Haftanın ekonomi gündemi: Sanayi üretimi, cari işlemler dengesi, perakende, sanayi ciro, tarım-ÜFE, bütçe, konut satışları, konut fiyat endeksi, beklenti anketi

13 Nisan 2020, Pazartesi

Merkez Bankası, Şubat ayı ödemeler dengesi verilerini açıklayacak. Ocak ayında cari işlemler hesabı 1,8 milyar dolar açık vermişti. Şubat ayında ihracatın önceki aya göre değişmezken ithalatta bir önceki aya göre 1,6 milyar dolarlık azalma cari açığı azaltıcı yönde; yurt dışında yaşayanların DİBS varlıklarında önceki aya göre 3 milyar dolar azalma ve hisse senetleri piyasasında 0,8 milyar dolarlık net satış yapmaları cari açığı artırıcı yönde etki yapacak. Şubat ayında ülkeye gelen turist sayısında önceki aya göre önemli bir değişiklik olmadığı için Şubat ayında turizm gelirlerinde önceki aya göre önemli bir değişiklik olmayacak; dolayısıyla da ödemeler dengesine önemli bir etkisi olmayacak. Toparlarsak cari işlemler açığının Şubat ayında 4 milyar dolara yükselmesini bekliyoruz.

TÜİK, Şubat ayı sanayi üretimi verilerini açıklayacak. Ocak ayında sanayi üretimi yıllık bazda %7,9 artmış, aylık bazda ise %0,2 azalmıştı. Şubat ayında ithalat önceki aya göre %8,3 azalmış, ihracat ise önceki aya göre aynı kalmıştı. İmalat sektörü PMI verileri de Şubat ayında üretimin arttığını göstermişti. Her iki veriyi birleştirdiğimizde sanayi üretiminde Şubat ayında önceki yıla göre yavaşlama, önceki aya göre de sınırlı bir azalış göreceğiz. Mart ayı PMI verileri ise Mart ayında sanayi üretiminde bozulma etkisinin artacağına işaret etti.

TÜİK, Şubat ayı perakende endekslerini açıklayacak açıklanacak. Ocak ayında önceki aya göre %0,8 azalan perakende satış hacminin Şubat ayında azalışını sürdürmesini bekliyoruz.

TÜİK, Şubat ayı sanayi sektörü ciro endekslerini açıklayacak. Arındırılmamış verilere göre Ocak ayında önceki aya göre gerileyen endeksin Şubat ayında da aynı eğilimi göstermesini bekliyoruz.

14 Nisan 2020, Salı

TÜİK, Mart ayı tarım ürünleri üretici fiyat endeksi (Tarım-ÜFE) verilerini açıklayacak. Endeks Şubat ayında yıllık %10,22, aylık %2,56 artış kaydetmişti.

15 Nisan 2020, Çarşamba

Mart ayı merkezi yönetim bütçe verileri açıklanacak. Geçen hafta açıklanan nakit bütçe verileri 40,4 milyar TL açık vermişti. Merkezi yönetim bütçesi de aynı paralelde bir açığa işaret ediyor.   

TÜİK, Mart ayı konut satışları verisini açıklayacak. Şubat ayında 118.753 konut satışı gerçekleşmişti.

16 Nisan 2020, Perşembe

Merkez Bankası, Şubat ayı konut fiyat endeksi verilerini açıklayacak. Endeks Şubat ayında 120,89 seviyesine yükselmişti.

Merkez Bankası, Şubat ayı özel sektör uzun vadeli kredi borç stokunu açıklayacak. (Ocak2020: 189,75 milyar dolar)

17 Nisan 2020, Cuma

Merkez Bankası Nisan ayı Beklenti Anketi sonuçları açıklanacak. Enflasyon ve büyüme beklentilerinde düşüş, kur beklentilerinde yükseliş, cari açık beklentisinde azalma görebiliriz.

Merkez Bankası, kısa vadeli dış borç stokunu açıklayacak. (Ocak2020: 123,6 milyar dolar)

Dr. Fulya Gürbüz

Gelirlerde azalma Hazine’nin borç yükünü artırıyor

Geçen hafta gündemin yoğunluğundan Salı günü açıklanan nakit bazlı bütçe verilerini ancak inceleyebildim. Mart ayında nakit bazlı bütçe dengesi 40,5 milyar TL açık verdi. Aynı ay 53,9 milyar TL gelir elde edilirken, 94,4 milyar TL harcama yapıldı. Bütçe açığının finansmanı için Mart ayında 16,2 milyar TL net borçlanma gerçekleştirildi.

