Ekonomi Gündemi: Enflasyon, dış ticaret, imalat sektörü PMI, nakit bütçe, Fed para politikası kararı, ABD işgücü verileri

1–5 Kasım haftasında Ekim ayına ilişkin olarak enflasyonda yükseliş, TL’de değer kaybı göreceğiz. İmalat sektörünü Ekim ayında yurtiçi talebin desteklediği, ihracatın azaldığı sinyallerini aldık, teyit edeceğiz. ABD merkez bankası Fed’in varlık alımlarını azaltmaya başlayacağı bekleniyor. ABD’de işgücü verilerinde enflasyonist baskının Ekim ayında sürdüğünü sorgulayacağız. Ağustos ayına ilişkin olarak finans dışı kesimin döviz pozisyonundaki gelişmeleri takip edeceğiz.

1 KASIM 2021, PAZARTESİ

EKİM AYI İMALAT SEKTÖRÜ PMI ENDEKSLERİ – IHS MARKIT

İSO ve IHS Markit işbirliğiyle hazırlanan Türkiye imalat sektörü PMI endeksi Eylül ayında bir önceki aya göre 1,6 puan düşüşle 52,5 değerini almıştı. Endeksin 50’den yüksek olması sektörün önceki aya göre büyüdüğünü gösteriyor. Eylül ayında siparişler ve stok artışının etkisiyle imalat sektörü üretimi artmaya devam etmiş; girdi maliyetleri ve satış fiyatlarındaki yükseliş sürmüştü. Nitekim TÜİK enflasyon verileri hem üretici hem de tüketici fiyatlarının Eylül ayında önceki aya göre yükseldiğini doğrulamıştı. Geçen hafta açıklanan imalat sektörü öncü verilerinden ihracatta azalma, iç siparişlerin imalat sektörünü desteklediği işaretlerini aldık. Öte yandan Ekim ayının üçüncü haftasında küresel imalat sektöründe ilk sinyalleri raporlayan IHS Markit en büyük ticaret ortağımız olan Almanya’nın artan ihracat siparişlerine dikkat çekmiş, Türkiye imalat sektörü üretimi ve ihracatı adına umutlanmıştık. Ekim ayı reel kesim güven endeksi verilerinde azalan ihracat siparişlerinin ortaya konması bu umutlarımızı söndürdü.

Kaynak: İSO, IHS Markit

2 KASIM 2021, SALI

AĞUSTOS AYI FİNANS DIŞI KESİM FİRMALARIN DÖVİZ POZİSYONU – TCMB

Temmuz ayında finans dışı sektörün döviz varlıkları önceki aya göre 2,6 milyar dolar artışla 150,2 milyar dolar seviyesine yükselmiş, döviz yükümlülükleri önceki aya göre 0,7 milyar dolar azalarak 276,9 milyar dolar seviyesine gerilemişti. Böylece sektörün net döviz pozisyon açığı önceki aya göre 3,3 milyar dolar azalışla 126,7 milyar dolar oldu. Sektörün kısa vadeli net döviz pozisyon fazlası 57,6 milyar dolar idi.

Kaynak: Turkey Data Monitor

3 KASIM 2021, ÇARŞAMBA

ABD MERKEZ BANKASI (FED) PARA POLİTİKASI KARARI – FED

Mevcut görünüm Fed’in aylık varlık alım miktarını azaltmaya başlayacağına işaret ediyor. Fed, güçlü ekonomik büyümeye 22 Eylül tarihli para politikası kararı duyurusunda aylık 120 milyar dolar olan varlık alımlarını kısa süre içinde azaltabileceklerini belirtmiş, toplam 18 Fed para politikası kurulu üyesinden 9’u 2022 yılında faiz değişikliği beklemezken, 6’sı bir adet, 3’ü iki adet faiz artırımı öngörmüştü. Bu haftaki toplantısında Fed’in bu başlıklara yönelik işaretlerine odaklanacağız. Aşağıdaki grafikte göreceğiniz gibi Fed piyasayı fonlamaya (gri çubuklar) yatay bir hızla devam etmektedir. Varlık alımlarının azalmasıyla piyasadaki likidite kademeli olarak azalacak. Girdi maliyetleri, ücretler ve çekirdek PCE endeksinin aylık olarak artmaya devam etmesi Fed’in faiz artırımını beklenenden erkene çekme ihtimalini de canlı tutuyor. Bu cephedeki gelişmeler, Türkiye’nin ABD doları cinsi borçlanma maliyetlerinin de yükselmesinde etkili oluyor.   

