Ocak-Şubat döneminde ÖTV ve dış ticaret, bütçeyi destekledi

Kaynak: TDM

Şubat ayında Nakit Bütçe Dengesi 3,5 milyar TL açık vermişken Merkezi Yönetim Bütçe Dengesi 23,2 milyar TL fazla verdi…

Şubat ayında merkezi yönetim bütçesi 23,2 milyar TL fazla verdi. Mart ayının ilk haftasında açıklanan Hazine nakit bütçesi Şubat ayında 3,5 milyar TL açık vermişti. Merkezi yönetim bütçesindeki gelirlerin nakit bütçesi gelirlerine kıyasla 21,2 milyar TL fazla olması, giderlerin ise 5,4 milyar TL daha az olması her iki bütçe dengesi arasındaki 26,6 milyar TL’lik farkı açıklıyor. “Giderler” tarafında “Faiz Hariç Giderler” ve “Faiz Ödemeleri” olarak her iki bütçedeki farklılıkları görebiliyoruz. Buna göre, faiz hariç giderler merkezi yönetim bütçesinde 6,8 milyar daha az iken, faiz ödemeleri 1,4 milyar TL daha fazladır.

Gelelim merkezi yönetim bütçesindeki gelişmelere. Bütçe detaylarını aylık bazda değil, Ocak-Şubat dönemi olarak birlikte değerlendireceğim.

2021 yılı Ocak-Şubat döneminde merkezi yönetim bütçe gelirlerini ÖTV ve dış ticaret destekledi…

Merkezi Yönetim Bütçesinde öncelikle “Gelirler” tarafına odaklanalım. 2021 yılı Ocak-Şubat döneminde merkezi yönetim gelirleri bir önceki yılın aynı dönemine göre %0,4 artmıştır. Alt detaya baktığımızda, “Vergi Gelirleri” aynı dönemde %28 artmış, “Hazine Portföyü ve İştirak Gelirleri” %98 düşmüştür.

“Vergi Gelirlerindeki” artışın ana kaynakları “Özel Tüketim Vergisinin (ÖTV)” aynı dönemde %22, “İthalde Alınan Katma Değer Vergisinin” %48 artmış olmasıdır. İştirak gelirlerindeki azalışın ana sebebi ise Ocak 2020’de Merkez Bankası kârından Hazine’ye 40,5 milyar TL aktarılmışken, 2021 yılı Ocak ayında Merkez Bankasından herhangi bir aktarım yapılmamasıdır.

Dolayısıyla ÖTV artışları ve dış ticaretin rayında gitmesi, 2021 yılı Ocak-Şubat döneminde bütçe gelirlerini desteklemiştir.

2021 yılı Ocak-Şubat döneminde faiz dışı giderler yıllık bazda %5, faiz giderleri %29 arttı…

Merkezi yönetim bütçe giderleri 2021 yılı Ocak-Şubat döneminde önceki yılın aynı dönemine göre %8 artış kaydetmiştir. “Faiz Hariç Bütçe Giderleri” aynı dönemde yıllık %5 artarken “Faiz Giderlerindeki” artış yıllık %29 olmuştur.

“Faiz Hariç Bütçe Giderleri” kapsamında “Personel Giderleri” aynı dönemde %16, “Cari Transferler” %18 büyüme göstermiştir. “Cari Transferler” altında “Hazine Yardımları” kapsamında “Sağlık, Emeklilik ve Sosyal Yardım Giderleri” aynı dönemde %29 artmıştır.

Gayrimenkulle ilgili giderleri kapsayan ve 2020 yılı genelinde “Faiz Hariç Bütçe Giderlerinin” %9’unu oluşturan “Sermaye Giderlerinde” 2021 yılı Ocak-Şubat döneminde kaydedilen yıllık %68’lik azalış, bütçe disiplininin uygulandığı en önemli kalem olarak karşımıza çıktığını belirtmek isterim.

Covid-19 aşılamalarında hızlanma olmazsa ÖTV ve faiz ödemeleri üzerindeki baskı sürecek…

Bütçe detayları 2021 yılının Ocak-Şubat döneminde ÖTV ve dış ticaret destekli gelir artışı sağlandığı, ancak giderler tarafında manevra alanının sınırlı olduğunu ortaya koyuyor.

Hazinenin iç borçlanmaya ağırlık vermesi, TL’deki olası değer kayıplarına karşı kısmen sigorta görevi görecektir ancak TL cinsi tahvil faiz oranlarındaki artış “Faiz Ödemelerini” de yukarı çekecektir.

