Sürdürülebilir bir ekonomi için ödül mekanizması önemli

6 Aralık 2021’de hayatımın bir ilkini yaşadım. 1994 ve 2004 yılllarında lisans ve lisans üstü diplomalarımı aldığım ve toplamda 7,5 yılımı geçirdiğim Boğaziçi Üniversitesi’nde (BÜ) ilk kez Mühendislik Kulübü’nün (ENSO) hazırladığı “Boğaziçi İş Dünyası Ödülleri” törenine katıldım. Hem ENSO hem öğrenciler hem de ödül alan tüm şirket temsilcileri adına mutlu oldum, gururlandım. Adaylar ENSO tarafından belirleniyor, bir anket ile BÜ öğrencilerine sunuluyor, oylama sonuçlarına göre ödüller dağıtılıyor.

Etkinliğe katılan ve gözleri pırıl pırıl parlayan tüm öğrencileri, ileride o kürsüde ödül alırken hayal ettim. Yolunuz ve şansınız her daim açık olsun.

Ödül töreniyle ilgili gözlemlerimi ve düşüncelerimi yazmaya başlarken hangi duyguların etkisi altında olduğumu aklıma ilk geldiği sırayla paylaşmak istiyorum:

Gurur, mutluluk, sevgi, azim, heyecan, kararlılık, kendine güven.

Eğitim sektörünün, fiziksel ve zihinsel büyük emeklerin ortaya konduğu, ekonominin temelini sağlamlaştıran en önemli sektör olduğuna inanıyorum. ENSO gibi birçok kulüp, dernek, vakıf, kurum ve kuruluşlar ödüllendirme mekanizmasında yer alarak, domino etkisiyle sürdürülebilir bir ekonomi için motivasyon rolü üstleniyor.

Törende, Z-kuşağının dikkatini çekmeyi başarmış şirketlerin ödüllerini şirket temsilcileri aldı. Kürsüye çıkan şirket temsilcilerinin “Bu ödülü, şirketimizin tüm çalışanları adına alıyorum” diyerek ‘başarıda paylaşımı’ vurgulamaları çok anlamlıydı. Paylaşarak, motive ederek, motive olarak aynı hedefe birlikte yürümek başarıyı da beraberinde getiriyor. Kazanılan ödüller ise birlik ve beraberliği simgeliyor.

Beyinde, ödül sisteminin varlığı ilk kez 1953 yılında McGill Üniversitesi’nde James Olds ve Peter M. Milner tarafından keşfediliyor. Bu iki bilim insanı nörobilim (sinirbilimi) alanında fareler üzerinde yaptıkları çalışmayı 1954 yılında yayınladıkları bir makaleyle duyuruyorlar. Dünya, bu makaleyle sinir sisteminin davranış üzerindeki etkileri konusunda yeni ve derin bir çalışma alanıyla tanışıyor.

Psikoloji ve davranışsal ekonomi konularında günümüze kadar gelen akademik çalışmalardan ödül-motivasyon-performans (ÖMP) üçgenini sorgulayanları hızlıca taradım. Ödüllerin motivasyon etkisi yarattığına elbette inanıyorum. Ancak bazı durumlarda ÖMP üçgeni sağlıklı çalışmayabiliyor. Çalışanın yaşı, cinsiyeti, medeni durumu, ödülün parasal olup olmadığı gibi faktörler motivasyonu, dolayısıyla da performansı farklı şekillerde etkileyebiliyor. Parasal ödüller motivasyonu düşürebilirken, parasal olmayan ödüller (örneğin sözlü bir takdir) kısa sürede motivasyonu tetikleyebiliyor. Dahası, para ödülü verilenlerin motivasyonu, eş değerde hediye verilenlerden daha düşük kalabiliyor.

Özetle, her ödülün yarattığı motivasyon, kişiden kişiye değişebiliyor. Dolayısıyla, çalışanlarını iyi tanıyan şirketler, çalışanlarına geniş bir yelpazede motivasyon artırıcı seçenekler sunarak ÖMP üçgeninin sağlıklı çalışmasını sağlayabiliyor, sürdürülebilirlik yolunda sağlam adımlar atabiliyor.

Bu sebeplerle;

. İnsan kaynakları ve performans modellerinin ihtiyaçlara cevap verebilmesini, zamana ve şartlara uyum sağlayabilmesini,

. Şirketlerin, kişisel ve mesleki eğitimlere ağırlık vermesini,

. Devlet tarafında ise eğitim sisteminin, taşıyıcı kolon hassasiyetinde ve sürdürülebilirliği destekleyen bir yapıda kurgulanmasını önemsiyorum.  

Ödül törenine katılmak üzere beni davet eden ENSO Üyesi Kayra Şener’e, bilgi akışımı canlı tutan ENSO YK Üyesi Ege Kaplangiray’a, bu düşünce ve duyguların etkisinde kalarak keyifli bir yolculuğa çıkmamı sağladıkları için teşekkür ediyorum.

Dr. Fulya Gürbüz

Yeni Ekonomi Programından aldığım mesaj “kaliteli eğitim ve nitelikli işgücü olmazsa olmaz”

29 Eylül’de açıklanan Yeni Ekonomi Programı 2021-2023’ün (YEP) “Eylem ve Projeler” kısmını madde madde okudukça ekonomimizin geleceğine dair umudum daha da arttı.  

