Eylül ayında ihracat, sanayi üretimini ve istihdamı destekledi, tüketim arttı

9-13 Kasım haftasında açıklanan üretim, dış ticaret ve tüketime ilişkin takvim ve mevsimsellikten arındırılmış TÜİK verilerine göre;

. Sanayi üretimi Eylül ayında önceki aya göre %1,7 arttı,

. İhracat miktar endeksi Eylül ayında önceki aya göre %11,2 arttı,

. İthalat miktar endeksi Eylül ayında önceki aya göre %2,0 arttı,

. Sanayi sektörü istihdamı Ağustos döneminde (Tem-Ağu-Eyl) önceki döneme göre %2,0 arttı,

. Perakende satış hacmi Eylül ayında önceki aya göre %2,8 arttı.

İhracat, sanayi üretimini desteklemeye devam ediyor…

Bir önceki aya göre değişimleri gösteren aşağıdaki grafikte, Mayıs 2020’den itibaren ihracatın (kırmızı çubuk) ve hammadde ithalatının (mavi çubuk) sanayi üretimini (gri çubuk) desteklediğini görebilirsiniz. Gri renkli 0 noktasını gösteren uzun yatay çizginin üzerindeki değerler önceki aya göre artış olduğunu, çizginin altındaki değerler ise önceki aya göre azalma olduğunu göstermektedir. Ağustos ayında ihracatta kaydedilen düşüşe rağmen hammadde ithalatı ve sanayi üretimindeki artışın imalat sektöründe mal stoklarını (turuncu çubuk) beslediğini anlıyorum. Eylül ayında ise ithalattaki sınırlı artışa rağmen ihracatı mal stoklarının beslediğini tahmin ediyorum. Pandemide ikinci dalganın tedarik zincirinde olası kırılmaları beraberinde getirebileceği endişeler sebebiyle, IHS Markit küresel imalat sanayi PMI endeksleri ülke raporlarında tedbir amaçlı satın alımların hızlandığı sinyalini almıştık.

Sanayi üretimindeki artış sanayi istihdamını destekliyor…

Aşağıdaki grafikte sol eksen, sanayi sektöründe istihdam edilen kişi sayısını (turuncu çubuklar) göstermektedir. Grafiğin sağ ekseninde ise sanayi üretimi (gri çizgi) ve imalat sektörü mevcut siparişlerinde (bordo çizgi) önceki aya göre nasıl bir değişim olduğu gösteriliyor. Yılbaşından itibaren imalat sektöründeki siparişlerde ve paralelinde sanayi üretiminde ardı ardına yaşanan gerilemelerin ardından, pandemi tedbirlerindeki gevşetmelerin etkisiyle sanayi istihdamının Haziran dönemiyle birlikte yükseliş eğilimine girdiğini görüyoruz. Eylül ve Ekim ayına ilişkin göstergeler sanayi istihdamında yükselişin devam edeceğine işaret ediyor.

Türk lirasındaki değer kaybına rağmen yurt içinde perakende satışlar hızlandı…

Aşağıdaki grafik, sol eksende sanayi sektörü (gri çubuk), imalat sektöründe mevcut siparişler (bordo çubuk), perakende satışlar (yeşil çubuk) ve tüketim malları ithalatındaki (mor çubuk) bir önceki aya göre kaydedilen değişimleri gösteriyor. Sağ eksende ise Dolar/TL kurunun (mavi çizgi) aylık ortalama değerleri gösteriliyor. Grafikte neler gördüğümü sıralayayım:

. Ağustos ayında Dolar/TL kurunun önceki aya göre %6,1 yükselmesinin etkisiyle tüketim malı ithalatında önceki aya göre sert düşüş var. Perakende satışlardaki artış ise Temmuz ayına göre hız kesti.