Dahası, Covid-19 aşılamalarında hızlanma olmaması halinde hizmet sektörünün ekonomik aktiviteye katkısı sınırlı kalacaktır.

Söz konusu etkenler ÖTV ve tahvil faizleri üzerindeki baskıların devam etmesine sebep olacaktır.

Kısacası olası riskler, güven artırıcı sinyaller gelmediği sürece, Türk lirası ve enflasyon üzerinde iyimser bir görünüm ortaya koymamaktadır.  

Dr. Fulya Gürbüz

Sürpriz yok: GSYH 3. çeyrekte önceki çeyreğe göre yüzde 15,6 büyüdü

Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) 2020 yılı üçüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %6,7 büyüme kaydetti. Kovid-19 kaynaklı kısıtlamaların etkili olduğu 2020 yılı ikinci çeyreğinde GSYH, bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %9,9, bir önceki çeyreğe göre %11,0 azalma kaydetmişti.

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırıldığında GSYH 2020 yılı üçüncü çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre %15,6 arttı. Veri öncesinde yapılan tahminlerde, Bilgi Üniversitesi CEFİS çeyrekten çeyreğe artışı %15,85 olarak tahmin etmişti.

Takvim etkisinden arındırılmış GSYH ise 2020 yılı üçüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %6,5 arttı.

Aşağıdaki grafikte GSYH üretim modeline göre, turuncu çubuklar mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış alt üretim kategorilerinin 2020 yılı üçüncü çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre değişimlerini, mavi çubuklar ise takvim etkisinden arındırılmış alt üretim kategorilerinin bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzdesel değişimlerini göstermektedir.

Kaynak: TÜİK

Yukarıdaki grafikte üretim modeline göre büyümeye en büyük katkının bir önceki çeyreğe göre %31,1 büyüyen sanayi sektörü ve %33,4 büyüyen hizmet sektöründen geldiğini görüyoruz. Sübvansiyonlar düşülmüş olarak ürünler üzerindeki vergiler ise bir önceki çeyreğe göre %8,7 artış sağladı. Vergi ertelemelerinin üçüncü çeyreğe ötelenmesinin söz konusu gelir artışında etkisi olduğunu hatırlatalım.

Aşağıdaki grafik ise üretime destek veren tüketim tarafındaki değişimleri gösteriyor. Yine turuncu çubuklar tüketim tarafında mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış olarak bir önceki çeyreğe göre değişimi, mavi çubuklar ise takvim etkisinden arındırılmış olarak bir önceki yılın aynı çeyreğine göre değişimi gösteriyor.

Kaynak: TÜİK

Yukarıdaki grafikten, mal ve hizmet ihracatının üçüncü çeyrekte bir önceki çeyreğe göre %30,1 artışının üretim tarafında hem sanayi hem de hizmet sektörünü desteklediğini anlıyoruz. Mal ve hizmet ihracatını ise çeyreklik bazda %27,6 yükselen mal ve hizmet ithalatının desteklediğini görüyoruz. Zira Türkiye’nin sanayi üretiminin ağırlıklı olarak ara mal ithalatına doğrudan bağımlı olduğunu hepimiz biliyoruz. Gayrisafi sabit sermaye oluşumundaki çeyreksel bazda %20,8’lik artış ise hem talebi karşılamak hem de stokları artırmak amacıyla yatırım harcamalarının da arttığını gösteriyor.

Ekim-Kasım-Aralık dönemini kapsayan 2020 yılı son çeyreğine ilişkin öncü göstergeler (ihracat, reel kesim güven endeksi, kapasite kullanımı, imalat sanayi PMI) Ekim-Kasım döneminde sanayi sektörünü dolayısıyla da GSYH büyümesini desteklediğine (Kasım ayında söz konusu destek kısmen vites düşürdü), kısıtlamaların tekrar gündeme gelmesiyle hizmet sektörünün (sektörel güven endeksleri, SAMEKS, turizm) GSYH büyümesini önceki çeyreğe göre aşağı çektiğine işaret ediyor.