Kaynak: Turkey Data Monitor

EKİM AYI ENFLASYON VERİLERİ – TÜİK

Eylül ayında tüketici fiyat endeksi (TÜFE) yıllık %19,58, aylık %1,25 artış kaydederken, yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) yıllık %43,96, aylık %1,55 artmıştı. Yüksek enerji maliyetleri, yüksek hammadde fiyatları ve taşımacılık maliyetleri üreticinin girdi maliyetini artırmaya devam etmiş, yüksek girdi maliyetleri de tüketici tarafında enerji, gıda, dayanıklı tüketim malı, lokanta ve otel hizmetleri, kira, ulaştırma fiyatlarının yükselmesine sebep olmuştu. Ekim ayında Türk lirasındaki sert değer kaybı, enflasyon beklentilerini de yukarı çekmiştir. AA Finans anket sonuçlarına göre TÜFE’nin Ekim ayında aylık %2,5, yıllık %20,01 artması bekleniyor. Aşağıdaki grafikte Dolar/TL kurundaki (yeşil çubuklar) aylık değişimlerin üretici (sarı çubuklar) ve tüketici (mavi çubuklar) fiyatlarını da genelde aynı yönde etkilediğini görebiliyoruz. Aynı grafikte, kurda düşüş olsa bile üretici ve tüketici fiyatlarında aylık artışların devam ettiğine de tanık oluyoruz.

Kaynak: Turkey Data Monitor

EKİM AYI REEL FAİZ ORANI – TURKEY DATA MONITOR

Turkey Data Monitor (TDM) hesaplamalarına göre 12-ay geriye dönük gerçekleşen reel faiz Eylül ayında eksi yüzde 1,32 seviyesine düşmüştü (TDM söz konusu reel faizi hesaplarken ikincil piyasa gösterge tahvilin getirisini 12-aylık geriye dönük enflasyon oranına bölüyor). Reel faizin eksi çıkması gösterge tahvilin getirisinin 12-ay geriye dönük enflasyon oranından daha düşük olmasından kaynaklanmaktadır. 12-ay ileriye dönük beklenen reel faiz (gösterge tahvilin piyasa faizinin 12-ay ileriye dönük beklenen enflasyon oranına bölünmesi) ise yüzde 4,48 seviyesine gerilemişti. Beklenen reel faizin pozitif çıkması ileriye dönük tahvil getirisinin enflasyon beklentisinden yüksek olmasından kaynaklanmaktadır. Aşağıdaki grafikte ileriye yönelik yüksek faiz beklentilerinin enflasyon beklentilerinin üzerinde olması (belirsizlik ortamları da diyebiliriz) beklenen reel faizin (mavi çizgi) yüksek kalmasına sebep olmakta, artan belirsizlik TCMB’yi kaçınılmaz olarak faiz artırımıyla (siyah çizgi) baş başa bırakmaktadır.

Kaynak: Turkey Data Monitor

4 KASIM 2021, PERŞEMBE

EKİM AYI BM GIDA FİYAT ENDEKSİ – BİRLEŞMİŞ MİLLETLER GIDA VE TARIM ÖRGÜTÜ (FAO)

Eylül ayında BM gıda fiyat endeksi aylık %1,2, yıllık %32,8 artış kaydetmişti.

Kaynak: Turkey Data Monitor

EKİM AYI REEL EFEKTİF DÖVİZ KURU – TCMB

TÜFE bazlı reel efektif döviz kuru (REDK) Eylül ayında aylık %0,4 artışla 63,09 seviyesine yükselmişti. Yükselişin ana sebebi Türk lirasının Eylül ayında değer kazanmasıydı. Ekim ayında döviz kurundaki artışın etkisiyle REDK yönünü aşağı çevirecek.

