Merkez Bankasına göre zayıf TL ihracatı destekleyecek

Merkez Bankası, 22 Ekim 2020 tarihli toplantısında 1-hafta vadeli borç verme faizi olan politika faizini %10,25 ile sabit tuttu. Toplantı öncesinde, kurdaki tansiyonu azaltmak adına politika faizinin %11,25-11,75 aralığına yükseltilmesi gerektiğini savunmuştum. Toplantıdan, politika faizini artırmak yerine Geç Likidite Penceresi 1 gecelik borç verme faiz oranının %13,25’ten %14,75’e yükseltildiği kararı çıktı. Hatırlatmak gerekirse, bankalar 1 gecelik, 1 haftalık ve Geç Likidite Penceresinden 1 gecelik vadelerde Merkez Bankasından borç alabilmektedirler. Merkez Bankası söz konusu fonlamaların miktar ve vadelerine göre hesapladığı “ortalama fonlama maliyetini” günlük olarak yayınlamaktadır. 21 Ekim itibariyle ortalama fonlama maliyeti %12,52 seviyesindeydi.

Merkez Bankası %10,25 seviyesindeki politika faizini neden değiştirmedi?

Merkez Bankası faiz politikasını belirlerken Tüketici Fiyat Enflasyonunu (TÜFE) dikkate alıyor. Eylül ayında TÜFE önceki yılın aynı ayına göre %11,75 seviyesine gerilemişti. Geçen hafta açıklanan TCMB Ekim ayı Beklenti Anketi sonuçlarına göre de yıl sonu TÜFE beklentisi %11,76 seviyesinde. %10,25 seviyesindeki politika faizinin üzerine ortalama %2-3’lük reel getiriyi eklersek %12,5-13,6’lık bir seviyeye ulaşıyoruz. Toplantı öncesinde 2-yıl vadeli devlet tahvilinin faizi %13,8, 1 yıl vadeli TL mevduatın faiz oranı ise %12,8 seviyesinde bulunuyordu.

Yukarıdaki paragrafta Merkez Bankasının politika faizini neden sabit tutmuş olabileceğine dair basın bülteninden anlayabildiğim kadarıyla bir sebep bulmaya çalıştım. Merkez Bankası fiyat istikrarını sağlamak adına TÜFE’yi dikkate alsa da üretim maliyetleri de nihai ürün fiyatlarını etkilemektedir. Yurt İçi Üreticileri Fiyat Enflasyonu (Yİ-ÜFE) Eylül ayında önceki aya göre %2,65, önceki yılın aynı ayına göre %14,33 artış kaydetti. TÜFE’deki artış önceki aya göre %0,97 olmuştu. Üretici fiyatları yılbaşından Eylül ayı sonuna kadar ortalama %13,44 artış kaydederken, TÜFE’deki artış %8,33 oldu. Bunu şu şekilde açıklayabiliriz: Üreticiler, satış hacimleri olumsuz etkilenmesin diye maliyetlerini tüketiciye tam olarak yansıtamamaktalar. Dolayısıyla da iş hacmi yaratılsa bile karlılık açısından parlak bir tablo ortaya çıkmamaktadır. İşletmelerin maliyetlerini azaltmak adına ticari kredi faiz oranlarının 16 Ekim itibariyle %13,87 seviyesine gerilemesi önemli bir adım olsa da bankacılık sektörü kredi hacminin %78’ini oluşturan ticari kredilerin ödeme kabiliyetindeki olası bozulmalar finansal sistem dolayısıyla da Türk lirası üzerinde önemli bir baskı oluşturabilir. Bu da Türk lirasının yabancı para birimlerine karşı sert değer kayıplarını beraberinde getirebilir. Özellikle Türk lirasında süregelen değer kaybının enflasyonda yapışkanlık etkisi yaratması, Türk lirasına güven sağlanmadıkça enflasyonda düşüş eğilimini de engellemektedir.

Merkez Bankası neden Geç Likidite Penceresi borç verme faiz oranını %14,75’e yükseltti?   

Enflasyondaki yükseliş eğilimini Merkez Bankası güçlü kredi ivmesi desteğiyle ekonomide sağlanan hızlı toparlanmaya ve finansal piyasalarda yaşanan gelişmelere bağlıyor. Toplantı sonrasında yayınlanan basın bülteninde Merkez Bankası, enflasyonda düşüşü sağlamak adına temkinli duruşunu koruyacağını vurguladı. Bu sebeple Merkez Bankası, Geç Likidite Penceresi 1 gecelik borç verme faiz oranını %13,25’ten %14,75’e yükselterek ortalama fonlama maliyetinin %13,5 seviyesinin üzerine çıkmasını sağlayabilecek.

Merkez Bankası para politikası kararında hangi gerekçeleri öne sürdü?

Merkez Bankasının yayınladığı basın bülteninde politika kararına yönelik olarak sunduğu gerekçeleri kendi yorumumla iletmeye çalışayım:

“İktisadi faaliyetteki toparlanma devam etse” de pandemide ikinci dalga riski göz ardı edilmemeli

Aşağıdaki grafikte görüleceği gibi, sanayi üretimi Kovid-19 kaynaklı kapatmaların devreye alındığı Nisan ayında dip seviyelere gerilemiş, ardından tedbirlerin gevşetilmesiyle Mayıs ayından itibaren aralıksız artış kaydetmiştir. Bunda özellikle ihracat performansındaki yukarı yönlü eğilim önemli bir rol oynamıştır. Küresel olarak, Ağustos ayında ise pandemide ikinci dalga etkisini göstermeye başlamış ve Türkiye dahil sanayi üretimi artışında yavaşlama kaydedilmiştir. İkinci dalganın yaygınlaşma ihtimali iktisadi faaliyetin zayıflamasına sebep olabilir.