. Eylül ayında Dolar/TL’deki %3,5 yükselişe rağmen hem perakende satışlarda hem de tüketim malları ithalatında yükseliş var. Perakende satışlardaki hızlanmada özellikle Tekstil, Giyim ve Ayakkabı satışlarındaki aylık %13,1’lik artışın etkili olduğunu söyleyeyim. Türk lirasındaki sert değer kaybına rağmen Eylül ayında tüketim malları ithalatındaki %7,5’lik artışın ana tetikleyicisinin ise otomotiv sektörü ithalatında Eylül ayında kaydedilen %30,8’lik artış ve paralelinde otomotiv satışlarının aynı ay %46,9 yükselmesinin etkisi olduğunu düşünüyorum.

Ekim ayı göstergeleri ne söylüyor?

Ticaret Bakanlığı verilerine göre Ekim ayında ihracat ve ithalatta artışın devam etmesi sanayi üretiminde, dolayısıyla da sanayi sektörü istihdamında iyileşme göreceğimize işaret ediyor. Ekim ayında Dolar/TL kurunun %4,8 yükselmesi ve artan kredi faiz oranları sebebiyle perakende satışlarda önemli bir iyileşme olmayacağını tahmin ediyorum.

Dr. Fulya Gürbüz

Ekim ayında sanayi sektöründe vites düşüş sinyali

Bileşik Endeks Ekim ayında daralma bölgesinde kalmaya devam etti

Her ay sonunda MÜSİAD hizmet ve sanayi sektörlerini kapsayan anket sonuçlarını SAMEKS endeksleri olarak yayınlıyor. Her iki sektörün bileşiminden oluşan mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış SAMEKS Bileşik Endeksi Ekim 2020’de bir önceki aya göre 0,5 puan azalarak 49,6 değerine geriledi. Endeksin 50 seviyesinin altındaki değerler sektörün önceki aya göre daraldığını, 50 üzerindeki değerler ise önceki aya göre büyümeyi gösteriyor.

Kaynak: MÜSİAD

Sanayi üretimindeki düşüş SAMEKS Bileşik Endeksi aşağı çekti

Bileşik Endeksin Ekim ayında önceki aya göre gerilemesinin ana sebebi sanayi sektöründeki önceki aya göre daralma . Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış SAMEKS Sanayi Sektörü Endeksi, Ekim ayında önceki aya göre 1,9 puan azalışla 48,1 seviyesine geriledi. Böylece, SAMEKS Sanayi Endeksi 2020 yılı üçüncü çeyreğinde ortalama 52,0 değeri ile sektörde büyüme ortaya koyarken dördüncü çeyreğe daralmayla girdi. Ekim ayında sanayi sektöründe satın alımlar, stoklar ve istihdamda büyüme devam ederken üretim ve yeni siparişler düştü. Geçen hafta açıklanan, imalat sektörü üreticilerini kapsayan Reel Kesim Güven Endeksinde Ekim ayında stok ve yatırım harcamalarında önceki aya göre büyüme kaydedilmişti.

Kaynak: MÜSİAD

Ağustos ve Eylül aylarında daralma yaşayan SAMEKS Hizmet Endeksi ise Ekim ayında önceki aya göre 0,8 puan artışla 48,5 puan değeri alarak sektörde daralmanın zayıflasa da devam ettiğini gösterdi.

Ekim ayı dış ticaret verileri sanayi üretimine ilişkin net bilgi verecek

Türk lirasında devam eden değer kaybı, imalat sektörünü kapsayan SAMEKS ve RKGE anket sonuçları ve geçen hafta açıklanan Ekim ayı Almanya imalat sektörü PMI verisinden gelen ihracat ve üretim artışı sinyalleri beraber değerlendirildiğinde özellikle Avrupa kaynaklı olarak pandeminin ikinci dalgasının tedarik zincirini bozma ihtimaline karşılık Türkiye’de imalatçıların Ekim ayında yatırım harcamalarına ağırlık verip stok biriktirdiğini, ihracatın ise sanayi üretimini kısmen de olsa desteklediğini tahmin ediyorum. Tahminimde yanılıp yanılmadığımı gelecek hafta Ticaret Bakanlığı ve TİM tarafından açıklanacak olan Ekim ayı dış ticaret verileri gösterecek.

