Bütçede faiz yükü artıyor, işsizlik oranı ihracatın desteğiyle geriliyor

2018 yılı Ticaret Savaşı Türkiye’de işsizliği artırdı, Kovid-19 hızlandırdı…

ABD’de Trump yönetiminin Mart 2018’de ticaret savaşını fiilen başlatması en büyük ticaret ortağımız olan Avrupa ekonomisinin zayıflamasını hızlandırmıştı. Mayıs 2018’de ise ABD’nin Türkiye’den ithal ettiği çelik ve alüminyum ürünlerine uyguladığı gümrük vergisini 2 katına çıkarması ve ABD ile yaşanan siyasi gerilimin de tetiklemesiyle Ağustos 2018’de Türk lirası 4,90 seviyesinden 7,22 seviyesine kadar yükselmişti. TL’deki sert değer kaybı yurt içi talepteki daralmayı hızlandırırken ithalat performansı düşmüş, ihracat performansı ise zayıflasa da rayda kalmayı başarmıştı.

Aşağıdaki grafikte, 2018 yılı ikinci yarısında yurt içi talepteki daralmaya bağlı olarak ithalat endeksinin (koyu gri çubuklar) sert daralma kaydettiğini, geniş tanımlı işsizlik oranının (mavi çizgi) ise 2018 yılı sonuna kadar hızlanarak arttığını görüyoruz. İhracat (açık gri çubuklar) performansının 2019 yılında yavaşlayarak da olsa yükselişini sürdürmesi ise ithalat tarafında kademeli artışları getirmiştir. Söz konusu iyileşme 2019 yılı genelinde geniş tanımlı işsizlik oranının da düşmesinde etkili olmuştur.

Kovid-19 pandemi sürecinin başladığı Mart 2020 sonrasında işsizlik oranında da hızlanma kaydedilmiştir. Mayıs ayı ile birlikte kısıtlamaların gevşetilmesi hem dış ticarette toparlanma hem de işsizlik oranında düşüşle sonuçlanmıştır.

Söz konusu gelişmeler, ihracat performansının ekonomik aktiviteyi rayında tutan önemli bir faktör olduğunu, yatırım ve tüketim amacıyla artan ithalat hacminin de işsizlik oranının düşmesinde önemli rol oynadığını ortaya koyuyor.

Hazine’nin artan faiz ödemelerine karşılık, TL cinsi borçlanmanın payı artırılacak… 

Mart 2018’de %27,9’a gerileyen merkezi yönetimin toplam borç stokunun GSYH’ye oranı, yukarıda bahsedilen gelişmelerin etkisiyle Eylül 2020’de %39,3’e kadar yükselerek 2011 yılı seviyelerine kadar ulaştı. Aşağıdaki grafik, Hazine’nin aylık borç faizi ödemeleri (gri çubuklar) ile geniş tanımlı işsizlik oranını (mavi çizgi) gösteriyor.

Geniş tanımlı işsizlik oranı, resmi işsiz sayısına iş aramayıp çalışmaya hazır olan kişilerin sayısı eklenerek bulunan rakamın, resmi işgücü sayısına iş aramayıp çalışmaya hazır olan kişilerin sayısı eklenerek bulunan sayıya bölünmesiyle hesaplanıyor. TÜİK verilerine göre işsizlik oranı 2020 yılı Eylül döneminde önceki döneme göre düşerek %12,7’ye gerilerken geniş tanımlı işsizlik oranı da %22,73’e geriledi.

Grafikte de görüleceği gibi 2018 yılında faiz ödemelerinde kaydedilen hızlanmada merkezi yönetimin toplam borç stokunun %56’sını oluşturan yabancı para cinsinden borç stokunun Türk lirasında yaşanan sert değer kayıplarından olumsuz etkilenmesinin payı büyük.

Nitekim 9 Aralık’ta Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan’ın “gelecek yıl yabancı para cinsinden iç borcun payını azaltmayı öngördükleri” açıklaması olumlu bir gelişmeydi, çünkü bu hamleyle kurdaki artışların borç yükü üzerindeki baskısı hafifleyecektir. Ek olarak, Kovid-19’un bulaşıcılığını azaltmak amacıyla aşılama işlemlerinin başlaması ekonomik aktivitede toparlanmayı, işsizlikte de azalışı getirecektir. Ancak istihdamda sürdürülebilir artışı hatta maksimum istihdam seviyesini yakalamak ve bulundukları seviyelerini korumalarını sağlamak uzun soluklu ve sabır isteyen bir süreç. Finansal sistemin sağlıklı işleyişi ve sürdürülebilir büyümeye yönelik her olumlu gelişme söz konusu sürece bir adım daha yaklaştırıyor ve yaklaştıracaktır.

