Finans dışı özel sektörün dış borcu artıyor

Türkiye’de özel sektörün uzun vadeli yurt dışı kredi borcu artmaya başladı…

Merkez Bankası (TCMB) verilerine göre, 2018 yılı Şubat ayında 228,0 milyar dolar seviyesine kadar çıkan özel sektörün uzun vadeli toplam yurt dışı kredi borcu, Aralık 2020’de bir önceki aya göre 2,6 milyar dolarlık artışla 163,5 milyar dolar seviyesine yükseldi. Söz konusu yükselişte, finansal olmayan şirketlerin borcunda 1,9 milyar dolar, finansal kuruluşlarda ise 0,7 milyar dolarlık artışların etkisi oldu. Böylece, finans dışı şirketlerin uzun vadeli yurt dışı kredi borcu, Aralık 2020 itibariyle 93,1 milyar dolara, finans kuruluşlarının ise 70,4 milyar dolar seviyesine yükseldi. Aşağıdaki grafikte siyah renkli çubuklar özel finansal sektörün, gri renkli çubuklar finans dışı özel sektörün, açık gri çubuklar ise özel sektörün toplam yurt dışı kredi borcunu göstermektedir. 

Kaynak: TCMB, TDM

Finans dışı sektörün alt sektörlerine bakıldığında, sınai sektörünün uzun vadeli dış borcu 35,5 milyar dolar, sınai sektörünün alt sektörleri olan imalat sektörünün uzun vadeli dış borcu 23,4 milyar dolar; elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörünün ise 11,1 milyar dolardır.

Finans dışı sektörün diğer bir kolu da hizmetler sektörüdür ve 57,1 milyar dolarlık uzun vadeli dış borcu bulunmaktadır. Hizmet sektörünün alt sektörleri olan inşaat şirketlerinin uzun vadeli dış borcu 19,7 milyar dolar, ulaştırma ve depolama şirketlerinin 13,6 milyar dolar, bilgi ve iletişim şirketlerinin 6,4 milyar dolar, gayrimenkul faaliyetlerinin 5,3 milyar dolar, toptan ve perakende şirketlerinin 4,6 milyar dolar, insan sağlığı ve sosyal hizmetler kuruluşlarının 3,9 milyar dolardır.

Dolayısıyla, özel sektörün uzun vadeli yurt dışı kredi borcunun en büyük kısmını Covid-19’un durma noktasına getirdiği hizmet sektörü yüklenmiş durumdadır. İşte bu yüzden, Covid-19 kısıtlamaları devam ettikçe, şirketlerin borç ödeme kabiliyetleri ve borç döndürürken maruz kaldıkları yüksek maliyetler, ana başlıklar olarak karşımıza çıkmaktadır.

Özel sektör finans dışı kuruluşların kısa vadeli dış borcu da artıyor…

TCMB verilerine göre Türkiye’nin kısa vadeli dış borç stoku Aralık ayında bir önceki aya göre 4,2 milyar dolar artışla 138,7 milyar dolar seviyesine, finans dışı özel sektörün kısa vadeli dış borç stoku ise, aylık 1,3 milyar dolar artışla 57,9 milyar dolar seviyesine yükseldi. Aşağıdaki grafikte özel sektör finans dışı kuruluşların kısa ve uzun vadeli yurt dışı borcunu görebilirsiniz.

Kaynak: TCMB, TDM

Gelecek 12 ayda vadesi dolacak ve yapılması gereken ödemeler ise, Kasım ayındaki 184,3 milyar dolardan Aralık ayında 188,8 milyar dolar seviyesine yükselmiştir.

Yurt içinde kredi faiz oranlarındaki artış, özel sektörü dış borca yöneltiyor…  

6 Kasım 2020’den itibaren Naci Ağbal başkanlığında TCMB, enflasyonla mücadele kapsamında sıkı para politikasını devreye sokarak, politika faizini Kasım ve Aralık ayı toplantılarında toplam 675 baz puan (yüzde 6,75 puan) artışla %17 seviyesine yükseltti. Artık, bankalar gecelik vadede değil, 1-haftalık vade ile fonlanmaya başlandı. Elbette, faiz artışı kredi faizlerine de yansıyarak TL cinsi ticari kredi faiz oranları %20, ihtiyaç kredisi faiz oranları ise %23 seviyelerinin üzerine çıktı.

