Makro-ekonomi gündemi: İmalat sektörü verileri, uluslararası rezervler ve finansal istikrar raporu

23 Kasım, 2020, Pazartesi

EKİM AYI TURİZM VERİLERİ

2019 yılında Türkiye’ye gelen turist sayısı tarihi rekorla 45 milyon 58 bin kişiye ulaşırken, 30,1 milyar dolar net turizm geliri elde edilmişti. 2020 yılının ilk 9 ayında ise KOVİD-19 salgının etkisiyle toplam 9 milyon 459 bin turist ülkemize giriş yaparken, toplamda 7,2 milyar dolar net turizm geliri elde edildi. KOVİD-19 etkisiyle Nisan-Haziran döneminde turizm geliri elde edilemedi ancak küresel bazda kısıtlamaların gevşemesiyle Temmuz-Eylül döneminde gelen turist sayısında artış yaşandı.  Pandemide ikinci dalganın getirdiği küresel kısıtlamalar sebebiyle Ekim ayıyla birlikte turizm sektörünün gelir yaratmakta zorlanacağı bir döneme girdik. Hatırlatalım, 2019 yılı Ekim-Aralık döneminde turizm sektörü 6,9 milyar dolar net gelir elde etmişti. Cari işlemlerde önemli bir döviz girdisi sunan turizm sektöründe 2019 yılında kaydedilen rekor gelir artışının etkisiyle yıl genelinde toplam 8,6 milyar dolar cari fazla kaydedilmişti. 2020 yılının ilk dokuz ayında ise turizm geliri kayıplarının etkisiyle 28 milyar dolar cari işlemler açığı verilmiş durumda. Maliyeti ise 2020 yılı ilk dokuz ayında rezervlerin 42,6 milyar dolar azalması ve Türk lirasında %18’lik değer kaybı.

KASIM AYI IHS MARKIT ABD, EURO BÖLGESİ VE İNGİLTERE İMALAT SEKTÖRLERİ PMI İLK TAHMİNLERİ

Ekim ayında ABD PMI aylık 0,2 puan artışla 53,4, Euro Bölgesi PMI 1,1 puan artışla 54,8, İngiltere 0,4 puan düşüşle 53,7, Japonya 1,0 puan artışla 48,7 değerlerini almıştı. Endeksin 50 üzerindeki değerler imalat sektöründe önceki aya göre büyüme, altındaki değerler ise küçülme yaşandığını gösteriyor. En büyük ticaret ortağımız olan Euro Bölgesi imalat sektörünün özellikle Almanya PMI’ının 58,2 seviyesine yükselmesine bağlı olarak bölge genelinde büyüme göstermesi Türkiye imalat sektörü PMI endeksinin de aylık 1,1 puan artışla 53,9 seviyesine yükselmesine katkı sağladı. Söz konusu veriler Salı günü açıklanacak olan Kasım ayı kapasite kullanımı, reel kesim ve sektörel güven endeksleri için bir ön gösterge niteliği taşıyor. Cuma günü Japonya PMI Kasım ayı ilk tahminlerinde hem imalat sektörünün hem de hizmet sektörünün önceki aya göre daha sert küçüldüğünü gördük. Raporda, dünya genelinde artan KOVİD-19 vakalarının küresel ticareti dolayısıyla da Japon ihracatçılarını olumsuz etkilediği ifade ediliyor. Japonya imalat sektörü Ekim ayında canlanan Çin imalat sektörünün etkisiyle önceki aya göre küçülmeye devam etse de küçülme hızı yavaşlamıştı. Çin imalat sektöründeki iyileşme de Almanya imalat sektörünü doğrudan olumlu etkilemişti. Ne yazık ki Japonya PMI Kasım ayı raporunda Çin ile ilgili bir detay yer almıyor.

24 Kasım, 2020, Salı

KASIM AYI İMALAT SEKTÖRÜ KAPASİTE KULLANIMI

Mevsimsel etkilerden arındırılmış kapasite kullanım oranı Ekim ayında bir önceki aya göre 0,6 puan artışla %74,9 seviyesine yükselmişti.