Dr. Fulya Gürbüz

Haftanın makro-ekonomi gündemi: İhracat, ithalat, küresel imalat ve hizmet sektörü PMI, enflasyon, Fed ve BoE faiz kararları, nakit bütçe, ABD işsizlik oranı

2 Kasım 2020, Pazartesi

TÜRKİYE VE KÜRESEL İMALAT SEKTÖRÜ PMI VERİLERİ

IHS MARKIT tarafından 23 Ekim’de açıklanan ilk tahminlere göre en büyük ticaret ortağımız olan Almanya imalat sektörü PMI verisi 58 değeri ile son 30 ayın, üretim PMI ise 62,4 değeri ile son 116 ayın en yüksek değerlerine ulaştı. Endeksin 50 seviyesi üzerindeki değerler sektörde önceki aya göre büyüme olduğuna işaret ediyor. Söz konusu yükselişte, başta Çin olmak üzere Asya, ABD ve Avrupa’dan gelen siparişlerdeki artış etkili oldu. Benzer şekilde öncü ticaret ortaklarımızdan İngiltere imalat sektörünü de Ekim ayında Asya, ABD ve Avrupa kaynaklı ihracat siparişleri destekledi. Öte yandan ABD imalat sektörü Ekim ayında büyüme eğilimini korusa da diğerlerinden farklı olarak ihracat siparişlerinde daralma yaşandı. Almanya ve İngiltere imalat sektörlerinde üretim ve ihracat taleplerinde Ekim ayında kaydedilen artış Türkiye imalat sektörü üretimi, ithalatı ve ihracatı açısından da iyimser bir görünüm ortaya koyuyor. Geçen hafta açıklanan mevsimsellikten arındırılmış Ekim ayı imalat sektörü kapasite kullanım oranı daha yavaş bir hızla olsa da Mayıs ayından beri yükselişini sürdürürken; reel kesim güven endeksi (RKGE), yatırım harcamalarında Şubat 2020’den bu yana ilk kez büyüme kaydedildiğini, stoklarda ise artışın sürdüğüne işaret etti. SAMEKS Sanayi Endeksi ise imalat sektöründen farklı olarak yeni siparişlerde bozulmanın önceki aya göre hızlandığına işaret etti. Krediler tarafında ise BDDK verilerine göre Ekim ayının ilk 3 haftasında kredi artış hızında yavaşlama eğiliminin sürdüğünü görüyoruz. Pazartesi açıklanacak olan İSO Türkiye İmalat Sektörü PMI endeksinde ihracat ve yurt içi talep tarafındaki işaretleri alacağız. TİM ve Ticaret Bakanlığının yayınlayacağı Ekim ayı dış ticaret verileri de söz konusu gelişmeyi teyit edip etmediğini gösterecek.

3 Kasım, 2020, Salı

EKİM AYI ENFLASYON VERİLERİ

AA Finans anketine göre Ekim ayı TÜFE beklentisi ortalaması aylık %2,01 artış ve yıllık %11,76 artışa işaret ediyor. Türk lirası ortalama olarak Ekim ayında önceki aya göre %4,81 değer kaybetti. Eylül ayındaki değer kaybı %3,51 iken Ekim ayında yılbaşına göre değer kaybı %34,94 oldu.

4 Kasım 2020, Çarşamba

KÜRESEL HİZMET SEKTÖRÜ PMI VERİLERİ

23 Ekim’de açıklanan IHS MARKIT Hizmet Sektörü PMI verileri ABD dışında Japonya, Euro Bölgesi ve İngiltere hizmet sektörlerinde Eylül ayına göre bozulma işaretleri vermişti. Yeni verilerle dünyanın geri kalan ülkelerindeki eğilimi anlayacağız.   

