Eylül ayında ihracat, sanayi üretimini ve istihdamı destekledi, tüketim arttı

9-13 Kasım haftasında açıklanan üretim, dış ticaret ve tüketime ilişkin takvim ve mevsimsellikten arındırılmış TÜİK verilerine göre;

. Sanayi üretimi Eylül ayında önceki aya göre %1,7 arttı,

. İhracat miktar endeksi Eylül ayında önceki aya göre %11,2 arttı,

. İthalat miktar endeksi Eylül ayında önceki aya göre %2,0 arttı,

. Sanayi sektörü istihdamı Ağustos döneminde (Tem-Ağu-Eyl) önceki döneme göre %2,0 arttı,

. Perakende satış hacmi Eylül ayında önceki aya göre %2,8 arttı.

İhracat, sanayi üretimini desteklemeye devam ediyor…

Bir önceki aya göre değişimleri gösteren aşağıdaki grafikte, Mayıs 2020’den itibaren ihracatın (kırmızı çubuk) ve hammadde ithalatının (mavi çubuk) sanayi üretimini (gri çubuk) desteklediğini görebilirsiniz. Gri renkli 0 noktasını gösteren uzun yatay çizginin üzerindeki değerler önceki aya göre artış olduğunu, çizginin altındaki değerler ise önceki aya göre azalma olduğunu göstermektedir. Ağustos ayında ihracatta kaydedilen düşüşe rağmen hammadde ithalatı ve sanayi üretimindeki artışın imalat sektöründe mal stoklarını (turuncu çubuk) beslediğini anlıyorum. Eylül ayında ise ithalattaki sınırlı artışa rağmen ihracatı mal stoklarının beslediğini tahmin ediyorum. Pandemide ikinci dalganın tedarik zincirinde olası kırılmaları beraberinde getirebileceği endişeler sebebiyle, IHS Markit küresel imalat sanayi PMI endeksleri ülke raporlarında tedbir amaçlı satın alımların hızlandığı sinyalini almıştık.

Sanayi üretimindeki artış sanayi istihdamını destekliyor…

Aşağıdaki grafikte sol eksen, sanayi sektöründe istihdam edilen kişi sayısını (turuncu çubuklar) göstermektedir. Grafiğin sağ ekseninde ise sanayi üretimi (gri çizgi) ve imalat sektörü mevcut siparişlerinde (bordo çizgi) önceki aya göre nasıl bir değişim olduğu gösteriliyor. Yılbaşından itibaren imalat sektöründeki siparişlerde ve paralelinde sanayi üretiminde ardı ardına yaşanan gerilemelerin ardından, pandemi tedbirlerindeki gevşetmelerin etkisiyle sanayi istihdamının Haziran dönemiyle birlikte yükseliş eğilimine girdiğini görüyoruz. Eylül ve Ekim ayına ilişkin göstergeler sanayi istihdamında yükselişin devam edeceğine işaret ediyor.

Türk lirasındaki değer kaybına rağmen yurt içinde perakende satışlar hızlandı…

Aşağıdaki grafik, sol eksende sanayi sektörü (gri çubuk), imalat sektöründe mevcut siparişler (bordo çubuk), perakende satışlar (yeşil çubuk) ve tüketim malları ithalatındaki (mor çubuk) bir önceki aya göre kaydedilen değişimleri gösteriyor. Sağ eksende ise Dolar/TL kurunun (mavi çizgi) aylık ortalama değerleri gösteriliyor. Grafikte neler gördüğümü sıralayayım:

. Ağustos ayında Dolar/TL kurunun önceki aya göre %6,1 yükselmesinin etkisiyle tüketim malı ithalatında önceki aya göre sert düşüş var. Perakende satışlardaki artış ise Temmuz ayına göre hız kesti.

