Ekim PMI: Küresel arz kısıtları enflasyon baskısını artırıyor

Ekim ayı öncü PMI verileri ABD, Euro Bölgesi ve İngiltere hizmet sektörlerinde hızlanmaya, Almanya’da ihracatın imalat sektörünü desteklediğine, Japonya’da hem hizmet hem de imalat sektörlerinde hızlanmaya işaret etti. Söz konusu ülke/bölgelerde istihdam artışı sürdü, girdi maliyetlerindeki artışın hızlanması çıktı fiyatlarını yukarı çekti. Almanya’da ihracat artışının Ekim ayında artmaya devam etmesi Türkiye’nin ihracatı açısından olumlu bir sinyal olabilir.

ABD’de hizmet sektörü hızlandı, imalat sektörü üretimi yavaşladı, istihdam artışı sürdü, fiyat artışları hızlandı…

Ekim ayında hammadde kısıtları ve tedarik zincirindeki gecikmeler ABD’de imalat sektörü üretimini yavaşlatmaya devam etti. Kovid-19 endişelerindeki azalmaya bağlı olarak hizmet sektöründe siparişler hızlı artış gösterdi, işe alımlar arttı; yüksek taşıma maliyetleri, çalışan ücretleri, tedarikçi ücretleri ve malzeme fiyatlarına bağlı olarak enflasyon üzerindeki baskı arttı. İmalat tarafında ise tedarik zinciri kısıtları ve noksanlıkları ile tedarik sürelerinin uzamasına bağlı olarak üretim ve siparişlerde hafif zayıflama kaydedildi. İmalatçılar hem stoklarını artırmak hem de tedarik sorunuyla baş edebilmek amacıyla satın alımlarını hızlandırdı. Malzeme kıtlığı, lojistiğe bağlı sorunlar ve yüksek emtia fiyatları girdi maliyetlerini dolayısıyla da fabrika satış fiyatlarını hızla yukarı çekmeye devam etti. Eylül ayında ABD’de TÜFE (grafikte mavi çizgi, sol eksen) yıllık %5,4 (aylık %0,4), ÜFE (grafikte siyah noktalı çizgi, sağ eksen) ise yıllık %8,6 (aylık %0,5) artış kaydetmişti.

Almanya’da ihracat imalat sektörünü destekledi, istihdam artışı sürdü, girdi ve çıktı fiyat artışları hızlandı…

Ekim ayında Almanya’da hizmet ve imalat sektörleri yavaş hızla da olsa büyümesini sürdürdü. İmalat sektöründe yavaşlamanın sebepleri girdi kısıtları ve otomotiv sektöründe yaşanan talep daralması oldu. Arz zincirinde devam eden sıkıntılar hizmet sektörünü olumsuz etkilemeye devam etti. Otomotiv sektörünü çıkmaza sokan çip darlığı fabrikaların yeni sipariş artışlarında yavaşlamaya sebep olurken, ihracat siparişleri güçlü seyrini korudu. Hizmet sektöründe ihracat siparişleri hızlanma kaydetse de yurt içi siparişler son altı ayın en yavaş artışını kaydetti. Fiyat tarafında ise girdi maliyetleri ve çıktı fiyatları sert yükseldi. İmalat sektöründe başta metaller ve plastik olmak üzere hammadde fiyatlarındaki yükseliş ve artan enerji fiyatlarına dikkat çekilirken, hizmet sektöründe faaliyet giderlerindeki tarihi rekor artışa vurgu yapıldı.  İstihdamda ise güçlü alımlar sürdü. Eylül ayında Almanya’da TÜFE (grafikte mavi çizgi, sol eksen) aylık bazda değişiklik göstermezken yıllık artış %4,1 olmuş, ÜFE (grafikte siyah noktalı çizgi, sağ eksen) ise yıllık %14,2 (aylık %2,3) artış kaydetmişti.

Euro Bölgesi’nde otomotiv sektörü üretimi en sert düşüşünü kaydetti, hizmet sektörü büyüdü, istihdam arttı, fiyat artışları hızlandı…

Ekim ayında Euro Bölgesi genelinde hizmet ve mal üretimindeki artış yavaşlayarak sürdü. Hizmet sektörlerinde siparişler hızlı artarken, imalat sektöründe siparişler son dokuz ayın en düşük artışını kaydetti. Otomobil ve yedek parça sektöründe üretim en hızlı düşüşünü kaydetti. Artan Kovid-19 endişelerine paralel olarak seyahat, turizm, eğlence ve dinlenme faaliyetlerinde gerileme görülürken; sağlık, medya, bankacılık ve banka dışı finansal sektörde aktivite hızlandı. Bölge genelinde istihdam artışı sürdü. Girdi ve çıktı fiyatlarında artışlar hızlandı. Euro Bölgesi’nde TÜFE (grafikte mavi çizgi, sol eksen) yıllık %3,4 (aylık %0,5), ÜFE (grafikte siyah noktalı çizgi, sağ eksen) ise yıllık %13,4 (aylık %1,1) artış kaydetmişti.

İngiltere’de hizmet sektörü hızlandı, kapasite kısıtları imalat sektörünü aşağı çekti, istihdam artışı hızlandı, rekor hızda fiyatlar arttı…

Pandemi kısıtlarının kaldırıldığı İngiltere’de Ekim ayında ihracat siparişlerinin de desteğiyle hizmet sektöründe aktivite hızlandı, imalat sektörü üretimi yavaşladı. İstihdam ve malzeme kısıtları ile azalan ihracat siparişleri imalat sektörü üretimini aşağı çeken ana faktörler oldu. Güçlü ücret artışları ve kötüleşmeye devam eden küresel tedarik zinciri girdi maliyetlerinin paralelinde de çıktı fiyatlarının rekor hızda yükselmelerine sebep oldu. Girdi maliyetlerinin tetikleyicileri yakıt, taşıma ve enerji fiyatları, başta çip ve diğer elektronik aksamlar olmak üzere hammadde darlığı oldu.  Eylül ayında İngiltere’de TÜFE (grafikte mavi çizgi, sol eksen) yıllık %3,1 (aylık %0,3), ÜFE (grafikte siyah noktalı çizgi, sağ eksen) ise yıllık %6,7 (aylık %0,5) artış kaydetmişti.

Japonya’da imalat sektörü Ekim ayında büyümeyi sürdürdü, hizmet sektörü üretimi Ocak 2020’den bu yana ilk kez arttı…

Kovid-19 vakalarında gerileme ve pandemi kaynaklı kısıtlamaların gevşetilmesine bağlı olarak Japonya’da hizmet sektörü Ocak 2020’den bu yana ilk kez Ekim 2021’de önceki aya göre büyüme kaydetti, imalat sektörü son dokuz ayda sekizinci kez büyümesini sürdürdü. İmalat sektöründe yerel ve ihracat siparişleri artarken, hizmet sektöründe siparişler düşüşünü sürdürdü. İmalat sektöründe işe alımlar hızlandı. Tedarik zincirinde süregelen sıkıntılar ve malzeme kıtlığı girdi maliyetlerinin son 13 yılın en hızlı artışı kaydetmesine sebep olurken, çıktı fiyatları da sert şekilde yükseldi. Eylül ayında Japonya’da TÜFE (grafikte mavi çizgi, sol eksen) yıllık %0,2 (aylık %0,4), ÜFE (grafikte siyah noktalı çizgi, sağ eksen) ise yıllık %6,3 artış kaydetmişti.

Dr. Fulya Gürbüz

Ekonomi Gündemi: Enflasyon, dış ticaret, imalat sektörü PMI verileri

2 – 6 Ağustos haftasında Temmuz ayına ilişkin enflasyon, dış ticaret, İSO imalat sektörü PMI ve Hazine nakit bütçe verileri açıklanacak. Tüketici ve üretici fiyat enflasyonlarında yükselişlerin sürdüğünü, ihracatta olumlu seyrin devam ettiğini, siparişlerin imalat sektörünü desteklediğin göreceğiz. İngiltere Merkez Bankası para politikası toplantısından faiz değişikliği gelmeyecek.

2 AĞUSTOS 2021, PAZARTESİ

TEMMUZ AYI DIŞ TİCARET VERİLERİ – TİCARET BAKANLIĞI

TÜİK ile Ticaret Bakanlığı işbirliğiyle oluşturulan genel ticaret sistemi kapsamında üretilen geçici dış ticaret verilerine göre; ihracat 2021 yılı Haziran ayında aylık 3,3 milyar dolar (aylık %20) artışla 19,8 milyar dolar seviyesine yükselirken, ithalat aylık 2,0 milyar dolar (aylık %9,7) artışla 22,6 milyar dolar seviyesine yükselmişti. İhracatın ithalattan daha hızlı artmasına bağlı olarak dış ticaret açığı Haziran ayında önceki aya göre 1,3 milyar dolar iyileşerek 2,9 milyar dolar seviyesine geriledi. Geçmiş 12-aylık toplam olarak bakıldığında ihracat, Haziran ayında 199,5 milyar dolar değeri ile rekor yüksek seviyesine ulaştı. Temmuz ayına ilişkin öncü veriler ihracat tarafında olumlu seyrin sürdüğüne işaret ediyor.

