Ekim ayı Finansal İstikrar Raporunda finansal istikrarı arayacağız

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) 26 Ekim tarihinde 2021 yılı ikinci Finansal İstikrar Raporunu yayınlayacak. Mayıs ayında ilki yayınlanan Finansal İstikrar Raporundan bu yana;

. TÜFE yıllık %16,59’dan %19,58’e yükseldi.

. Çekirdek (D) TÜFE %17,80’den %19,05’e, çekirdek (B) TÜFE %17,49’dan %18,63’e yükseldi. Çekirdek (C) TÜFE ise %16,99’dan %16,98’e geriledi.

Çekirdek TÜFE (B): İşlenmemiş gıda, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın hariç TÜFE Çekirdek TÜFE (C): Enerji, gıda ve alkolsüz içecekler, alkollü içkiler ile tütün ürünleri ve altın hariç TÜFE Çekirdek TÜFE (D): İşlenmemiş gıda, alkollü içecekler ve tütün ürünleri hariç TÜFE

. TCMB politika faizini %19’dan %16’ya düşürdü.

. Dolar/TL kuru 8,51’den 9,85’e kadar yükseldi (%16 artış).

. Kamu bankaları kredi faiz oranlarını 300 baz puan düşürdü.

. TL cinsi tüketici kredileri %9,6, ticari krediler %6,4 artış kaydetti (tüketici kredilerinin artış hızı hızlandı, ticari kredilerin yavaşladı).

. Uluslararası rezervler 92 milyar dolardan, 125 milyar dolara yükseldi.

. 12-ay geriye dönük cari işlemler açığı 30,3 milyar dolardan en son Ağustos ayında 23,0 milyar dolar seviyesine geriledi.

. Dış borç stoku arttı. Bankaların yurtdışı borçlulukları düşüş seyrini korurken banka dışı özel sektör ve kamu dış borçlarını artırma eğilimini sürdürdü. (Bankaların net döviz pozisyon fazlası vermesi, finansal kesim dışındaki firmaların ise yüksek dış borç yüküne rağmen gelecek 12 ayda net döviz pozisyon fazlasına sahip olmaları borç ödeme tarafında soruna işaret etmiyor.)

. Her ne kadar TCMB Ekim ayı PPK toplantısında gelişmiş ülke merkez bankalarının enflasyondaki yükselişin geçici nitelikte olacağını değerlendirmiş ve politika faizini %18’den %16’ya düşürmüş olsa da ABD, Euro Bölgesi ve İngiltere merkez bankalarının yayınladıkları raporlarda bu tezin net olmadığını hatta sorguladıklarını okuyoruz. Dahası TCMB’nin Ekim ayı PPK toplantısı basın duyurusunda “gelişmiş ülke merkez bankaları destekleyici parasal duruşlarını sürdürmekte, varlık alım programlarına devam etmektedir” savına rağmen Avrupa Merkez Bankası tahvil alımlarını azaltacaklarını, ABD merkez bankası Fed 2022 yılı ortasına kadar varlık alımlarını azaltıp sonlandıracağını duyurdu; İngiltere Merkez Bankası yakın zamanda faiz artırım olasılığını ortaya koyarken, Fed guvernörleri 2022’de faiz artırımını tartışıyor.

2021 yılı ikinci Finansal İstikrar Raporunda Türk lirasındaki değer kaybının finansal istikrarla nasıl açıklandığını anlamaya çalışacağız.

Dr. Fulya Gürbüz

Ekonomi Gündemi: Finansal İstikrar ve Enflasyon Raporları, Ekim ayı üretim ve talep gelişmeleri, AMB ve BOJ toplantıları

25–29 Ekim haftasına TCMB’nin Finansal İstikrar ve Enflasyon raporları, tahminleri ve görüşleri damgasını vuracak. Öte yandan Ekim ayına ilişkin üretim ve talep konusunda ilk ipuçları kapasite kullanım oranı, reel kesim güven endeksi, sektörel güven endeksleri, SAMEKS sanayi ve hizmet sektörleri endekslerinde cevap bulacak. Ayrıca Avrupa Merkez Bankası toplantısında tahvil alımlarının ne zaman azaltılacağına odaklanacağız.

25 EKİM 2021, PAZARTESİ

EKİM AYI İMALAT SEKTÖRÜ KAPASİTE KULLANIM ORANI (KKO) – TCMB

KKO verileri, sanayi üretiminin Ağustos’ta önceki aya göre sınırlı, Eylül ayında ise görece daha hızlı artış kaydedeceğine işaret etmişti. İmalat sanayi genelinde KKO Eylül ayında bir önceki aya göre 1,0 puan artarak %78,1 olmuştu. Dayanıksız tüketim malı, ara malı ve yatırım malı üretiminde KKO’nun artış kaydetmesi sanayi üretiminin Eylül ayında önceki aya göre daha hızlı artacağına işaret etmişti.  

Kaynak: TCMB

EKİM AYI REEL KESİM GÜVEN ENDEKSİ (RKGE) – TCMB

RKGE, Eylül ayında iç ve dış talepte artışa işaret etmişti. Endeks, Eylül ayında aylık 0,5 puan azalışla 113,4 seviyesine gerilemişti. Mevsimsellikten arındırılmış RKGE ise aylık 1,1 puan artışla 113,3 olmuştu.  