Dr. Fulya Gürbüz

Ekonomiyi, sanayi sektörü ayakta tutuyor

MÜSİAD, Eylül ayı SAMEKS (Satınalma Müdürleri Endeksi) endeksi verilerini açıkladı. Endeks hem hizmet hem de sanayi sektöründeki iş hacmi, üretim, yeni sipariş, satın alma, stoklar, tedarikçilerin teslim süresi ve istihdamla ilgili gelişmeleri gösteriyor. Endeksin 50 üzerindeki değerler sektörün önceki aya göre büyüdüğünü, altındaki değerler ise önceki aya göre daraldığını gösteriyor.

Eylül ayında sanayi sektörü önceki aya göre yavaşlayarak da olsa büyüse de hizmet sektöründeki daralma Eylül ayında da sürdü. Her iki endeksin bileşiminden oluşan Bileşik Endeks ise sanayi sektörünün desteğiyle büyüme bölgesinde kalmayı başardı. Türkiye’deki resme benzer olarak, 23 Eylül’de IHS Markit tarafından açıklanan imalat sektörü PMI ilk tahminleri de ABD, Euro Bölgesi ve İngiltere’de hizmet sektörlerinin zayıfladığını, sanayi sektörlerinde ise canlılığın sürdüğünü göstermişti.

Gelelim detaylara…

Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış SAMEKS Sanayi Sektörü Endeksi, 2020 yılı Eylül ayında, bir önceki aya göre 0,9 puan azalarak 50,1 seviyesine gerileyerek büyüme bölgesinde kalmayı başardı. Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış SAMEKS Hizmet Sektörü Endeksi ise Eylül ayında bir önceki aya göre 1,0 puan azalarak 46,6 seviyesine geriledi.

Kaynak: MÜSİAD

Böylece mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış SAMEKS Bileşik Endeksi Eylül ayında bir önceki aya göre 0,5 puan azalarak 50,2 değerine geriledi ki Bileşik Endeksin büyüme bölgesinde kalmasını sağlayan ana faktör sanayi sektöründe devam eden iyileşme oldu.

Kaynak: MÜSİAD

Detaylara baktığımızda hizmet sektöründe sadece satın alımlar büyüme eğilimi gösteriyor. İş hacmi, stoklar ve istihdamdaki bozulma ise artarak devam ediyor.

Sanayi sektörü ise moral vermeye devam ediyor. Üretim ve yeni siparişlerdeki yavaşlamanın Eylül ayında önceki aya göre hız kaybettiğini görüyoruz. Sanayi sektöründeki satın alımlar, stoklar, tedarikçilerin teslim süresi ve istihdamdaki devam eden iyileşmelerin ise ekonomik büyümeyi desteklemeye devam eden ana faktörler olarak karşımıza çıkıyor.

IHS Markit Almanya imalat sektörü PMI endeksi Eylül ayı ilk tahmini verileri özellikle Asya’dan gelen ihracat taleplerine dikkati çekmişti. Bu gelişmenin Türkiye sanayi sektörünün ihracat hacmini ne derece etkilediğini Eylül ayı TİM ihracat verilerinde göreceğiz.

Dr. Fulya Gürbüz

Türkiye’nin borç stoku görece düşükken neden Türk lirası değer kaybediyor, neden risk primi yüksek?

Yukarıdaki grafik IIF raporundan alınma. Dikey eksen 2007 yılından 2019 yılına kadarki dönemde kamu borcunun GSYH’ye oranının yüzdesel değişimini gösteriyor. Yatay eksen ise hane halkı ve finans dışı sektörün borcundaki değişimi gösteriyor.

