19-23 Nisan ekonomi gündemi: Küresel imalat sektörü PMI

19-23 Nisan haftasında, yurt içinde net uluslararası yatırım pozisyonu, merkezi yönetim borç stoku, yurt dışı üretici fiyat enflasyonu ve tüketici güven endeksi verilerini takip edeceğiz. Yurt dışında Avrupa ve Çin merkez bankalarının faiz kararları ile Nisan ayı ABD, Avustralya, Euro Bölgesi, İngiltere ve Japonya imalat sektörleri PMI ilk tahminleri açıklanacak. Avrupa Merkez Bankası politika değişikliğine gitmeyecek, Çin Merkez Bankası Mayıs 2020’den bu yana politika faizinde değişikliğe gitmiyor. Küresel imalat sektörü PMI ilk tahminleri ise Türkiye’nin Nisan ayında ihracat, istihdam, üretim, üretici maliyeti hakkında ipuçları verecek.

19 NİSAN 2021, PAZARTESİ

ŞUBAT AYI NET ULUSLARARASI YATIRIM POZİSYONU (NUYP) – TCMB

Ocak ayında Türkiye’nin uluslararası varlıkları 246,3 milyar dolar, yükümlülükleri 638,7 milyar dolar seviyesindeydi. Varlıkların önceki aya göre 5,6 milyar dolar artması ve yükümlülüklerin ise 6,1 milyar dolar azalmasına bağlı olarak, NUYP Ocak ayında önceki aya göre 11,8 milyar dolar azaldı.

Kaynak: Turkey Data Monitor

20 NİSAN 2021, SALI

MART AYI MERKEZİ YÖNETİM BORÇ STOKU – HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI

Şubat ayında merkezi yönetim borç stoku 1 trilyon 860 milyar dolar seviyesindeydi. Borcun %58’ini iç borç, %42’sini dış borç oluşturuyor. Borcun %44’ü Türk lirası cinsinden, %52’si döviz cinsindendir. 2020 yılı üçüncü çeyreğinde GSYİH’nin %39,4 seviyesine yükselen merkezi yönetim borç stoku 2020 yılı son çeyreğinde düşerek %35,9 seviyesinden tamamladı.

Kaynak: Turkey Data Monitor

MART AYI YURT DIŞI ÜRETİCİ FİYAT ENDEKSİ (Yİ-ÜFE) – TÜİK

Mart ayında YD-ÜFE yıllık %28,27 artış kaydetmiş, aylık bazda %2,46 gerilemişti.

Kaynak: TÜİK

22 NİSAN 2021, PERŞEMBE

AVRUPA MERKEZ BANKASI (ECB) FAİZ KARARI – ECB

Ticaret savaşının ekonomi üzerindeki ağırlığını artırdığı 2018 yılı sonlarında %2,4 seviyelerine kadar yükselen enflasyon, talep ve üretim tarafındaki zayıflığa bağlı olarak düşüş eğilimine girmiş, 2020 yılında ise pandeminin etkisiyle Eylül ayında eksi %0,3 değeri ile sıfırın altına kadar gerilemişti. Parasal ve mali teşviklerin desteğiyle en son Mart ayında enflasyon %1,3 seviyesine kadar yükseldi. Söz konusu yükseliş için ECB Başkanı Lagarde geçen hafta bir etkinlikte yaptığı açıklamada Euro Bölgesinde enflasyonun ECB’nin %2 olan hedefinden oldukça uzakta olduğunu kaydetti. Lagarde, Euro Bölgesi ekonomisinin parasal ve mali teşviklerle ayakta kalabildiğini, ekonomide tam toparlanma sağlanana kadar bu teşviklere son verilmeyeceğini de ekledi. Dolayısıyla ECB, perşembe günü politika faizinde değişiklik yapmayacak.

TÜKETİCİ GÜVEN ENDEKSİ – TÜİK

Mart ayında tüketici güven endeksi 1,5 puan artışla 86,6 seviyesine gerilemişti. Endeksin 100 seviyesinin altında olması kötümserliğe işaret ediyor.

Kaynak: TÜİK

TCMB VE BDDK, 16 NİSAN 2021 TARİHLİ HAFTALIK PARA VE BANKA VERİLERİ – BDDK, TCMB

9 Nisan ile biten haftada piyasadaki likiditeyi gösteren parasal göstergeler (M1, M2, M3) önceki haftaya göre artışını sürdürdü; bir önceki haftaya göre yavaş hızla da olsa artmaya devam etti. TL cinsi krediler artışını sürdürdü. Döviz mevduatları haftalık 1,7 milyar dolar artışla 216,2 milyar dolar seviyesine yükseldi; tüzel kişiler döviz mevduatlarını 1,3 milyar dolar, bireyseller 0,3 milyar dolar artırdı. TL mevduat ve kredi hacimleri önceki haftaya göre değişmedi, TL cinsi mevduat faiz oranları %20’nin altına, ticari kredi faiz oranları %21,63 seviyesine geriledi; ihtiyaç kredileri faiz oranı %24,63 seviyesine yükseldi. Bankacılık sistemi yabancı para net genel pozisyonu haftalık 0,1 milyar dolar artışla 6,1 milyar dolar oldu. Uluslararası rezervler bir önceki haftaya göre 1,9 milyar dolar artışla 89,3 milyar dolar seviyesine yükseldi; altın rezervleri 0,6 milyar dolar, döviz rezervleri 1,3 milyar dolar artış kaydetti. Rezervlerin artmasına bağlı olarak Merkez Bankası net rezerv ve döviz likiditesi açığı 2,2 milyar dolar azalarak 43,2 milyar dolar seviyesine geriledi.  Yurtdışında yerleşik kişilerin mülkiyetindeki hisse senedi ve devlet iç borçlanma senedi toplamı önceki haftaya göre 0,5 milyar düşüşle 30,2 milyar dolar oldu. Yurt dışı yerleşikler 9 Nisan haftasında 46 milyon dolarlık net satış yaptı, nette 78 milyon dolarlık DIBS alışı gerçekleştirdi.

Kaynak: Turkey Data Monitor

Dr. Fulya Gürbüz

Sanayi üretimi şubatta yatay kaldı, perakende satışlar sıçradı, cari açık ve işsizlik arttı

12-16 Nisan haftasının ilk iki gününde yoğun veriler gelmeye başladı. Pazartesi günü ödemeler dengesi ve işgücü verileri, Salı günü sanayi üretimi ve perakende satış verileri açıklandı.

TÜİK verilerine göre Şubat ayında sanayi üretimi aylık %0,1, yıllık %8,8 artış kaydetti. Sanayi üretimi ile genelde benzer eğilimi gösteren perakende satış hacmi Şubat ayında aylık %3,4’lük artış ile sıçrama yaptı, yıllık artışı %4,6 oldu. Mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı Şubat ayında aylık 0,7 puanlık artış ile %13,4 seviyesinde gerçekleşti. Merkez Bankası tarafından açıklanan cari işlemler açığı Şubat ayında önceki aya göre 0,8 milyar dolar artışla 2,5 milyar dolar oldu, geriye dönük 12-aylık dönemde cari açık toplamı 37,8 milyar dolar seviyesine yükseldi.

Detaylara geçmeden önce, takvim ve mevsimsel etkilerden arındırılmış verileri dikkate aldığımı belirtmek istiyorum.  

Türkiye’nin ihracat hacminin en büyük payını otomotiv sektörü ve yan sanayi oluşturuyor. Aşağıdaki grafik, en son 2020 yılında toplam ihracat hacminin %77’sini oluşturan ihracat kalemlerini gösteriyor. Sanayi sektöründe ihracatın lideri konumunda kırmızı çizgiyle gösterilen Taşıt Araçları ve Yan Sanayi sektörü yer alıyor. Otomotiv sektörü ihracatında en önemli pazar başta özellikle Almanya olmak üzere Avrupa bölgesidir.

Kaynak: Turkey Data Monitor

Sanayi üretimindeki gelişmeleri daha iyi anlamak için şu hatırlatmayı yapayım: Küresel çapta yaşanan yarı iletken çip tedarikindeki yetersizlikler küresel otomotiv üretimini tehdit altında bırakan hatta durma noktasına getiren en önemli faktördür. Nitekim Türkiye’nin takvim ve mevsimsellikten arındırılmış otomotiv ithalat hacim endeksindeki son üç aydaki düşüş eğilimi de bu gelişmeyi doğruluyor.

Aşağıdaki grafikte; renkli çubuklar grafiğin sol ekseninde sanayi sektörü üretim, ihracat ve ithalatının seyri, sağ eksende ise sarı çizgiyle sanayi sektörü istihdamındaki seyir gösterilmektedir.

Kaynak: Turkey Data Monitor

Buna göre;

. Otomotiv sektörü üretimi (siyah çubuklar) Eylül 2020’den bu yana 2019 yılı seviyelerinin üzerinde olsa da Ocak-Şubat döneminde hafif zayıfladı. Grafikte yeşil çubuklarla gösterilen otomotiv ihracatında, son iki aydaki aşağı yönlü eğilim söz konusu zayıflığı açıklıyor. Otomotiv ihracatındaki düşüşün ana sebebi ise en büyük ihracat pazarımız olan Almanya’da sanayi üretiminin 2021 yılının ilk iki ayında aylık ortalama %1,8 daralmış olmasıdır.

. Otomotiv üretimi ve ihracatındaki yataya yakın seyre rağmen Mayıs 2020’den bu yana yükseliş eğilimini sürdüren makine ve teçhizat üretimi (gri çubuklar) Şubat ayında aylık %3,7’lik artış kaydetti.

. Makine ve ekipman ihracatının (pembe çubuklar) Şubat ayında önceki aya göre düşmesine rağmen ithalatındaki (mavi çubuklar) artışın sermaye yatırımı kaynaklı olduğu söylenebilir.  Bu noktada destekleyici faktör, Şubat ayı Reel Kesim Güven Endeksi’nde yer alan yatırım harcaması alt endeksindeki artıştır.

