9 Temmuz haftasında DTH ve rezervler arttı, net rezerv açığı 29,5 milyar dolara geriledi

9 Temmuz ile biten haftada para ve banka verileri nasıl bir gelişme göstermiş sıralayalım:

. Piyasadaki likiditeyi gösteren parasal göstergeler (M1, M2, M3) önceki haftaya göre sırasıyla %1,5, %1 ve %1 artış kaydetti.

. TL cinsi mevduatlar ve TL cinsi krediler önceki haftaya göre hafif yükseldi. TL cinsi mevduat faiz oranları %17-20 aralığında seyrederken, TL cinsi kredi faiz oranları %18-25 aralığında bulunuyor.

. Tüzel kişilerin döviz mevduatları (DTH) önceki haftaya göre 1,5 milyar dolar, gerçek kişilerin 0,4 milyar dolar artırmasına bağlı olarak toplam DTH 220,4 milyar dolar seviyesine yükseldi.

. Bankacılık sistemi yabancı para net genel pozisyonu 6,1 milyar dolar ile önceki haftaya göre değişiklik göstermedi.

. Merkez Bankasında tutulan uluslararası rezervler 104,1 milyar dolar ile önceki haftaya göre 3,9 milyar dolar artış gösterdi. Hazine 9 Temmuz ile biten haftada altın cinsi tahvil ve 1,8 milyar dolarlık döviz cinsi borçlanma gerçekleştirdi.

. Merkez Bankasının net rezerv açığı 9 Temmuz ile biten haftada rezervlerdeki artışa paralel olarak haftalık 3,2 milyar dolar azalışla 29,5 milyar dolar seviyesine geriledi.

. Yurtdışında yerleşik kişilerin mülkiyetindeki hisse senedi stoku ve devlet iç borçlanma senedi (DİBS) stoku toplamı 28,7 milyar dolar ile önceki haftaya göre yatay kaldı.

. Yurt dışı yerleşikler, 9 Temmuz ile biten haftada hisse senetlerinde 54 milyon dolar ve DİBS’te 6 milyon dolarlık net alışlar gerçekleştirdiler.

Dr. Fulya Gürbüz

Ekonomi Gündemi: Haziran ayı öncü verileri

21 – 25 Haziran haftasında, imalat ve hizmet sektörlerinden Haziran ayına ilişkin ilk sinyaller gelecek. Özellikle ihracat ve paralelinde imalat sektörü üretimindeki zayıflığın Haziran ayında devam edip etmediğine odaklanacağız. Ayrıca IHS Markit tarafından açıklanan Haziran ayı ilk tahminlerinde de küresel imalat sektöründeki gelişmeleri okuyacağız.

21 HAZİRAN 2021, PAZARTESİ

MAYIS AYI MERKEZİ YÖNETİM BORÇ STOKU – HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI

2021 yılı Nisan ayında merkezi yönetimin borç stoku 1 trilyon 950 milyar dolar seviyesindeydi. Stokun %%57’sini (1 trilyon 120 milyar TL) iç borç, %43’ünü (830 milyar TL) dış borç oluşturmaktadır. Para cinsi açısından toplam stokun %43’ü TL, %57’si yabancı para cinsindendir. Aşağıdaki grafikte göreceğiniz gibi, merkezi yönetimin faiz dışı bütçe açığı vermeye başladığı 2019-2020 döneminde borç stokundaki yıllık artış da hızlanmaktadır.

Kaynak: Turkey Data Monitor

MAYIS AYI YURT DIŞI ÜRETİCİ FİYAT ENDEKSİ (YD-ÜFE) – TÜİK

YD-ÜFE, 2021 yılı Nisan ayında yıllık %35,31, aylık %7,14 artış kaydetmişti. Döviz kurundaki değişimden yurt dışı üreticiler doğrudan etkilenirken yurt içi üreticiler söz konusu değişimden görece daha az etkilenmektedir.

Kaynak: TÜİK

NİSAN AYI NET ULUSLARARASI YATIRIM POZİSYONU (NUYP) – TCMB

2021 yılı Mart ayında NUYP açığı önceki aya göre 47,8 milyar dolar azalışla 339,3 milyar dolar seviyesine gerilemişti. Aynı dönemde uluslararası varlıklar 1,2 milyar dolar artışla 250,2 milyar dolar seviyesine yükselmiş, yükümlülükler ise 46,5 milyar dolar azalışla 589,5 milyar dolar seviyesine gerilemişti. Ekim 2020’den bu yana uluslararası varlıklarda hızlanma yaşanırken, yükümlülükler Ocak-Mart 2021 döneminde azalma eğilimine girdi.

Kaynak: Turkey Data Monitor

22 HAZİRAN 2021, SALI

HAZİRAN AYI TÜKETİCİ GÜVEN ENDEKSİ – TÜİK

2021 yılı Mayıs ayında tüketici güven endeksi bir önceki aya göre %3,6 oranında azalışla 77,3 seviyesine gerilemişti. Covid-19 vakalarındaki artışın etkisiyle Mayıs ayında devreye alınan kapanma, söz konusu gerilemede etkili olmuştur. Tüketici güvenindeki bozulmanın sürmesindeki ana faktörler işsizlik, yüksek enflasyon ve döviz kurundaki artışlardır. Covid-19 kaynaklı kısıtlamalardaki gevşeme, hareketlenen hizmet sektörüyle birlikte güven algısında iyileşme getirebilir.

Kaynak: TÜİK

24 HAZİRAN 2021, PERŞEMBE

İNGİLTERE MERKEZ BANKASI (BOE) PARA POLİTİKASI KARARI – http://www.bankofengland.co.uk

Dünyanın altıncı büyük ekonomisi olan İngiltere ekonomisi 2021 yılı ilk çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre %1,5 daralma kaydetti. Yıllık enflasyon (TÜFE) Mayıs ayında, Temmuz 2019’dan bu yana gördüğü en yüksek seviye olan %2,1 seviyesinde bulunurken üretici fiyat enflasyonu Ocak 2021’den bu yana ardı ardına kaydettiği artışlarla Mayıs ayında %4,6 seviyesine yükseldi ki bu, 2012’den bu yana kaydedilen en yüksek değer. İşsizlik oranı ise Aralık 2020’de gördüğü %5,1’den Nisan ayında %4,7 seviyesine gerilemiş durumda. Pandemi öncesinde (Şubat 2020) işsizlik oranı %4,0 seviyesinde bulunuyordu. Söz konusu gelişmelerde küresel ekonomideki iyileşmeye ek olarak BOE’nin Covid-19’un pandemi ilan edildiği Mart 2020’den Mayıs ayı sonuna kadarki süreçte devreye aldığı 895 milyar poundluk miktarsal gevşeme paketinden 370,8 milyar poundluk kısmını piyasaya likidite olarak sağlamasının da etkisi var. BOE, 24 Haziran tarihli para politikası toplantısında %0,1 seviyesindeki politika faizini koruyacak çünkü Mayıs toplantısında da belirttiği üzere kısıtlamaların gevşetilmesi ve aşılamanın ekonomi üzerindeki etkilerini görene kadar para politikasında bir değişiklik yapılmayacak.

Kaynak: Turkey Data Monitor

HAZİRAN AYI REEL KESİM GÜVEN ENDEKSİ (RKGE) – TCMB

RKGE Mayıs ayında aylık 0,7 puan azalışla 110,3 seviyesine gerilemişti. Gelecek üç aydaki ihracat sipariş miktarı ve genel gidişata ilişkin değerlendirmeler endeksi artış yönünde etkilemiş; sabit sermaye yatırım harcaması, mevcut iç piyasa sipariş miktarı, gelecek üç aydaki toplam istihdam, son üç aydaki toplam sipariş miktarı, gelecek üç aydaki üretim hacmi ve mevcut mamul mal stokuna ilişkin değerlendirmeler endeksi azalış yönünde etkilemişti.

Kaynak: TCMB

HAZİRAN AYI SEKTÖREL GÜVEN ENDEKSLERİ – TÜİK

Mevsim etkisinden arındırılmış güven endeksi Mayıs ayında Nisan ayına göre; hizmet sektöründe %1,1 ve perakende ticaret sektöründe %2,1 azalırken, inşaat sektöründe %3,0 artış kaydetmişti.

Kaynak: TÜİK

HAZİRAN AYI İMALAT SANAYİ KAPASİTE KULLANIM ORANI (KKO) – TCMB

İmalat sanayi genelinde kapasite kullanım oranı (KKO), Mayıs ayında bir önceki aya göre 0,6 puan azalışla %75,3 seviyesine gerilemişti. Dayanıklı tüketim malları üretiminde KKO önceki aya göre 0,3 yüzde puan, yatırım malları üretiminde ise 4,9 yüzde puan düşmüş; dayanıksız tüketim malları ve ara mal üretiminde 0,3 yüzde puan artmıştı.

