aşağıdaki grafikte gri çubuklar sol eksendeki sanayii üretimi endeksini, mavi çizgi sağ eksendeki otomotiv sektörü toplam üretimini, kırmızı çizgi ise yine sağ eksendeki otomotiv sektörü ihracat verilerini gösteriyor.

Grafikte Ağustos aylarında dikkat çeken düşüşlerin sebebi, Ağustos ayının otomotiv sektörünün tatil yaptığı döneme denk geliyor olması.

Yukarıdaki grafiği incelediğimizde; otomotiv ihracatının otomotiv üretimini, otomotiv üretiminin ise sanayi üretimini doğrudan etkilediğini görebiliyoruz.

Türkiye’nin toplam ihracatının en büyük payını otomotiv sektörü ihracatı oluşturuyor. Türkiye, ihracatının en büyük kısmını ise Almanya’ya yapıyor. Dolayısıyla Türkiye’de sanayi üretiminin Almanya’daki talep şartlarından doğrudan etkilendiğini söylemek yanlış olmayacaktır.

Aşağıdaki grafiği tradingeconomics.com’dan aldım. Mavi çizgi sol eksendeki Almanya’nın otomotiv üretimini, siyah kesikli çizgi ise sağ eksendeki Türkiye’nin otomotiv üretimini gösteriyor. Tarihsel olarak bakıldığında, her iki ülkenin otomotiv üretimindeki artış ve azalışlar paralel seyrediyor.

Ancak grafikte bariz bir şekilde dikkatimizi çeken, Kasım ayında Almanya’nın otomotiv üretimi artarken, Türkiye’nin otomotiv üretiminde gerileme yaşanmış olması. Söz konusu gerilemenin sebeplerini araştırdığımızda;

. Kasım ayı TİM ihracat verilerine göre Almanya’ya yapılan ihracatın Ekim ayına göre gerilediğini,

. Kasım ayı İSO imalat sanayi PMI endeksine göre Türkiye’de yeni ihracat siparişlerinin Ekim ayına göre ivme kaybettiğini,

. IHS Markit Almanya imalat sektörü PMI verilerine göre Almanya’nın ihracat siparişlerindeki artışın Kasım ayında ivme kaybı yaşadığını görüyoruz.

Özellikle en büyük ticaret ortaklarımız olan Euro Bölgesi ve İngiltere’de Covid-19 kaynaklı kapatmaların sıkılaştırılmaya başlandığı Kasım ayında Türkiye’nin ihracatının bir önceki aya göre azalması, sanayi üretiminde de Kasım ayında güç kaybı yaşanacağı ihtimalini artırıyor.

Peki, Aralık ayı ile birlikte sanayi üretiminde nasıl bir tablo bizi bekliyor?

Avrupa’da kapatmaların Aralık ve Ocak aylarında sürecek olması Türkiye’nin üretim performansı üzerinde olumsuz etki yaratacak. Nitekim Avrupa Merkez Bankası (AMB), 10 Aralık tarihli toplantı kararında pandemi ve aşılamaya yönelik artan belirsizliklere vurgu yapılırken negatif faiz politikasını sürdürecekleri belirtilmişti. İngiltere Merkez Bankası da 17 Aralık tarihli toplantısında pandemi kaynaklı kapatmaların 2021 yılı ilk çeyreğine yönelik büyüme beklentilerini aşağı çekeceği vurgulandı. Ek olarak, Almanya ve Çin arasındaki ticaretin Uzak Doğu’da pandemi kaynaklı kapatmalardan doğrudan etkilenecek olması dikkatleri aşı konusundaki gelişmelere çekiyor.

Öte yandan, 16 Aralık tarihli toplantısında Amerikan merkez bankası Fed ekonomik aktivite, işsizlik ve enflasyon üzerinde ağır sonuçları olan pandeminin yarattığı sağlık sorunlarının orta vadede ekonomik görünüm üzerinde dikkate değer bir risk oluşturduğu ve ekonominin seyrinin tamamen virüsün seyrine bağlı olduğu belirtildi.