Kaynak: TDM

“Son dönemde atılan politika adımlarıyla birlikte ticari ve bireysel kredilerdeki normalleşme eğilimi belirginleşmiştir”

Eylül ayında politika faizinin yükseltilmesi ve sıkı para politikasının da desteğiyle Merkez Bankası, ticari ve bireysel kredilerdeki normalleşme eğiliminin belirginleştiğini ifade ediyor.

Merkez Bankası 25 Eylül tarihli toplantısında politika faizini %8,25’ten %10,25’e yükseltmişti. Aşağıdaki grafikte de görüleceği gibi, politika faizindeki artış tüketici kredi faiz oranlarının artmasında etkili olurken ticari kredi faizlerinde düşüş gözlendi.

Kaynak: TDM

Yine aşağıdaki grafikte görüleceği gibi, tüketici kredi faizlerindeki artış ve ticari kredi faizlerindeki düşüşün etkisiyle 25 Eylül’den 16 Ekim tarihine kadar kredi hacmi artışında yavaşlama eğilimi var.

Kaynak: TDM

16 Ekim 2020 tarihli BDDK verilerine göre, toplam bankacılık sektörü kredi hacminin %22’sini Bireysel Krediler ve Kredi Kartları, %78’ini Ticari Krediler oluşturmaktadır. Aşağıdaki grafikte de görüleceği gibi, 25 Eylül’de faiz artırımının ardından tüketici faiz oranlarındaki artış tüketici kredilerinde yavaşlama getirirken, ticari kredilerde artış eğilimi var.

Kaynak: TDM

Söz konusu gelişmelere bağlı olarak; bankacılık sektörünün, işletmelere daha düşük faizle finansman sağlaması amacıyla ticari kredilere öncelik vermesini, öte taraftan da enflasyonist baskıyı azaltmak adına tüketici kredileri faiz oranlarındaki artışa istinaden tüketici kredi hacminde kaydedilen yavaşlamayı Merkez Bankasının “normalleşme eğilimi” olarak ifade ettiğini anlıyorum.

“İthalatta öngörülen dengelenmenin başladığı” görülse de sebebi bozulan talep

Merkez Bankası ithalattaki güç kaybını “Salgın tedbirleri kapsamında uygulanan destekleyici politikaların kademeli olarak geri alınmasıyla ithalatta öngörülen dengelenmenin başladığı görülmektedir” olarak ifade ediyor. Aşağıdaki grafik ise, altın ithalatı hariç tutulduğunda ithalat hacminde pandemi öncesine göre yavaşlama eğilimini açıkça gösteriyor. Elbette ithal ürünlere getirilen ek vergilerin söz konusu gelişmede etkisi olabilir ancak hem iç talepteki hem de sermaye yatırımlarındaki güç kaybının etkisinin ithalat performansı üzerinde daha etkili olduğunu düşünüyorum.

Kaynak: TDM

“Mal ihracatındaki güçlü toparlanma, emtia fiyatlarının görece düşük seviyeleri ve reel kur düzeyi önümüzdeki dönemde cari işlemler dengesini destekleyecektir” denilse de riskler göz ardı edilmemeli

Ağustos ayında, küresel talepteki bozulmaya bağlı olarak mal ihracatında güç kaybı yaşandığını gördük. Söz konusu güç kaybı düşen iç talebin etkisiyle mal ithalatında azalmaya dolayısıyla da cari işlemler açığında azalmaya katkı sağlayacaktır. Ancak altın ithalatındaki belirsizlik söz konusu beklentiyi riske atıyor. Öte yandan, Merkez Bankasının politika faizini sabit tutmasının ardından Dolar/TL kuru tekrar 7,90 seviyelerinin üzerine çıktı. Merkez Bankasının “reel kur düzeyinin cari işlemler dengesini destekleyeceğini” ifade etmesi, Merkez Bankasının zayıf Türk lirasını desteklediğini, dolayısıyla da Türkiye’nin ihracat mallarının fiyat avantajı sunarak ihracat performansının artacağı beklentisini savunduğunu anlıyorum. Aşağıdaki grafik Türk lirasının rekor düşük seviyelerine gerilediğini gösterse de Türk lirasındaki değişimin doğrudan ihracat hacmini etkilediğini kanıtlamıyor:

Kaynak: TDM

Pandeminin yarattığı arz şoku sebebiyle Türkiye ihracatının olumlu etkilendiği elbette söylenebilir ancak küresel rekabetteki sert yarışın etkisiyle Türkiye’nin pastadan pay kapma şansı sınırlanmış olabilir. Ayrıca, kış aylarıyla birlikte artacak olan enerji ihtiyacı, ithalat hacmini de yukarı çekecektir. Dolayısıyla söz konusu sebeplerin cari işlemler dengesini destekleyemeyeceği ihtimali yüksek.

Dr. Fulya Gürbüz

İmalat sektörü Eylül ayında Kovid-19 tedbirlerinin gevşediği ülkelerde büyüdü, yeni dalgadan etkilenen ülkelerde daraldı

IHS Markit Eylül ayı imalat sektörü PMI (satınalma müdürleri endeksi) verilerini açıkladı. Endeksin 50 değerini alması sektörde önceki aya göre değişiklik olmadığını, 50 üzerindeki değerler sektörde önceki aya göre büyüme kaydedildiğini, 50 altındaki değerler ise sektörde önceki aya göre daralma olduğunu gösteriyor.

Türkiye imalat sektörü Eylül ayında büyüme bölgesinde kalmayı sürdürdü

Türkiye’de imalat sektörüne yönelik iyileşme sinyalleri Merkez Bankasının yayınladığı Eylül ayı Reel Kesim Güven Endeksi ve MÜSİAD’ın yayınladığı SAMEKS verileriyle gelmişti.