5 Kasım 2020, Perşembe

ABD MERKEZ BANKASI (FED) FAİZ KARARI

ABD ekonomisi pandeminin patlak verdiği 2020 yılı 2. çeyreğinde, önceki çeyreğe göre yıllıklandırılmış olarak %31,4 daralmasının ardından 3. çeyrekte %33,1 büyüme kaydetti. ABD, GSYH büyüme verilerini çeyrek bazda yıllıklandırılmış olarak yayınlıyor. Kafa karışıklığını önlemek adına ABD ekonomisinin ilk çeyrekte önceki çeyreğe göre %1,3 daraldığını, 2. çeyrekte önceki çeyreğe göre %9,0 daraldığını, 3. çeyrekte ise önceki çeyreğe göre %7,4 büyüdüğünü dikkatinize sunayım. ABD ekonomisi son çeyreğe ise olumlu başladı. IHS Markit PMI verilerine göre Ekim ayında hem hizmet hem de imalat sektörü üçüncü çeyrekteki büyüme eğilimini sürdürdüğünü gösterdi. Covid vaka sayılarının hızlanarak devam ettiği ABD’de 3 Kasım’daki seçimleri sonuçlarının ardından covid kaynaklı tedbirler ve teşvik paketleri ekonominin seyrine yön verecek. Böyle bir süreçte 5 Kasım tarihli toplantıda her ne kadar faizde değişiklik beklenmese de riskler ve beklentiler konusunda Fed’den gelecek mesajlar önemli olacak. Fed’in politika faiz hedef aralığı %0,0-0,25 seviyesinde bulunuyor. 16 Eylül tarihli toplantı kararında Fed söz konusu politika faizinin maksimum istihdam ve %2’lik enflasyon hedeflerine ulaşılana kadar mevcut seviyesinde tutulacağı, hanehalkı ve şirketlerin kredi ihtiyaçlarını desteklemek amacıyla önümüzdeki aylarda satın alınacak devlet tahvil ve ipoteğe dayalı menkul kıymetlerin (MBS) miktarında artışa gidileceği ifade edilmişti.

İNGİLTERE MERKEZ BANKASI (BOE) FAİZ KARARI

Dünyanın altıncı büyük ekonomisi olan İngiltere’de Merkez Bankası (BoE) ekonomide hızlanma işaretlerine rağmen pandemi ve Brexit risklerine istinaden 17 Eylül tarihli para politikası toplantısında %0,1 seviyesindeki politika faizini korumuş, ek teşvik paketleri ve negatif faiz konusunda kapıyı aralamıştı. İngiltere ekonomisi 2020 yılı ilk çeyreğinde önceki çeyreğe göre %2,5, ikinci çeyreğinde ise önceki çeyreğe göre %19,8 daralma kaydetmişti. 20 Ekim’de BoE Para Politikası Kurulu Harici Üyesi olan Gertjan Vlieghe, İngiltere ekonomisini değerlendirdiği konuşmasında pandemi krizine yönelik olarak maliye politikasının para politikasına kıyasla ekonomiye daha fazla katkıda bulunduğunu, son aylarda ekonomide kaydedilen hızlanmaya rağmen artan covid tehlikesine bağlı olarak ekonomiyi rayda tutmak adına ek teşviklere ve negatif faize vurgu yaptı. Vlieghe, negatif faiz uygulayan ülkelerde talep ve enflasyonda canlanmaya ilişkin olarak bir dizi kanıt topladıklarına dikkat çekiyor. 5 Kasım tarihli toplantıda negatif faiz olmasa bile toplam 745 milyar pound hedefli devlet tahvilleri ve yatırım yapılabilir notuna sahip finans dışı şirket tahvilleri satın alımı miktarında artırım görme ihtimali yüksek. Zira Vlieghe konuşmasında negatif faiz için üç koşulun sağlanması gerektiğini savunuyor: Uygulanabilirlik, etkililik ve uygunluk.

6 Kasım 2020, Cuma

EKİM AYI NAKİT BÜTÇE VERİLERİ

Eylül ayında Hazine nakit bütçesi 30,8 milyar TL açık vermiş böylece 2019 yılında toplam 130,5 milyar TL açık veren nakit dengesi 2020 yılı ilk dokuz ayında toplam 140,7 milyar TL açık vermiş oldu.

ABD İŞGÜCÜ VERİLERİ

ABD’de işsizlik oranı Eylül ayında %7,9’a gerilerken (Nisan ayında %14,7 seviyesine yükselmişti), ortalama saatlik kazançlar yıllık %4,65 oldu.

Dr. Fulya Gürbüz

Nakit bütçe verilerinde artan faiz baskısı sinyalleri

Merkezi yönetim bütçe verileri için ön gösterge olan Hazine nakit dengesi Temmuz ayında 30,8 milyar TL açık verdi. Şubat ayından itibaren aralıksız açık veren nakit dengesi en son Haziran ayında 26,8 milyar TL açık vermişti. Nakit bütçe gelirleri Temmuz ayında aylık %42 artışla 87,0 milyar TL’ye yükselirken, 118,2 milyar TL’ye yükselen bütçe giderlerindeki artış %32 oldu.

2020 yılı başından bu yana nakit bütçe açığı toplamı 140 milyar TL’ye ulaştı ki 2019 yılının tümünde kaydedilen açık 131 milyar TL idi. 2018 yılında nakit bütçe açığı 70 milyar TL seviyesindeydi.