Bununla birlikte, 20 Ocak’ta resmen başkanlık koltuğuna oturacak olan Biden’in ticari ve siyasi ilişkileri diyalog yoluyla sürdüreceği vaadi, Trump yönetimine göre daha ılımlı bir tablo ihtimalini ortaya koyuyor. Bu, elbette risk algısı üzerinde olumlu bir etki yaratacaktır ancak küresel ekonomide büyümenin kilidini bilginin küreselleştiği mevcut pandemi sürecinde aşıların etkinliği, virüsün yapısındaki değişikliklere uyumları ve aşılama süreci açacak.

Yüksek enflasyonu yüksek faizle dizginlemeye çalışan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına ise hükümetin reformlar yoluyla destek vermesi bekleniyor. İşsizliğin arttığı, gelirlerin azaldığı hem Türkiye ekonomisini hem de küresel ekonomiyi 2021 yılında çok zorlu bir süreç bekliyor. Anahtar ise pandeminin seyri ve aşıda.

Dr. Fulya Gürbüz

GRAFİĞİN SÖYLEDİĞİ: “Dış borçlanma, cari açığın finansmanını destekliyor”

Türk lirasına güvenin tazelenmesi döviz geliri olan şirketlerin daha düşük maliyetlerden yabancı para cinsinden borçlanmayı tercih etmesinde etkili olacaktır. Öte yandan Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan’ın 2021 yılında yabancı para cinsinden borçlanmasının payını azaltacaklarına dair açıklamasını kur riski açısından olumlu bir gelişme olarak değerlendirebiliriz.

Ekim ayında cari işlemler açığı 0,3 milyar dolara geriledi…

Merkez Bankası, 2020 yılı Ekim ayı ödemeler dengesi verilerini açıkladı. Türkiye’deki yurt içi yerleşiklerin yurt dışı yerleşiklerle yaptığı ekonomik faaliyetler sonucunda Eylül ayında 2,56 milyar dolar cari işlemler açığı kaydedilmesinin ardından Ekim ayında 0,3 milyar dolar cari işlemler açığı kaydedildi. Son 12 aylık cari işlemler açığı ise Ekim ayında 33,8 milyar dolara yükseldi. Aşağıdaki grafikte gri çubuklar sol eksendeki aylık cari işlemler dengesini, mavi çizgi ise sağ eksende 12-aylık toplam cari işlemler dengesini göstermektedir. Net enerji ithalatçısı ülke konumundaki Türkiye’de ithalat kalemindeki sert düşüşler ile ihracat ve turizm gelirlerindeki artışlar cari işlemler dengesini yukarı taşıyan ana faktörlerdir.

Ekim ayında cari işlemler dengesinin 0,3 milyar dolar açık vermesinde, dış ticaret açığının bir önceki aya göre 2,47 milyar dolar azalarak 1,27 milyar dolara gerilemesi etkili oldu. Toplam mal ihracatı Ekim ayında bir önceki aya göre 1,26 milyar dolar artarken toplam mal ithalatında 1,21 milyar dolarlık azalma kaydedildi.

Hazine’nin eurobond ihracı finansman hesabını pozitife çevirdi…

Ödemeler dengesinin finansman tarafında ise Eylül ayında 2,48 milyar dolar açık verilmişken, Ekim ayında Hazine’nin 2,5 milyar dolar tahvil yoluyla dış borçlanması finans hesabının 1,3 milyar dolar fazla vermesinde etkili oldu.

Ağustos 2018’den bu yana dış borç ödemesinden daha az dış borçlanma gerçekleştirildi…

Bu yazımda; ödemeler dengesi tablosunda yer alan finans hesabının alt kalemlerinde bulunan Genel Hükümet, Bankalar ve Diğer Sektörlerin borçlanma verilerine odaklanmak istiyorum. Aşağıdaki grafikte mavi çubuklar Genel Hükümetin döviz cinsinden tahvil ihracı yoluyla net borçlanmasını; kırmızı çubuklar Bankaların, yeşil çubuklar ise Diğer Sektörlerin kredi ve tahvil yoluyla net dış borç pozisyonunu (kullanım ve geri ödeme arasındaki fark) göstermektedir.