Enflasyonun sadece Türkiye’de değil küresel bazda da sinyallerini almaya başladık. Özellikle Türkiye’nin dış borçlanmada ağırlıklı olarak ABD doları ve Euro cinsinden borçlanması sebebiyle gözümüz ABD ve Euro Bölgesi ekonomilerinde. Nitekim ABD merkez bankası Fed, enflasyon vurgusu yapmaya başladı bile. Bu sebeple düşük faiz imkanından yararlanmak isteyen Türk şirketleri yurt dışındaki düşük faiz oranlarından faydalanmayı tercih etmeye başladı. Aslında şu şekilde sorsaydım siz zaten cevabını vermiş olacaktınız: “Bir şirket yöneticisi olsaydınız, yurt dışı borçlanma faizleri halen düşük seviyelerini korurken, üstelik de Türkiye’nin risk primi düşmüşken yurt içinden mi, yoksa yurt dışından mı borçlanmayı tercih ederdiniz?”

Eklemekte fayda var; aşılamanın olumlu sonuçlar vermesi ile birlikte, yılın ikinci yarısında kısıtlamalar da azalmaya başlayacaktır. Ve enflasyon sinyallerinin arttığı bir ortamda, Fed de faiz artırımına ilişkin sözlü yönlendirmelerine devam edecektir. Aşağıdaki grafikte, Fed’in 2013 yılı sonlarında faiz artırımı yapacağını sözlü olarak belirtmesiyle, Türkiye’deki finans dışı özel sektörün yurt dışından uzun vadeli borçlanmaya ağırlık verdiğini açıkça görebiliyoruz. 

Kaynak: TSMB, TDM

Peki, risk primi ne zamana kadar düşük kalmaya devam edecek?

Türkiye’nin Nisan 2020’de 650 seviyesinin üzerine çıkan 10-yıl vadeli CDS primleri 18 Şubat itibariyle 318 seviyelerine kadar geriledi. Benzer şekilde, 2-yıl vadeli CDS primi Mayıs 2020’de 580 seviyesini aşmışken yine 18 Şubat itibariyle 213 seviyelerine gerilemiş durumda. Bu iki sayı şunu ifade ediyor: Türkiye Hazinesi ve şirketleri diyelim ki ABD doları cinsinden 2-yıl vadeli borçlanmak istiyor. Yatırımcıya vadedilen getiri 2-yıl vadeli ABD tahvil faiz oranının üzerine %2-3 gibi ek bir prime işaret ediyor, ki bu prim hatırlarsak, 2020 yılı Nisan ayında %6’lara kadar yükselmişti. investing.com sitesinden aldığım aşağıdaki grafikte Türkiye’nin 2-yıl vadeli CDS primlerinin seyrini görebilirsiniz.

Kaynak: INVESTING.COM

Türkiye’nin risk primi düşmesine rağmen, Covid-19 ile ilgili her olumlu gelişme başta petrol olmak üzere emtia ve özellikle de gıda fiyatları üzerindeki baskıyı artırıp, enflasyon beklentilerini yukarı çekecektir. Bu sebeple Türkiye’nin risk primi düşmüşken yurt dışındaki mevcut düşük faiz imkanından faydalanmak elbette şirketler için rasyonel bir çözümdür.

Yukarıda sorduğum risk priminin ne zamana kadar düşük kalacağı tamamen Covid-19’a bağlı. Nasıl mı? Kısıntılar devam etse de etmese de, enflasyon baskısı sürecek, kısıntılardaki gevşeme fiyat artışlarını daha da hızlandıracaktır. Bu arada şunu hatırlatmak istiyorum; tedarik zincirindeki zorluklar (beklenen ithal ürünlerle ihraç edilecek ürünlerin nakliyesindeki zorluklar) küresel olarak tedarikçilerin fiyat yükseltmesine, yüksek maliyetler ise nihai ürün fiyatlarına yansıtılarak tüketici fiyat enflasyonunun küresel olarak artmasına sebep oluyor. Bütün bunların yanı sıra, enflasyon beklentilerindeki artış da, borç verenlerin yüksek faiz oranı istemesini beraberinde getiriyor. Bu durum, dış borcu oldukça fazla olan Türk kamu ve özel sektörünün üzerindeki yükünü artıran çok önemli bir faktördür. Dolayısıyla, Covid-19 kısıtlamalarındaki gevşeme; enflasyon, cari açık, bütçe ve borç sorunlarını artıracak sonuçları da doğuracaktır.