Kaynak: TCMB

TCMB VE BDDK, 18 HAZİRAN 2021 TARİHLİ HAFTALIK PARA VE BANKA VERİLERİ – BDDK, TCMB

11 Haziran ile biten haftada piyasadaki likiditeyi gösteren parasal göstergeler (M1, M2, M3) önceki haftaya göre yatay kaldı. TL cinsi mevduatlar önceki haftaya göre %2 artış kaydederken, TL cinsi kredilerdeki haftalık artış %0,6 seviyesinde gerçekleşti. TL cinsi mevduat faiz oranları %17-19 aralığında seyrederken, TL cinsi kredi faiz oranları %17-25 aralığında bulunuyor. Döviz mevduatları ise tüzel kişilerde 0,9 milyar dolar ve gerçek kişilerde 0,5 milyar dolar artışla önceki haftaya göre 1,3 milyar dolar artış kaydederek 26 Mart’tan bu yana ilk kez 220,0 milyar dolar seviyesine yükseldi. Bankacılık sistemi yabancı para net genel pozisyonu 6,5 milyar dolar ile önceki haftaya göre 0,5 milyar dolar arttı. Merkez Bankasında tutulan uluslararası rezervler 94,9 milyar dolar ile önceki haftaya göre 1,2 milyar dolar artış kaydetti; altın rezervleri 0,9 milyar dolar azaldı, brüt döviz rezervleri 2,1 milyar dolar arttı. Merkez Bankası döviz likiditesi açığı da 11 Haziran ile biten haftada önceki haftaya göre 1,9 milyar dolar azalarak 35,8 milyar dolar seviyesine geriledi. Yurtdışında yerleşik kişilerin mülkiyetindeki hisse senedi ve devlet iç borçlanma senedi (DİBS) stoku toplamı önceki haftaya göre 0,9 milyar dolar artışla 29,6 milyar dolar seviyesine yükseldi. Yurt dışı yerleşikler 4 Haziran ile biten haftada hisse senedi ve DİBS’te net olarak toplam 114 milyon dolarlık alış gerçekleştirdi; hisse senetlerinde 34 milyon dolar, DİBS’te 80 milyon dolarlık net alış gerçekleştirdiler.

Kaynak: BDDK, TCMB, Turkey Data Monitor

Dr. Fulya Gürbüz

Ekonomi Gündemi: Üretim, tüketim, işsizlik, bütçe

7 – 11 Haziran haftasında açıklanacak Nisan ayı verilerinde -öncü verileri dikkate aldığımızda- bir önceki aya göre sanayi üretiminin vites düşürmeye devam ettiğini, tüketici kredilerindeki artışın perakende satışları desteklediğini, sanayi sektörü istihdamının zayıfladığını görebiliriz. Avrupa Merkez Bankası ise olağan para politikası toplantısında mevcut gevşek para politikasını sürdürecek.  

7 MAYIS 2021, PAZARTESİ

MAYIS AYI HAZİNE NAKİT BÜTÇE VERİLERİ – HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI

Nisan ayında nakit bazlı bütçe gelirleri 97,5 milyar TL, bütçe giderleri 111,6 milyar TL olmuş, böylece nakit bütçe dengesi 13,3 milyar TL açık vermişti. Ocak-Nisan 2021 döneminde toplam bütçe dengesi ise 2 milyar TL açık vermiş durumda. Genel bütçeye dahil idarelere ilişkin nakit dengesini kapsayan hazine nakit dengesi 2020 yılında toplam 182 milyar TL açık vermişken, merkezi yönetim bütçe açığı 2020 yılında 173 milyar TL olmuştur.

Kaynak: Turkey Data Monitor:

10 HAZİRAN 2021, PERŞEMBE

AVRUPA MERKEZ BANKASI (AMB) PARA POLİTİKASI KARARI – http://www.ecb.europa.eu

Enerji fiyatlarındaki yüksek artışın etkisiyle Euro Bölgesi’nde yıllık enflasyon Mayıs ayında %2 seviyesine yükseldi. Aylık bazda artışlar ise Aralık 2020’den bu yana aralıksız artıyor. Sanayi sektörü tarafında yüksek girdi maliyetleri ve aşılamanın olumlu etkisiyle hizmetler sektörünün açılmaya başlamasıyla hizmet fiyatlarındaki yükseliş tüketici fiyatlarının da yükselmesine sebep oluyor. Ancak, son iki çeyrekte (2020 yılı son çeyreği ve 2021 yılı ilk çeyreği) üst üste önceki çeyreğe göre ortalama %0,7 daralan Euro Bölgesi ekonomisi dikkate alındığında mevcut makro-ekonomik ortam küresel pandemi zayıflayana kadar AMB’nin sıfır seviyesine yakın politika faizinde ve genişlemeci politikasında değişiklik yapmasına imkan tanımıyor.

Kaynak: Turkey Data Monitor:

NİSAN AYI İNŞAAT MALİYET ENDEKSİ – TÜİK

İnşaat maliyet endeksi 2021 yılı Mart ayında yıllık %31,97, aylık %3,44 artış kaydetmişti. Alt endeksler dikkate alındığında, malzeme endeksi bir önceki aya göre %4,89, işçilik endeksi %0,36 artmıştı. Bir önceki yılın aynı ayına göre ise malzeme endeksi %37,96, işçilik endeksi %20,36 artış göstermişti. Aşağıdaki grafik döviz kurundaki (sarı çizgi) değişimin işçilik (gri çubuk) ve malzeme (siyah çubuk) maliyetlerine nasıl yansıdığını gösteriyor. Türk lirasındaki değer kayıpları ve yüksek girdi maliyetleri inşaat maliyet endeksindeki tırmanışın devam etmesine sebep olacak.

Kaynak: Turkey Data Monitor:

NİSAN AYI İŞGÜCÜ İSTATİSTİKLERİ – TÜİK

Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde işsiz sayısı 2021 yılı Mart ayında bir önceki aya göre 59 bin kişi artışla 4 milyon 236 bin kişi olmuştu. İşsizlik oranı ise 0,1 puanlık azalış ile %13,1 seviyesine gerilemişti. Atıl işgücü oranı (en geniş tanımlı işsizlik oranı) ise aylık yüzde 2,3 puan azalışla %25,8 olmuştu. Kayıt dışı çalışanların oranı ise yıllık yüzde 0,4 puan artışla %28,9 olarak gerçekleşmişti. Tarım dışı sektörde kayıt dışı çalışanların oranı yıllık yüzde 1,2 puan azalışla %17,8 seviyesine gerilemişti.

Kaynak: TÜİK

Aşağıdaki grafik atıl işgücü oranının (sarı çizgi) Covid-19’un pandemi ilan edildiği Mart 2020’den sonra özellikle perakende ticaret sektöründeki (mavi çizgi) büyüme ve küçülmelerden doğrudan etkilendiğini gösteriyor.

Kaynak: Turkey Data Monitor:

NİSAN AYI DIŞ TİCARET ENDEKSLERİ – TÜİK

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış ihracat miktar endeksi Mart ayında bir önceki aya göre %0,9, ithalat miktar endeksi %1,3 artış kaydetmişti. İhracat birim değer endeksinin ithalat birim değer endeksine bölünmesiyle hesaplanan ve dış ticaret haddi aylık 4,1 puan azalışla Mart ayında 91,0 seviyesine gerilemişti. Dış ticaret haddi Eylül 2020’den bu yana 100 seviyesinin altında seyrediyor. TÜİK açıklamasına göre “Dış ticaret haddinin 100’ün üzerinde bulunması; dış ticarete konu malların baz yılına göre pahalıya satılıp, ucuza satın alındığı için ihraç eden ülke lehine bir durum söz konusudur. Tersi durumda ülke aleyhinde bir durum vardır.” Dolayısıyla Eylül 2020’den bu yana Türkiye’de dış ticarete konu mallar pahalıya alınıp ucuza satılmaktadır. Aşağıdaki grafikte sarı çizgi dış ticaret haddini, gri çubuk ihracat miktar endeksini, siyah çubuk ithalat miktar endeksinin seyrini göstermektedir.

