25-29 Ocak haftasında yurt içinde ekonomik aktiviteyi, yurt dışında ise Fed para politikası kararını izleyeceğiz

25-29 Ocak haftasında Türkiye ekonomisinin 2021 yılına nasıl başladığına, Fed para politikası toplantısında makro-ekonomik görünüm ve beklentilere odaklanacağız.

25 OCAK 2021, PAZARTESİ

OCAK AYI İMALAT SEKTÖRÜ KAPASİTE KULLANIM ORANI (KKO)

2020 yılı Aralık ayında imalat sektöründe KKO, bir önceki aya göre 0,2 puan azalarak %75,6 seviyesinde gerçekleşmiş, mevsimsel etkilerden arındırılmış KKO ise aylık 0,1 puan artışla %75,4 olmuştu. Ocak ayı IHS Markit PMI verilerinde Almanya başta olmak üzere Euro Bölgesi imalat sektöründe üretim ve ihracat siparişlerinde kaydedilen artışa paralel olarak, Ocak ayında Türkiye’de özellikle ihracatın desteğiyle KKO’da olumsuz bir gelişme görmeyeceğiz. KKO’da olası bir sert gerileme ise üretim ve ihracat tarafında kırmızı ışık yakacak.

OCAK AYI TCMB REEL KESİM GÜVEN ENDEKSİ (RKGE)

2020 yılı Aralık ayında RKGE, bir önceki aya göre 2,9 puan artarak 106,8, mevsimsel etkilerden arındırılmış RKGE ise aylık 3,0 puan artışla 110,4 olmuştu. İhracat ile ilgili gelen olumlu sinyallere rağmen Ocak ayında tüketici kredilerindeki azalmanın etkisiyle yurt içi talepteki daralma eğilimi RKGE’de sıçrama ihtimalini azaltıyor. Öte yandan aşılama ile ilgili olumlu gelişmeler RKGE’de olumlu beklentileri de beraberinde getirecektir, ancak bunun özellikle Türkiye’nin küresel tedarik zincirindeki konumu açısından desteklenmesi halinde tablo çok daha iyimser olacaktır. Bunun için ihracat siparişlerindeki eğilimi takip etmekte fayda var.  

OCAK AYI SEKTÖREL GÜVEN ENDEKSLERİ

2020 yılı Aralık ayında mevsim etkilerinden arındırılmış güven endeksi bir önceki aya göre; hizmet sektöründe %9,2, perakende ticaret sektöründe %7,8 ve inşaat sektöründe %7,2 azalmıştı. Kapatmaların etkisi sektörel güven endekslerine olumsuz yansıdı. Vaka sayılarında kademeli azalmalar kısıtlamaların gevşetilmesinde etkili olacak ancak bunun için Şubat ayını görmek gerekli.

27 OCAK 2021, ÇARŞAMBA

AMERİKAN MERKEZ BANKASI (FED) PARA POLİTİKASI KARARI

13 Ocak’ta yayınlanan Bej Kitap (Beige Book) raporunda, uygulanan para politikasının ABD’de 12 Fed bölgesindeki işletme ve hane halkına nasıl yansıdığını okumuştuk. Yılda 8 kere yayınlanan raporun sonuncusu olan 2 Aralık 2020 tarihli rapordaki gelişmelerle karşılaştırıldığında; Ocak ayı raporunda

. Ekonomik aktivitenin bölgeler arasında farklılık gösterdiği, kapatmaların online satışları artırdığı, otomobil satışlarının zayıfladığı, arz tarafındaki zorluklara rağmen hemen her bölgede imalat sektörü aktivitesinde iyileşme kaydedildiği,

. Konut piyasasındaki güçlü iyileşmeye karşın ticari emlak piyasasındaki zayıflığın sürdüğü, kredi hacminin önemli bir gelişme kaydetmediği,

. Aşılamanın geleceğe yönelik iyimserliği artırmasına rağmen virüs vakalarındaki artışın özellikle yakın dönemde iş şartlarında ters yönlü etki yarattığı,

. İstihdamın bölgelerin çoğunda arttığı, özellikle imalat, inşaat ve ulaştırma sektörlerinde Kovid-19 kaynaklı olarak nitelikli eleman sıkıntısı yaşandığı, ücret artışlarında ise zayıflığın sürdüğü,

. Fiyatlar tarafında girdi fiyatlarının nihai mal ve hizmet fiyatlarına göre daha fazla arttığı; özellikle inşaat ve yapı malzemeleri, çelik ürünleri ile nakliye hizmetlerindeki fiyat artışlarının sürdüğü; perakende, toptan ticaret ve imalat sektörlerinde tüketicilere nihai satış fiyatlarının yükselmeye devam ettiği; enerji fiyatlarındaki artışa rağmen pandemi öncesi fiyatların aşağısında kaldığı; düşük stoklar ve yüksek imalat maliyetlerine bağlı olarak konut fiyatlarının artmaya devam ettiği işaretlerini almıştık.

Özetlersek, Fed’in piyasaya likidite akıtmaya devam etmesi özellikle istihdam piyasasına olan talebin sürmesinde etkili olurken, fiyat baskılarının hem hane halkını hem de üretim ve hizmet sektörünü olumsuz etkilemektedir. Nitekim ABD Başkanı Biden da geçen hafta ilk icraat olarak Kovid-19’a karşı ekonomiyi canlandırmayı hedefleyen “Amerikan Kurtarma Planı” adlı 1,9 trilyon dolarlık yardım paketini açıkladı. 16 Aralık tarihli para politikası toplantısında Fed, maksimum istihdam ve fiyat istikrarı hedefleri kapsamında maksimum istihdam ve ortalama %2 enflasyon seviyesine ulaşana kadar gerekli tüm adımları atmaya devam edeceklerini belirtmiş ve %0-0,25 olan politika faiz aralığında değişiklik yapmamıştı. 27 Ocak toplantısında da Fed, para politikasında ve politika faizinde bir değişiklik yapmayacak.  