İSO işbirliğiyle hazırlanan IHS Markit PMI verilerine göre Eylül ayında;

. Yeni siparişlerdeki büyümenin yansıması olarak istihdam artışı hızlandı, istihdamda Şubat 2018’den beri en güçlü artış gerçekleşti,

. Üretim artmaya devam etti, ancak büyüme hızında yavaşlama kaydedildi,

. Türk lirasındaki değer kaybının yansıması olarak enflasyonist baskılar güçlendi; girdi maliyetleri enflasyonu son iki ayda artarak Ekim 2018’den bu yana en yüksek seviyeye ulaştı, nihai ürün fiyatları son 2 yılın en hızlı artışını kaydetti,

. Kur artışlarının ihracat pazarlarında rekabet gücünü desteklediği yönündeki firma bildirimleri, anketin görece pozitif bulguları arasında yer aldı,

. Yeni siparişler ve üretim gereksinimlerindeki yükselişin yansıması olarak satın alma faaliyetleri son dört ay boyunca artış gösterdi.

2020 yılı üçüncü çeyreğinde imalat sektöründeki iyileşmenin sanayi sektöründe önceki çeyreğe göre büyüme yaşanacağı beklentilerini kuvvetlendirdi. Dördüncü çeyrekteki gelişmeler ise Kovid-19 ile ilgili ikinci dalganın genele yayılıp yayılmayacağına bağlı olacak.

Kaynak: İSO, IHS Markit

Euro Bölgesi imalat sektöründeki büyüme eğilimi Eylül ayında da sürdü

23 Eylül’de IHS Markit Euro Bölgesi imalat sektörü PMI Eylül ayı ilk tahminlerini yayınlamıştı. Önceki rapora ekleyebileceğimiz detay, özellikle Almanya imalat sektöründeki büyümenin ana tetikleyicisinin başta Çin olmak üzere Avrupa ve Türkiye’den gelen ihracat taleplerindeki artış olması. İrlanda ve Yunanistan imalat sektörleri PMI verileri Eylül ayında kaydettikleri 50 değeri ile önceki aya göre değişiklik göstermedi. İmalat sektöründe en hızlı büyümeyi 56,4 değeri ile Almanya kaydetti. Almanya’yı 53,2 ile İtalya, 52,5 ile Hollanda, 51,7 ile Avusturya, 51,2 ile Fransa, 50,8 ile İspanya takip etti. Genel olarak Bölge’de imalat sektörü istihdamındaki düşüş sınırlı kaldı. Girdi maliyetleri ülkeler özelinde değişiklik gösterirken, yüksek rekabet ve kırılgan talep şartlarının etkisiyle çıktı fiyatlarındaki düşüş arka arkaya 15. ayda da sürdü.

İngiltere imalat sektörü PMI endeksi 54,1 değeri ile Eylül ayında da büyümeye devam etti. Avrupa, Asya ve Kuzey Amerika’dan gelen ihracat taleplerindeki artışın etkisiyle İngiltere’nin yeni ihracat siparişlerinde artış kaydedildi. Girdi maliyetlerinde devam eden artışlara paralel olarak satış fiyatlarında da artış kaydedildi.

Asya ve Uzak Doğu’da koronavirüs tedbirlerinin gevşediği ülkelerde imalat sektörü canlandı, ikinci dalga yaşayanlarda sektör daraldı

Uzak Doğu ve Avrupa imalat sektörlerindeki iyileşmenin ana tetikleyicisi Çin’in kontrol altına aldığı pandeminin etkisiyle imalat sektörü üretimindeki artış oldu. Çin’de istihdam 2020 yılında ilk kez büyüme bölgesine geçti, satın alımlar ve stoklar arttı, girdi maliyetleri yükselmeye devam etse de çıktı fiyatlarındaki artış daha zayıf kaldı.

Kovid-19’da ikinci dalganın etkisiyle bazı ülkelerde imalat sektörü daralma bölgesine geri döndü, satın alımlar azaldı, teslimat süreleri uzadı (Endonezya, Malezya, Myanmar, Rusya).

Girdi maliyetlerindeki artış devam etti (Japonya, Kazakistan, Malezya, Rusya).

Bazı ülkelerdeki imalatçılar müşterilerine fiyat indirimleri yapmaya devam ettiler (Japonya, Myanmar, Tayland).

İşten çıkarmalar sürdü (Endonezya, Filipinler, Hindistan, Malezya, Myanmar, Rusya, Tayland, Vietnam).

Rusya’da pandemi kaynaklı kısıtlamaların gevşetilmesiyle üretim artsa da iç talep durgun kalırken dış talepte düşüş kaydedildi. Satın alımlar azaldı, işten çıkarmalar hızlandı, teslimat süreleri uzadı. Hammadde kıtlığı ve tedarikçilerin fiyat yükseltmesi sebebiyle girdi maliyetlerinin artmasına rağmen imalatçılar çıktı fiyatlarını sert yükseltti.

Kazakistan’da pandemi kaynaklı kısıtlamaların gevşetilmesiyle yeni siparişler, üretim, satın alımlar ve işe alımlarda artış kaydedildi. Artan maliyetler, çıktı fiyatlarına yansıtıldı.

Hindistan pandemi kaynaklı kısıtlamaların gevşetilmesiyle birlikte artan iç ve dış talebin etkisiyle imalat sektörü büyüme bölgesini korudu. İmalat sektörü PMI endeksi Eylül ayında 56,8 seviyesine yükseldi. Satışlar ve satın alımlar hızlandı. Özellikle alüminyum ve çelik fiyatlarındaki artış sebebiyle girdi maliyetlerindeki artış devam etti, çıktı fiyatlarında artış görüldü. Sosyal mesafenin korunması amacıyla istihdamdaki düşüş seyri devam etti.

Filipinler’de siparişlerdeki artışın etkisiyle üretimdeki azalma hız kesti. Girdi maliyelerindeki artışın devam etmesine rağmen talepteki iyileşme imalatçıların çıktı fiyatlarını kısmen artırmalarında etkili oldu. İstihdamdaki azalma devam etti.