Dr. Fulya Gürbüz

Haftanın makro-ekonomi veri gündemi: Nakit dengesi, işgücü, dış ticaret endeksleri, cari işlemler açığı, sanayi üretimi, ciro endeksleri, perakende ticaret ve beklenti anketi

10 Ağustos 2020, Pazartesi

Temmuz ayı nakit bütçe verileri açıklanacak. Haziran ayında nakit bütçe 26,8 milyar TL açık vermişti. Nakit dengesi 2019 yılında 130,5 milyar TL, 2018 yılında 70,4 milyar TL, 2017 yılında 60,5 milyar TL açık vermişti. 2020 yılının Ocak ayında 22,8 milyar TL fazla veren nakit bütçe Şubat-Haziran döneminde ise toplam nakit açığı 132 milyar TL oldu, yani 2019 yılı toplam açık miktarından daha fazla. Nedeni elbette KOVİD-19 kaynaklı olarak vergi ertelemeleri, üretim ve tüketimdeki düşüş ile turizm sektöründeki kayıpların vergi gelirlerini 2019 yılının aşağısına çekmesi, ek olarak da giderlerin 2019 yılı ortalamasının üzerine çıkması. Basitçe anlatırsak giderlerin hızlanması, gelirlerin de azalması nakit bütçe açığının artmasına sebep oldu. Nakit bütçe verilerinde nakit dengesi dışında nakit dengesinin finansmanının nasıl sağlandığını da görebiliyoruz. Nakit Bütçe Finansman Kalemlerini dış ve iç borçlanma, özelleştirme gelirleri, TMSF’den aktarımlar, borç geri dönüşleri ve Merkez Bankası mevduat hesabındaki değişimler oluşturuyor. Özelleştirme gelirlerinin yokluğunda, takip edilmesi gereken önemli kalemler Hazine’nin net borçlanması ve TCMB mevduat hesabındaki değişim. Hazine, 2020 yılı Mart-Haziran döneminde dış borçta net ödeyici konumundayken iç borçlanmayı hızlandırdı. Öte yandan Hazine, 2020 yılında Merkez Bankasında tuttuğu TL mevduatından Haziran ayında 26,3 milyar TL, Mart ayında ise 19,4 milyar TL kullanım yaptı.   

Nisan-Mayıs-Haziran dönemini kapsayan 2020 yılı Mayıs dönemi işgücü verileri açıklanacak. Nisan döneminde işsizlik oranı önceki ayda kaydedilen %13,19 seviyesinden %12,84 seviyesine geriledi. İşsizlik oranındaki gerilemenin sebebi, işgücü ve istihdamdaki azalış oldu. Bunda da iş aramaktan ümidini kesenlerin sayısındaki artışın etkisi olduğu kaydedilmişti. Eylül 2019-Nisan 2020 döneminde istihdam aralıksız geriliyor. Nisan-Mayıs döneminde mal ihracatındaki düşüşe rağmen sanayi istihdamındaki bozulma hizmet ve inşaat sektörlerine göre daha az oldu. Haziran-Temmuz döneminde mal ihracatının iyileşmesi sanayi sektörü istihdamında aşağı yönü sınırlarken özellikle turizm sektörünün daralmasını dikkate aldığımızda hizmet sektörü istihdamında iyileşme işareti almıyoruz. Dolayısıyla işsizlik oranında Şubat-Nisan dönemindeki düşüş, ekonominin iyileşmesinden değil iş arayanların umutlarındaki azalmadan kaynaklanıyor.

13 Ağustos 2020, Perşembe

Haziran ayı dış ticaret endeksleri açıklanacak. Dış ticaret endeksleri, dış ticaret istatistiklerinden farklı olarak sadece mal ihracat ve ithalat verilerini baz almaktadır. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış ihracat ve ithalat endeksleri Mayıs ayında önceki aya göre sırasıyla %20,7 ve %9,2 artış kaydetti. İhracat ve ithalat birim değer endeksleri ise önceki aya göre sırasıyla %3,5 ve %13,1 azaldı.

14 Ağustos 2020, Cuma

Haziran ayı ödemeler dengesi verileri açıklanacak. Mayıs ayında cari işlemler açığı Nisan ayındaki 5,1 milyar dolardan 3,8 milyar dolara gerilemişti. Haziran ayında dış ticaret açığı aylık 0,6 milyar dolar azalışla 2,85 milyar dolara geriledi. Net altın ithalatı ise Mayıs ayına göre 1 milyar dolar arttı. Söz konusu gelişmeler, cari işlemler açığını Haziran ayında Mayıs ayına göre 0,4 milyar dolar artırıcı yönde etkisi olacağına işaret ediyor.

Haziran ayı sanayi üretimi verileri açıklanacak. KOVİD-19 kaynaklı kapatmaların gevşetilmeye başlandığı Mayıs ayında takvim ve mevsimsellikten arındırılmış sanayi üretimi önceki aya göre %17,4 artış kaydetmişti. Haziran ayında takvim ve mevsimsellikten arındırılmış ihracat ve ithalat verileri önceki aya göre sırasıyla %15 ve %9 artış kaydetti. İhracattaki artış otomotiv sektörü öncülüğünde gerçekleşti. Söz konusu gelişmeler, sanayi üretiminde önceki aya göre artışın Haziran ayında da süreceğine işaret ediyor.

