Sanayi, istihdamı kısmen destekliyor; işsiz sayısı artıyor

Sevgili Okuyucular, bu hafta çok yoğun bir veri akışı vardı. 11-14 Ocak tarih aralığında açıklanan verileri sırayla analiz etmek istiyorum.

İhracat ve turizm gelirlerinde azalma ile ithalattaki artış, cari açığın artmasına sebep oldu

İlk olarak, 11 Ocak Pazartesi günü TCMB tarafından yayınlanan cari işlemler dengesi ile başlayalım. 2020 yılı Kasım ayında cari işlemler dengesi 4,1 milyar dolar açık verdi. Cari İşlemler Hesabı, Türkiye’deki yerleşik hane halkının yurt dışındaki yerleşiklerle yapmış olduğu ekonomik faaliyetler sonucunda Türkiye’nin döviz geliri ve döviz giderlerini kalemler halinde göstermektedir. Tablonun en önemli kalemini dış ticaret dengesi oluşturmaktadır. Kasım ayında 3,8 milyar dolar dış ticaret açığı kaydedildi, yani ihracattan 3,8 milyar dolar daha fazla ithalat gerçekleşti. Öte yandan döviz girdisi sağlayan en önemli kalemlerden biri olan ve turizm gelir gider farkını gösteren Seyahat kaleminde ise düşüş gördük. Kasım ayında Türkiye’ye gelen turist sayısının Ekim ayına göre yarıdan fazla azalmasının etkisiyle Seyahat kalemi Ekim ayındaki 1,3 milyar dolardan Kasım ayında 0,6 milyar dolar seviyesine geriledi. Aşağıdaki grafik son 5 yılın cari işlemler dengesindeki aylık bazda seyrini gösteriyor:

Seyahat dengesinin azalmasında elbette kış mevsimi olmasının etkisi var ancak en önemli etken Kovid-19’da yaşanan ikinci dalganın seyahat kısıntılarını beraberinde getirmesi. Dış ticaret açığındaki artışın sebebi ise ihracatın Kasım ayında önceki aya göre 1,3 milyar dolar azalmasına karşılık ithalatın önceki aya göre 1,3 milyar dolar artması.

Sanayi üretimi yavaş hızla da olsa büyümeye devam ediyor

Biliyoruz ki sanayi sektörü üretim yaparken ithal girdiye ihtiyaç duymaktadır. Üretilen malların bir kısmı ihraç edilmekte, diğer kısmı yurt içi talebi karşılamakta veya stok olarak tutulmaktadır. Ekim ayında önceki aya göre %1,2 artış kaydeden sanayi üretimi, Kasım ayında önceki aya göre %1,3 arttı. Söz konuşu artışta iç talebin mi yoksa dış talebin mi etkisi var? Bu sorunun cevabını yine bu hafta açıklanan dış ticaret endekslerinde buluyoruz. İhracat Miktar Endeksi Kasım ayında bir önceki aya göre %0,9 düşüş kaydetti, İthalat Miktar Endeksi ise bir önceki aya göre %1,3’lük artış yaşadı. İthalat Miktar Endeksindeki artışın sebebine değinmeden önce sanayi üretimi ile dış ticaret miktar endekslerinin seyrini grafik olarak göstermek istiyorum.

Yukarıdaki grafikte de göreceğiniz gibi hem ihraç edilen hem de ithal edilen malların miktarlarındaki (adet) değişimler sanayi üretimini de doğrudan etkilemektedir. Sanayi üretiminin Kasım ayında arttığını, ihracatın ise azaldığını dikkate aldığımızda acaba ithalat miktarındaki artışın sebebi ne?

Aşağıdaki grafik ithalat miktar endeksini oluşturan ana kalemlerin son 2 yıllık seyrini gösteriyor. Grafikte Kasım ayında gri çubukla gösterilen taşımacılık araçları hariç yatırım malları ithalatının aylık %9,0, mavi çubukla gösterilen hammadde ithalatının %7,4’lük artış kaydetmeleri ithalattaki artışın en önemli sebebi oldu. Bu iki kalemin Ekim ayında bir önceki aya sert bir düşüş yaşadıktan sonra Kasım ayında bir sıçrayış yaşamaları hem yurt içi hem de yurt dışı siparişler kapsamında üreticinin olumlu sinyaller aldığına işaret ediyor.

Perakende satışlardaki artış devam ediyor

Yurt içi talebin önemli göstergelerinden olan ve bu hafta TÜİK tarafından yayınlanan Perakende Satış Endeksi Kasım ayında bir önceki aya göre %2,2 artış gösterdi. Aşağıdaki grafikte mavi çizgi perakende satış endeksini, kırmızı çizgi tüketim malları ithalat miktar endeksini, yeşil çizgi ise Dolar/TL kurunun seyrini gösteriyor. Pandemiyle birlikte kapatmaların yaşandığı Nisan 2020 sonrasında perakende satışlar artışını koruyor. Pandemi öncesinde dikkatinizi çekeceği üzere 2018 ve 2019’da Türk lirasında yaşanan sert değer kayıpları hem perakende satışları hem de tüketim malları ithalatını düşürmüştür. Döviz kurunda artış eğilimi sürse de 2019 yılı son çeyreğinde ve 2020 yılının ilk 2 ayında perakende satışlar ve tüketim malları ithalatında artış eğilimi görüyoruz. Bunun başlıca sebepleri KDV indirimleri, promosyonlu satışlar ve fiyat kontrolleri idi. Kasım ayında tüketim malları ithalatındaki kısmi gerilemeye rağmen perakende satışlardaki artış devam etti. Bunun sebebini TCMB tarafından açıklanan Reel Kesim Güven Endeksi verilerinde bulmaya çalıştığınızda görebileceğiniz gibi, Kasım ayında sektörde stoklar azalırken, Aralık ayında stoklar artmaktadır.

İşsizlik artmaya devam ediyor

Son olarak tüketim ve üretim tarafındaki gelişmeler işgücü verilerini nasıl etkilediğine bakalım. 2020 yılı Eylül-Ekim-Kasım aylarını kapsayan Ekim dönemi işgücü verilerine göre, Ekim ayında işsizlik oranı %12,73’e, iş aramaktan vazgeçmiş çalışmaya hazır olan kişileri dikkate alan geniş tanımlı işsizlik oranı ise %23,33 seviyesine yükseldi. 2020 yılı Haziran-Ekim dönemlerinde sanayi sektörü istihdamı işgücü piyasasını desteklemeye devam ederken Ekim döneminde hizmet sektörü istihdamında hafif gerileme yaşandı. Vurgulamakta fayda var, iş aramaktan vazgeçip çalışmaya hazır olan kişilerin Ekim döneminde önceki döneme göre 212 bin artmış olması özellikle hizmet sektöründeki kan kaybının vahametini ortaya koymaktadır.