Tayland’da iç talep kaynaklı iyileşmenin desteğiyle üretim rayda kalmayı başardı, satın alımlar düşmeye devam etti.

Vietnam’da Kovid-19 kaynaklı endişelerin azalmasıyla üretim, yeni siparişler, satın alımlar arttı; işten çıkarmalar azaldı. Ocak 2019’dan bu yana ilk kez ihracat talebinde artış yaşandı. Hammadde kaynaklı kısıtlar girdi maliyetlerinin artmasına sebep olurken, teslimat süreleri uzadı. Artan girdi maliyetlerine karşılık çıktı fiyatları son sekiz ayda ilk kez yükseldi.

Japonya, Avrupa ve ABD kaynaklı zayıf talebi Çin ve Güney Doğu Asya ülkelerinden gelen ihracat taleplerinin desteğiyle dengeleyebildi, istihdam seviyesinde önceki aya göre değişiklik olmadı.

Dr. Fulya Gürbüz

Doğu ve Uzak Doğu’da imalat sektöründe artan maliyet işten çıkarmalara, artan rekabet satış fiyatlarında indirime sebep oluyor

IHS Markit tarafından açıklanan Ağustos ayı imalat sektörü satın alma müdürleri endeksi (PMI) verilerine göre Doğu ve Uzak Doğu’da genel olarak yurt içi talepte kısmi iyileşmeye, yurt dışı talepte bozulmaya, işten çıkarmaların devam ettiğine, girdi maliyetlerinin yükselmesine rağmen satışlarını artırmak adına üreticilerin fiyat düşürdüğünü gösterdi. Üreticilerin artan maliyetlere bağlı artan işsizlik ortamında fabrika satış fiyatlarını düşürmesi hem imalatçıların hem de hane halkının finansman ihtiyacını artırıyor.

Gelelim Ağustos ayında Doğu ve Uzak Doğu ülkeleri bazında imalat sektörü gelişmelerine…

Çin imalat sektörü PMI endeksi Ağustos ayında aylık 0,3 puan artışla 53,1 seviyesine yükseldi. Üretim ve yeni siparişler önceki aya göre hızlanırken Aralık 2019’dan bu yana ilk kez ihracat siparişlerinde artış yaşandı. Paralelinde istihdamdaki azalma hız kesti: bazı firmalar maliyetleri azaltmak için işten çıkarmalara devam ederken bazı firmalarda artan iş hacmine bağlı olarak işe alımlar oldu. Yüksek hammadde maliyetlerine bağlı olarak girdi maliyetleri yükselirken, maliyetlerdeki artış kısmen çıktı fiyatlarına yansıtıldı. Tedarik zincirindeki aksaklıklar devam etti.

Japonya imalat sektörü PMI endeksi Ağustos ayında aylık 2,0 puan artışla 47,2 seviyesine yükseldi. Üretim, yeni siparişler, ihracat ve istihdamdaki bozulma kısmen yavaşladı. Hammadde fiyatlarındaki yükselişe bağlı olarak imalat sektörü, girdi maliyetleri artmasına rağmen, satışların artması amacıyla çıktı fiyatlarında indirime gitti. Anket katılımcıları, pandeminin tedarik zincirini olumsuz etkilediğini belirtirken pandeminin ne kadar daha süreceği konusunda endişeliler.

Hindistan imalat sektörü PMI endeksi Ağustos ayında aylık 6,0 puan artışla 52,0 seviyesine yükseldi. Artan iç talep paralelinde üretim de artarken yurt dışı talepteki zayıflık sürdü. İşten çıkarmalar devam etti. Tedarik zincirindeki aksaklıklar devam ederken firmalar, teslimat sürelerindeki artışın nakliye kısıtlamaları, tedarikçi gecikmeleri ve kapasite baskılarından kaynaklandığını belirtti. Tedarik kıtlığı ve nakliye gecikmeleri sebebiyle hammadde maliyetleri arttı. Öte yandan, imalatçılar, rekabetçi baskılara ve satışları artırma çabalarına bağlı olarak, çıkış fiyatlarını önceki aylara göre daha düşük hızla da olsa düşürdüklerini belirttiler.

Rusya imalat sektörü PMI endeksi Ağustos ayında aylık 2,7 puan artışla 51,1 seviyesine yükseldi. Bunda yurt içi talepteki artış etkili oldu, yurt dışı talepteki zayıflık ise yavaşlayarak da olsa sürdü. Paralelinde, istihdamdaki düşüş yavaşladı. Yüksek tedarik maliyetleri ve para birimindeki değer kaybının ithal malları fiyatlarını yukarı çekmesine bağlı olarak işletme maliyetleri yükseldi. Şirketler söz konusu artışı çıktı fiyatlarına kısmen de olsa yansıttılar.

Güney Kore imalat sektörü PMI endeksi Ağustos ayında aylık 1,6 puan artışla 48,5 seviyesine yükseldi. Panelistlere göre Avrupa ve ABD’deki kademeli ekonomik iyileşmenin etkisiyle tedarik zincirindeki bozulma yavaşladı. Yurt içi ve yurt dışı satışlarındaki azalma düşük hızla da olsa sürdü. Bu da işten çıkarmaların hız kesmesine sebep oldu. Öte yandan, yüksek nakliye ücretleri, artan petrol fiyatları ve hammadde fiyatlarındaki artışın etkisiyle girdi maliyetlerindeki artış hızlandı. İmalatçılar ise artan maliyetlerine rağmen yoğun rekabet ortamında fiyat indirimlerine gitmek zorunda kaldılar. Tedarik zincirindeki bozulma devam etti.