Kaynak: Turkey Data Monitor, Hazine ve Maliye Bakanlığı

Nakit dengesi verilerinin bir diğer önemi de bütçenin finansman kaynakları hakkında bilgi vermesi. Temmuz ayında 30,8 milyar TL’lik nakit bütçe açığının 48,9 milyar TL’si net borçlanmayla, 1,2 milyar TL’si Kasa/Banka kaleminde ortaya çıkan kur farkından kaynaklanırken, aradaki fark olan 18,2 milyar TL’lik fazlalık Hazine’nin Merkez Bankası’nda bulunan mevduat hesabına aktarıldı.

Nakit bütçe açığının finansmanında ana kalemi borçlanma bacağı oluşturuyor. Hazine’nin Temmuz ayındaki borçlanma stratejisine bakalım:

. Mart 2020’den beri yurt dışından borçlanmaya gitmeyerek net dış borç ödeyicisi konumunda olan Hazine, Temmuz ayında da dış borçlanmaya gitmedi, 379 milyon TL tutarında vadesi gelen dış borç ödemesini gerçekleştirdi. Elbette dış borç itfalarının düşük olmasının bunda etkisi var. Hazine’nin ilk yüklü dış borç ödemesi 4,6 milyar dolar olarak Mart 2021’de gerçekleştirilecek. Haziran 2021’de ise dış borç ödemesi 1,3 milyar dolar olacak.

. Temmuz ayında 14,9 milyar TL iç borç ödemesi yapan Hazine, 64,2 milyar TL iç borçlanma gerçekleştirdi. Böylece yurt içinden net borçlanma tutarı 49,3 milyar TL oldu.

Kaynak: Turkey Data Monitor, Hazine ve Maliye Bakanlığı

Anlaşıldığı üzere pandemi kaynaklı olarak gelirlerin azaldığı, giderlerin hızla arttığı, Türk lirasının değer kaybettiği mevcut dönemde Hazine yurt içi borçlanmaya ağırlık verdi. TL’nin yabancı para birimleri karşısında değerinin düşmemesi amacıyla TCMB döviz rezervlerinin eridiği bir ortamda, Hazine’nin kur riskini azaltmak adına iç borca yönelmesi elbette makul bir çözüm.

Peki, Türk lirası değer kaybetmesin diye Merkez Bankasının döviz rezervlerini eritmesinin maliyeti ne oldu?

İç talebi artırmak adına ağırlıklı olarak kamu bankaları aracılığıyla düşük faizle kredi musluklarının açılması, öte yandan da mevduat ve tahvil getirilerinin enflasyonun altında kalması (Merkez Bankasının bankalara politika faizinin altında borç vererek mevduat faizlerinin enflasyonun aşağısında kalmasına sebep olması -ki buna negatif reel faiz deniyor) ve son olarak da bankacılık sisteminin aktif kalitesini zedeleyici uygulamalar pandemide ikinci dalga endişeleriyle birleşince 2-yıllık devlet tahvilinin bileşik faizi Temmuz ayı başındaki %9,1 seviyesinden 11 Ağustos itibariyle %14 seviyesinin üzerine çıktı. Dolar/TL kuru ise Temmuz sonuna göre %6, Euro/TL kuru ise %5’in üzerinde yükseldi (yani TL, Dolar ve Euro karşısında değer kaybetti). Bu gelişmeler beraberinde ülke risk primini gösteren 10 yıl vadeli CDS primlerinin 600 seviyesinin üzerine çıkmasına sebep oldu.

Merkez Bankası bu gelişmelere,

. 7 Ağustos tarihli duyurusunda bankaların likidite imkanlarını azaltarak,

. gecelik fonlama maliyetini politika faizi olan %8,25 seviyesine yükselterek,

. 11 Ağustos’ta da likidite imkanını sıfırlayarak karşılık verdi.

BDDK ise 6 Ağustos tarihli duyurusunda belirli şartları sağlamaları halinde uluslararası kalkınma bankalarının TL’ye erişim sınırlamalarından muaf tutulduklarını duyurdu.

Merkez Bankası gelecek hafta 20 Ağustos tarihinde olağan para politikası toplantısını gerçekleştirecek. Merkez Bankasının 1 hafta vadeli borç verme faizi olan politika faizi %8,25 seviyesinde bulunuyor. Mayıs ayı toplantısında politika faizini %0,50 puan indirerek %8,25’e düşüren Merkez Bankası Haziran ve Temmuz ayları toplantılarında faiz değişikliğine gitmedi. Gelecek haftaki toplantıdan faiz artırım kararının gelmesi şimdilik belirsiz.