. Eylül ayında Dolar/TL’deki %3,5 yükselişe rağmen hem perakende satışlarda hem de tüketim malları ithalatında yükseliş var. Perakende satışlardaki hızlanmada özellikle Tekstil, Giyim ve Ayakkabı satışlarındaki aylık %13,1’lik artışın etkili olduğunu söyleyeyim. Türk lirasındaki sert değer kaybına rağmen Eylül ayında tüketim malları ithalatındaki %7,5’lik artışın ana tetikleyicisinin ise otomotiv sektörü ithalatında Eylül ayında kaydedilen %30,8’lik artış ve paralelinde otomotiv satışlarının aynı ay %46,9 yükselmesinin etkisi olduğunu düşünüyorum.

Ekim ayı göstergeleri ne söylüyor?

Ticaret Bakanlığı verilerine göre Ekim ayında ihracat ve ithalatta artışın devam etmesi sanayi üretiminde, dolayısıyla da sanayi sektörü istihdamında iyileşme göreceğimize işaret ediyor. Ekim ayında Dolar/TL kurunun %4,8 yükselmesi ve artan kredi faiz oranları sebebiyle perakende satışlarda önemli bir iyileşme olmayacağını tahmin ediyorum.

Dr. Fulya Gürbüz

Mayıs döneminde işsiz sayısı arttı, Temmuz ayında istihdamda iyileşme işaretleri var

TÜİK, 2020 yılı Nisan-Mayıs-Haziran dönemini kapsayan Mayıs dönemi işgücü verilerini açıkladı. Mayıs döneminde işgücü sayısı Nisan dönemine göre 296 bin, istihdam ise 244 bin kişi artış kaydetti; işgücü ile istihdam arasındaki farkı gösteren işsiz sayısı ise önceki döneme göre 51 bin kişi artışla 3 milyon 826 bin kişiye yükseldi.

Kaynak: TÜİK

Eylül 2019-Nisan 2020 süresince işgücü ve istihdam sayıları aralıksız olarak gerilemişti. İşgücünün Mayıs döneminde istihdama göre daha hızlı artması sebebiyle işsizlik oranı Nisan dönemindeki %12,84’ten Mayıs döneminde %12,89 seviyesine yükseldi. 15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı ise Nisan dönemindeki %24,39’dan Mayıs döneminde %24,92 seviyesine yükseldi. Tarım dışı işsizlik oranı ise aynı dönemde %14,90’dan %15,17’ye yükseldi. İşsizlik oranı, işgücü içerisindeki işsizlerin payını gösteriyor.

Kaynak: TÜİK

Sektör bazında baktığımızda, sanayi sektöründe istihdam önceki döneme göre 72 bin kişi azalışla 5 milyon 272 bin, hizmet sektöründe 573 bin kişi azalışla 14 milyon 380 bin, inşaat sektöründe 92 bin kişi artışla 1 milyon 342 bin, tarım sektöründe 380 bin artışla 4 milyon 865 bin kişi oldu. İstihdam açısından pandemiden en fazla zarar gören sektör hizmet sektörü oldu, öyle ki Mart-Mayıs dönemleri süresince hizmet sektöründe istihdam kaybı %7,9 olurken, sanayi ve inşaat sektörlerindeki kayıplar sırasıyla %5,7 ve %3,8 oldu.

Kaynak: TÜİK

Mevsimsellik etkilerinden arındırılmış işsizlik oranı ise Nisan döneminde %13,80 iken Mayıs döneminde %14,00 seviyesine yükseldi. Genç işsizlik oranı da önceki döneme göre %0,30 puan artışla %26,90, tarım dışı işsizlik oranı da %0,30 puan artışla %16,40 oldu.

MÜSİAD tarafından yayınlanan sanayi ve hizmet sektörleri SAMEKS istihdam endeksi verileri ile TÜİK’in yayınladığı istihdam verilerinin aylık değişimi arasındaki yakın ilişki, Haziran ayında sanayi sektörü istihdamında hızlı bir iyileşme, hizmet sektörü istihdamındaki azalışın ise zayıflayarak sürdüğüne; Temmuz ayında ise sanayi sektörü istihdamındaki iyileşmenin devam ettiğine, hizmet sektörü istihdamında ise iyileşme işaretini veriyor.  