Kaynak: Turkey Data Monitor:

TCMB VE BDDK, 4 HAZİRAN 2021 TARİHLİ HAFTALIK PARA VE BANKA VERİLERİ – BDDK, TCMB

28 Mayıs ile biten haftada piyasadaki likiditeyi gösteren parasal göstergelerde (M1, M2, M3) önceki haftaya göre artışlarını sürdürdü. Dolaşıma çıkan banknot ve madeni para büyüklüğü 28 Mayıs ile biten haftada değişiklik göstermedi. TL cinsi mevduatlar Mart ortasından itibaren artışını sürdürürken, TL cinsi kredilerde ise görece olarak daha yavaş bir artış var. son üç hafta ve krediler önceki haftaya göre artışını sürdürdü. Mevduat faiz oranı tavan %19 seviyesinin hemen altındayken ihtiyaç kredi faiz oranı %24,5, ticari kredi faiz oranları ise %21,4 seviyelerinde bulunuyor. Gerçek kişilerin döviz mevduatlarındaki 0,7 milyar dolarlık artışla toplam döviz mevduatları önceki haftaya göre 1,0 milyar dolar artışla 219,7 milyar dolar seviyesine yükseldi. Bankacılık sistemi yabancı para net genel pozisyonu 6,1 milyar dolar ile önceki haftaya göre 0,3 milyar dolar azaldı. Merkez Bankasında tutulan uluslararası rezervler 92,6 milyar dolar ile önceki haftaya göre yatay kaldı; altın rezervleri 0,6 milyar dolar arttı, brüt döviz rezervleri 0,5 milyar dolar azaldı. Aynı paralelde Merkez Bankası döviz likiditesi açığı 28 Mayıs ile biten haftada önceki haftaya göre 3,6 milyar dolar azalışla 37,1 milyar dolar seviyesine geriledi. Yurtdışında yerleşik kişilerin mülkiyetindeki hisse senedi ve devlet iç borçlanma senedi (DİBS) stoku toplamı önceki haftaya göre 0,8 milyar dolar azalışla 29,3 milyar dolar seviyesine geriledi. Yurt dışı yerleşikler 28 Mayıs haftasında hisse senedi ve DİBS’te net bir değişim gerçekleştirmedi. Yabancıların BIST hisse senedi pazarındaki payı Nisan sonu itibariyle %26 seviyesinde bulunurken 2007 yılında %59 seviyelerine kadar yükselmişti.

Kaynak: BDDK, TCMB, Turkey Data Monitor

11 HAZİRAN 2021, CUMA

MERKEZ BANKASI MAYIS AYI BEKLENTİ ANKETİ SONUÇLARI – TCMB

Merkez Bankası tarafından piyasa profesyonellerini kapsayan Mayıs ayı Beklenti Anketi sonuçlarına göre geçen ay %13,2 olan yıl sonu TÜFE beklentisi %13,81 seviyesine yükselmişti. Yıl sonu ABD Doları/TL beklentisi 8,57’den 8,71 seviyesine yükselirken 2021 yılı cari işlemler açığı toplamı beklentisi 25,8 milyar dolardan 25,5 milyar dolar seviyesine gerilemiş, 2021 yılı için GSYH büyüme beklentisi %4,3 ile değişiklik göstermemiş, 2022 yılı GSYH büyüme beklentisi önceki %4,2’den %4,1 seviyesine gerilemişti.

Kaynak: Turkey Data Monitor:

NİSAN AYI SANAYİ ÜRETİM ENDEKSİ – TÜİK

Sanayi üretimi Mart 2021’de aylık %0,7, yıllık %16,6 artış kaydetmişti. Nisan ayında otomotiv sektörü üretimi ve otomotiv ihracatındaki düşüş sanayi üretimini de önceki aya göre aşağı çekecek önemli bir unsur olacak. 

Kaynak: Turkey Data Monitor:

NİSAN AYI PERAKENDE SATIŞ ENDEKSLERİ – TÜİK

Perakende satış hacmi Mart ayında aylık %5,1, yıllık %19,2 artış kaydetmişti. Cari fiyatlarla perakende ciro ise Mart ayında aylık %5,7, yıllık %38,9 artış kaydetmişti.

Kaynak: TÜİK

NİSAN AYI CİRO ENDEKSLERİ – TÜİK

Sanayi, inşaat, ticaret ve hizmet sektörleri toplamında ciro endeksi, 2021 yılı Mart ayında aylık %5,3,  yıllık %49,9 artış kaydetmişti.

Kaynak: TÜİK

Dr. Fulya Gürbüz

25-29 Ocak haftasında yurt içinde ekonomik aktiviteyi, yurt dışında ise Fed para politikası kararını izleyeceğiz

25-29 Ocak haftasında Türkiye ekonomisinin 2021 yılına nasıl başladığına, Fed para politikası toplantısında makro-ekonomik görünüm ve beklentilere odaklanacağız.

25 OCAK 2021, PAZARTESİ

OCAK AYI İMALAT SEKTÖRÜ KAPASİTE KULLANIM ORANI (KKO)

2020 yılı Aralık ayında imalat sektöründe KKO, bir önceki aya göre 0,2 puan azalarak %75,6 seviyesinde gerçekleşmiş, mevsimsel etkilerden arındırılmış KKO ise aylık 0,1 puan artışla %75,4 olmuştu. Ocak ayı IHS Markit PMI verilerinde Almanya başta olmak üzere Euro Bölgesi imalat sektöründe üretim ve ihracat siparişlerinde kaydedilen artışa paralel olarak, Ocak ayında Türkiye’de özellikle ihracatın desteğiyle KKO’da olumsuz bir gelişme görmeyeceğiz. KKO’da olası bir sert gerileme ise üretim ve ihracat tarafında kırmızı ışık yakacak.

OCAK AYI TCMB REEL KESİM GÜVEN ENDEKSİ (RKGE)

2020 yılı Aralık ayında RKGE, bir önceki aya göre 2,9 puan artarak 106,8, mevsimsel etkilerden arındırılmış RKGE ise aylık 3,0 puan artışla 110,4 olmuştu. İhracat ile ilgili gelen olumlu sinyallere rağmen Ocak ayında tüketici kredilerindeki azalmanın etkisiyle yurt içi talepteki daralma eğilimi RKGE’de sıçrama ihtimalini azaltıyor. Öte yandan aşılama ile ilgili olumlu gelişmeler RKGE’de olumlu beklentileri de beraberinde getirecektir, ancak bunun özellikle Türkiye’nin küresel tedarik zincirindeki konumu açısından desteklenmesi halinde tablo çok daha iyimser olacaktır. Bunun için ihracat siparişlerindeki eğilimi takip etmekte fayda var.  

OCAK AYI SEKTÖREL GÜVEN ENDEKSLERİ

2020 yılı Aralık ayında mevsim etkilerinden arındırılmış güven endeksi bir önceki aya göre; hizmet sektöründe %9,2, perakende ticaret sektöründe %7,8 ve inşaat sektöründe %7,2 azalmıştı. Kapatmaların etkisi sektörel güven endekslerine olumsuz yansıdı. Vaka sayılarında kademeli azalmalar kısıtlamaların gevşetilmesinde etkili olacak ancak bunun için Şubat ayını görmek gerekli.

27 OCAK 2021, ÇARŞAMBA

AMERİKAN MERKEZ BANKASI (FED) PARA POLİTİKASI KARARI

13 Ocak’ta yayınlanan Bej Kitap (Beige Book) raporunda, uygulanan para politikasının ABD’de 12 Fed bölgesindeki işletme ve hane halkına nasıl yansıdığını okumuştuk. Yılda 8 kere yayınlanan raporun sonuncusu olan 2 Aralık 2020 tarihli rapordaki gelişmelerle karşılaştırıldığında; Ocak ayı raporunda

. Ekonomik aktivitenin bölgeler arasında farklılık gösterdiği, kapatmaların online satışları artırdığı, otomobil satışlarının zayıfladığı, arz tarafındaki zorluklara rağmen hemen her bölgede imalat sektörü aktivitesinde iyileşme kaydedildiği,

. Konut piyasasındaki güçlü iyileşmeye karşın ticari emlak piyasasındaki zayıflığın sürdüğü, kredi hacminin önemli bir gelişme kaydetmediği,

. Aşılamanın geleceğe yönelik iyimserliği artırmasına rağmen virüs vakalarındaki artışın özellikle yakın dönemde iş şartlarında ters yönlü etki yarattığı,

. İstihdamın bölgelerin çoğunda arttığı, özellikle imalat, inşaat ve ulaştırma sektörlerinde Kovid-19 kaynaklı olarak nitelikli eleman sıkıntısı yaşandığı, ücret artışlarında ise zayıflığın sürdüğü,

. Fiyatlar tarafında girdi fiyatlarının nihai mal ve hizmet fiyatlarına göre daha fazla arttığı; özellikle inşaat ve yapı malzemeleri, çelik ürünleri ile nakliye hizmetlerindeki fiyat artışlarının sürdüğü; perakende, toptan ticaret ve imalat sektörlerinde tüketicilere nihai satış fiyatlarının yükselmeye devam ettiği; enerji fiyatlarındaki artışa rağmen pandemi öncesi fiyatların aşağısında kaldığı; düşük stoklar ve yüksek imalat maliyetlerine bağlı olarak konut fiyatlarının artmaya devam ettiği işaretlerini almıştık.

Özetlersek, Fed’in piyasaya likidite akıtmaya devam etmesi özellikle istihdam piyasasına olan talebin sürmesinde etkili olurken, fiyat baskılarının hem hane halkını hem de üretim ve hizmet sektörünü olumsuz etkilemektedir. Nitekim ABD Başkanı Biden da geçen hafta ilk icraat olarak Kovid-19’a karşı ekonomiyi canlandırmayı hedefleyen “Amerikan Kurtarma Planı” adlı 1,9 trilyon dolarlık yardım paketini açıkladı. 16 Aralık tarihli para politikası toplantısında Fed, maksimum istihdam ve fiyat istikrarı hedefleri kapsamında maksimum istihdam ve ortalama %2 enflasyon seviyesine ulaşana kadar gerekli tüm adımları atmaya devam edeceklerini belirtmiş ve %0-0,25 olan politika faiz aralığında değişiklik yapmamıştı. 27 Ocak toplantısında da Fed, para politikasında ve politika faizinde bir değişiklik yapmayacak.  

