Rezervlerdeki azalışla Türk lirası eriyor

Merkez Bankası Eylül ayı Uluslararası Rezervler ve Döviz Likiditesi verilerini açıkladı.

Menkul kıymetler, nakit, mevduat ve altın rezervlerinden oluşan döviz varlıkları (aşağıdaki kırmızı çizgi) Eylül ayında önceki aya göre 4,1 milyar dolar azalışla 79,7 milyar dolara geriledi. Düşüşte döviz varlıklarının (aşağıdaki grafikte lacivert çizgi) önceki aya göre 2,4 milyar dolar, altın varlıklarının ise (aşağıdaki grafikte mavi çizgi) 1,6 milyar dolar azalması etkili oldu.

Kaynak: TDM

Yükümlülükler tarafında ise; döviz kredileri, menkul kıymetler ve mevduat yükümlülükleri (aşağıdaki grafikte mavi çizgi) 25,7 milyar dolar ile önceki aya göre değişmedi. TL karşılığı döviz vadeli sözleşmelerinden (future, forward ve swap dahil) doğan yükümlülükler ise (aşağıdaki grafikte yeşil çizgi) önceki aya göre 0,7 milyar dolar azalma kaydetti. Repo, ters repo ve ticari kredi yükümlülükleri de (aşağıdaki grafikte turuncu çizgi) benzer eğilimle 0,4 milyar dolar azalışla 5,0 milyar dolar seviyesine geriledi. Böylece, döviz ve altın varlıklarındaki azalmaya bağlı olarak net uluslararası rezervler (aşağıdaki grafikte gri çubuklar) Ağustos ayındaki 5,8 milyar dolar açık seviyesinden Eylül ayında 8,9 milyar dolar açık seviyesine gerilemiş oldu.

Kaynak: TDM

Daha az likit özelliği taşıyan altın rezervleri hariç tutulduğunda ise net uluslararası rezervler moral bozuyor. Aşağıdaki grafikte gri çubuklarla gösterilen “altın hariç net uluslararası rezervler” Ağustos ayındaki 49,3 milyar dolarlık açık pozisyon seviyesinden Eylül ayında 50,7 milyar dolar açık pozisyonu seviyesine yükseldi. Aşağıdaki grafikte kırmızı çizgiyle gösterilen Dolar/TL kurundaki yukarı yönlü sert yükselişten de görüleceği gibi Merkez Bankasının açık uluslararası rezerv pozisyonundaki artış Türk lirasının da erimesine sebep oluyor.

Kaynak: TDM

Dr. Fulya Gürbüz

TCMB politika faizini yüzde 9,75’e düşürdü, bankalara likidite kolaylığı için önlemler geldi

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) “Koronavirüsün Olası Ekonomik ve Finansal Etkilerine Karşı Alınan Tedbirlere İlişkin Basın Duyurusu” yayınladı.

TCMB, haftalık borç verme faiz oranı olan politika faizini %10,75’ten %9,75 seviyesine indirdi.

İhtiyaç duyulan günlerde piyasaya 91 gün vadeye kadar repo ihaleleriyle likidite sağlanacak.

Piyasa yapıcı bankalara Açık Piyasa İşlemleri çerçevesinde tanınan likidite imkânına ilişkin limitler artırıldı.

Halihazırda 1, 3 ve 6 ay vadeli olarak geleneksel yöntemle gerçekleştirilen ABD doları karşılığı swap ihalelerine ek olarak ihaleler euro ve altın karşılığı da düzenlenebilecek.

Reel kredi büyüme koşullarını sağlayan bankalar için yabancı para zorunlu karşılık oranları tüm yükümlülük türlerinde ve tüm vade dilimlerinde 500 baz puan indirilecek. TCMB, bu uygulama sonucunda reel kredi büyüme koşullarını sağlayan bankalara yaklaşık 5,1 milyar ABD doları karşılığı döviz ve altın cinsi likidite sağlanacağını tahmin ediyor.

Reel sektöre kredi akışının kesintisiz devamını teminen bankalara hedefli ilave likidite imkânları tanınıyor. Bankaların yeni likidite imkânlarından alabilecekleri azami fon tutarı reel sektöre sağladıkları ve sağlayacakları kredi tutarları ile ilişkilendirilecek. Söz konusu imkânların toplam tutarının, sistemin fonlama ihtiyacının yüzde 25’i ile sınırlı kalacağı öngörülüyor. Bu kapsamda;

  • Bir hafta vadeli repo ihalesine ek olarak ihtiyaç duyulması halinde 91 gün vadeye kadar repo ihaleleri yoluyla Türk lirası likidite sağlanacak. Uygulanacak faiz oranı politika faiz oranı olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının (şu anda %9,75) 150 baz puan altında olacak. Bu da mevcut durumda %8,25 faiz oranına denk geliyor.
  • Miktar ihalesi yöntemiyle 1 yıl vadeli döviz karşılığı Türk lirası swap ihaleleri düzenlenecek. Burada uygulanacak faiz oranı politika faiz oranı olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının (şu anda %9,75) 100 baz puan altında yani %8,75 faiz oranı üzerinden ABD doları, euro veya altın karşılığı Türk lirası likidite sağlanacak .