Kaynak: TÜİK

TEMMUZ AYI IHS MARKIT TÜRKİYE VE KÜRESEL İMALAT SEKTÖRLERİ PMI ENDEKSLERİ – www.markiteconomics.com, www.iso.org.tr

Geçen hafta IHS Markit, Temmuz ayına ilişkin ABD, Almanya, Fransa, İngiltere, Japonya imalat ve hizmet sektörleri PMI endeksleri ilk tahminlerini açıklamıştı. Dikkat edileceği üzere Japonya dışında diğer ülkeler Türkiye’nin en büyük dış ticaret ortakları. Dolayısıyla bu ülkelerin talep ve üretim tarafındaki gelişmeler Türkiye’nin de üretim ve dış ticaretine ilişkin tahmin yapmamızda yardımcı oluyor. Söz konusu verilere göre, en büyük ticaret ortağımız olan Almanya’da hizmet ve imalat sektörleri PMI endeksleri Temmuz ayının ilk yarısında rekor seviyelerine yükseldi, yurt içi siparişlerde hızlanma yaşandı, ihracat siparişlerindeki artış hızı kısmen yavaşlasa da işe alımlar hızlandı. ABD’de imalat sektörü büyümesini sürdürürken istihdam sıkıntısı yaşayan hizmet sektörü kısmen zayıfladı. İmalat sektöründe ihracat ve yurt içi siparişler güçlü büyümesini sürdürürken hizmet sektörü talebinde kısmi zayıflama yaşandı. Covid-19 vaka sayılarında artış yaşanan İngiltere’de azalan yurt içi ve ihracat siparişlerine bağlı olarak imalat ve hizmet sektöründe de güç kaybı yaşandı. Genel olarak değerlendirildiğinde söz konusu gelişmeler Türkiye imalat sektörü PMI endeksinde iyileşme görme ihtimalini yükseltiyor ki bu noktada destek iç ve dış talepten gelecek. Öte yandan pandemiye ilişkin varyantların sebep olduğu vaka sayılarındaki artışlar, küresel bazda önümüzdeki döneme ilişkin iyimserlikte bozulmaya sebep oluyor. Devam eden tedarik zincirindeki sıkıntılara bağlı yüksek taşıma maliyetleri ile istihdamda yaşanan sıkıntıların beraberinde getirdiği ücret artışları maliyet enflasyonu üzerinde yukarı yönlü baskının artmasına sebep oluyor.

Kaynak: http://www.iso.org.tr

3 AĞUSTOS 2021, SALI

TEMMUZ AYI ENFLASYON VERİLERİ – TÜİK

Haziran ayında tüketici fiyat endeksi (TÜFE) yıllık %17,53, aylık %1,94 artış kaydederken yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) yıllık %42,89 ve aylık %4,01 artışlar yaşadı. 2020 yılı başından bu yana Yİ-ÜFE enflasyonundaki hız artışı TÜFE’nin üzerinde seyretmeye devam ediyor. Yİ-ÜFE’deki hızlanmanın başlıca sebepleri artan enerji fiyatları ve döviz kurlarındaki artışlar (Türk lirasındaki değer kaybı) oldu. Yükselen enerji maliyetleri (kok kömürü ve rafine petrol ürünleri) ve ara malı ithalat fiyatları üreticilerin üzerindeki maliyet yükünü artırıyor. Özellikle maliyet tarafındaki baskılar, Yİ-ÜFE’de yükselişin Temmuz ayında ve sonrasında da sürmeye devam edeceğine işaret ediyor. Tüketici enflasyonunda (TÜFE) ise AA Finans’ın yaptığı anket sonuçlarına göre aylık bazda TÜFE artışının Temmuz ayında ortalama %1,62 olması öngörülüyor, bunun da yıllık bazda %18,74’lük artışa işaret ettiği tahmin ediliyor.

Kaynak: TÜİK
Kaynak: TÜİK

4 AĞUSTOS 2021, ÇARŞAMBA

TEMMUZ AYI REEL EFEKTİF DÖVİZ KURU – TCMB

TCMB, Türkiye’nin dış ticaretinde önemli paya sahip olan ülkelerin para birimlerinden oluşan sepete göre, Türk lirasının ağırlıklı ortalama değerini Nominal Efektif Döviz Kuru olarak nitelendirmekte, söz konusu kuru nispi fiyat etkilerinden arındırarak Reel Efektif Döviz Kuru (REDK) değerini hesaplamaktadır. Haziran ayında TÜFE bazlı REDK önceki aya göre 0,67 puan değer kaybıyla tarihi düşük seviye olan 59.77 seviyesine gerilemişti. Türk lirasının Temmuz ayında kaydettiği hafif değer artışının REDK üzerinde yukarı yönlü bir etki yaratacaktır.

Kaynak: TCMB

5 AĞUSTOS 2021, PERŞEMBE

İNGİLTERE MERKEZ BANKASI (BOE) PARA POLİTİKASI KARARI – http://www.bankofengland.co.uk

BOE, Haziran ayı toplantısında %0,1 olan politika faizini değiştirmemişti. Ağustos ayı toplantısında da BOE politika faizini koruyacak. Çünkü; manşet ve çekirdek enflasyon yıllık bazda %2 seviyesinin üzerine çıkmış olsa da %4,8 seviyesindeki işsizlik oranı pandemi öncesi seviyelerinin hayli yukarısında. Öte yandan bireysel kredilerin pandemi öncesi seviyelerin aşağısında seyretmesi, tüketici harcamaları ve sanayi üretiminde momentum kaybı yaşanması, en önemlisi de pandemi kaynaklı varyantların beklentilerde bozulmalara sebep olması BOE’nin finansal desteğini ve düşük politika faiz oranını korumaya devam edeceğini gösteriyor.

TCMB VE BDDK, 23 TEMMUZ 2021 TARİHLİ HAFTALIK PARA VE BANKA VERİLERİ – BDDK, TCMB

16 Temmuz ile biten haftada piyasadaki likiditeyi gösteren parasal göstergeler (M1, M2, M3) özellikle “dolaşıma çıkan banknot ve demir para” olarak nitelendirilen emisyon artışının etkisiyle önceki haftaya göre artış kaydetti. Söz konusu emisyon artışının sebebi 1 haftalık Kurban Bayramı tatilinde piyasaya yeterli likiditenin sağlanmasıdır. TL cinsi mevduat ve TL cinsi kredi büyüklükleri önceki haftaya göre yükseldi. TL cinsi mevduat faiz oranları %14-19, TL cinsi kredi faiz oranları %17-25 aralığında seyretti. Tüzel kişilerin döviz mevduatlarını (DTH) önceki haftaya göre 0,8 milyar dolar, gerçek kişilerin 0,7 milyar dolar artırmasına bağlı olarak toplam DTH 221,6 milyar dolar seviyesine yükseldi. Bankacılık sistemi yabancı para net genel pozisyonu kamu bankalarının pozisyon açığı kaydetmesine bağlı olarak 6,0 milyar dolar ile önceki haftaya göre hafif geriledi. Merkez Bankasında tutulan uluslararası rezervler 104,9 milyar dolar ile önceki haftaya göre 0,8 milyar dolar artış gösterdi;  bunda altın rezervlerinde haftalık 0,5 milyar dolar, brüt döviz rezervlerinde 0,3 milyar dolarlık artışın etkisi var. Merkez Bankasının net rezerv açığı da 16 Temmuz ile biten haftada 1-aya kadar olan döviz kredileri, menkul kıymetleri ve mevduatlarına ait yükümlülüklerindeki 2,5 milyar dolarlık azalışa bağlı olarak 26,5 milyar dolar seviyesine geriledi. Yurtdışında yerleşik kişilerin mülkiyetindeki hisse senedi stoku ve devlet iç borçlanma senedi (DİBS) stoku toplamı 28,7 milyar dolar ile önceki haftaya göre yatay kaldı. Yurt dışı yerleşikler 16 Temmuz ile biten haftada hisse senetlerinde 61 milyon dolarlık net satış, DİBS’te 56 milyon dolarlık net alış gerçekleştirdiler.

Kaynak: Turkey Data Monitor

6 AĞUSTOS 2021, CUMA

TEMMUZ AYI HAZİNE NAKİT BÜTÇE VERİLERİ – HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI

Hazine nakit bazlı bütçe verilerine göre Haziran ayında 111,3 milyar TL gelir elde edilirken harcamalar 119,7 milyar TL olmuştu. Böylece nakit dengesi 7,2 milyar TL açık vermişti. 2020 yılı ilk yarısında toplam 109,3 milyar TL açık veren nakit bütçe, 2021 yılı ilk yarısında 38,3 milyar TL açık verdi. 2020 yılı toplamında nakit bütçe 182 milyar TL açık vermişti.  

