Cari işlemler açığının ilacı Türk lirasına güvende

Merkez Bankası Ağustos ayı ödemeler dengesi verilerini açıkladı. Türkiye’deki yerleşiklerin yurt dışı yerleşikler ile yaptığı ekonomik faaliyetler sonucunda Ağustos ayında 4,6 milyar dolar cari işlemler açığı kaydedildi. Diğer bir ifadeyle, Ağustos ayında yurt dışı yerleşiklerle yapılan ekonomik faaliyetlerin etkisiyle nette 4,6 milyar dolar gider kaydedildi. Temmuz ayında cari işlemler açığı 1,9 milyar dolar seviyesindeydi. Son veriyle birlikte, Ocak – Ağustos döneminde toplam 26,5 milyar dolar cari işlemler açığı kaydedilmiş oldu.

Kaynak: TCMB, TDM

Ağustos ayında kaydedilen 4,6 milyar dolar net gider oluşumunun sebeplerini “Ödemeler Dengesi” raporunun alt kalemlerindeki gelişmeleri inceleyerek özetleyelim:

. Ağustos ayında ihracat ile ithalat arasındaki farkı ifade eden dış ticaret açığından dolayı Türkiye’den yurt dışına 5,3 milyar dolar ödeme yapıldı. Diğer bir anlatımla, yurt dışına yapılan ihracat miktarından 5,3 milyar dolar daha fazlası tutarında Türkiye’ye ithal girişi oldu.

. Hizmet tarafında ise “Seyahat” gelirlerinde 1,1 milyar dolar net gelir elde edilmesine bağlı olarak Mal ve Hizmet Dengesindeki açık 5,3 milyar dolardan 4,3 milyar dolara gerilemiş oldu.

. Diğer gelir ve gider farklarını da dikkate aldığımızda cari işlemler dengesi Ağustos ayında 4 milyar 631 milyon dolar açık vermiş oldu.

Peki, söz konusu 4,6 milyar dolarlık cari işlemler açığı Ağustos ayında finanse edilebildi mi?

HAYIR. Ödemeler Dengesi raporunda “Finans Hesabı” Ağustos ayında 117 milyon dolar olarak gözükmektedir. Finans hesabının bakiyesi net finansal varlık edinimi eksi net yükümlülük oluşumu olarak gösterilmektedir. Dolayısıyla, eksi (artı) bakiye net girişe (çıkışa) işaret etmektedir. Bu açıklamaya göre, Ağustos ayında nette 117 milyon dolar finans hesabından çıkış yaşandığını anlıyoruz. Detayları sıralayalım:

. Uzun vadeli yatırımları ifade eden “Doğrudan Yatırımlardan” Ağustos ayında nette 374 milyon dolar giriş sağlandı. Alt dağılımını incelediğimizde, yurt içi yerleşikler Ağustos ayında yurt dışına 161 milyon dolarlık doğrudan yatırım yaparken, yurt dışı yerleşikler aynı dönem Türkiye’de 536 milyon dolarlık doğrudan yatırım gerçekleştirdiler. Yurt dışı yerleşiklerin Türkiye’ye yaptığı yatırımlar Türkiye’nin yükümlülüğü, yurt içi yerleşiklerin yurt dışına yaptığı yatırımlar ise Türkiye’nin alacağı sayılıyor.

. Ağustos ayında “Portföy Yatırımlarından” 1 milyar 973 milyon dolar çıkış oldu. Alt detaylarda, yurt içi yerleşikler yurt dışı piyasalardan 717 milyon dolar kısa vadeli portföy edinimi sağlarken yurt dışı yerleşikler Türkiye’deki portföy yatırımlarını 1 milyar 256 milyon dolar azalttı.

. Efektif ve Mevduatlar, Krediler ve Ticari Kredilerden oluşan “Diğer Yatırımlar” kaleminde ise Ağustos ayında 1 milyar 482 milyon dolar net giriş kaydedildi. Efektif ve Mevduatlara Ağustos ayında 784 milyon dolar giriş olurken, Krediler için nette 775 milyon dolar çıkış, Ticari Kredilerde ise ithalat kaynaklı olarak 1 milyar 464 milyon dolar net borçlanma gerçekleştirildi.

Yukarıdaki üç maddedeki veriler alt alta toplandığında Finans Hesabından Ağustos ayında 117 milyon dolar net çıkış olduğunu buluyoruz.

Eksi (-) 4 milyar 631 milyon dolar olan Cari İşlemler Hesabı ve eksi (-) 9 milyon dolar olan Sermaye Hesabı toplamına 117 milyon dolarlık Finans Hesabından çıkış tutarını eklediğimizde Ödemeler Dengesi Raporunda yer alan üç ana kalemin toplamı olan eksi (-) 4 milyar 757 milyon dolar büyüklüğüne ulaşıyoruz.

Yine Ödemeler Dengesi tablosunda yer aldığı üzere, Ağustos ayında “Rezerv Varlıklar” kaleminden 7 milyar 602 milyon dolar net çıkış yaşandı. Rezerv Varlıklardaki söz konusu net çıkıştan (Cari İşlemler Hesabı + Sermaye Hesabı + Finans Hesabı) toplamını veren eksi (-) 4 milyar 757 milyon doları çıkardığımızda Ödemeler Dengesi Tablosunda yer alan “Net Hata Noksan” değerine (-2 milyar 845 milyon dolar) ulaşıyoruz. Merkez Bankası “…verilerin değişik kaynaklardan elde edilmesi, değerleme, ölçme ve kayıt zamanı farklılıkları yaratmakta…” olmasından dolayı Net Hata ve Noksan kaleminin oluştuğunu ifade ediyor.