Dr. Fulya Gürbüz

Finans dışı kesimin kısa vadeli döviz pozisyon fazlası nispeten sarı ışık yakıyor

Merkez Bankası 5 Mayıs’ta finansal kesim dışındaki firmaların 2020 yılı Şubat ayı sonuna ait döviz varlık ve yükümlülüklerini açıkladı. Finans dışı sektörün döviz varlıkları Şubat ayında 128,2 milyar dolara yükseldi, döviz yükümlülükleri ise 298,7 milyar dolara geriledi. Böylece finans dışı sektörün net döviz pozisyonu, Şubat ayında önceki aya göre 5,5 milyar dolar düşüşle 170,4 milyar dolar seviyesine geriledi.

Finans dışı kesimin net döviz pozisyon açığı azalıyor

Aşağıdaki grafikte görüldüğü gibi, finans dışı sektör döviz yükümlülüklerini Mayıs 2018’den itibaren dikkat çekici bir şekilde azaltmaya başlamış, yani döviz borcunun daha azını tekrar borçlanmış. Öte yandan finans dışı kesimin döviz varlıkları, döviz mevduatlarındaki artışın desteğiyle, Eylül 2019’dan Şubat sonuna kadar artışını sürdürmüş. Böylece sektörün net döviz pozisyon açığındaki azalma Mart 2018’den bu yana devam etmiş.

Finans dışı kesim döviz yükümlülüklerini azaltırken, döviz varlıklarında iyileşme var

Finans dışı sektörün döviz varlıklarının %69’unu döviz mevduatları, %16’sını (20,1 milyar dolar) ihracat alacakları, %15’ini (19,5 milyar dolar) yurtdışına doğrudan sermaye yatırımları oluşturuyor. 87,8 milyar dolar büyüklüğündeki döviz mevduatları Şubat itibariyle tarihi zirvesine ulaşmış durumda.

Yükümlülükler tarafında ise, %83’lük pay ile, en büyük kalemi 298,7 milyar dolar seviyesindeki krediler oluşturuyor.

Merkez Bankası raporundan aldığım aşağıdaki grafik, finans dışı kesimin borç yükünün ağırlığını net bir şekilde gösteriyor.

Yukarıdaki grafikler toplam varlık ve yükümlülüklerin dağılımını gösteriyor. Toplam döviz varlıkları toplam döviz yükümlülüklerinin yarısını bile karşılamaya yetmiyor. Ancak kısa vadeli varlık ve yükümlülüklere bakıldığında, tablo nispeten iç rahatlatıcı:

Finans dışı kesimin kısa vadeli döviz varlıkları 108,7 milyar dolar iken kısa vadeli yükümlülükleri 98 milyar dolar seviyesinde. Finans dışı kesim, 2016’nın ikinci yarısından bu yana kısa vadeli kredi yükümlülüğünün toplam yükümlülükler içindeki ağırlığını artırıyor. Aşağıdaki grafikte yeşil çizgideki eğilimi inceleyin.

Ocak ayında kısa vadeli yükümlülüklerinin toplam yükümlülükler içindeki payı %33,1’e yükselmişken, Şubat ayında hafif bir düşüşle %32,8 seviyesine geriledi.

Finans dışı kesimin toplam döviz yükümlülükleri toplam döviz varlıklarının iki katından fazla olması şu soruyu sordurtuyor: “Finans dışı kesim borçlarını ödeyebilecek mi?”

“Finans dışı kesim borçlarını ödeyebilecek mi?”

Paraanaliz.com, bu konuyla ilişkili olarak Prof. Dr. Selva Demiralp’in BBC Türkçe’de yer alan makalesine yer vermiş. Sayın Demiralp “özel sektörün geçmişteki finansal krizlerde borç çevirme oranlarının %70-80 aralığında seyrettiğini belirterek 2020 yılı için ödenmesi gereken 169 milyarlık borcun böyle bir senaryoda 35 milyar dolar ila 50 milyar dolarlık kısmının çevrilemeyeceğini, bu tutarın bir yerden denkleştirmek zorunda kalınabileceğine” dikkat çekmiş.

Aynı hesaplamayı finans dışı kesimin kısa vadeli döviz yükümlülüğü için yapalım. Referans noktam Merkez Bankasının yayınladığı ödemeler dengesi verileri. Turkey Data Monitor’da Nisan 1999-Şubat 2020 dönemine ait kısa vadeli ticari kredileri baz aldım. Zira uzun vadeli ticari krediler yok denecek kadar az. Aşağıdaki grafiğe göre finans dışı kesim, Nisan 1999-Şubat 2020 döneminde ticari kredi borçlarının en kötü şartlarda %74-81’ini yeniden borçlanabilmiş.