Kaynak: TCMB

EKİM AYI SEKTÖREL GÜVEN ENDEKSLERİ – TÜİK

Sektörel güven endeksleri, Ağustos-Eylül döneminde perakende satışlarda ve hizmet sektörü istihdamında artışa işaret etmişti. Mevsim etkilerinden arındırılmış güven endeksi Eylül ayında Ağustos ayına göre; hizmet sektöründe %1,5, perakende ticaret sektöründe %4,8 artarken, inşaat sektöründe %0,7 azalmıştı. Endeksin 100 üzerinde değerler sektörde iyimserliği, altındaki değerler ise kötümserliği gösteriyor. Aşağıdaki grafikte de görüleceği gibi inşaat sektöründe kötümserlik son iki yıldır sürerken, hizmet ve perakende ticaret sektörlerinde iyimserliğin 2020 yılının son çeyreğinden bu yana sürüyor.

Kaynak: TÜİK

26 EKİM 2021, SALI

FİNANSAL İSTİKRAR RAPORU – TCMB

Mayıs ayında yayınlanan Finansal İstikrar Raporundan bu yana;

. Uluslararası rezervler 92 milyar dolardan, 125 milyar dolara yükseldi,

. TL cinsi tüketici kredileri %9,6, ticari krediler %6,4 artış kaydetti (tüketici kredilerinin artış hızı hızlandı, ticari kredilerin yavaşladı),

. TL cinsi ihtiyaç kredi faiz oranı %24 seviyelerini korudu, hacim olarak daha yavaş artış sergileyen ticari kredilerin faiz oranı Ekim ayı politika faizi indirimiyle %21’den %20’ye geriledi (politika faiz indirimine rağmen kredi faiz oranları düşmedi),

. 12-ay geriye dönük cari işlemler açığı 30,3 milyar dolardan en son Ağustos ayında 23,0 milyar dolar seviyesine geriledi,

. Dış borç stoku arttı. Bankaların yurtdışı borçlulukları düşüş seyrini korurken banka dışı özel sektör ve kamu dış borcunu artırma eğilimini sürdürdü. Ancak bankaların net döviz pozisyon fazlası vermesi, finansal kesim dışındaki firmaların ise yüksek dış borç yüküne rağmen gelecek 12 ayda net döviz pozisyon fazlasına sahip olmaları borç ödeme tarafında soruna işaret etmiyor.

. Merkez Bankası her ne kadar Ekim ayı PPK toplantısında gelişmiş ülke merkez bankalarının enflasyondaki yükselişin geçici nitelikte olacağını değerlendirmiş ve politika faizini %18’den %16’ya düşürmüş olsa da ABD, Euro Bölgesi ve İngiltere merkez bankalarının yayınladıkları raporlarda bu tezlerin net olmadığını hatta sorguladıklarını okuyoruz. Dahası TCMB’nin “gelişmiş ülke merkez bankaları destekleyici parasal duruşlarını sürdürmekte, varlık alım programlarına devam etmektedir” savına rağmen Avrupa Merkez Bankası tahvil alımlarını azaltacaklarını, ABD merkez bankası Fed 2022 yılı ortasına kadar varlık alımlarını azaltıp sonlandıracağını duyurdu; İngiltere Merkez Bankası yakın zamanda faiz artırım olasılığını ortaya koyarken, Fed guvernörleri 2022’de faiz artırımını tartışıyor.

Finansal istikrara ilişkin olarak TCMB’nin Türk lirasındaki sert değer kaybının enflasyona etkisini nasıl değerlendireceğini, raporda buna ilişkin akademik bir çalışmaya atıfta bulunup bulunmadığını takip edeceğiz.

27 EKİM 2021, ÇARŞAMBA

EKİM AYI EKONOMİK GÜVEN ENDEKSİ – TÜİK

Her ayın ilk iki haftasına ait anket sonuçlarının derlendiği ekonomik güven endeksi Eylül ayında aylık 1,6 puanlık artışla 102,4 seviyesine yükselmişti. Ekonomik güven endeksindeki artış, tüketici, reel kesim (imalat sanayi), hizmet ve perakende ticaret sektörü güven endekslerindeki artışlardan kaynaklanmıştı. Ekonomik güven endeksinin 100’den büyük olması genel ekonomik duruma ilişkin iyimserliği, 100’den küçük olması ise genel ekonomik duruma ilişkin kötümserliği göstermektedir. Tüketici güven endeksinin Ekim ayında aylık 2,9 puan azalışla 76,8 seviyesine gerileyerek kötümserliğin arttığına işaret etmesi ekonomik güven endeksi üzerinde aşağı yönlü baskı yapacaktır.

Kaynak: TÜİK

EKİM AYI SAMEKS SANAYİ VE HİZMET PMI ENDEKSLERİ – MÜSİAD

SAMEKS Sanayi Endeksinde büyüme Eylül ayında da sürmüş, Hizmet Endeksindeki bozulma yavaşlamıştı. Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış sanayi sektörü SAMEKS (satın alma müdürleri) endeksi (aşağıdaki grafikte turuncu çizgi) Eylül ayında aylık 2,4 puan artışla 53,9 seviyesine, hizmet sektörü endeksi (sarı çizgi) ise aylık 1,5 puan artışla 48,7 seviyesine yükselmiş; böylece SAMEKS Bileşik Endeksi aylık 2,4 puan artışla 50,3 olarak gerçekleşmişti. Endeksin 50 üzerindeki değerler sektörün önceki aya göre büyüdüğünü, altındaki değerler ise daraldığını gösteriyor. Sanayi sektörü önceki aya göre ivme kaybetse de yeni siparişler güçlü seyrini korumuş, üretim artmış, satın alımlar hızlanmış, stoklar düşmüş, istihdam yavaş hızla da olsa düşmeye devam etmişti. Hizmet sektöründe iş hacmi önceki aya göre nispi bir toparlanma kaydetse de sektörde durağan görünüm devam etmiş; satın alımlar güçlü seyrini korumuş, istihdamda artış sürmüştü.  