Kaynak: Turkey Data Monitor

ABD TEMMUZ AYI İŞGÜCÜ VERİLERİ – TÜİK

ABD’de işsizlik oranı Haziran ayında önceki aya göre 0,1 yüzde puan artışla %5,9 seviyesine yükselmiş, ortalama saatlik kazançlar yıllık bazda %3,58 artış kaydetmişti. 

Dr. Fulya Gürbüz

Üretim ve enflasyonda artışa rağmen Fed gevşek politikasını sürdürecek

Kaynak: Turkey Data Monitor

Nisan ayına ilişkin olumlu makro-ekonomik veriler, Japonya ve Amerikan merkez bankalarının politika değişikliğine imkan tanımıyor… Japonya Merkez Bankası (BOJ) 27 Nisan’da, ABD Merkez Bankası (Fed) 28 Nisan’da para politikası kararlarını açıklayacak. Zayıf ekonomik göstergeler BOJ’un teşvik paketlerini sürdürmeye devam edeceğine işaret ediyor. Fed ise aşılamadaki hızlanmanın beraberinde getirdiği üretim artışı ve fiyat baskılarına rağmen gevşek para politikasını terk edemeyecek. İki sebepten böyle söylüyorum. İlki, Nisan ayında Fed tarafından yayınlanan Bej Kitap (Beige Book) üretimdeki artışın bölgesel olarak farklılık gösterdiğine, genele yayılmadığına işaret etmişti. İkincisi de, ham madde kısıtları sektörleri olumsuz etkilemeye devam ederken, maliyet enflasyonunun talep enflasyonundan daha ağır basması.

Kaynak: Turkey Data Monitor

Türkiye’nin başlıca dış ticaret ortaklarına ilişkin Nisan ayı makro-ekonomik öncü göstergeleri IHS Markit tarafından 23 Nisan cuma günü yayınlandı… Türkiye dahil 50’den fazla ülkenin hizmet ve imalat sektörlerini mercek altına alan IHS Markit, her ayın sonlarına doğru Avustralya, Japonya, Almanya, Fransa, Euro Bölgesi, İngiltere ve ABD’nin o aydaki PMI endeksleri tahminlerini açıklamaktadır. Tüm ülkeler için aylık nihai veriler ise bir sonraki ayın ilk haftasında yayınlanmaktadır. Hizmet ve imalat sektörleri PMI endekslerinin 50 üzerindeki değerleri sektörlerde önceki aya göre büyümeyi, altındaki değerler ise daralmayı gösteriyor. IHS Markit, hizmet ve imalat sektörlerinin birleşimini kompozit üretim endeksi olarak duyuruyor.

Ham madde kısıtlarına rağmen Nisan ayında imalat sektöründe üretim ve istihdam arttı, fiyat baskıları artışını sürdürdü… ABD, Avustralya ve İngiltere’de aşılamaların verdiği avantajla; hizmet sektöründe kısıtlamalar gevşetildi, istihdam arttı. İç talepteki artış ithalat talebini doğururken; ülkelerin ihracat siparişleri hızlandı. Artan iç ve dış talep, girdi maliyetleri ve çıktı fiyatlarında artışa sebep oldu. Özellikle ham madde temininde yaşanan zorluklar ham madde fiyatlarını yukarı çekerken;  yakıt, nakliye ve navlun maliyetleri ile artan personel ücretleri hem mal hem de hizmet üreticilerinin girdi maliyetlerinin artmasında etkili oldu. Söz konusu maliyet artışları, doğrudan tüketici fiyatlarına yansıtıldı.

Tedarik sorunu ve fiyat artışları öncü merkez bankalarını gevşek para politikasının en az bir yıl daha sürmesine sebep olacak… Yarı iletken mallara ve sonrasında plastik üretiminde kullanılan ara mallara ulaşmadaki zorluklar fabrikaların üretimlerini durdurmalarına sebep olmaya devam ediyor. Harvard Business Review’da yayınlanan bir makalede tedarik sorununun önümüzdeki 12 ayda da sürmesi tahmin edildiğini okuyoruz. Dolayısıyla, pandemiyle mücadelede başarılı olunduğu fakat tedarik zincirinde sorunların devam ettiği sürece, küresel olarak tüketici fiyatları da yukarı seyrini sürdürecek. Ancak talep ve maliyet kaynaklı enflasyonist baskı büyük merkez bankalarının finansal erişimi kolaylaştırmayı sağlayan parasal genişleme adımlarını durduramayacak çünkü pandemide yeni dalgalar ve aşılamada yetersizlik sıkı para politikasından henüz uzak olunduğunu gösteriyor.  

Gelelim IHS Markit’in yayınladığı ülke ve bölge detaylarına…

Amerika Birleşik Devletleri (ABD):

Dünyanın en büyük ekonomisi olan ABD’de aşılamada hızlı hareket edilmesinin sonucu olarak gevşetilen Covid-19 kısıtlamalarının etkisiyle imalat ve hizmet sektörleri -tedarik zincirindeki sıkıntılara rağmen- Nisan ayında önceki aya göre büyüme kaydetti. Kompozit PMI üretim endeksi, ilk tahminlere göre, aylık 2,5 puan artışla Nisan ayında 62,2 seviyesine yükseldi. Paralelinde işe alımlar arttı. Talep artışı fiyatlar genel seviyesinde de artışı beraberinde getirdi. Hizmet sektörü tarafında yakıt, personel ücretleri, taşıma ve ekipman maliyetlerindeki artışlar girdi maliyetlerini yukarı çekti; maliyetlerdeki artışlar tüketici fiyatlarına yansıtıldı. İmalat tarafında ise maliyet artışlarının ana tetikleyicileri ham madde kısıtları ve artan nakliye ücretleri olmaya devam etti.

Euro Bölgesi:

Bölge genelinde hizmet sektörü PMI endeksinin Nisan ayında, Ağustos 2020’den bu yana ilk kez önceki aya göre büyüyerek 50,3 değerini aldığı, imalat sektörü PMI’ın ise aylık 0,8 puan artışla 63,3 seviyesine yükseldiği tahmin edildi. Kompozit PMI endeksi de böylece aylık 0,5 puan artışla 53,7 değerine işaret etti. Bölge genelinde, imalat sanayi üretimi Nisan ayında özellikle artan yeni ihracat siparişleri, satın alımlarda artış, stok artırma ve yatırım harcamalarındaki artışa bağlı olarak önceki aya göre büyüme kaydetti. Almanya hariç Bölge genelinde Covid-19 kaynaklı tedbirlere rağmen hizmet sektörü 2020 yılı yaz aylarından bu yana ilk kez önceki aya göre büyüdü. Pandemide artan kısıtlamalara rağmen şirketlerin pandemiyi süreçlerine adapte edebilmeleri ve daha iyi dönemlere hazır olabilmek adına artan güven algısı, işe alımlarda artışı beraberinde getirdi. Artan talebin etkisiyle hem girdi maliyetleri hem de çıktı fiyatları yükselişini sürdürdü. Girdi maliyetlerindeki artışı tetikleyen iki unsura dikkat çekildi: Artan talep ve tedarik zincirindeki sorunlara bağlı olarak ham madde fiyatlarındaki yükseliş. Euro Bölgesinde TÜFE, Mart ayında önceki aya göre %0,9’luk sert artışla yıllık bazda %1,3 yükseliş kaydetmişti. Talep artışında devamlılık, TÜFE’nin yukarı seyrini korumasına sebep olacak.

Almanya:

Dünyanın dördüncü büyük ekonomisi olan Almanya’da hizmet ve imalat sektörleri Nisan ayında üçüncü dalga Covid-19 kaynaklı kısıtlamaların etkisiyle önceki aya göre büyümüş olsalar da büyüme hızları zayıfladı. Kompozit üretim PMI endeksinin Nisan ayında aylık 1,3 puan düşüşle 56,0 seviyesine, hizmet sektörü PMI aktivite endeksinin aylık 1,4 puan düşüşle 50,1 seviyesine, imalat sektörü PMI’ın aylık 0,2 puan düşüşle 66,4 seviyesine geriledikleri tahmin edildi. İmalat sektöründe kapasite artırım hamleleri, Nisan ayında istihdamda artışı beraberinde getirdi. Tedarik zincirindeki dengesizlikler imalat maliyetlerini artırırken, hizmet sektörü fiyat artışlarında daha temkinli kaldı.   

