İmalat sektörü ve maliyetleri büyürken Merkez Bankası sadece muslukları kapatmamalı

Küresel imalat sektörleri Ekim ayında ortalamada büyümeyi sürdürdü

JP Morgan PMI verilerine göre küresel imalat sektörü son dört aydır yükselişini sürdürerek Ekim ayında 53,0 seviyesine yükseldi. Endeks Eylül ayında 52,4 değerini almıştı. Endeksin 50 üzeri aldığı değerler sektörde büyümeye işaret ediyor. Aşağıdaki grafik 2011 yılından bu yana JP Morgan İmalat Sektörü PMI endeksinin seyrini gösteriyor. Grafikte, Covid-19 kaynaklı küresel bazda kapatmaların yaşandığı Nisan ayında imalat sektöründeki sert düşüşü, ardından da gevşetilmelerin başladığı Mayıs ayı ile birlikte toparlanmanın devam ettiğini gösteriyor.

Kaynak: JP Morgan, IHS Markit

IHS Markit PMI Ekim ayı verilerine göre pandemide yeni dalgaların kısıtlamalara sebep olduğu başta Avrupa olmak üzere Avustralya, Endonezya, Filipinler, Hong Kong, İrlanda, Malezya, Meksika ve Myanmar’da üretim gerilerken kısıtlamaların gevşetildiği ülkelerde imalat sektörü büyümeye devam ediyor. Şaşırtıcı değil, kısıtlamaların devam etmesi küresel bazda talep zincirinde kırılmalara ve fiyat artışlarına sebep oluyor.

Öte yandan kısıtlamaların etkisiyle pandemiyle savaşında bir anlamda zafer ilan eden Çin’de artan iç talep etkisiyle imalat sektörü büyümesini sürdürüyor. Çin imalat sektörü PMI endeksi Ekim ayında önceki aya göre 0,6 puan artışla 53,6 seviyesine yükseldi. Çin’de pandeminin ilk patlak verdiği dönemde üretim kesintileri tüm dünyayı etkisi altına almıştı; Ekim ayına geldiğimizde özellikle Avrupa ve ABD kaynaklı üretim daralmalarının Çin ekonomisinin performansını aşağı çektiğini söylemek yanlış olmaz. ABD imalat sektörü PMI raporunda da özellikle Avrupa kaynaklı talep daralmasının ABD ihracatını olumsuz etkilediği belirtiliyor.

Çin’deki üretim artışının özellikle Almanya’nın Çin’e ihracatını artırdığını, bunun bir sonucu olarak Almanya imalat sektörü PMI endeksinin Eylül ayındaki 56,4 seviyesinden Ekim ayında 58,2 seviyesine yükseldiğini eklemekte fayda var.

Almanya imalat sektöründeki hızlanma Türkiye’yi de olumlu etkiledi

Elbette en büyük ticaret ortağımız olan Almanya imalat sektöründeki hızlanma Türkiye imalat sektörünü de olumlu etkilemeye devam ediyor. ISO ve IHS Markit iş birliğiyle hazırlanan Türkiye imalat sektörü PMI endeksi Ekim ayında önceki aya göre 1,1 puan artışla Ekim ayında 53,9 seviyesine yükseldi; üretimde, yurt içi ve yurt dışı yeni siparişler ile istihdamda artış kaydedildi. IHS Markit-İSO verilerine göre “Giyim ve gıda ürünleri gibi daha çok tüketiciye yönelik çalışan sektörlerdeki firmalar, Ekim’de de yeni sipariş almakta zorlanmaya devam etti. Buna karşılık, ana metal sanayi ve kimyasal, plastik ve kauçuk gibi sektörler güçlenmeyi sürdürdü.”. ISO Türkiye PMI raporunda ihracat siparişlerindeki artış sinyalini Ekim ayı Ticaret Bakanlığı verileri de doğruladı: Türkiye’nin ihracatı Ekim ayında önceki aya göre %5,6 artışla 17,3 milyar dolara, ithalatı ise %8,5 artışla 19,7 milyar dolar seviyesine yükseldi.

Öte yandan, Türkiye PMI raporunda da dikkat çekildiği üzere, özellikle yurt dışından temin edilen girdilerde tedarik zincirindeki sorunlar sebebiyle Ekim ayında gecikmeler yaşandı. Firmaların satın alımları Ekim ayında hızlansa da söz konusu girdiler üretim süreçlerinde kullanılmak zorunda kalındı. Dolayısıyla hem kurdaki artış hem de küresel tedarik zincirindeki sorunlar önümüzdeki aylarda da Türkiye’nin üretim maliyetleri üzerinde baskı oluşturmaya devam edecek.