Haziran ayı sanayi, inşaat, ticaret ve hizmet sektörleri ciro endeksleri açıklanacak. Nisan ayında KOVİD-19 kaynaklı kapatmaların etkisiyle endeksler önceki aya göre ortalama %24,7 düşüş kaydetmişti. Kapatmaların gevşemesiyle birlikte Mayıs ayında toplam ciro endeksleri aylık bazda %12,5 artış kaydetti.

Haziran ayı perakende ticaret verileri açıklanacak. Mayıs ayında takvim ve mevsimsellikten arındırılmış perakende ticaret endeksi önceki aya göre %3,7 artış kaydetmişti.

Ağustos ayı TCMB Beklenti Anketi sonuçları açıklanacak. Temmuz ayında yıl sonu yıllık TÜFE tahmini %10,22’ye, yıl sonu yıllık toplam cari açık beklentisi 14,6 milyar dolara yükselmiş; yıl sonu yıllık GSYH daralma beklentisi önceki ayki %1,33’ten %1,32’ye gerilemişti.

7 Ağustos 2020 tarihli haftalık TCMB ve BDDK, para ve banka verileri açıklanacak. Temmuz ayında yurtiçi döviz tevdiat hesapları Haziran ayı sonuna göre 7,4 milyar dolar artarken bunun 6 milyar doları bireysel hesap sahiplerine ait. Kamu bankalarının yabancı para (YP) net genel pozisyonu açığı Haziran sonuna göre 4,3 milyar dolar artışla 11,0 milyar dolara yükseldi. TCMB’nin döviz rezervleri ise Temmuz ayında Haziran ayı sonuna göre 4,7 milyar dolar azalışla 46,7 milyar dolara geriledi. 30 Temmuz 2020 verileri aşağıdaki gibidir:

Dr. Fulya Gürbüz

Gelirlerde öteleme bütçe açığını Mart ayında 43,7 milyar TL’ye yükseltti

Merkezi yönetim bütçesi Mart ayında 43,7 milyar TL açık verdi…

Koronavirüs salgını etkisiyle izolasyonun başladığı Mart ayında, vergi gelirleri önceki aya göre %48 azaldı, faiz hariç bütçe giderleri önceki aya göre yatay kaldı, bütçe 43,7 milyar TL açık verdi. Vergi gelirlerindeki azalmada, Mart ayı vergi ödemelerinin Nisan ayına ötelenmesinin etkisi var.

Mart ayında ithalat hacminde düşüş sinyali var…

Merkezi yönetim bütçe verilerine göre ithalattan alınan vergiler önceki aya göre %8,7 azaldı. Hesaplamalarımıza göre Mart ayında ithalatın 16,8 milyar dolara gerilemesini bekliyoruz. TİM verilerine göre ihracat Mart ayında önceki aya göre %8,4 azalışla 13,4 milyar dolar oldu. Böylece Mart ayında 3,4 milyar dolarlık dış ticaret açığı verileceğini tahmin ediyoruz. Şubat ayında 3,0 milyar dolar dış ticaret açığı verilmişti. Mevcut verinin Mart ayında cari işlemler açığı üzerinde önceki aya göre 0,4 milyar dolar gibi artırıcı etkisi olacak. Elbette Nisan sonunda açıklanacak olan dış ticaret verileri, tahminlerimize netlik kazandıracak.

Dr. Fulya Gürbüz

Tüketici güveni azalıyor

TÜİK, Şubat ayı tüketici güven endeksini açıkladı. Endeks 57,3 seviyesine geriledi.

Tüketicinin güveni düşüyor çünkü riskler artmaya başladı. Başlıca sebep Türk lirasında yaşanan değer kaybı:

Türk lirasındaki değer kaybı enflasyon üzerinde baskı yaratınca bütçe giderleri ağır basan hükümet ek vergileri devreye aldı. Bu da özelikle düşük gelirli hane halkının alım gücünü düşürdü, düşürmeye devam ediyor.

Tüketicinin güvenini artırabilecek bir faktör var mı?