Açıkçası, YEP’te kaliteli eğitim sistemi ve nitelikli işgücüne yönelik hedefler ortaya konulmasaydı yüksek katma değerli üretim ve sürdürülebilir büyüme hedefi hayalden öteye gitmeyecekti.

YEP; Eğitim, Tarım, Sağlık, Turizm, Çevre, Gençlik ve Toplum, İş ve Yatırım Ortamı, İşgücü ve İstihdam, Finansal Sistem, Kamu Maliyesi, Kamu Düzeni ve Güvenliği, Yerli ve Yenilikçi Üretim ana başlıklarıyla oluşturulmuş “Eylem ve Projeler” bütünleyici ve geniş kapsamlı bir ekonomi sistemine sesleniyor.

“İhracatı bırakacak veya ara verecek olan ihracatçıların önceden belirlenebilmesi; simülasyon, tahminsel modelleme gibi yeni nesil yöntemlerle iş kazası ve meslek hastalıklarının önlenmesi”; iş kolaylığı ve kendi kendine yeter bir ekonomi oluşturma çabaları dahilinde dijital ve platform ekonomilerinin, özelde yapay zekanın ekonomi sistemine entegre edilmesi yeni ekonomi olmadan makroekonomik denge ve finansal istikrarın oluşturulamayacağı mesajını da veriyor.

Projelerin tamamlanma sürecinin 3 yılı kapsıyor olması elbette kısıtlı zaman hissi doğurmadı değil. Ancak ortaya konan hedefler doğrultusunda kısa zamanda kararlı adımlarla çalışılmaya başlanması ve gelişmelerin şeffaf bir şekilde düzenli olarak kamuoyuyla paylaşılması halinde zaman kısıtı sorun teşkil etmeyecektir diye düşünüyorum.

“Yerli ve Yenilikçi Üretim” hedefi doğrultusunda atıkların kullanılmasıyla birçok sektörde teknolojik ürün elde edilmesine yönelik çalışmaların başlayacak olması, YEP’in kaliteli eğitim sistemini ve nitelikli işgücünü odağına aldığı mesajını da veriyor. Gençlik merkezlerinde 2021 yılında 35 bin gence algoritma, programlama, web ve mobil uygulama geliştirme, robotik ve elektronik eğitimleri verilecek olması yeni ekonominin ekonomiye entegrasyonunu temele yayma aşamasında önemli bir adım. Umarız sonraki senelerde de bu tür eğitimlere devam edilebilir.

Demiryolu ve yük taşımacılığı ile dizel motor üretimindeki tecrübemiz demiryolu araçlarının ve dizel motorun yerli ve milli olarak tasarımı ve üretiminin de uzak bir hayal olmayacağının işaretini de aldık.

Dolayısıyla makroekonomik denge ve finansal istikrardan taviz verilmediği sürece özellikle savunma sanayine yönelik geliştirilmiş teknolojilerin ve bilişimde, yazılım ve donanımda kaydedilen ilerlemenin YEP’in ilan ettiği hedeflere kararlılıkla ulaşılmasında destekleyici rol üstlenmesi çocuklarımıza, gençlerimize ve gelecek nesillere sağlıklı ve güvenilir bir ekonomik ortam sağlama konusunda umutlu kalmama sebep oldu.

Dr. Fulya Gürbüz

Eğitim Duyurusu: Ekonomi Verilerinin Şifresi

Ekonomi verileri arasındaki ilişkiyi ezber bozan bir yöntemle öğreneceğiniz eğitimimiz 23 Haziran’da başlıyor. Bekleriz.

http://www.pamagaza.com

http://www.pamagaza.com/fiyat/ekonomi-verilerinin-sifresi-dr-fulya-gurbuz-1-aylik-online-ders-paketi/

http://www.paraanaliz.com

Küresel Koronavirüs Salgını krizinden alınacak dersler

Koronavirüs salgını öncesinde, artan politik riskle birlikte Kanal İstanbul projesinin bütçeyi olumsuz etkileyeceği, dolayısıyla da Türk lirasının artan kırılganlığından bahsedip, yapısal reformlara gönderme yapıyorduk. Koronavirüs salgını, küresel ekonomik büyümeyi hızla aşağı çekecek. Geliri giderlerini karşılayamayan ve ihraç ettiğinden daha fazlasını ithal etmek zorunda kalan Türkiye ekonomisi artık bu ezberi bozmalı. Ekonomik olarak daralmak, ‘gelirin azalması sebebiyle sabit harcamaları karşılayabilmek için daha fazla borçlanmak’ demek. Bu hem hane halkı hem de devlet bütçesi için geçerli. Tek, fark hane halkının gıdasından kesecek kadar fakirleşmesi.

Dolayısıyla, daha fazla fakirleşmeden ayağa kalkıp toparlanma zamanı geldi. Nasıl mı? Elbette krizi fırsata çevirerek:

. Salgın ve doğal afetlere yönelik hareket planının, en hızlı şekilde Türkiye’nin her noktasında eş zamanlı olarak devreye girmesini sağlayacak sistemin oluşturulması,

. Kaliteli işgücü yetiştirmek amacıyla kalite odaklı eğitim sisteminin devreye alınması,

. İthal girdiye bağımlılığın azalacağı, yüksek teknolojili milli üretime geçişi sağlayacak ekonomik altyapının ivedilikle oluşturulması.