. Otomotiv sektörü üretiminde Şubat ayında kaydedilen düşüşe paralel olarak sanayi sektörü istihdamı da (sarı çizgi) Şubat ayında önceki aya göre 166 bin kişi azaldı.

. Üretim tarafı önceki aya göre yatay kalırken perakende satışlarda aylık %3,4’lük artış yaşandı. Bu sıçrayışın ana sebebinin artan güven algısı olduğunu söyleyebilirim. Zira Dolar/TL kuru Merkez Bankasının güven tazelemesine bağlı olarak Ağustos 2020’den sonra ilk kez Şubat ayında 7,0 seviyesinin altına gerilemiş ve Türk lirasında istikrar sinyalleri bireysel kredilerde de artışı beraberinde getirmiştir.

Mart ayı görünümü olumlu, Nisan belirsiz…

Mart ayı İSO imalat sektörü PMI endeksi ihracat siparişlerinde, üretim ve istihdamda artışı ortaya koymuştu. Özellikle Almanya’nın Mart ayı imalat sektörü PMI endeksinin önceki aya göre sert artış kaydetmesi Türkiye sanayi sektörünü olumlu etkiledi. Ticaret Bakanlığı da Mart ayında Türkiye’de ihracatın Şubat ayına göre 2,9 milyar dolar arttığını duyurdu. İthalattaki değişim Mart ayı cari açık verisinde belirleyici olacak. Öte yandan, döviz kurundaki sert yükseliş ve enflasyondaki belirsizliğe bağlı olarak azalan güven algısı, Mart ayında perakende satışlara kısmen olumsuz yansıyabilir; Nisan ayında ise bozulma devam edebilir. Enflasyondaki ana tetikleyici girdi maliyetlerindeki artışın yanı sıra artan döviz kurundaki artışla Türk lirasının değer kaybıdır. Nitekim yurt içi üretici fiyat enflasyonu Mart ayında aylık %4,1, yıllık %31,2 artış kaydetmiş, tüketici fiyatlarına aylık %1,1, yıllık %16,2 artışla yansımıştır.

Nisan ayında da enflasyondaki artış eğilimi sürecektir. Küresel tedarik zincirindeki zorluklara bağlı olarak girdi maliyetlerinde aşağı yönlü bir eğilim şimdilik olası gözükmüyor. Tedarik zincirinde rahatlama olsa bile artan talep fiyatları aşağı çekmeyecektir. Mevcut durumda Merkez Bankasının çarşamba günü yapacağı para politikası toplantısında enflasyonist risklere vurgu yapıp, politika faizinde değişiklik yapmaması en rasyonel çözüm olacaktır.

Dr. Fulya Gürbüz

Ekonomi Gündemi: Enflasyon, reel getiri, reel kur, nakit bütçe, TCMB Beklenti anketi, dış ticaret endeksleri

5 NİSAN 2021, PAZARTESİ

MART AYI ENFLASYON VERİLERİ – TÜİK

Şubat ayında yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) yıllık %27,09, aylık %1,22 artış kaydetmişti. Tüketici fiyat endeksi (TÜFE) Şubat ayında yıllık %15,61, aylık %0,91 artmıştı. AA Finans anketine göre TÜFE’nin Mart ayında ortalama olarak aylık %1,09, yıllık %16,21 artması bekleniyor. Yİ-ÜFE’nin ise Türk lirasındaki değer kaybı ve tedarik zincirindeki aksaklıkların ithal ham madde fiyatlarını artırmaya devam etmesine bağlı olarak aylık %3’ten fazla artma yükselebilir ki bu yükseliş Yİ-ÜFE’nin yıllık bazda %30’lara yükselmesine sebep olacaktır.

Kaynak: Turkey Data Monitor

MART AYI FİNANSAL YATIRIM ARAÇLARI REEL GETİRİ ORANLARI – TÜİK

Finansal yatırım araçlarının Şubat ayı reel getirilerini aşağıdaki grafik hem TÜFE hem de Yİ-ÜFE bazlı olarak göstermektedir.

Kaynak: TÜİK

6 NİSAN 2021, SALI

MART AYI REEL EFEKTİF DÖVİZ KURU (REK) – TCMB

Şubat ayında TÜFE bazlık REK Şubat ayında aylık 3,6 puan artışla 69,7 seviyesine, Yİ-ÜFE bazlı REK ise aylık 4,7 puan artışla 83 seviyesine yükselmişti. TCMB REK hesaplama yöntemi şu şekildedir: “ülkemiz fiyat düzeyinin dış ticaret yaptığımız ülkelerin fiyat düzeylerine oranının ağırlıklı geometrik ortalamasıdır”. REK’teki artış TL’nin reel olarak değer kazandığını, yani Türk mallarının yabancı mallar cinsinden fiyatının arttığını göstermektedir. REK, Aralık-Ocak-Şubat döneminde arka arkaya artış kaydetmişti, ancak Mart ayında yaşanan TL’deki sert değer kaybı REK’te düşüşe sebep olacak.

Kaynak: Turkey Data Monitor

7 NİSAN 2021, ÇARŞAMBA

MART AYI NAKİT BÜTÇE VERİLERİ – HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI

Hükumetin nakit giriş çıkışlarını gösteren nakit bütçe dengesi, Şubat ayında 3,5 milyar TL açık vermişti. Merkezi yönetim bütçesi ise Şubat ayında 23,2 milyar TL fazla vermişti.  

MART AYI KÜRESEL HİZMET SEKTÖRÜ PMI VERİLERİ – IHS MARKIT

IHS Markit tarafından açıklanan J.P.Morgan Küresel Hizmet Sektörü İş Aktivitesi Endeksi Şubat ayında aylık 1,2 puan artışla 52,8 seviyesine yükselmişti. Endeksin 50 üzerindeki değerler sektörün önceki aya göre büyüdüğünü gösteriyor. Şubat ayındaki iyileşmede en büyük katkı ABD’den gelmiş, sektörde büyüme kaydeden diğer ülkeler olarak Çin, Hindistan, Rusya, Avustralya ve Kazakistan sıralanmıştı. Hizmet sektörleri daralmaya devam eden ülkeler olarak Euro Bölgesi, Japonya, İngiltere ve Brezilya listelenmişti.

8 NİSAN 2021, PERŞEMBE

TCMB VE BDDK, 1 NİSAN 2021 TARİHLİ HAFTALIK PARA VE BANKA VERİLERİ – BDDK, TCMB

26 Mart haftasında piyasadaki likiditeyi gösteren parasal göstergelerde (M1, M2, M3) önceki haftaya göre artış kaydedildi. Önceki haftaya göre dolaşımdaki para 5 milyar TL, vadesiz TL mevduat 23 milyar TL, vadeli TL mevduat 24 milyar TL, yabancı para mevduat 45 milyar TL yükseldi. Döviz tevdiat hesapları haftalık 6 milyar dolar azalışla 217 milyar dolar seviyesine geriledi. Bankacılık sistemi yabancı para net genel pozisyonu haftalık 0,7 milyar dolar azalışla 5,6 milyar dolar oldu. Uluslararası rezervler bir önceki haftaya göre 2,5 milyar dolar azalışla 90,6 milyar dolar seviyesine indi; altın rezervleri 0,5 milyar dolar arttı, döviz rezervleri 3 milyar dolar azaldı. Merkez Bankası net rezerv ve döviz likiditesi açığı 1 milyar dolar artışla 44,5 milyar dolar seviyesine yükseldi. Yurtdışında yerleşik kişilerin mülkiyetindeki hisse senedi ve devlet iç borçlanma senedi toplamı önceki haftaya göre 7,5 milyar düşüşle 31,5 milyar dolar oldu. TL mevduat faiz oranları %19,5, TL cinsi ticari kredi faiz oranları %21,06, TL cinsi ihtiyaç kredileri faiz oranı %24,19 seviyelerine kadar yükseldi.

9 NİSAN 2021, CUMA

NİSAN AYI TCMB BEKLENTİ ANKETİ SONUÇLARI – TCMB  

Mart ayı Beklenti Anketi sonuçlarına göre yıl sonunda TÜFE %11,54, Dolar/TL kuru 7,946, cari açık 25,2 milyar dolar, GSYH büyümesi %4,42, 2022 yılı GSYH büyümesi %4,24 olması bekleniyor.

ŞUBAT AYI DIŞ TİCARET ENDEKSLERİ – TÜİK

Ocak ayında mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış ihracat miktar endeksi bir önceki aya göre %1,8 artmış, ithalat miktar endeksi %1,6 azalmıştı. İhracat birim değer endeksinin ithalat birim değer endeksine bölünmesiyle hesaplanan dış ticaret haddi ise önceki aya göre 0,1 puan düşüşle 97,5 olmuştu.

Kaynak: TÜİK

Dr. Fulya Gürbüz

Küresel imalat sektöründeki iyileşme Türkiye’yi de olumlu etkiledi

Kaynak: İSO ve IHS Markit

İstanbul Sanayi Odası ve IHS Markit işbirliğiyle hazırlanan İstanbul Sanayi Odası Türkiye İmalat Satın Alma Yöneticileri Endeksi (PMI) Mart ayında önceki aya göre 0,9 puan artışla 52,6 seviyesine yükseldi. PMI endeksinde 50,0 değerinin üzerindeki rakamlar sektörde genel anlamda iyileşmeye işaret ediyor. Yayınlanan raporda yer aldığı üzere Mart ayında “yeni siparişler yeniden büyümeye geçerken, üretim ve istihdamda artışlar devam etti, ham madde teminindeki zorluklar sürdü”. Siparişlerdeki artışın ana etkeni ihracat siparişlerindeki hızlanma oldu. Küresel yük taşımacılığındaki sıkıntılar, ham madde teminini zorlaştırırken teslimat süreleri Şubat’a göre yükseldi. Mart ayında Türk lirasındaki değer kaybıyla birlikte girdi maliyetleri ve çıktı fiyatları hızla yükseldi. Artan siparişler ve üretimin etkisiyle imalat sektöründe istihdam artışı sürdü.