TCMB gelecek hafta faiz artırmazsa bile, bütçe açığının artmaya devam ettiği mevcut ortamda, güven tazeleyici adımların gelmesi gerekiyor. Aksi takdirde, Eylül ayında olmasa bile, artan iç borcunu tahvil ihraç ederek çevirmeye çalışan Hazine’nin itfalarının Eylül ayına göre 2 kat artacağı Ekim ayında tahvil faizleri üzerindeki baskı artabilir. Bu da TCMB’yi sert bir şekilde faiz yükseltmek zorunda bırakabilir. TCMB’nin sert faiz artışlarına, politika faizini Ocak 2014’te %4,5’ten %10,0’a, Haziran 2018’de %8,0’den %16,5’e, Eylül 2018’de %17,75’ten %24,0’e yükselttiğinde tanık olmuştuk.

Kaynak: Turkey Data Monitor

Dr. Fulya Gürbüz

Haftanın ekonomi gündemi: Enflasyon, PMI, nakit bütçe

4 Mayıs 2020, Pazartesi

Nisan ayı enflasyon verileri açıklanacak. Mart ayında TÜFE aylık %0,57, yıllık %11,86; yurtiçi ÜFE aylık %0,87, yıllık %8,50 artış kaydetti. Foreks Anketi’ne göre Nisan ayında TÜFE’de aylık medyan tahmini %0,65, yıllık medyan tahmini %10,74. Bloomberg HT anketine göre TÜFE’de aylık %0,6, yıllık %10,7 artış bekleniyor. Nisan ayı reel kesim güven endeksi verilerinde son üç ayda birim maliyetlerinde zayıflama, gelecek üç ayda satış fiyatı beklentilerinde artış öne çıktı.

Nisan ayı İSO ve IHS Markit imalat sektörü PMI verileri açıklanacak. Mart ayında endeks 48,1 seviyesi olan daralma bölgesine gerilemişti. Nisan ayı imalat sektörü SAMEKS endeksi sert şekilde düşerek 28,3 seviyesine geriledi. Her iki endekste 50 seviyesinin altındaki değerler sektörde daralmaya işaret ediyor. İSO vr IHS Markit verilerinde de düşüşün devam edeceğini göreceğiz. IHS Markit’in cuma açıkladığı ABD, İngiltere, İrlanda, Japonya, Kanada imalat sektörü PMI verileri daralma bölgesinde tarihi düşük seviyelerine geriledi.

6 Mayıs 2020, Çarşamba

ISH Markit Mayıs ayı küresel hizmet sektörü PMI verilerini yayınlayacak.

8 Mayıs 2020, Cuma

Nisan ayı nakit bazlı bütçe verileri açıklanacak. Mart ayında 40,5 milyar TL bütçe açığı kaydedilmişti.

ABD’de Nisan ayı işsizlik verileri açıklanacak. Mart ayında işsizlik %4,4 seviyesine yükselmişti. Geçen hafta para politikası toplantısının ardından Fed basın bülteninde, koronavirüs salgını sebebiyle ekonomik görünümdeki büyük ölçekteki bozulmaya vurgu yapılmıştı.

Dr. Fulya Gürbüz

Haftanın ekonomi gündemi: Nakit bütçe, OPEC toplantısı, işsizlik, dış ticaret

7 Nisan 2020, Salı

Mart ayı nakit bazlı bütçe verileri açıklanacak. Şubat ayında 9 milyar TL nakit bütçe açığı verilmişti.

9 Nisan 2020, Perşembe

OPEC+ ülkelerinin toplanması bekleniyor.

10 Nisan 2020, Cuma

Ocak ayı işgücü verileri açıklanacak. Aralık 2019’da işsizlik oranı %13,71’e, tarım dışı işsizlik oranı %15,78’e, genç işsizlik oranı %24,95’e yükselmişti. Öncü göstergeler (PMI verileri ve reel kesim güven endeksi) Ocak, Şubat ve Mart aylarında özellikle imalat sektöründe istihdam artışına işaret ediyor. Koronavirüs salgınının işsizlik verileri üzerindeki olumsuz etkisini Mart ayı verilerinde göreceğiz.

Şubat ayı dış ticaret endeksleri açıklanacak. Aralık ve Ocak aylarında ihracat miktar endeksi ardı ardına düşerken, Eylül-Aralık 2019 döneminde aralıksız yükselişini sürdüren ithalat miktar endeksi Ocak ayında yönünü düşüşe çevirmişti. Şubat ayında ithalat miktar endeksinde sert bir düşüş, ihracat miktar endeksinde sınırlı bir değişim bekliyoruz.

Dr. Fulya Gürbüz