Dolayısıyla, Cari İşlemler Hesabı, Sermaye Hesabı, net Finans Hesabı değişimi ve Net Hata Noksan kalemlerinin toplamı Rezerv Varlıklardaki net değişime eşit oluyor.

Eylül ve Ekim aylarına ait veriler Ödemeler Dengesine yönelik ne söylüyor?

Ticaret Bakanlığı verilerine göre Eylül ayında dış ticaret açığı 4,88 milyar dolar seviyesine geriledi. Dolayısıyla dış ticaret açığındaki düşüş, cari işlemler açığında önceki aya göre düşüş etkisi yaratacak.

Ekim ayında ise Hazine’nin 2,5 milyar dolarlık tahvil yoluyla dış borçlanma gerçekleştirmesi, cari işlemler dengesinde eş değer miktarda iyileştirici bir etki yapacak.

Ödemeler Dengesi tablosunda hangi riskler göze çarpıyor?

Kovid-19 kaynaklı olarak turizm gelirlerinde toparlanma olasılığının düşük olması, düşük performanslı ihracat hacmi, kış aylarıyla birlikte artacak olan enerji ihtiyacı, jeopolitik riskler ve Türk lirasına olan güvensizlik Rezerv Varlıklara yönelik risklerin artmasında etkili oluyor. Rezerv Varlıklardaki azalmalar ise Türk lirası üzerindeki baskıyı artırarak kısır bir döngü içinde sıkışıp kalınmasına sebep oluyor. Kısacası cari işlemler açığındaki artışın önünü kesebilecek en önemli kriter güven ortamının kalıcı olarak sağlanması.

Dr. Fulya Gürbüz

Haftanın makro-ekonomi gündemi: Güven endeksleri, kapasite kullanım oranı ve turizm

24 Ağustos 2020, Pazartesi

Temmuz ayı turizm verileri açıklanacak. 2019 yılında Türkiye’yi ziyaret eden turist sayısı aylık ortalama 3 milyon 755 bin seviyesindeyken pandemi sebebiyle Haziran 2020’de 215 bin kişi olarak kaydedildi.

25 Ağustos 2020, Salı

TCMB Ağustos ayı imalat sektörü kapasite kullanım oranı (KKO) açıklanacak. Pandemi kaynaklı kapatmaların etkisiyle Nisan ayında 61,6 seviyesine kadar gerileyen KKO, sonrasında izolasyonun esnetilmeye başlamasıyla en son Temmuz ayında 70,7 seviyesine kadar yükseldi. KKO’nun 2019 yılı genel ortalaması 75,9 olarak gerçekleşmişti.

TCMB Ağustos ayı Reel Kesim Güven Endeksi (RKGE) açıklanacak. Mevsimsellikten arındırılmış RKGE, Nisan ayında 62,3 seviyesine geriledikten sonra Temmuz ayında 99,4 seviyesine yükselmişti. Endeksin 100 seviyesinin üzerindeki değerler sektörde büyümeye, altındaki değerler ise daralmaya işaret ediyor. Ağustos ayı RKGE tahmininde Ağustos ayı verilerinin güncel olduğu iki veriye odaklanacağım. Bunlardan ilki talep tarafını gösteren bankacılık sektörü kredi hacmi verileri. Kredi hacmi, Temmuz ayında düşük faiz oranlarının etkisiyle hızlanma kaydetmiş, Ağustos ayının ilk yarısında ise TCMB hamlelerine bağlı olarak yavaşlama göstermişti. Dolayısıyla Ağustos ayında kredi talebinde önceki aya göre yavaşlayarak da olsa artış olduğunu görüyoruz. Bir diğer öncü ipucu da IHS Markit satın alma müdürleri endeksi (PMI) verilerinden geliyor. Geçen hafta açıklanan en büyük ticaret ortağımız olan Almanya’ya ait Ağustos ayı öncü PMI verileri imalat sektöründe özellikle Çin ve Türkiye’den gelen siparişlerdeki artışa bağlı olarak üretim ve ihracatında artış olduğu kaydedildi. Dolayısıyla imalat sektörü üretiminde aktivitenin Ağustos ayında da sürdüğünü anlıyoruz. Bu iki ipucuna göre Ağustos ayında RKGE’de iyileşme ihtimali var.

TÜİK Ağustos ayı sektörel güven endeksleri açıklanacak. Mevsim etkilerinden arındırılmış hizmet sektörü güven endeksi önceki aya göre %20 artışla 66,7, perakende ticaret sektörü güven endeksi önceki aya göre %10 artışla 94,6, inşaat sektörü güven endeksi önceki aya göre %12 artışla 87,0 seviyesine yükselmişti. Endeksin 100’den büyük olması sektörün mevcut ve gelecek döneme ilişkin iyimserliğini, 100’den küçük olması ise kötümserliğini göstermektedir.