İngiltere:

Dünyanın altıncı büyük ekonomisi olan İngiltere’de imalat sanayi ve hizmet sektörleri PMI endeksleri Nisan ayında özellikle gıda ve içecek hizmeti veren işletmelerin açılmasıyla birlikte önceki aya göre hızlı artışlar kaydetti. Kompozit üretim PMI endeksinin aylık 3,6 puanlık artışla 60,0 seviyesine yükseldiği tahmin edildi, sektörlerde işe alımlar arttı. Uluslararası seyahatlerdeki sıkı kısıtlamalar turizm sektörünü olumsuz etkilemeye devam etse de imalat sektörü tarafında özellikle Euro Bölgesinden olmak üzere yeni ihracat siparişleri yılbaşından bu yana en sert yükselişini kaydetti. Öte yandan girdi maliyetleri de hızlı şekilde arttı; ülke genelinde şirketlerin yakıt faturaları, personel ücretleri, emtia fiyatları ve navlun maliyetleri Nisan ayında yükselişini sürdürdü. Bu da tüketici fiyat enflasyonunda yükselişin sürmesine işaret etti.

Japonya:

Dünyanın üçüncü büyük ekonomisi olan Japonya’da kompozit PMI endeksi Nisan ayında 50,2 seviyesi ile Ocak 2020’den bu yana ilk kez 50 seviyesinin üzerine çıkarak ekonomide önceki aya göre büyümeye işaret etti. İmalat sektörü PMI endeksinin Nisan ayında önceki aya göre 0,6 puanlık artışla 53,3 seviyesine yükseldiği, hizmet sektörü PMI endeksinin 48,3 değeri ile Mart ayında değişiklik göstermediği tahmin edildi. Dolayısıyla Nisan ayında ekonomik büyümeyi omuzlayan sektör yine imalat sektörü oldu; yeni siparişler, yeni ihracat siparişleri ve üretim önceki aya göre güçlü bir şekilde büyüme kaydetti. İstihdam tarafında zayıflık sürerken, girdi maliyetleri ve çıktı fiyatlarında enflasyonist baskı izlenmedi.

Avustralya:

Covid-19 kaynaklı kısıtlamaların gevşemesine bağlı olarak dünyanın 14. büyük ekonomisi olan Avustralya’da hizmet ve imalat sektörleri Nisan ayında önceki aya göre büyüme kaydetti. Kompozit PMI endeksinin Nisan ayında tarihi rekor seviyesi olan 58,8 değerini aldığı tahmin edildi. Yurt içi ve yurt dışından gelen talep artışları istihdam talebini artırırken personel ücretleri de arttı. Tedarik zincirindeki kısıtlar, yüksek petrol fiyatları ve istihdam maliyetlerindeki artış girdi maliyetleri ve çıktı fiyatlarının yükselmesine sebep oldu. Çeyrek dönemler olarak açıklanan enflasyon 2020 yılının ilk çeyreğinde %2,2 seviyesindeyken 2020 yılını %0,9 seviyesinden kapatmıştı. Ön göstergeler enflasyonda 2021 yılı ilk çeyreğinde hızlanmaya işaret ediyor.

Dr. Fulya Gürbüz

Türkiye’nin dış borç stoku 450 milyar dolara yükseldi

2020 yılının son çeyreğinde Türkiye’nin dış borç stoku bir önceki çeyreğe göre 14 milyar dolar artışla 450 milyar dolar seviyesine yükseldi. Böylece, 2020 yılının ilk yarısında 426 milyar dolar seviyesine gerileyen toplam dış borç stoku, 2020 yılının son yarısında 24 milyar dolar artmış oldu.

Kaynak: Turkey Data Monitor

2020 yılında 717 milyar dolar GSYH elde edilmişti. Böylece Türkiye’nin dış borç stoku 2020 yılı sonunda GSYH’nin %63 seviyesine yükselerek tarihi rekor kırdı. 2005 yılında %34 seviyesinde olan söz konusu oran 2011’den bu yana aralıksız yükselişini sürdürüyor. Aşağıdaki grafikte “Dış Borç / GSYH” oranındaki yukarı yönlü seyri görebilirsiniz.  2001 yılında yaşanan krizin etkisiyle dış borç stoku GSYH’nin %56’sına yükselmiş, 2008-2009 küresel finans kriz döneminde ise %41 olmuştu.

Kaynak: Turkey Data Monitor

Hem kısa hem de uzun vadeli dış borç stoku artışını sürdürdü…

Vade bazında, kısa vadeli dış borç stoku 2020 yılının son üç çeyreğinde ardı ardına artarak ilk çeyreğe göre toplam 19,3 milyar dolar artışla 138,5 milyar dolar seviyesine yükselirken, orta-uzun vadeli dış borç stoku son iki çeyrekte ardına ardına toplam 10,2 milyar dolar artışla 311,5 milyar dolar oldu.

Kaynak: Turkey Data Monitor

Hem kamu hem de özel sektör 2020 yılının son iki çeyreğinde dış borcunu artırdı…

Borçlu bazında bakıldığında bir önceki çeyreğe göre Merkez Bankasının dış borç stoku yılın son çeyreğinde 0,3 milyar dolar artışla 21,4 milyar dolar, kamu sektörünün 6,7 milyar dolar artışla 173,1 milyar dolar, özel sektörün ise 7,0 milyar dolar artışla 255,6 milyar dolar seviyelerine yükseldi. Kamunun dış borcu bütünüyle kamu bankalarına aittir. Aşağıdaki grafikte de görüleceği gibi Türkiye’nin dış borcunun yükünü ağırlıklı olarak özel sektör yüklenmiş bulunmaktadır.

Kaynak: Turkey Data Monitor

Finans dışı özel sektör hem kısa hem de uzun vadede dış borcunu artırdı…

2020 yılı son çeyreği itibariyle 255,6 milyar dolar büyüklüğündeki özel sektörün dış borcunun %59’unu (151 milyar dolar) finansal olmayan özel sektör kuruluşlarının dış borcu oluşturmaktadır. Finans dışı özel sektörün dış borcunun toplam dış borç stoku içindeki payı ise %34’tür.

Finansal olmayan özel sektör kuruluşlarının dış borç stoku 2020 yılı son çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre 4,8 milyar dolar artışla 151,1 milyar dolar seviyesine yükseldi. Böylece yılın ikinci yarısında finans dışı özel sektörün dış borç stokunda yılın ilk yarısına göre 10,6 milyar dolarlık artış yaşanmış oldu.

Aşağıdaki grafikte de görüleceği gibi hem finans hem de finans dışı özel sektör kuruluşları kısa vadeli dış borcunu son dönemde artırmıştır. Benzer şekilde finans dışı özel sektör uzun vadeli dış borcunda artışa giderken özel sektör finans kuruluşlarının uzun vadeli dış borcunda önemli bir değişiklik yaşanmamıştır.

Kaynak: Turkey Data Monitor

Dış borç stoku neden artıyor?

Türkiye’nin dış borcunun artmasında en büyük etken yurt içinde sıkı para politikasının kredi hacmini yavaşlatmasına bağlı olarak yurt dışındaki özellikle de ABD ve Euro Bölgesi’ndeki düşük faiz oranlarının sağladığı avantaj. Elbette Türkiye’nin artan risk primi Türkiye’nin yurt dışından borçlanma maliyetlerini artırsa da aşağıdaki grafikte de görüleceği üzere ABD merkez bankası Fed’in pandemi sebebiyle politika faizini 2020’nin ikinci çeyreğinde tekrar %0-0,25 aralığına düşürmüş olması Türkiye’nin hem kısa vadeli hem de uzun vadeli olarak yurt dışından borçlanma eğiliminin artmasında en önemli etken.

Kaynak: Turkey Data Monitor

Güven kaybı ve artan riskler ekonomi üzerinde alarm zillerinin çalmasına sebep oluyor…

Artan dış borç stoku ve bütçe açığı, azalan TCMB rezervleri, gelecek 12 ayda ödenmesi geren 190 milyar dolar dış borç yükü, 36 milyar dolara yükselen cari açık, TCMB Başkanının görevden alınması, iç siyasette yaşanan gelişmeler Türk lirasındaki kırılganlığın tekrar artmasına sebep oldu. Artan Covid vakaları ve zayıf ihracat performansını dikkate aldığımızda istihdamda kayıpların artarak devam edeceğini tahmin etmek zor değil.

Dr. Fulya Gürbüz

Davos 2021: Pandemi, küresel ekonomik görünümü ve küresel riskleri nasıl etkiledi?

25 Ocak’ta başlayan ve 29 Ocak’ta sonlanacak olan Dünya Ekonomik Forumu (WEF) Davos 2021 toplantılarını şekillendiren ve WEF tarafından yayınlanmış iki önemli rapordan bahsetmek istiyorum: Ekonomist Görünüm 2021 Raporu ve Küresel Riskler 2021 Raporu.