Dr. Fulya Gürbüz

Aralık ayında küresel imalat sektörü büyümeye devam etti

IHS Markit verilerine göre Aralık ayında artan yeni siparişlerin etkisiyle Türkiye dahil küresel imalat sektörleri büyüme kaydederken fiyatlar üzerindeki baskılar artmaya devam ediyor. Sebepleri, son gelen verilerin ışığında ortaya koymaya çalışalım.

2020 yılı Aralık ayında Türkiye’nin ihracat ve ithalatı önceki aya göre arttı…

Ticaret Bakanlığı Genel Ticaret Sistemine göre 2020 yılının Aralık ayında ihracat önceki aya göre %11’lik artışla 17,8 milyar dolar, ithalat ise %6’lık artışla 22,4 milyar dolar olarak gerçekleşti. 2020 yılı genelinde toplam ihracat 169,5 milyar dolar, ithalat 194,2 milyar dolar oldu; ihracat 2019 yılı geneline göre %6,3 gerilerken, ithalat %4,3 artış kaydetti.

Türkiye’nin dış ticaretindeki artış imalat sektörünü beslerken maliyetler artıyor…

IHS Markit ve İstanbul Ticaret Odası iş birliğiyle hazırlanan Türkiye İmalat Satın Alma Yöneticileri Endeksi (PMI) Aralık ayında 50,8 değerini aldı. Endeksin 50 üzerindeki değerler sektörün önceki aya göre büyüdüğünü, 50 altındaki değerler ise küçüldüğünü gösteriyor. Endeksin, Kasım ayında 51,4 değerini almışken Aralık ayında 50,8 değerine gerilemesi ise sektörün önceki aya göre yavaşlayarak büyümeye devam ettiği anlamına geliyor. Nitekim yayınlanan raporda “… koronavirüs (COVID-19) salgınında yaşanan ikinci dalga ve salgının yayılımını önlemek amacıyla devreye sokulan” kısıtlamaların Aralık ayında imalat sektörünün üretim ve yeni siparişlerde hatta yeni ihracat siparişlerinde yavaşlamalara yol açtığı ifade ediliyor. Öte yandan raporda yer aldığı üzere, imalat sektöründe yaşanan yavaşlamaya rağmen imalat sektöründe istihdam üst üste yedinci ay olan Aralık ayında da arttı, paralelinde satın alımlarda yükseliş kaydedildi. Peki Aralık ayında istihdam, satın alımlar ve üretimdeki artışların imalatçıya maliyeti ne oldu? Koronavirüs kaynaklı kapatmaların etkisiyle yaşanan hammadde kısıntıları Aralık ayında hammadde fiyatlarını yukarı çekerken, imalatçıların girdi maliyetlerinin yükselmesine sebep oldu.

TÜİK’in yayınladığı verilere göre yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) Aralık 2020’de aylık %2,36, yıllık %25,15 artış kaydetti. Tüketici fiyat endeksinde (TÜFE) ise aylık artış %1,25, yıllık artış %14,60 oldu. Pandemi kaynaklı ilk kapatmaların başladığı Nisan 2020’den yılsonuna kadarki dönemde üretici fiyatları %21,2, tüketici fiyatları %12,0, yarı yarıya ABD doları ve Euro’dan oluşan döviz sepeti ise %28,1 artış kaydetti. İmalat üretiminde ağırlıklı olarak ithal girdi kullanılması sebebiyle kur artışları üretim maliyetlerini doğrudan etkileyen ana faktördür.

Türkiye imalat sektörünü dış ticaret ortaklarının imalat sektörlerindeki büyüme destekledi…

J.P.Morgan Küresel İmalat Sektörü PMI Endeksi Aralık ayında 53,8 değeri ile önceki ayın seviyesini korusa da üretim, yeni siparişler ve yeni ihracat siparişleri artmaya devam etti. İmalat sektörleri Aralık ayında sırasıyla en yüksek hızla büyüyen ilk iki ülke Brezilya ve Tayvan oldu. Bu ülkeleri sırasıyla Almanya, Hollanda, Kanada, İngiltere, İrlanda ve ABD izledi. Türkiye’nin sırasıyla en büyük ihracat pazarları olan Almanya’nın ilk sırada yer aldığı AB ülkeleri, İngiltere, ABD, Çin, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirliği ve Hindistan imalat sektörlerinde Aralık ayında kaydedilen büyüme Türkiye’nin imalat sektörünün de büyümeye devam etmesine katkı sağladı. İngiltere’nin AB’den ayrılma sürecinde (Brexit) stokları artırma gayreti hem İngiltere’nin hem de AB ülkelerinin imalat sektöründe, dolayısıyla da yeni ihracat siparişlerinde artışı beraberinde getirdi. Türkiye’nin en büyük dış ticaret pazarı olan Almanya’nın Aralık ayı PMI raporunda imalat sektörünün büyüme kaydetmesini destekleyen etkenler olarak yurt içi talep ile AB’den ve Çin’den gelen ihracat siparişlerine vurgu yapıldı.

Pandemi gölgesinde küresel imalat sektörlerindeki iyileşme, enflasyonu yukarı çekiyor…