2013 yılında ABD merkez bankası Fed’in istihdam ve enflasyon hedeflerine uygun sinyallerin gelmeye başladığına yönelik sözlü yönlendirmelerle faiz artırımı olasılığını ortaya koyması özellikle banka ve Diğer Sektörlerin dış borçlanmaya ağırlık vermelerine sebep oldu. Fed’in ilk faiz artırımına gittiği 2015 yılı sonuna kadar söz konusu eğilimin sürdüğünü görüyoruz. Ancak Fed’in Aralık 2016’dan itibaren faiz artırımlarını kademeli olarak sürdürmeye başladığı dönemde, özellikle Diğer Sektörlerin Türk lirasının sert değer kaybettiği Ağustos 2018 yılına kadar yurt dışı borçlanmaya ağırlık verdiğini, Ağustos 2018’den itibaren ise borç ödemelerinden daha azını tekrar borçlandıkları bir seyirle karşılaşıyoruz.

Mart 2018’de Trump yönetimindeki ABD’nin başlattığı ticaret savaşı, Türkiye’nin de üretim çarkının yavaşlamasına sebep olması, Türk lirasındaki değer kayıplarının 2019’da da sürmesi ve 2020 yılı Mart ayı ile birlikte Kovid-19 pandemisinin tüm dünyayı etkisi altına alması Türkiye’de reel sektörün yatırımlar konusunda geride durmasına sebep oluyor. Bu geri duruşun etkisini de Diğer Sektörlerin borç çevirme oranının %100’ün altına gerilemesinde görüyoruz. Ekim 2020’de ise Diğer Sektörlerin 0,96 milyar dolar döviz cinsinden borç geri ödemesine karşılık 1,43 milyar dolarlık borçlanma gerçekleştirmesi borç çevirme oranının %149’a yükselmesine sebep oldu.

Türk lirasında yaşanan istikrar, özel sektörün yabancı para cinsinden borçlanmayı cazip hale getirebilir…

Türk lirasındaki değer kayıpları ve tedarik zincirindeki aksamalara bağlı olarak enflasyonist baskıların arttığı mevcut ortamda yeni ekonomi yönetiminin politika faizini yukarı çekmesi TL cinsinden mevduat ve kredi faizlerini de yukarı çekiyor. Türk lirasına güvenin tazelenmesi döviz geliri olan şirketlerin daha düşük maliyetlerden yabancı para cinsinden borçlanmayı tercih etmesinde etkili olacaktır. Öte yandan Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan’ın 2021 yılında yabancı para cinsinden borçlanmasının payını azaltacaklarına dair açıklamasını kur riski açısından olumlu bir gelişme olarak değerlendirebiliriz.

Dr. Fulya Gürbüz

Bütçede faiz yükü artıyor, işsizlik oranı ihracatın desteğiyle geriliyor

2018 yılı Ticaret Savaşı Türkiye’de işsizliği artırdı, Kovid-19 hızlandırdı…

ABD’de Trump yönetiminin Mart 2018’de ticaret savaşını fiilen başlatması en büyük ticaret ortağımız olan Avrupa ekonomisinin zayıflamasını hızlandırmıştı. Mayıs 2018’de ise ABD’nin Türkiye’den ithal ettiği çelik ve alüminyum ürünlerine uyguladığı gümrük vergisini 2 katına çıkarması ve ABD ile yaşanan siyasi gerilimin de tetiklemesiyle Ağustos 2018’de Türk lirası 4,90 seviyesinden 7,22 seviyesine kadar yükselmişti. TL’deki sert değer kaybı yurt içi talepteki daralmayı hızlandırırken ithalat performansı düşmüş, ihracat performansı ise zayıflasa da rayda kalmayı başarmıştı.