Özellikle en büyük ticaret ortağımız olan Almanya ve Euro Bölgesinde imalat sektörlerinin Mart ayında büyüme kaydetmesi, Türkiye’nin ihracat siparişlerini artırırken üretim artışı ekonomik büyümeyi destekledi. Dolayısıyla 2021 yılının ilk çeyreğinde imalat sektöründe kaydedilen görece ılımlı iyileşmeler, sanayi üretimini dolayısıyla da GSYH büyümesini destekleyen en önemli faktör olarak karşımıza çıktığını söyleyebilirim.

Benzer şekilde, 31 Mart’ta MÜSİAD tarafından yayınlanan ve PMI endeksleriyle benzer metodoloji ortaya koyan Sanayi Sektörü SAMEKS Endeksi de Mart ayında bir önceki aya göre 0,9 puan azalarak 50,8 seviyesine gerilemesine rağmen 50 üzerindeki referans değeriyle büyüme bölgesinde kaldığını gösterdi. Yeni siparişler önceki aya göre 0,3 puan düşerek 47,6 seviyesine gerilemesine rağmen üretim endeksi önceki aya göre 4,2 puan artışla 53,0 seviyesine yükseldi. Her iki PMI endeksi de Türkiye’de imalat sektörünün satın alımlarını Mart ayında hızlandırsa da sınır ötesi tedarik zincirindeki sorunlar sebebiyle stoklarda düşüş yaşanmasına sebep olduğunu ortaya koydu. Öte yandan SAMEKS endeksi imalat sektöründeki istihdam artış hızının Mart ayında önceki aya göre sert düşüş yaşadığı işaretini aldık.

Kaynak: MÜSİAD

IHS Markit verilerine göre, özetle Covid-19 kısıtlamalarının küresel bazda vaka sayılarında iyileşme getirmesiyle birlikte Mart ayında özellikle ihracat siparişleri ve üretimde artış eğilimi gözlenirken, tedarik zincirindeki sıkıntılar girdi maliyetlerini ve paralelinde çıktı fiyatlarını artırarak enflasyonist baskının artmasına sebep oluyor. Küresel siparişlerdeki iyileşmeler Türkiye’nin ihracat siparişlerindeki artışı destekliyor. Daha detaylı olarak, bölgeler ve ülkeler bazında küresel imalat sektöründeki gelişmeleri aşağıda sizler için özetledim.

AMERİKA

ABD (58,6’dan 59,1’e): Yurt içi ve ihracat yeni siparişlerindeki sert artışa rağmen ham madde kısıtları sebebiyle üretim ılımlı bir artış kaydetti; istihdam, girdi maliyetleri ve çıktı fiyatları arttı.

Brezilya (58,4’ten 52,8’e): Covid-19 kaynaklı yeni kısıtlamaların etkisiyle yeni siparişler, istihdam ve üretim daralma bölgesine geçti; enflasyon siparişleri durakladı. Tedarik zincirinde artan sorunla tedarik sürelerinin uzamasına, girdi maliyetleri ve çıktı fiyatlarının artışına sebep oldu.

Kanada (54,8’den 58,5′): Üretim, yeni yurt içi ve ihracat siparişleri, satın alımlar, istihdam, tedarik süreleri, enflasyonist baskılar arttı.

EURO BÖLGESİ

Almanya, Avusturya, Fransa, Hollanda, İrlanda, İspanya, İtalya, Yunanistan ülkelerini kapsayan Euro Bölgesi PMI endeksi Mart ayında aylık 4,6 puan artışla 62,5 seviyesine yükseldi. Endeksteki tüm ülkelerin imalat sektörü PMI endeksleri artan yurt içi ve ihracat siparişlerinin desteğiyle Mart ayında kaydettikleri 51-67 aralığındaki değerlerle Şubat ayına göre büyüme kaydetti. En düşük büyüme performansı 51,8 seviyesi ile Yunanistan’a ait. En büyük ticaret ortağımız olan Almanya PMI endeksi 66,6 seviyesi ile tarihi zirvesine yükseldi. Almanya imalat sektörünün büyümesinde ana etken başta Çin olmak üzere Asya ve ABD’den gelen yeni ihracat siparişlerdeki artışların devam etmesi. Artan talep ve tedarik zincirindeki sıkıntılar, Euro Bölgesi genelinde girdi maliyetleri ve çıktı fiyatlarında sert artışlara sebep oldu. Siparişler ve üretimdeki artışlar Bölge genelinde imalat sektörü istihdamında artışı da beraberinde getirdi.

Kaynak: IHS Markit

İngiltere: En büyük ihracat pazarlarımızdan olan İngiltere imalat sektörü PMI endeksi Mart ayında 58,9 seviyesi ile son 10 yılın en yüksek seviyesine çıktı. Yurt içi ve ihracat siparişlerindeki artışla üretim ve istihdam artış kaydetti. İhracat siparişlerinin özellikle Avrupa, Asya ve ABD kaynaklı artışlar olduğuna dikkat çekildi. Tedarik zincirindeki kısıtlar ham madde sıkıntılarına sebep olmakla birlikte girdi maliyetleri son 50 ayın en hızlı artışını kaydetti, maliyet artışları çıktı fiyatlarına yansıtıldı.

ASYA VE UZAK-DOĞU

Avustralya (56,9’dan 56,8’e): Üretim, yurt içi siparişler arttı, ihracat zayıfladı; tedarik süreleri, girdi maliyetleri ve çıktı fiyatları arttı.

Çin (50,9’dan 50,6’ya): Üretim, yurt içi siparişler ve istihdam ılımlı artış kaydetti; ihracat siparişleri,  girdi maliyetleri ve çıktı fiyatları yükseldi, tedarik sürelerindeki artış zayıfladı.

Kaynak: IHS Markit

Endonezya (50,9’dan 53,2’ye): Üretim, yurt içi siparişler, istihdam, tedarik süreleri, girdi maliyetleri arttı; çıktı fiyatlarındaki artış sınırlı kaldı, ihracat siparişleri düştü.

Güney Kore (55,3 ile değişmedi): Üretim, yurt içi ve ihracat siparişleri, istihdam, tedarik süreleri arttı; girdi maliyetlerindeki artış kısmen çıktı fiyatlarına yansıtıldı.

Japonya (51,4’ten 52,7’ye): Üretim (özellikle otomotiv ve yarı iletkenler), yurt içi siparişler, istihdam, tedarik süreleri, girdi maliyetleri ve çıktı fiyatları arttı; Çin dahil Asya ülkelerinden gelen talebe rağmen ihracat siparişlerindeki artış sınırlı kaldı.

Malezya (47,7’den 48,9’a): Üretim, yurt içi siparişler, istihdam arttı, ihracat siparişleri düştü; tedarik süreleri, girdi maliyetleri ve çıktı fiyatları arttı.

Myanmar (27,7’den 27,5’e): Askeri darbenin getirdiği siyasi kargaşa ve ülke genelindeki protestolar sebebiyle fabrikalar kapalı. Hammadde sıkıntısı ve yerel para birimindeki sert kayıplar fiyatlar üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturuyor.

Rusya (51,5’ten 51,1’e): Üretim ve yurt içi siparişlerde ılımlı artış kaydedildi, ihracat siparişleri düştü; tedarik süreleri, girdi maliyetleri ve çıktı fiyatları arttı.

Tayland (47,2’den 48,8’e): Yeni ihracat siparişleri arttı; üretim, yurtiçi siparişler ve istihdam azaldı; tedarik süreleri, girdi maliyetleri arttı, çıktı fiyatları değişmedi.

Tayvan (60,4’ten 60,8’e): Üretim, yurt içi ve ihracat siparişleri, istihdam, tedarik süreleri, girdi maliyetleri ve çıktı fiyatları arttı.

Vietnam (51,6’dan 53,6’ya): Üretim, yurt içi ve ihracat siparişleri, istihdam, tedarik süreleri, girdi maliyetleri ve çıktı fiyatları arttı. Çelik fiyatları ve Çin’den temin edilen ürünlerdeki fiyat artışları girdi maliyetlerinin artmasında etkili oldu.

Dr. Fulya Gürbüz

Ocak-Şubat döneminde ÖTV ve dış ticaret, bütçeyi destekledi

Kaynak: TDM

Şubat ayında Nakit Bütçe Dengesi 3,5 milyar TL açık vermişken Merkezi Yönetim Bütçe Dengesi 23,2 milyar TL fazla verdi…

Şubat ayında merkezi yönetim bütçesi 23,2 milyar TL fazla verdi. Mart ayının ilk haftasında açıklanan Hazine nakit bütçesi Şubat ayında 3,5 milyar TL açık vermişti. Merkezi yönetim bütçesindeki gelirlerin nakit bütçesi gelirlerine kıyasla 21,2 milyar TL fazla olması, giderlerin ise 5,4 milyar TL daha az olması her iki bütçe dengesi arasındaki 26,6 milyar TL’lik farkı açıklıyor. “Giderler” tarafında “Faiz Hariç Giderler” ve “Faiz Ödemeleri” olarak her iki bütçedeki farklılıkları görebiliyoruz. Buna göre, faiz hariç giderler merkezi yönetim bütçesinde 6,8 milyar daha az iken, faiz ödemeleri 1,4 milyar TL daha fazladır.

Gelelim merkezi yönetim bütçesindeki gelişmelere. Bütçe detaylarını aylık bazda değil, Ocak-Şubat dönemi olarak birlikte değerlendireceğim.