Yukarıdaki grafiği incelediğimizde küresel ticaret savaşı, Suriye’den gelen mülteciler, S-400 sorunu, yüksek maliyetli Kanal İstanbul projesi, doğal afetler ve Türkiye’den sermaye çıkışlarının etkisiyle 2019 yılı başından itibaren borçlanmaya ağırlık veren Hazine’nin, 2020 yılının Şubat-Mart döneminde koronavirüsün etkisi ve sermaye çıkışlarındaki artışla birlikte borçlanmada vites yükselttiğini görüyoruz. Finansman konusunda yurt dışı ile bir anlaşma sağlanmadığı takdirde gelirlerde azalmayla birlikte borçlanmada artış sürecek.

Elbette enflasyondaki aşağı seyirle birlikte faiz oranlarındaki düşüş borçlanma maliyetlerini düşürüyor. Hatta 22 Nisan’da para politikasını görüşecek olan TCMB, %9,75 olan politika faizini indirebilir. Ancak yukarıda saydığım sebeplerden dolayı Türkiye’nin risk priminin yükselmesi, Türkiye’nin ve Türk şirketlerinin yurt dışından borçlanma maliyetlerini yukarı çekmekte.

Risk demişken, koronavirüsün tüm dünyayı etkisi altına almasıyla birlikte, risk çeşitlerine bir yenisi eklendi: salgın riski. Evet, mevcut yaşadığımız dönemde mali paketler bütçeye yük getirecek, Merkez Bankasının net döviz rezervlerinin eksiye düştüğü iddiası sermaye çıkışları konusunda endişelerin devam etmesine sebep olacak, finansal varlıkların fiyatları dalgalanacak, ekonomik verilerde bozulmalar görmeye devam edeceğiz. Bu tablonun daha da karamsar olmaması için ne gerekiyor? Virüsün etkisini azaltacak önlemlerin ivedilikle alınmaya devam etmesi ve güven ortamının sağlanması.

Dr. Fulya Gürbüz

Türkiye’nin borç stoku görece düşükken neden Türk lirası değer kaybediyor, neden risk primi yüksek?

Yukarıdaki grafik IIF raporundan alınma. Dikey eksen 2007 yılından 2019 yılına kadarki dönemde kamu borcunun GSYH’ye oranının yüzdesel değişimini gösteriyor. Yatay eksen ise hane halkı ve finans dışı sektörün borcundaki değişimi gösteriyor.

Türkiye’nin kamu borcunun GSYH’ye oranı 2007’de %38 iken 2019 yılı sonuna kıyasla 7 yüzde puan azalışla %31 seviyesine geriledi. Söz konusu oran 2018 yılının ilk çeyreğinde %28 seviyesine kadar gerilemişti. Hane halkı ve finans dışı sektörün borç stokunu ise kendi hesaplarıma göre 46 yüzde puan arttığını hesaplıyorum.

Grafikte gelişmekte olan ülkelerin ortalamasını gösteren noktaya kıyasla Türkiye’nin kamu borcu, ortalamanın aksine düşüş kaydetmişken hane halkı ve finans dışı sektörün borç stokundaki artış da ortalamanın sınırlı aşağısında kalmış.

Türkiye ekonomisi 2020 yılında %2 daralma kaydederse COVID-19 sebebiyle devreye alınan 15 milyar dolarlık mali paketle birlikte kamu borcunun GSYH’ye oranı 2020 yılı sonunda en az %34 seviyesine çıkmasına sebep olacak. Elbette COVID-19 sebebiyle şu ana kadar kabaca 2,2 trilyon dolarlık tahvil alımı yoluyla sağlanacak parasal genişleme tedbirlerini duyuran ekonomilerin borç stoku da artacak. IIF küresel borç stokunun GSYH’ye oranının 2019 yılı sonunda %322 seviyesinden 2020 yılı sonunda %342 seviyesine yükseleceğini tahmin ediyor.