Endonezya, Filipinler, Malezya, Myanmar, Singapur, Tayland ve Vietnam’ı kapsayan ASEAN imalat sektörü PMI endeksi Ağustos ayında aylık 2,5 puan artışla 49,0 seviyesine yükseldi. Toplam yeni siparişlerdeki azalma hız keserken ihracat siparişlerindeki azalma sürdü. Girdi maliyetlerinde süregelen artış, çıktı fiyatlarına yansıtılmazken işten çıkarmalar devam etti.

Tayvan imalat sektörü PMI endeksi Ağustos ayında aylık 1,6 puan artışla 52,2 seviyesine yükseldi. Bunda, yurt içi ve yurt dışı satışlarındaki artış etkili oldu. Girdi maliyetlerindeki sert artış çıktı fiyatlarına aynı ölçüde yansıtılmadı. Artan maliyetlere karşın verimlilikteki bozulmayı önlemek amacıyla işten çıkarmalar devam etti.

Dr. Fulya Gürbüz

Mayıs döneminde işsiz sayısı arttı, Temmuz ayında istihdamda iyileşme işaretleri var

TÜİK, 2020 yılı Nisan-Mayıs-Haziran dönemini kapsayan Mayıs dönemi işgücü verilerini açıkladı. Mayıs döneminde işgücü sayısı Nisan dönemine göre 296 bin, istihdam ise 244 bin kişi artış kaydetti; işgücü ile istihdam arasındaki farkı gösteren işsiz sayısı ise önceki döneme göre 51 bin kişi artışla 3 milyon 826 bin kişiye yükseldi.

Kaynak: TÜİK

Eylül 2019-Nisan 2020 süresince işgücü ve istihdam sayıları aralıksız olarak gerilemişti. İşgücünün Mayıs döneminde istihdama göre daha hızlı artması sebebiyle işsizlik oranı Nisan dönemindeki %12,84’ten Mayıs döneminde %12,89 seviyesine yükseldi. 15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı ise Nisan dönemindeki %24,39’dan Mayıs döneminde %24,92 seviyesine yükseldi. Tarım dışı işsizlik oranı ise aynı dönemde %14,90’dan %15,17’ye yükseldi. İşsizlik oranı, işgücü içerisindeki işsizlerin payını gösteriyor.

Kaynak: TÜİK

Sektör bazında baktığımızda, sanayi sektöründe istihdam önceki döneme göre 72 bin kişi azalışla 5 milyon 272 bin, hizmet sektöründe 573 bin kişi azalışla 14 milyon 380 bin, inşaat sektöründe 92 bin kişi artışla 1 milyon 342 bin, tarım sektöründe 380 bin artışla 4 milyon 865 bin kişi oldu. İstihdam açısından pandemiden en fazla zarar gören sektör hizmet sektörü oldu, öyle ki Mart-Mayıs dönemleri süresince hizmet sektöründe istihdam kaybı %7,9 olurken, sanayi ve inşaat sektörlerindeki kayıplar sırasıyla %5,7 ve %3,8 oldu.

Kaynak: TÜİK

Mevsimsellik etkilerinden arındırılmış işsizlik oranı ise Nisan döneminde %13,80 iken Mayıs döneminde %14,00 seviyesine yükseldi. Genç işsizlik oranı da önceki döneme göre %0,30 puan artışla %26,90, tarım dışı işsizlik oranı da %0,30 puan artışla %16,40 oldu.

MÜSİAD tarafından yayınlanan sanayi ve hizmet sektörleri SAMEKS istihdam endeksi verileri ile TÜİK’in yayınladığı istihdam verilerinin aylık değişimi arasındaki yakın ilişki, Haziran ayında sanayi sektörü istihdamında hızlı bir iyileşme, hizmet sektörü istihdamındaki azalışın ise zayıflayarak sürdüğüne; Temmuz ayında ise sanayi sektörü istihdamındaki iyileşmenin devam ettiğine, hizmet sektörü istihdamında ise iyileşme işaretini veriyor.  

Kaynak: Turkey Data Monitor

Dr. Fulya Gürbüz

Haziran ayında sanayi sektörü ihracattaki artışın etkisiyle ivmelendi, tüketici ve üretici fiyatlarında ise artış sinyali var

Pandemi kaynaklı kapatmaların etkisiyle Nisan ayında dip seviyeyi gören sanayi üretiminde Mayıs ayında kısmi, Haziran ayında ise hızlı bir artış eğilimi var. Neden mi? Çünkü Haziran ayı satın alma müdürleri endeksleri (SAMEKS, İSO PMI) ve TİM’in yayınladığı ihracat verileri sanayi sektöründeki hızlanmayı ortaya koydu:

. Arındırılmamış verilerle Sanayi Sektörü SAMEKS Endeksi Nisan ayında 25,4 seviyesi ile dibe vururken, Mayıs ayında 49,7, Haziran ayında 56,7 seviyelerine yükseldi. Endeksin 50 seviyesinin altındaki değerler sektörde önceki aya göre daralmaya işaret ediyor. Takvim ve mevsim etkilerinden arındırılmış verilere göre ise endeks sırasıyla 29,7, 44,6 ve 51,6 değerlerini aldı. Yeni siparişler önceki aya göre 9,8 puan birden artarak 52,8 seviyesine, girdi alımları önceki aya göre 9,0 puan artarak 57,5 seviyesine, üretim alt endeksi önceki aya göre 8,5 puan artarak 49,2 seviyesine, istihdam alt endeksi önceki aya göre 13,5 puan artarak 58,1 seviyesine yükseldi.