27 Ağustos 2020, Perşembe

TCMB ve BDDK 21 Ağustos 2020 tarihli haftalık para ve banka verilerini açıklayacak. Toplam döviz tevdiat hesapları 14 Ağustos’ta önceki aya göre 873 milyon dolar azalışla 214,7 milyar dolara gerilemiş, gerçek kişilerin yurtiçi döviz tevdiat hesapları önceki aya göre 645 milyon dolar azalışla 105,6 milyar dolar olmuştu. Bankacılık sistemi yabancı para net genel pozisyon açığı 14 Ağustos’ta önceki aya göre 4 milyar dolar azalışla 4,3 milyar dolar seviyesine gerilemişti. Bu düşüşte kamu bankalarının yabancı para net genel pozisyon açığının 3,7 milyar dolar azalarak 8,5 milyar dolara gerilemesi etkili oldu. TCMB uluslararası rezervleri ise aynı dönemde 3,6 milyar dolar azalışla 88,2 milyar dolar seviyesine geriledi. Bu düşüşte altın rezervlerinin önceki haftaya göre 2,4 milyar dolar azalışla 42,8 milyar dolar, brüt döviz rezervlerinin ise 1,2 milyar dolar azalışla 45,4 milyar dolar seviyesine gerilemesi etkili oldu. 14 Ağustos 2020 para ve banka verileri aşağıdaki gibidir:

28 Ağustos 2020, Cuma

TÜİK Ağustos ayı Ekonomik Güven Endeksi verilerini açıklayacak. Temmuz ayında endeks 82,2 seviyesine gerilemişti. Ekonomik Güven Endeksi’nin alt endekslerini Tüketici Güven Endeksi, Reel Kesim Güven Endeksi ve Sektörel Güven Endeksleri oluşturmaktadır. Geçen hafta açıklandığı üzere Tüketici Güven Endeksi Ağustos ayında aylık 1,3 puan azalışla 59,6 seviyesine geriledi. Bu verinin etkisinin endeks üzerinde sınırlı olacağını düşünüyorum zira Ekonomik Güven Endeksi, alt endekslerine bakıldığında Hizmet Sektörü Güven Endeksi ile görece olarak daha yakın hareket etmektedir. Dolayısıyla Salı günü açıklanacak olan Sektörel Güven Endeksleri verilerindeki seyir önemli olacak.

Dr. Fulya Gürbüz

Haftanın makro-ekonomi gündemi: Güven endeksleri, kapasite kullanım oranı, Fed para politikası toplantısı, enflasyon raporu, dış ticaret ve turizm

27 Temmuz 2020, Pazartesi

Temmuz ayı imalat sektörü kapasite kullanım oranı (KKO), Reel Kesim Güven Endeksi (RKGE) ve sektörel güven endeksleri açıklanacak. Haziran ayında KKO bir önceki aya göre yüzde 3,4 puan artışla %66 seviyesine, RKGE 15,7 puan artışla 92,6 seviyesine, hizmet sektörü güven endeksi 12,2 puan artışla 58,2 seviyesine, perakende ticaret sektörü güven endeksi 14,3 puan artışla 91,5 seviyesine, inşaat sektörü güven endeksi ise 20,6 puan artışla 83,0 seviyesine yükselmişti. Verilerdeki yükselişin ana sebebi KOVİD-19 kaynaklı kısıtlamaların Mayıs ayında gevşetilmesine başlanmasıyla oldu. Temmuz ayı IHS Markit ilk tahminlerine göre en büyük ticaret ortağımız olan Euro Bölgesi imalat sektöründe Temmuz ayında büyüme kaydedilmesi Türkiye’nin sanayi üretiminde Temmuz ayında iyileşmenin süreceği ihtimalini ortaya koydu. KKO ve RKGE verilerinde bu ipuçlarına odaklanacağız. Sektörel güven endeksleri gelişmeleri ise yurt içi talepteki seyir hakkında ipucu verecek.

29 Temmuz 2020, Çarşamba

ABD merkez bankası Fed olağan para politikası toplantı kararını açıklayacak. %0-0,25 seviyesindeki hedef faiz olan politika faizinde değişiklik yapılması beklenmiyor. Fed tarafından yapılan ve tüm ülkeyi kapsayan bir anket çalışması olan ve en son 15 Temmuz’da yayınlanan Beige Book raporunda kapanmaların azalmasıyla birlikte ekonomik aktivitenin toparlansa da KOVİD-19 öncesi seviyelerinin hayli gerisinde performans gösterdiği, işsizliğin azalmasına rağmen maaşların düştüğü, girdi ve satış fiyatlarının ise nispeten yatay kaldığı belirtilmişti. Ek olarak, Fed yöneticilerinin yaptığı en son konuşma ise 14 Temmuz’da yapılan Fed Yönetim Kurulu Üyesi Lael Brainard’a ait. Brainard, aşağı yönlü risklerin korunduğunu, ikinci dalganın belirsizlikleri artıracağını, mali ve parasal desteğin önemini koruduğunu dile getirmişti. Fed Temmuz ayında yaptığı duyurularda ekonomiyi canlandırmak ve finansal desteği sürdürmek adına kredi olanaklarını yaygınlaştırıcı aksiyonlar almıştı.

Merkez Bankası (TCMB) 2. çeyrek Enflasyon Raporunu yayınlayacak. Nisan sonunda yayınlanan 1. çeyrek Enflasyon Raporunda 2020 yılı sonu enflasyon tahminini önceki %8,2’den %7,4’e düşürmüş 2021 yıl sonu ve orta vade enflasyon hedeflerini sırasıyla %5,4 ve %5,0 ile sabit tutmuştu. 23 Temmuz tarihli para politikası toplantısında TCMB, yıl sonu enflasyon hedefleri üzerinde yukarı yönlü risklere (salgına bağlı birim maliyet artışlarının yansımalarıyla çekirdek enflasyon göstergelerinin eğilimlerinde yükseliş ve gıda enflasyonu) dikkat çekerek %8,25 seviyesindeki politika faizini değiştirmemişti. Enflasyon Raporunda enflasyon tahminleri ve ekonomik beklentilere odaklanacağız.