Peki Türkiye diğer ülkelerle aynı kaderi paylaşıyorsa finansal piyasalarına neden bu kadar sert satış baskısı hâkim?

En önemli sebebi Merkez Bankasının azalan döviz rezervleri. Merkez Bankasının brüt döviz rezervleri Mart ayında önceki aya göre 12,4 milyar dolar eriyerek 95,6 milyar dolar seviyesine geriledi. Net uluslararası rezervleri ise yine Mart ayında 5,5 milyar dolar azalışla 32,6 milyar dolar seviyesine geriledi.

2019 yılında 124 milyar TL açık veren merkezi yönetim bütçesinin 2020 yılında 139 milyar TL açık vereceği, 357 milyar TL borçlanma ile finansman sağlanacağı hedeflenmişti.

Son durumda, artan bütçe açığına bağlı olarak borç stokunda artış, COVID-19 etkisiyle bütçe harcamalarında artış, ihracatta ve turizm gelirlerinde azalmaya bağlı olarak artacak cari işlemler açığı, ekonomik daralmanın işgücü kaybını artırması, bir de üzerine Kanal İstanbul projesinin başlatılmasına yönelik kararlılık.

Tüm bu etkenleri dikkate aldığımızda Türk lirasında yaşanan değer kaybı ve Türkiye’nin risk primi (CDS primlerindeki rekor artış) artmaya devam ediyor.

Güven kaybına sebep olan bu gelişmelerden çıkış yolu ise katma değeri yüksek sürdürülebilir büyüme hedefi ortaya koyacak bir ekonomi reformu.

Dr. Fulya Gürbüz

Artan bütçe açığı sebebiyle kamunun dış borç stoku artıyor

Eylül 2019’da 433 milyar dolar olan Türkiye’nin dış borç stoku 4 milyar dolar artışla Aralık 2019’da 436,9 milyar dolar seviyesine yükseldi.

2019 yılı son çeyreğinde Merkez Bankası ve kamunun borç yükü 14 milyar dolar arttı…

2019 yılı dördüncü çeyreğinde Merkez Bankası dış borç stokunu 2 milyar dolar, kamu sektörü 12 milyar dolar artırdı; özel sektör 10 milyar dolar azalttı. Özel sektör içinde yer alan finans dışı özel sektör ise aynı dönemde dış borç stokunu 3,2 milyar dolar artırdı.

Kamu borç stokundaki artışın sebebi artan bütçe açığı

Kamunun dış borç stokunun %62’sini (96,4 milyar dolar) merkezi yönetim dış borç stoku oluşturuyor. Merkezi yönetimin borç stokundaki artışın en önemli sebebi 2014 yılından bu yana aralıksız artan merkezi yönetim bütçe açığı:

Bütçe açığındaki artışa paralel olarak merkezi yönetim borç stokunun GSYH içindeki payı artıyor…

2020 yılı nasıl bir resim ortaya koyuyor?

Koronavirüs salgınının ekonomi üzerindeki etkisini Şubat ve Mart ayı verileri açıkça ortaya koydu; ekonomik aktivite zayıflıyor, mali tedbir paketleri devreye giriyor. Bu da bütçe açığının beklenenden fazla olması, yani Hazine’nin finansman konusunda 2020 yılı için hedeflediğinden daha fazla borçlanacağı anlamına geliyor. 2020-2022 Yeni Ekonomi Programına göre Hazine, 2020 yılında 357,2 milyar TL borçlanma hedefliyor. Bunun 57,6 milyar TL’si dış borçlanma olarak açıklanmıştı. Görünen o ki, koronavirüs salgınının etkisinin uzaması halinde bütçe ve finansmanı hedeflerinde revizyon göreceğiz.

Dr. Fulya Gürbüz

Merkez Bankası döviz rezervlerinde devam eden düşüş Türk lirasına satış getirdi

Ne oldu?

23-27 Mart haftasını 6,45 seviyelerinden kapatan Dolar-TL kuru, 30 Mart-3 Nisan haftasına 6,50-6,60 aralığında girdi. 20 Mart ile biten haftada Merkez Bankasının döviz rezervlerinde yaşanan sert düşüş ve dolayısıyla Merkez Bankası döviz rezervlerine ilişkin gündeme düşen soru işaretleri Türk lirasındaki değer kaybının sebeplerinden biriydi.