Türkiye’nin kamu borcunun GSYH’ye oranı 2007’de %38 iken 2019 yılı sonuna kıyasla 7 yüzde puan azalışla %31 seviyesine geriledi. Söz konusu oran 2018 yılının ilk çeyreğinde %28 seviyesine kadar gerilemişti. Hane halkı ve finans dışı sektörün borç stokunu ise kendi hesaplarıma göre 46 yüzde puan arttığını hesaplıyorum.

Grafikte gelişmekte olan ülkelerin ortalamasını gösteren noktaya kıyasla Türkiye’nin kamu borcu, ortalamanın aksine düşüş kaydetmişken hane halkı ve finans dışı sektörün borç stokundaki artış da ortalamanın sınırlı aşağısında kalmış.

Türkiye ekonomisi 2020 yılında %2 daralma kaydederse COVID-19 sebebiyle devreye alınan 15 milyar dolarlık mali paketle birlikte kamu borcunun GSYH’ye oranı 2020 yılı sonunda en az %34 seviyesine çıkmasına sebep olacak. Elbette COVID-19 sebebiyle şu ana kadar kabaca 2,2 trilyon dolarlık tahvil alımı yoluyla sağlanacak parasal genişleme tedbirlerini duyuran ekonomilerin borç stoku da artacak. IIF küresel borç stokunun GSYH’ye oranının 2019 yılı sonunda %322 seviyesinden 2020 yılı sonunda %342 seviyesine yükseleceğini tahmin ediyor.

Peki Türkiye diğer ülkelerle aynı kaderi paylaşıyorsa finansal piyasalarına neden bu kadar sert satış baskısı hâkim?

En önemli sebebi Merkez Bankasının azalan döviz rezervleri. Merkez Bankasının brüt döviz rezervleri Mart ayında önceki aya göre 12,4 milyar dolar eriyerek 95,6 milyar dolar seviyesine geriledi. Net uluslararası rezervleri ise yine Mart ayında 5,5 milyar dolar azalışla 32,6 milyar dolar seviyesine geriledi.

2019 yılında 124 milyar TL açık veren merkezi yönetim bütçesinin 2020 yılında 139 milyar TL açık vereceği, 357 milyar TL borçlanma ile finansman sağlanacağı hedeflenmişti.

Son durumda, artan bütçe açığına bağlı olarak borç stokunda artış, COVID-19 etkisiyle bütçe harcamalarında artış, ihracatta ve turizm gelirlerinde azalmaya bağlı olarak artacak cari işlemler açığı, ekonomik daralmanın işgücü kaybını artırması, bir de üzerine Kanal İstanbul projesinin başlatılmasına yönelik kararlılık.

Tüm bu etkenleri dikkate aldığımızda Türk lirasında yaşanan değer kaybı ve Türkiye’nin risk primi (CDS primlerindeki rekor artış) artmaya devam ediyor.

Güven kaybına sebep olan bu gelişmelerden çıkış yolu ise katma değeri yüksek sürdürülebilir büyüme hedefi ortaya koyacak bir ekonomi reformu.

Dr. Fulya Gürbüz

Artan bütçe açığı sebebiyle kamunun dış borç stoku artıyor

Eylül 2019’da 433 milyar dolar olan Türkiye’nin dış borç stoku 4 milyar dolar artışla Aralık 2019’da 436,9 milyar dolar seviyesine yükseldi.

2019 yılı son çeyreğinde Merkez Bankası ve kamunun borç yükü 14 milyar dolar arttı…

2019 yılı dördüncü çeyreğinde Merkez Bankası dış borç stokunu 2 milyar dolar, kamu sektörü 12 milyar dolar artırdı; özel sektör 10 milyar dolar azalttı. Özel sektör içinde yer alan finans dışı özel sektör ise aynı dönemde dış borç stokunu 3,2 milyar dolar artırdı.