28 OCAK 2021, PERŞEMBE

2020 YILI ARALIK AYI ULUSLARARASI REZERVLER VE DÖVİZ LİKİDİTESİ

2020 yılı Kasım ayında resmi rezerv varlıkları 82,7 milyar dolar olmuş; söz konusu varlıkların 41,1 milyar dolarını döviz varlıkları (menkul kıymetler, nakit ve mevduatlar), 40,0 milyar dolarını altın rezervleri, 1,4 milyar dolarını IMF’den çekme hakkı oluşturmuştu. Yükümlükler tarafında ise gelecek 12 ayda döviz kredileri, menkul kıymetler ve mevduat için ödenecek toplam anapara ve faiz ödemeleri 27,6 milyar dolardır. Türk lirası karşılığında yapılan vadeli işlemlere (forward, futures ve swap) ait açık pozisyon (borç) tutarı 58,1 milyar dolar iken Hazine’nin şarta bağlı döviz yükümlülükleri ise 40,4 milyar dolardır. Toplam döviz varlıklarından gelecek 12 ayda ödenecek toplam döviz yükümlülükleri çıkardığımızda net rezervlerin 43,4 milyar dolar açık verdiğini görüyoruz. Turizm sektörünün durduğu mevcut ortamda Türkiye’de döviz rezervi kazandıran en önemli kalem ihracat. Hazine’nin sınırlı borçlanma imkanını dikkate aldığımızda yurt dışından önemli bir yardım paketi gelmedikçe Türk lirasında istikrarın devam etmesi ve ihracat performansındaki her iyileşme TCMB rezervlerinin de artmasında etkili olacak.

OCAK AYI EKONOMİK GÜVEN ENDEKSİ (EGE)

Mevsim etkilerinden arındırılmış EGE, 2020 yılı Aralık ayında önceki aya göre 3,1 puan düşüşle 86,4 seviyesine gerilemişti.

2021 YILI BİRİNCİ ÇEYREK ENFLASYON RAPORU

Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal’ın göreve başlamasının ardından 25 Aralık 2020’de TBMM Plan ve Bütçe Komisyonuna yaptığı sunumda 2021, 2022 ve 2023 yılları enflasyon tahminlerini sırasıyla %9,4, %7,0 ve %5,0 olarak duyurmuştu. Ocak ayı raporunda ekonomi ve fiyat istikrarına yönelik gelişmeleri, mevcut riskleri ve beklentileri detaylı olarak okuyacağız.

TCMB VE BDDK, 22 OCAK 2021 TARİHLİ HAFTALIK PARA VE BANKA VERİLERİ

15 Ocak verilerine göre yabancı para döviz mevduatları (döviz tevdiat hesapları) önceki aya göre 0,7 milyar dolar azalışla 223,8 milyar dolar oldu. Aynı dönemde kamu mevduat bankalarının yabancı para net genel pozisyon açığı 0,4 milyar dolar seviyesine geriledi; 7 Ağustos 2020’de söz konusu pozisyon açığı 12,2 milyar dolar seviyesine kadar yükselmişti. Öte yandan, yabancı yatırımcıların hisse senedi ve tahvil stoku önceki haftaya göre 0,5 milyar dolar azalma gösterdi. Merkez Bankasında tutulan altın ve yabancı para cinsi döviz ve menkul kıymetler ise önceki haftaya göre 2,5 milyar dolar azalma kaydetti. Türk lirası cinsi mevduat ve kredi faiz oranlarında önceki haftaya göre hafif gerileme yaşanmasının iz düşümü olarak tüketici kredilerinde azalma, ticari kredilerde ise önceki haftaya göre artış oldu.

Kaynak: BDDK, TCMB, TDM

29 OCAK 2021, CUMA

OCAK AYI SAMEKS SANAYİ VE HİZMET SATIN ALMA MÜDÜRLERİ ENDEKSLERİ

2020 yılı Aralık ayında mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış SAMEKS Sanayi Endeksi önceki aya göre 8,4 puan artışla 55,8, SAMEKS Hizmet Endeksi ise aylık 0,3 puan artışla 50,9 seviyesine yükselmişti. Endeksin 50 üzerindeki değerler sektörün önceki aya göre büyüme kaydettiğini, altındaki değerler ise daraldığını göstermektedir. Her iki sektörde de istihdamın Aralık ayında önceki aya göre artış kaydettiğini, stokların ise azaldığını öte yandan sanayi sektörü özelinde yeni siparişlerde sert bir artış kaydedildiği işaretlerini almıştık. Ocak ayı verilerinden kapatmaların hizmet ve imalat sektörlerinde arz ve talep dengesini nasıl etkilediğini göreceğiz.

2020 YILI ARALIK AYI TÜİK DIŞ TİCARET İSTATİSTİKLERİ

Ticaret Bakanlığı Ocak ayı başında ihracatı 17,8 milyar dolar, ithalatı ise 22,4 milyar dolar olarak açıklamıştı. Her iki veri de Kasım ayına göre artışa işaret ediyor. Ticaret Bakanlığı 2020 yılı genelinde toplam 169,5 milyar dolar ihracat, 219,4 milyar dolar ithalat kaydedildiğini ortaya koydu. 2019 yılı genelinde ihracat ve ithalat sırasıyla 180,8 milyar dolar ve 210,3 milyar dolar olarak gerçekleşmişti.