28 OCAK 2021, PERŞEMBE

2020 YILI ARALIK AYI ULUSLARARASI REZERVLER VE DÖVİZ LİKİDİTESİ

2020 yılı Kasım ayında resmi rezerv varlıkları 82,7 milyar dolar olmuş; söz konusu varlıkların 41,1 milyar dolarını döviz varlıkları (menkul kıymetler, nakit ve mevduatlar), 40,0 milyar dolarını altın rezervleri, 1,4 milyar dolarını IMF’den çekme hakkı oluşturmuştu. Yükümlükler tarafında ise gelecek 12 ayda döviz kredileri, menkul kıymetler ve mevduat için ödenecek toplam anapara ve faiz ödemeleri 27,6 milyar dolardır. Türk lirası karşılığında yapılan vadeli işlemlere (forward, futures ve swap) ait açık pozisyon (borç) tutarı 58,1 milyar dolar iken Hazine’nin şarta bağlı döviz yükümlülükleri ise 40,4 milyar dolardır. Toplam döviz varlıklarından gelecek 12 ayda ödenecek toplam döviz yükümlülükleri çıkardığımızda net rezervlerin 43,4 milyar dolar açık verdiğini görüyoruz. Turizm sektörünün durduğu mevcut ortamda Türkiye’de döviz rezervi kazandıran en önemli kalem ihracat. Hazine’nin sınırlı borçlanma imkanını dikkate aldığımızda yurt dışından önemli bir yardım paketi gelmedikçe Türk lirasında istikrarın devam etmesi ve ihracat performansındaki her iyileşme TCMB rezervlerinin de artmasında etkili olacak.

OCAK AYI EKONOMİK GÜVEN ENDEKSİ (EGE)

Mevsim etkilerinden arındırılmış EGE, 2020 yılı Aralık ayında önceki aya göre 3,1 puan düşüşle 86,4 seviyesine gerilemişti.

2021 YILI BİRİNCİ ÇEYREK ENFLASYON RAPORU

Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal’ın göreve başlamasının ardından 25 Aralık 2020’de TBMM Plan ve Bütçe Komisyonuna yaptığı sunumda 2021, 2022 ve 2023 yılları enflasyon tahminlerini sırasıyla %9,4, %7,0 ve %5,0 olarak duyurmuştu. Ocak ayı raporunda ekonomi ve fiyat istikrarına yönelik gelişmeleri, mevcut riskleri ve beklentileri detaylı olarak okuyacağız.

TCMB VE BDDK, 22 OCAK 2021 TARİHLİ HAFTALIK PARA VE BANKA VERİLERİ

15 Ocak verilerine göre yabancı para döviz mevduatları (döviz tevdiat hesapları) önceki aya göre 0,7 milyar dolar azalışla 223,8 milyar dolar oldu. Aynı dönemde kamu mevduat bankalarının yabancı para net genel pozisyon açığı 0,4 milyar dolar seviyesine geriledi; 7 Ağustos 2020’de söz konusu pozisyon açığı 12,2 milyar dolar seviyesine kadar yükselmişti. Öte yandan, yabancı yatırımcıların hisse senedi ve tahvil stoku önceki haftaya göre 0,5 milyar dolar azalma gösterdi. Merkez Bankasında tutulan altın ve yabancı para cinsi döviz ve menkul kıymetler ise önceki haftaya göre 2,5 milyar dolar azalma kaydetti. Türk lirası cinsi mevduat ve kredi faiz oranlarında önceki haftaya göre hafif gerileme yaşanmasının iz düşümü olarak tüketici kredilerinde azalma, ticari kredilerde ise önceki haftaya göre artış oldu.

Kaynak: BDDK, TCMB, TDM

29 OCAK 2021, CUMA

OCAK AYI SAMEKS SANAYİ VE HİZMET SATIN ALMA MÜDÜRLERİ ENDEKSLERİ

2020 yılı Aralık ayında mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış SAMEKS Sanayi Endeksi önceki aya göre 8,4 puan artışla 55,8, SAMEKS Hizmet Endeksi ise aylık 0,3 puan artışla 50,9 seviyesine yükselmişti. Endeksin 50 üzerindeki değerler sektörün önceki aya göre büyüme kaydettiğini, altındaki değerler ise daraldığını göstermektedir. Her iki sektörde de istihdamın Aralık ayında önceki aya göre artış kaydettiğini, stokların ise azaldığını öte yandan sanayi sektörü özelinde yeni siparişlerde sert bir artış kaydedildiği işaretlerini almıştık. Ocak ayı verilerinden kapatmaların hizmet ve imalat sektörlerinde arz ve talep dengesini nasıl etkilediğini göreceğiz.

2020 YILI ARALIK AYI TÜİK DIŞ TİCARET İSTATİSTİKLERİ

Ticaret Bakanlığı Ocak ayı başında ihracatı 17,8 milyar dolar, ithalatı ise 22,4 milyar dolar olarak açıklamıştı. Her iki veri de Kasım ayına göre artışa işaret ediyor. Ticaret Bakanlığı 2020 yılı genelinde toplam 169,5 milyar dolar ihracat, 219,4 milyar dolar ithalat kaydedildiğini ortaya koydu. 2019 yılı genelinde ihracat ve ithalat sırasıyla 180,8 milyar dolar ve 210,3 milyar dolar olarak gerçekleşmişti.

Dr. Fulya Gürbüz

Yılın son haftasında imalat sektörü PMI verilerini izleyeceğiz

Kovid-19 dalgasının artması ile devreye alınan kısıtlamaların Aralık ayında imalat sektörlerine etkisini IHS Markit ilk tahminlerinden edineceğiz

28 ARALIK 2020, PAZARTESİ

KASIM AYI ULUSLARARASI REZERVLER VE DÖVİZ LİKİDİTESİ

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan uluslararası rezerv varlıkları Ekim ayında aylık 4,8 milyar dolarlık artışla 84,5 milyar dolar seviyesine yükselmişti. Uluslararası rezervlerin önemli bir kısmını altın (42,2 milyar dolar), nakit ve mevduatlar (31,9 milyar dolar), menkul kıymetler (8,9 milyar dolar) oluşturuyor. Menkul kıymetler Nisan 2013’te gördüğü zirve olan 103,8 milyar dolardan Ekim 2020’de 8,9 milyar dolar seviyesine gerilemişken, altın rezervleri aynı dönemde 20,2 milyardan dolardan 42,2 milyar dolar seviyesine yükseldi. Nakit ve mevduatlar aynı dönemde 8,4 milyar dolardan 31,9 milyar dolara yükselmiş durumda. Böylece Nisan 2013’ten Ekim 2020’ye kadarki dönemde Türkiye’nin uluslararası rezervleri 134,0 milyar dolardan 84,5 milyar dolar seviyesine gerilemiş oldu. Peki, uluslararası rezervlerdeki erimenin Türkiye ekonomisi üzerinde nasıl bir etkisi oldu? Ekonomi yavaşladı: Uluslararası rezervlerin arttığı 2010-2013 döneminde Türkiye GSYH’si yıllık ortalama %8,3 büyürken, rezervlerin azaldığı 2014-2018 döneminde büyüme yıllık ortalama %5,0’e geriledi. Gelelim TCMB’nin kasasında nette ne kadar rezervi olduğuna. Yani, TCMB’nin varlıklarının yükümlülüklerini karşılayıp karşılamadığına. TCMB’nin Kasım 2016’da başladığı (0,3 milyar dolar) ve Mart 2019’da yoğun olarak kullanmaya başladığı (13,1 milyar dolar) vadeli döviz işlemlerinden (swap, forward ve futures) doğan yükümlülükleri en son Ekim 2020’de 61,3 milyar dolara yükselmiş durumda. Altın rezervlerini ayırdığımızda, Ekim 2019’da TCMB’nin likit olan döviz varlıkları (40,8 milyar dolar) ile vadeli döviz işlemlerinden doğan döviz yükümlülüklerinin (61,3 milyar dolar) farkını gösteren net pozisyon açığı 20,4 milyar dolar seviyesinde bulunuyor. Yani, TCMB’nin likit döviz varlıkları döviz yükümlülüklerini karşılamaya yetmiyor.