Sanayi ve hizmet sektörlerindeki gelişmeleri ortaya koyan ve sanayi üretimi verisinin ön göstergelerinden olan Temmuz ayı SAMEKS (Satın Alma Müdürleri Endeksi) endeksi verileri açıklanacak. Sanayi ve hizmet endekslerinin bileşiminden oluşan SAMEKS Bileşik Endeksi Haziran ayında aylık 3,5 puan artışla 49,3 seviyesine, hizmet endeksi 2,1 puan artışla 46,3 seviyesine, sanayi endeksi 7,0 puan artışla 56,7 seviyesine yükselmişti. Endeksin 50 seviyesi üzerindeki değerler sektörde önceki aya göre büyümeye işaret ediyor.

KOVİD-19 etkisiyle daralma yaşayan turizm sektörüne ait Haziran ayı verileri açıklanacak.

Haziran ayı dış ticaret verileri açıklanacak. Mayıs ayında ihracat ve ithalat önceki aya göre sırasıyla %12 ve %3 artış kaydetmişti. TİM verilerini göre Haziran ayında Genel Ticaret Sistemine göre hesaplanan ihracat verisi önceki aya göre %35 artışla 13,5 milyar dolar oldu. Haziran ayı bütçe verileri ise altın hariç ithalat hacminde önceki aya göre yüksek bir artış göreceğimize işaret ediyor.  

30 Temmuz 2020, Perşembe

Temmuz ayı Ekonomik Güven Endeksi açıklanacak. Haziran ayında endeks aylık 11,8 puan artışla 73,5 seviyesine yükseldi. Endeksin parametrelerinden olan TÜİK Tüketici Güven Endeksi Temmuz ayında önceki aya göre 1,8 puan azalışla 61,0 seviyesine geriledi. Ekonomik Güven Endeksinin hesaplanmasında Tüketici Güven Endeksi, Reel Kesim Güven Endeksi ve Sektörel Güven Endeksleri baz alınıyor. Tarihsel olarak bakıldığında Ekonomik Güven Endeksi verisi Hizmet Sektörü Güven Endeksi ile yüksek korelasyona sahip olmakla birlikte RKGE ve Perakende Ticaret Güven Endeksi ile paralel seyrediyor. Bu sebeple Pazartesi günü açıklanacak veriler Ekonomik Güven Endeksine dair daha sağlıklı tahmin yapmamıza yardımcı olacak.

Dr. Fulya Gürbüz

Haftanın gündemi: Dış borç, bütçe, konut satışları, Japonya ve İngiltere merkez bankalarının para politikası kararları

15 Haziran 2020, Pazartesi

Mayıs ayı tarım ÜFE verileri açıklanacak. Nisan 2020’de tarım ÜFE önceki aya göre %0,55 azalmış, yıllık olarak %8,58 artış kaydetmişti.

Mayıs ayı bütçe verileri açıklanacak. Nisan ayında bütçe dengesi 43,2 milyar TL açık vermişti. Merkezi yönetim bütçesinin öncü verisi olan nakit bütçe dengesi Mayıs ayında 9,73 milyar TL açık verdi. Bu da Mayıs ayında merkezi yönetim bütçe açığının benzer bir şekilde gerileyeceğini gösteriyor.

Mayıs ayı konut satışı verileri açıklanacak. Nisan 2020’de 42 bin 783 konut satışı ile 2013’ten bu yana kaydedilen en düşük satış kaydedildi. 2020 yılı ilk çeyreğinde konut satışları ortalama 113 bin 679 olmuş, 2019 yılı son çeyreğinde 161 bin 85 ile söz konusu dönemin rekor yüksek seviyesi kaydedilmişti. Düşük kredi faizlerinin etkisiyle Mayıs ayında konut satışlarında önceki aya göre hızlanma göreceğiz.

16 Haziran 2020, Salı

Japonya Merkez Bankası (BOJ) para politikası kararını açıklayacak.

Nisan ayı Merkez Bankası konut fiyat endeksi açıklanacak. Mart ayında endeks önceki aya göre %1,37 artışla 125,41 seviyesine yükselmişti.

Haziran ayı BloombergHT tüketici güven öncü endeksi açıklanacak. Endeks Mayıs ayında önceki aya göre 8,1 puan artışla 73,20 seviyesine yükselmişti.

17 Haziran 2020, Çarşamba

Nisan ayı özel sektör uzun vadeli kredi borcu verileri açıklanacak. Mart ayında söz konusu borç stoku 212 milyon dolar azalışla 177 milyar 645 milyon dolar seviyesine gerilemişti. En son Şubat 2018’de 226 milyar 615 milyon dolar ile zirveyi görüp düşüşe geçmişti. Özel sektörün kısa ve uzun vadeli toplam dış borç stoku 2019 yılı son çeyreğinde 273 milyar 743 milyon dolar seviyesinde bulunuyor.

18 Haziran 2020, Perşembe

İngiltere Merkez Bankası (BoE) para politikası kararını açıklayacak.