Ekonomistler Görünüm 2021 Raporu

WEF Ekonomist Görünüm Raporunda, 24 ekonomist önümüzdeki süreçte mevcut ekonomik görünümün itici güçlerini değerlendiriyorlar. Yöntem olarak ekonomistlere pandemiye bağlı ve/veya pandeminin daha da kuvvetlendirdiği önceden belirlenmiş beş ana gelişme sunuluyor ve söz konusu gelişmelerin etkisi geçici olana”1″ puan, etkisi uzun-süreli olana “5” puan vermek suretiyle ekonomistlerin sıralama yapması isteniyor. Aşağıdaki grafiği raporun aslını bozmadan çevirisini yapmış olarak koydum.

Yukarıdaki grafikte de görüleceği gibi ekonomistlerin değerlendirme sonuçları pandemi kaynaklı gelişmelerin etkisi en uzun süreli olandan, geçici olan en alt seviyeye doğru sıralanıyor. Ekonomistler, “Uzaktan çalışmayı” pandemiye bağlı en uzun süreli etkiye sahip gelişme olarak nitelendiriyorlar. Orta vadede ise etkileri açısından büyükten küçüğe doğru sıralanan dört gelişme ise sırasıyla: “Gelir dağılımında daha derin bir eşitsizlik”, “Teknoloji devlerinin daha fazla pazar gücüne sahip olmaları”, “Hükümetlerin daha büyük bir rol üstlenmeleri ve son olarak “Paralel tedarik zincirleri ve ters küreselleşme”.

Raporda, söz konusu gelişmelerle ile ilgili detayları okuduğumda;

. Kısıtlama ve kapatmalardan dolayı uzaktan çalışmanın işgücü ve verimliliği konusundaki çalışmaların belirsiz olduğu;

. En adil ülkelerde bile pandemiden dolayı gelir dağılımındaki eşitsizliklerin arttığı, en büyük darbeyi düşük gelir seviyesine sahip ekonomilerin aldığı ve 2020 yılında aşırı fakir grubuna eklenen 100 milyon kişinin en kötü senaryoda bu sayının 2021 sonunda 150 milyona çıkabileceği;

. Dijitalleşmenin pandemiyle artmasına rağmen yüz yüze faaliyette bulunan işletmelerin büyük zarar gördüğü ve 2020 yılı sonunda en değerli beş şirketin tamamını değerlerini daha da artıran teknoloji şirketlerinin oluşturduğu;

. 2020 sürecinde G20 ülkelerinin 10 trilyon dolarlık harcama vaadinde bulunduğu, 2021 yılına ilişkin olarak ise acil yardım ve teşvik harcamalarının mümkün olduğunca kesin ve şeffaf bir şekilde yapılmasında belirsizlik olduğu;

. Pandemi öncesinde ABD-Çin ticaret savaşı ve Brexit’in ortaya koyduğu ters küreselleşme eğilimi ile pandemi sonrasında ülkelerin dünya değer zincirindeki yerlerini sorgulamaya başladıkları detayları dikkatimi çekti.

Küresel Riskler 2021 Raporu

Küresel riskleri ortaya koyan bir diğer rapor ise WEF’in 650 üyesini kapsayan ve 2020 yılı anket sonuçlarını ortaya koyan Küresel Riskler 2021 Raporu oldu.

Küresel Riskler anket sonuçlarında yer alan ve çevirisini yaptığım aşağıdaki tabloda da görüleceği gibi ilk kolonda küresel riskler beş ana kategoriye ayrılıyor: Ekonomik, çevresel, jeopolitik, toplumsal ve teknolojik riskler.

İkinci kolonda söz konusu kategorilere ait risk unsurlarının “olma olasılıkları” dikkate alınarak ilk 10 risk unsuru, üçüncü kolonda ise etkililik derecelerine göre ilk 10 risk unsuru çoktan aza doğru sıralanıyor.

Tabloyu incelediğimizde;

. Olasılıklarına ve etkilerine göre sıralanan her iki kolonda toplam risk unsurlarının çoğunluğunun yeşil renkle işaretlenmiş çevresel risk kategorisine ait olduğunu görüyoruz.

. En az olasılık ve etkiye sahip risk kategorisi ise mavi işaretli olan ekonomik risk kategorisine ait. Gerçekleşme olasılıklarına göre sıralanan ilk 10 riskin içinde mavi renkle işaretlenmiş ekonomik risklere yönelik tek bir risk unsuru bulunmazken, etkilerine göre sıralamada dokuzuncu sırada borç krizi riski yer alıyor.

. Toplamda iki risk unsuruyla turuncu renkle işaretlenmiş jeopolitik riskler ikinci en az sayıdaki risk kategorisi olarak sırasını almış.

. Mor renkle işaretlenmiş teknolojik riskler ise toplamda ikinci en fazla risk unsuruna sahip risk kategorisine ait. Teknolojik risk kategorisine ait şu ayrıntıyı eklemekte fayda var; dijital güç konsantrasyonu (yoğunluğu), dijital eşitsizlik ve siber güvenlik hataları ikinci kolonda “en olası” ilk 10 risk unsuru arasında yer alırken üçüncü kolonda gösterilen “etkisi açısından başlıca riskler” olarak IT altyapı arızası onuncu ve son sırada görülüyor. Bundan anladığım: Teknolojik risklerin gerçekleşme olasılığının yüksek olmasına rağmen küresel ekonomi üzerindeki etkisi göreceli olarak (yani diğer kategorilere kıyasla) sınırlı.

Sonuç

Her iki raporun sonuçlarına baktığımda; pandeminin ekonomik riskleri geri plana attığı, hükümetlerin pandemiyle savaşa öncelik verdiği, çevresel olay ve gelişmelerin doğal kaynaklar ve küresel ekonomi üzerinde büyük risk oluşturduğu, özellikle teknolojik gelişmelerin eşitsizliğin daha da artmasında büyük rol oynadığını anlıyorum.

Dr. Fulya Gürbüz

Sanayi, istihdamı kısmen destekliyor; işsiz sayısı artıyor

Sevgili Okuyucular, bu hafta çok yoğun bir veri akışı vardı. 11-14 Ocak tarih aralığında açıklanan verileri sırayla analiz etmek istiyorum.

İhracat ve turizm gelirlerinde azalma ile ithalattaki artış, cari açığın artmasına sebep oldu

İlk olarak, 11 Ocak Pazartesi günü TCMB tarafından yayınlanan cari işlemler dengesi ile başlayalım. 2020 yılı Kasım ayında cari işlemler dengesi 4,1 milyar dolar açık verdi. Cari İşlemler Hesabı, Türkiye’deki yerleşik hane halkının yurt dışındaki yerleşiklerle yapmış olduğu ekonomik faaliyetler sonucunda Türkiye’nin döviz geliri ve döviz giderlerini kalemler halinde göstermektedir. Tablonun en önemli kalemini dış ticaret dengesi oluşturmaktadır. Kasım ayında 3,8 milyar dolar dış ticaret açığı kaydedildi, yani ihracattan 3,8 milyar dolar daha fazla ithalat gerçekleşti. Öte yandan döviz girdisi sağlayan en önemli kalemlerden biri olan ve turizm gelir gider farkını gösteren Seyahat kaleminde ise düşüş gördük. Kasım ayında Türkiye’ye gelen turist sayısının Ekim ayına göre yarıdan fazla azalmasının etkisiyle Seyahat kalemi Ekim ayındaki 1,3 milyar dolardan Kasım ayında 0,6 milyar dolar seviyesine geriledi. Aşağıdaki grafik son 5 yılın cari işlemler dengesindeki aylık bazda seyrini gösteriyor:

Seyahat dengesinin azalmasında elbette kış mevsimi olmasının etkisi var ancak en önemli etken Kovid-19’da yaşanan ikinci dalganın seyahat kısıntılarını beraberinde getirmesi. Dış ticaret açığındaki artışın sebebi ise ihracatın Kasım ayında önceki aya göre 1,3 milyar dolar azalmasına karşılık ithalatın önceki aya göre 1,3 milyar dolar artması.

Sanayi üretimi yavaş hızla da olsa büyümeye devam ediyor

Biliyoruz ki sanayi sektörü üretim yaparken ithal girdiye ihtiyaç duymaktadır. Üretilen malların bir kısmı ihraç edilmekte, diğer kısmı yurt içi talebi karşılamakta veya stok olarak tutulmaktadır. Ekim ayında önceki aya göre %1,2 artış kaydeden sanayi üretimi, Kasım ayında önceki aya göre %1,3 arttı. Söz konuşu artışta iç talebin mi yoksa dış talebin mi etkisi var? Bu sorunun cevabını yine bu hafta açıklanan dış ticaret endekslerinde buluyoruz. İhracat Miktar Endeksi Kasım ayında bir önceki aya göre %0,9 düşüş kaydetti, İthalat Miktar Endeksi ise bir önceki aya göre %1,3’lük artış yaşadı. İthalat Miktar Endeksindeki artışın sebebine değinmeden önce sanayi üretimi ile dış ticaret miktar endekslerinin seyrini grafik olarak göstermek istiyorum.