Kaynak: Merkez Bankası, Turkey Data Monitor

Buna göre, finans dışı kesim 98 milyar dolarlık kısa vadeli yükümlülüğünün %74-81’ini tekrar borçlandığında sektörün 108,7 milyar dolarlık kısa vadeli döviz varlıklarında 18-25 milyar dolar arasında erime olabileceğini anlıyoruz. Bu gerçekten en kötü senaryo mu emin olamıyoruz zira koronavirüsün ekonomi çarkını yavaşlatması sadece Türkiye değil küresel ekonomiyi durma noktasına getirdi. Çarkın dönmeye başlaması, küresel çapta olumlu işaretlerin gelmesiyle birlikte gerçekleşecek ki bu noktada en kritik konu ilaç tedavisinin bulunması. Süreç ne kadar uzarsa borç ödeme zincirinde kopmalar hızlanacaktır ki o zaman bu hesaplamalar hiçbir şey ifade etmeyecek.

Dr. Fulya Gürbüz

Yükümlülüklerdeki azalmanın desteğiyle uluslararası net yatırım pozisyon açığı Şubat ayında 339 milyar dolara geriledi

Merkez Bankasının yayınladığı Uluslararası Yatırım Pozisyonu (UYP) verilerine göre, Türkiye’nin yurt dışı varlıkları, 2020 Şubat sonu itibarıyla, 2019 yıl sonuna göre %0,2 oranında azalışla 251,4 milyar dolar, yükümlülükleri %3,3 oranında azalışla 584,2 milyar dolar olarak gerçekleşti. Böylece net UYP Şubat sonunda -332,8 milyar dolar oldu.

Varlıklar önceki aya göre 1,3 milyar dolar artarken, yükümlülükler 31,5 milyar dolar azaldı; böylece net NUY’de 32,8 milyar dolar iyileşme oldu.

Şubat ayında uluslararası varlıklarda önceki aya göre 1,3 milyar dolarlık artışın detaylarına bakalım:

. Bankaların yabancı para efektif ve mevduatları 3,9 milyar dolar azaldı.

. Rezerv varlıklarda parasal altın 2,9 milyar dolar, bankaların nezdindeki döviz varlıkları ve mevduatları 1,1 milyar dolar, menkul kıymet varlıkları 1,2 milyar dolar artış kaydetti.

Şubat ayında uluslararası yükümlülüklerde önceki aya göre 31,5 milyar dolarlık azalmanın detaylarına bakalım:

. Doğrudan sermaye yükümlülükleri 26,6 milyar dolar azaldı.

. Hisse senetleri yükümlülükleri 3,4 milyar dolar azaldı.

. Genel hükumetin yurtdışı borç senedi yükümlülükleri önceki aya göre 5 milyar dolar artışla 50,8 milyar dolar oldu; yurtiçi yükümlülükleri ise 3 milyar dolar azalışla 12,5 milyar dolar oldu.

. Diğer sektörlerin kısa vadeli ticari kredi yükümlülükleri 1,3 milyar dolar azalarak 54,1 milyar dolar seviyesine geriledi.

Özel sektörün kredi borç stoku da Şubat ayında da azaldı…

Merkez Bankası geçen hafta kısa vadeli dış borç stokunu yayınlamıştı. Buna göre 1 yıldan kısa vadeli dış borç stoku Şubat ayında önceki aya göre 1,2 milyar dolar azalışla 122,5 milyar dolar seviyesine geriledi. Ticari krediler önceki aya göre 1,4 milyar dolar azalarak 54,1 milyar dolar oldu.

Yine Merkez Bankasının geçen hafta yayınladığı özel sektörün yurt dışından sağladığı uzun vadeli kredi borcu, Şubat ayı sonunda önceki aya göre 1,2 milyar dolar azalışla 177,9 milyar dolar seviyesine geriledi.

Özel sektörün Şubat sonu itibarıyla kalan vadeye göre incelendiğinde, 1 yıl içinde ödemesi gereken anapara toplamı 44,5 milyar dolar olarak hesaplanmış.

Dr. Fulya Gürbüz

Artan bütçe açığı sebebiyle kamunun dış borç stoku artıyor

Eylül 2019’da 433 milyar dolar olan Türkiye’nin dış borç stoku 4 milyar dolar artışla Aralık 2019’da 436,9 milyar dolar seviyesine yükseldi.