Merkez Bankası brüt döviz rezervleri Mart ayı başına göre 12,3 milyar dolar ve yılbaşına göre 16,1 milyar dolar azalışla 20 Mart tarihinde 65,1 milyar dolar seviyesine geriledi.

Aynı dönemde yabancı yatırımcıların, hisse senedi ve devlet iç borçlanma senetleri (DİBS) toplamı ne olmuş diye baktığımızda 20 Mart 2020 itibariyle 31,4 milyar dolar seviyesine gerilediğini görüyoruz. Bu, Mart ayı başına göre 9,3 milyar dolar, yılbaşına göre 16,5 milyar dolar azalış demek. Detaylandırırsak, Ocak ayında yabancıların menkul kıymet stoku yılbaşına göre 1 milyar dolar artarken, Şubat ve Mart aylarında toplamda 17,4 milyar dolar satış gerçekleşti.

Aynı dönemde yurt içi yerleşiklerin döviz mevduatları Mart ayı başına göre 3,5 milyar dolar, yılbaşına göre de 2,3 milyar dolar azalışla 177,8 milyar dolar seviyesine geriledi.

Ne anlıyoruz?

Şubat ayında koronavirüsün ağırlığını hissettirmesi ve küresel ekonomik aktivitenin durmaya başlaması ile yabancı yatırımcılar Şubat-Mart döneminde 17,4 milyar dolar menkul kıymet satışı gerçekleştirdiler. Böylece yabancı yatırımcıların menkul kıymet stoku 2005’ten bu yana en düşük seviyesine, aynı paralelde Merkez Bankası brüt rezervleri 2008 Finansal Kriz seviyelerine geriledi. Yurt içi yerleşiklerin döviz cinsinden mevduatlarında hafif bir gerileme yaşanmasına rağmen tarihi yüksek seviyelerini koruması ise Türk lirasında güven kaybının sürdüğünü gösteriyor.

Bundan sonrasında ne olabilir?

Yabancı yatırımcıların menkul kıymetlerini satmaya devam etmeleri halinde Merkez Bankasının brüt rezervleri de düşmeye devam edecek. Tarihi düşük seviyelerine gerileyen brüt rezervler konusunda Merkez Bankasının cephanesi yeterli olacak mı sorusu ise elbette Türk lirası üzerindeki baskıyı artırıyor.

Bütçe tarafında ekonomik aktivitedeki yavaşlamaya paralel olarak gelirlerde yaşanacak düşüş ve mali yardım paketlerinin devreye alınmasıyla birlikte giderlerde artış, bütçe açığında artışı beraberinde getirecek. Bu da borçlanma gereğinde ve borçlanma faizinde artış olacağı anlamına geliyor. Yüksek faiz ve Türk lirası üzerindeki baskı yurt dışı borçlanma maliyetlerini de yukarı çekecek. Sürecin uzaması kredi derecelendirme kuruluşlarından not indirimi getirebilir.

Listeyi olumsuz senaryolarla uzatmak elbet mümkün ancak sadece Türkiye değil küresel boyutta tüm ekonomiler ayakta kalabilmenin çözümlerini bulmaya çalışıyorlar. Evet hepimiz aynı gemideyiz. virüsün tedavisine ilişkin kesin bir gelişme görene kadar ekonomik verilerde kötüleşme, sermaye piyasalarında sert oynaklıklar görmeye devam edeceğiz.

Ne yapmalıyız?

Belirsizlik ortamında artan riskler, finansal enstrümanların fiyatlarında sert dalgalanmaları beraberinde getiriyor. Buna sebep olan etkenlerin başında, mal ve hizmet üretimi tarafında arz-talep dengesizliğinin sektörler arasında yarattığı farklılıklar var. Bu sebeple, finansal enstrüman seçiminde ön şart, dersinizi çok iyi çalışmanız; elbette her zaman dilimi için kazanç garantisi olmadığını hesaba katarak. #EvdeKalSağlıklıKal

Dr. Fulya Gürbüz

Haftanın makro-ekonomi gündemi: TCMB faiz kararı, bütçe, borç stoku, uluslararası yatırım pozisyonu, işsizlik oranı

16 Mart 2020, Pazartesi

Şubat ayı merkezi yönetim bütçe verileri açıklanacak. Ocak ayında 21,5 milyar TL fazla veren bütçenin, Şubat ayı nakit bütçe verisine paralel olarak açık vermesi bekleniyor. Nakit bütçe Şubat ayında 8,9 milyar TL açık verdi.