Yukarıdaki grafikte de göreceğiniz gibi hem ihraç edilen hem de ithal edilen malların miktarlarındaki (adet) değişimler sanayi üretimini de doğrudan etkilemektedir. Sanayi üretiminin Kasım ayında arttığını, ihracatın ise azaldığını dikkate aldığımızda acaba ithalat miktarındaki artışın sebebi ne?

Aşağıdaki grafik ithalat miktar endeksini oluşturan ana kalemlerin son 2 yıllık seyrini gösteriyor. Grafikte Kasım ayında gri çubukla gösterilen taşımacılık araçları hariç yatırım malları ithalatının aylık %9,0, mavi çubukla gösterilen hammadde ithalatının %7,4’lük artış kaydetmeleri ithalattaki artışın en önemli sebebi oldu. Bu iki kalemin Ekim ayında bir önceki aya sert bir düşüş yaşadıktan sonra Kasım ayında bir sıçrayış yaşamaları hem yurt içi hem de yurt dışı siparişler kapsamında üreticinin olumlu sinyaller aldığına işaret ediyor.

Perakende satışlardaki artış devam ediyor

Yurt içi talebin önemli göstergelerinden olan ve bu hafta TÜİK tarafından yayınlanan Perakende Satış Endeksi Kasım ayında bir önceki aya göre %2,2 artış gösterdi. Aşağıdaki grafikte mavi çizgi perakende satış endeksini, kırmızı çizgi tüketim malları ithalat miktar endeksini, yeşil çizgi ise Dolar/TL kurunun seyrini gösteriyor. Pandemiyle birlikte kapatmaların yaşandığı Nisan 2020 sonrasında perakende satışlar artışını koruyor. Pandemi öncesinde dikkatinizi çekeceği üzere 2018 ve 2019’da Türk lirasında yaşanan sert değer kayıpları hem perakende satışları hem de tüketim malları ithalatını düşürmüştür. Döviz kurunda artış eğilimi sürse de 2019 yılı son çeyreğinde ve 2020 yılının ilk 2 ayında perakende satışlar ve tüketim malları ithalatında artış eğilimi görüyoruz. Bunun başlıca sebepleri KDV indirimleri, promosyonlu satışlar ve fiyat kontrolleri idi. Kasım ayında tüketim malları ithalatındaki kısmi gerilemeye rağmen perakende satışlardaki artış devam etti. Bunun sebebini TCMB tarafından açıklanan Reel Kesim Güven Endeksi verilerinde bulmaya çalıştığınızda görebileceğiniz gibi, Kasım ayında sektörde stoklar azalırken, Aralık ayında stoklar artmaktadır.

İşsizlik artmaya devam ediyor

Son olarak tüketim ve üretim tarafındaki gelişmeler işgücü verilerini nasıl etkilediğine bakalım. 2020 yılı Eylül-Ekim-Kasım aylarını kapsayan Ekim dönemi işgücü verilerine göre, Ekim ayında işsizlik oranı %12,73’e, iş aramaktan vazgeçmiş çalışmaya hazır olan kişileri dikkate alan geniş tanımlı işsizlik oranı ise %23,33 seviyesine yükseldi. 2020 yılı Haziran-Ekim dönemlerinde sanayi sektörü istihdamı işgücü piyasasını desteklemeye devam ederken Ekim döneminde hizmet sektörü istihdamında hafif gerileme yaşandı. Vurgulamakta fayda var, iş aramaktan vazgeçip çalışmaya hazır olan kişilerin Ekim döneminde önceki döneme göre 212 bin artmış olması özellikle hizmet sektöründeki kan kaybının vahametini ortaya koymaktadır.

Dr. Fulya Gürbüz

Aralık ayında küresel imalat sektörü büyümeye devam etti

IHS Markit verilerine göre Aralık ayında artan yeni siparişlerin etkisiyle Türkiye dahil küresel imalat sektörleri büyüme kaydederken fiyatlar üzerindeki baskılar artmaya devam ediyor. Sebepleri, son gelen verilerin ışığında ortaya koymaya çalışalım.

2020 yılı Aralık ayında Türkiye’nin ihracat ve ithalatı önceki aya göre arttı…

Ticaret Bakanlığı Genel Ticaret Sistemine göre 2020 yılının Aralık ayında ihracat önceki aya göre %11’lik artışla 17,8 milyar dolar, ithalat ise %6’lık artışla 22,4 milyar dolar olarak gerçekleşti. 2020 yılı genelinde toplam ihracat 169,5 milyar dolar, ithalat 194,2 milyar dolar oldu; ihracat 2019 yılı geneline göre %6,3 gerilerken, ithalat %4,3 artış kaydetti.

Türkiye’nin dış ticaretindeki artış imalat sektörünü beslerken maliyetler artıyor…

IHS Markit ve İstanbul Ticaret Odası iş birliğiyle hazırlanan Türkiye İmalat Satın Alma Yöneticileri Endeksi (PMI) Aralık ayında 50,8 değerini aldı. Endeksin 50 üzerindeki değerler sektörün önceki aya göre büyüdüğünü, 50 altındaki değerler ise küçüldüğünü gösteriyor. Endeksin, Kasım ayında 51,4 değerini almışken Aralık ayında 50,8 değerine gerilemesi ise sektörün önceki aya göre yavaşlayarak büyümeye devam ettiği anlamına geliyor. Nitekim yayınlanan raporda “… koronavirüs (COVID-19) salgınında yaşanan ikinci dalga ve salgının yayılımını önlemek amacıyla devreye sokulan” kısıtlamaların Aralık ayında imalat sektörünün üretim ve yeni siparişlerde hatta yeni ihracat siparişlerinde yavaşlamalara yol açtığı ifade ediliyor. Öte yandan raporda yer aldığı üzere, imalat sektöründe yaşanan yavaşlamaya rağmen imalat sektöründe istihdam üst üste yedinci ay olan Aralık ayında da arttı, paralelinde satın alımlarda yükseliş kaydedildi. Peki Aralık ayında istihdam, satın alımlar ve üretimdeki artışların imalatçıya maliyeti ne oldu? Koronavirüs kaynaklı kapatmaların etkisiyle yaşanan hammadde kısıntıları Aralık ayında hammadde fiyatlarını yukarı çekerken, imalatçıların girdi maliyetlerinin yükselmesine sebep oldu.

TÜİK’in yayınladığı verilere göre yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) Aralık 2020’de aylık %2,36, yıllık %25,15 artış kaydetti. Tüketici fiyat endeksinde (TÜFE) ise aylık artış %1,25, yıllık artış %14,60 oldu. Pandemi kaynaklı ilk kapatmaların başladığı Nisan 2020’den yılsonuna kadarki dönemde üretici fiyatları %21,2, tüketici fiyatları %12,0, yarı yarıya ABD doları ve Euro’dan oluşan döviz sepeti ise %28,1 artış kaydetti. İmalat üretiminde ağırlıklı olarak ithal girdi kullanılması sebebiyle kur artışları üretim maliyetlerini doğrudan etkileyen ana faktördür.

Türkiye imalat sektörünü dış ticaret ortaklarının imalat sektörlerindeki büyüme destekledi…

J.P.Morgan Küresel İmalat Sektörü PMI Endeksi Aralık ayında 53,8 değeri ile önceki ayın seviyesini korusa da üretim, yeni siparişler ve yeni ihracat siparişleri artmaya devam etti. İmalat sektörleri Aralık ayında sırasıyla en yüksek hızla büyüyen ilk iki ülke Brezilya ve Tayvan oldu. Bu ülkeleri sırasıyla Almanya, Hollanda, Kanada, İngiltere, İrlanda ve ABD izledi. Türkiye’nin sırasıyla en büyük ihracat pazarları olan Almanya’nın ilk sırada yer aldığı AB ülkeleri, İngiltere, ABD, Çin, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirliği ve Hindistan imalat sektörlerinde Aralık ayında kaydedilen büyüme Türkiye’nin imalat sektörünün de büyümeye devam etmesine katkı sağladı. İngiltere’nin AB’den ayrılma sürecinde (Brexit) stokları artırma gayreti hem İngiltere’nin hem de AB ülkelerinin imalat sektöründe, dolayısıyla da yeni ihracat siparişlerinde artışı beraberinde getirdi. Türkiye’nin en büyük dış ticaret pazarı olan Almanya’nın Aralık ayı PMI raporunda imalat sektörünün büyüme kaydetmesini destekleyen etkenler olarak yurt içi talep ile AB’den ve Çin’den gelen ihracat siparişlerine vurgu yapıldı.