2021 yılı Ocak-Şubat döneminde merkezi yönetim bütçe gelirlerini ÖTV ve dış ticaret destekledi…

Merkezi Yönetim Bütçesinde öncelikle “Gelirler” tarafına odaklanalım. 2021 yılı Ocak-Şubat döneminde merkezi yönetim gelirleri bir önceki yılın aynı dönemine göre %0,4 artmıştır. Alt detaya baktığımızda, “Vergi Gelirleri” aynı dönemde %28 artmış, “Hazine Portföyü ve İştirak Gelirleri” %98 düşmüştür.

“Vergi Gelirlerindeki” artışın ana kaynakları “Özel Tüketim Vergisinin (ÖTV)” aynı dönemde %22, “İthalde Alınan Katma Değer Vergisinin” %48 artmış olmasıdır. İştirak gelirlerindeki azalışın ana sebebi ise Ocak 2020’de Merkez Bankası kârından Hazine’ye 40,5 milyar TL aktarılmışken, 2021 yılı Ocak ayında Merkez Bankasından herhangi bir aktarım yapılmamasıdır.

Dolayısıyla ÖTV artışları ve dış ticaretin rayında gitmesi, 2021 yılı Ocak-Şubat döneminde bütçe gelirlerini desteklemiştir.

2021 yılı Ocak-Şubat döneminde faiz dışı giderler yıllık bazda %5, faiz giderleri %29 arttı…

Merkezi yönetim bütçe giderleri 2021 yılı Ocak-Şubat döneminde önceki yılın aynı dönemine göre %8 artış kaydetmiştir. “Faiz Hariç Bütçe Giderleri” aynı dönemde yıllık %5 artarken “Faiz Giderlerindeki” artış yıllık %29 olmuştur.

“Faiz Hariç Bütçe Giderleri” kapsamında “Personel Giderleri” aynı dönemde %16, “Cari Transferler” %18 büyüme göstermiştir. “Cari Transferler” altında “Hazine Yardımları” kapsamında “Sağlık, Emeklilik ve Sosyal Yardım Giderleri” aynı dönemde %29 artmıştır.

Gayrimenkulle ilgili giderleri kapsayan ve 2020 yılı genelinde “Faiz Hariç Bütçe Giderlerinin” %9’unu oluşturan “Sermaye Giderlerinde” 2021 yılı Ocak-Şubat döneminde kaydedilen yıllık %68’lik azalış, bütçe disiplininin uygulandığı en önemli kalem olarak karşımıza çıktığını belirtmek isterim.

Covid-19 aşılamalarında hızlanma olmazsa ÖTV ve faiz ödemeleri üzerindeki baskı sürecek…

Bütçe detayları 2021 yılının Ocak-Şubat döneminde ÖTV ve dış ticaret destekli gelir artışı sağlandığı, ancak giderler tarafında manevra alanının sınırlı olduğunu ortaya koyuyor.

Hazinenin iç borçlanmaya ağırlık vermesi, TL’deki olası değer kayıplarına karşı kısmen sigorta görevi görecektir ancak TL cinsi tahvil faiz oranlarındaki artış “Faiz Ödemelerini” de yukarı çekecektir.

Dahası, Covid-19 aşılamalarında hızlanma olmaması halinde hizmet sektörünün ekonomik aktiviteye katkısı sınırlı kalacaktır.

Söz konusu etkenler ÖTV ve tahvil faizleri üzerindeki baskıların devam etmesine sebep olacaktır.

Kısacası olası riskler, güven artırıcı sinyaller gelmediği sürece, Türk lirası ve enflasyon üzerinde iyimser bir görünüm ortaya koymamaktadır.  

Dr. Fulya Gürbüz

Ekonomi Gündemi: TCMB ve Fed politika kararları, bütçe, enflasyon, konut, dış borç, dış ticaret

15 MART 2021, PAZARTESİ

ŞUBAT AYI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE VERİLERİ – TÜİK

Ocak ayında merkezi yönetim bütçesi 24,2 milyar TL açık vermiş, faiz dışı bütçe açığı 2,2 milyar TL olmuştu. 2020 yılı genelinde 173 milyar TL bütçe açığı verilmişti. Merkezi yönetim bütçe dengesi için önemli bir gösterge olan ve hemen hemen benzer sonuçlar ortaya koyan Hazine nakit dengesi Şubat ayında 3,5 milyar TL açık verdi. Bütçe açığında artış Hazine’nin borç yükünü artıran, enflasyonist baskı oluşturan, ödemeler dengesi tablosunda finans hesabını etkileyen önemli bir unsurdur.

ŞUBAT AYI TARIM ÜRÜNLERİ ÜRETİCİ FİYAT ENDEKSİ (TARIM-ÜFE) – TÜİK

Ocak ayında Tarım-ÜFE yıllık %21,26, aylık %3,03 artış kaydetmişti.

ŞUBAT AYI KONUT SATIŞLARI – TÜİK

Türkiye genelinde 2021 Ocak ayında 70 bin 587 konut satılmıştı. 2020 yılı genelinde satılan konut sayısı toplam 1 milyon 499 bin 316 olmuştu.

16 MART 2021, SALI

OCAK AYI KONUT FİYAT ENDEKSİ – TCMB

2020 yılı Aralık ayında konut fiyat endeksi 154,80 seviyesine yükselerek bir önceki yılın aynı ayına göre %30,3, bir önceki aya göre %1,7 artış kaydetmişti. Tarihsel seyre göre Türk lirasındaki değer kayıpları konut satışları ve konut fiyatlarında artışa sebep olmaktadır.

OCAK AYI ÖZEL SEKTÖR UZUN VADELİ YURT DIŞI KREDİ BORCU – TCMB

2020 yılı Aralık ayında özel sektörün uzun vadeli yurt dışı kredi borcu önceki aya göre 1,9 milyar dolar artışla 163,5 milyar dolar seviyesine yükselmişti. Söz konusu borcun 93,1 milyar doları finansal olmayan şirketlere, 60,9 milyar doları bankalara, 9,5 milyar doları bankacılık dışı finansal şirketlere aittir. Finansal olmayan kuruluşlar uzun vadeli yurt dışı kredi borcunu Ekim-Aralık 2020 döneminde artırma eğilimine girmiştir. 2020 yılı Aralık ayı itibariyle finansal olmayan şirketler içinde hizmet sektörünün uzun vadeli yurt dışı kredi borcu 57,1 milyar dolar, sanayi sektörünün borcu 35,5 milyar dolardır. Ön gösterge olarak, Ocak ayı ödemeler dengesi raporunda bankaların uzun vadeli kredi borç ödemesinin %68’ini tekrar borçlandıklarını, banka dışı sektörün ise ticari olmayan kredi borç ödemelerinin %124’ünü tekrar uzun vadeli borçlandığını eklemekte fayda var.

17 MART 2021, ÇARŞAMBA

ABD MERKEZ BANKASI (FED) PARA POLİTİKASI TOPLANTI KARARI – FED

3 Mart’ta Fed tarafından yayınlanan Bej Kitap’ta ekonomik aktivitenin Ocak ayından Şubat ortasına kadar önceki rapora göre ılımlı bir seyir izlediği, aşılamaların geniş çapta uygulanmasına bağlı olarak işletmelerin gelecek 6-12 aylık dönemde iyimser kalmaya devam ettikleri, tüketici harcamaları ve otomobil satışlarının ülke genelinde karışık bir seyir izlediği, Kovid-19 kısıtlamaları sebebiyle özellikle eğlence ve konaklama sektörünün olumsuz etkilendiği, tedarik zincirindeki zorluklara rağmen imalat sektöründe ılımlı bir büyüme olduğu, düşük mortgage faiz oranlarının konut satışları ve fiyatlarında artış getirmeye devam ettiği, ticari gayrimenkul pazarında kısmen bozulma yaşandığı, tarımsal şartların iyileştiği; petrol, gaz ve enerji üretiminde artış olduğu, ulaştırma faaliyetlerinin ılımlı bir büyüme kaydettiği, istihdamın artmaya devam ettiği, çalışan ücretlerinde artış görüldüğü ve önümüzdeki aylarda söz konusu artışın devam edeceği beklenildiği, tedarik sorunları ve artan talebin etkisiyle girdi maliyetlerinin ılımlı artış kaydettiği, artan petrol fiyatları ve kapasite kısıtları sebebiyle taşıma maliyetlerinin arttığı, bazı perakendecilerin ve üreticilerin artan girdi maliyetlerini tüketiciye yansıtırken bazılarının yansıtamadığı kaydedilmiş, gelecek aylara yönelik ise fiyat artış beklentilerine vurgu yapılmıştı.

ABD ekonomisi 2020 yılı genelinde yıllık ortalama %3,5 daralma kaydetmişti. Çeyreksel olarak bakıldığında ABD ekonomisi yılın ilk yarısında sert daralma sonrasında ikinci yarısında sert bir toparlanma yaşamıştı. Bej Kitap ekonomide söz konusu iyileşmenin 2021 yılının ilk iki ayında ılımlı da olsa sürdüğüne işaret etmiş oldu. Söz konusu olumlu gelişmeler hem istihdam hem de fiyat tarafında yukarı yönlü eğilimi ortaya koydu. Fed, para politikası kararı alırken maksimum istihdam ve ortalama yıllık %2 çekirdek Kişisel Tüketim Harcamaları Enflasyonu artışını hedefliyor. Mevcut durumda Fed para politikası ve politika faizinden bir değişiklik yapmayacak. Ancak toplantı sonrası yayınlanacak toplantı notundaki detaylara odaklanacağız. Geçen hafta Başkan Biden tarafından imzalanan 1,9 trilyon dolarlık paketin tüketim, istihdam ve fiyat gelişmelerine olumlu yansıyabileceği beklentisi, petrol fiyatlarında yaşanan sert artışlar, ABD dolarının değer kazanması ve enflasyonda artış beklentilerine bağlı olarak ABD uzun vadeli tahvil faizlerindeki yükselişin 17 Mart toplantısında nasıl yorumlandığını ve nasıl beklentiler ortaya koyduğunu takip edeceğiz.