Kaynak: MÜSİAD

EYLÜL AYI DIŞ TİCARET VERİLERİ – TÜİK

Ticaret Bakanlığı Ekim ayı başında Eylül ayı verilerini açıklamıştı. Buna göre Eylül ayında ihracat, önceki aya göre %10’luk artışla 20,8 milyar dolara yükselmiş, ithalat 23,4 milyar dolar ile önceki aya göre %1’lik artış kaydetmişti. İhracatın ithalattan daha hızlı artmasına bağlı olarak dış ticaret açığı Ağustos ayındaki 4,3 milyar dolardan Eylül ayında 2,6 milyar dolar seviyesine gerilemişti. Söz konusu düşüş cari açığın da Eylül ayında düşmesine sebep olacak. Aşağıdaki grafik bir ay geriden gelen TÜİK raporundan alınmıştır.

Kaynak: TÜİK

21 EKİM 2021, PERŞEMBE

AVRUPA MERKEZ BANKASI (AMB) PARA POLİTİKASI TOPLANTISI VE FAİZ KARARI – AVRUPA MERKEZ BANKASI

AMB 10 Eylül toplantısında politika faizini değiştirmemiş, tahvil alım programında azaltıma gidebileceğini duyurmuştu. AMB Başkanı Lagarde, 28 Eylül tarihli toplantısında pandemi kısıtlamalarının gevşetilmesinin ardından artan talebin de etkisiyle arz kısıtları (işgücü, hammadde ve malzeme) ve tedarik zincirindeki sorunlara bağlı olarak enflasyonun yükseldiğine dikkat çekse de pandemi kaynaklı etkiler geçtiğinde enflasyonun da düşeceğini belirtti. Elbette mevcut belirsizlik ortamında Lagarde pandemi kaynaklı etkilerin “ne zaman azalacağı” konusunda net bir görüş ortaya koymadı. Dolayısıyla Ekim ayı toplantısında da AMB faiz değiştirmeyecek. Toplantı kararında varlık alım programıyla ilgili takvime odaklanacağız.

Kaynak: Turkey Data Monitor

JAPONYA MERKEZ BANKASI (BOJ) PARA POLİTİKASI TOPLANTISI VE FAİZ KARARI – http://www.ecb.europa.eu/home/html/index.en.html

BOJ, eksi %0,1 seviyesindeki politika faizini değiştirmeyecek. Toplantı notlarında Banka’nın ekonomiye yönelik görüşlerine ve risklere odaklanacağız.

2021 YILI DÖRDÜNCÜ ENFLASYON RAPORU – TCMB

Temmuz sonunda yayınladığı üçüncü enflasyon raporunda TCMB, 2021 yıl sonu yıllık TÜFE tahminini %10,0-14,4 aralığından %12,2-16,0 aralığı olmak üzere orta noktasını %12,2’den %14,1 seviyesine yükseltmişti. TCMB, enflasyon tahminini yükseltmesinin ardındaki sebepler olarak;  küresel aşılamadaki hızlanmaya bağlı olarak dış talep artışı, Fed’den olası erken sıkılaştırma hamleleri, ham petrol fiyatları ve ABD doları cinsi ithalat fiyatlarında artış beklentisi ile son olarak gıda enflasyonunda artış beklentisini sıralamıştı. TCMB, 2022 yıl sonu enflasyon tahminini ise önceki raporda orta noktası %7,5 olmak üzere %5,0-10,0 aralığından orta noktası %7,8 olmak üzere %5,4-10,2 aralığına yükseltmişti. 23 Eylül ve 21 Ekim toplantılarında politika faizini %19’dan %16’ya kadar düşürmesinin Dolar/TL kurunu 8,64’ten 9,60’lara taşıması ve kurdaki artışın yakıt fiyatlarına yansıtılmasının Aralık ayında TÜFE’yi %20’ye taşıyacağı tahmin ediliyor. Dördüncü Enflasyon Raporunda kurun enflasyona geçişkenliği konusunda TCMB’nin görüşlerine ve tahminlerine odaklanacağız.

EYLÜL AYI TURİZM İSTATİSTİKLERİ – TCMB

Ağustos ayında 3 milyon 982 bin 168 turist ülkeye giriş yaparken, 4 milyon 593 bin 59 turist çıkış yapmıştı. Böylece Ocak-Ağustos 2021 döneminde toplam 10,1 milyon turist giriş yapmış, 14,1 milyon turist çıkış yapmıştı.