ARALIK AYI KÜRESEL İMALAT SEKTÖRÜ PMI İLK TAHMİNLERİ

IHS Markit tarafından açıklanan imalat sektörü PMI verileri Almanya ve Euro Bölgesinde Kasım ayında hız kaybederek büyümeye devam etmiş, ABD ve İngiltere’de ise imalat sektörü artan hızda büyümeye devam etmişti. Kovid-19 dalgasının artması ile devreye alınan kısıtlamaların Aralık ayında imalat sektörlerine etkisini IHS Markit ilk tahminlerinden edineceğiz. Ülke ve bölge olarak en büyük ticaret ortağımız olan Almanya ve Euro Bölgesi imalat sektörleriyle Kasım ayında benzer bir performans gösteren Türkiye’nin imalat sektörü hız kaybı yaşamış olsa da büyümesini sürdürmüştü. Aralık ayının ilk üç haftasında ticari kredilerdeki artış hızının Kasım ayının aynı dönemine göre artış kaydetmesi imalat sektörüne destekleyici bir etki yapmış olabilir. 31 Aralık’ta açıklanacak olan Aralık ayı SAMEKS sanayi verileri ve 4 Ocak’ta açıklanacak olan İSO ve IHS Markit işbirliğiyle yayınlanan Türkiye imalat sektörü PMI verileri söz konusu etkinin destekleyici olup olmadığını gösterecek. Ek olarak Ocak ayının ilk haftasında Dış Ticaret Bakanlığı tarafından açıklanacak olan dış ticaret veriler dei imalat sektörünün Aralık ayı performansına ilişkin önemli bir ipucu olacak.

29 ARALIK 2020, SALI

ARALIK AYI EKONOMİK GÜVEN ENDEKSİ

TÜİK tarafından açıklanan Ekonomik Güven Endeksi, Kasım ayında bir önceki aya göre 3,3 puan düşüşle 89,5 seviyesine gerilemişti. TÜİK’in açıklamasına göre ekonomik güven endeksinin 100’den büyük olması ortalama üzeri güveni, küçük olması ise ortalama altı güveni göstermektedir. Aralık ayında Ekonomik Güven Endeksinde en büyük ağırlığa sahip olan Reel Kesim Güven Endeksinin önceki aya göre %2,8 artış kaydetmesi ve Tüketici Güven Endeksinin önceki ayla aynı kalmasına rağmen Hizmet Sektörü Güven Endeksinin aylık %9,2’lik düşüşü Ekonomik Güven Endeksini aşağı çekecektir.

31 ARALIK 2020, PERŞEMBE

TÜİK KASIM AYI DIŞ TİCARET VERİLERİ

TÜİK verilerine göre Ekim ayında ihracat 17,3 milyar dolar, ithalat 19,7 milyar dolar olarak gerçekleşmişti. Dış Ticaret Bakanlığı Aralık ayı başında Kasım ayı geçici verilerine ilişkin olarak ihracatın 16,1 milyar dolara gerilediğini, ithalatın ise 21,2 milyar dolara yükseldiğini duyurmuştu. Ocak ayı ilk haftasında Bakanlık, Aralık ayı dış ticaret verilerini açıklayacak.

ARALIK AYI SAMEKS SANAYİ VE HİZMET ENDEKSLERİ

Kasım ayında mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış SAMEKS Sanayi Endeksi bir önceki aya göre 2,1 puan düşüşle 46,3 seviyesine gerilemişti. SAMEKS Hizmet Endeksi ise önceki aya göre 1,9 puan artışla 50,4 seviyesine yükselmişti. Endeksin 50 seviyesinin altında olması sektörün önceki aya göre daraldığını, 50 seviyesinin üzerinde olması sektörün önceki aya göre büyüme kaydettiğini gösteriyor. Sanayi ve hizmet sektörlerinin bileşiminden oluşan SAMEKS Bileşik Endeksi ise Kasım ayında 0,5 puan azalışla 49,0 seviyesine geriledi.

2020 YILI 3. ÇEYREK DIŞ BORÇ STOKU

Haziran 2020’de Türkiye’nin dış borç stoku 421,8 milyar dolar ile Haziran 2016 seviyelerine gerilemişti. Dış borç stokunun 123,7 milyar dolarını kısa vadeli, 298,2 milyar dolarını orta ve uzun vadeli dış borçlar oluşturuyor. Toplam dış borç stokunun yaklaşık %39’u kamuya, %33’ü finansal olmayan kuruluşlara, %24’ü finansal kuruluşlara, %5’i TCMB’ye ait bulunuyor. Türkiye’nin toplam dış borç stoku Mart 2018’de 466,9 milyar dolar ile zirve yapmıştı. Dış borç stokunun Mart 2018’den Haziran 2020’ye olan dönemde 45,1 milyar dolar azalmasında finansal kuruluşların dış borç stokunun aynı dönemde 65 milyar dolar azalması, kamu sektörünün dış borç stokunun 22,8 milyar dolar artması ve TCMB’nin dış borç stokunun 18,2 milyar dolar artması etkili oldu.

TCMB VE BDDK, 25 ARALIK 2020 TARİHLİ HAFTALIK PARA VE BANKA VERİLERİ

18 Aralık ile biten haftada, döviz tevdiat hesapları (DTH, döviz cinsinden mevduatlar) yeni rekorunu kırdı. DTH’lar bir önceki haftaya göre 2,4 milyar dolar artışla tarihi zirvesi olan 223,8 milyar dolar seviyesine yükseldi. TL cinsinden ortalama mevduat faiz oranı %15’i geçerken, TL mevduatları önceki haftaya göre 6,4 milyar dolar düşüşle 1 trilyon 557 milyar TL’ye geriledi. 1-3 ay vadeli TL mevduatlarının faiz oranı önceki ortalama %16,12’den %15,98 seviyesine geriledi. TL cinsinden tüketici kredi faizleri %22,26 seviyesi ile Ağustos 2019 seviyelerine yükseldi. TL cinsinden ticari kredi faizleri de %18,96 ile Eylül 2019 seviyelerine yükseldi. 24 Aralık’ta 2020 yılının son para politikası toplantısını gerçekleştiren TCMB, politika faizini %15’ten %17 seviyesine yükseltti. Aralık ayı başından itibaren %15 seviyesinde bulunan TCMB’nin ortalama fonlama faizi, politika faizindeki artışın ardından 25 Aralık’ta %15,48 olarak gerçekleşti. Uluslararası rezervler ise 18 Aralık’ta 91,8 milyar dolar ile Ağustos 2020 seviyelerine yükseldi. Rezervlerdeki artışta yabancı yatırımcıların Türkiye’nin hisse ve tahvil piyasalarında önceki haftaya göre 3 milyar dolarlık alım yapmaları etkili oldu. En son 13 Mart tarihinde yabancı yerleşiklerin hisse ve tahvil stoku 36,8 milyar dolar seviyesindeyken 18 Aralık’ta tekrar 34,5 milyar dolar seviyesine yükselmiş bulunuyor.

18 Aralık 2020 tarihli para ve banka verileri aşağıdaki gibidir:

Kaynak: BDDK, TCMB, TDM

1 OCAK 2021, CUMA

YENİ YILDA ÜLKEMİZE SAĞLIK, MUTLULUK, BEREKET DİLİYORUM.

Dr. Fulya Gürbüz

GRAFİĞİN SÖYLEDİĞİ: “Öncelik Türk lirasına kalıcı güvenin sağlanması”

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası verilerine göre, finans dışı kesimin döviz varlıkları Eylül 2020’de önceki aya göre 1,5 milyar dolar artışla 130,8 milyar dolara yükselirken, döviz yükümlülükleri 1,6 milyar dolar azalışla 293,1 milyar dolara geriledi. Özetle, finans dışı kesimin (reel sektörün) döviz varlıkları önceki aya göre arttı, döviz borçları ise azaldı.

Reel sektörün döviz varlıklarının %71’ini mevduatlar oluşturuyor…

Reel sektörün Eylül ayı itibariyle döviz varlıkları; yurt içi döviz mevduatları (76,1 milyar dolar), yurt dışı bankalardaki döviz mevduatları (16,9 milyar dolar), döviz cinsi devlet tahvilleri (1,9 milyar dolar), ihracat alacakları (15,6 milyar dolar) ve yurt dışına doğrudan sermaye yatırımlarından (20,4 milyar dolar) oluşmaktadır. Demek ki reel sektörün döviz varlıklarının en büyük payını %71 ile döviz mevduatları oluşturuyor.

Reel sektörün döviz yükümlülüklerinin %83’ünü krediler oluşturuyor…

Eylül ayında reel sektörün döviz yükümlülüklerinin 241,9 milyar doları yurt içi (144,3 milyar dolar) ve yurt dışından sağlanan nakdi kredilerden (97,6 milyar dolar), 51,2 milyar doları ise ithalat borçlarından oluşuyor.

Reel sektör bir yandan döviz varlıkları edinimine devam ederken, öte yandan borçlanarak ekonomik faaliyetlerini sürdürebilmektedir.

Reel sektörün döviz pozisyonu ile GSYH büyümesi arasında bir ilişki var mı?

Aşağıdaki grafik, reel sektörün döviz pozisyonu ile Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) arasındaki karşılıklı etkileşimleri göstermektedir. GSYH verilerinin üçer aylık dönemler için yayınlanması sebebiyle grafikte reel sektör döviz pozisyonu verilerinin üç aylık ortalama değerleri dikkate alınmıştır.