JP Morgan Küresel İmalat Sektörü PMI raporunda yazıldığı üzere küresel ara mal üreticileri Aralık ayında istihdamı artırırken tüketim ve yatırım malları üreticileri aynı ay istihdama destek veremediler. Pandemi kaynaklı arz kısıntıları ve artan ulaşım maliyetleri hem üretim maliyetleri hem de satış fiyatlarındaki artışın hızlanmasına sebep oldu. Diğer bir ifadeyle, küresel imalat sektörünün ayakları üzerinde durabilme çabaları enflasyonist baskının artmasına sebep oluyor. Artan enflasyon baskısı, pandemi etkisiyle küresel çapta artan işsiz nüfusun geçim sıkıntısını daha da zora sokuyor. Artan maliyetler ve gelir kaybı, bireylerin ve şirketlerin kredi borçları dolayısıyla da bankacılık sistemi üzerinde kara bulutların toplanmasına sebep oluyor. 2008-2009’da patlayan küresel finansal kriz, Mart 2018’de ABD’de Trump yönetiminin başlattığı ticaret savaşı ve son olarak 2019 yılının sonunda ortaya çıkan pandemi; finansal riski giderek sarmala dönüştürüyor. Bu sebeple dikkatler, aşının Covid-19 ve türevlerine etki edip etmeyeceğine yoğunlaşmış durumda. İyi senaryoda ekonomik aktivitenin iyileşmeye başlayacağını, kötü senaryoda ise gelir dağılımındaki makasın giderek açılacağını tahmin etmek zor değil. Makas ifadesi düşük gelir grubuyla yüksek gelir grubu arasındaki uçurumu ifade ediyor. Krizler ve bulaşıcı hastalıklarla daima yüzleşmek zorunda kalan ve kalacak olan küresel yönetimler mevcut ortamda finansman ihtiyacını sağlamaya çalışıyorlar. Öte yandan da cesaret kırıcı işsizlik verileri ve artan fiyatlar gelir dağılımının bozulmaya devam etmesine sebep oluyor. Anlaşılıyor ki aşı ile ilgili olumlu sinyaller alana kadar gelir dağılımı üzerindeki riskler de artmaya devam edecek. Aşı elbette bir çözüm ancak kalıcı çözüm için küresel yönetimlerin dış politika ve dış ticarette yapıcı bir tutum sergilediği, küresel gelir dağılımının adil bir resim ortaya koyduğu ütopik bir dünyanın hayalini kuruyorum.

Dr. Fulya Gürbüz

Üretim maliyetleri ve tüketici fiyatları artmaya devam ediyor

Pandeminin gölgesinde 2021 yılında Türkiye dahil küresel ekonomiler artan işsizlik ve enflasyona karşı ekonomik büyüme mücadelesi vermeye devam edecek. En yüksek enflasyon ve politika faizine sahip dördüncü ülke olan Türkiye için şartlar çok daha zorlayıcı.

TÜİK Aralık ayı enflasyon verilerini açıkladı. Üretici ve tüketici fiyat enflasyonları hem bir önceki aya göre hem de bir önceki yılın aynı ayına göre artışlarını sürdürdü. Endekslerin aylık artışları Kasım ayına göre yavaşladı.

Yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) Aralık 2020’de yıllık %25,15, aylık %2,36 arttı. Endeks, Kasım ayında bir önceki aya göre %4,08 artış kaydetmişti.

Tüketici fiyat endeksinde (TÜFE) yıllık artış %14,60, aylık artış ise %1,25 oldu. Endeks, Kasım ayında bir önceki aya göre %2,30 artış kaydetmişti.

2020 yılı genelinde Yİ-ÜFE ortalama yıllık %12,18, TÜFE %12,28 artış gösterdi.

Arz yetersizliği üretim girdi maliyetlerini yükseltti…

Üretim maliyetlerinde Aralık ayında kaydedilen artışın sebepleri IHS Markit ve İSO işbirliğiyle hazırlanan Aralık ayı imalat sektörü PMI raporunda belirtildiği üzere: Arz yetersizlikleri ve Türk lirasındaki zayıflık. Aralık ayında Türk lirası, ABD dolarına karşı %3,4, Euro’ya karşı %0,7 değer kazandı.  

Nitekim Yİ-ÜFE verilerinin alt detaylarında Kasım ayında aylık %4,77 artış kaydeden ara malı üretim maliyetlerinin Aralık ayında %2,91 artış kaydettiğini görüyoruz. Söz konusu yavaşlamada ABD doları ve Euro’nun Türk lirasına karşı gerilemesinin etkisi var.

Tüketicinin temel ihtiyaçları daha da pahalanıyor…

İndirim sezonu, giyim fiyatlarının Aralık ayında düşmesine sebep olurken gıda, barınma, ulaştırma ve sağlık maliyetleri artışını sürdürdü. Arz yetersizliği ve tedarik zincirindeki aksamalar mal fiyatlarının yükselmesine ve bunun da tüketici fiyatlarına yansıtılmasına sebep oluyor.

Her ne kadar Merkez Bankası ve BDDK’nın Aralık ayında enflasyonu düşürmeye yönelik tedbirleri Türk lirasına nefes aldırmış olsa da Covid-19 kaynaklı kapatmaların sebep olduğu arz yetersizliğinin devam etmesi fiyatlar üzerindeki baskının artmasında etkili olacak. Pandeminin gölgesinde 2021 yılında Türkiye dahil küresel ekonomiler artan işsizlik ve enflasyona karşı ekonomik büyüme mücadelesi vermeye devam edecek. En yüksek enflasyon ve politika faizine sahip dördüncü ülke olan Türkiye için şartlar çok daha zorlayıcı.  

Dr. Fulya Gürbüz

Ekonomide büyümenin anahtarı aşıda

Ekonomide büyümenin kilidini bilginin küreselleştiği mevcut pandemi sürecinde aşıların etkinliği, virüsün yapısındaki değişikliklere uyumları ve aşılama süreci açacak.

Çember daralıyor derken Covid-19 hanemize girdi. 14-18 Aralık haftasının başında kızım ve hemen ardından oğlum Covid-19 virüsüne yakalandılar. Evde izolasyon, hijyen tedbirleri ve maske kullanımı sayesinde virüse maruz kalmadım. Kadıköy İlçe Sağlık Müdürlüğünün sürekli takibinde olmamız, süreci atlatmakta önemli bir faktör oldu. Tüm İlçe Sağlık çalışanlarına sonsuz teşekkürlerimi iletiyorum.

Gelelim makro-ekonomik verilerden uzak kaldığım son 11 gündeki gelişmeleri anlamaya. Öncelikle sanayi üretimi.

14 Aralık’ta TÜİK Ekim ayı sanayi üretimi endeksini, 22 Aralık’ta da Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) Kasım ayı otomotiv sektörü verilerini açıkladı.

Sanayi üretimi Ekim ayında bir önceki aya göre %1,1 artış kaydetse de artış hızı Eylül ayındaki %1,7’lik artışın gerisinde kaldı. Sanayi üretimi, Mayıs ayında bir önceki aya göre %18,2’lik sert yükselişin ardından son 4 aydır artışını yavaşlayarak da olsa sürdürüyor.

Aşağıdaki grafikte gri çubuklar sol eksendeki sanayii üretimi endeksini, mavi çizgi sağ eksendeki otomotiv sektörü toplam üretimini, kırmızı çizgi ise yine sağ eksendeki otomotiv sektörü ihracat verilerini gösteriyor.

Grafikte Ağustos aylarında dikkat çeken düşüşlerin sebebi, Ağustos ayının otomotiv sektörünün tatil yaptığı döneme denk geliyor olması.

Yukarıdaki grafiği incelediğimizde; otomotiv ihracatının otomotiv üretimini, otomotiv üretiminin ise sanayi üretimini doğrudan etkilediğini görebiliyoruz.