Kaynak: Turkey Data Monitor

TCMB VE BDDK, 22 EKİM 2021 TARİHLİ HAFTALIK PARA VE BANKA VERİLERİ – BDDK, TCMB

İki Merkez Bankası başkan yardımcısı ve bir Para Politikası Kurulu (PPK) üyesinin görevine son verildiği 15 Ekim ile biten haftada piyasadaki likiditeyi gösteren parasal göstergeler (M1, M2, M3) döviz kurundaki yükselişe bağlı olarak önceki haftaya göre artış kaydetti. TL cinsi mevduatlar önceki haftaya göre %2,2, krediler ise %0,3 artış kaydetti. TL cinsi mevduat faiz oranları %14-19 aralığına geriledi, TL cinsi kredi faiz oranları %17-25 aralığını korudu. Gerçek kişilerin döviz mevduatları (DTH) önceki haftaya göre 0,3 milyar dolar artışla 113,9 milyar dolara, tüzel kişilerin 0,5 milyar dolar artışla 88,4 milyar dolara yükseldi; yurt dışı mevduatlar aynı dönemde 24,7 milyar dolar ile değişiklik göstermedi, böylece toplam DTH büyüklüğü 15 Ekim haftasında 1,0 milyar dolar artışla 229,4 milyar dolar seviyesine yükseldi. Bankacılık sistemi yabancı para net genel pozisyonu önceki haftaya göre 0,1 milyar dolar azalarak 5,6 milyar dolar oldu. Merkez Bankasında tutulan uluslararası rezervler 125,7 milyar dolar ile önceki haftaya göre 2,3 milyar dolar arttı; altın rezervleri 39,8 milyar dolar ile önceki haftaya göre 1,7 milyar dolar arttı, brüt döviz rezervleri 86,0 milyar dolar ile önceki haftaya göre 0,6 milyar dolar artış kaydetti. Merkez Bankasının net rezerv açığı önceki haftaya göre 1,4 milyar dolar azalarak 21,2 milyar dolar seviyesine geriledi. Yurtdışında yerleşik kişilerin mülkiyetindeki hisse senedi ve devlet iç borçlanma senedi (DİBS) stokları toplamı 28,7 milyar dolar ile bir önceki haftaya göre 0,9 milyar dolar azaldı. Yurt dışı yerleşikler 15 Ekim ile biten haftada hisse senetlerinde 69 milyon dolarlık net alış, DİBS’te 138 milyon dolarlık net satış gerçekleştirdi.

Kaynak: Turkey Data Monitor

Dr. Fulya Gürbüz

Ekonomi Gündemi: İmalat ve imalat dışı sektörlerdeki eğilim ile Türkiye’nin kredi notu değerlendirmesi

24-28 Mayıs haftasında imalat sanayi ve hizmet sektörlerine ilişkin Mayıs ayı verileri ile Nisan ayına ilişkin turizm verileri açıklanacak. Nisan ayı imalat sanayi verileri sektörde hız kaybının sürdüğünü göstermişti. Almanya’dan gelen imalat sanayine ilişkin Mayıs ayı PMI verileri üretim ve ihracat siparişlerindeki artışta yavaşlama olduğunu gösterdi ki bu ipuçlarını bu hafta açıklanacak olan reel kesim güven endeksi, kapasite kullanımı ve sanayi sektörü SAMEKS endekslerinde bulmaya çalışacağız. Geçen hafta açıklanan Mayıs ayı tüketici güven endeksinde düşüşün sürdüğünü gördük; söz konusu düşüşün yansımalarını bu hafta açıklanacak olan sektörel güven endeksleri, ekonomik güven endeksi ve hizmet sektörü SAMEKS endeksinde izleyeceğiz. Bu hafta TCMB’nin yayınlayacağı Mayıs ayı Finansal İstikrar Raporu ve S&P’nin Türkiye kredi notu değerlendirmelerinde makro-ekonomik görünüm ve finansal ortam hakkında mevcut durum ve geleceğe yönelik beklenti ve riskler ile TCMB’nin para politikasına yönelik duruşunu okuyacağız.   

24 MAYIS 2021, PAZARTESİ

NİSAN AYI TURİZM İSTATİSTİKLERİ – KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI

Mart ayında Türkiye’ye gelen turist sayısı önceki aya göre %68’lik artışla 905 bin 323 kişi olurken, net turizm geliri aylık %48’lik artışla 889 milyon dolara yükselmişti. Böylece yılın ilk çeyreğinde turist sayısı yıllık %62, turizm gelirleri yıllık %54 düşüş yaşamış oldu. Cari işlemler açığını azaltıcı yönde etki yapan turizm gelirleri, Covid-19 pandemisinin getirdiği seyahat kısıtları ve kapanmaların etkisiyle cari işlemler dengesine son bir yıldır katkı sağlayamıyor.

Kaynak: Turkey Data Monitor

25 MAYIS 2021, SALI

MAYIS AYI İMALAT SEKTÖRÜ KAPASİTE KULLANIM ORANI (KKO) – TCMB

Nisan ayında imalat sanayinde KKO aylık 1,2 puan artışla 75,9 seviyesine yükselmişti. Yatırım malları üretiminin aksine tüketim malları ve ara malların üretiminde KKO önceki aya göre artış kaydetmişti. Ara mal imalatındaki kapasite artışının sebepleri olarak ihracat tarafındaki desteğin sürmesi ve tedarik zincirindeki sıkıntılara bağlı olarak imalatçıların stok artırma eğilimini (RKGE) sayabiliriz.