Nisan ayı kısa vadeli dış borç stoku verileri açıklanacak. Mart ayında kısa vadeli dış borç stoku 118 milyar 749 milyon dolar olarak gerçekleşmişti. Kalan vadeye göre gelecek 1 yıl içinde ödenmesi gereken toplam dış borç stoku Mart ayında 168 milyar 884 milyon dolar seviyesinde bulunuyor.  

19 Haziran 2020, Cuma

TCMB, Haziran ayı Beklenti Anketi verilerini açıklayacak. Mayıs ayı Beklenti Anketi sonuçlarına göre yıl sonu TÜFE beklentisi %9,38, yıl sonu Dolar/TL kuru beklentisi 7,018 seviyesinde bulunuyor. 2020 yılı sonunda GSYH’nin yıllık %1,25 daralacağı, 2021 yılında ise %4,61 büyüme kaydedeceği bekleniyor. 2020 yıl sonu 12-aylık toplam cari işlemler dengesinin ise 7 milyar 225 milyon dolar açık vereceği bekleniyor.

Nisan ayı Net Uluslararası Yatırım Pozisyonu verileri açıklanacak. Mart ayında uluslararası varlıkları 233 milyar 752 milyon dolar, yükümlülükleri 548 milyar 468 milyon dolar, ikisinin farkı olan Net Uluslararası Yatırım Pozisyonu açığı ise 314 milyar 716 milyon dolar seviyesinde bulunuyor.

Dr. Fulya Gürbüz

Politika faizini %8,75’e düşüren Merkez Bankasının merceğinde ne var?

Merkez Bankası (TCMB) çarşamba günü gerçekleştirdiği toplantısında, politika faizi olan bir hafta vadeli repo (borç verme) ihale faiz oranını %9,75’ten %8,75’e indirdi. Şaşırtmadı çünkü koronavirüs salgını sebebiyle küresel büyüme endişelerinin artması, Fed’in finansal sistemi rahatlatmak için politika faizini sıfıra çekmesi, petrol ve diğer emtia fiyatlarındaki sert düşüşler sonrasında elbette TCMB de faiz düşürecekti. 100 baz puanlık indirim az mı çok mu olmasından ziyade TCMB basın bültenindeki vurgulara dikkat edilmeli. Birlikte inceleyelim ve soralım:

Küresel büyüme görünümü zayıflıyor, enflasyonda düşüş eğilimi sürüyor olsa da…

. Koronavirüs salgını sebebiyle küresel büyüme görünümündeki zayıflamanın derinleşmesi,

. Salgına bağlı gelişmelerin Türkiye ekonomisi üzerindeki olumsuz etkilerinin sınırlandırılması için finansal piyasaların, kredi kanalının ve firmaların nakit akışının sağlıklı işleyişinin sağlanması amacıyla alınan parasal ve mali tedbirlerin ekonominin üretim potansiyelini destekleyerek finansal istikrara ve salgın sonrası toparlanmaya katkı yapacağı,

. Toplam talep koşullarındaki zayıflık sebebiyle yıl sonu enflasyon tahmini üzerindeki risklerin aşağı yönlü olması. (Merkez Bankasının Ocak ayı Enflasyon Raporu’na göre yıl sonu enflasyon beklentisi %8,2)

… Merkez Bankası, para politikası duruşunu nasıl sürdürecek?

Merkez Bankası temkinli para politikasını sürdürecek ancak önümüzdeki süreçte parasal duruşunu ”… ana eğilime dair göstergeler dikkate alınarak enflasyondaki düşüşün sürekliliğini sağlayacak şekilde” belirleyecek. Geçmiş veriler politika faizindeki düşük seyrin uzun vadeli faiz oranlarını aşağı çekmekte yetersiz kaldığını göstermiş, 2018 yılında birçok faktörün etkisiyle TCMB faiz yükseltmek zorunda kalmıştı. 2020 yılında ise uzun vadeli tahvil faizlerinin tekrar politika faizinden yukarı yönlü uzaklaştığını görüyoruz. Elbette enflasyon 2019 yılında gerileme yaşadı ve paralelinde politika faizini düşürdü ancak talep daralmasına bağlı enflasyondaki düşüş bunda etkili oldu. Dolayısıyla enflasyondaki düşüş eğilimi ve yukarıda sayılan faktörlerin etkisiyle politika faizinde düşüş adımları atılıyor. Ancak paragrafın başında yer alan Merkez Bankası aksiyon planında “faizi düşürürsek enflasyon da düşecektir” gibi bir çıkarıma gidiliyor olması önceden tecrübe edildiği gibi sert faiz artırımlarını beraberinde getirebilir.

Nitekim 2018 yılı Ağustos ayında yaşanan kur krizinin etkisinin 2019 yılında azalması ancak, 2020 başlarıyla birlikte TL’deki değer kaybının artarak devam etmesi enflasyondaki artışı tetikliyor.

TÜFE yıllık değişim oranları (%), Mart 2020 (Kaynak: TÜİK)

Ekonomik büyüme için Merkez Bankasının faiz düşürmesi yeterli mi?

Merkez Bankası Para Politikası Kurulu’na göre, enflasyondaki düşüş sürerse; ülke risk primi gerileyecek, uzun vadeli faizler aşağı gelecek ve ekonomideki toparlanma güç kazanacak.