Türkiye’nin toplam ihracatının en büyük payını otomotiv sektörü ihracatı oluşturuyor. Türkiye, ihracatının en büyük kısmını ise Almanya’ya yapıyor. Dolayısıyla Türkiye’de sanayi üretiminin Almanya’daki talep şartlarından doğrudan etkilendiğini söylemek yanlış olmayacaktır.

Aşağıdaki grafiği tradingeconomics.com’dan aldım. Mavi çizgi sol eksendeki Almanya’nın otomotiv üretimini, siyah kesikli çizgi ise sağ eksendeki Türkiye’nin otomotiv üretimini gösteriyor. Tarihsel olarak bakıldığında, her iki ülkenin otomotiv üretimindeki artış ve azalışlar paralel seyrediyor.

Ancak grafikte bariz bir şekilde dikkatimizi çeken, Kasım ayında Almanya’nın otomotiv üretimi artarken, Türkiye’nin otomotiv üretiminde gerileme yaşanmış olması. Söz konusu gerilemenin sebeplerini araştırdığımızda;

. Kasım ayı TİM ihracat verilerine göre Almanya’ya yapılan ihracatın Ekim ayına göre gerilediğini,

. Kasım ayı İSO imalat sanayi PMI endeksine göre Türkiye’de yeni ihracat siparişlerinin Ekim ayına göre ivme kaybettiğini,

. IHS Markit Almanya imalat sektörü PMI verilerine göre Almanya’nın ihracat siparişlerindeki artışın Kasım ayında ivme kaybı yaşadığını görüyoruz.

Özellikle en büyük ticaret ortaklarımız olan Euro Bölgesi ve İngiltere’de Covid-19 kaynaklı kapatmaların sıkılaştırılmaya başlandığı Kasım ayında Türkiye’nin ihracatının bir önceki aya göre azalması, sanayi üretiminde de Kasım ayında güç kaybı yaşanacağı ihtimalini artırıyor.

Peki, Aralık ayı ile birlikte sanayi üretiminde nasıl bir tablo bizi bekliyor?

Avrupa’da kapatmaların Aralık ve Ocak aylarında sürecek olması Türkiye’nin üretim performansı üzerinde olumsuz etki yaratacak. Nitekim Avrupa Merkez Bankası (AMB), 10 Aralık tarihli toplantı kararında pandemi ve aşılamaya yönelik artan belirsizliklere vurgu yapılırken negatif faiz politikasını sürdürecekleri belirtilmişti. İngiltere Merkez Bankası da 17 Aralık tarihli toplantısında pandemi kaynaklı kapatmaların 2021 yılı ilk çeyreğine yönelik büyüme beklentilerini aşağı çekeceği vurgulandı. Ek olarak, Almanya ve Çin arasındaki ticaretin Uzak Doğu’da pandemi kaynaklı kapatmalardan doğrudan etkilenecek olması dikkatleri aşı konusundaki gelişmelere çekiyor.

Öte yandan, 16 Aralık tarihli toplantısında Amerikan merkez bankası Fed ekonomik aktivite, işsizlik ve enflasyon üzerinde ağır sonuçları olan pandeminin yarattığı sağlık sorunlarının orta vadede ekonomik görünüm üzerinde dikkate değer bir risk oluşturduğu ve ekonominin seyrinin tamamen virüsün seyrine bağlı olduğu belirtildi.

Bununla birlikte, 20 Ocak’ta resmen başkanlık koltuğuna oturacak olan Biden’in ticari ve siyasi ilişkileri diyalog yoluyla sürdüreceği vaadi, Trump yönetimine göre daha ılımlı bir tablo ihtimalini ortaya koyuyor. Bu, elbette risk algısı üzerinde olumlu bir etki yaratacaktır ancak küresel ekonomide büyümenin kilidini bilginin küreselleştiği mevcut pandemi sürecinde aşıların etkinliği, virüsün yapısındaki değişikliklere uyumları ve aşılama süreci açacak.

Yüksek enflasyonu yüksek faizle dizginlemeye çalışan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına ise hükümetin reformlar yoluyla destek vermesi bekleniyor. İşsizliğin arttığı, gelirlerin azaldığı hem Türkiye ekonomisini hem de küresel ekonomiyi 2021 yılında çok zorlu bir süreç bekliyor. Anahtar ise pandeminin seyri ve aşıda.

Dr. Fulya Gürbüz

GRAFİĞİN SÖYLEDİĞİ: “Dış borçlanma, cari açığın finansmanını destekliyor”

Türk lirasına güvenin tazelenmesi döviz geliri olan şirketlerin daha düşük maliyetlerden yabancı para cinsinden borçlanmayı tercih etmesinde etkili olacaktır. Öte yandan Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan’ın 2021 yılında yabancı para cinsinden borçlanmasının payını azaltacaklarına dair açıklamasını kur riski açısından olumlu bir gelişme olarak değerlendirebiliriz.

Ekim ayında cari işlemler açığı 0,3 milyar dolara geriledi…

Merkez Bankası, 2020 yılı Ekim ayı ödemeler dengesi verilerini açıkladı. Türkiye’deki yurt içi yerleşiklerin yurt dışı yerleşiklerle yaptığı ekonomik faaliyetler sonucunda Eylül ayında 2,56 milyar dolar cari işlemler açığı kaydedilmesinin ardından Ekim ayında 0,3 milyar dolar cari işlemler açığı kaydedildi. Son 12 aylık cari işlemler açığı ise Ekim ayında 33,8 milyar dolara yükseldi. Aşağıdaki grafikte gri çubuklar sol eksendeki aylık cari işlemler dengesini, mavi çizgi ise sağ eksende 12-aylık toplam cari işlemler dengesini göstermektedir. Net enerji ithalatçısı ülke konumundaki Türkiye’de ithalat kalemindeki sert düşüşler ile ihracat ve turizm gelirlerindeki artışlar cari işlemler dengesini yukarı taşıyan ana faktörlerdir.

Ekim ayında cari işlemler dengesinin 0,3 milyar dolar açık vermesinde, dış ticaret açığının bir önceki aya göre 2,47 milyar dolar azalarak 1,27 milyar dolara gerilemesi etkili oldu. Toplam mal ihracatı Ekim ayında bir önceki aya göre 1,26 milyar dolar artarken toplam mal ithalatında 1,21 milyar dolarlık azalma kaydedildi.