Kaynak: TCMB

MAYIS AYI İMALAT SANAYİ REEL KESİM GÜVEN ENDEKSİ (RKGE) – TCMB

Nisan ayında RKGE aylık 0,2 puan artışla 111,0 seviyesine yükselmişti. Mayıs ayı IHS Markit imalat sanayi PMI ilk tahminlerinde, en büyük dış ticaret ortağımız olan Almanya’da üretimde ve ihracat siparişlerindeki artışların önceki aya göre hız kestiği, üretimdeki yavaşlamanın ana sebebinin ise arz kıtlığı olduğu detaylarını okuduk. Söz konusu yavaşlamanın Türkiye imalat sektörüne yansıyıp yansımadığını RKGE verileri bize gösterecek.

Kaynak: TCMB

MAYIS AYI SEKTÖREL GÜVEN ENDEKSLERİ – TÜİK

Nisan ayında mevsim etkilerinden arındırılmış güven endeksi Mart ayına göre hizmet sektöründe %2,0, perakende ticaret sektöründe %5,6 ve inşaat sektöründe %3,1 azalma kaydetmişti.

Kaynak: TÜİK

27 MAYIS 2021, PERŞEMBE

TCMB VE BDDK, 21 MAYIS 2021 TARİHLİ HAFTALIK PARA VE BANKA VERİLERİ – BDDK, TCMB

12 Mayıs ile biten haftada piyasadaki likiditeyi gösteren parasal göstergeler (M1, M2, M3) önceki haftaya göre artışlarını sürdürdü. TL cinsi mevduat ve TL cinsi kredi büyüklükleri önceki haftaya göre geriledi. Mevduat faiz oranı %18,8 seviyesini korurken; ihtiyaç kredi faiz oranı %24, ticari kredi faiz oranları ise %21 seviyelerini korudu. Döviz mevduatları haftalık 0,5 milyar dolar artışla 218,4 milyar dolar seviyesine yükseldi; tüzel kişiler döviz mevduatlarını 0,4 milyar dolar, bireyseller 0,2 milyar dolar artırdı. Bankacılık sistemi yabancı para net genel pozisyonu 6,4 milyar dolar ile önceki haftaya hafif arttı. Merkez Bankasında tutulan uluslararası rezervler 92,0 milyar dolar ile önceki haftaya 1,6 milyar dolar artış kaydetti; altın rezervleri 0,9 milyar dolar, brüt döviz rezervleri 0,7 milyar dolar arttı. Rezervlerin artmasına bağlı olarak Merkez Bankası döviz likiditesi açığı 1,0 dolar azalışla 41,0 milyar dolar seviyesine geriledi. Yurtdışında yerleşik kişilerin mülkiyetindeki hisse senedi ve devlet iç borçlanma senedi (DİBS) stoku toplamı önceki haftaya göre 0,3 milyar dolar artışla 30,0 milyar dolar seviyesine yükseldi. Yurt dışı yerleşikler 12 Mayıs haftasında 170 milyon dolarlık net alış yaparken; hisse senetlerinde net 52 milyon dolarlık alış, DİBS’te net 119 milyon dolarlık alış yapıldı.

Kaynak: Turkey Data Monitor

28 MAYIS 2021, CUMA

KREDİ DERECELENDİRME KURULUŞU S&P’DEN TÜRKİYE DEĞERLENDİRMESİ – S&P

S&P, 23 Ocak 2021 tarihli değerlendirmesinde Türkiye’nin yabancı para cinsinden uzun vadeli kredi notunu yatırım yapılabilir seviyenin dört kademe altında olan ‘B+’ olarak teyit etmiş ve not görünümünü değiştirmeyerek ‘durağan’ olarak bırakmıştı. 22 Ocak^ta 50,5 milyar dolar olan Türkiye’nin brüt döviz rezervleri 26 Şubat’ta 54,5 milyar dolar seviyesine kadar yükselmişken, en son 12 Mayıs’ta 49,6 seviyesinde bulunmaktadır. Elbette söz konusu gelişme artan kısa vadeli dış borç geri ödemeleri kapsamında olumsuz bir resim ortaya koysa da şirketlerin dış borçlarını döndürme kabiliyetleri olumlu olarak değerlendirilebilir. Türk lirasındaki değişime baktığımızda ise 23 Ocak’ta 7,4 seviyesindeki Dolar/TL kuru Mayıs ayında 8,3 seviyelerinde seyretmekte, Türk lirasının uluslararası rekabetinin bir ölçüsü olan reel efektif döviz kuru Mart ayından sonra Nisan ayında da düşüşünü sürdürerek 62 seviyesine gerilemiştir (yani değer kaybetmeye devam etmiştir). Öte yandan cari işlemler açığı ihracatın desteği ve ithalattaki cansızlığın etkisiyle kırmızı alarm vermemekte ancak Covid-19 vakalarına göre halen yasaklı bölgede olmamız sebebiyle turizm gelirlerindeki kayıplar Türkiye’nin döviz rezervlerine katkı yapamamaktadır. Bununla birlikte, bankacılık sektöründe Mart ayı sonundan itibaren kredilerdeki artışın hızlanması sebebiyle takipteki alacaklar rasyosunun %4’ün aşağısına gelmesi ve yüksek mevduat faizlerine bağlı olarak bankacılık sektöründe faiz geliri kazancının sınırlı kalması S&P’nin bankacılık sektörü hakkındaki değerlendirmelerini önemli kılıyor. Yine Mart sonundan itibaren hızlanan emisyon artışı (dolaşıma çıkan banknot ve madeni para) sıkı para politikası ve enflasyonla savaşta S&P’nin Merkez Bankası değerlendirmelerine de odaklanmamıza sebep olacak.  