Aşağıdaki grafikte, 2018 yılı ikinci yarısında yurt içi talepteki daralmaya bağlı olarak ithalat endeksinin (koyu gri çubuklar) sert daralma kaydettiğini, geniş tanımlı işsizlik oranının (mavi çizgi) ise 2018 yılı sonuna kadar hızlanarak arttığını görüyoruz. İhracat (açık gri çubuklar) performansının 2019 yılında yavaşlayarak da olsa yükselişini sürdürmesi ise ithalat tarafında kademeli artışları getirmiştir. Söz konusu iyileşme 2019 yılı genelinde geniş tanımlı işsizlik oranının da düşmesinde etkili olmuştur.

Kovid-19 pandemi sürecinin başladığı Mart 2020 sonrasında işsizlik oranında da hızlanma kaydedilmiştir. Mayıs ayı ile birlikte kısıtlamaların gevşetilmesi hem dış ticarette toparlanma hem de işsizlik oranında düşüşle sonuçlanmıştır.

Söz konusu gelişmeler, ihracat performansının ekonomik aktiviteyi rayında tutan önemli bir faktör olduğunu, yatırım ve tüketim amacıyla artan ithalat hacminin de işsizlik oranının düşmesinde önemli rol oynadığını ortaya koyuyor.

Hazine’nin artan faiz ödemelerine karşılık, TL cinsi borçlanmanın payı artırılacak… 

Mart 2018’de %27,9’a gerileyen merkezi yönetimin toplam borç stokunun GSYH’ye oranı, yukarıda bahsedilen gelişmelerin etkisiyle Eylül 2020’de %39,3’e kadar yükselerek 2011 yılı seviyelerine kadar ulaştı. Aşağıdaki grafik, Hazine’nin aylık borç faizi ödemeleri (gri çubuklar) ile geniş tanımlı işsizlik oranını (mavi çizgi) gösteriyor.

Geniş tanımlı işsizlik oranı, resmi işsiz sayısına iş aramayıp çalışmaya hazır olan kişilerin sayısı eklenerek bulunan rakamın, resmi işgücü sayısına iş aramayıp çalışmaya hazır olan kişilerin sayısı eklenerek bulunan sayıya bölünmesiyle hesaplanıyor. TÜİK verilerine göre işsizlik oranı 2020 yılı Eylül döneminde önceki döneme göre düşerek %12,7’ye gerilerken geniş tanımlı işsizlik oranı da %22,73’e geriledi.

Grafikte de görüleceği gibi 2018 yılında faiz ödemelerinde kaydedilen hızlanmada merkezi yönetimin toplam borç stokunun %56’sını oluşturan yabancı para cinsinden borç stokunun Türk lirasında yaşanan sert değer kayıplarından olumsuz etkilenmesinin payı büyük.

Nitekim 9 Aralık’ta Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan’ın “gelecek yıl yabancı para cinsinden iç borcun payını azaltmayı öngördükleri” açıklaması olumlu bir gelişmeydi, çünkü bu hamleyle kurdaki artışların borç yükü üzerindeki baskısı hafifleyecektir. Ek olarak, Kovid-19’un bulaşıcılığını azaltmak amacıyla aşılama işlemlerinin başlaması ekonomik aktivitede toparlanmayı, işsizlikte de azalışı getirecektir. Ancak istihdamda sürdürülebilir artışı hatta maksimum istihdam seviyesini yakalamak ve bulundukları seviyelerini korumalarını sağlamak uzun soluklu ve sabır isteyen bir süreç. Finansal sistemin sağlıklı işleyişi ve sürdürülebilir büyümeye yönelik her olumlu gelişme söz konusu sürece bir adım daha yaklaştırıyor ve yaklaştıracaktır.