Hazine’nin eurobond ihracı finansman hesabını pozitife çevirdi…

Ödemeler dengesinin finansman tarafında ise Eylül ayında 2,48 milyar dolar açık verilmişken, Ekim ayında Hazine’nin 2,5 milyar dolar tahvil yoluyla dış borçlanması finans hesabının 1,3 milyar dolar fazla vermesinde etkili oldu.

Ağustos 2018’den bu yana dış borç ödemesinden daha az dış borçlanma gerçekleştirildi…

Bu yazımda; ödemeler dengesi tablosunda yer alan finans hesabının alt kalemlerinde bulunan Genel Hükümet, Bankalar ve Diğer Sektörlerin borçlanma verilerine odaklanmak istiyorum. Aşağıdaki grafikte mavi çubuklar Genel Hükümetin döviz cinsinden tahvil ihracı yoluyla net borçlanmasını; kırmızı çubuklar Bankaların, yeşil çubuklar ise Diğer Sektörlerin kredi ve tahvil yoluyla net dış borç pozisyonunu (kullanım ve geri ödeme arasındaki fark) göstermektedir.

2013 yılında ABD merkez bankası Fed’in istihdam ve enflasyon hedeflerine uygun sinyallerin gelmeye başladığına yönelik sözlü yönlendirmelerle faiz artırımı olasılığını ortaya koyması özellikle banka ve Diğer Sektörlerin dış borçlanmaya ağırlık vermelerine sebep oldu. Fed’in ilk faiz artırımına gittiği 2015 yılı sonuna kadar söz konusu eğilimin sürdüğünü görüyoruz. Ancak Fed’in Aralık 2016’dan itibaren faiz artırımlarını kademeli olarak sürdürmeye başladığı dönemde, özellikle Diğer Sektörlerin Türk lirasının sert değer kaybettiği Ağustos 2018 yılına kadar yurt dışı borçlanmaya ağırlık verdiğini, Ağustos 2018’den itibaren ise borç ödemelerinden daha azını tekrar borçlandıkları bir seyirle karşılaşıyoruz.

Mart 2018’de Trump yönetimindeki ABD’nin başlattığı ticaret savaşı, Türkiye’nin de üretim çarkının yavaşlamasına sebep olması, Türk lirasındaki değer kayıplarının 2019’da da sürmesi ve 2020 yılı Mart ayı ile birlikte Kovid-19 pandemisinin tüm dünyayı etkisi altına alması Türkiye’de reel sektörün yatırımlar konusunda geride durmasına sebep oluyor. Bu geri duruşun etkisini de Diğer Sektörlerin borç çevirme oranının %100’ün altına gerilemesinde görüyoruz. Ekim 2020’de ise Diğer Sektörlerin 0,96 milyar dolar döviz cinsinden borç geri ödemesine karşılık 1,43 milyar dolarlık borçlanma gerçekleştirmesi borç çevirme oranının %149’a yükselmesine sebep oldu.

Türk lirasında yaşanan istikrar, özel sektörün yabancı para cinsinden borçlanmayı cazip hale getirebilir…

Türk lirasındaki değer kayıpları ve tedarik zincirindeki aksamalara bağlı olarak enflasyonist baskıların arttığı mevcut ortamda yeni ekonomi yönetiminin politika faizini yukarı çekmesi TL cinsinden mevduat ve kredi faizlerini de yukarı çekiyor. Türk lirasına güvenin tazelenmesi döviz geliri olan şirketlerin daha düşük maliyetlerden yabancı para cinsinden borçlanmayı tercih etmesinde etkili olacaktır. Öte yandan Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan’ın 2021 yılında yabancı para cinsinden borçlanmasının payını azaltacaklarına dair açıklamasını kur riski açısından olumlu bir gelişme olarak değerlendirebiliriz.

Dr. Fulya Gürbüz

Bütçede faiz yükü artıyor, işsizlik oranı ihracatın desteğiyle geriliyor

2018 yılı Ticaret Savaşı Türkiye’de işsizliği artırdı, Kovid-19 hızlandırdı…

ABD’de Trump yönetiminin Mart 2018’de ticaret savaşını fiilen başlatması en büyük ticaret ortağımız olan Avrupa ekonomisinin zayıflamasını hızlandırmıştı. Mayıs 2018’de ise ABD’nin Türkiye’den ithal ettiği çelik ve alüminyum ürünlerine uyguladığı gümrük vergisini 2 katına çıkarması ve ABD ile yaşanan siyasi gerilimin de tetiklemesiyle Ağustos 2018’de Türk lirası 4,90 seviyesinden 7,22 seviyesine kadar yükselmişti. TL’deki sert değer kaybı yurt içi talepteki daralmayı hızlandırırken ithalat performansı düşmüş, ihracat performansı ise zayıflasa da rayda kalmayı başarmıştı.

Aşağıdaki grafikte, 2018 yılı ikinci yarısında yurt içi talepteki daralmaya bağlı olarak ithalat endeksinin (koyu gri çubuklar) sert daralma kaydettiğini, geniş tanımlı işsizlik oranının (mavi çizgi) ise 2018 yılı sonuna kadar hızlanarak arttığını görüyoruz. İhracat (açık gri çubuklar) performansının 2019 yılında yavaşlayarak da olsa yükselişini sürdürmesi ise ithalat tarafında kademeli artışları getirmiştir. Söz konusu iyileşme 2019 yılı genelinde geniş tanımlı işsizlik oranının da düşmesinde etkili olmuştur.

Kovid-19 pandemi sürecinin başladığı Mart 2020 sonrasında işsizlik oranında da hızlanma kaydedilmiştir. Mayıs ayı ile birlikte kısıtlamaların gevşetilmesi hem dış ticarette toparlanma hem de işsizlik oranında düşüşle sonuçlanmıştır.

Söz konusu gelişmeler, ihracat performansının ekonomik aktiviteyi rayında tutan önemli bir faktör olduğunu, yatırım ve tüketim amacıyla artan ithalat hacminin de işsizlik oranının düşmesinde önemli rol oynadığını ortaya koyuyor.

Hazine’nin artan faiz ödemelerine karşılık, TL cinsi borçlanmanın payı artırılacak… 

Mart 2018’de %27,9’a gerileyen merkezi yönetimin toplam borç stokunun GSYH’ye oranı, yukarıda bahsedilen gelişmelerin etkisiyle Eylül 2020’de %39,3’e kadar yükselerek 2011 yılı seviyelerine kadar ulaştı. Aşağıdaki grafik, Hazine’nin aylık borç faizi ödemeleri (gri çubuklar) ile geniş tanımlı işsizlik oranını (mavi çizgi) gösteriyor.