Dr. Fulya Gürbüz

Küresel imalat sektörlerinden olumlu sinyaller geldi

25-29 Ocak haftasına imalat ve hizmet sektörleriyle ilgili verilerle başlayacağız. Biliyoruz ki yüksek enflasyon ve yüksek faiz mal ve hizmet üreticilerinin üzerinde ağır bir yük oluşturuyor özellikle de pandeminin daha da kötüleştirdiği işsizlik artışlarının ve gelir seviyesindeki azalmaların tüketici talebini aşağı çekmeye devam ederken. Yurt içinde hane halkının kemerleri daha da sıktığı, hizmet sektörünün de Kovid-19 ile mücadelede kapatmaların etkisiyle iş yapma kabiliyetinin durma noktasına geldiği bir ortamda gözlerimiz elbette imalat sektörünü doğrudan etkileyen yurt dışı talepte yani ihracat siparişlerinde.

Türkiye’nin ihracat performansıyla ilgili olası ipuçlarını Cuma günü açıklanan Ocak ayı IHS Markit küresel PMI (satın alma müdürleri endeksi) ilk tahminlerinde bulmaya çalıştım. IHS Markit PMI verileri ve ekonomik büyümeyi gösteren GSYH verilerinin benzer yönde hareket ettiklerini hatırlatalım.

IHS Markit her ayın üçüncü haftasında ABD, Almanya, Avustralya, Euro Bölgesi, Fransa, İngiltere ve Japonya hizmet ve imalat sektörleriyle ilgili ilk tahminlerini yayınlıyor. Ocak ayı PMI ilk tahminlerinden; Kovid-19 kaynaklı ikinci ve üçüncü dalga kapatmalar ve kısıtlamaların ABD haricinde diğer ülke ve bölgelerin hizmet sektöründeki kan kaybını arttırdığı, tedarik zincirindeki sorunların tüm ülkelerin imalatını olumsuz etkilediği, arz kısıtlarının girdi maliyetlerini artırırken çıktı fiyatlarında indirimlere gidildiği, öte yandan aşılamanın başlamasıyla beklentilerin iyimser olduğu ve bunun istihdam tarafında işe alımları beraberinde getirdiği sinyallerini aldık.

PMI raporlarında, imalat sektörlerine odaklandığımızda;

. Euro Bölgesi genelinde arz tarafındaki kısıtların üretimi zayıflattığını,

. Almanya’da özellikle Çin ve ABD’den gelen ihracat siparişlerinin arttığını, sınırlı yük kapasitesi ve yetersiz konteyner sayısının tedarik zincirini kısıtladığını;

. ABD’de imalat sektörü genelinde ve üretiminde ihracat siparişlerinin de desteğiyle büyümenin güçlenerek devam ettiği, artan imalat maliyetleri ve satış fiyatlarının enflasyon üzerinde yukarı yönde baskı yarattığını;

. Japonya’da ve Fransa’da ihracat siparişlerindeki düşüşün Ocak ayında zayıfladığı, Fransa’da tedarikteki sorunların özellikle metaller olmak üzere hammadde fiyatlarındaki artışın üretim maliyetlerini sert artırırken çıktı fiyatlarında indirime gitmeye devam ettiklerini okuduk.

AB’den ayrılan ve Türkiye’nin son zamanlarda ihracat hacminde önemli bir yer tutan İngiltere’de Kovid-19 kaynaklı üçüncü ulusal kapatmaların sonucu olarak hizmet sektörü sert bir darbe alırken; tedariklerdeki gecikmeler, artan üretim maliyetleri ve azalan ihracat siparişleri İngiltere imalat sektöründeki büyümeyi zayıflattı. Ocak ayında İngiltere’de ihracat siparişlerindeki azalmanın imalat sektöründeki büyümeyi zayıflatmasının Türkiye ihracatını ne derecede etkilediğini bilmek faydalı olacak zira arz tarafındaki kısıtlara rağmen Türkiye’nin 2020 yılının son dört ayında İngiltere’ye ihracatını artırmış olması ve bu eğilimi Ocak ayında da sürdürebilmesi Türkiye’nin arz zincirindeki konumu açısından önemli bir gösterge olacak.

Kaynak: IHS Markit

İhracat hacmimizin en yüksek olduğu Euro Bölgesi ve ABD imalat sektörlerinden Ocak ayında gelen olumlu sinyaller ise Türkiye’nin ihracat performansı hakkında olumlu bir işaret verdi. Ticaret Bakanlığı Şubat ayı başında Ocak ayı dış ticaret verilerini açıklayacak. 29 Ocak Cuma günü TÜİK’in açıklayacağı Aralık ayı nihai dış ticaret verileri ise sürpriz olmayacak zira Ticaret Bakanlığının Ocak ayı başında yaptığı duyuruda Aralık ayı ihracat ve ithalat hacminin Kasım ayına göre artış kaydettiğini görmüştük.

Dr. Fulya Gürbüz

COVID-19, Dünya imalat sektörü üzerinde kara bir bulut

IHS Markit işbirliğiyle hazırlanan İstanbul Sanayi Odası Türkiye İmalat Satın Alma Yöneticileri Endeksi (PMI) Kasım ayında önceki aya göre 2,5 puan düşüşle 51,4 seviyesine geriledi. Yayınlanan raporda “koronavirüs (COVID-19) salgınında yaşanan ikinci dalganın etkisiyle Türk imalat sektöründeki toparlanmanın Kasım’da hız kaybettiği” ifade edildi. Endeksin 50,0 değerinin üzerinde ölçülen tüm rakamlar sektörde genel anlamda iyileşmeye işaret ediyor.