Var demek isterdik ama şimdilik yok. Riskler artıyor. Virüs salgınından dolayı can kayıpları yükseliyor. Dahası, koronavirüs salgınının dünya ticaretini daha da aşağı doğru bastırması özellikle ihracatçı şirketlerin gelirlerini baskı altına alıyor. Firmalar Çin’den siparişlerini alamıyor, teslimatlar öteleniyor. Dünya ticaretinde önemli paya sahip olan şirketler ilk çeyrek gelir tahminlerini düşürüyor. Hammadde ihtiyacının karşılanamaması üretim maliyetlerini yukarı çekecektir. Bu da üretimde azalma ve istihdamda düşüş göreceğiz anlamına geliyor. Gıda tedarikinde aksama ve azalma, ise gıda enflasyonu açısından alarm çalmaya başlayabilir.

Bütçe üzerindeki riskler artıyor

Giderlerin artışında hızlanma var…

Hazine ve Ekonomi Bakanlığı, Ocak ayı merkezi yönetim bütçe verilerini yayınladı. Ocak ayında 122,2 milyar TL gelir, 100,7 milyar TL gider kaydedildi; böylece 21,5 milyar TL bütçe fazlası verilmiş oldu. Aralık ayında 30,7 milyar TL bütçe açığı verilmişti. Aşağıdaki grafik merkezi yönetim gelirlerini (mavi çizgi) ve giderlerini (turuncu çizgi) gösteriyor. Gelirlerdeki sert artışın sebebini anlayabilmek için gelirler başlığı altında yer alan Hazine Portföyü ve İştirak Gelirleri kalemi grafikte gri çizgiyle gösterildi.

Giderlerdeki artış, kamu kurumlarından aktarılan meblağlarla telafi ediliyor…

Ocak ayında elde edilen 122,2 milyar TL’lik gelirin 40,7 milyar TL’si Hazine Portföyü ve İştirak Gelirleri kaleminden geldi. Örneğin Merkez Bankası, her yıl elde ettiği karı Hazine’ye devretmektedir. Merkez Bankasının yıllık raporu resmi internet sitesinde yayınlanmadığı için ne kadarlık bir tutarın Hazine’ye aktarıldığını henüz bilemiyoruz.

Yukarıdaki grafikte de görüleceği üzere özellikle Ocak ayında kaydedilen gelirlerdeki sert artış Hazine’ye devrolunan tutardan kaynaklanıyor. Temmuz 2019’da da bütçe dengesini tutturabilmek adına aynı hamle var. Giderlerdeki hızlanmanın sebep olduğu bütçe açığındaki sert artışlar diğer kamu kurumlarından aktarılan gelirlerle telafi edilmeye çalışılıyor.

Faiz giderlerinde hızlanma var, vergi gelirlerindeki düşüş ve faiz dışı giderlerdeki artış yavaşlıyor…

Yukarıdaki grafiği oluşturmak için öncelikle aylık bazda vergi gelirleri ve giderlerin son 12-aylık toplamı alındı, ardından toplam değerler bir önceki yılın aynı ayına ait değerlerine bölünerek değişimleri hesaplandı ve son olarak bu değişimler enflasyondan arındırılarak yıllık reel değişimler elde edildi. Buna göre;

. 2019 yılı Ağustos ayından itibaren iç tüketimde başlayan hareketlenmeyle birlikte 12-aylık toplam vergi gelirlerindeki reel olarak azalma zayıflıyor,

. 12-aylık toplam faiz hariç giderlerdeki reel artış Kasım 2019’dan bu yana yavaşlamaya devam ediyor,

. Faiz giderlerindeki artış reel olarak %20-25 aralığındaki hızını koruyor.

Bütçe dengesi üzerindeki riskler arttıkça TL üzerindeki riskler de artıyor…

Gelirlerle giderler arasındaki farkı gösteren bütçe dengesi Ocak ayında Hazine’ye aktarılan karın etkisiyle rahat bir nefes almış oldu. Aşağıdaki grafik bütçe dengesi ve faiz dışı bütçe dengesinin seyrini gösteriyor.

2019 yılında 80,6 milyar TL açık veren bütçenin 2020 yılında 138,9 milyar TL açık vermesi hedefleniyor. Elbette bütçe açığının artması Hazine’nin 2020 yılında daha fazla borçlanacağı anlamına geliyor.

Bununla beraber bütçe dengesi üzerindeki riskler artıyor. Özellikle koronavirüs salgınının olumsuz etkileri hissedilmeye başlandığı 2020 yılı başından itibaren gelir üretmekte zorlu bir döneme girmiş olmamız hem bütçe üzerinde hem de borçlanma gereği üzerinde risk oluşturuyor.

Aşağıdaki grafikten de görebileceğiniz gibi söz konusu riskler, Türk lirası üzerinde hissedilen baskıyı açıklayan sebeplerden biri.

Dr. Fulya Gürbüz