Şubat ayı konut satışları açıklanacak. (Ocak 2020: 113.615)

Ocak ayı özel sektör uzun vadeli kredi borç stoku açıklanacak. (Aralık 2019: 191,4 milyar ABD doları)

17 Mart 2020, Salı

Ocak ayı kısa vadeli dış borç stoku açıklanacak. (Aralık 2019: 118,2 milyar ABD doları)

Ocak ayı Merkez Bankası konut fiyat endeksi açıklanacak. (Aralık 2019: 118,75)

18 Mart 2020, Çarşamba

Merkez Bankası Ocak ayı Net Uluslararası Yatırım Pozisyonu verisini açıklayacak. (Aralık 2019: -349 milyar ABD doları)

ABD merkez bankası Fed para politikasını görüşmek üzere toplanacak. Pazar günü olağanüstü toplanarak politika faiz aralığını %0-0,25 seviyesine çeken Fed olağan toplantısında faiz değişikliği yapmayacak.

19 Mart 2019, Perşembe

Türkiye ve Japonya merkez bankaları faiz kararını açıklayacak. TCMB’nin %10,75 seviyesindeki haftalık politika faiz oranını %10,0 seviyesine düşürmesi olası. Japonya Merkez Bankasının ise eksi %0,1 olan mevduat faiz oranında değişiklik beklenmiyor.

Ocak ayı dış ticaret endeksleri açıklanacak. Takvim ve mevsim etkilerinden arındırılmış ihracat ve ithalat miktar endeksleri önceki aya göre sırasıyla %0,6 ve %1 artış kaydetmişti. Ocak ayında ihracat ve ithalatta gerileme yaşanması, dış ticaret endekslerinde aşağı yön ihtimalini kuvvetlendiriyor.

20 Mart 2020, Cuma

Merkezi yönetim Şubat ayı borç stoku açıklanacak. (Ocak 2020: 1,33 trilyon TL)

2019 yılı işsizlik oranı açıklanacak (2018: %10,96). 2019 yılı Aralık ayında işsizlik oranı %13,71 olmuş, böylece 2019 yılında 12 aylık ortalama işsizlik oranı %13,70 olarak gerçekleşmiştir.

Dr. Fulya Gürbüz

Haftanın ekonomi gündemi: İhracat, PMI, enflasyon, nakit bütçe ve ABD işsizlik oranı

2 Mart 2020, Pazartesi

TİM Şubat ayı ihracat verileri açıklanacak. ihracat Ocak ayında 13,9 milyar dolar seviyesine gerilemişti.

Türkiye ve dünya Şubat ayı imalat sektörü PMI verileri açıklanacak. Ocak ayında Türkiye imalat sanayi PMI endeksi aylık 1,8 puan artışla 51,3 seviyesine yükselmişti. Koronavirüs salgınının yaygınlaşmasına paralel olarak Şubat ayında endekslerde düşüş görme ihtimalimiz yüksek.

3 Mart 2020, Salı

Şubat ayı enflasyon verileri açıklanacak. Ocak ayında tüketici fiyat endeksi (TÜFE) aylık bazda %1,35 artışla yıllık bazda %12,15’e yükselmişti. Yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) ise aylık bazda %1,84 artışla yıllık bazda %8,84 seviyesine yükselmişti. Şubat ayında %50-50 ABD doları ve Euro’dan oluşan döviz sepetine göre %4,2 değer kaybı yaşayan Türk lirasının etkisiyle TÜFE ve Yİ-ÜFE’de yükseliş görme ihtimalimiz yüksek.   

4 Mart 2020, Çarşamba

Küresel hizmet sektörü Şubat ayı PMI verileri açıklanacak.

6 Mart 2020, Cuma

Şubat ayı nakit bazlı bütçe verileri açıklanacak. Ocak ayında 119,9 milyar TL gelir, 97,2 milyar TL ise gider kaydedilmiş böylece nakit bütçe dengesi 22,8 milyar TL fazla vermiştir.