Geniş tanımlı işsizlik oranı, resmi işsiz sayısına iş aramayıp çalışmaya hazır olan kişilerin sayısı eklenerek bulunan rakamın, resmi işgücü sayısına iş aramayıp çalışmaya hazır olan kişilerin sayısı eklenerek bulunan sayıya bölünmesiyle hesaplanıyor. TÜİK verilerine göre işsizlik oranı 2020 yılı Eylül döneminde önceki döneme göre düşerek %12,7’ye gerilerken geniş tanımlı işsizlik oranı da %22,73’e geriledi.

Grafikte de görüleceği gibi 2018 yılında faiz ödemelerinde kaydedilen hızlanmada merkezi yönetimin toplam borç stokunun %56’sını oluşturan yabancı para cinsinden borç stokunun Türk lirasında yaşanan sert değer kayıplarından olumsuz etkilenmesinin payı büyük.

Nitekim 9 Aralık’ta Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan’ın “gelecek yıl yabancı para cinsinden iç borcun payını azaltmayı öngördükleri” açıklaması olumlu bir gelişmeydi, çünkü bu hamleyle kurdaki artışların borç yükü üzerindeki baskısı hafifleyecektir. Ek olarak, Kovid-19’un bulaşıcılığını azaltmak amacıyla aşılama işlemlerinin başlaması ekonomik aktivitede toparlanmayı, işsizlikte de azalışı getirecektir. Ancak istihdamda sürdürülebilir artışı hatta maksimum istihdam seviyesini yakalamak ve bulundukları seviyelerini korumalarını sağlamak uzun soluklu ve sabır isteyen bir süreç. Finansal sistemin sağlıklı işleyişi ve sürdürülebilir büyümeye yönelik her olumlu gelişme söz konusu sürece bir adım daha yaklaştırıyor ve yaklaştıracaktır.

Dr. Fulya Gürbüz

GRAFİĞİN SÖYLEDİĞİ: “Öncelik Türk lirasına kalıcı güvenin sağlanması”

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası verilerine göre, finans dışı kesimin döviz varlıkları Eylül 2020’de önceki aya göre 1,5 milyar dolar artışla 130,8 milyar dolara yükselirken, döviz yükümlülükleri 1,6 milyar dolar azalışla 293,1 milyar dolara geriledi. Özetle, finans dışı kesimin (reel sektörün) döviz varlıkları önceki aya göre arttı, döviz borçları ise azaldı.

Reel sektörün döviz varlıklarının %71’ini mevduatlar oluşturuyor…

Reel sektörün Eylül ayı itibariyle döviz varlıkları; yurt içi döviz mevduatları (76,1 milyar dolar), yurt dışı bankalardaki döviz mevduatları (16,9 milyar dolar), döviz cinsi devlet tahvilleri (1,9 milyar dolar), ihracat alacakları (15,6 milyar dolar) ve yurt dışına doğrudan sermaye yatırımlarından (20,4 milyar dolar) oluşmaktadır. Demek ki reel sektörün döviz varlıklarının en büyük payını %71 ile döviz mevduatları oluşturuyor.

Reel sektörün döviz yükümlülüklerinin %83’ünü krediler oluşturuyor…

Eylül ayında reel sektörün döviz yükümlülüklerinin 241,9 milyar doları yurt içi (144,3 milyar dolar) ve yurt dışından sağlanan nakdi kredilerden (97,6 milyar dolar), 51,2 milyar doları ise ithalat borçlarından oluşuyor.

Reel sektör bir yandan döviz varlıkları edinimine devam ederken, öte yandan borçlanarak ekonomik faaliyetlerini sürdürebilmektedir.

Reel sektörün döviz pozisyonu ile GSYH büyümesi arasında bir ilişki var mı?

Aşağıdaki grafik, reel sektörün döviz pozisyonu ile Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) arasındaki karşılıklı etkileşimleri göstermektedir. GSYH verilerinin üçer aylık dönemler için yayınlanması sebebiyle grafikte reel sektör döviz pozisyonu verilerinin üç aylık ortalama değerleri dikkate alınmıştır.

Grafikte gri çubuklar reel sektör döviz yükümlülüklerini, sarı çubuklar döviz varlıklarını, kırmızı çizgi sanayi sektörünün önceki çeyreğe göre değişimini, mavi çizgi ise hizmet sektörünün önceki çeyreğe göre değişimini göstermektedir.

2008 yılında patlak veren küresel finansal krizin üstesinden gelebilmek için reel sektör 2009 yılının üçüncü çeyreğinden itibaren tarihi düşük faiz oranlarından yararlanmak amacıyla döviz cinsinden borçlanmayı artırmış, 2018 yılı üçüncü çeyreğine kadar döviz cinsinden borçlanma artarak sürmüştür. Söz konusu dönemde hem sanayi hem de hizmet üretiminin genel olarak önceki döneme göre artışlarını sürdüklerini görüyoruz. 2018 yılı önemli bir yıl zira Trump başkanlığındaki ABD yönetiminin ticaret savaşını başlatması, en büyük ticaret ortağımız olan Avrupa Birliği ekonomisindeki yavaşlamanın derinleşmesi ve Eylül ayında Türkiye’de yaşanan kur krizi bu döneme denk gelmektedir.

Nitekim 2018 yılı üçüncü çeyreğinde reel sektör yurt dışı yükümlülüklerini azaltma yoluna giderken, döviz varlıklarını da artırmaya devam etmişlerdir. Kovid-19’un pandemi ilan edildiği 2020 Mart ayına kadarki dönemde hem sanayi hem de hizmet üretimi çeyrek bazda sınırlı da olsa büyümesini sürdürebilmiştir.

2020 yılı ikinci çeyreğinde GSYH’de yaşanan sert daralmanın ardından reel sektör üçüncü çeyrekte tekrar döviz cinsi borçlanmasını artırırken hem sanayi hem de mal üretiminde önceki çeyreğe göre sert bir düzeltme kaydedilmiştir. Ancak 2020 yılı üçüncü çeyreğinde güven algısındaki bozulmanın artarak devam etmesiyle birlikte reel sektörün döviz varlıkları Haziran ayı sonundaki 123,3 milyar dolardan Eylül 2020 sonunda tarihi rekorla 130,8 milyar dolara kadar yükselmiştir.

Ekonomide sürdürülebilir büyüme için doğrudan yatırımlar cazip kılınmalı…

9 Kasım ile birlikte oluşturulan yeni ekonomi yönetimi Türk lirasına güveni yeniden kazanmak adına hemen harekete geçti: Politika faizinde sert artırımla birlikte para politikası sadeleştirilmeye başlandı. Kamuoyunun bilgilendirilmesi şeffaflık adımı ile öne çıkarken Türkiye Hazinesi uzun bir aradan sonra yurt dışından tahvil yoluyla 10 yıllık borçlanabilmeyi başardı.