Kaynak: Turkey Data Monitor

MAYIS AYI EKONOMİK GÜVEN ENDEKSİ – TÜİK

Ekonomik güven endeksi Nisan ayında %5,1 düşüşle 93,9 değerini almıştı. Söz konusu düşüşte tüketici, reel kesim (imalat sanayi), hizmet, perakende ticaret ve inşaat sektörü güven endekslerindeki düşüşler etkili oldu. Geçen hafta TÜİK tarafından açıklanan tüketici güven endeksinin Mayıs ayında 2,9 puan düşüşle 77,3 seviyesine gerilediğini gördük.

Kaynak: TÜİK

MAYIS AYI SANAYİ SEKTÖRÜ VE HİZMET SEKTÖRÜ SAMEKS ENDEKSLERİ – MÜSİAD

Nisan ayında sanayi ve hizmet sektörlerinde SAMEKS endeksleri aylık olarak sırasıyla 1,7 puan ve 2,4 puan artışlarla 52,5 ve 53,0 seviyelerine yükselmişti. Endeksin 50 üzerindeki değerler sektörün önceki aya göre büyüdüğünü, altındaki değerler ise önceki aya göre küçüldüğünü gösteriyor. İmalat sektöründe eğilimi ortaya koyacak alan RKGE verilerinin 25 Mayıs’ta açıklanmasının ardından SAMEKS endekslerinde hem hizmet hem de sanayi sektörlerinde üretim, istihdam, yeni siparişler, satın alımlar, stoklar, tedarik sürelerindeki eğilimler hakkında bilgi edineceğiz. Covid-19 kaynaklı olarak Mayıs ayındaki 18 günlük uzun süreli kapanmanın etkisiyle Mayıs ayında hizmet sektörü verilerinde düşüş görülmesi ihtimali yüksek. Sanayi sektöründe ise özellikle Almanya’dan gelen Mayıs ayı imalat sektörü ilk tahminlerinde üretim ve ihracat siparişlerindeki yavaşlamanın SAMEKS sanayi endeksi verilerine yansıyıp yansımadığını göreceğiz.

Kaynak: MÜSİAD

NİSAN AYI DIŞ TİCARET VERİLERİ – TÜİK

Ticaret Bakanlığı Nisan ayı dış ticaret verilerini açıklamıştı. Buna göre 2021 yılı Nisan ayında ihracat önceki aya göre %1,2 azalışla 18,8 milyar dolar, ithalat aylık %7,4 azalışla 21,9 milyar dolar olmuştu. Böylece dış ticaret açığı Mart ayındaki 4,7 milyar dolardan 3,1 milyar dolar seviyesine gerilemişti. Mart ayında cari işlemler açığı 3,3 milyar dolar iken Nisan ayında dış ticaret açığındaki 1,6 milyar dolarlık düşüş kadar Nisan ayında cari işlemler açığının azalması yönünde katkı yapacak.

Kaynak: Turkey Data Monitor

Dr. Fulya Gürbüz

Makro-ekonomi gündemi: İmalat sektörü verileri, uluslararası rezervler ve finansal istikrar raporu

23 Kasım, 2020, Pazartesi

EKİM AYI TURİZM VERİLERİ

2019 yılında Türkiye’ye gelen turist sayısı tarihi rekorla 45 milyon 58 bin kişiye ulaşırken, 30,1 milyar dolar net turizm geliri elde edilmişti. 2020 yılının ilk 9 ayında ise KOVİD-19 salgının etkisiyle toplam 9 milyon 459 bin turist ülkemize giriş yaparken, toplamda 7,2 milyar dolar net turizm geliri elde edildi. KOVİD-19 etkisiyle Nisan-Haziran döneminde turizm geliri elde edilemedi ancak küresel bazda kısıtlamaların gevşemesiyle Temmuz-Eylül döneminde gelen turist sayısında artış yaşandı.  Pandemide ikinci dalganın getirdiği küresel kısıtlamalar sebebiyle Ekim ayıyla birlikte turizm sektörünün gelir yaratmakta zorlanacağı bir döneme girdik. Hatırlatalım, 2019 yılı Ekim-Aralık döneminde turizm sektörü 6,9 milyar dolar net gelir elde etmişti. Cari işlemlerde önemli bir döviz girdisi sunan turizm sektöründe 2019 yılında kaydedilen rekor gelir artışının etkisiyle yıl genelinde toplam 8,6 milyar dolar cari fazla kaydedilmişti. 2020 yılının ilk dokuz ayında ise turizm geliri kayıplarının etkisiyle 28 milyar dolar cari işlemler açığı verilmiş durumda. Maliyeti ise 2020 yılı ilk dokuz ayında rezervlerin 42,6 milyar dolar azalması ve Türk lirasında %18’lik değer kaybı.