OCAK AYI KISA VADELİ DIŞ BORÇ STOKU – TCMB

2020 yılı Aralık ayında Türkiye’nin kısa vadeli dış borç stoku bir önceki aya göre 4,2 milyar dolar artışla 138,7 milyar dolar seviyesine yükselmişti. Buna göre, bankacılık dışı sektörün kısa vadeli dış borcu 59,3 milyar dolar, bankacılık sektörünün 58 milyar dolar, Merkez Bankasının 21,4 milyar dolar seviyesinde bulunuyor. Genel olarak bakıldığında yurt dışındaki düşük faiz oranları imkanından yararlanmak isteyen banka dışı sektörün Temmuz 2020’den itibaren, bankacılık sektörünün ise Kasım-Aralık 2020 döneminde kısa vadeli dış borç stoklarını artırdığına şahit olduk. Öte yandan, kalan vadeye göre Türkiye’nin Aralık 2020 itibariyle gelecek 12 ayda ödemesi gereken toplam dış borç stoku aylık 4,4 milyar dolar artışla 188,8 milyar dolar seviyesine yükselmiştir. Söz konusu borcun 86 milyar doları bankacılık sektörüne, 75,5 milyar doları bankacılık dışı sektöre, 21,4 milyar doları Merkez Bankasına, 5,9 milyar doları hükümete ait bulunmaktadır.

18 MART 2021, PERŞEMBE

TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI (TCMB) PARA POLİTİKASI TOPLANTI KARARI – TCMB

Türk lirasındaki değer kaybının yüksek petrol ve hammadde fiyatlarıyla enflasyonist baskı oluşturduğu mevcut ortamda Merkez Bankası, 18 Aralık tarihli toplantısında %17 olan politika faiz oranını artırıp artırmama kararı verecek. Tüketici fiyat enflasyonu (TÜFE) Şubat ayında yıllık %15,6 artış kaydetmişti. Merkez Bankası Mart ayı Beklenti Anketi sonuçlarına göre, TÜFE Mart ve Nisan aylarında sırasıyla yıllık %16 ve %16,3 seviyelerine yükselecek. %2,0–2,5 gibi bir reel faizi dikkate aldığımızda politika faizinin %18-19 aralığına yükseltilmesi beklenebilir. Ancak yine Beklenti Anketi sonuçlarına göre yılsonu TÜFE beklentisi %11,5 seviyesinde bulunuyor. Merkez Bankası da Ocak ayı Enflasyon Raporunda 2021 yıl sonu TÜFE beklentisini orta noktası %9,4 olmak üzere % 7,3–11,5 aralığında tahmin ediyor. Söz konusu iyileşmede baz etkisindeki iyileşmenin etkisi ve TÜFE’nin Nisan-Mayıs gibi zirve yapacağı ihtimali var. TL cinsi bireysel kredi faiz oranlarının %24’e, ticari kredi faiz oranlarının %21’e yaklaştığı mevcut ortamda, politika faizinde yüzde 1 puanlık (100 baz puanlık) artış kredi faiz oranlarının da %25 seviyesine ulaşacağı anlamına geliyor. Bu da tüketim tarafını baskılayarak enflasyonda azalma getirebilir ve iyileşen enflasyonun etkisiyle Merkez Bankası yaz aylarında faiz indirimine gidebilir. Ancak böyle bir senaryoda riskleri sıralamakta fayda var. Yüksek enflasyon, gıda enflasyonundaki yapışkanlık, petrol ve hammadde ithal ürün fiyatlarında artış, yüksek işsizlik, yüksek faiz, yüksek bütçe açığı, faiz dışı bütçe açığının artmaya devam etmesi, yüksek cari açık, Merkez Bankası rezervlerinin nette eksi olmasına rağmen Türkiye’nin gelecek 12 ayda 189 milyar dolar dış borç ödemek zorunda olması, ihracatta performans kaybı, ithalat bağımlılığı, aşılamadaki yetersizlik, artan Covid-19 vaka sayılarının Türkiye’yi turizmde riskli ülke sınıfında tutması, son açıklanan hukuk ve ekonomi paketlerinin yabancı yatırımcıların ilgisini çekecek bir resim ortaya koyamaması, Merkez Bankasının sıkı para politikasına yönelik sözünü tutmaya devam edip etmeyeceği belirsizliği Türk lirası üzerinde baskı oluşturmaya devam ediyor. Hal böyle iken yabancı yatırım bankalarının 18 Mart tarihli toplantısında Merkez Bankasından politika faizinde 75-100 baz puanlık artış beklentileri elbette anlaşılabilir. 17 Mart’ta Fed toplantısından gelecek açıklamalar ve beklentiler de TCMB’nin faiz kararında etkili olacaktır. ABD ve küresel ekonomide enflasyonist baskıların artmaya devam etmesi TCMB’nin faiz yükseltmesiyle birlikte sıcak parayı kısmen çekecektir ancak kur-enflasyon sarmalından çıkabilmek adına hükümet kanadından somut bir reform takvimi duymamız gerekiyor.

TCMB VE BDDK, 12 MART 2021 TARİHLİ HAFTALIK PARA VE BANKA VERİLERİ – BDDK, TCMB

5 Mart ile biten haftada piyasadaki likiditeyi gösteren parasal göstergelerde (M1, M2, M3) repo, para piyasası fonları ve ihraç edilen menkul kıymetlerin dahil M3’te önceki haftaya göre artış sürdü. TL cinsi mevduat faizleri 3 aydan 1 yıla kadar olan vadelerde %17 ve üzerine çıkarken; ticari kredi faiz oranları %20’nin, tüketici kredi faiz oranları ise %23,5’in üzerine geldi. Döviz tevdiat hesapları (yabancı para cinsi mevduatlar) gerçek kişilerde önceki haftaya göre 1 milyar dolara yakın, tüzel kişilerde ise 0,4 milyar dolara yakın düşüş yaşadı. Altın rezervlerinin önceki haftaya göre 2,3 milyar dolar, döviz rezervlerinin 1,3 milyar dolar azalış kaydetmesi sonucunda uluslararası rezervler 3,6 milyar dolar azalışla 91,7 milyar dolar seviyesine geriledi. Söz konusu gerilemenin etkisiyle net uluslararası rezerv açığı 2 milyar dolar artışla 44,5 milyar dolar seviyesine yükseldi. Yabancı yerleşiklerin mülkiyetindeki hisse senedi önceki haftaya göre 0,4 milyar dolar artarken, DİBS portföyleri 0,4 milyar dolar azalma kaydetti.

19 MART 2021, CUMA

OCAK AYI DIŞ TİCARET ENDEKSLERİ – TCMB

İhracat miktar endeksi 2020 yılı Aralık ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %12,3, ithalat miktar endeksi ise %6,6 artış kaydetmişti. Bir önceki aya göre ihracat miktar endeksi %5,8 artış kaydederken, ithalat miktar endeksi %2,9 azalma kaydetmişti. İhracat birim değer endeksinin ithalat birim değer endeksine bölünmesiyle hesaplanan ve dış ticaret haddi, yıllık 1 puan düşüşle 104,8 seviyesine gerilemişti. Şubat ayı sonunda Ocak ayı dış ticaret istatistikleri TÜİK tarafından yayınlanmıştı. Buna göre Ocak ayında ihracat ve ithalatta önceki aya göre düşüş yaşanırken; önceki yıla göre ihracatta artış, ithalatta azalış ortaya konmuştu.

Dr. Fulya Gürbüz

Şubatta üretici maliyetleri yıllık %27,1, tüketici fiyatları %15,6 arttı

Türk lirasındaki değer kaybı Mart ayında enflasyon üzerinde baskıyı artıracak…

Önce maliyet tarafına bakalım. Yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) 2021 yılı Şubat ayında yıllık %27,09, aylık %1,22 artış kaydetti. İmalat sektöründe üretim maliyetleri ortalama olarak yıllık %29,57, aylık %1,56 oranlarında artış kaydetti. Gıda üretim maliyetleri ise enflasyon üzerinde yapışkanlık yaratmaya devam etti: Gıda üretim maliyetleri yıllık %28,64, aylık %2,83 yükseldi. Küresel ekonomide büyüme işaretlerinin gelmesiyle yükselen petrol fiyatları Türkiye’de de rafine petrol ürünleri maliyetlerinin Şubat ayında %5,52 artmasında etkili oldu. Son beş ayda, rafine petrol ürün maliyetleri aylık ortalama %6,35 artış kaydetti.

Kaynak: TÜİK

Tüketici tarafında ise tüketici fiyat endeksi (TÜFE) Şubat ayında yıllık %15,61, aylık %0,91 artış kaydetti. Gıda fiyatlarında yıllık %18,70, aylık %2,70 artış yaşandı. Elbette yaz aylarında gıda fiyatları üzerindeki baskı azalacaktır ancak kısa vadede özellikle Türk lirasında Mart ayı ile birlikte başlayan değer kaybı hem üretici hem de tüketici fiyat artışlarını da beraberinde getirecektir.

Kaynak: TÜİK

Küresel ekonomide iyileşme işaretleri enflasyon baskısını artırıyor…

Küresel ekonomideki iyileşme işaretlerinin enerji (petrol ve doğalgaz) fiyatlarını artırmaya devam etmesi, pandeminin etkisiyle tedarik zincirindeki sorunların girdi maliyetlerini artırması ve Haziran 2020’den bu yana aralıksız yükselen küresel gıda fiyatları küresel olarak üretim maliyetlerinin ve çıktı fiyatlarının yükselmesine sebep oluyor.