KASIM AYI REEL KESİM GÜVEN ENDEKSİ (RKGE)

Ekim ayında RKGE, bir önceki aya göre 2,8 puan artışla 108,1 seviyesine yükselmişti. 0-200 arasında değer alan endeksin 100 seviyesinin üzerinde olması anketin kapsadığı reel kesim temsilcilerinin ekonomik faaliyetlere ilişkin güveninin arttığını (iyimser), 100 seviyesinin aşağısındaki değerler ise güvenin azaldığını (kötümser) gösteriyor. Ekim ayında imalat sektöründe, mevcut yurt içi ve ihracat siparişlerinde önceki aya göre artış görmüştük. Pazartesi günü açıklanacak Kasıma ayı Euro Bölgesi ve Alman PMI verileri ile birlikte RKGE verileri Türkiye’nin Kasım ayı ihracat performansı hakkında ipucu vermiş olacak.

KASIM AYI SEKTÖREL GÜVEN ENDEKSLERİ

Ekim ayında hizmet, perakende ticaret ve inşaat sektörleri güven endeksleri önceki aya göre sırasıyla %6,4, %1,7 ve %0,6 artış kaydetmişti. Artan KOVİD-19 vakalarının etkisiyle özellikle restoran ve kafelerin 20 Kasım itibariyle kapanması hizmet sektörünü olumsuz etkileyecek.

26 Kasım 2020, Perşembe

TCMB VE BDDK, 13 KASIM 2020 TARİHLİ HAFTALIK PARA VE BANKA VERİLERİ

13 Kasım ile biten haftada, TL cinsinden ticari kredi faiz oranı %16,78, tüketici kredileri faiz oranı %19,80, mevduat faiz oranı %12,28, TCMB’nin ortalama fonlama maliyeti %14,96 seviyelerine yükseldi. 7 Eylül 2020’de 343,1 milyar TL ile zirve yapan Merkez Bankasının günlük toplam fonlama miktarı ise sıkılaştırıcı tedbirlerin etkisiyle 20 Kasım’da 210,5 milyar dolar seviyesinde bulunuyor. 13 Kasım 2020 tarihli para ve banka verileri aşağıdaki gibidir:

Kaynak: BDDK, TCMB, TDM

27 Kasım 2020, Cuma

KASIM AYI EKONOMİK GÜVEN ENDEKSİ

Ekim ayında ekonomi güven endeksi önceki aya göre 4,3 puan artışla 92,8 seviyesine yükselmişti.

TCMB EKİM AYI ULUSLARARASI REZERVLER VE DÖVİZ LİKİDİTESİ VERİLERİ

Eylül ayında Merkez Bankasının 36,3 milyar dolar döviz ve 41,8 milyar dolar altın olmak üzere toplam rezervleri 79,7 milyar dolarken; yükümlülük tarafında 25,7 milyar dolar kredi, menkul kıymet ve mevduat borcu; swap gibi TL karşılığı döviz borçları 57,9 milyar dolar; Merkez Bankası’nda tutulmakta olan ticari bankaların yabancı para ve altın cinsinden zorunlu karşılıkları gösteren şarta bağlı döviz yükümlülükleri ise 39,9 milyar dolar seviyesinde bulunuyor. Zorunlu karşılıklar hariç olmak üzere, swap yükümlülüğünü dikkate aldığımızda Merkez Bankasının net döviz rezervini hesaplarsak 36,3 – 57,9 = -21,6 milyar dolar (eksi 21,6 milyar dolar) seviyesinde olduğunu görüyoruz.

2020 YILI KASIM AYI FİNANSAL İSTİKRAR RAPORU

Finansal İstikrar Raporu Mayıs ve Kasım olmak üzere senede iki kere yayınlanmaktadır. Raporda; uluslararası ve yurt içi makro ekonomik görünüm; hanehalkı, reel sektör ve finansal kesim gelişmeleri ile risk görünümüne dair Merkez Bankası analizleri yer alıyor. Merkez Bankası Temmuz 2019’dan itibaren %24 seviyesindeki politika faiz oranını kademeli olarak düşürerek, en son Haziran 2020’de %8,25 seviyesine kadar indirmişti. Mayıs ayı Finansal İstikrar Raporunda yapılmış olan faiz indirimlerinin özellikle de KOVİD-19 sonrasında finansal istikrarı olumlu desteklemeye devam ettiği ifadelerini okumuştuk. Eylül ayında ise TL’de yaşanan değer kayıpları ve artan enflasyonist baskılara istinaden ilk gelen faiz artırımıyla politika faizi %10,25’e, Ekim ayında ise politika faizi yerine Geç Likidite Penceresi kapsamında kullandırılan borç verme faizi %14,75’e yükseltilmişti. Kasım toplantısında yeni Merkez Bankası yönetiminin para politikasını sadeleştirerek 1-haftalık borç verme faizi olan politika faizini %15’e yükseltmesiyle birlikte Kasım ayı raporunda finansal istikrara yönelik alınacak tedbirlere ve beklentilere odaklanacağız.