Pandemi gölgesinde küresel imalat sektörlerindeki iyileşme, enflasyonu yukarı çekiyor…

JP Morgan Küresel İmalat Sektörü PMI raporunda yazıldığı üzere küresel ara mal üreticileri Aralık ayında istihdamı artırırken tüketim ve yatırım malları üreticileri aynı ay istihdama destek veremediler. Pandemi kaynaklı arz kısıntıları ve artan ulaşım maliyetleri hem üretim maliyetleri hem de satış fiyatlarındaki artışın hızlanmasına sebep oldu. Diğer bir ifadeyle, küresel imalat sektörünün ayakları üzerinde durabilme çabaları enflasyonist baskının artmasına sebep oluyor. Artan enflasyon baskısı, pandemi etkisiyle küresel çapta artan işsiz nüfusun geçim sıkıntısını daha da zora sokuyor. Artan maliyetler ve gelir kaybı, bireylerin ve şirketlerin kredi borçları dolayısıyla da bankacılık sistemi üzerinde kara bulutların toplanmasına sebep oluyor. 2008-2009’da patlayan küresel finansal kriz, Mart 2018’de ABD’de Trump yönetiminin başlattığı ticaret savaşı ve son olarak 2019 yılının sonunda ortaya çıkan pandemi; finansal riski giderek sarmala dönüştürüyor. Bu sebeple dikkatler, aşının Covid-19 ve türevlerine etki edip etmeyeceğine yoğunlaşmış durumda. İyi senaryoda ekonomik aktivitenin iyileşmeye başlayacağını, kötü senaryoda ise gelir dağılımındaki makasın giderek açılacağını tahmin etmek zor değil. Makas ifadesi düşük gelir grubuyla yüksek gelir grubu arasındaki uçurumu ifade ediyor. Krizler ve bulaşıcı hastalıklarla daima yüzleşmek zorunda kalan ve kalacak olan küresel yönetimler mevcut ortamda finansman ihtiyacını sağlamaya çalışıyorlar. Öte yandan da cesaret kırıcı işsizlik verileri ve artan fiyatlar gelir dağılımının bozulmaya devam etmesine sebep oluyor. Anlaşılıyor ki aşı ile ilgili olumlu sinyaller alana kadar gelir dağılımı üzerindeki riskler de artmaya devam edecek. Aşı elbette bir çözüm ancak kalıcı çözüm için küresel yönetimlerin dış politika ve dış ticarette yapıcı bir tutum sergilediği, küresel gelir dağılımının adil bir resim ortaya koyduğu ütopik bir dünyanın hayalini kuruyorum.

Dr. Fulya Gürbüz

Üretim maliyetleri ve tüketici fiyatları artmaya devam ediyor

Pandeminin gölgesinde 2021 yılında Türkiye dahil küresel ekonomiler artan işsizlik ve enflasyona karşı ekonomik büyüme mücadelesi vermeye devam edecek. En yüksek enflasyon ve politika faizine sahip dördüncü ülke olan Türkiye için şartlar çok daha zorlayıcı.

TÜİK Aralık ayı enflasyon verilerini açıkladı. Üretici ve tüketici fiyat enflasyonları hem bir önceki aya göre hem de bir önceki yılın aynı ayına göre artışlarını sürdürdü. Endekslerin aylık artışları Kasım ayına göre yavaşladı.

Yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) Aralık 2020’de yıllık %25,15, aylık %2,36 arttı. Endeks, Kasım ayında bir önceki aya göre %4,08 artış kaydetmişti.

Tüketici fiyat endeksinde (TÜFE) yıllık artış %14,60, aylık artış ise %1,25 oldu. Endeks, Kasım ayında bir önceki aya göre %2,30 artış kaydetmişti.

2020 yılı genelinde Yİ-ÜFE ortalama yıllık %12,18, TÜFE %12,28 artış gösterdi.

Arz yetersizliği üretim girdi maliyetlerini yükseltti…

Üretim maliyetlerinde Aralık ayında kaydedilen artışın sebepleri IHS Markit ve İSO işbirliğiyle hazırlanan Aralık ayı imalat sektörü PMI raporunda belirtildiği üzere: Arz yetersizlikleri ve Türk lirasındaki zayıflık. Aralık ayında Türk lirası, ABD dolarına karşı %3,4, Euro’ya karşı %0,7 değer kazandı.  

Nitekim Yİ-ÜFE verilerinin alt detaylarında Kasım ayında aylık %4,77 artış kaydeden ara malı üretim maliyetlerinin Aralık ayında %2,91 artış kaydettiğini görüyoruz. Söz konusu yavaşlamada ABD doları ve Euro’nun Türk lirasına karşı gerilemesinin etkisi var.

Tüketicinin temel ihtiyaçları daha da pahalanıyor…

İndirim sezonu, giyim fiyatlarının Aralık ayında düşmesine sebep olurken gıda, barınma, ulaştırma ve sağlık maliyetleri artışını sürdürdü. Arz yetersizliği ve tedarik zincirindeki aksamalar mal fiyatlarının yükselmesine ve bunun da tüketici fiyatlarına yansıtılmasına sebep oluyor.

Her ne kadar Merkez Bankası ve BDDK’nın Aralık ayında enflasyonu düşürmeye yönelik tedbirleri Türk lirasına nefes aldırmış olsa da Covid-19 kaynaklı kapatmaların sebep olduğu arz yetersizliğinin devam etmesi fiyatlar üzerindeki baskının artmasında etkili olacak. Pandeminin gölgesinde 2021 yılında Türkiye dahil küresel ekonomiler artan işsizlik ve enflasyona karşı ekonomik büyüme mücadelesi vermeye devam edecek. En yüksek enflasyon ve politika faizine sahip dördüncü ülke olan Türkiye için şartlar çok daha zorlayıcı.  

Dr. Fulya Gürbüz

Ekonomide büyümenin anahtarı aşıda

Ekonomide büyümenin kilidini bilginin küreselleştiği mevcut pandemi sürecinde aşıların etkinliği, virüsün yapısındaki değişikliklere uyumları ve aşılama süreci açacak.

Çember daralıyor derken Covid-19 hanemize girdi. 14-18 Aralık haftasının başında kızım ve hemen ardından oğlum Covid-19 virüsüne yakalandılar. Evde izolasyon, hijyen tedbirleri ve maske kullanımı sayesinde virüse maruz kalmadım. Kadıköy İlçe Sağlık Müdürlüğünün sürekli takibinde olmamız, süreci atlatmakta önemli bir faktör oldu. Tüm İlçe Sağlık çalışanlarına sonsuz teşekkürlerimi iletiyorum.

Gelelim makro-ekonomik verilerden uzak kaldığım son 11 gündeki gelişmeleri anlamaya. Öncelikle sanayi üretimi.

14 Aralık’ta TÜİK Ekim ayı sanayi üretimi endeksini, 22 Aralık’ta da Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) Kasım ayı otomotiv sektörü verilerini açıkladı.

Sanayi üretimi Ekim ayında bir önceki aya göre %1,1 artış kaydetse de artış hızı Eylül ayındaki %1,7’lik artışın gerisinde kaldı. Sanayi üretimi, Mayıs ayında bir önceki aya göre %18,2’lik sert yükselişin ardından son 4 aydır artışını yavaşlayarak da olsa sürdürüyor.

Aşağıdaki grafikte gri çubuklar sol eksendeki sanayii üretimi endeksini, mavi çizgi sağ eksendeki otomotiv sektörü toplam üretimini, kırmızı çizgi ise yine sağ eksendeki otomotiv sektörü ihracat verilerini gösteriyor.

Grafikte Ağustos aylarında dikkat çeken düşüşlerin sebebi, Ağustos ayının otomotiv sektörünün tatil yaptığı döneme denk geliyor olması.

Yukarıdaki grafiği incelediğimizde; otomotiv ihracatının otomotiv üretimini, otomotiv üretiminin ise sanayi üretimini doğrudan etkilediğini görebiliyoruz.

Türkiye’nin toplam ihracatının en büyük payını otomotiv sektörü ihracatı oluşturuyor. Türkiye, ihracatının en büyük kısmını ise Almanya’ya yapıyor. Dolayısıyla Türkiye’de sanayi üretiminin Almanya’daki talep şartlarından doğrudan etkilendiğini söylemek yanlış olmayacaktır.

Aşağıdaki grafiği tradingeconomics.com’dan aldım. Mavi çizgi sol eksendeki Almanya’nın otomotiv üretimini, siyah kesikli çizgi ise sağ eksendeki Türkiye’nin otomotiv üretimini gösteriyor. Tarihsel olarak bakıldığında, her iki ülkenin otomotiv üretimindeki artış ve azalışlar paralel seyrediyor.

Ancak grafikte bariz bir şekilde dikkatimizi çeken, Kasım ayında Almanya’nın otomotiv üretimi artarken, Türkiye’nin otomotiv üretiminde gerileme yaşanmış olması. Söz konusu gerilemenin sebeplerini araştırdığımızda;

. Kasım ayı TİM ihracat verilerine göre Almanya’ya yapılan ihracatın Ekim ayına göre gerilediğini,

. Kasım ayı İSO imalat sanayi PMI endeksine göre Türkiye’de yeni ihracat siparişlerinin Ekim ayına göre ivme kaybettiğini,

. IHS Markit Almanya imalat sektörü PMI verilerine göre Almanya’nın ihracat siparişlerindeki artışın Kasım ayında ivme kaybı yaşadığını görüyoruz.