COVID-19 vaka sayılarının artmasının etkisiyle müşteri talebi ve üretim süreçleri olumsuz etkilenirken, yeni siparişler ve üretim yavaşladı. Yeni ihracat siparişleri ivme kaybetti. Söz konusu ivme kaybında özellikle en büyük ticaret ortağımız olan Avrupa’nın aldığı ihracat siparişlerindeki artışta yaşanan yavaşlamanın etkisi var. Elbette bu gelişmede ihracat ürünlerimizin teknolojik olarak talebi karşılamakta yeterli olup olmadıklarının cevabını da bilmek isterdim.

Öte yandan, Kasım ayıyla birlikte imalat sektörü istihdamı son 6 aydır yükselişini sürdürüyor. COVID-19 sebebiyle küresel çapta artan kısıtlamaların önümüzdeki aylarda devam etmesi halinde ihracat performansımızla birlikte sektör istihdamında da bozulma ihtimali yüksek.

COVID-19 kaynaklı olarak tedarik zincirindeki bozulmalar ise teslimat sürelerinin uzamasına, paralelinde girdi stoklarının da azalmasına sebep oldu. Türk lirasındaki değer kaybının etkisiyle girdi maliyetleri ve çıktı fiyatlarında hızı düşse de artış sürdü.

Dünyada imalat sektörü PMI verileri ne söylüyor?

Kasım ayında imalat sektöründeki yavaşlama sadece Türkiye’ye özgü değil. Ülke ve bölge bazında farklılık gösterse de COVID-19 kaynaklı kısıtlamaların artması talep üzerinde azalmaya sebep olurken istihdamda düşüş, tedarik zincirindeki bozulmalara bağlı girdi maliyetlerinde artış var. Artan rekabetin etkisiyle girdi maliyetleri kısmen çıktı fiyatlarına yansıtılmış durumda.

Aşağıda halihazırda IHS Markit tarafından yayınlanmış ülke ve bölge bazında PMI raporlarının özetlerini sıraladım. Parantez içindeki rakamların ilki Ekim ayı PMI değerlerini, ikincisi ise Kasım ayı değerlerini gösteriyor. 50 üzerindeki değerler imalat sektöründe bir önceki aya göre büyümeye, aşağısındaki değerler ise daralmaya işaret ediyor. Rakam 50’nin üzerindeyse ve önceki aya göre düşüşle hala 50’nin üzerinde kalmışsa sektörde büyümenin yavaşlayarak da olsa sürdüğü yorumunu, önceki aya göre yükselmişse sektördeki büyümenin hızlanarak devam ettiği yorumunu yapıyoruz. 50’nin altındaki değerlerdeki düşüş daralmanın arttığına, yükseliş ise daralmada yavaşlamaya işaret ediyor.

(Not: Aşağıda ülke raporu özetleri en son yayınlanandan en önce yayınlanana göre sıralandı. Ülkelerin yanına iliştirilmiş parantez içindeki sayıların ilki Ekim ayı PMI değerlerini, ikincisi Kasım ayı değerlerini gösteriyor.)

Meksika (43,6 – 43,7) Kovid-19 vakalarındaki artış satışlarda, ihracat siparişlerinde satın alım ve üretimde sert düşüş getirdi; istihdamdaki düşüş zayıfladı. Artan girdi maliyetlerine rağmen satışları artırabilmek adına çıktı fiyatlarında indirime gidildi.

Kolombiya (51,7 – 52,1): Siparişlerdeki artışa paralel olarak satın alımlar, istihdam ve üretim artış kaydetti. Girdi maliyetleri ve çıktı fiyatları yükseldi. Gelecek 12 ayda üretim artışı beklentilerindeki iyileşmede kısmi bozulma görüldü.

ABD (53,4 – 56,7): Güçlü yurt içi ve yurt dışı talebe bağlı olarak üretim arttı, istihdamda kısmi iyileşme yaşandı, tedarik zincirindeki kesintilere istinaden artan girdi maliyetlerine bağlı olarak çıktı fiyatları yükseldi. Yeni ihracat siparişlerindeki artış yeni yurt içi siparişlerdeki artışa kıyasla sınırlı kaldı. Aşıya yönelik iyimserlik ve yeni siparişlerdeki artışın etkisiyle gelecek 12 ayda üretim beklentilerindeki iyileşme devam etti.

Kanada (55,5’ten – 55,8’e): Yüksek iç talebe bağlı olarak üretim, satın alımlar ve işe alımlar arttı. İhracat siparişlerindeki artış sınırlı kaldı. Hammadde ve taşıma maliyetlerindeki artışın etkisiyle girdi maliyetleri ve paralelinde çıktı fiyatları yükseldi. Gelecek 12 ayda üretim artışı beklentilerindeki iyileşme devam etti.

Brezilya (66,7 – 64,0): İhracat siparişlerindeki güçlü artışa bağlı olarak üretim, satın alımlar ve istihdam arttı. Hammadde kıtlığı, ülke para birimindeki değer kaybı yüksek talep etkisiyle girdi maliyetleri ve çıktı fiyatları sert artış kaydetti.

İngiltere (53,7 – 55,6): Üretim ve yeni siparişler arttı. Avrupa, Asya ve ABD kaynaklı olmak üzere ihracat siparişleri artış kaydetti. Brexit öncesi satın alımlar arttı. Girdi maliyetlerindeki artış çıktı fiyatlarına yansıtıldı.