Dr. Fulya Gürbüz

Yeni Ekonomi Programından aldığım mesaj “kaliteli eğitim ve nitelikli işgücü olmazsa olmaz”

29 Eylül’de açıklanan Yeni Ekonomi Programı 2021-2023’ün (YEP) “Eylem ve Projeler” kısmını madde madde okudukça ekonomimizin geleceğine dair umudum daha da arttı.  

Açıkçası, YEP’te kaliteli eğitim sistemi ve nitelikli işgücüne yönelik hedefler ortaya konulmasaydı yüksek katma değerli üretim ve sürdürülebilir büyüme hedefi hayalden öteye gitmeyecekti.

YEP; Eğitim, Tarım, Sağlık, Turizm, Çevre, Gençlik ve Toplum, İş ve Yatırım Ortamı, İşgücü ve İstihdam, Finansal Sistem, Kamu Maliyesi, Kamu Düzeni ve Güvenliği, Yerli ve Yenilikçi Üretim ana başlıklarıyla oluşturulmuş “Eylem ve Projeler” bütünleyici ve geniş kapsamlı bir ekonomi sistemine sesleniyor.

“İhracatı bırakacak veya ara verecek olan ihracatçıların önceden belirlenebilmesi; simülasyon, tahminsel modelleme gibi yeni nesil yöntemlerle iş kazası ve meslek hastalıklarının önlenmesi”; iş kolaylığı ve kendi kendine yeter bir ekonomi oluşturma çabaları dahilinde dijital ve platform ekonomilerinin, özelde yapay zekanın ekonomi sistemine entegre edilmesi yeni ekonomi olmadan makroekonomik denge ve finansal istikrarın oluşturulamayacağı mesajını da veriyor.

Projelerin tamamlanma sürecinin 3 yılı kapsıyor olması elbette kısıtlı zaman hissi doğurmadı değil. Ancak ortaya konan hedefler doğrultusunda kısa zamanda kararlı adımlarla çalışılmaya başlanması ve gelişmelerin şeffaf bir şekilde düzenli olarak kamuoyuyla paylaşılması halinde zaman kısıtı sorun teşkil etmeyecektir diye düşünüyorum.

“Yerli ve Yenilikçi Üretim” hedefi doğrultusunda atıkların kullanılmasıyla birçok sektörde teknolojik ürün elde edilmesine yönelik çalışmaların başlayacak olması, YEP’in kaliteli eğitim sistemini ve nitelikli işgücünü odağına aldığı mesajını da veriyor. Gençlik merkezlerinde 2021 yılında 35 bin gence algoritma, programlama, web ve mobil uygulama geliştirme, robotik ve elektronik eğitimleri verilecek olması yeni ekonominin ekonomiye entegrasyonunu temele yayma aşamasında önemli bir adım. Umarız sonraki senelerde de bu tür eğitimlere devam edilebilir.

Demiryolu ve yük taşımacılığı ile dizel motor üretimindeki tecrübemiz demiryolu araçlarının ve dizel motorun yerli ve milli olarak tasarımı ve üretiminin de uzak bir hayal olmayacağının işaretini de aldık.

Dolayısıyla makroekonomik denge ve finansal istikrardan taviz verilmediği sürece özellikle savunma sanayine yönelik geliştirilmiş teknolojilerin ve bilişimde, yazılım ve donanımda kaydedilen ilerlemenin YEP’in ilan ettiği hedeflere kararlılıkla ulaşılmasında destekleyici rol üstlenmesi çocuklarımıza, gençlerimize ve gelecek nesillere sağlıklı ve güvenilir bir ekonomik ortam sağlama konusunda umutlu kalmama sebep oldu.

Dr. Fulya Gürbüz