Dr. Fulya Gürbüz

Makro-ekonomi gündemi: Nakit bütçe, dış ticaret endeksleri, işsizlik, cari işlemler dengesi ve Avrupa Merkez Bankası para politikası kararı

7 Aralık 2020, Pazartesi

KASIM AYI HAZİNE NAKİT BÜTÇE VERİLERİ

Hazine nakit bütçe dengesi Ekim 2020’de 6,7 milyar TL, merkezi yönetim bütçesi ise 4,9 milyar TL açık vermişti. Böylece 2020 yılının ilk 10 ayında Hazine nakit dengesi 147,5, merkezi yönetim bütçesi ise 145,5 milyar TL açık vermiş oldu. 2019 yılı genelinde her iki bütçe kaleminde sırasıyla 130,5 milyar TL ve 123,7 milyar TL açık kaydedilmişti.

9 Aralık 2020, Çarşamba

EKİM AYI DIŞ TİCARET MİKTAR ENDEKSLERİ

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış ihracat miktar endeksi aylık %11,2 artışla Eylül 2020’de 168,2 seviyesine, ithalat miktar endeksi ise aylık %2,0 artışla 146,7 seviyesine yükselmişti. Ekim ayında ihracat hacmi önceki aya göre artarak 17,3 milyar dolar olurken, ithalat hacmi 19,7 milyar dolara gerilemişti. Miktar endekslerinde de benzer bir seyir göreceğiz. 

10 Aralık 2020, Perşembe

AĞUSTOS-EYLÜL-EKİM AYLARINI KAPSAYAN EYLÜL DÖNEMİ İŞGÜCÜ İSTATİSTİKLERİ

2020 yılı Ağustos döneminde tarım, sanayi, inşaat ve hizmet sektörleri istihdam verilerinde önceki aya göre artış kaydedilmişti. Sektörlerin toplam istihdam içindeki payları tarımda %19,20, sanayide 19,82, inşaatta %6,25 ve hizmet sektöründe %54,74 olarak gerçekleşmişti. İşsizlik oranı ise Ağustos döneminde %13,21 seviyesine, geniş tanımlı işsizlik oranı ise %23,10 seviyesine gerilemişti. Geniş tanımlı işsizlik oranı, iş aramayıp çalışmaya hazır olan kişilerin sayısı dikkate alınarak hesaplanıyor: Resmi işsiz sayısına (4.194.000) iş aramayıp çalışmaya hazır olan kişilerin sayısı (4.083.000) eklenerek bulunan rakam (8.277.000), resmi işgücü (31.749.000) sayısına iş aramayıp çalışmaya hazır olan kişilerin sayısı (4.083.000) eklenerek bulunan rakama (35.832.000) bölünerek hesaplanıyor. İmalat sektörü PMI verilerine göre Eylül ve Ekim aylarında sanayi istihdamında artış kaydedildi. İşten çıkarmaların sınırlandığı mevcut ortamda Eylül döneminde büyük olasılıkla istihdam tarafında olumsuz bir seyir görmeyeceğiz.

AVRUPA MERKEZ BANKASI (AMB) PARA POLİTİKASI KARARI

AMB politika faizinde değişiklik beklenmezken tahvil alım programının süresinde uzatma, teşvik paketi büyüklüğünde ise artış bekleniyor. 

TCMB VE BDDK, 27 KASIM 2020 TARİHLİ HAFTALIK PARA VE BANKA VERİLERİ

27 Kasım ile biten haftada, TL cinsinden ticari kredi faiz oranı %17,49, tüketici kredileri faiz oranı %20,54, mevduat faiz oranı %14,59 seviyelerine yükseldi. 7 Eylül 2020’de 343,1 milyar TL ile zirve yapan Merkez Bankasının günlük toplam fonlama miktarı 4 Aralık’ta 251 milyar TL seviyesinde bulunurken ortalama fonlama maliyeti %14,99 seviyesinde.