Euro Bölgesi (53,8 – 54,8): Üretim ve yeni siparişlerdeki artış sürmesine rağmen işten çıkarmalar devam etti. Özellikle Avrupa ve Çin kaynaklı siparişlerin etkisiyle ihracat siparişleri yavaşlayarak da olsa artmaya devam etti. Girdi maliyetleri artarken çıktı fiyatlarındaki artış sınırlı kaldı. Gelecek 12 ayda üretim artışı beklentilerindeki iyileşmeye hızlandı.

Rusya (46,9 – 46,3): Kovid-19 kısıntıları sebebiyle iç talep düşerken ihracat siparişlerinde artış yaşandı. Talepteki düşüşün etkisiyle üretim düştü, işten çıkarmalar hızlandı. Arz kısıntıları ve taşıma maliyetlerindeki artış girdi maliyetlerinin artmasına ve söz konuşu artışın kısmen çıktı fiyatlarına yansıtılmasına sebep oldu. Beklentilerde hafif iyileşme yaşandı.

Hindistan (58,9 – 56,3): Tüketim malları talebine bağlı olarak üretim arttı. İhracat siparişlerindeki artış hız keserek sürdü. Satın alımlardaki artış hızında yavaşlama görüldü. Sosyal mesafe kısıdından dolayı istihdam azalmaya devam etti. Girdi maliyetleri ve çıktı fiyatları arttı. Gelecek 12 aydaki üretim beklentilerindeki iyimserlik kamu politikaları, para birimindeki değer kaybı ve Kovid-19 kaynaklı belirsizliklere bağlı olarak kısmen bozuldu.

Çin (53,6 – 54,9): İç talep kaynaklı yeni siparişlerdeki artışın etkisiyle üretim arttı, ihracat siparişlerinde artış sınırlı kaldı. İşe alımlardaki artış devam etti. Arz kısıtlarından dolayı tedarik süreleri uzadı. Talep artışı ve yüksek hammadde fiyatları girdi maliyetlerinin artmasına sebep olurken çıktı fiyatlarındaki artış görece düşük kaldı. Beklentilerdeki iyileşme sürdü.

Japonya (48,7 – 49,0): Üretim ve yeni siparişlerdeki düşüş yavaşladı. Siparişlerdeki düşüş son 23 aydır aralıksız sürüyor. İhracat siparişlerindeki düşüş için özellikle Avrupa’nın uyguladığı virüs kısıtlamaları not ediliyor. İstihdamda düşüş yavaşlayarak da olsa sürdü. Girdi maliyetlerindeki artış yavaşlarken çıktı fiyatlarında rekabet kaynaklı düşüşler kaydedildi. Hammadde erişimine zorluklar tedarik sürelerinin uzamasına sebep oldu. Hem girdi hem de nihai ürün stokları azaldı. Beklentilerdeki iyileşme sürdü.

Güney Kore (51,2 – 52,9): Üretim ve yeni siparişler hızlandı, işe alımlar arttı. Yurt içi talep ve ihracat siparişleri ivmelendi. İhracat siparişlerindeki artışın özellikle Çin ve Japonya başta olmak üzere Asya-Pasifik bölgesinden kaynaklandığı belirtildi. Satın alımlar artarken tedbir amaçlı olarak stok alımları arttı. Yüksek hammadde fiyatlarına bağlı olarak girdi maliyetleri ve çıktı fiyatları arttı. Beklentilerdeki iyileşme sürdü.

Tayvan (55,1 – 56,9): Yurt içi ve yurt dışı talep artışına bağlı olarak üretim artsa da işe alımlarda temkinlilik hakimdi. İhracat siparişleri Şubat 2018’den bu yana en yüksek artışını kaydetti. Satın alımlar arttı. Pandeminin tedarikçiler üzerinde oluşturduğu zorluklar sebebiyle tedarik süreleri uzadı. Arz kısıtları ve artan talebin etkisiyle girdi maliyetleri ve çıktı fiyatları yükseldi. Beklentilerdeki iyileşme sürdü.

Endonezya (47,8 – 50,6): Kovid-19 kaynaklı kısıtlamalardaki gevşemeye bağlı olarak üretim artsa da yeni siparişlerdeki artış sınırlı kaldı. Bunda stok ve kapasiteye yönelik temkinli tutumun girdi stoklarına yatırımın önüne geçmesi etkili oldu, ara mal üreticilerinin satışları düştü, birikmiş işler azaldı, istihdamdaki gerileme devam etti. Tedarik edinimindeki zorluklar sebebiyle tedarik süreleri uzadı. Hammadde fiyatlarındaki artış ve ülke para biriminin değer kaybetmesi girdi maliyetlerinin yükselmesine sebep oldu, çıktı fiyatlarındaki artış görece sınırlı kaldı. Beklentilerdeki iyimserlik sürdü.

Vietnam (50,0 – 49,9): Fırtına ve sel felaketleri ile Kovid-19’un üretim şartları üzerinde yarattığı baskı sebebiyle üretim düştü. İhracat siparişlerindeki sert düşüşe bağlı olarak yeni siparişlerde kısmi düşüş yaşandı, nihai mal stokları azaldı, satın alımlar ve istihdam geriledi. Hammadde azlığı ve yüksek fiyatlı ithal girdiler sebebiyle girdi maliyetleri sert yükseldi, çıktı fiyatlarındaki yükseliş ise görece daha düşük kaldı. Beklentilerdeki iyimserlik sürdü.

Malezya (48,5 – 48,4): Kovid-19 vakalarındaki artış devam ediyor. Üretim ve yeni siparişlerdeki bozulma yavaşladı. Kısıtlamalardaki artış başta vaka sayılarının arttığı Hindistan olmak üzere ihracat siparişlerini aşağı çekti. İşten çıkarmalar zayıfladı. Hammadde kıtlığına bağlı olarak girdi maliyetleri artmaya devam etti, maliyetlerdeki artış kısmen çıktı fiyatlarına yansıtılabildi. Satın alımlar azalırken, hammadde, yarı mamul ve nihai ürün stokları düştü. Beklentilerdeki iyileşme sürdü.