Yeni ekonomi yönetiminin önünde zorlu bir süreç var ancak süreci kolaylaştıracak en önemli etken Türk lirasına güvenin kalıcı olarak sağlanması:

. Tedarik zincirindeki aksamalar, hammadde kıtlığı ve Türk lirasında devam eden değer kayıpları girdi maliyetlerini artırıyor. Türk lirasına güven, enflasyon üzerindeki baskıyı azaltacaktır.

. Reel sektörün yatırımlarını dolayısıyla da istihdamı artırabilmesi için yatırım yapmaya elverişli şartların oluşturulması gerekiyor. Kovid-19 sebebiyle adapte olmaya çalıştığımız yeni normalde Türkiye yüksek katma değerli ürün geliştirmek adına somut adımlar ortaya koymalı. Türk lirasına güven kazandıracak hamlelere ek olarak avantajlı coğrafik konumu doğrudan yatırımları çekebilmek adına önemli.

. ABD’de Biden yönetiminin Avrupa ile ticari ilişkilerini kuvvetlendirme hedefi dikkate alındığında Türkiye’nin en büyük ticaret ortağımız olan Avrupa Birliği ile işbirliğinin sağlamlaştırılması ticaret hacmimiz açısından olumlu bir gelişme olacaktır. Türk lirasına güveni sağlayacak böyle bir gelişmenin elbette Türkiye sermaye piyasalarının derinleşmesinde de katkısı olacaktır.

Dr. Fulya Gürbüz

Euro Bölgesi imalat sektöründen iyi haber geldi

Kasım ayı imalat ve hizmet sektörlerine ilişkin ilk veriler gelmeye başladı.

IHS Markit tarafından açıklanan ilk tahminlere göre Almanya’da imalat sektörü PMI endeksi Kasım ayında vites kısmen düşmüş olsa da 57,9 değeri ile büyümesini sürdürdü. Endeksin 50 üzerindeki değerler sektörün bir önceki aya göre büyüdüğünü gösteriyor. PMI verilerinin, hem sanayi üretimi hem de GSYH performansını doğrudan etkileyen önemli bir veri olduğunu hatırlatalım.

Türkiye’nin en büyük ticaret ortağı olan Almanya’nın imalat sektöründeki iyileşme Türkiye’nin ihracat hacmini, dolayısıyla da imalat sektörünü olumlu etkiliyor. Kasım ayında Alman imalat sektöründeki büyümeyi destekleyen en önemli faktör Ekim ayına benzer olarak Kasım ayında da devam eden Asya kaynaklı ihracat talebindeki artış. İmalat sektöründeki büyüme sektörde istihdam artışını beraberinde getirirken, girdi maliyetlerindeki artışın etkisiyle çıktı fiyatları yükseldi.

Euro Bölgesi genelinde imalat sektörü PMI endeksi Kasım ayında ilk tahminlere göre 53,6 değeri ise yine imalat sektörünün önceki aya göre büyüme kaydettiğine işaret etti, büyüme hızı ise Almanya verilerine benzer olarak kısmen yavaşladı.

Avrupa Birliği’nden ayrılma sürecindeki İngiltere’de imalat sektörü PMI endeksi de ihracattaki artışın desteğiyle Kasım ayı ilk tahminlerine göre son üç ayın en yükseği olan 55,2 değeri ile önceki aya göre büyüme kaydetti. Ancak hizmet sektöründeki daralma Kasım ayında da sürdü.

Almanya dahil olmak üzere Euro Bölgesi genelinde, Kovid-19 pandemisinde yaşanan ikinci dalganın hizmet sektöründe kapatmaları beraberinde getirmesi sebebiyle hizmet sektörü sert daralma kaydetti. Düşen talep, hizmet fiyatlarında indirimleri getirdi.

Yarın açıklanacak olan Türkiye Kasım ayı reel kesim güven endeksi verilerinde imalat sektörünün Türkiye’nin en büyük ticaret ortaklarının Kasım ayında kaydettiği performansa benzer bir performans gösterip göstermediğine odaklanacağız.

Dr. Fulya Gürbüz

Eylül ayında ihracat, sanayi üretimini ve istihdamı destekledi, tüketim arttı

9-13 Kasım haftasında açıklanan üretim, dış ticaret ve tüketime ilişkin takvim ve mevsimsellikten arındırılmış TÜİK verilerine göre;

. Sanayi üretimi Eylül ayında önceki aya göre %1,7 arttı,

. İhracat miktar endeksi Eylül ayında önceki aya göre %11,2 arttı,

. İthalat miktar endeksi Eylül ayında önceki aya göre %2,0 arttı,

. Sanayi sektörü istihdamı Ağustos döneminde (Tem-Ağu-Eyl) önceki döneme göre %2,0 arttı,

. Perakende satış hacmi Eylül ayında önceki aya göre %2,8 arttı.

İhracat, sanayi üretimini desteklemeye devam ediyor…

Bir önceki aya göre değişimleri gösteren aşağıdaki grafikte, Mayıs 2020’den itibaren ihracatın (kırmızı çubuk) ve hammadde ithalatının (mavi çubuk) sanayi üretimini (gri çubuk) desteklediğini görebilirsiniz. Gri renkli 0 noktasını gösteren uzun yatay çizginin üzerindeki değerler önceki aya göre artış olduğunu, çizginin altındaki değerler ise önceki aya göre azalma olduğunu göstermektedir. Ağustos ayında ihracatta kaydedilen düşüşe rağmen hammadde ithalatı ve sanayi üretimindeki artışın imalat sektöründe mal stoklarını (turuncu çubuk) beslediğini anlıyorum. Eylül ayında ise ithalattaki sınırlı artışa rağmen ihracatı mal stoklarının beslediğini tahmin ediyorum. Pandemide ikinci dalganın tedarik zincirinde olası kırılmaları beraberinde getirebileceği endişeler sebebiyle, IHS Markit küresel imalat sanayi PMI endeksleri ülke raporlarında tedbir amaçlı satın alımların hızlandığı sinyalini almıştık.