27 Kasım 2020 tarihli para ve banka verileri aşağıdaki gibidir:

Kaynak: BDDK, TCMB, TDM

11 Aralık 2020, Cuma

EKİM AYI ÖDEMELER DENGESİ VERİLERİ

Eylül ayında cari işlemler dengesi 2,36 milyar dolar açık vermiş, alt detayda dış ticaret açığı 3,71 milyar dolar olmuştu. Aynı ay TÜİK tarafından açıklanan dış ticaret verileri 4,85 milyar dolar açık vermişti. Cari işlemler alt kalemlerinde yer alan dış ticaret dengesi ile TÜİK tarafından açıklanan dış ticaret dengesi farklılık göstermektedir. TÜİK dış ticaret verilerinden farklı olarak ödemeler dengesi tablosunda; ihracat tarafında bavul ticareti, ithalat tarafında ise navlun ve sigorta verileri dikkate alınmaktadır. TÜİK verilerine göre Ekim ayında 2,37 milyar dolar dış ticaret açığı kaydedildi. Söz konusu azalma cari işlemler dengesi üzerinde olumlu etki yapacaktır. Ek olarak Hazine’nin Ekim ayında 2,5 milyar dolarlık eurobond ihracı yoluyla gerçekleştirdiği yurt dışı borçlanması ise ödemeler dengesi raporunda yer alan finans hesabını da yukarı çekecektir.

Dr. Fulya Gürbüz

GRAFİĞİN SÖYLEDİĞİ: “Öncelik Türk lirasına kalıcı güvenin sağlanması”

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası verilerine göre, finans dışı kesimin döviz varlıkları Eylül 2020’de önceki aya göre 1,5 milyar dolar artışla 130,8 milyar dolara yükselirken, döviz yükümlülükleri 1,6 milyar dolar azalışla 293,1 milyar dolara geriledi. Özetle, finans dışı kesimin (reel sektörün) döviz varlıkları önceki aya göre arttı, döviz borçları ise azaldı.

Reel sektörün döviz varlıklarının %71’ini mevduatlar oluşturuyor…

Reel sektörün Eylül ayı itibariyle döviz varlıkları; yurt içi döviz mevduatları (76,1 milyar dolar), yurt dışı bankalardaki döviz mevduatları (16,9 milyar dolar), döviz cinsi devlet tahvilleri (1,9 milyar dolar), ihracat alacakları (15,6 milyar dolar) ve yurt dışına doğrudan sermaye yatırımlarından (20,4 milyar dolar) oluşmaktadır. Demek ki reel sektörün döviz varlıklarının en büyük payını %71 ile döviz mevduatları oluşturuyor.

Reel sektörün döviz yükümlülüklerinin %83’ünü krediler oluşturuyor…

Eylül ayında reel sektörün döviz yükümlülüklerinin 241,9 milyar doları yurt içi (144,3 milyar dolar) ve yurt dışından sağlanan nakdi kredilerden (97,6 milyar dolar), 51,2 milyar doları ise ithalat borçlarından oluşuyor.

Reel sektör bir yandan döviz varlıkları edinimine devam ederken, öte yandan borçlanarak ekonomik faaliyetlerini sürdürebilmektedir.

Reel sektörün döviz pozisyonu ile GSYH büyümesi arasında bir ilişki var mı?

Aşağıdaki grafik, reel sektörün döviz pozisyonu ile Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) arasındaki karşılıklı etkileşimleri göstermektedir. GSYH verilerinin üçer aylık dönemler için yayınlanması sebebiyle grafikte reel sektör döviz pozisyonu verilerinin üç aylık ortalama değerleri dikkate alınmıştır.

Grafikte gri çubuklar reel sektör döviz yükümlülüklerini, sarı çubuklar döviz varlıklarını, kırmızı çizgi sanayi sektörünün önceki çeyreğe göre değişimini, mavi çizgi ise hizmet sektörünün önceki çeyreğe göre değişimini göstermektedir.