Kamu borç stokundaki artışın sebebi artan bütçe açığı

Kamunun dış borç stokunun %62’sini (96,4 milyar dolar) merkezi yönetim dış borç stoku oluşturuyor. Merkezi yönetimin borç stokundaki artışın en önemli sebebi 2014 yılından bu yana aralıksız artan merkezi yönetim bütçe açığı:

Bütçe açığındaki artışa paralel olarak merkezi yönetim borç stokunun GSYH içindeki payı artıyor…

2020 yılı nasıl bir resim ortaya koyuyor?

Koronavirüs salgınının ekonomi üzerindeki etkisini Şubat ve Mart ayı verileri açıkça ortaya koydu; ekonomik aktivite zayıflıyor, mali tedbir paketleri devreye giriyor. Bu da bütçe açığının beklenenden fazla olması, yani Hazine’nin finansman konusunda 2020 yılı için hedeflediğinden daha fazla borçlanacağı anlamına geliyor. 2020-2022 Yeni Ekonomi Programına göre Hazine, 2020 yılında 357,2 milyar TL borçlanma hedefliyor. Bunun 57,6 milyar TL’si dış borçlanma olarak açıklanmıştı. Görünen o ki, koronavirüs salgınının etkisinin uzaması halinde bütçe ve finansmanı hedeflerinde revizyon göreceğiz.

Dr. Fulya Gürbüz

Mart ayı PMI ve SAMEKS verileri sanayi üretimi ve ihracat performansında düşüşe, enflasyonda artışa işaret etti

Mart ayı SAMEKS Sanayi Sektörü Endeksi’nin ardından İstanbul Sanayi Odası Türkiye İmalat Satın Alma Yöneticileri Endeksi (PMI) de imalat sektöründe sert daralmaya işaret etti.

Şubat’ta 52,4 olarak ölçülen imalat sektörü PMI, Mart ayında 4,3 puanlık düşüşle son üç ayda ilk kez eşik değer 50,0’nin altına 48,1 seviyesine geriledi. Endeksin 50 seviyesi altındaki değerler sektörde daralma anlamına geliyor.

İmalat sektörü PMI ve SAMEKS verileri Şubat ayında sanayi üretiminde yavaşlamaya, Mart ayında ise daralmaya işaret ediyor. Alt endeks detayları Mart ayında ihracat verilerinde düşüş ihtimalini artırdı, enflasyonda ise yükseliş sinyali var.

Anket sonuçları ne söylüyor?

. Mart ayında sektördeki zorluklar büyük ölçüde COVID-19’dan kaynaklandı.

. Üretim son beş ayda ilk kez hız kaybetti.

. Yeni siparişler iki aylık genişleme sürecinin ardından düştü. Yeni ihracat siparişlerindeki düşüş, toplam yeni siparişlerdekinden daha yüksek oranda gerçekleşti.

. İstihdam artışı üst üste üçüncü ay artışını sürdürdü. Bazı firmalar, istihdam artışının önceki aylarda yeni sipariş alımlarında görülen iyileşmeden kaynaklandığını belirtti.

. Satın alma faaliyetleri Ekim 2019’dan beri ilk kez azaldı. Nihai ürün ve girdi stokları azaldı.

. Tedarikçilerin teslimat süreleri, anketin başladığı Haziran 2005’ten beri ikinci en belirgin bozulmayı yaşadı. . Türk lirasındaki değer kaybı ve arz eksiklikleri sebebiyle girdi maliyetleri enflasyonu yüksek seyrini korudu. Nihai ürün fiyatları yükseldi.

Dr. Fulya Gürbüz

Türkiye’nin kısa vadeli dış borç stoku Ocak 2020’de önceki aya göre değişmedi

Türkiye’nin Ocak sonu kısa vadeli dış borç stoku, bir önceki aya göre değişiklik göstermeyerek 123,6 milyar ABD doları olarak gerçekleşti.

Aynı dönemde, bankaların kısa vadeli dış borç stoku 0,6 milyar ABD doları artışla 56,8 milyar ABD doları arttı, diğer sektörlerin kısa vadeli dış borç stoku 0,6 milyar ABD doları azalarak 58,4 milyar ABD doları oldu.