JP Morgan Şubat ayı Küresel İmalat Sektörü PMI raporunda artan talebe karşın tedarik zincirindeki sorunların girdi maliyetlerini özellikle gelişmiş ekonomilerde son 10 yılın en yüksek seviyelerine kadar çıkmasında etkili olduğu belirtiliyor. Raporda, imalatçıların artan girdi maliyetlerinin bir kısmını müşterilerine daha yüksek oranlarda yansıttıkları vurgulanıyor.

Enflasyonist baskı tahvil faizlerinin artmasına sebep oluyor…

Küresel büyüme dinamiklerinin olumlu işaretler vermeye başlamasıyla ABD ve Euro Bölgesi gibi gelişmiş ekonomilerde tahvil faizleri de yükselmeye başladı. Enflasyondaki artış ve Türk lirasında değer kayıplarına rağmen ayakta kalmaya çalışan ve Eylül 2020 itibariyle 435 milyar dolar dış borç yükü taşıyan Türkiye ekonomisi için anlamı, borç çevirirken daha yüksek maliyetlere katlanmak zorunda kalınacak olması.

Dr. Fulya Gürbüz

Ekonomi Gündemi: GSYH, enflasyon, üretim, hizmet ve bütçe

1 MART 2021, PAZARTESİ

ŞUBAT AYI TÜRKİYE VE KÜRESEL İMALAT SEKTÖRÜ SATIN ALMA MÜDÜRLERİ ENDEKSLERİ (PMI) – İSO, IHS MARKİT

İSO Türkiye İmalat Sektörü PMI endeksi Ocak ayında aylık 3,6 puan artışla 54,4 seviyesine hızlanmıştı. Endeksin 50 üzerindeki değerler bir önceki aya göre imalat sektöründe büyüme, 50 seviyesinin altındaki değerler ise daralmaya işaret etmektedir. Buna göre, Türkiye imalat sektörü PMI endeksinde aylık 3,6 puanlık artış “büyüme hızının bir önceki aya göre hızlandığı” anlamına gelmektedir. JP Morgan Küresel İmalat Sektörü PMI endeksi ise Ocak ayında aylık 0,3 puan düşüşle 53,5 seviyesine gerileyerek büyüme hızında yavaşlamaya işaret etmişti. 19 Şubat’ta IHS Markit tarafında açıklanan Şubat ayı öncü verilerine göre, ABD’de imalat sektörü büyümesinde önceki aya göre yavaşlama, Euro Bölgesi, Japonya ve İngiltere imalat sektörlerinde ise hızlanma işaretlerini almıştık.

2020 YILI 4. ÇEYREK GAYRİSAFİ YURT İÇİ HASILA (GSYH) BÜYÜME VERİLERİ – TÜİK

2020 yılı üçüncü çeyreğinde GSYH bir önceki yılın aynı dönemine göre %6,7 büyümüş, böylece yılın ilk dokuz aylık döneminde ortalama %4,3’lük büyüme kaydedilmişti. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi üçüncü çeyrekte bir önceki çeyreğe göre %15,6, takvim etkisinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi ise bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %6,5 artış kaydetmişti. 2020 yılı dördüncü çeyreği için BETAM bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %6,7, bir önceki çeyreğe göre %3,5 büyüme öngörürken İstanbul Bilgi Üniversitesi Finansal Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin (CEFIS) tahminleri de benzer şekilde sırasıyla %6,73 ve %3,22 seviyelerinde bulunuyor. CEFIS’in 2020 yılı geneli için ortalama büyüme tahmini %2,21’dir. Bloomberg HT Araştırma Birimi’nin düzenlediği anket sonuçlarını dikkate aldığımızda, 2020 yılı dördüncü çeyreğinde yıllık %7,3, 2020 yılı genelinde %2,3, 2021 yılı geneli için %4,5 büyüme tahmin ediliyor.

2 MART 2021, SALI

2020 YILI ARALIK AYI FİNANSAL KESİM DIŞI SEKTÖRÜN DÖVİZ POZİSYONU – TCMB

2020 yılı Kasım ayında finans dışı sektörün döviz varlıkları bir önceki aya göre 559 milyon dolar azalarak 138 milyar 647 milyon dolar seviyesine gerilemiş, döviz yükümlülükleri aylık 2 milyar 117 milyon dolar artışla 296 milyar 965 milyon dolar seviyesine yükselmiş, böylece sektörün Net Döviz Pozisyon Açığı aylık 2 milyar 676 milyon dolar artışla 158 milyar 318 milyon dolar seviyesine yükselmişti.

ŞUBAT AYI TEPAV PERAKENDE GÜVEN ENDEKSİ (TEPE) – TEPAV

TEPE endeksi 2021 yılı Ocak ayında bir önceki aya göre 10,1 puan, bir önceki yılın aynı ayına göre 2,6 puan azalışla -15,5 puan seviyesine gerilemişti. Söz konusu seviye “denge” değerine göre hesaplanmaktadır. Detaylandırırsak, endeksi hesaplamak için oluşturulan anket çalışmasında her soru için olumlu değerlendirme yapan katılımcıların yüzdesi ile olumsuz değerlendirme yapanların yüzdesi arasındaki fark “denge değeri” olarak adlandırılmaktadır. TEPE endeksi en son Ocak 2016’da pozitif değer almıştı.

3 MART 2021, ÇARŞAMBA

ŞUBAT AYI ENFLASYON VERİLERİ – TÜİK

Yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) Ocak ayında yıllık %23,11, aylık %4,08 artış kaydetmiş; tüketici fiyat enflasyonu (TÜFE) ise yıllık %14,60, aylık %1,25 yükselmişti. Bloomberg HT anketine göre Şubat ayında TÜFE’nin ortalama olarak yıllık %15,50, aylık %0,8 artması bekleniyor.

ŞUBAT AYI JP MORGAN KÜRESEL HİZMET SEKTÖRÜ PMI VERİLERİ – IHS MARKIT

Ocak ayında JP Morgan küresel hizmet sektörü PMI endeksi aylık 0,2 puan düşüşle 51,6 seviyesine gerileyerek sektörde büyümenin yavaşlayarak da olsa sürdüğünü göstermişti. IHS Markit’in 19 Şubat’ta açıkladığı öncü verilerde ise; hizmet sektörünün ABD’de Şubat ayında büyüme eğilimini koruduğu, İngiltere’de daralmanın yavaşladığı, Euro Bölgesi ve Japonya’da daralmanın daha da arttığı bilgilerini edinmiştik.

ABD MERKEZ BANKASI FED, BEJ KİTAP’I YAYINLAYACAK

Fed tarafından yılda 8 kere yayınlanan ve ABD ekonomisi hakkında bilgi ve tahminlerinin yer aldığı Bej Kitap’ın 2021 yılına ait ikinci sayısı yayınlanacak. 13 Ocak’ta yayınlanan yılın ilk kitabında ekonomik şartların bölgeler arasında farklılık gösterdiği belirtilerek bir önceki raporla karşılaştırmalı olarak ekonomide yaşanan gelişmeler şöyle sıralanmıştı: Otomobil satışlarında zayıflama, pandeminin başlangıcından bu yana enerji sektöründe ilk kez büyüme, tedarik zincirindeki zorluklara rağmen hemen hemen tüm bölgelerde imalat sektöründe büyüme, konut alım satımında güçlü aktivitenin korunmasına karşın ticari gayrimenkul piyasasında zayıflığın sürmesi, bankacılık sektörü kredi hacminin yatay kalmasına karşın önümüzdeki aylarda yeni paketin desteğiyle artış beklenmesi, Covid-19 aşılamalarına ilişkin olumlu beklentilerin son virüs dalgasıyla törpülenmesi, genel olarak istihdamda düşüş yaşanması (imalat, inşaat ve ulaştırma sektörlerinde artış, hizmet sektöründe artan işten çıkarmalar), çalışan ücretlerinde ılımlı artış, girdi maliyetlerinin nihai ürün ve hizmetlere kıyasla daha hızlı artış kaydetmesi. Fed, ekonomik görünüme ilişkin olumlu edinimlerinin sonrasında 27 Ocak para politikası toplantı özetinde enflasyonist gelişmelere ve istihdam piyasasına dikkat çekmiş, özellikle de Biden hükumetinin hedeflediği 1,9 trilyon dolarlık ek paketin de desteğiyle piyasalarda ABD tahvil faizleri oranları yükselmeye başlamıştı. 2021 yılına %1 seviyesinin hemen altında başlayan ABD 10-yıl vadeli tahvilin faiz oranı 25 Şubat’ta %1,60 seviyelerinin üzerine kadar yükseldi öyle ki bu seviye koronavirüs tehlikesinin artmaya başladığı Ocak 2020 sonu seviyelerine eşdeğer. ABD 10-yıl vadeli tahvil faizlerindeki yükselişe Şubat ayına ilişkin olumlu makro-ekonomik veriler de destek verdi. Yıllık enflasyon Ocak ayında %1,4 seviyesinde bulunurken işsizlik oranı %6,3 seviyesine gerilemiş durumda. 2020 yılı başında enflasyon oranı %2,5, işsizlik oranı ise %3,5 seviyelerinde bulunuyordu. 1,9 trilyon dolarlık yeni yardım paketinin enflasyonist baskıları öngörülenden hızlı artırma riski bulunurken Eylül 2020 itibariyle 435 milyar dolar seviyesine yükselen Türkiye’nin toplam dış borç stokunu ve 2020 yılı genelinde kaydedilen 173 milyar TL’lik rekor bütçe açığını dikkate aldığımızda ABD ekonomisindeki ısınma işaretlerinin enflasyon ve tahvil faizlerini artıracağı, bunun da Türkiye’nin borçlanma maliyetleri ve cari işlemler açığı üzerindeki riskleri artırmaya devam edeceğini de eklemek isterim.