Enflasyon TL’de değer kaybına, TL’deki değer kaybı enflasyonda artışa sebep oluyor

TÜİK verilerine göre yurt içi üretici fiyat enflasyonu (Yİ-ÜFE) Ekim ayında önceki aya göre %3,55, önceki yılın aynı ayına göre %18,2 artış kaydetmişti.

Merkez Bankasının rezervlerini azaltmak pahasına TL sıkışıklığı yaratarak TL’de değer kaybını düşük tutmaya çalışmasının ardından Hükumetin 29 Eylül 2020’de duyurduğu 2021-2023 Yeni Ekonomi Programında yüksek kur işareti verilmesiyle birlikte TL’deki değer kaybı durmuyor. TL değer kaybettikçe enflasyon yükselmeye, enflasyon yükseldikçe TL’de değer kaybı sürüyor.

TL ve enflasyondaki gelişmelere karşılık Merkez Bankası ne yapıyor?

Merkez Bankası 6 Ağustos’ta iktisadi toparlanmanın güç kazandığına işaret ederek bankalara likidite imkanını kademeli olarak azaltarak sıfırlamış, repo ihale miktarlarını düşürmüş ve vadelerini uzatmış, bankaların Türk lirası ve yabancı para zorunlu karşılık oranları artırılmış, 2 Kasım’daki duyurusuyla Bankalararası Para Piyasası’nda bankaların borç alabilme limitleri sıfırlanmıştı. Merkez Bankası 19 Kasım’da olağan para politikası toplantısını gerçekleştirecek. 22 Ekim tarihli toplantısında Banka, politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını artan enflasyonist baskılara rağmen %10,25 düzeyinde sabit tutmuş, buna karşın Geç Likidite Penceresi işlemlerinde uygulanan gecelik borç verme faiz oranını %14,75 seviyesine yükseltmişti. Merkez Bankasının faiz kararını duyurmasıyla birlikte Türk lirası üzerindeki baskı artmaya başladı. Paralelinde, 22 Ekim toplantısı öncesinde %12,52 olan Merkez Bankasının bankaları ortalama fonlama maliyeti 4 Kasım itibariyle %13,99 seviyesine yükseldi. Aşağıdaki grafikte mavi taralı alan sol eksendeki Merkez Bankasının bankaları fonlama miktarını, siyah çizgi ise sağ eksendeki ortalama fonlama maliyetini gösteriyor.

Kaynak: Merkez Bankası

Merkez Bankasının açık piyasa işlemleriyle hem vade hem de miktarsal kısıtlamaların Türk lirasındaki kaybı geri döndüremediğini, bankaların finansmana ulaşımı kısıtlandıkça Türk lirasındaki değer kaybının da sürdüğünü görüyoruz. Başka bir deyişle Merkez Bankasının geç likidite penceresi hamlesinin Türk lirasına güven artışını sağlamaya yetmedi.

Parasal sıkılaştırma kredi maliyetlerini yukarı çekiyor

Sadece girdi maliyetleri değil kredi maliyetleri de artıyor. 23 Ekim itibariyle tüketici kredi faizleri ortalama %18,6, ticari kredi faizleri ortalama %15,8 seviyesindeyken, bankaların TL mevduat maliyeti ortalama %12,4 seviyesinde bulunuyor.

Enflasyon baskısı Merkez Bankası enflasyon tahminlerini yükseltti

28 Ekim’de yayınlanan 4. çeyrek Enflasyon Raporunda Merkez Bankası 2020 yıl sonu enflasyon tahminini ortalamada %12,1 seviyesine yükseltirken 2021 yıl sonu enflasyon tahmini ortalamada %9,4 oldu. Türk lirasında yaşanan değer kaybı ve tedarik zincirindeki bozulmalar girdi maliyetlerini artırırken çıktı fiyatları artışındaki hızlanma hem üretici hem de tüketici fiyatlarını yukarıya çekmeye devam edecek.

Merkez Bankası 19 Kasım toplantısında nasıl bir politika izlemeli?

Mevcut şartlar, 19 Kasım toplantısında Merkez Bankasının para politikasını sadeleştirmek ve dolayısıyla güven artırmak adına 1 hafta vadeli borç verme faizi olan politika faizini %10,25 seviyesinden Merkez Bankası ortalama fonlama maliyeti olan %14 seviyesine yaklaştırması gerekiyor.