Ancak Merkez Bankası enflasyondaki düşüş eğilimine “Türk lirasında gözlenen değer kaybına karşın” vurgulamasıyla dikkat çekiyor. Geriye gidersek, Merkez Bankası 6 Nisan’da yayınladığı “Mart Ayı Fiyat Gelişmeleri” raporunda da Türk lirasındaki değer kaybının tüketici fiyatlarında otomobil ve ilaç fiyatlarını, yurt içi üretici fiyatlarında ise imalat fiyatlarını yukarı çektiğini belirtmişti.

Dolayısıyla politika faizindeki indirimlere rağmen fiyatlar genel seviyesindeki artışlar devam ediyorsa ve bunun sebebi olarak Türk lirasındaki değer kaybına vurgu yapılıyorsa demek ki enflasyon ve ekonomide sürdürülebilir iyileşme için Türk lirasına tekrar güven kazandıracak adımları atmak gerekiyor.

Maalesef Türk lirası arzını kısarak veya politika faizini 100 baz puan düşürerek Türk lirasındaki değer kaybını durdurmanın da kalıcı bir çözüm olmadığını gördük: t24 haberine göre çarşamba günü TCMB’nin faiz indiriminin ardından kamu bankaları Dolar/TL kurunu 7,0 seviyesinin altında tutabilmek için 600 milyon dolar satmak zorunda kaldı.

Kısacası finansal ve ekonomik istikrarı kazanmak açısından öncelik, elzem ve ivedi olan, Türk lirasına güven artırıcı mali ve ekonomik tedbirleri ortaya koymak.

Dr. Fulya Gürbüz

Haftanın makro-ekonomi gündemi: Merkez Bankası faiz kararı, borç stoku, net uluslararası yatırım pozisyonu, yurtdışı-ÜFE, güven endeksleri, kapasite kullanımı

20 Nisan 2020, Pazartesi

Mart ayı merkezi yönetim borç stoku açıklanacak. (Şubat 2020: 1,41 trilyon TL)

Şubat ayı net uluslararası yatırım pozisyonu açıklanacak. (Ocak 2020: Varlıklar: 250,2 milyar dolar, Yükümlülükler: 616,4 milyar dolar, Net Uluslararası Yatırım Pozisyonu: -366,2 milyar dolar)

Mart ayı yurtdışı üretici fiyat endeksi açıklanacak. (Şubat: %0,77 a/a, %12,38 y/y)

22 Nisan 2020, Çarşamba

Merkez Bankası Para Politikası Kurulu toplanacak. %9,75 seviyesindeki politika faizinin %8,75-%9,00 aralığına çekilmesi bekleniyor.

Euro Bölgesi Nisan ayı PMI verileri açıklanacak.

TÜİK Nisan ayı tüketici güven endeksi açıklanacak. (Mart 2020: 58,2)

24 Nisan 2020, Cuma

İmalat sektörü Nisan ayı kapasite kullanımı açıklanacak. (Mart 2020: 75,3)

Nisan ayı reel sektör güven endeksi açıklanacak. (Mart 2020: 99,7)

Nisan ayı sektörel güven endeksleri açıklanacak. (Mart 2020: Hizmet sektörü güven endeksi 92,3; Perakende ticaret güven endeksi 103,7; İnşaat sektörü güven endeksi 83,6)

Merkez Bankası döviz rezervlerinde devam eden düşüş Türk lirasına satış getirdi

Ne oldu?

23-27 Mart haftasını 6,45 seviyelerinden kapatan Dolar-TL kuru, 30 Mart-3 Nisan haftasına 6,50-6,60 aralığında girdi. 20 Mart ile biten haftada Merkez Bankasının döviz rezervlerinde yaşanan sert düşüş ve dolayısıyla Merkez Bankası döviz rezervlerine ilişkin gündeme düşen soru işaretleri Türk lirasındaki değer kaybının sebeplerinden biriydi.

Merkez Bankası brüt döviz rezervleri Mart ayı başına göre 12,3 milyar dolar ve yılbaşına göre 16,1 milyar dolar azalışla 20 Mart tarihinde 65,1 milyar dolar seviyesine geriledi.

Aynı dönemde yabancı yatırımcıların, hisse senedi ve devlet iç borçlanma senetleri (DİBS) toplamı ne olmuş diye baktığımızda 20 Mart 2020 itibariyle 31,4 milyar dolar seviyesine gerilediğini görüyoruz. Bu, Mart ayı başına göre 9,3 milyar dolar, yılbaşına göre 16,5 milyar dolar azalış demek. Detaylandırırsak, Ocak ayında yabancıların menkul kıymet stoku yılbaşına göre 1 milyar dolar artarken, Şubat ve Mart aylarında toplamda 17,4 milyar dolar satış gerçekleşti.

Aynı dönemde yurt içi yerleşiklerin döviz mevduatları Mart ayı başına göre 3,5 milyar dolar, yılbaşına göre de 2,3 milyar dolar azalışla 177,8 milyar dolar seviyesine geriledi.

Ne anlıyoruz?

Şubat ayında koronavirüsün ağırlığını hissettirmesi ve küresel ekonomik aktivitenin durmaya başlaması ile yabancı yatırımcılar Şubat-Mart döneminde 17,4 milyar dolar menkul kıymet satışı gerçekleştirdiler. Böylece yabancı yatırımcıların menkul kıymet stoku 2005’ten bu yana en düşük seviyesine, aynı paralelde Merkez Bankası brüt rezervleri 2008 Finansal Kriz seviyelerine geriledi. Yurt içi yerleşiklerin döviz cinsinden mevduatlarında hafif bir gerileme yaşanmasına rağmen tarihi yüksek seviyelerini koruması ise Türk lirasında güven kaybının sürdüğünü gösteriyor.