2019 yılı son çeyreğinde Merkez Bankası ve kamunun borç yükü 14 milyar dolar arttı…

2019 yılı dördüncü çeyreğinde Merkez Bankası dış borç stokunu 2 milyar dolar, kamu sektörü 12 milyar dolar artırdı; özel sektör 10 milyar dolar azalttı. Özel sektör içinde yer alan finans dışı özel sektör ise aynı dönemde dış borç stokunu 3,2 milyar dolar artırdı.

Kamu borç stokundaki artışın sebebi artan bütçe açığı

Kamunun dış borç stokunun %62’sini (96,4 milyar dolar) merkezi yönetim dış borç stoku oluşturuyor. Merkezi yönetimin borç stokundaki artışın en önemli sebebi 2014 yılından bu yana aralıksız artan merkezi yönetim bütçe açığı:

Bütçe açığındaki artışa paralel olarak merkezi yönetim borç stokunun GSYH içindeki payı artıyor…

2020 yılı nasıl bir resim ortaya koyuyor?

Koronavirüs salgınının ekonomi üzerindeki etkisini Şubat ve Mart ayı verileri açıkça ortaya koydu; ekonomik aktivite zayıflıyor, mali tedbir paketleri devreye giriyor. Bu da bütçe açığının beklenenden fazla olması, yani Hazine’nin finansman konusunda 2020 yılı için hedeflediğinden daha fazla borçlanacağı anlamına geliyor. 2020-2022 Yeni Ekonomi Programına göre Hazine, 2020 yılında 357,2 milyar TL borçlanma hedefliyor. Bunun 57,6 milyar TL’si dış borçlanma olarak açıklanmıştı. Görünen o ki, koronavirüs salgınının etkisinin uzaması halinde bütçe ve finansmanı hedeflerinde revizyon göreceğiz.

Dr. Fulya Gürbüz

Özel sektörün uzun vadeli kredi borcundaki düşüş Ocak 2020’de devam etti

Ocak sonu itibarıyla, özel sektörün yurt dışından sağladığı uzun vadeli kredi borcu bir önceki aya göre 1,8 milyar ABD doları azalarak 189,8 milyar ABD doları oldu.

Finansal sektörün uzun vadeli kredi borcu aylık 0,98 milyar ABD doları azalarak 87,4 milyar ABD doları, finans dışı özel sektörün borcu ise 0,82 milyar ABD doları azalarak 102,3 milyar ABD doları olmuştur.

Özel sektörün kısa vadeli kredi borcu (ticari krediler hariç) ise aylık 1,1 milyar ABD doları azalarak 8,4 milyar ABD doları oldu.

Özel sektör, gelecek 1 yıl içinde toplam 48,5 milyar ABD dolarlık anapara geri ödemesi gerçekleştirecek.

Finans dışı özel sektör, ticari krediler hariç yurt dışı kredi borcunu azaltmaya devam ediyor

TCMB verilerine göre, özel sektörün uzun vadeli dış borcu 2019 yılı Aralık ayında bir önceki aya göre 2 milyar dolar azalışla 191,5 milyar dolar seviyesine gerilerken ticari krediler hariç kısa vadeli dış borcu 0,7 milyar dolar azalışla 9,5 milyar dolar oldu.

Özel sektörün ticari krediler hariç hem uzun vadeli hem de kısa vadeli kredi borcu 2018 yılı başından beri azalıyor.

Şubat 2018’de rekor seviyedeki 228 milyar dolar büyüklüğündeki uzun vadeli kredi borcu son 22 ayda %16 küçülerek 191,5 seviyesine geriledi. Özel sektör kısa vadeli yurt dışı kredileri ise aynı dönemde %52’lik düşüşle 9,5 milyar dolara geriledi. Ağustos 2019 yılında yaşanan Türk lirasındaki sert değer kaybı söz konusu eğilimi hızlandıran bir faktör oldu.

Sektörler bazında baktığımızda finans sektörü uzun vadeli yurt dışı kredi borcunun Kasım-Aralık 2019 döneminde arttığını görüyoruz. Finans sektörü uzun vadeli yurt dışı kredi borcunu 0,9 milyar dolar artırırken sanayi sektörünün 1,1 milyar dolar, hizmet sektörü 1,3 milyar dolar azalttı.