Dr. Fulya Gürbüz

TCMB politika faizini yüzde 9,75’e düşürdü, bankalara likidite kolaylığı için önlemler geldi

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) “Koronavirüsün Olası Ekonomik ve Finansal Etkilerine Karşı Alınan Tedbirlere İlişkin Basın Duyurusu” yayınladı.

TCMB, haftalık borç verme faiz oranı olan politika faizini %10,75’ten %9,75 seviyesine indirdi.

İhtiyaç duyulan günlerde piyasaya 91 gün vadeye kadar repo ihaleleriyle likidite sağlanacak.

Piyasa yapıcı bankalara Açık Piyasa İşlemleri çerçevesinde tanınan likidite imkânına ilişkin limitler artırıldı.

Halihazırda 1, 3 ve 6 ay vadeli olarak geleneksel yöntemle gerçekleştirilen ABD doları karşılığı swap ihalelerine ek olarak ihaleler euro ve altın karşılığı da düzenlenebilecek.

Reel kredi büyüme koşullarını sağlayan bankalar için yabancı para zorunlu karşılık oranları tüm yükümlülük türlerinde ve tüm vade dilimlerinde 500 baz puan indirilecek. TCMB, bu uygulama sonucunda reel kredi büyüme koşullarını sağlayan bankalara yaklaşık 5,1 milyar ABD doları karşılığı döviz ve altın cinsi likidite sağlanacağını tahmin ediyor.

Reel sektöre kredi akışının kesintisiz devamını teminen bankalara hedefli ilave likidite imkânları tanınıyor. Bankaların yeni likidite imkânlarından alabilecekleri azami fon tutarı reel sektöre sağladıkları ve sağlayacakları kredi tutarları ile ilişkilendirilecek. Söz konusu imkânların toplam tutarının, sistemin fonlama ihtiyacının yüzde 25’i ile sınırlı kalacağı öngörülüyor. Bu kapsamda;

  • Bir hafta vadeli repo ihalesine ek olarak ihtiyaç duyulması halinde 91 gün vadeye kadar repo ihaleleri yoluyla Türk lirası likidite sağlanacak. Uygulanacak faiz oranı politika faiz oranı olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının (şu anda %9,75) 150 baz puan altında olacak. Bu da mevcut durumda %8,25 faiz oranına denk geliyor.
  • Miktar ihalesi yöntemiyle 1 yıl vadeli döviz karşılığı Türk lirası swap ihaleleri düzenlenecek. Burada uygulanacak faiz oranı politika faiz oranı olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının (şu anda %9,75) 100 baz puan altında yani %8,75 faiz oranı üzerinden ABD doları, euro veya altın karşılığı Türk lirası likidite sağlanacak .

Küresel ekonomik belirsizlikler ile uluslararası ticarette yaşanan güçlüklerin reel sektör firmaları üzerindeki olası etkilerinin hafifletilmesi amacıyla ihracat ve döviz kazandırıcı hizmetler reeskont kredilerine yönelik aşağıdaki önlemler alınmıştır:

  • 18 Mart 2020 tarihinden 30 Haziran 2020 tarihine kadar vadesi gelecek reeskont kredisi geri ödemelerine 90 güne kadar vade uzatım imkânı tanınmıştır. Firmalar kredi kullanımına aracılık eden bankalara başvurarak, herhangi bir geri ödemede bulunmaksızın mevcut senetlerini 90 güne kadar daha uzun vadede bir senet ile değiştirerek bu imkândan yararlanabileceklerdir. Bu suretle toplam 7,6 milyar ABD doları karşılığı kadar reeskont kredisi geri ödemesi ertelenebilecek.
  • Hâlihazırda kredi taahhüdü açık olan reeskont kredileri ile 18 Mart 2020 tarihinden 30 Haziran 2020 tarihine kadar kullanılacak reeskont kredilerine 12 ay ek taahhüt kapama süresi verilmiş, böylece bu kredilerin taahhüt kapatma süresi 24 aydan 36 aya çıkartılmıştır.
  • Mevcut reeskont kredisi azami vadeleri, 20 Mart 2020 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, kısa vadeli kullanımlar için 120 günden 240 güne, daha uzun vadeli kullanımlar için ise 720 güne çıkartılmıştır.