Grafikte gri çubuklar reel sektör döviz yükümlülüklerini, sarı çubuklar döviz varlıklarını, kırmızı çizgi sanayi sektörünün önceki çeyreğe göre değişimini, mavi çizgi ise hizmet sektörünün önceki çeyreğe göre değişimini göstermektedir.

2008 yılında patlak veren küresel finansal krizin üstesinden gelebilmek için reel sektör 2009 yılının üçüncü çeyreğinden itibaren tarihi düşük faiz oranlarından yararlanmak amacıyla döviz cinsinden borçlanmayı artırmış, 2018 yılı üçüncü çeyreğine kadar döviz cinsinden borçlanma artarak sürmüştür. Söz konusu dönemde hem sanayi hem de hizmet üretiminin genel olarak önceki döneme göre artışlarını sürdüklerini görüyoruz. 2018 yılı önemli bir yıl zira Trump başkanlığındaki ABD yönetiminin ticaret savaşını başlatması, en büyük ticaret ortağımız olan Avrupa Birliği ekonomisindeki yavaşlamanın derinleşmesi ve Eylül ayında Türkiye’de yaşanan kur krizi bu döneme denk gelmektedir.

Nitekim 2018 yılı üçüncü çeyreğinde reel sektör yurt dışı yükümlülüklerini azaltma yoluna giderken, döviz varlıklarını da artırmaya devam etmişlerdir. Kovid-19’un pandemi ilan edildiği 2020 Mart ayına kadarki dönemde hem sanayi hem de hizmet üretimi çeyrek bazda sınırlı da olsa büyümesini sürdürebilmiştir.

2020 yılı ikinci çeyreğinde GSYH’de yaşanan sert daralmanın ardından reel sektör üçüncü çeyrekte tekrar döviz cinsi borçlanmasını artırırken hem sanayi hem de mal üretiminde önceki çeyreğe göre sert bir düzeltme kaydedilmiştir. Ancak 2020 yılı üçüncü çeyreğinde güven algısındaki bozulmanın artarak devam etmesiyle birlikte reel sektörün döviz varlıkları Haziran ayı sonundaki 123,3 milyar dolardan Eylül 2020 sonunda tarihi rekorla 130,8 milyar dolara kadar yükselmiştir.

Ekonomide sürdürülebilir büyüme için doğrudan yatırımlar cazip kılınmalı…

9 Kasım ile birlikte oluşturulan yeni ekonomi yönetimi Türk lirasına güveni yeniden kazanmak adına hemen harekete geçti: Politika faizinde sert artırımla birlikte para politikası sadeleştirilmeye başlandı. Kamuoyunun bilgilendirilmesi şeffaflık adımı ile öne çıkarken Türkiye Hazinesi uzun bir aradan sonra yurt dışından tahvil yoluyla 10 yıllık borçlanabilmeyi başardı.

Yeni ekonomi yönetiminin önünde zorlu bir süreç var ancak süreci kolaylaştıracak en önemli etken Türk lirasına güvenin kalıcı olarak sağlanması:

. Tedarik zincirindeki aksamalar, hammadde kıtlığı ve Türk lirasında devam eden değer kayıpları girdi maliyetlerini artırıyor. Türk lirasına güven, enflasyon üzerindeki baskıyı azaltacaktır.

. Reel sektörün yatırımlarını dolayısıyla da istihdamı artırabilmesi için yatırım yapmaya elverişli şartların oluşturulması gerekiyor. Kovid-19 sebebiyle adapte olmaya çalıştığımız yeni normalde Türkiye yüksek katma değerli ürün geliştirmek adına somut adımlar ortaya koymalı. Türk lirasına güven kazandıracak hamlelere ek olarak avantajlı coğrafik konumu doğrudan yatırımları çekebilmek adına önemli.

. ABD’de Biden yönetiminin Avrupa ile ticari ilişkilerini kuvvetlendirme hedefi dikkate alındığında Türkiye’nin en büyük ticaret ortağımız olan Avrupa Birliği ile işbirliğinin sağlamlaştırılması ticaret hacmimiz açısından olumlu bir gelişme olacaktır. Türk lirasına güveni sağlayacak böyle bir gelişmenin elbette Türkiye sermaye piyasalarının derinleşmesinde de katkısı olacaktır.

Dr. Fulya Gürbüz

Rezervlerdeki azalışla Türk lirası eriyor

Merkez Bankası Eylül ayı Uluslararası Rezervler ve Döviz Likiditesi verilerini açıkladı.

Menkul kıymetler, nakit, mevduat ve altın rezervlerinden oluşan döviz varlıkları (aşağıdaki kırmızı çizgi) Eylül ayında önceki aya göre 4,1 milyar dolar azalışla 79,7 milyar dolara geriledi. Düşüşte döviz varlıklarının (aşağıdaki grafikte lacivert çizgi) önceki aya göre 2,4 milyar dolar, altın varlıklarının ise (aşağıdaki grafikte mavi çizgi) 1,6 milyar dolar azalması etkili oldu.

Kaynak: TDM

Yükümlülükler tarafında ise; döviz kredileri, menkul kıymetler ve mevduat yükümlülükleri (aşağıdaki grafikte mavi çizgi) 25,7 milyar dolar ile önceki aya göre değişmedi. TL karşılığı döviz vadeli sözleşmelerinden (future, forward ve swap dahil) doğan yükümlülükler ise (aşağıdaki grafikte yeşil çizgi) önceki aya göre 0,7 milyar dolar azalma kaydetti. Repo, ters repo ve ticari kredi yükümlülükleri de (aşağıdaki grafikte turuncu çizgi) benzer eğilimle 0,4 milyar dolar azalışla 5,0 milyar dolar seviyesine geriledi. Böylece, döviz ve altın varlıklarındaki azalmaya bağlı olarak net uluslararası rezervler (aşağıdaki grafikte gri çubuklar) Ağustos ayındaki 5,8 milyar dolar açık seviyesinden Eylül ayında 8,9 milyar dolar açık seviyesine gerilemiş oldu.

Kaynak: TDM

Daha az likit özelliği taşıyan altın rezervleri hariç tutulduğunda ise net uluslararası rezervler moral bozuyor. Aşağıdaki grafikte gri çubuklarla gösterilen “altın hariç net uluslararası rezervler” Ağustos ayındaki 49,3 milyar dolarlık açık pozisyon seviyesinden Eylül ayında 50,7 milyar dolar açık pozisyonu seviyesine yükseldi. Aşağıdaki grafikte kırmızı çizgiyle gösterilen Dolar/TL kurundaki yukarı yönlü sert yükselişten de görüleceği gibi Merkez Bankasının açık uluslararası rezerv pozisyonundaki artış Türk lirasının da erimesine sebep oluyor.

Kaynak: TDM

Dr. Fulya Gürbüz

Cari işlemler açığının ilacı Türk lirasına güvende

Merkez Bankası Ağustos ayı ödemeler dengesi verilerini açıkladı. Türkiye’deki yerleşiklerin yurt dışı yerleşikler ile yaptığı ekonomik faaliyetler sonucunda Ağustos ayında 4,6 milyar dolar cari işlemler açığı kaydedildi. Diğer bir ifadeyle, Ağustos ayında yurt dışı yerleşiklerle yapılan ekonomik faaliyetlerin etkisiyle nette 4,6 milyar dolar gider kaydedildi. Temmuz ayında cari işlemler açığı 1,9 milyar dolar seviyesindeydi. Son veriyle birlikte, Ocak – Ağustos döneminde toplam 26,5 milyar dolar cari işlemler açığı kaydedilmiş oldu.

Kaynak: TCMB, TDM

Ağustos ayında kaydedilen 4,6 milyar dolar net gider oluşumunun sebeplerini “Ödemeler Dengesi” raporunun alt kalemlerindeki gelişmeleri inceleyerek özetleyelim:

. Ağustos ayında ihracat ile ithalat arasındaki farkı ifade eden dış ticaret açığından dolayı Türkiye’den yurt dışına 5,3 milyar dolar ödeme yapıldı. Diğer bir anlatımla, yurt dışına yapılan ihracat miktarından 5,3 milyar dolar daha fazlası tutarında Türkiye’ye ithal girişi oldu.

. Hizmet tarafında ise “Seyahat” gelirlerinde 1,1 milyar dolar net gelir elde edilmesine bağlı olarak Mal ve Hizmet Dengesindeki açık 5,3 milyar dolardan 4,3 milyar dolara gerilemiş oldu.

. Diğer gelir ve gider farklarını da dikkate aldığımızda cari işlemler dengesi Ağustos ayında 4 milyar 631 milyon dolar açık vermiş oldu.

Peki, söz konusu 4,6 milyar dolarlık cari işlemler açığı Ağustos ayında finanse edilebildi mi?