KASIM AYI IHS MARKIT ABD, EURO BÖLGESİ VE İNGİLTERE İMALAT SEKTÖRLERİ PMI İLK TAHMİNLERİ

Ekim ayında ABD PMI aylık 0,2 puan artışla 53,4, Euro Bölgesi PMI 1,1 puan artışla 54,8, İngiltere 0,4 puan düşüşle 53,7, Japonya 1,0 puan artışla 48,7 değerlerini almıştı. Endeksin 50 üzerindeki değerler imalat sektöründe önceki aya göre büyüme, altındaki değerler ise küçülme yaşandığını gösteriyor. En büyük ticaret ortağımız olan Euro Bölgesi imalat sektörünün özellikle Almanya PMI’ının 58,2 seviyesine yükselmesine bağlı olarak bölge genelinde büyüme göstermesi Türkiye imalat sektörü PMI endeksinin de aylık 1,1 puan artışla 53,9 seviyesine yükselmesine katkı sağladı. Söz konusu veriler Salı günü açıklanacak olan Kasım ayı kapasite kullanımı, reel kesim ve sektörel güven endeksleri için bir ön gösterge niteliği taşıyor. Cuma günü Japonya PMI Kasım ayı ilk tahminlerinde hem imalat sektörünün hem de hizmet sektörünün önceki aya göre daha sert küçüldüğünü gördük. Raporda, dünya genelinde artan KOVİD-19 vakalarının küresel ticareti dolayısıyla da Japon ihracatçılarını olumsuz etkilediği ifade ediliyor. Japonya imalat sektörü Ekim ayında canlanan Çin imalat sektörünün etkisiyle önceki aya göre küçülmeye devam etse de küçülme hızı yavaşlamıştı. Çin imalat sektöründeki iyileşme de Almanya imalat sektörünü doğrudan olumlu etkilemişti. Ne yazık ki Japonya PMI Kasım ayı raporunda Çin ile ilgili bir detay yer almıyor.

24 Kasım, 2020, Salı

KASIM AYI İMALAT SEKTÖRÜ KAPASİTE KULLANIMI

Mevsimsel etkilerden arındırılmış kapasite kullanım oranı Ekim ayında bir önceki aya göre 0,6 puan artışla %74,9 seviyesine yükselmişti.

KASIM AYI REEL KESİM GÜVEN ENDEKSİ (RKGE)

Ekim ayında RKGE, bir önceki aya göre 2,8 puan artışla 108,1 seviyesine yükselmişti. 0-200 arasında değer alan endeksin 100 seviyesinin üzerinde olması anketin kapsadığı reel kesim temsilcilerinin ekonomik faaliyetlere ilişkin güveninin arttığını (iyimser), 100 seviyesinin aşağısındaki değerler ise güvenin azaldığını (kötümser) gösteriyor. Ekim ayında imalat sektöründe, mevcut yurt içi ve ihracat siparişlerinde önceki aya göre artış görmüştük. Pazartesi günü açıklanacak Kasıma ayı Euro Bölgesi ve Alman PMI verileri ile birlikte RKGE verileri Türkiye’nin Kasım ayı ihracat performansı hakkında ipucu vermiş olacak.

KASIM AYI SEKTÖREL GÜVEN ENDEKSLERİ

Ekim ayında hizmet, perakende ticaret ve inşaat sektörleri güven endeksleri önceki aya göre sırasıyla %6,4, %1,7 ve %0,6 artış kaydetmişti. Artan KOVİD-19 vakalarının etkisiyle özellikle restoran ve kafelerin 20 Kasım itibariyle kapanması hizmet sektörünü olumsuz etkileyecek.

26 Kasım 2020, Perşembe

TCMB VE BDDK, 13 KASIM 2020 TARİHLİ HAFTALIK PARA VE BANKA VERİLERİ

13 Kasım ile biten haftada, TL cinsinden ticari kredi faiz oranı %16,78, tüketici kredileri faiz oranı %19,80, mevduat faiz oranı %12,28, TCMB’nin ortalama fonlama maliyeti %14,96 seviyelerine yükseldi. 7 Eylül 2020’de 343,1 milyar TL ile zirve yapan Merkez Bankasının günlük toplam fonlama miktarı ise sıkılaştırıcı tedbirlerin etkisiyle 20 Kasım’da 210,5 milyar dolar seviyesinde bulunuyor. 13 Kasım 2020 tarihli para ve banka verileri aşağıdaki gibidir:

Kaynak: BDDK, TCMB, TDM

27 Kasım 2020, Cuma

KASIM AYI EKONOMİK GÜVEN ENDEKSİ

Ekim ayında ekonomi güven endeksi önceki aya göre 4,3 puan artışla 92,8 seviyesine yükselmişti.

TCMB EKİM AYI ULUSLARARASI REZERVLER VE DÖVİZ LİKİDİTESİ VERİLERİ

Eylül ayında Merkez Bankasının 36,3 milyar dolar döviz ve 41,8 milyar dolar altın olmak üzere toplam rezervleri 79,7 milyar dolarken; yükümlülük tarafında 25,7 milyar dolar kredi, menkul kıymet ve mevduat borcu; swap gibi TL karşılığı döviz borçları 57,9 milyar dolar; Merkez Bankası’nda tutulmakta olan ticari bankaların yabancı para ve altın cinsinden zorunlu karşılıkları gösteren şarta bağlı döviz yükümlülükleri ise 39,9 milyar dolar seviyesinde bulunuyor. Zorunlu karşılıklar hariç olmak üzere, swap yükümlülüğünü dikkate aldığımızda Merkez Bankasının net döviz rezervini hesaplarsak 36,3 – 57,9 = -21,6 milyar dolar (eksi 21,6 milyar dolar) seviyesinde olduğunu görüyoruz.