ABD’de Şubat ayı işgücü verileri açıklanacak. Ocak ayında işsizlik oranı %3,6 olarak açıklanmıştı.

Tüketici güveni azalıyor

TÜİK, Şubat ayı tüketici güven endeksini açıkladı. Endeks 57,3 seviyesine geriledi.

Tüketicinin güveni düşüyor çünkü riskler artmaya başladı. Başlıca sebep Türk lirasında yaşanan değer kaybı:

Türk lirasındaki değer kaybı enflasyon üzerinde baskı yaratınca bütçe giderleri ağır basan hükümet ek vergileri devreye aldı. Bu da özelikle düşük gelirli hane halkının alım gücünü düşürdü, düşürmeye devam ediyor.

Tüketicinin güvenini artırabilecek bir faktör var mı?

Var demek isterdik ama şimdilik yok. Riskler artıyor. Virüs salgınından dolayı can kayıpları yükseliyor. Dahası, koronavirüs salgınının dünya ticaretini daha da aşağı doğru bastırması özellikle ihracatçı şirketlerin gelirlerini baskı altına alıyor. Firmalar Çin’den siparişlerini alamıyor, teslimatlar öteleniyor. Dünya ticaretinde önemli paya sahip olan şirketler ilk çeyrek gelir tahminlerini düşürüyor. Hammadde ihtiyacının karşılanamaması üretim maliyetlerini yukarı çekecektir. Bu da üretimde azalma ve istihdamda düşüş göreceğiz anlamına geliyor. Gıda tedarikinde aksama ve azalma, ise gıda enflasyonu açısından alarm çalmaya başlayabilir.

Merkez Bankası politika faizini %10,75 seviyesine düşürdü

Merkez Bankası bugün yaptığı aylık olağan toplantısında politika faizini %11,25’ten %10,75 seviyesine düşürdü.

Merkez Bankasının yayınladığı basın bülteninde yurt içinde iktisadi faaliyetin toparlandığı konusunda hem fikirim. Ancak;

. “Net ihracatın büyümeye katkısı gerilerken…” deniyor, doğru, ama koronavirüs salgınını göz ardı etmemeliyiz. Ekonomik faaliyetleri kısmen de olsa başlayan Çin’de 2020 yılı için büyüme beklentisi %5,2’ye düşürüldü. Çin ile ekonomik ilişkileri güçlü olan Almanya’dan ise tedarik sorununa yönelik işaretler gelmeye başladı. Almanya, Türkiye’nin en büyük ticari ortağı. Bu sebeple ihracat performansımız üzerinde kara bulutlar dolaştığını söylemek yanlış olmaz.

. Dolayısıyla “Son dönemde belirgin bir iyileşme kaydeden cari işlemler dengesinin önümüzdeki dönemde ılımlı bir seyir izlemesi makro politika bileşimi açısından önem arz etmektedir” denilse de cari açıktaki eğilim ithalat artış hızına bağlı olacak. Evet, havaların ısınmasıyla turizm gelirlerinde iyileşme olması halinde cari açık üzerindeki baskı azalacaktır ancak virüsün etkisinin turizm üzerindeki etkileri göz ardı edilmemeli.

. “ Enflasyon başta olmak üzere makroekonomik göstergelerdeki iyileşme ülke risk primindeki düşüşü desteklemekte ve maliyet unsurları üzerindeki baskıların sınırlanmasına katkıda bulunmaktadır” yorumuna yönelik olarak koronavirüs salgınının arz tarafında oluşturduğu sıkıntılar enflasyon üzerinde baskı oluşturabilir. Çünkü, Çin kaynaklı arz sıkıntıları haberleri gelmeye devam ederken dünyanın geri kalanında hammadde fiyatlarının yukarı gelme ihtimali var.

. “Kurul, enflasyondaki düşüş sürecinin devamlılığının, ülke risk priminin gerilemesi, uzun vadeli faizlerin aşağı gelmesi ve ekonomideki toparlanmanın güç kazanması açısından büyük önem taşıdığını değerlendirmektedir” yorumu için bütçe performansındaki gelişmeler dikkate alınmaya değer. İç talepteki artış son dört aydır vergi gelirlerine olumlu yansıdı ancak virüs salgınının iç tüketim ve şirket gelirleri üzerindeki etkilerini aylık bütçe verilerinde ve ilk çeyrek bilançolarında göreceğiz.