Kaynak: Turkey Data Monitor

Dr. Fulya Gürbüz

Pandemi kaynaklı izolasyonun dış ticarete etkisi: dış talep (ihracat) ve iç talep (ithalat) sert düştü

Geçen hafta cuma günü TÜİK, Nisan ayı dış ticaret verilerini açıklamıştı. TİM verileri Nisan ayındaki düşüşü TÜİK’ten daha evvel ortaya koymuştu, ancak daha geç açıklanan ithalattaki gelişme için “Nisan ayında düşer” diye tahmin ediliyordu ki TÜİK verisi bu beklentiyi teyit etti. Elbette ekonomist olmaya gerek yok kime sorsanız aynı beklentiyi söyleyecektir, ancak verilerle de bu beklentilerin teyit edilmesi de gerekiyor. İhracat Nisan ayında önceki aya göre 4 milyar 383 milyon dolar azalarak 8 milyar 990 milyon olarak gerçekleşti. İthalat ise 5 milyar 259 milyon dolar azalarak 13 milyar 553 milyon dolar olarak gerçekleşti. Böylece dış ticaret açığı Mart ayında görülen 5 milyar 439 milyon dolar seviyesinden Nisan ayında 4 milyar 564 milyar dolar seviyesine geriledi. Yukarıdaki grafikte Nisan ayında, ihracat ve ithalat arasındaki farkı gösteren dış ticaret açığında önceki aya göre kısmen azalma olduğunu görüyoruz.

Aşağıdaki grafik ise sanayi ürünleri ihracat ve ithalatı verilerini gösteriyor. Mart ayında sanayi ürünleri dış ticaret açığı 2 milyar 383 milyar dolar iken Nisan ayında 2 milyar 609 milyon dolar seviyesine yükseldi. Nisan ayında söz konusu ihracat önceki aya göre 4 milyar 378 milyon dolar azalırken, ithalattaki azalma 4 milyar 152 milyon dolar oldu. Yani sanayi ürünleri ihracatındaki azalış ithalattaki azalıştan daha fazla oldu. Peki, Mayıs ayında ihracatla ilgili bir ipucu var mı?

Mayıs ayı satınalma müdürleri endeksleri (PMI) üretimde kötüleşmenin Nisan ayında yavaşlamaya işaret ettiğini göstermişti. En büyük ticaret ortağımız olan Avrupa Birliği’ne olan ihracatımız 2019 yılında ortalama %50 iken bu oran kademe kademe azalarak Nisan 2020’de %42 seviyesine geriledi. Avrupa Birliği’ne ihracatımızın %23’ünü ise Nisan ayında Almanya oluşturmuştu ki bu oran 2019 yılı genelinde %18 idi. Mayıs ayı PMI verileri Almanya dahil Avrupa Birliğinde imalat sektöründe üretimin kötüleşmeye devam ettiğini gösterdi ancak söz konusu kötüleşmede kısmen yavaşlama işaretleri var. Dolayısıyla PMI verilerinde Türkiye’nin ihracat verilerindeki bozulmanın Mayıs ayında yavaşladığı olasılığını görüyorum.

Dr.Fulya Gürbüz

Türkiye ekonomisi 2020 yılı ilk çeyreğinde büyüdü mü, küçüldü mü?

Nasıl oluyor da Türkiye ekonomisi aynı anda hem büyüyüp hem de daralabiliyor? TÜİK’in manşeti diyor ki “GSYH 2020 yılı birinci çeyreğinde %4,5 arttı“. Ben de bir önceki yazımda şu başlığı attım: “GSYH bir önceki çeyreğe göre yüzde 15 daraldı, cari fiyatlarla daralma yüzde 10 oldu“. Hesaplamayı yanlış mı yaptık?

Önce GSYH yani Gayri Safi Yurtiçi Hasıla ne demek onu açıklayayım:

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) GSYH’yi şöyle tanımlıyor: “GSYH, bir ülkedeki belirli bir dönemde üretilen mal ve hizmetlerden dolayı oluşan katma değere ilişkin standart bir ölçüdür.”