2020 Ocak sonu itibarıyla, orijinal vadesine bakılmaksızın vadesine 1 yıl veya daha az kalmış dış borç verisi kullanılarak hesaplanan kalan vadeye göre kısa vadeli dış borç stoku, 172,3 milyar ABD doları düzeyinde gerçekleşti. Bu büyüklük içinde, TCMB’nin payı %5 ile 8,4 milyar ABD doları, kamunun payı %19 ile 32 milyar ABD doları, özel sektörün payı ise %76 ile 131,8 milyar ABD dolarıdır. Özel sektör içinde finansal kuruluşların payı 59,1 milyar dolar iken finansal olmayan kuruluşların payı 72,6 milyar ABD dolarıdır.

Özel sektörün uzun vadeli kredi borcundaki düşüş Ocak 2020’de devam etti

Ocak sonu itibarıyla, özel sektörün yurt dışından sağladığı uzun vadeli kredi borcu bir önceki aya göre 1,8 milyar ABD doları azalarak 189,8 milyar ABD doları oldu.

Finansal sektörün uzun vadeli kredi borcu aylık 0,98 milyar ABD doları azalarak 87,4 milyar ABD doları, finans dışı özel sektörün borcu ise 0,82 milyar ABD doları azalarak 102,3 milyar ABD doları olmuştur.

Özel sektörün kısa vadeli kredi borcu (ticari krediler hariç) ise aylık 1,1 milyar ABD doları azalarak 8,4 milyar ABD doları oldu.

Özel sektör, gelecek 1 yıl içinde toplam 48,5 milyar ABD dolarlık anapara geri ödemesi gerçekleştirecek.

Haftanın makro-ekonomi gündemi: TCMB faiz kararı, bütçe, borç stoku, uluslararası yatırım pozisyonu, işsizlik oranı

16 Mart 2020, Pazartesi

Şubat ayı merkezi yönetim bütçe verileri açıklanacak. Ocak ayında 21,5 milyar TL fazla veren bütçenin, Şubat ayı nakit bütçe verisine paralel olarak açık vermesi bekleniyor. Nakit bütçe Şubat ayında 8,9 milyar TL açık verdi.

Şubat ayı konut satışları açıklanacak. (Ocak 2020: 113.615)

Ocak ayı özel sektör uzun vadeli kredi borç stoku açıklanacak. (Aralık 2019: 191,4 milyar ABD doları)

17 Mart 2020, Salı

Ocak ayı kısa vadeli dış borç stoku açıklanacak. (Aralık 2019: 118,2 milyar ABD doları)

Ocak ayı Merkez Bankası konut fiyat endeksi açıklanacak. (Aralık 2019: 118,75)

18 Mart 2020, Çarşamba

Merkez Bankası Ocak ayı Net Uluslararası Yatırım Pozisyonu verisini açıklayacak. (Aralık 2019: -349 milyar ABD doları)

ABD merkez bankası Fed para politikasını görüşmek üzere toplanacak. Pazar günü olağanüstü toplanarak politika faiz aralığını %0-0,25 seviyesine çeken Fed olağan toplantısında faiz değişikliği yapmayacak.

19 Mart 2019, Perşembe

Türkiye ve Japonya merkez bankaları faiz kararını açıklayacak. TCMB’nin %10,75 seviyesindeki haftalık politika faiz oranını %10,0 seviyesine düşürmesi olası. Japonya Merkez Bankasının ise eksi %0,1 olan mevduat faiz oranında değişiklik beklenmiyor.

Ocak ayı dış ticaret endeksleri açıklanacak. Takvim ve mevsim etkilerinden arındırılmış ihracat ve ithalat miktar endeksleri önceki aya göre sırasıyla %0,6 ve %1 artış kaydetmişti. Ocak ayında ihracat ve ithalatta gerileme yaşanması, dış ticaret endekslerinde aşağı yön ihtimalini kuvvetlendiriyor.