Tayland (50,8 – 50,4): İhracat siparişlerindeki azalmaya rağmen iç talep ve üretim arttı, üretimdeki artış satın alımları beraberinde getirdi, mamul stoklarında artış yaşandı, kapasite baskısındaki azalma sebebiyle istihdam düşmeye devam etti, beklentilerde iyileşme sürdü, girdi maliyetlerinde kısmi artışa rağmen çıktı fiyatları değişmedi.

Filipinler (48,5 -49,9): İş aktivitesinin kısmen arttığı ülkede üretim arttı, toplam yeni siparişler azalsa da sınır kısıtlamalarının gevşetilmesine bağlı olarak ihracat siparişlerinde artış görüldü, düşük talebe bağlı olarak maliyetleri azaltmak adına işten çıkartmalar devam etti, hammadde ve nihai mal stoklarında azalma sınırlı kaldı, tedarik zincirindeki aksamalara bağlı olarak tedarikçilerin teslimat süreleri uzadı, hammadde eksikliği ve artan taşıma maliyetleri sebebiyle girdi maliyetleri yükseldi, artan maliyetler kısmen tüketiciye yansıtılabildi, geleceğe dair beklentiler iyileşti.

Myanmar (30,6 – 43,2): Kovid-19 kaynaklı yeni kısıtlamalar ve fabrikaların kapatılmasına bağlı olarak üretim, yeni siparişler, satın alımlar, istihdam, stoklar düştü; hammadde eksikliği ve artan taşıma maliyetleri sebebiyle girdi maliyetleri yükseldi, maliyet artışları çıktı fiyatlarına yansıtılmadı, geleceğe dair beklentiler iyileşti.

Dr. Fulya Gürbüz

Küresel ihracat ve istihdamda daralma sürüyor, tedarik gecikmeleri fiyatları artırıyor

Kanada, İrlanda, Myanmar ve bayram sebebiyle geç açıklanan Türkiye imalat sektörü PMI verileri hariç 27 ülkenin imalat sektörlerini kapsayan JP Morgan Küresel İmalat Sektörü PMI endeksi verileri Temmuz ayında sektörde önceki aya göre büyümeye işaret etti. Endeksin 50 üzerindeki değerler sektörde önceki aya göre büyüme olduğunu gösteriyor.

JP Morgan Küresel İmalat Sektörü PMI Endeksi, ticaret savaşının ağırlığını hissettirdiği 2019 yılı öncesine kadar ortalama 50 seviyesinin üzerinde bulunuyordu. 2020 yılı Mart ayında KOVİD-19 kaynaklı kapatmaların etkisiyle 40 seviyesinin altına geriledikten sonra kapatmaların hafiflemeye başladığı Nisan ayıyla birlikte PMI endeksi yükselmeye başladı ve en son Temmuz ayında 50,3 seviyesi ile büyüme bölgesine girdi. Küresel olarak büyümenin tetikleyicisi tüketim ürünleri imalat sektörü olurken ara mallar ve yatırım malları imalat sektörleri alt endeksleri önceki aya göre iyileşse de daralma bölgesinde kaldılar.

JP Morgan Küresel İmalat Sektörü PMI endeksinin dikkate aldığı 27 ülkenin 13’ünde imalat sektörleri büyüme bölgesinde yer alırken 13’ü daralma bölgesinde yer aldı. İmalat sektörleri büyüme kaydeden ülkeler büyükten küçüğe doğru Brezilya, Kolombiya, Avustralya, İspanya, İngiltere, Avusturya, Polonya, Çin, Fransa, İtalya, Almanya, ABD, Tayvan oldu. İmalat sektörleri Temmuz ayında önceki aya göre en az daralandan en çok daralana göre ülkeleri sıralayalım: Yunanistan, Filipinler, Rusya, Kazakistan, Hollanda, Vietnam, Çek Cumhuriyeti, Endonezya, Güney Kore, Hindistan, Tayland, Japonya ve Meksika. İmalat sektörü önceki aya göre değişmeyerek 50 değerini alan ülke ise Malezya oldu.  

Alt endeksler dikkate alındığında üretim, yeni siparişler, gelecek döneme ilişkin üretim beklentileri, girdi maliyetleri ve çıktı fiyatları 50 seviyesinin üzerindeki değerleri ile büyüme bölgesinde yer aldı. Yeni ihracat siparişleri ve istihdam alt endekslerindeki gerileme Temmuz ayında düşük hızla da olsa sürdü. Ortalama girdi maliyetleri Temmuz ayında ortalamada son 15 ayın en yüksek artışını kaydetti. Maliyetlerin müşterilere yansıtılmasına bağlı olarak satış fiyatları altı aydan sonra ilk kez Temmuz ayında yükseldi.

Dr. Fulya Gürbüz

Merkez Bankasının iyimserliğini riskler bozacak

Merkez Bankası 2020 yılı III. çeyrek Enflasyon Raporu’nu yayınladı. Rapor önemli çünkü Merkez Bankasının hem makro ekonomik görünüme dair görüşlerini hem de varsayımları dahilinde enflasyona yönelik öngörülerini okuyabiliyoruz.