Sanayi üretimindeki artış sanayi istihdamını destekliyor…

Aşağıdaki grafikte sol eksen, sanayi sektöründe istihdam edilen kişi sayısını (turuncu çubuklar) göstermektedir. Grafiğin sağ ekseninde ise sanayi üretimi (gri çizgi) ve imalat sektörü mevcut siparişlerinde (bordo çizgi) önceki aya göre nasıl bir değişim olduğu gösteriliyor. Yılbaşından itibaren imalat sektöründeki siparişlerde ve paralelinde sanayi üretiminde ardı ardına yaşanan gerilemelerin ardından, pandemi tedbirlerindeki gevşetmelerin etkisiyle sanayi istihdamının Haziran dönemiyle birlikte yükseliş eğilimine girdiğini görüyoruz. Eylül ve Ekim ayına ilişkin göstergeler sanayi istihdamında yükselişin devam edeceğine işaret ediyor.

Türk lirasındaki değer kaybına rağmen yurt içinde perakende satışlar hızlandı…

Aşağıdaki grafik, sol eksende sanayi sektörü (gri çubuk), imalat sektöründe mevcut siparişler (bordo çubuk), perakende satışlar (yeşil çubuk) ve tüketim malları ithalatındaki (mor çubuk) bir önceki aya göre kaydedilen değişimleri gösteriyor. Sağ eksende ise Dolar/TL kurunun (mavi çizgi) aylık ortalama değerleri gösteriliyor. Grafikte neler gördüğümü sıralayayım:

. Ağustos ayında Dolar/TL kurunun önceki aya göre %6,1 yükselmesinin etkisiyle tüketim malı ithalatında önceki aya göre sert düşüş var. Perakende satışlardaki artış ise Temmuz ayına göre hız kesti.

. Eylül ayında Dolar/TL’deki %3,5 yükselişe rağmen hem perakende satışlarda hem de tüketim malları ithalatında yükseliş var. Perakende satışlardaki hızlanmada özellikle Tekstil, Giyim ve Ayakkabı satışlarındaki aylık %13,1’lik artışın etkili olduğunu söyleyeyim. Türk lirasındaki sert değer kaybına rağmen Eylül ayında tüketim malları ithalatındaki %7,5’lik artışın ana tetikleyicisinin ise otomotiv sektörü ithalatında Eylül ayında kaydedilen %30,8’lik artış ve paralelinde otomotiv satışlarının aynı ay %46,9 yükselmesinin etkisi olduğunu düşünüyorum.

Ekim ayı göstergeleri ne söylüyor?

Ticaret Bakanlığı verilerine göre Ekim ayında ihracat ve ithalatta artışın devam etmesi sanayi üretiminde, dolayısıyla da sanayi sektörü istihdamında iyileşme göreceğimize işaret ediyor. Ekim ayında Dolar/TL kurunun %4,8 yükselmesi ve artan kredi faiz oranları sebebiyle perakende satışlarda önemli bir iyileşme olmayacağını tahmin ediyorum.

Dr. Fulya Gürbüz

Fed “Ekonominin seyri virüse bağlı” dedi, politika faizini değiştirmedi

ABD Merkez Bankası (Fed) 5 Kasım’da gerçekleştirdiği para politikası toplantısında politika faizi olan federal fon faiz oranı hedef aralığını değiştirmeyerek %0,0-0,25 seviyesinde sabit tuttu. Söz konusu hedef aralığı bankaların gecelik (O/N) olarak birbirlerine borç verme faiz aralığını ifade ediyor. Fed, bankaları iskonto penceresinden iskonto faiz oranı ile O/N fonluyor. Fed, iskonto faiz oranını farklı bir toplantı ile kararlaştırıyor.

Fed, toplantı sonrası yayınladığı basın duyurusunda, ekonomik aktivite ve istihdamda toparlanma yaşansa da 2020 yılı başındaki seviyelerin henüz yakalanmadığını, zayıf talep ve petrol fiyatlarındaki düşüşün tüketici fiyat enflasyonunu aşağı çektiğini belirtti. Ekonominin gidişatının büyük ölçüde virüsün seyrine bağlı olduğuna dikkat çekiyor Fed.

ABD’de işsizlik oranı Covid-19’un pandemi ilan edildiği Mart 2020 öncesinde %3,5 seviyesinde seyrederken, kapatmaların etkisiyle Nisan ayında %14,7 seviyesine yükselmiş; parasal genişleme, makro-ihtiyati tedbirler ve iş yerlerinin açılmaya başlanmasıyla birlikte işsizlik oranı düşüşünü sürdürerek en son Ekim ayında %6,9 seviyesine gerilemiştir. Enflasyona yönelik ön göstergelerden olan ortalama saatlik kazançlar ise Ekim ayında bir önceki aya göre %0,1, bir önceki yılın aynı ayına göre %4,5 artış kaydetti. Aşağıdaki grafik 2008 Finansal Kriz’den bu yana ABD’de enflasyon, işsizlik ve politika faizi gelişmelerini gösteriyor:

Basın duyurusunda yer alan bir diğer ayrıntı da Fed’in önümüzdeki aylarda Hazine tahvilleri ve ipoteğe dayalı menkul kıymet (mortgage backed securities-MBS) alımında artışa gideceğini duyurmuş olması.

2008 krizinden 2014 yılı sonuna kadar Fed, tahvil alımları yoluyla bilançosunu 1 trilyon dolar seviyesinden 4,5 trilyon dolar seviyesine çıkarmış, ekonomik aktivitede hedeflerin ulaşılmasıyla birlikte Fed, 2018 yılı başından itibaren varlık alımlarını azaltarak Ağustos 2019’da 3,76 trilyon dolar seviyesine kadar düşürmüştü. Mart 2020’de 4,3 trilyon dolarlık bilanço büyüklüğü 12 Ağustos’ta 7,0 trilyon dolar seviyesinde bulunuyor. Aşağıdaki grafik 2008 Finansal Kriz sonrası Fed bilançosu ve politika faizi hamlelerinin seyrini gösteriyor:

Fed’in 12 Ağustos tarihli bilançosunda, toplam varlıklarının 6,3 trilyon doları satın almış olduğu menkul kıymetlerden (Hazine tahvilleri ve ipoteğe dayalı menkul kıymetler) oluşuyor. Fed, 11 Mart 2020’den 12 Ağustos 2020 tarihine kadar 1,8 trilyon dolarlık Hazine tahvili, 0,6 trilyon dolarlık ipoteğe dayalı menkul kıymet satın aldı. Varlıklarının finansmanı yani yükümlülükler tarafında ise, Fed aynı dönemde 0,2 trilyon dolar ek banknot bastı; bankaların mevduatı 1,1 trilyon dolar, Hazine hesabı ise 1,3 trilyon dolar artış kaydetti. Hazine ayrıca kredi tesisi için 0,1 trilyon dolar katkı yaptı.

Dr. Fulya Gürbüz