Bundan sonrasında ne olabilir?

Yabancı yatırımcıların menkul kıymetlerini satmaya devam etmeleri halinde Merkez Bankasının brüt rezervleri de düşmeye devam edecek. Tarihi düşük seviyelerine gerileyen brüt rezervler konusunda Merkez Bankasının cephanesi yeterli olacak mı sorusu ise elbette Türk lirası üzerindeki baskıyı artırıyor.

Bütçe tarafında ekonomik aktivitedeki yavaşlamaya paralel olarak gelirlerde yaşanacak düşüş ve mali yardım paketlerinin devreye alınmasıyla birlikte giderlerde artış, bütçe açığında artışı beraberinde getirecek. Bu da borçlanma gereğinde ve borçlanma faizinde artış olacağı anlamına geliyor. Yüksek faiz ve Türk lirası üzerindeki baskı yurt dışı borçlanma maliyetlerini de yukarı çekecek. Sürecin uzaması kredi derecelendirme kuruluşlarından not indirimi getirebilir.

Listeyi olumsuz senaryolarla uzatmak elbet mümkün ancak sadece Türkiye değil küresel boyutta tüm ekonomiler ayakta kalabilmenin çözümlerini bulmaya çalışıyorlar. Evet hepimiz aynı gemideyiz. virüsün tedavisine ilişkin kesin bir gelişme görene kadar ekonomik verilerde kötüleşme, sermaye piyasalarında sert oynaklıklar görmeye devam edeceğiz.

Ne yapmalıyız?

Belirsizlik ortamında artan riskler, finansal enstrümanların fiyatlarında sert dalgalanmaları beraberinde getiriyor. Buna sebep olan etkenlerin başında, mal ve hizmet üretimi tarafında arz-talep dengesizliğinin sektörler arasında yarattığı farklılıklar var. Bu sebeple, finansal enstrüman seçiminde ön şart, dersinizi çok iyi çalışmanız; elbette her zaman dilimi için kazanç garantisi olmadığını hesaba katarak. #EvdeKalSağlıklıKal

Dr. Fulya Gürbüz

Virüs ortamında tüketicinin güveni arttı, reel sektörün güveni düştü

Mart ayında, bir önceki aya göre;

. Tüketicinin güveni arttı,

. Reel kesimin güveni azaldı,

. İnşaat sektöründe güven arttı, hizmet ve perakende ticaret sektörlerinde azaldı.

Tüketici, maddi durum beklentisini yükseltti

TÜİK verilerine göre, gelecek 12 aylık döneme ilişkin olarak, tüketici güven endeksi Mart ayında önceki aya göre %1,7 artışla 58,2 oldu.

Tüketicinin; işsiz sayısı beklentisi arttı, genel ekonomik durum ve tasarruf etme beklentileri azaldı. Yine de tüketici umudunu kaybetmedi, maddi durum beklentisi yükseldi.

Genel ekonomik durum kötüye giderken umudunu kaybetmeyen anket katılımcılarının hangi gelir grubuna dahil olduğunu merak ettim doğrusu.

Tüketicinin aksine, reel kesimin gelecek 3 ve 12 aya ilişkin beklentileri kötüleşti

TCMB verilerine göre, reel kesim güven endeksi Mart ayında önceki aya göre %7,6 düşüşle 98,6 seviyesine geriledi.

Mevcut mal stokuna ilişkin değerlendirmeler endeksi artış yönünde etkilerken, gelecek üç aydaki ihracat sipariş miktarı, genel gidişat, gelecek üç aydaki üretim hacmi, sabit sermaye yatırım harcaması, gelecek üç aydaki toplam istihdam miktarı, mevcut toplam sipariş miktarı ve son üç aydaki toplam sipariş miktarına ilişkin değerlendirmeler endeksi azalış yönünde etkiledi.

Son üç aya yönelik değerlendirmelerde, üretim hacminde ve ihracat sipariş miktarında bir önceki ayda artış bildirenler lehine olan seyir azalış bildirenler lehine döndü. İç piyasa sipariş miktarında ise bir önceki ayda azalış bildirenler lehine olan seyir artış bildirenler lehine döndü.

Mevcut toplam siparişlerin mevsim normallerinin altında olduğu yönündeki değerlendirmeler güçlendi, mevcut mamul mal stoklarının seviyesinin mevsim normallerinin üzerinde olduğu yönündeki değerlendirmeler zayıfladı.

Gelecek üç aya yönelik değerlendirmelerde, üretim hacmi, iç piyasa sipariş miktarı ve ihracat sipariş miktarında artış bekleyenler lehine olan seyir zayıfladı. Gelecek on iki aydaki sabit sermaye yatırım harcamasına ilişkin artış yönlü beklentiler azalış bekleyenler lehine döndü, gelecek üç aydaki istihdama ilişkin artış yönlü beklentiler zayıflamaya devam etti.

Ortalama birim maliyetlerde, son üç ayda artış olduğunu bildirenler lehine olan seyir zayıfladı, gelecek üç ayda artış olacağını bekleyenler lehine olan seyir güçlendi. Gelecek üç aydaki satış fiyatı artış beklentileri zayıfladı. Gelecek on iki aylık dönem sonu itibarıyla yıllık ÜFE beklentisi bir önceki aya göre 0,1 puan artarak %13,2 oldu.