2008 yılında patlak veren küresel finansal krizin üstesinden gelebilmek için reel sektör 2009 yılının üçüncü çeyreğinden itibaren tarihi düşük faiz oranlarından yararlanmak amacıyla döviz cinsinden borçlanmayı artırmış, 2018 yılı üçüncü çeyreğine kadar döviz cinsinden borçlanma artarak sürmüştür. Söz konusu dönemde hem sanayi hem de hizmet üretiminin genel olarak önceki döneme göre artışlarını sürdüklerini görüyoruz. 2018 yılı önemli bir yıl zira Trump başkanlığındaki ABD yönetiminin ticaret savaşını başlatması, en büyük ticaret ortağımız olan Avrupa Birliği ekonomisindeki yavaşlamanın derinleşmesi ve Eylül ayında Türkiye’de yaşanan kur krizi bu döneme denk gelmektedir.

Nitekim 2018 yılı üçüncü çeyreğinde reel sektör yurt dışı yükümlülüklerini azaltma yoluna giderken, döviz varlıklarını da artırmaya devam etmişlerdir. Kovid-19’un pandemi ilan edildiği 2020 Mart ayına kadarki dönemde hem sanayi hem de hizmet üretimi çeyrek bazda sınırlı da olsa büyümesini sürdürebilmiştir.

2020 yılı ikinci çeyreğinde GSYH’de yaşanan sert daralmanın ardından reel sektör üçüncü çeyrekte tekrar döviz cinsi borçlanmasını artırırken hem sanayi hem de mal üretiminde önceki çeyreğe göre sert bir düzeltme kaydedilmiştir. Ancak 2020 yılı üçüncü çeyreğinde güven algısındaki bozulmanın artarak devam etmesiyle birlikte reel sektörün döviz varlıkları Haziran ayı sonundaki 123,3 milyar dolardan Eylül 2020 sonunda tarihi rekorla 130,8 milyar dolara kadar yükselmiştir.

Ekonomide sürdürülebilir büyüme için doğrudan yatırımlar cazip kılınmalı…

9 Kasım ile birlikte oluşturulan yeni ekonomi yönetimi Türk lirasına güveni yeniden kazanmak adına hemen harekete geçti: Politika faizinde sert artırımla birlikte para politikası sadeleştirilmeye başlandı. Kamuoyunun bilgilendirilmesi şeffaflık adımı ile öne çıkarken Türkiye Hazinesi uzun bir aradan sonra yurt dışından tahvil yoluyla 10 yıllık borçlanabilmeyi başardı.

Yeni ekonomi yönetiminin önünde zorlu bir süreç var ancak süreci kolaylaştıracak en önemli etken Türk lirasına güvenin kalıcı olarak sağlanması:

. Tedarik zincirindeki aksamalar, hammadde kıtlığı ve Türk lirasında devam eden değer kayıpları girdi maliyetlerini artırıyor. Türk lirasına güven, enflasyon üzerindeki baskıyı azaltacaktır.

. Reel sektörün yatırımlarını dolayısıyla da istihdamı artırabilmesi için yatırım yapmaya elverişli şartların oluşturulması gerekiyor. Kovid-19 sebebiyle adapte olmaya çalıştığımız yeni normalde Türkiye yüksek katma değerli ürün geliştirmek adına somut adımlar ortaya koymalı. Türk lirasına güven kazandıracak hamlelere ek olarak avantajlı coğrafik konumu doğrudan yatırımları çekebilmek adına önemli.

. ABD’de Biden yönetiminin Avrupa ile ticari ilişkilerini kuvvetlendirme hedefi dikkate alındığında Türkiye’nin en büyük ticaret ortağımız olan Avrupa Birliği ile işbirliğinin sağlamlaştırılması ticaret hacmimiz açısından olumlu bir gelişme olacaktır. Türk lirasına güveni sağlayacak böyle bir gelişmenin elbette Türkiye sermaye piyasalarının derinleşmesinde de katkısı olacaktır.

Dr. Fulya Gürbüz