TÜİK, GSYH’yi üç yöntemle hesaplıyor: Üretim Yöntemi, Harcama Yöntemi, Gelir Yöntemi.

Üretim yöntemiyle GSYH, bir ekonomide yerleşik olan üretici birimlerin belli bir dönemde, ekonomik faaliyetleri sonucu yaratmış oldukları tüm mal ve hizmetlerin değerleri toplamından bu mal ve hizmetlerin üretiminde kullanılan girdiler toplamının düşülmesi sonucu elde edilen değerdir.

Harcama yöntemiyle GSYH, bir ekonomide belli bir dönemde tüketime ve yatırıma yönelik harcamalar ile ihracat, ithalat farkından oluşur. Bu yöntemin ana bileşenleri, hane halklarının nihai tüketimi, devletin nihai tüketimi, sabit sermaye yatırımları ve net mal ve hizmet ihracatıdır.

Gelir yöntemiyle GSYH, ekonomideki üretici birimlerin elde ettiği maaş, ücret gelirleri, işletme karı ve devletin elde ettiği çeşitli vergi gelirlerinden oluşur. Her faaliyet kolunda mal ve hizmet üretim sürecinde yer alan üretici birimlerin üretim faktörlerine ödedikleri değerlerin toplamıdır.

Tanımlamalarda yazdığı üzere GSYH “belli bir dönem” için hesaplanıyor. TÜİK, yıl içinde üçer aylık (çeyrek) dönemler için GSYH’yi hesaplıyor. Yıl içinde dört çeyrek dönemler için hesaplanan GSYH değerlerini topladığımızda yıllık GSYH’yi hesaplamış oluyoruz.

TÜİK 2020 yılı ilk çeyrek GSYH verilerini açıkladı. Aşağıdaki tabloyu TÜİK raporundan aldım:

2020 yılı ilk çeyreğinde GSYH, yani toplam mal ve hizmet üretimi cari fiyatlarla (yani hesaplama döneminde piyasada geçerli olan fiyatlarla) 1 trilyon 71 milyar 98 milyon TL olarak gerçekleşmiş. Bir önceki yılın aynı çeyreğine göre karşılaştırdığımızda %16,2 artış kaydedilmiş. ABD doları cinsinden artış %2,6 olmuş. Ancak enflasyon etkisinden arındırılmış zincirlenmiş hacim endeksine göre GSYH yine aynı dönemde yani bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %4,5 artış kaydetmiş.

Peki, Türkiye ekonomisi 2020 yılı ilk çeyreğinde, bir önceki çeyreğe göre nasıl bir değişim göstermiş?

2020 yılı ilk çeyreğinde GSYH, bir önceki çeyreğe göre (yani 2019 yılı son çeyreğine göre) cari fiyatlarla %10 daraldı. ABD doları bazında ise bir önceki çeyreğe göre %14,4 daralma gerçekleşti. Enflasyon etkisinden arındırılmış zincirlenmiş hacim endeksine göre GSYH ise daralma %15,5 oldu.

Peki, takvim ve mevsimsellik etkilerinden arındırıldığında GSYH nasıl bir tablo ortaya koyuyor? Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi, bir önceki çeyreğe göre %0,6 arttı. Takvim etkisinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi, 2020 yılı birinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %4,2 arttı.

Kafanız karıştı, değil mi?

Özetle, herhangi bir arındırma yapılmadığında GSYH bir önceki yılın aynı çeyreğine göre evet büyümüş, ama aradan üç çeyrek dönem geçmiş ve 2020 yılı ilk çeyreğinde, 2019 yılı üçüncü ve dördüncü çeyrek dönemlerine göre mal ve hizmet üretimimiz daha az olmuş. Takvim ve mevsimsellik etkilerden arındırıldığında ise GSYH bir önceki çeyreğe göre hafif artış kaydetmiş.