4 MART 2021, PERŞEMBE

TCMB VE BDDK, 26 ŞUBAT 2021 TARİHLİ HAFTALIK PARA VE BANKA VERİLERİ – BDDK, TCMB

19 Şubat ile biten haftada piyasadaki likiditeyi gösteren parasal göstergelerde (M1, M2, M3) önceki haftaya göre hafif gerileme kaydedildi. Kredi tarafında ticari kredi faiz oranları düşerken, bireysel kredi faiz oranları artışını sürdürüyor: TL cinsi ticari kredi faiz oranları %19,73 seviyesine gerilerken bireysel kredi faiz oranları %22,64 ile bir önceki haftanın yüzde 0,63 puan üzerine gelmiş durumda. %16,14 seviyesine gerileyen TL cinsi mevduat faiz oranları son üç haftadır düşüşünü sürdürüyor. Döviz tevdiat hesapları yani yabancı para cinsi mevduatlar 226,2 milyar dolar büyüklük ile bir önceki haftaya göre değişiklik göstermedi. Yabancı yerleşiklerin mülkiyetindeki hisse senedi ve tahvil portföyü bir önceki haftaya göre 0,6 milyar dolar artışla 41,9 milyar dolar seviyesine yükseldi ki bu sayı 2010 yılından bu yana en düşük seviyesine gerilediği 30 Ekim 2020 haftasına göre 17,4 milyar dolarlık artışa işaret ediyor.

5 MART 2021, CUMA

ŞUBAT AYI HAZİNE NAKİT BÜTÇE DENGESİ

2021 yılı Ocak ayında nakit bütçe 26,1 milyar TL açık vermişti. 2020 yılı genelinde toplam nakit bütçe açığı 182 milyar TL ile rekor seviyeye ulaşmıştı. Aşağıdaki grafikte kırmızı çubuklar nakit bütçe açığını, buna karşılık mavi çubuklar Hazine’nin net borçlanmasını göstermektedir. Dikkat edeceğiniz üzere ticaret savaşının küresel ekonomide derin yaralar açtığı 2019 yılında ve pandeminin yaraları derinleştirdiği 2020 yılında Türkiye Hazinesi yüksek borçlanma maliyetlerine katlanarak bütçe açığından daha fazla borçlanma gerçekleştirmek zorunda kalmıştır. 2021 yılında borçlanma tarafını rahatlatabilecek başlıca faktör bütçe disiplini çerçevesinde bütçe gelirlerini sürdürülebilir olarak artırabilecek adımların devreye alınmasıdır. Bu sebeple Mart ayında açıklanacak olan reform adımlarını merakla bekliyoruz.

Kaynak: TDM

ABD’DE ŞUBAT AYI İŞGÜCÜ VERİLERİ

Ocak ayında ABD’de işsizlik oranı %6,3 seviyesine gerilemiş, ortalama saatlik kazançlar yıllık %5,38 artış kaydetmişti.

Dr. Fulya Gürbüz

Ekonomi Gündemi: İmalat sektörü verileri, güven endeksleri ve uluslararası döviz likiditesi

Şubat ayı imalat ve hizmet sektörleri ile ihracat performansına ilişkin ilk sinyallerin geleceği yeni bir haftaya başlıyoruz.

22 ŞUBAT 2021, PAZARTESİ

ŞUBAT AYI İMALAT SEKTÖRÜ KAPASİTE KULLANIM ORANI (KKO) – TCMB

Ocak ayında imalat sektörü KKO aylık 0,2 puan azalışla %75,4 seviyesine gerilemiş, mevsimsel etkilerden arındırılmış KKO, bir önceki aya göre 0,2 puan artışla %75,6 seviyesine yükselmişti.

ŞUBAT AYI REEL KESİM GÜVEN ENDEKSİ (RKGE) – TCMB

Ocak ayında RKGE aylık 0,2 puan artışla 107,0 seviyesine yükselmiş, mevsimsellikten arındırılmış RKGE aylık 1,4 puan azalışla 109,0 seviyesine gerilemişti. Önceki ankette, yurt içi ve ihracat siparişlerinde önceki aya göre düşüş, ortalama birim maliyetlerde ise artışa işaret edilmişti. Euro Bölgesi Şubat ayı PMI endeksi ilk tahminlerinin yer aldığı IHS Markit raporlarında, bölgede imalat sektörünün önceki aya göre hızlandığı ve ihracat siparişlerinde artış sinyallerini aldık. Söz konusu olumlu gelişmelerin, Türkiye’nin imalat ve ihracat performansında nasıl bir etkiye sahip olduğuna dair ipuçlarını RKGE raporu detaylarında arayacağız.

ŞUBAT AYI SEKTÖREL GÜVEN ENDEKSLERİ – TÜİK

Ocak ayında güven endeksleri hizmet sektöründe bir önceki aya göre %2,9 artarken, perakende ticaret sektöründe %0,1 ve inşaat sektöründe %5,2 azalmıştı.

OCAK AYI YURT DIŞI ÜRETİCİ FİYAT ENDEKSİ (YD-ÜFE) – TÜİK

Aralık ayında YD-ÜFE aylık %0,76 azalmış, yıllık olarak %37,56 artış kaydetmişti. Enerji malı üretim sektöründe maliyetler bir önceki aya göre %1,77 artmıştı. Ocak ayında da petrol fiyatlarındaki artışın maliyetlere yansımaya devam etme ihtimali var. Her ne kadar Ocak ayında döviz kurlarında düşüşler görmüş olsak da, YD-ÜFE detaylarında özellikle artan hammadde ve emtia fiyatlarının maliyetlere nasıl yansıdığını takip edeceğiz.

OCAK AYI MERKEZİ YÖNETİM BORÇ STOKU – HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI

Aralık ayında merkezi yönetimin borç stoku aylık 60 milyar TL azalışla 1,812 milyar TL seviyesine gerilemişti. Söz konusu borcun 1,060 milyar TL’si devlet tahvili borcunu, 593 milyar TL’si uluslararası tahvil (eurobond) borcunu, 159 milyar TL’si kredi borcunu oluşturmaktadır.

2020 YILI 4. ÇEYREK İŞGÜCÜ GİRDİ ENDEKSLERİ – TÜİK

2020 yılı üçüncü çeyreğinde takvim etkisinden arındırılmış olarak istihdam endeksi yıllık %2,6 artmış, çalışılan saat endeksi yıllık %3,6 azalmış, brüt ücret-maaş endeksi yıllık %6,4 artış kaydetmişti. Takvim ve mevsimsellik etkilerinden arındırılmış olarak istihdam endeksinde bir önceki çeyreğe göre %4,9, çalışılan saat endeksinde %38,0, brüt ücret-maaş endeksinde %21,9 artış yaşanmıştı.

24 ŞUBAT 2021, ÇARŞAMBA

2020 YILI İNŞAAT YAPI RUHSATI VE YAPI KULLANMA İZİN BELGELERİ ENDEKSLERİ – TÜİK

2020 yılının ilk dokuz ayında yapı ruhsatı verilen yapıların yüzölçümü bir önceki yılın aynı dönemine göre %58,1 artmış, yapı kullanma izin belgesi verilen yapıların yüzölçümü %22,8 azalmıştı.

25 ŞUBAT 2021, PERŞEMBE

ŞUBAT AYI EKONOMİK GÜVEN ENDEKSİ – TÜİK

Ekonomik güven endeksi Ocak ayında aylık %1,6 artışla 96,2 değerine yükselmişti. Endeksteki artış, tüketici ve hizmet sektörü güven endekslerindeki artışlardan kaynaklanmıştı. Geçen hafta Şubat ayı tüketici güven endeksi açıklanmış ve bir önceki aya göre %1,5 artışla 84,5 seviyesine yükselmişti. Endeksin 100 seviyesi altındaki değerler tüketici güveninde kötümser durum olduğunu göstermektedir.

TCMB VE BDDK, 19 ŞUBAT 2021 TARİHLİ HAFTALIK PARA VE BANKA VERİLERİ – BDDK, TCMB

12 Şubat ile biten haftada piyasadaki likiditeyi gösteren parasal göstergelerde (M1, M2, M3) önceki haftaya göre değişiklik olmadı. TL cinsi ticari kredi faiz oranları bir önceki haftaya göre %20 seviyesinin hemen altına inerken bireysel kredi faiz oranları %22,5 seviyelerini aştı. Döviz tevdiat hesapları yani yabancı para cinsi mevduatlar önceki haftaya göre 2 milyar dolar artışla 226,4 milyar dolar seviyesine yükseldi. Gerçek kişilerin döviz tevdiatları haftalık 0,6 milyar dolar artışla 114,2 milyar dolar, tüzel kişilerin 1,4 milyar dolar artışla 83,3 milyar dolar oldu. Yabancı yerleşiklerin mülkiyetindeki hisse senedi ve DİBS portföyü bir önceki haftaya göre 0,5 milyar dolar artışla 41,3 milyar dolar seviyesine yükseldi ki bu sayı 2010 yılından bu yana en düşük seviyesine gerilediği 30 Ekim 2020 haftasına göre 16,8 milyar dolarlık artışa işaret ediyor.

Kaynak: BDDK, TCMB, TDM

26 ŞUBAT 2021, CUMA

OCAK AYI ULUSLARARASI REZERVLER VE DÖVİZ LİKİDİTESİ – TCMB

Aralık 2020’de altın (43,2 milyar dolar), döviz ve mevduat (39,6 milyar dolar) ile menkul kıymetlerden (8,9 milyar dolar) oluşan toplam resmi rezervler 93,3 milyar dolar seviyesindeydi. Buna karşın gelecek dönemlerde ödenmesi gereken 28,3 milyar dolar tutarında döviz kredileri, menkul kıymetler ve mevduat çıkışları; 56,4 milyar dolar tutarında da Türk lirası karşılığında ödenmesi gereken vadeli ve swap işlemlerinden doğan döviz borcu bulunmaktadır. Bunlara ek olarak 46,7 milyar dolar tutarında şarta bağlı döviz yükümlülüğü bulunmaktadır.