Sadece Aralık ayında finans dışı özel sektör, uzun vadeli kredi borcunu 2,3 milyar dolar azaltarak 103 milyar dolara düşürürken, ticari krediler hariç kısa vadeli kredi borcu 0,9 milyar azalarak 2,0 milyar dolara geriledi.

Finans dışı özel sektörün ticari krediler dahil yurt dışı kredi borcu Aralık ayında ithalat borçlarındaki aylık 2 milyar dolar artışın etkisiyle 53,6 milyar dolar seviyesine yükselmişti.

Özel sektörün uzun ve kısa vadeli yurt dışı kredi gelişmelerinden, finans dışı özel sektörün ticari krediler hariç yurt dışı kredi borcunu 2019 yılı son çeyreğinde azaltmayı tercih ettiğini, iç talebi karşılamak amacıyla da ithalat girdilerini artırdıklarını anlıyoruz.

Özel sektörün ithalat borcu artıyor, Merkez Bankası kısa vadeli dış borcu 8,4 milyar dolara yükseldi

TCMB verilerine göre 2019 yılı Aralık ayında kısa vadeli dış borç stoku Kasım ayına göre 3,7 milyar dolar artarak 118,2 milyar dolar seviyesine yükseldi. Merkez Bankasının dış borcu Aralık ayında bir önceki aya göre 2 milyar dolar artarak 8,4 milyar dolar ile tarihi en yüksek seviyesine ulaştı.

52,4 milyar dolar büyüklüğündeki özel sektörün kısa vadeli dış borç stokunun 45,3 milyar dolarını ithalat borçları oluşturuyor. Grafiksel olarak baktığımızda ithalat borçlarındaki artış 2019 yılının son çeyreğinde hızlandı ki bu, aynı dönemde iç talepteki iyileşmeyi destekleyen bir gelişme:

Kamunun kısa vadeli dış borcu 2019 yılının son çeyreğinde 21,8 milyar dolar ile yatay kalırken özel sektörün kısa vadeli dış borcu 88 milyar dolar seviyesine yükseldi. Finans dışı özel sektör kuruluşlarının kısa vadeli dış borcu 2019 yılı son çeyreğinde 52, 4 milyar dolar seviyesine yükselirken özel sektör finansal kuruluşların borcu 35,6 milyar dolar ile yatay kaldı. Aşağıdaki grafikte kısa vadeli dış borç gelişmelerini görebilirsiniz:

Özel sektör bankalarının dış borcu ile kredi hacmi ABD doları cinsinden daralıyor

2019 yılı Kasım sonu verilerine göre kamu dışı sektörün (özel sektörün) uzun vadeli dış borç stoku;

. Finans sektöründe 88,1 milyar dolar,

. Finansal olmayan kuruluşlarda 105,4 milyar dolar oldu.

. Finans dışı özel sektörün uzun vadeli dış borç stoku, 2018’den bu yana 110 milyar dolardan 105 milyar dolar seviyesine gerilerken finans sektöründe uzun vadeli dış borç stoku küçülüyor.

. Özel sektör bankalarının uzun vadeli dış borç stoku 2018 yılı başından 2019 yılı Kasım sonuna kadar %22 azalışla 74,4 milyar dolar seviyesine geriledi. Aynı dönemde özel sektör bankalarının toplam kredi hacmi ABD doları cinsinden %25 daralarak 285 milyar dolar oldu.

. Özel sektörde finansal kuruluşlar 2018’den bu yana kısa vadeli dış borç stokunu %27 azaltarak 35,1 milyar dolara düşürürken, finans dışı kuruluşlar %7 artırarak 51,3 milyar dolara yükseltti.

. Finans dışı özel sektörün 105,5 milyar dolar olan uzun vadeli dış borcunun 98 milyar dolarını krediler, 7,5 milyar dolarını ise tahvil borcu oluşturuyor.

. Gelecek 12 aylık dönemde finans dışı özel sektörün ödemesi/çevirmesi gereken dış borç büyüklüğü ise 67,2 milyar dolar.

Özetlersek finans dışı sektör yurt dışından borçlanmaya devam ediyor ancak detaylara baktığımızda reel sektörün ithalat borçlarında hızlanma var. İhracatta artış sınırlı kaldıkça reel sektörün finansman ihtiyacı da artacak. Bu ihtiyaç da daralan yurt içi banka kaynağından değil yurt dışından borçlanmayla karşılanabilecek. Dolayısıyla Dolar/TL kurunda yaşanacak her artışta yine reel sektörün borç sorununu konuşmaya devam edeceğiz.

Dr. Fulya Gürbüz