. Sanayi sektöründeki eğilimi ölçen bir diğer endeks ise İSO ve IHS Markit tarafından hazırlanan Türkiye İmalat Satın Alma Yöneticileri Endeksi (PMI) de Nisan’da 33,4 seviyesine geriledikten sonra Mayıs’ta 40,9, Haziran’da 53,9 seviyelerine ulaştı. SAMEKS endeksine benzer olarak İSO PMI endeksinin de 50 seviyesinin üzerindeki değer, sektörde önceki aya göre büyümeye işaret ediyor. Haziran ayında yeni siparişlerde önceki aya göre hızlanma yaşansa da ihracat siparişlerindeki artış toplam yeni siparişlere göre düşük oranda gerçekleşti. İstihdam ve satın alma faaliyetleri artış kaydetti. Üretimdeki artışta mevcut stokların kullanılması sebebiyle ise girdi stokları azaldı.

. SAMEKS ve ISO PMI endekslerini aşağı çeken faktör ise teslimat süreleri alt endeksleri oldu. Bu da tedarik zincirindeki aksamaların devam ettiğini gösterdi. Öte yandan Haziran ayında Türk lirasında yaşanan değer kaybı imalatçıların girdi maliyetleri ve satış fiyatlarında yükselişi getirdi. İSO PMI raporunda da özetlendiği gibi “nihai ürün fiyatları belirgin şekilde yükseldi ve artış son 3 ayın en yüksek oranında gerçekleşti”.

. Gelelim Haziran ayı ihracat verilerine. TİM verilerine göre Genel Ticaret Sistemi ihracat hacmi Nisan ayında 8 milyar 993 milyon dolara geriledikten sonra Mayıs’ta 9 milyar 964 milyon dolar, Haziran’da ise 13 milyar 469 milyon dolar seviyelerine yükseldi. Sanayi Sektörü SAMEKS Endeksi ve TİM ihracat verilerinin son 3,5 yıllık seyrini aşağıdaki grafikte görebilirsiniz.

Aşağıdaki grafikte de görüleceği gibi, Türkiye’nin ihracat pazarının en büyük kalemini 2000-2006 döneminde Hazırgiyim ve Konfeksiyon sektörü oluştururken 2006 yılından itibaren bayrağı Taşıt Araçları ve Yan Sanayi sektörü almış durumda. Nisan ayında 596 milyon dolara gerileyen otomotiv sektörü ihracatı Mayıs ayında 1,2 milyar dolara, Haziran ayında ise 2 milyar dolar seviyesine yükseldi. Ancak gösterilen performans Mart ayındaki seviyesinin aşağısında.

Aşağıdaki grafik ise 2000-2019 döneminde başlıca ihracat sektörlerinin yıllık ortalama ihracat hacimlerini gösteriyor.

Aşağıdaki grafikte de görüleceği gibi Haziran ayında ihracat sektörleri ivme kazanmış olmasına rağmen yukarıdaki grafiği dikkate aldığımızda 2019 yılı ortalamalarının gerisinde bir performans ortaya koymuş durumda.  Özellikle Taşıt Araçları ve Yan Sanayi sektörü ihracatının Haziran ayında 2013-2015 dönemi performansını yakaladığını görüyoruz.

Hizmet Sektörü SAMEKS Endeksi ise aylık 0,5 puan artışla geldiği 42,4 değeri ile sektörde daralmanın Haziran ayında zayıflayarak da olsa sürdüğüne işaret etti. Raporda endeksteki artışta girdi alımları alt endeksinin önceki aya göre 3,4 puan artışla 50,1 seviyesine yükselmesinin etkili olduğu kaydediliyor. İSO PMI verisine göre Haziran ayında yurtdışı talep artışı toplam talep artışının gerisinde kaldı. Dolayısıyla iç talepteki artış daha hızlı oldu. Hizmet Sektörü SAMEKS Endeksi verilerine göre hizmet sektöründe girdi alımlarının dolayısıyla da nihai mal stokunun artması yurt içi talepteki daha yüksek hızlanmanın bir sebebi olabilir. İç talepteki artışın diğer faktörlerini Ağustos ayında açıklanacak olan Haziran ayına ait perakende satış verilerinde göreceğiz. Öte yandan bankacılık sisteminde 2020 yılı başından itibaren kredilerdeki hızlanmanın ekonomik büyümeyi destekleyeceği açık ancak büyümenin lokomotifi olan hizmet sektöründe hızlanmanın gecikmesi ve fiyatlar genel seviyesinde artış satın alma gücünün zayıflamasına sebep olacak.

Dikkatinize sunayım; bankacılık sisteminde takipteki alacakların toplam kredilere oranı Mayıs ayında %4,8 iken beklenen zarar karşılıklarının toplam kredilere oranı %5,3 seviyesinde bulunuyor. Her ne kadar takipteki alacakların toplam kredilere oranı Aralık 2019’da %5,7’ye ve beklenen zarar karşılıklarının toplam kredilere oranı Ocak 2020’de %5,5 seviyesine yükselmiş ve Mayıs ayında bu seviyelerinden aşağı gelmiş olsa da gelir dağılımındaki makasın açılmaya devam etmesi halinde takipteki alacakların seyri bankacılık kesimi için iyimser bir durum ortaya koymayacaktır.

Dr. Fulya Gürbüz

Makro-ekonomi verileri bu hafta moral bozacak

10 Haziran 2020, Çarşamba

Mart dönemi işgücü verileri açıklanacak. 2020 yılı Şubat döneminde 28 milyon 440 bin istihdam kaydedilirken işsiz sayısı 4 milyon 566 bin kişi olmuş, böylece işsizlik oranı önceki aya göre 0,14 puan, bir önceki yılın aynı dönemine göre 1,05 puanlık azalış ile %13,65 seviyesinde gerçekleşmişti. Mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı ise bir önceki döneme göre değişim göstermeyerek %12,7 oldu. Şubat-Mart-Nisan dönemini kapsayan Mart döneminde koronavirüs pandemisi kaynaklı izolasyonun etkisiyle işgücü verilerinde önceki döneme göre sert bir bozulma görme ihtimali yüksek.