Küresel ekonomik belirsizlikler ile uluslararası ticarette yaşanan güçlüklerin reel sektör firmaları üzerindeki olası etkilerinin hafifletilmesi amacıyla ihracat ve döviz kazandırıcı hizmetler reeskont kredilerine yönelik aşağıdaki önlemler alınmıştır:

  • 18 Mart 2020 tarihinden 30 Haziran 2020 tarihine kadar vadesi gelecek reeskont kredisi geri ödemelerine 90 güne kadar vade uzatım imkânı tanınmıştır. Firmalar kredi kullanımına aracılık eden bankalara başvurarak, herhangi bir geri ödemede bulunmaksızın mevcut senetlerini 90 güne kadar daha uzun vadede bir senet ile değiştirerek bu imkândan yararlanabileceklerdir. Bu suretle toplam 7,6 milyar ABD doları karşılığı kadar reeskont kredisi geri ödemesi ertelenebilecek.
  • Hâlihazırda kredi taahhüdü açık olan reeskont kredileri ile 18 Mart 2020 tarihinden 30 Haziran 2020 tarihine kadar kullanılacak reeskont kredilerine 12 ay ek taahhüt kapama süresi verilmiş, böylece bu kredilerin taahhüt kapatma süresi 24 aydan 36 aya çıkartılmıştır.
  • Mevcut reeskont kredisi azami vadeleri, 20 Mart 2020 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, kısa vadeli kullanımlar için 120 günden 240 güne, daha uzun vadeli kullanımlar için ise 720 güne çıkartılmıştır.

Fed, politika faiz aralığını 100 baz puan indirimle %0-0,25 aralığına düşürdü

ABD Merkez Bankası, Fed, koronavirüsün ekonomi üzerinde olası olumsuz etkilerine tedbir olması amacıyla, 15 Mart Pazar günü toplanarak politika faiz aralığını %0-0,25 aralığına düşürdü. Fed, 3 Mart tarihinde olağanüstü toplanarak politika faiz aralığını 50 baz puan indirimle %1-1,25 aralığına çekmişti.

Fed, önümüzdeki aylarda açık piyasa işlemleri ile en az 500 milyar dolarlık Devlet tahvili ve en az 200 milyar dolarlık ipoteğe dayalı menkul kıymet alacağını duyurdu.

Karar sonrasında Euro-Dolar paritesi TSİ 0100 itibarıyla 1,12 seviyelerine yükseldi.

Ayrıca küresel fon pazarında olası likidite problemlerini çözebilmek amacıyla Amerika, Avrupa, İngiltere, İsviçre, Japonya ve Kanada merkez bankaları ortak bir karar ile ABD doları gecelik swap faiz oranını 25 baz puan indirdiklerini duyurdu.

BDDK’dan vadede TL alım yönlü türev işlemlere sınırlama

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK), 08/02/2020 tarihli ve 8860 Sayılı Kararı ile bankaların yurtdışı yerleşiklerle yaptıkları bir bacağı döviz diğer bacağı TL olan ve vadede TL alım yönünde gerçekleştirecekleri para swapı, forward, opsiyon ve diğer türev işlemlerin toplamının bankaların en son hesapladıkları yasal özkaynaklarının %25 olan sınırını %10 seviyesine indirdi. Yayınlanan basın açıklamasında söz konusu oranın günlük olarak solo ve konsolide bazda hesaplanması uygulamalarına devam edileceği, mevcut aşımlar giderilinceye kadar yeni bir işlem yapılamayacağı ve bu mahiyetteki vadesi gelen işlemlerin yenilenemeyeceği belirtiliyor.

Para swap örneğiyle açıklayalım…

Şu detaya dikkat: İşlemin bir bacağı döviz, bir bacağı TL olacak ve yurtiçi banka vadede TL alacak.

Diyelim ki, yurtiçi banka döviz ihtiyacını karşılamak amacıyla yurtdışı yerleşik bir banka ile belirli bir vade için para swapı anlaşması yapıyor.

Vade başında yurtiçi banka, yurtdışı yerleşik bankadan ihtiyacı olan dövizi belirli bir faiz karşılığında alırken, yurt dışı bankaya belirli bir faiz oranıyla TL veriyor.

Vade geldiğinde yurtiçi banka döviz borcunu faiziyle birlikte yurtdışı yerleşik bankaya öderken, yurtdışı banka TL borcunu faiziyle birlikte yurtiçi bankaya ödüyor.

Diyelim ki, vade tarihinde yurtiçi bankanın yeni bir döviz ihtiyacı doğdu. Banka BDDK’nın %10’luk sınırına ulaşmışsa döviz ihtiyacını nasıl karşılayacak?

Seçeneklerden biri döviz fazlası olan yurt içi bir bankayla TL karşılığı swap anlaşması yapacak ya da son borç merci olan TCMB’ye başvuracak. Yurtiçi banka, TCMB ile döviz depo işlemi yapabilir veya eğer aynı gün TCMB döviz satım ihalesi açmışsa yurtiçi banka ihale yoluyla ihtiyacı olan dövizi edinebilir.

BDDK’nın son hamlesi ne anlama geliyor?

Öncelikle BDDK’nın, Mart 2019’da Londra’da yaşanan TL krizinin TL swap faizlerini dört haneli seviyelere çıkarması gibi bir etkisi olmayacaktır.

BDDK, Suriye sınırı ve koronavirüs salgını gibi artan jeopolitik risklere karşılık, yabancı bankaların swap işlemleri ile TL’yi manipülatif şekilde dalgalandırmasının önüne bir engel koymuş olabilir. 

Dr. Fulya Gürbüz