2020 yılı III. Çeyrek Enflasyon Raporu’nda Merkez Bankası enflasyon tahminlerini II. çeyrek Enflasyon Raporu tahminlerine göre yukarı revize etti:

. 2020 yıl sonu enflasyon tahmini 1,5 puanlık artışla %7,4’ten %8,9’a yükseldi. Tahmini yukarı çeken faktörlerin 0,5 puanı tüketici enflasyonundan, 0,2 puanı gıda enflasyonundan, 0,3 puanı çıktı açığından, 0,2 puanı birim maliyetlerinden, 0,3 puanı yılın ikinci çeyreğindeki tahmin sapması ve enflasyonun ana eğilimindeki yükselişten kaynaklandı.

. 2021 yılı enflasyon tahmini ise 0,8 puanlık artışla %5,4’ten %6,2’ye yükseldi. 0,8 puanlık artışın 0,1 puanı petrol fiyatlarına bağlı olarak Türk lirası cinsi ithalat fiyatları varsayımında yapılan artıştan, 0,2 puanı gıda enflasyonu varsayımının %7’den %8’e çıkarılmasından, 0,2 puanı toplam talep koşullarında öngörülen toparlanmanın güçlenmesiyle çıktı açığının yukarı yönlü güncellenmesinden, 0,3 puanı ise yakın dönemdeki gerçekleşmelerin etkisiyle enflasyonun ana eğilimindeki artıştan kaynaklandı.

Merkez Bankasının beklentilerinin altında yatan varsayımlarını ve yorumlarımı sıralayayım:

. “Salgında hareketliliği yeniden kısıtlamayı gerektirecek ikinci bir dalga olmayacak” (Ekonomiler ikinci bir dalgayı kaldırabilecek güçte değil).

. “Küresel ekonomi yılın ikinci yarısında toparlanmaya devam edecek” (Toparlanma olsa bile ekonomik aktivite pandemi öncesi seviyelerine ulaşamayacak).

. “Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin atmakta olduğu genişletici parasal ve mali adımlara karşın, bu politikaların etkinliğine ve toparlanmaya ilişkin belirsizliklerin sürmesi nedeniyle ülke risk primindeki iyileşme kademeli olarak gerçekleşecek” (TL’deki gelişmeler risk primindeki iyileşmenin kademeleri üzerinde baskı oluşturacak).

. “Salgının seyrine ve ekonomik etkilerine ilişkin belirsizlikler, varsayımlara ve tahminlere dair belirsizliği de belirgin şekilde artırıyor”

. “Ekonomideki toparlanmanın yılın ikinci yarısında devam edeceği tahmin edilmekle birlikte, toparlanma hızı, normalleşmenin süreci yurt içindeki ve yurt dışındaki seyrine bağlı olacak” (Euro Bölgesinde olası bozulma sinyalleri, ABD seçimleri ve Türkiye’de olası bir erken seçim kararı yatırım harcamalarını durduracak, ekonomik aktiviteyi zayıflatacak, bütçe açığındaki deliği daha da büyütecek, TL üzerindeki baskıyı artıracaktır).

. “Salgına bağlı tedbirlerle kısa vadede etkili olan arz yönlü unsurlar, normalleşme sürecinin devamıyla kademeli olarak ortadan kalkacak” (İyimser senaryoda bile arz yönlü unsurlar kısa vadede ortadan kalkmayacak).

. “Enflasyon, Temmuz ayından başlayarak düşüş eğilimine girecek.” (İyimser senaryoda yıllık bazda düşme ihtimali var ancak olası her risk aylık bazda fiyat artışlarını getirecek).

Merkez Bankası, enflasyon tahminleri üzerindeki temel riskleri ise şöyle sıralıyor:

. Salgınının seyrine ve normalleşme adımlarına dair belirsizlikler;

. Küresel büyüme görünümüne ilişkin riskler;

. Talep kompozisyonu, büyüme ve işgücü piyasası görünümüne ilişkin belirsizlikler;

. Kredi arzı ve kompozisyonuna yönelik riskler;

. Gıda fiyatlarının seyrine dair riskler;

. Enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışlarına ilişkin riskler;

. Gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akımlarına dair belirsizlikler ve ülke risk primindeki oynaklıklar;

. Ham petrol ve ithalat fiyatlarındaki oynaklıklar;

. Para ve maliye politikası eşgüdümüne (mali duruş, yönetilen/yönlendirilen fiyat, ücret ve vergi ayarlamaları) dair riskler.

Dolayısıyla varsayımlar olası olumlu senaryoyu ortaya koyarken olası riskler Merkez Bankasının enflasyon tahminlerini yukarı revize etmekte etkili olacak, bu da politika faizi üzerinde baskı yaratacak.

Dr. Fulya Gürbüz

@OxfordEconomics: Olumsuz senaryoya göre küresel ekonomi 2020 yılında %8 daralabilir

@OxfordEconomics 8 Nisan’da yayınladığı makalede, temel senaryolarına göre, 2020 yılında küresel GSYH’nin %2,8 daralacağını öngördü.

Olumsuz senaryoda ise @OxfordEconomics, izolasyon ve kapatmaların üçüncü çeyreğe uzamasını takip eden dönemde toparlanmanın daha yavaş olacağı ve küresel GSYH’nin 2020 yılında %8 daralacağı ihtimalini ortaya koydu.

@OxfordEconomics makalesinde ekonomiye yönelik tahminlerini şöyle sıralıyor:

. Küresel ekonomi 2020 yılı üçüncü çeyreğinde önceki yılın aynı çeyreğine göre %12,5 daralabilir.

. Talep şoku, tedarik zincirindeki bozulmanın yarattığı fiyat baskısını azaltarak fiyatların düşmesine sebep olabilir. Olumsuz senaryoda ise 2020-2021 döneminde deflasyon riski var.

. İşsizlik oranı 2019 yılı sonundaki %5,2 seviyesinden 2020 yılı sonunda %10 seviyesine kadar yükselebilir.