Nisan ayı dış ticaret endeksleri açıklanacak. İhracat ve ithalat birim değer endeksleri Mart ayında bir önceki yılın aynı ayına göre sırasıyla %2,5 ve %6,4 azaldı; ihracat miktar endeksi %16,0 azaldı, ithalat miktar endeksi %8,8 arttı. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ihracat ve ithalat miktar endeksleri Mart ayında önceki aya göre sırasıyla %14,4 ve %7,0 azaldı.

Nisan ayı inşaat maliyet endeksi açıklanacak. Mart ayında inşaat maliyet endeksi önceki aya göre yıllık %6,92 arttı, aylık bazda ise değişmeyerek 202,3 değerini korudu. Bir önceki aya göre malzeme endeksi %0,08 arttı, işçilik endeksi %0,17 azaldı.

ABD merkez bankası Fed, politika faiz kararını açıklayacak. Fed Mart ayında politika faiz aralığını %0-0,25 aralığına düşürmüştü. Faizde değişiklik beklenmese de ekonomik görünüme ilişkin beklentilerine yoğunlaşacağız. Nisan ayında pandemi etkisiyle %14,7’ye yükselen işsizlik oranı Mayıs ayında %13,3’e geriledi. İmalat ve hizmet sektörleri PMI verilerine göre sektörlerde daralma Mayıs ayında da sürdü. Dış ticaret verileri Nisan ayında 2010’dan bu yana en sert düşüşlerini kaydetti. Kişisel harcamalar ise Nisan ayında önceki aya göre 13,6 azalarak tarihi en sert düşüşünü kaydetti.

12 Haziran 2020, Cuma

Nisan ayı ödemeler dengesi verileri açıklanacak. Mart ayında cari işlemler açığı, dış ticaret açığındaki sert artışın etkisiyle 4,9 milyar dolar seviyesine yükselmişti. Nisan ayında da dış ticaret açığı 4,6 milyar dolar olarak gerçekleşti. Nisan ayında turizmin durması ile cari açıktaki artış Nisan ayında da sürecek.

Nisan ayı doğrudan yabancı yatırım verileri açıklanacak. Mart ayında 418 milyon dolarlık doğrudan yabancı yatırım edinilmişti. 2019 yılında toplam 5,6 milyar dolarlık doğrudan yabancı yatırım edinildi.

Nisan ayı sanayi üretimi verileri açıklanacak. Mart ayında takvim ve mevsimsellikten arındırılmış sanayi üretimi önceki aya göre %7,1 daralma kaydetmişti. PMI verilerini baz aldığımızda Nisan ayında çok daha sert bir azalış göreceğiz, Mayıs ayında ise sektördeki daralma zayıflayacak.

Nisan ayı perakende endeksleri verileri açıklanacak. Perakende satış hacmi Mart ayında önceki aya göre %8,1 azalmıştı. Nisan ayında perakende satışlardaki bozulma sürecek.

Nisan ayı ciro endeksleri açıklanacak. Sanayi, inşaat, ticaret ve hizmet sektörleri toplamında ciro endeksi Mart ayında aylık %9,0 azalmıştı: Sanayi sektörü ciro endeksi %5,7, inşaat ciro endeksi %16,2, ticaret ciro endeksi %7,5, hizmet ciro endeksi %17,1 azaldı. Nisan ayında önceki aya göre daha sert düşüş görme ihtimali yüksek. Mayıs ayında bozulma kısmen zayıflayacak.

Dr. Fulya Gürbüz

JP Morgan Küresel PMI Bileşik Üretim Endeksi’ndeki sert daralma Mayıs ayında hız kesti

Küresel GSYH üretiminin %98’ini oluşturan 40’tan fazla ülke ve yaklaşık 27 bin şirketi kapsayan J.P. Morgan Küresel PMI Bileşik Üretim Endeksi Mayıs ayında önceki aya göre 10,1 puan artışla 36,3 seviyesine yükseldi. Endeksin 50 seviyesinin altındaki değerler sektörün önceki aya göre daraldığını ifade ediyor.

Bileşik Üretim Endeksi’ni oluşturan İmalat Sektörü Üretim Endeksi Mayıs ayında önceki aya göre 6,7 puan artarken Hizmet Sektörü İş Aktivitesi Endeksi’ndeki aylık artış 11,5 puan oldu. Covid-19’un pandemiye dönüşmesinin izolasyon sürecini tetiklemesiyle Küresel PMI Bileşik Üretim Endeksi, Nisan ayında kaydettiği 26,2 puanlık değeri ile endeks tarihindeki en düşük değerini kaydetmişti.

Sektör bazında bakıldığında, JP Morgan Bileşik Endeksine göre, en sert daralma tüketici hizmetler sektöründe yaşanırken, imalat sektöründe en düşük daralma tüketim malları üretiminde gerçekleşti.

Satınalma müdürleri endekslerindeki (PMI) gelişmeler neden önemli?

Mal ve hizmet üretimi (GSYH) verileri üç aylık ve gecikmeli olarak açıklanmaktadır. GSYH’deki değişimlere ait ipuçlarını ise öncü göstergelerden ediniyoruz. Sanayi üretimi, tüketim ve dış ticaret verileri gibi veriler GSYH’yi tahmin etmekte kullanılan önemli öncü göstergelerdir. Ancak söz konusu verilerin de gecikmeli gelmesi GSYH tahmininde daha hızlı öncü göstergelerin gerekliliğini ortaya koyuyor. Yukarıdaki grafik IHS Markit tarafından yayınlanan rapordan alındı. Görüldüğü üzere, küresel PMI endeksindeki değişim ile küresel GSYH’deki değişim birbirine benzer hareket ediyor. Verilerin birbirine paralel hareket etmesi şu anlama geliyor: Hizmet ve imalat sektörlerinde Nisan ve Mayıs ayında yaşanan sert daralma, ikinci çeyrekte küresel GSYH’de sert daralmanın ön habercisi.