ŞUBAT AYI SAMEKS SANAYİ VE HİZMET SEKTÖRLERİ ENDEKSLERİ – MÜSİAD

Ocak ayında mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış Sanayi Sektörü SAMEKS Endeksi, bir önceki aya göre 2,2 puan azalarak 53,8 seviyesine gerilemişti. SAMEKS Hizmet Sektörü Endeksi ise aylık 3,7 puan artışla 55,3 seviyesine yükselmişti. Yayınlanan raporda “üst üste üçüncü ayında referans değerin üzerinde yer alan Hizmet Sektörü SAMEKS Endeksi ve sektörde 5 ay aradan sonra artış kaydeden iş hacminin” Ocak ayında reel sektöre ilişkin en olumlu gelişmeler olduğuna dikkat çekilmişti.

OCAK AYI DIŞ TİCARET VERİLERİ – TÜİK

Aralık 2020’de 17,9 milyar dolar ihracat, 22,4 milyar dolar ithalat hacmi gerçekleşti. Ticaret Bakanlığı Şubat ayı başında, Ocak ayı dış ticaret verilerini açıkladı. Buna göre Ocak ayında 15,1 milyar dolar ihracat, 18,1 milyar dolar ithalat hacmi kaydedildi.

Dr. Fulya Gürbüz

Finans dışı özel sektörün dış borcu artıyor

Türkiye’de özel sektörün uzun vadeli yurt dışı kredi borcu artmaya başladı…

Merkez Bankası (TCMB) verilerine göre, 2018 yılı Şubat ayında 228,0 milyar dolar seviyesine kadar çıkan özel sektörün uzun vadeli toplam yurt dışı kredi borcu, Aralık 2020’de bir önceki aya göre 2,6 milyar dolarlık artışla 163,5 milyar dolar seviyesine yükseldi. Söz konusu yükselişte, finansal olmayan şirketlerin borcunda 1,9 milyar dolar, finansal kuruluşlarda ise 0,7 milyar dolarlık artışların etkisi oldu. Böylece, finans dışı şirketlerin uzun vadeli yurt dışı kredi borcu, Aralık 2020 itibariyle 93,1 milyar dolara, finans kuruluşlarının ise 70,4 milyar dolar seviyesine yükseldi. Aşağıdaki grafikte siyah renkli çubuklar özel finansal sektörün, gri renkli çubuklar finans dışı özel sektörün, açık gri çubuklar ise özel sektörün toplam yurt dışı kredi borcunu göstermektedir. 

Kaynak: TCMB, TDM

Finans dışı sektörün alt sektörlerine bakıldığında, sınai sektörünün uzun vadeli dış borcu 35,5 milyar dolar, sınai sektörünün alt sektörleri olan imalat sektörünün uzun vadeli dış borcu 23,4 milyar dolar; elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörünün ise 11,1 milyar dolardır.

Finans dışı sektörün diğer bir kolu da hizmetler sektörüdür ve 57,1 milyar dolarlık uzun vadeli dış borcu bulunmaktadır. Hizmet sektörünün alt sektörleri olan inşaat şirketlerinin uzun vadeli dış borcu 19,7 milyar dolar, ulaştırma ve depolama şirketlerinin 13,6 milyar dolar, bilgi ve iletişim şirketlerinin 6,4 milyar dolar, gayrimenkul faaliyetlerinin 5,3 milyar dolar, toptan ve perakende şirketlerinin 4,6 milyar dolar, insan sağlığı ve sosyal hizmetler kuruluşlarının 3,9 milyar dolardır.

Dolayısıyla, özel sektörün uzun vadeli yurt dışı kredi borcunun en büyük kısmını Covid-19’un durma noktasına getirdiği hizmet sektörü yüklenmiş durumdadır. İşte bu yüzden, Covid-19 kısıtlamaları devam ettikçe, şirketlerin borç ödeme kabiliyetleri ve borç döndürürken maruz kaldıkları yüksek maliyetler, ana başlıklar olarak karşımıza çıkmaktadır.

Özel sektör finans dışı kuruluşların kısa vadeli dış borcu da artıyor…

TCMB verilerine göre Türkiye’nin kısa vadeli dış borç stoku Aralık ayında bir önceki aya göre 4,2 milyar dolar artışla 138,7 milyar dolar seviyesine, finans dışı özel sektörün kısa vadeli dış borç stoku ise, aylık 1,3 milyar dolar artışla 57,9 milyar dolar seviyesine yükseldi. Aşağıdaki grafikte özel sektör finans dışı kuruluşların kısa ve uzun vadeli yurt dışı borcunu görebilirsiniz.

Kaynak: TCMB, TDM

Gelecek 12 ayda vadesi dolacak ve yapılması gereken ödemeler ise, Kasım ayındaki 184,3 milyar dolardan Aralık ayında 188,8 milyar dolar seviyesine yükselmiştir.

Yurt içinde kredi faiz oranlarındaki artış, özel sektörü dış borca yöneltiyor…  

6 Kasım 2020’den itibaren Naci Ağbal başkanlığında TCMB, enflasyonla mücadele kapsamında sıkı para politikasını devreye sokarak, politika faizini Kasım ve Aralık ayı toplantılarında toplam 675 baz puan (yüzde 6,75 puan) artışla %17 seviyesine yükseltti. Artık, bankalar gecelik vadede değil, 1-haftalık vade ile fonlanmaya başlandı. Elbette, faiz artışı kredi faizlerine de yansıyarak TL cinsi ticari kredi faiz oranları %20, ihtiyaç kredisi faiz oranları ise %23 seviyelerinin üzerine çıktı.

Enflasyonun sadece Türkiye’de değil küresel bazda da sinyallerini almaya başladık. Özellikle Türkiye’nin dış borçlanmada ağırlıklı olarak ABD doları ve Euro cinsinden borçlanması sebebiyle gözümüz ABD ve Euro Bölgesi ekonomilerinde. Nitekim ABD merkez bankası Fed, enflasyon vurgusu yapmaya başladı bile. Bu sebeple düşük faiz imkanından yararlanmak isteyen Türk şirketleri yurt dışındaki düşük faiz oranlarından faydalanmayı tercih etmeye başladı. Aslında şu şekilde sorsaydım siz zaten cevabını vermiş olacaktınız: “Bir şirket yöneticisi olsaydınız, yurt dışı borçlanma faizleri halen düşük seviyelerini korurken, üstelik de Türkiye’nin risk primi düşmüşken yurt içinden mi, yoksa yurt dışından mı borçlanmayı tercih ederdiniz?”

Eklemekte fayda var; aşılamanın olumlu sonuçlar vermesi ile birlikte, yılın ikinci yarısında kısıtlamalar da azalmaya başlayacaktır. Ve enflasyon sinyallerinin arttığı bir ortamda, Fed de faiz artırımına ilişkin sözlü yönlendirmelerine devam edecektir. Aşağıdaki grafikte, Fed’in 2013 yılı sonlarında faiz artırımı yapacağını sözlü olarak belirtmesiyle, Türkiye’deki finans dışı özel sektörün yurt dışından uzun vadeli borçlanmaya ağırlık verdiğini açıkça görebiliyoruz. 

Kaynak: TSMB, TDM

Peki, risk primi ne zamana kadar düşük kalmaya devam edecek?

Türkiye’nin Nisan 2020’de 650 seviyesinin üzerine çıkan 10-yıl vadeli CDS primleri 18 Şubat itibariyle 318 seviyelerine kadar geriledi. Benzer şekilde, 2-yıl vadeli CDS primi Mayıs 2020’de 580 seviyesini aşmışken yine 18 Şubat itibariyle 213 seviyelerine gerilemiş durumda. Bu iki sayı şunu ifade ediyor: Türkiye Hazinesi ve şirketleri diyelim ki ABD doları cinsinden 2-yıl vadeli borçlanmak istiyor. Yatırımcıya vadedilen getiri 2-yıl vadeli ABD tahvil faiz oranının üzerine %2-3 gibi ek bir prime işaret ediyor, ki bu prim hatırlarsak, 2020 yılı Nisan ayında %6’lara kadar yükselmişti. investing.com sitesinden aldığım aşağıdaki grafikte Türkiye’nin 2-yıl vadeli CDS primlerinin seyrini görebilirsiniz.

Kaynak: INVESTING.COM

Türkiye’nin risk primi düşmesine rağmen, Covid-19 ile ilgili her olumlu gelişme başta petrol olmak üzere emtia ve özellikle de gıda fiyatları üzerindeki baskıyı artırıp, enflasyon beklentilerini yukarı çekecektir. Bu sebeple Türkiye’nin risk primi düşmüşken yurt dışındaki mevcut düşük faiz imkanından faydalanmak elbette şirketler için rasyonel bir çözümdür.

Yukarıda sorduğum risk priminin ne zamana kadar düşük kalacağı tamamen Covid-19’a bağlı. Nasıl mı? Kısıntılar devam etse de etmese de, enflasyon baskısı sürecek, kısıntılardaki gevşeme fiyat artışlarını daha da hızlandıracaktır. Bu arada şunu hatırlatmak istiyorum; tedarik zincirindeki zorluklar (beklenen ithal ürünlerle ihraç edilecek ürünlerin nakliyesindeki zorluklar) küresel olarak tedarikçilerin fiyat yükseltmesine, yüksek maliyetler ise nihai ürün fiyatlarına yansıtılarak tüketici fiyat enflasyonunun küresel olarak artmasına sebep oluyor. Bütün bunların yanı sıra, enflasyon beklentilerindeki artış da, borç verenlerin yüksek faiz oranı istemesini beraberinde getiriyor. Bu durum, dış borcu oldukça fazla olan Türk kamu ve özel sektörünün üzerindeki yükünü artıran çok önemli bir faktördür. Dolayısıyla, Covid-19 kısıtlamalarındaki gevşeme; enflasyon, cari açık, bütçe ve borç sorunlarını artıracak sonuçları da doğuracaktır.

Dr. Fulya Gürbüz