2020 YILI KASIM AYI FİNANSAL İSTİKRAR RAPORU

Finansal İstikrar Raporu Mayıs ve Kasım olmak üzere senede iki kere yayınlanmaktadır. Raporda; uluslararası ve yurt içi makro ekonomik görünüm; hanehalkı, reel sektör ve finansal kesim gelişmeleri ile risk görünümüne dair Merkez Bankası analizleri yer alıyor. Merkez Bankası Temmuz 2019’dan itibaren %24 seviyesindeki politika faiz oranını kademeli olarak düşürerek, en son Haziran 2020’de %8,25 seviyesine kadar indirmişti. Mayıs ayı Finansal İstikrar Raporunda yapılmış olan faiz indirimlerinin özellikle de KOVİD-19 sonrasında finansal istikrarı olumlu desteklemeye devam ettiği ifadelerini okumuştuk. Eylül ayında ise TL’de yaşanan değer kayıpları ve artan enflasyonist baskılara istinaden ilk gelen faiz artırımıyla politika faizi %10,25’e, Ekim ayında ise politika faizi yerine Geç Likidite Penceresi kapsamında kullandırılan borç verme faizi %14,75’e yükseltilmişti. Kasım toplantısında yeni Merkez Bankası yönetiminin para politikasını sadeleştirerek 1-haftalık borç verme faizi olan politika faizini %15’e yükseltmesiyle birlikte Kasım ayı raporunda finansal istikrara yönelik alınacak tedbirlere ve beklentilere odaklanacağız.

Dr. Fulya Gürbüz

Yeni Ekonomi Programından aldığım mesaj “kaliteli eğitim ve nitelikli işgücü olmazsa olmaz”

29 Eylül’de açıklanan Yeni Ekonomi Programı 2021-2023’ün (YEP) “Eylem ve Projeler” kısmını madde madde okudukça ekonomimizin geleceğine dair umudum daha da arttı.  

Açıkçası, YEP’te kaliteli eğitim sistemi ve nitelikli işgücüne yönelik hedefler ortaya konulmasaydı yüksek katma değerli üretim ve sürdürülebilir büyüme hedefi hayalden öteye gitmeyecekti.

YEP; Eğitim, Tarım, Sağlık, Turizm, Çevre, Gençlik ve Toplum, İş ve Yatırım Ortamı, İşgücü ve İstihdam, Finansal Sistem, Kamu Maliyesi, Kamu Düzeni ve Güvenliği, Yerli ve Yenilikçi Üretim ana başlıklarıyla oluşturulmuş “Eylem ve Projeler” bütünleyici ve geniş kapsamlı bir ekonomi sistemine sesleniyor.

“İhracatı bırakacak veya ara verecek olan ihracatçıların önceden belirlenebilmesi; simülasyon, tahminsel modelleme gibi yeni nesil yöntemlerle iş kazası ve meslek hastalıklarının önlenmesi”; iş kolaylığı ve kendi kendine yeter bir ekonomi oluşturma çabaları dahilinde dijital ve platform ekonomilerinin, özelde yapay zekanın ekonomi sistemine entegre edilmesi yeni ekonomi olmadan makroekonomik denge ve finansal istikrarın oluşturulamayacağı mesajını da veriyor.

Projelerin tamamlanma sürecinin 3 yılı kapsıyor olması elbette kısıtlı zaman hissi doğurmadı değil. Ancak ortaya konan hedefler doğrultusunda kısa zamanda kararlı adımlarla çalışılmaya başlanması ve gelişmelerin şeffaf bir şekilde düzenli olarak kamuoyuyla paylaşılması halinde zaman kısıtı sorun teşkil etmeyecektir diye düşünüyorum.

“Yerli ve Yenilikçi Üretim” hedefi doğrultusunda atıkların kullanılmasıyla birçok sektörde teknolojik ürün elde edilmesine yönelik çalışmaların başlayacak olması, YEP’in kaliteli eğitim sistemini ve nitelikli işgücünü odağına aldığı mesajını da veriyor. Gençlik merkezlerinde 2021 yılında 35 bin gence algoritma, programlama, web ve mobil uygulama geliştirme, robotik ve elektronik eğitimleri verilecek olması yeni ekonominin ekonomiye entegrasyonunu temele yayma aşamasında önemli bir adım. Umarız sonraki senelerde de bu tür eğitimlere devam edilebilir.

Demiryolu ve yük taşımacılığı ile dizel motor üretimindeki tecrübemiz demiryolu araçlarının ve dizel motorun yerli ve milli olarak tasarımı ve üretiminin de uzak bir hayal olmayacağının işaretini de aldık.

Dolayısıyla makroekonomik denge ve finansal istikrardan taviz verilmediği sürece özellikle savunma sanayine yönelik geliştirilmiş teknolojilerin ve bilişimde, yazılım ve donanımda kaydedilen ilerlemenin YEP’in ilan ettiği hedeflere kararlılıkla ulaşılmasında destekleyici rol üstlenmesi çocuklarımıza, gençlerimize ve gelecek nesillere sağlıklı ve güvenilir bir ekonomik ortam sağlama konusunda umutlu kalmama sebep oldu.

Dr. Fulya Gürbüz