Küresel bazda, izolasyon sürecinde en sert daralmayı hizmet sektörü kaydetti

Aşağıdaki grafik izolasyon sürecinde hizmet sektörünün imalat sektörüne göre daha olumsuz etkilendiğini gösteriyor.

İmalat sektörü üretiminde sadece Çin büyüme kaydetti

Endeksin dikkate aldığı 40’tan fazla ülkeden sadece Çin’de tüm imalat sektörü üretiminde son 9 yılın en hızlı artışı yaşandı. Diğer ülkelerde ise sektördeki daralma hızında yavaşlama kaydedildi: En hızlı üretim kaybı Hindistan’da, en yavaşı ise İngiltere’de gerçekleşti.

Yeni gelen işler ise Mayıs ayıyla birlikte arka arkaya dört ay boyunca düşüşünü sürdürdü, ancak düşüş hızı Nisan’da kaydedilenden daha zayıf kaldı.

Uluslararası ticaret ise son 21 aydır düşüşünü koruyor.

Önümüzdeki 12 aya ilişkin beklentiler Mayıs ayında olumsuz seyrini sürdürürken son iki aydır düşüş beklentisi ortaya konan üretim beklentileri Mayıs ayında artış kaydetti.

İstihdam endeksi Nisan ayı kadar sert olmasa da son dört aylık düşüşünü sürdürdü. Endekse dahil olan tüm ülkeler istihdam endeksinde düşüş rapor etti.

Girdi maliyetleri ve çıktı fiyatlarındaki düşüş hızı Mayıs ayında yavaşlama kaydetti. Ortalama girdi maliyetleri Brezilya, Rusya ve Kazakistan’da yükselirken, sadece Kazakistan’da çıktı fiyatları artış kaydetti.

Tüketici, ticari ve finansal hizmetler sektörlerindeki sert daralma Mayıs ayında yavaşladı

JP Morgan Hizmet Sektörü İş Aktivitesi Endeksi Mayıs ayında önceki aya göre 11,5 puan artışla 35,2 seviyesine yükselerek son dört aydır sektörde daralmanın sürdüğüne işaret etti. Raporda, yeni işler, yeni ihracat siparişleri, mevcut işler ve istihdamda Nisan ayında yaşanan sert daralmanın Mayıs ayında hafiflediği ifade ediliyor. Beklentilerdeki bozulmada ılımlı bir iyileşme olsa da son üç aydır düşüşünü sürdürüyor. Aşağıdaki grafikte İş Aktivitesi (Hizmetler) Endeksi’nin alt endekslerindeki eğilim gösteriliyor. Tüketici servis sağlayıcıları alt endeksinde Mayıs ayında en sert düşüş yaşanırken, en yavaş düşüş finansal hizmetler sektöründe kaydedildi.

Dr. Fulya Gürbüz

Pandemi kaynaklı izolasyonun dış ticarete etkisi: dış talep (ihracat) ve iç talep (ithalat) sert düştü

Geçen hafta cuma günü TÜİK, Nisan ayı dış ticaret verilerini açıklamıştı. TİM verileri Nisan ayındaki düşüşü TÜİK’ten daha evvel ortaya koymuştu, ancak daha geç açıklanan ithalattaki gelişme için “Nisan ayında düşer” diye tahmin ediliyordu ki TÜİK verisi bu beklentiyi teyit etti. Elbette ekonomist olmaya gerek yok kime sorsanız aynı beklentiyi söyleyecektir, ancak verilerle de bu beklentilerin teyit edilmesi de gerekiyor. İhracat Nisan ayında önceki aya göre 4 milyar 383 milyon dolar azalarak 8 milyar 990 milyon olarak gerçekleşti. İthalat ise 5 milyar 259 milyon dolar azalarak 13 milyar 553 milyon dolar olarak gerçekleşti. Böylece dış ticaret açığı Mart ayında görülen 5 milyar 439 milyon dolar seviyesinden Nisan ayında 4 milyar 564 milyar dolar seviyesine geriledi. Yukarıdaki grafikte Nisan ayında, ihracat ve ithalat arasındaki farkı gösteren dış ticaret açığında önceki aya göre kısmen azalma olduğunu görüyoruz.

Aşağıdaki grafik ise sanayi ürünleri ihracat ve ithalatı verilerini gösteriyor. Mart ayında sanayi ürünleri dış ticaret açığı 2 milyar 383 milyar dolar iken Nisan ayında 2 milyar 609 milyon dolar seviyesine yükseldi. Nisan ayında söz konusu ihracat önceki aya göre 4 milyar 378 milyon dolar azalırken, ithalattaki azalma 4 milyar 152 milyon dolar oldu. Yani sanayi ürünleri ihracatındaki azalış ithalattaki azalıştan daha fazla oldu. Peki, Mayıs ayında ihracatla ilgili bir ipucu var mı?

Mayıs ayı satınalma müdürleri endeksleri (PMI) üretimde kötüleşmenin Nisan ayında yavaşlamaya işaret ettiğini göstermişti. En büyük ticaret ortağımız olan Avrupa Birliği’ne olan ihracatımız 2019 yılında ortalama %50 iken bu oran kademe kademe azalarak Nisan 2020’de %42 seviyesine geriledi. Avrupa Birliği’ne ihracatımızın %23’ünü ise Nisan ayında Almanya oluşturmuştu ki bu oran 2019 yılı genelinde %18 idi. Mayıs ayı PMI verileri Almanya dahil Avrupa Birliğinde imalat sektöründe üretimin kötüleşmeye devam ettiğini gösterdi ancak söz konusu kötüleşmede kısmen yavaşlama işaretleri var. Dolayısıyla PMI verilerinde Türkiye’nin ihracat verilerindeki bozulmanın Mayıs ayında yavaşladığı olasılığını görüyorum.

Dr.Fulya Gürbüz