Bütçe üzerindeki riskler artıyor

Giderlerin artışında hızlanma var…

Hazine ve Ekonomi Bakanlığı, Ocak ayı merkezi yönetim bütçe verilerini yayınladı. Ocak ayında 122,2 milyar TL gelir, 100,7 milyar TL gider kaydedildi; böylece 21,5 milyar TL bütçe fazlası verilmiş oldu. Aralık ayında 30,7 milyar TL bütçe açığı verilmişti. Aşağıdaki grafik merkezi yönetim gelirlerini (mavi çizgi) ve giderlerini (turuncu çizgi) gösteriyor. Gelirlerdeki sert artışın sebebini anlayabilmek için gelirler başlığı altında yer alan Hazine Portföyü ve İştirak Gelirleri kalemi grafikte gri çizgiyle gösterildi.

Giderlerdeki artış, kamu kurumlarından aktarılan meblağlarla telafi ediliyor…

Ocak ayında elde edilen 122,2 milyar TL’lik gelirin 40,7 milyar TL’si Hazine Portföyü ve İştirak Gelirleri kaleminden geldi. Örneğin Merkez Bankası, her yıl elde ettiği karı Hazine’ye devretmektedir. Merkez Bankasının yıllık raporu resmi internet sitesinde yayınlanmadığı için ne kadarlık bir tutarın Hazine’ye aktarıldığını henüz bilemiyoruz.

Yukarıdaki grafikte de görüleceği üzere özellikle Ocak ayında kaydedilen gelirlerdeki sert artış Hazine’ye devrolunan tutardan kaynaklanıyor. Temmuz 2019’da da bütçe dengesini tutturabilmek adına aynı hamle var. Giderlerdeki hızlanmanın sebep olduğu bütçe açığındaki sert artışlar diğer kamu kurumlarından aktarılan gelirlerle telafi edilmeye çalışılıyor.

Faiz giderlerinde hızlanma var, vergi gelirlerindeki düşüş ve faiz dışı giderlerdeki artış yavaşlıyor…

Yukarıdaki grafiği oluşturmak için öncelikle aylık bazda vergi gelirleri ve giderlerin son 12-aylık toplamı alındı, ardından toplam değerler bir önceki yılın aynı ayına ait değerlerine bölünerek değişimleri hesaplandı ve son olarak bu değişimler enflasyondan arındırılarak yıllık reel değişimler elde edildi. Buna göre;

. 2019 yılı Ağustos ayından itibaren iç tüketimde başlayan hareketlenmeyle birlikte 12-aylık toplam vergi gelirlerindeki reel olarak azalma zayıflıyor,

. 12-aylık toplam faiz hariç giderlerdeki reel artış Kasım 2019’dan bu yana yavaşlamaya devam ediyor,

. Faiz giderlerindeki artış reel olarak %20-25 aralığındaki hızını koruyor.

Bütçe dengesi üzerindeki riskler arttıkça TL üzerindeki riskler de artıyor…

Gelirlerle giderler arasındaki farkı gösteren bütçe dengesi Ocak ayında Hazine’ye aktarılan karın etkisiyle rahat bir nefes almış oldu. Aşağıdaki grafik bütçe dengesi ve faiz dışı bütçe dengesinin seyrini gösteriyor.

2019 yılında 80,6 milyar TL açık veren bütçenin 2020 yılında 138,9 milyar TL açık vermesi hedefleniyor. Elbette bütçe açığının artması Hazine’nin 2020 yılında daha fazla borçlanacağı anlamına geliyor.

Bununla beraber bütçe dengesi üzerindeki riskler artıyor. Özellikle koronavirüs salgınının olumsuz etkileri hissedilmeye başlandığı 2020 yılı başından itibaren gelir üretmekte zorlu bir döneme girmiş olmamız hem bütçe üzerinde hem de borçlanma gereği üzerinde risk oluşturuyor.

Aşağıdaki grafikten de görebileceğiniz gibi söz konusu riskler, Türk lirası üzerinde hissedilen baskıyı açıklayan sebeplerden biri.

Dr. Fulya Gürbüz