Daha fazla detay öğrenmek isteyenlere, yani büyüme ya da daralmaya sebep olan etkenler ne olmuş konusunu bir sonraki yazıda anlatacağım.

Dr. Fulya Gürbüz

Enflasyon yıllık bazda düşüyor ama fiyatlar düşüyor mu?

Nisan ayı enflasyon verileri pazartesi yayınlanmıştı. Tüketici fiyat endeksi (TÜFE) yıllık %10,94, aylık %0,85 artmış, yurt içi üretici fiyat endeksindeki (Yİ-ÜFE) artışlar yıllık %6,71, aylık %1,28 olmuştu. TÜİK’ten aldığım grafikler yıllık enflasyonun düştüğünü gösteriyor. Elbette sevindirici bir gelişme ama…

 

…bir de aylık gelişmelere bakalım. TÜİK, içinde birçok ürünün bulunduğu bir sepet yapıyor ve bu sepetteki her bir ürüne bir ağırlık veriyor. Sepetteki tüm ürünlerin payını %100 kabul edersek mesela gıda ürünlerinin sepet içindeki payı %21,1, giyim ürünlerinin %5,2, kiranın %5, ulaştırma hizmetlerinin %3,5, sağlığın %2,8, eğitimin %2,6 gibi. Türkiye İstatistik Kurumu, TÜFE için endeksi 2003 yılı Ocak ayından başlatmış. Sepetteki tüm ürünlerin fiyatlarını sepetteki ağırlıklarıyla çarpmış, toplamış ve bu toplam değere 100 demiş. Ay sonunda sepetteki tüm ürünlerin tekrar fiyatlarını almış, aynı işlemi tekrarlamış ve yine sepetin ay sonu ortalama fiyatını bulmuş. Her iki tarih arasındaki fiyat değişimini hesaplamış ve bu değişimi “Acaba endeksin en baştaki 100 değerinden nasıl değişiklik göstermiş?” diye hesaplamış ve yeni bir endeks değeri bulmuş. Her ay sonu yeni ortalama fiyatları bulmuş ve bulduğu her değeri endeksin başlatıldığı 2003 yılı başına göre kıyaslamış. Grafikten göreceğiniz gibi 2003 yılı başında 100 olan TÜFE endeksi 2020 yılına geldiğimizde 4 kattan fazla artmış. Elbette yurt içi üretici fiyat endeksi (ÜFE) de benzer bir artış sergilemiş. Son 6 aydır aylık bazda hem TÜFE hem de ÜFE’nin endeks değerleri ardı ardına yükseliyor.

Unutmayalım bu fiyat değişimleri ortalama. Yani sepetteki ürünlerin fiyatları hesaplandığı dönem ya düşmüştür ya aynı kalmıştır ya yükselmiştir; çok yükselmiştir, az yükselmiştir vs. Bir örnek vermek adına hane halkını en çok etkileyen TÜFE endeksindeki gıda fiyatları endeksine bakalım. Bir de bu fiyat değişimlerini mevsimsellikten arındıralım ki yaz-kış etkisini ortadan kaldıralım. Grafik size ne söylüyor?

Doğru, gıda fiyatları ortalama TÜFE değeriyle kıyaslandığında son altı aydır daha hızla yükseliyor.

Özetle, evet enflasyon yıllık bazda düşüyor ancak fiyatlar düşmüyor; fiyatlardaki artış hızı düşüyor.

Aşağıda Türkiye ve diğer ülkelerin TÜFE enflasyonu, politika faizini ve işsizlik oranını bir arada gösterdim. Venezuela’nın %2430 olan -yanlış okumuyorsunuz- enflasyon değerini grafikte göstermedim. Grafik verilerini tradingeconomics.com’dan derledim. Peki, bu grafik ne söylüyor?

Benim anladığım, enflasyondaki artış hızını azaltmak ve işsizlik oranında düşüşü sağlamak için mevcuttan farklı bir ekonomik modele ihtiyacımız olduğu.

Dr. Fulya Gürbüz