HAYIR. Ödemeler Dengesi raporunda “Finans Hesabı” Ağustos ayında 117 milyon dolar olarak gözükmektedir. Finans hesabının bakiyesi net finansal varlık edinimi eksi net yükümlülük oluşumu olarak gösterilmektedir. Dolayısıyla, eksi (artı) bakiye net girişe (çıkışa) işaret etmektedir. Bu açıklamaya göre, Ağustos ayında nette 117 milyon dolar finans hesabından çıkış yaşandığını anlıyoruz. Detayları sıralayalım:

. Uzun vadeli yatırımları ifade eden “Doğrudan Yatırımlardan” Ağustos ayında nette 374 milyon dolar giriş sağlandı. Alt dağılımını incelediğimizde, yurt içi yerleşikler Ağustos ayında yurt dışına 161 milyon dolarlık doğrudan yatırım yaparken, yurt dışı yerleşikler aynı dönem Türkiye’de 536 milyon dolarlık doğrudan yatırım gerçekleştirdiler. Yurt dışı yerleşiklerin Türkiye’ye yaptığı yatırımlar Türkiye’nin yükümlülüğü, yurt içi yerleşiklerin yurt dışına yaptığı yatırımlar ise Türkiye’nin alacağı sayılıyor.

. Ağustos ayında “Portföy Yatırımlarından” 1 milyar 973 milyon dolar çıkış oldu. Alt detaylarda, yurt içi yerleşikler yurt dışı piyasalardan 717 milyon dolar kısa vadeli portföy edinimi sağlarken yurt dışı yerleşikler Türkiye’deki portföy yatırımlarını 1 milyar 256 milyon dolar azalttı.

. Efektif ve Mevduatlar, Krediler ve Ticari Kredilerden oluşan “Diğer Yatırımlar” kaleminde ise Ağustos ayında 1 milyar 482 milyon dolar net giriş kaydedildi. Efektif ve Mevduatlara Ağustos ayında 784 milyon dolar giriş olurken, Krediler için nette 775 milyon dolar çıkış, Ticari Kredilerde ise ithalat kaynaklı olarak 1 milyar 464 milyon dolar net borçlanma gerçekleştirildi.

Yukarıdaki üç maddedeki veriler alt alta toplandığında Finans Hesabından Ağustos ayında 117 milyon dolar net çıkış olduğunu buluyoruz.

Eksi (-) 4 milyar 631 milyon dolar olan Cari İşlemler Hesabı ve eksi (-) 9 milyon dolar olan Sermaye Hesabı toplamına 117 milyon dolarlık Finans Hesabından çıkış tutarını eklediğimizde Ödemeler Dengesi Raporunda yer alan üç ana kalemin toplamı olan eksi (-) 4 milyar 757 milyon dolar büyüklüğüne ulaşıyoruz.

Yine Ödemeler Dengesi tablosunda yer aldığı üzere, Ağustos ayında “Rezerv Varlıklar” kaleminden 7 milyar 602 milyon dolar net çıkış yaşandı. Rezerv Varlıklardaki söz konusu net çıkıştan (Cari İşlemler Hesabı + Sermaye Hesabı + Finans Hesabı) toplamını veren eksi (-) 4 milyar 757 milyon doları çıkardığımızda Ödemeler Dengesi Tablosunda yer alan “Net Hata Noksan” değerine (-2 milyar 845 milyon dolar) ulaşıyoruz. Merkez Bankası “…verilerin değişik kaynaklardan elde edilmesi, değerleme, ölçme ve kayıt zamanı farklılıkları yaratmakta…” olmasından dolayı Net Hata ve Noksan kaleminin oluştuğunu ifade ediyor.

Dolayısıyla, Cari İşlemler Hesabı, Sermaye Hesabı, net Finans Hesabı değişimi ve Net Hata Noksan kalemlerinin toplamı Rezerv Varlıklardaki net değişime eşit oluyor.

Eylül ve Ekim aylarına ait veriler Ödemeler Dengesine yönelik ne söylüyor?

Ticaret Bakanlığı verilerine göre Eylül ayında dış ticaret açığı 4,88 milyar dolar seviyesine geriledi. Dolayısıyla dış ticaret açığındaki düşüş, cari işlemler açığında önceki aya göre düşüş etkisi yaratacak.

Ekim ayında ise Hazine’nin 2,5 milyar dolarlık tahvil yoluyla dış borçlanma gerçekleştirmesi, cari işlemler dengesinde eş değer miktarda iyileştirici bir etki yapacak.

Ödemeler Dengesi tablosunda hangi riskler göze çarpıyor?

Kovid-19 kaynaklı olarak turizm gelirlerinde toparlanma olasılığının düşük olması, düşük performanslı ihracat hacmi, kış aylarıyla birlikte artacak olan enerji ihtiyacı, jeopolitik riskler ve Türk lirasına olan güvensizlik Rezerv Varlıklara yönelik risklerin artmasında etkili oluyor. Rezerv Varlıklardaki azalmalar ise Türk lirası üzerindeki baskıyı artırarak kısır bir döngü içinde sıkışıp kalınmasına sebep oluyor. Kısacası cari işlemler açığındaki artışın önünü kesebilecek en önemli kriter güven ortamının kalıcı olarak sağlanması.

Dr. Fulya Gürbüz

Kur-Enflasyon açısı daraldıkça rezervler azalıyorsa çare tersinde

Merkez Bankası Para Politikası Kurulu 24 Eylül olağan aylık toplantısını yapacak ve 14:00’te faiz kararını duyuracak. 1-hafta vadeli borç verme faizi olan politika faizi Mayıs ayı toplantısından bu yana %8,25 seviyesinde bulunuyor. Bu seviyeye nerelerden geldiğimizi görmek için aşağıdaki grafiği inceleyelim.

Grafik 1

Ağustos-Eylül 2018’de Türk lirasında yaşanan sert değer kayıplarının ardından Ekim ayı toplantısında %24 seviyesine yükseltilen politika faizi dokuz ay boyunca bu seviyesini korumuş, Temmuz 2019’da ilk faiz indirimiyle %19,75’e düşürülmüş, bu tarihten itibaren kademeli indirimlerle politika faizi en son Mayıs 2020 toplantısıyla birlikte %8,25 seviyesine kadar gerilemişti. Ağustos-Eylül 2018’de kurdaki sert yükselişlerin etkisiyle yıllık TÜFE enflasyonu Ekim 2018’de %25,24 ile zirve yapmıştı. Takip eden aylarda kurdaki dalgalanmaların azalmasıyla birlikte yıllık TÜFE’nin düşmeye başlaması Merkez Bankasının faiz indirim kararlarını desteklemişti. Ancak Ocak 2020 ile birlikte ekonomik büyümeye ilişkin artan riskler ve sermaye çıkışlarındaki hızlanmanın etkisiyle Merkez Bankası döviz rezervleri 2008 Finansal Kriz dönemindeki seviyelerinin altına geriledi. Mart 2020’de Kovid-19’un patlak vermesiyle birlikte kurdaki tansiyonun enflasyon üzerinde yarattığı yapışkanlığın etkisiyle, %8,25 seviyesindeki politika faizi, %10’un üzerinde seyreden enflasyonun gerisinde kalmasına sebep oldu. Aşağıdaki grafiği incelediğinizde son dönemde Merkez Bankası döviz rezervlerinde yaşanan sert düşüşü; dahası 1-hafta vadeli politika faizinin, Merkez Bankası ortalama fonlama maliyeti ve yıllık TÜFE’den ne kadar geride kaldığını görebilirsiniz.

Grafik 2

Merkez Bankası döviz rezervlerinin azalmasının neden bu kadar önemli olduğunu sorarsanız sebebi şu: Temmuz 2020 itibariyle kamunun gelecek 12-ayda ödemesi gereken toplam dış borcu 42,1 milyar dolar (merkezi yönetimin payı 5,4 milyar dolar, kamu bankalarının payı 36,2 milyar dolar). Merkez Bankasının ise aynı dönemde ödemesi gereken dış borcu 20,1 milyar dolar (Mart 2020’de 8,4 milyar dolardı). Toplamda, kamu ve Merkez Bankası Ağustos 2020’den itibaren gelecek 12 ayda 62,2 milyar dolar dış borç ödemesi yapacak. Peki, kasada bu kadar döviz var mı?

. Merkezi yönetimin parası yok: Düşük büyüme performansı ve üzerine Kovid-19’un patlak vermesiyle azalan vergi gelirlerinin etkisiyle bütçe açığı artmaya devam ediyor.

. Kamu tarafında 11 Eylül 2020 itibariyle özellikle kamu bankalarının net döviz pozisyonu 5,7 milyar dolar açık vermiş durumda (söz konusu değer en son 20 Aralık 2019’da pozitifti).

. Merkez Bankasının brüt döviz rezervi 45,3 milyar dolar ile tarihi düşük seviyesinde ki bunda turizm gelirlerinin sıfırlanmasının da etkisi var.