Özellikle en büyük ticaret ortaklarımız olan Euro Bölgesi ve İngiltere’de Covid-19 kaynaklı kapatmaların sıkılaştırılmaya başlandığı Kasım ayında Türkiye’nin ihracatının bir önceki aya göre azalması, sanayi üretiminde de Kasım ayında güç kaybı yaşanacağı ihtimalini artırıyor.

Peki, Aralık ayı ile birlikte sanayi üretiminde nasıl bir tablo bizi bekliyor?

Avrupa’da kapatmaların Aralık ve Ocak aylarında sürecek olması Türkiye’nin üretim performansı üzerinde olumsuz etki yaratacak. Nitekim Avrupa Merkez Bankası (AMB), 10 Aralık tarihli toplantı kararında pandemi ve aşılamaya yönelik artan belirsizliklere vurgu yapılırken negatif faiz politikasını sürdürecekleri belirtilmişti. İngiltere Merkez Bankası da 17 Aralık tarihli toplantısında pandemi kaynaklı kapatmaların 2021 yılı ilk çeyreğine yönelik büyüme beklentilerini aşağı çekeceği vurgulandı. Ek olarak, Almanya ve Çin arasındaki ticaretin Uzak Doğu’da pandemi kaynaklı kapatmalardan doğrudan etkilenecek olması dikkatleri aşı konusundaki gelişmelere çekiyor.

Öte yandan, 16 Aralık tarihli toplantısında Amerikan merkez bankası Fed ekonomik aktivite, işsizlik ve enflasyon üzerinde ağır sonuçları olan pandeminin yarattığı sağlık sorunlarının orta vadede ekonomik görünüm üzerinde dikkate değer bir risk oluşturduğu ve ekonominin seyrinin tamamen virüsün seyrine bağlı olduğu belirtildi.

Bununla birlikte, 20 Ocak’ta resmen başkanlık koltuğuna oturacak olan Biden’in ticari ve siyasi ilişkileri diyalog yoluyla sürdüreceği vaadi, Trump yönetimine göre daha ılımlı bir tablo ihtimalini ortaya koyuyor. Bu, elbette risk algısı üzerinde olumlu bir etki yaratacaktır ancak küresel ekonomide büyümenin kilidini bilginin küreselleştiği mevcut pandemi sürecinde aşıların etkinliği, virüsün yapısındaki değişikliklere uyumları ve aşılama süreci açacak.

Yüksek enflasyonu yüksek faizle dizginlemeye çalışan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına ise hükümetin reformlar yoluyla destek vermesi bekleniyor. İşsizliğin arttığı, gelirlerin azaldığı hem Türkiye ekonomisini hem de küresel ekonomiyi 2021 yılında çok zorlu bir süreç bekliyor. Anahtar ise pandeminin seyri ve aşıda.

Dr. Fulya Gürbüz

GRAFİĞİN SÖYLEDİĞİ: “Dış borçlanma, cari açığın finansmanını destekliyor”

Türk lirasına güvenin tazelenmesi döviz geliri olan şirketlerin daha düşük maliyetlerden yabancı para cinsinden borçlanmayı tercih etmesinde etkili olacaktır. Öte yandan Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan’ın 2021 yılında yabancı para cinsinden borçlanmasının payını azaltacaklarına dair açıklamasını kur riski açısından olumlu bir gelişme olarak değerlendirebiliriz.

Ekim ayında cari işlemler açığı 0,3 milyar dolara geriledi…

Merkez Bankası, 2020 yılı Ekim ayı ödemeler dengesi verilerini açıkladı. Türkiye’deki yurt içi yerleşiklerin yurt dışı yerleşiklerle yaptığı ekonomik faaliyetler sonucunda Eylül ayında 2,56 milyar dolar cari işlemler açığı kaydedilmesinin ardından Ekim ayında 0,3 milyar dolar cari işlemler açığı kaydedildi. Son 12 aylık cari işlemler açığı ise Ekim ayında 33,8 milyar dolara yükseldi. Aşağıdaki grafikte gri çubuklar sol eksendeki aylık cari işlemler dengesini, mavi çizgi ise sağ eksende 12-aylık toplam cari işlemler dengesini göstermektedir. Net enerji ithalatçısı ülke konumundaki Türkiye’de ithalat kalemindeki sert düşüşler ile ihracat ve turizm gelirlerindeki artışlar cari işlemler dengesini yukarı taşıyan ana faktörlerdir.

Ekim ayında cari işlemler dengesinin 0,3 milyar dolar açık vermesinde, dış ticaret açığının bir önceki aya göre 2,47 milyar dolar azalarak 1,27 milyar dolara gerilemesi etkili oldu. Toplam mal ihracatı Ekim ayında bir önceki aya göre 1,26 milyar dolar artarken toplam mal ithalatında 1,21 milyar dolarlık azalma kaydedildi.

Hazine’nin eurobond ihracı finansman hesabını pozitife çevirdi…

Ödemeler dengesinin finansman tarafında ise Eylül ayında 2,48 milyar dolar açık verilmişken, Ekim ayında Hazine’nin 2,5 milyar dolar tahvil yoluyla dış borçlanması finans hesabının 1,3 milyar dolar fazla vermesinde etkili oldu.

Ağustos 2018’den bu yana dış borç ödemesinden daha az dış borçlanma gerçekleştirildi…

Bu yazımda; ödemeler dengesi tablosunda yer alan finans hesabının alt kalemlerinde bulunan Genel Hükümet, Bankalar ve Diğer Sektörlerin borçlanma verilerine odaklanmak istiyorum. Aşağıdaki grafikte mavi çubuklar Genel Hükümetin döviz cinsinden tahvil ihracı yoluyla net borçlanmasını; kırmızı çubuklar Bankaların, yeşil çubuklar ise Diğer Sektörlerin kredi ve tahvil yoluyla net dış borç pozisyonunu (kullanım ve geri ödeme arasındaki fark) göstermektedir.

2013 yılında ABD merkez bankası Fed’in istihdam ve enflasyon hedeflerine uygun sinyallerin gelmeye başladığına yönelik sözlü yönlendirmelerle faiz artırımı olasılığını ortaya koyması özellikle banka ve Diğer Sektörlerin dış borçlanmaya ağırlık vermelerine sebep oldu. Fed’in ilk faiz artırımına gittiği 2015 yılı sonuna kadar söz konusu eğilimin sürdüğünü görüyoruz. Ancak Fed’in Aralık 2016’dan itibaren faiz artırımlarını kademeli olarak sürdürmeye başladığı dönemde, özellikle Diğer Sektörlerin Türk lirasının sert değer kaybettiği Ağustos 2018 yılına kadar yurt dışı borçlanmaya ağırlık verdiğini, Ağustos 2018’den itibaren ise borç ödemelerinden daha azını tekrar borçlandıkları bir seyirle karşılaşıyoruz.

Mart 2018’de Trump yönetimindeki ABD’nin başlattığı ticaret savaşı, Türkiye’nin de üretim çarkının yavaşlamasına sebep olması, Türk lirasındaki değer kayıplarının 2019’da da sürmesi ve 2020 yılı Mart ayı ile birlikte Kovid-19 pandemisinin tüm dünyayı etkisi altına alması Türkiye’de reel sektörün yatırımlar konusunda geride durmasına sebep oluyor. Bu geri duruşun etkisini de Diğer Sektörlerin borç çevirme oranının %100’ün altına gerilemesinde görüyoruz. Ekim 2020’de ise Diğer Sektörlerin 0,96 milyar dolar döviz cinsinden borç geri ödemesine karşılık 1,43 milyar dolarlık borçlanma gerçekleştirmesi borç çevirme oranının %149’a yükselmesine sebep oldu.

Türk lirasında yaşanan istikrar, özel sektörün yabancı para cinsinden borçlanmayı cazip hale getirebilir…

Türk lirasındaki değer kayıpları ve tedarik zincirindeki aksamalara bağlı olarak enflasyonist baskıların arttığı mevcut ortamda yeni ekonomi yönetiminin politika faizini yukarı çekmesi TL cinsinden mevduat ve kredi faizlerini de yukarı çekiyor. Türk lirasına güvenin tazelenmesi döviz geliri olan şirketlerin daha düşük maliyetlerden yabancı para cinsinden borçlanmayı tercih etmesinde etkili olacaktır. Öte yandan Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan’ın 2021 yılında yabancı para cinsinden borçlanmasının payını azaltacaklarına dair açıklamasını kur riski açısından olumlu bir gelişme olarak değerlendirebiliriz.

Dr. Fulya Gürbüz