20 Mart 2020, Cuma

Merkezi yönetim Şubat ayı borç stoku açıklanacak. (Ocak 2020: 1,33 trilyon TL)

2019 yılı işsizlik oranı açıklanacak (2018: %10,96). 2019 yılı Aralık ayında işsizlik oranı %13,71 olmuş, böylece 2019 yılında 12 aylık ortalama işsizlik oranı %13,70 olarak gerçekleşmiştir.

Dr. Fulya Gürbüz

İmalat sektörü yatırım ve ara mallarında kapasitesini düşük tutarken, tüketim mallarındaki artış yavaşladı

Merkez Bankası verilerine göre 2020 yılı Şubat ayında reel kesim güven endeksi (RKGE), bir önceki aya göre 2,8 puan artarak 106,9 seviyesinde gerçekleşti. Mevsimsellikten arındırılmış reel kesim güven endeksi (RKGE-MA) bir önceki aya göre 0,3 puan artarak 106,7 oldu. Endeksin 100 üzerindeki değerleri anket katılımcılarının güveninde iyileşmeye, altındaki değerler ise kötümserliğe işaret ediyor. Endeks 2019 Ekim ayından bu yana yükseliş eğilimini koruyor.

Son üç aydaki ve mevcut durumdaki ihracat sipariş miktarlarındaki artış ile mevcut durumdaki iç piyasa siparişlerindeki artış RKGE’yi bir önceki aya göre yukarı taşıdı. Toplam sipariş miktarına ilişkin beklentilerdeki kötümserlik azalmaya devam etti. Söz konusu olumlu gelişmeler katılımcıların gelecek üç aya yönelik üretim, sipariş, istihdam, ortalama birim maliyet ve satış fiyatlarında bir önceki aya göre iyimserliklerinin artmasına sebep oldu.

Öte yandan son üç aylık dönemde üretim hacmi, iç piyasa sipariş miktarları ve ortalama maliyetlerde bir önceki aya göre iyimserliğin azaldığını görüyoruz.

Raporda yer aldığı üzere mevcut stopların mevsim normallerinin üzerinde olması endeksi olumsuz etkiledi.

Gelecek on iki aydaki sabit sermaye yatırım harcamasına ilişkin artış yönlü beklentiler ise güçlendi.

Merkez Bankasının yayınladığı bir diğer veri de imalat sektörü kapasite kullanım oranı (KKO) oldu. Şubat ayında KKO bir önceki aya göre 0,5 puan artarak %76,0 seviyesinde gerçekleşti. Mevsimsel etkilerden arındırılmış KKO, bir önceki aya göre 0,8 puan artarak %76,6 seviyesinde gerçekleşti.

Tüketim malları KKO bir önceki aya göre azalırken, ara mallar ve yatırım malları KKO artış kaydetti. Bu gelişmeler RKGE verilerini destekliyor. 2019 yılının son çeyreğinde tüketim malları KKO %75 seviyesinin üzerinde seyrederken Ocak-Şubat 2020 döneminde düşüş eğilimine girdi. Ara malları ve yatırım malları KKO ise son 5 yılın düşük seviyelerini koruyor.

Kaynak: TCMB, TDM

Son iki ay hariç tüketim malları KKO’larda son dönemde yaşanan iyileşme hem iç hem de dış talepteki artışı destekliyor. Ancak küresel büyümeye ilişkin beklentilerdeki bozulma yatırım ve ara mal üretimi KKO’larını 2014 sonu 2015 başı seviyelerine geriletmiş durumda. Dolayısıyla imalat sektöründe istikrarlı bir güven artışı sağlanana kadar -ki bu küresel ticaret ve jeopolitik gelişmelere bağlı- yatırım harcamaları ve ara mal üretiminde yatay yönlü seyrin devam etmesini bekliyoruz.

Dr. Fulya Gürbüz