. Yukarıda bahsedilenlere ek olarak, Merkez Bankasının yayınladığı Temmuz 2020 tarihli Uluslararası Rezervler ve Döviz Likiditesi raporu verilerine göre swap anlaşmaları dahil Merkez Bankasının döviz vadeli işlemlerinden dolayı gelecek 12 ayda toplam 53 milyar dolar döviz açığı pozisyonu bulunuyor.

Özetlersek, Hazine’nin hazinedarlığını yapan Merkez Bankasının kasasında, gelecek 12 aylık dönemde kamu ve Merkez Bankasının ödemek zorunda olduğu toplam dış borcu karşılayacak döviz rezervi yok.

Gelelim Merkez Bankası politika faizi, ortalama fonlama maliyeti ve TÜFE’nin son durumuna… 1 hafta vadeli borç verme faiz oranı olan politika faizinin %8,25 seviyesinde bulunmasına rağmen Merkez Bankası gecelik işlemlerle bankalara daha yüksek faizden borç veriyor: Merkez Bankası gecelik vadede (O/N) bankalara %9,75’ten, geç likidite penceresi kapsamında ise bankalara gecelik %11,25’ten borç veriyor.

11 Eylül ile biten haftada TCMB bankalara ortalama %10,3’ten borç verdi. Aynı dönemde bankalar ortalama %10,2’den mevduat toplarken; ticari kuruluşlara %13,1’den, tüketicilere ise %17’den kredi kullandırdı. TÜFE ise Ağustos ayında %11,8 seviyesinde bulunuyor. Eylül ayı Merkez Bankası Beklenti Anketi’ne göre anket katılımcılarının yıl sonu TÜFE beklentisi %11,5 seviyesinde olmasına rağmen 29 Temmuz tarihli Enflasyon Raporu’na göre Merkez Bankasının 2020 yıl sonu TÜFE beklentisi %8,9 seviyesinde bulunuyor.

Daha sade anlatırsak: Kurdaki artış enflasyondaki artışı tetiklerken, fon ihtiyacı olan birey ve kurumların borçlanma maliyeti de yükselmeye devam ediyor. Borçlanma maliyetleri yükselirken tasarruf sahiplerinin mevduat getirisi ise enflasyonun gerisinde kalmaya devam ediyor (buna negatif reel getiri deniyor). Mevduatın sunduğu negatif reel getiri ise yabancı para cinsi mevduat hacminde yukarı yönlü bir etkiye sahip oluyor. Kurdaki yükselişin de etkisiyle 11 Eylül haftasında döviz tevdiat hesaplarında önceki haftaya göre 1 milyar dolarlık artış yaşandı. Yani, hane halkı TL’yi değil dövizi tercih etmeye devam ediyor. Dolayısıyla da Türk lirası rezerv paralara karşı (dolar, Euro,…) değer kaybetmeye devam ediyor. Mevduat sahibinin getirisinin enflasyonun altında kalmayacak şekilde yükselmesi kurdaki tansiyonu düşürebilir. Tansiyonun düşmesi Merkez Bankası politika faizi kararına bağlı.

Türk lirasına güvenin tekrar sağlanabilmesi için para politikasında sadeleşme gerekiyor. Bunun bir yolu Merkez Bankasının ya %11,25 seviyesindeki gecelik borç verme faiz oranını politika faizi olarak ilan etmesi ya da 1 haftalık politika faizini gecelik borç verme faizi olan %11,25’e yükseltmesi olabilir. Söz konusu sadeleşme yapısal reformlarla desteklenmesi halinde doğrudan yabancı sermaye için cazip bir ülke konumuna gelebiliriz. Aksi takdirde rezervlerdeki daralmanın devam etmesi kur ve enflasyon arasındaki açının daralmasına, yani kur-enflasyon tetiklemesinin hızlanmasına sebep olacaktır.

Dr. Fulya Gürbüz

Bu hafta nakit bütçe, dış ticaret, işsizlik, cari açık ve AMB para politikası kararını takip edeceğiz

7 Eylül 2020, Pazartesi

Ağustos ayı nakit bütçe dengesi açıklanacak. Koronavirüs kaynaklı olarak giderlerin gelirlerden hızlı artması sebebiyle Şubat ayından bu yana aralıksız artan bütçe dengesi en son 30 Temmuz ayında 30,8 milyar TL açık verdi. Böylece 2019 yılı genelinde toplam 130,5 milyar TL açık veren nakit bütçe dengesi 2020 yılının ilk 7 ayında yeni bir rekor kırarak 140 milyar TL’lik bütçe açığı kaydetti. 

9 Eylül 2020, Çarşamba

Temmuz ayı dış ticaret endeksleri açıklanacak. Nisan ayında KOVİD-19 kaynaklı kapatmaların etkisiyle dip yapan ihracat ve ithalat miktar endeksleri Mayıs ayında tedbirlerin gevşetilmesiyle kısmen, Haziran ayında ise daha sert yükseliş kaydetti. Birim değer endekslerinde bozulmanın ise Haziran ayında yavaşlayarak da olsa sürdüğünü gördük. Dış ticaret endeksleri hizmet dış ticaretini kapsamamaktadır.

10 Eylül 2020, Perşembe

Avrupa Merkez Bankası (AMB) para politikası kararını açıklayacak. Toplantıda politika faizinde değişiklik gelmeyecek ancak AMB’nin bölge ve küresel ekonomi değerlendirmelerine, enflasyon ve büyüme beklentilerine ve Banka’nın likidite ihtiyacını sağlamaya yönelik faaliyetlerinde olası yeniliklere odaklanacağız. AMB, 16 Temmuz tarihli olağan para politikası toplantısında enflasyonda yıllık %2 hedefini koruduklarını, %-0,5 (yüzde eksi 0,5) ile %0,25 aralığındaki politika faiz oranlarında ise değişiklik yapmadıklarını, toplam 1,35 trilyon Euro büyüklüğündeki Pandemi Acil Satın Alma Programını en az Haziran 2021’e kadar sürdüreceklerini, 20 milyar Euro değerindeki aylık net varlık alım programına politika faizlerini artırana kadar devam edeceklerini, son olarak da bankaların şirket ve hane halkına kredi vermeyi sürdürebilmeleri için yeniden finansman faaliyetlerine devam edeceklerini duyurmuştu. Makro-ekonomik veri tarafında, 2019 yılında ortalama yıllık %1,3 büyüyen Euro Bölgesi GSYH’si 2020 yılının ilk çeyreğinde yıllık %3,1, ikinci çeyreğinde de yıllık %15,0 daraldı. İkinci çeyrekte önceki çeyreğe göre daralma %12,1 oldu. AMB Başkanı Lagarde, 16 Temmuz tarihli para politikası toplantısı sonrasında yaptığı basın toplantısında üçüncü çeyrekte ekonomik toparlanma beklediklerini, enflasyonun ise önümüzdeki aylarda düşmeye devam edeceğini, 2021 yılı başlarında ise yükselme eğilimine gireceğini beklediklerini duyurmuştu. Temmuz ayında yıllık %0,4 artan tüketici fiyatları endeksinin Ağustos ayında yıllık %0,2 düşmesi Lagarde’ın ilk öngörülerini doğruladı. Lagarde, Mart-Haziran döneminde aldıkları tedbirlerin 2022 yılı sonuna kadar GSYH’ye %1,3, yıllık enflasyona ise %0,8 katkı yapacağını tahmin ettiklerini eklemişti.

Haziran dönemi (Mayıs-Haziran-Temmuz) işgücü verileri açıklanacak. Pandemi kaynaklı olarak işten çıkarma yasağının etkisiyle Mayıs ayında işsizlik oranı %12,89 ile önceki aya göre hemen hemen aynı kalmıştı. tradingeconomics.com işsizlik oranının Haziran döneminde %13,4 seviyesine yükseleceğini tahmin ediyor.

TCMB ve BDDK 4 Eylül 2020 tarihli haftalık para ve banka verilerini açıklayacak. 28 Ağustos tarihli verilere göre TL cinsi mevduat faiz oranı ile TL cinsinden tüketici kredi faiz oranı ortalama değerler olarak son dört haftadır yükselişini sürdürdü. Öte yandan kamu bankalarının yabancı para (YP) net genel pozisyon açığının önceki haftaya göre 3,1 milyar dolar azalarak 4,8 milyar dolara gerilemesi toplam bankacılık sektörünün YP net genel pozisyon açığının 0,4 milyar dolar seviyesine gerilemesinde etkili oldu. TCMB’nin brüt döviz rezervleri ise önceki haftaya göre 3,8 milyar dolar düşüş kaydederek 41,6 milyar dolar seviyesine geriledi. 28 Ağustos 2020 para ve banka verileri aşağıdaki gibidir:

11 Eylül 2020, Cuma

Temmuz ayı ödemeler dengesi verileri açıklanacak. Haziran ayında cari işlemler hesabı 2,9 milyar dolar açık vermişti. Temmuz ayında dış ticaret açığındaki hafif gerileme, cari işlemler açığında da paralel bir etki yaratacak.

Dr. Fulya Gürbüz