İçinde bulunduğu sanayi dalındaki genel gidişat konusunda, bir önceki aya kıyasla daha iyimser olduğunu belirtenlerin oranı %8,8’e, aynı kaldığını belirtenlerin oranı ise %70,3’e gerilerken, daha kötümser olduğunu belirtenlerin oranı %20,9’a yükseldi.

Güven endeksi, hizmet ve perakende ticaret sektörlerinde düştü, inşaat sektöründe yükseldi

TÜİK verilerine göre, mevsim etkilerinden arındırılmış güven endeksi Mart ayında bir önceki aya göre; hizmet sektöründe %6,0 ve perakende ticaret sektöründe %1,2 azalırken, inşaat sektöründe %3,7 arttı.

Hizmet sektörü güven endeksi 92,5 oldu…

Mevsim etkilerinden arındırılmış hizmet sektörü güven endeksi Şubat ayında 98,5 iken, Mart ayında %6,0 oranında azalarak 92,5 değerini aldı. Hizmet sektöründe bir önceki aya göre, gelecek üç aylık dönemde hizmetlere olan talep beklentisi alt endeksi %7,6 azalarak 97,7 oldu. Son üç aylık dönemde iş durumu alt endeksi %4,8 azalarak 90,6 değerini aldı. Son üç aylık dönemde hizmetlere olan talep alt endeksi ise %5,6 azalarak 89,3 değerini aldı.

Perakende ticaret sektörü güven endeksi 101,7 oldu…

Mevsim etkilerinden arındırılmış perakende ticaret sektörü güven endeksi Mart ayında %1,2 oranında azalarak 101,7 değerini aldı. Perakende ticaret sektöründe bir önceki aya göre, mevcut mal stok seviyesi alt endeksi %0,2 artarak 108,0 değerini aldı. Gelecek üç aylık dönemde iş hacmi-satışlar beklentisi alt endeksi %2,4 azalarak 102,5, son üç aylık dönemde iş hacmi satışlar alt endeksi ise %1,4 azalarak 94,4 oldu.

İnşaat sektörü güven endeksi 77,2 oldu…

Mevsim etkilerinden arındırılmış inşaat sektörü güven endeksi bir önceki ayda 74,5 iken, Mart ayında %3,7 oranında artarak 77,2 değerini aldı. İnşaat sektöründe bir önceki aya göre, gelecek üç aylık dönemde toplam çalışan sayısı beklentisi alt endeksi %5,4 artarak 93,4 oldu. Alınan kayıtlı siparişlerin mevcut düzeyi alt endeksi ise %1,2 artarak 61,1 değerini aldı.

İnşaat sektöründe Mart ayında girişimlerin %37,1’i faaliyetleri kısıtlayan herhangi bir faktörün olmadığını, %62,9’u ise faaliyetlerini kısıtlayan en az bir temel faktör bulunduğunu belirtti. İnşaat sektöründe faaliyetleri kısıtlayan en önemli temel faktörlerden; “finansman sorunları” Şubat ayında %42,1 iken Mart ayında %42,0, “talep yetersizliği” Şubat ayında %34,7 iken Mart ayında %31,1 ve “hava şartları” Şubat ayında %18,3 iken Mart ayında %11,2 oldu.

Dr. Fulya Gürbüz

Haftanın makro-ekonomi verileri: Güven endeksleri, turizm, kapasite kullanım oranı

23 Mart 2020, Pazartesi

Mart ayı TÜİK tüketici güven endeksi açıklanacak. (Şubat 2020: 57,4)

Şubat ayı turizm verileri açıklanacak. (Ocak 2020: 1,79 milyon turist)

25 Mart 2020, Çarşamba

Mart ayı imalat sektörü kapasite kullanım oranı açıklanacak. (Şubat 2020: %76)

Mart ayı reel kesim güven endeksi açıklanacak. (Şubat 2020: 106,9)

Mart ayı sektörel güven endeksleri açıklanacak. (Şubat 2020: Hizmet 94,9, Perakende Ticaret 99,2, İnşaat 77,0)

26 Mart 2020, Perşembe

İngiltere Merkez Bankası politika faiz kararını açıklayacak.

27 Mart 2020, Cuma

Mart ayı ekonomik güven endeksi açıklanacak. (Şubat 2020: 97,5)

Hizmet sektöründe güven arttı, perakende ticaret ve inşaat sektörlerinde azaldı

TÜİK verilerine göre mevsim etkilerinden arındırılmış güven endeksi Şubat ayında bir önceki aya göre; hizmet sektöründe %3,4 arttı, perakende ticaret sektöründe %2,0 ve inşaat sektöründe ise %5,7 azaldı.

Yukarıdaki grafik ve tablodan;

. Son 3-aylık dönemde hizmet sektöründe yaşanan iyileşmenin gelecek 3-aylık dönem beklentilerinde iyimserlik getirdiğini,

. Perakende ticaret sektöründe son 3-aylık dönemde iş hacmi-satışlardaki düşüşün ve mevcut mal stoklarındaki artışın geleceğe yönelik beklentilerinde bozulma getirdiğini,

. İnşaat sektöründe ise alınan kayıtlı siparişlerin mevcut düzeyindeki azalmanın gelecek döneme ilişkin beklentilerde bozulma getirdiğini anlıyoruz.