. Hisse senetleri ve finansal koşullar 2021 yılı başlarına kadar normale dönmeyecek.

. Kredi arzında uzun süreli bir daralma, finansal krizi tetikleyebilir.

@dr_fulyagurbuz

Endonezya, Filipinler ve Hindistan imalat sektörleri Şubat ayında büyüdü

Koronavirüs salgınının etkisiyle Uzak Doğu ülkeleri (Çin, Güney Kore, Japonya, Malezya, Tayland, Tayvan, Vietnam) imalat sektörleri PMI endeksleri, özellikle hammadde ihtiyacına bağlı olarak tedarik zincirindeki aksamalar ve ihracat siparişlerindeki azalmaya bağlı olarak daralma yaşadı. PMI endeksinin 50 seviyesinin altındaki değerler sektörde daralmayı, yukarısındaki veriler ise büyümeyi gösteriyor.

Endonezya imalat sektörü PMI endeksi ise yurt içi siparişlerdeki artışın etkisiyle Ocak ayındaki 49,3 seviyesinden 51,9 seviyesine yükselerek sektörde büyümeye işaret etti. İhracat siparişleri ise son iki aylık düşüşünü sürdürdü.

Filipinler imalat sektörü PMI endeksi yurt içi ve yurt dışı siparişlerdeki artışın etkisiyle Şubat ayında aylık 0,2 puan artışla 52,3 seviyesine yükseldi.

Hindistan imalat sektörü PMI endeksi Şubat ayında hafif düşüş yaşasa da 54,5 değeri ile büyüme bölgesindeki konumunu koruyor. Sektördeki iyileşmede hem yurt içi ve hem de yurt dışı siparişlerdeki artış etkili oldu.

Tayland’da imalat sektörü PMI endeksi Şubat ayında daralma bölgesinde yer alsa da yeni ihracat siparişlerinde kısmi iyileşme kaydedildi.

Çin imalat sektörü, koronavirüs salgını etkisiyle Şubat ayında rekor düşüş yaşadı

Koronavirüs salgınının yaygınlaştığı Şubat ayında Çin imalat sektörü sert daralma yaşadı. Caixin Çin imalat sektörü mevsimsel etkilerden arındırılmış PMI endeksi Ocak ayındaki 51,1 seviyesinden tarihinde kaydedilen en düşük seviye olan 40,3 seviyesine geriledi. Endeksin 50 seviyesinin altındaki değerler sektörde daralmaya işaret ediyor.

Arz ve talep tarafındaki zayıflığa bağlı olarak Şubat ayında üretim, yeni siparişler, satın alımlar ve istihdam sert daraldı, stoklar geriledi, birikmiş işler arttı. Girdi maliyet baskıları azalırken çıktı fiyatları düştü. İmalatçılar, koronavirüsün etkisinin azalacağı beklentisine istinaden gelecek 12-ayda üretimde artış olacağı konusunda umutlular.

Merkez Bankası politika faizini %10,75 seviyesine düşürdü

Merkez Bankası bugün yaptığı aylık olağan toplantısında politika faizini %11,25’ten %10,75 seviyesine düşürdü.

Merkez Bankasının yayınladığı basın bülteninde yurt içinde iktisadi faaliyetin toparlandığı konusunda hem fikirim. Ancak;

. “Net ihracatın büyümeye katkısı gerilerken…” deniyor, doğru, ama koronavirüs salgınını göz ardı etmemeliyiz. Ekonomik faaliyetleri kısmen de olsa başlayan Çin’de 2020 yılı için büyüme beklentisi %5,2’ye düşürüldü. Çin ile ekonomik ilişkileri güçlü olan Almanya’dan ise tedarik sorununa yönelik işaretler gelmeye başladı. Almanya, Türkiye’nin en büyük ticari ortağı. Bu sebeple ihracat performansımız üzerinde kara bulutlar dolaştığını söylemek yanlış olmaz.

. Dolayısıyla “Son dönemde belirgin bir iyileşme kaydeden cari işlemler dengesinin önümüzdeki dönemde ılımlı bir seyir izlemesi makro politika bileşimi açısından önem arz etmektedir” denilse de cari açıktaki eğilim ithalat artış hızına bağlı olacak. Evet, havaların ısınmasıyla turizm gelirlerinde iyileşme olması halinde cari açık üzerindeki baskı azalacaktır ancak virüsün etkisinin turizm üzerindeki etkileri göz ardı edilmemeli.

. “ Enflasyon başta olmak üzere makroekonomik göstergelerdeki iyileşme ülke risk primindeki düşüşü desteklemekte ve maliyet unsurları üzerindeki baskıların sınırlanmasına katkıda bulunmaktadır” yorumuna yönelik olarak koronavirüs salgınının arz tarafında oluşturduğu sıkıntılar enflasyon üzerinde baskı oluşturabilir. Çünkü, Çin kaynaklı arz sıkıntıları haberleri gelmeye devam ederken dünyanın geri kalanında hammadde fiyatlarının yukarı gelme ihtimali var.

. “Kurul, enflasyondaki düşüş sürecinin devamlılığının, ülke risk priminin gerilemesi, uzun vadeli faizlerin aşağı gelmesi ve ekonomideki toparlanmanın güç kazanması açısından büyük önem taşıdığını değerlendirmektedir” yorumu için bütçe performansındaki gelişmeler dikkate alınmaya değer. İç talepteki artış son dört aydır vergi gelirlerine olumlu yansıdı ancak virüs salgınının iç tüketim ve şirket gelirleri üzerindeki etkilerini aylık bütçe verilerinde ve ilk çeyrek bilançolarında göreceğiz.