Kaynak: TCMB

TCMB VE BDDK, 28 EKİM 2021 TARİHLİ HAFTALIK PARA VE BANKA VERİLERİ – BDDK, TCMB

TCMB’nin politika faizini %18’den %16’ya düşürdüğü 22 Ekim ile biten haftada piyasadaki likiditeyi gösteren parasal göstergeler (M1, M2, M3) önceki haftaya göre mevcut hızında artışını sürdürdü. TL cinsi mevduatlar önceki haftaya göre %0,9, TL cinsi krediler ise %0,3 hafif artış kaydetti. 22 Ekim haftasında TL cinsi mevduat ve kredi faiz oranları pazartesi günü açıklanacak. 15 Ekim ile biten haftada TL cinsi mevduat faiz oranları %14-19 aralığına gerilemiş, TL cinsi kredi faiz oranları %17-25 aralığını korumuştu. Gerçek kişilerin döviz mevduatları (DTH) önceki haftaya göre 0,4 milyar dolar artışla 114,3 milyar dolara, tüzel kişilerin 0,2 milyar dolar artışla 88,6 milyar dolara, yurt dışı mevduatlar 0,1 milyar dolar artışla 24,8 milyar dolara yükseldi, böylece toplam DTH büyüklüğü 22 Ekim haftasında 0,9 milyar dolar artışla 230,4 milyar dolar oldu. Bankacılık sistemi yabancı para net genel pozisyonu önceki haftaya göre 0,3 milyar dolar azalarak 5,2 milyar dolar oldu. Merkez Bankasında tutulan uluslararası rezervler 125,1 milyar dolar ile önceki haftaya göre 0,6 milyar dolar azaldı; altın rezervleri 39,7 milyar dolar ile önceki haftaya göre hafif geriledi, brüt döviz rezervleri 85,4 milyar dolar ile önceki haftaya göre 0,5 milyar dolar azaldı. Merkez Bankasının net rezerv açığı önceki haftaya göre 0,6 milyar dolar artarak 21,9 milyar dolar seviyesine yükseldi. Yurtdışında yerleşik kişilerin mülkiyetindeki hisse senedi ve devlet iç borçlanma senedi (DİBS) stokları toplamı 28,8 milyar dolar ile bir önceki haftaya göre 0,2 milyar dolar arttı. Yurt dışı yerleşikler 22 Ekim ile biten haftada hisse senetlerinde 103 milyon dolarlık, DİBS’te 48 milyon dolarlık net satış gerçekleştirdi.

5 KASIM 2021, CUMA

EKİM AYI ABD İŞGÜCÜ VERİLERİ

ABD’de işsizlik oranı Eylül ayında önceki aya göre 0,4 yüzde puan azalışla %4,8 seviyesine geriledi. Pandemi öncesinde işsizlik oranı %3,5 seviyesinde bulunuyordu. Temmuz ayında 1 milyonun üzerinde olan aylık istihdam artışı ise Eylül ayında son 9 ayın en düşüğü olan 194 bine geriledi. Ortalama saatlik kazançlar ise yıllık %4,58’lük artış ile son 7 ayın en yükseğini gördü. ABD’de ortalama saatlik kazançlar 2010 yılından pandemiye kadarki süreçte yıllar itibariyle aylık ortalama %0,14-%0,28 aralığında artış kaydederken, Ocak-Eylül 2021 döneminde nitelikli işgücü ihtiyacından dolayı aylık otalama %0,35 seviyesine yükseldi (grafikte sarı çizgi). Mevcut durumda ABD’de ekonomik aktivite güçlü yapısını korurken arz kısıtlarından dolayı enflasyonist baskılar artıyor.

Kaynak: Turkey Data Monitor

EKİM AYI NAKİT BÜTÇE VERİLERİ – HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI

Hazine nakit bütçe verilerine göre Eylül ayında gelirler aylık %37 düşüşle 111,0 milyar TL, giderler %30 artışla 144,2 milyar TL olurken, Ağustos ayında 64,3 milyar TL fazla veren nakit bütçe dengesi Eylül ayında 32,9 milyar TL açık kaydetmişti.  Aşağıdaki grafik aylık nakit bütçe dengesi (sarı çubuklar) ve Hazine’nin ilgili aydaki net borçlanma miktarını (mavi çubuklar) göstermektedir. 2021 yılı Ocak-Eylül döneminde toplam nakit bütçe açığı 75,0 milyar TL oldu, Hazine aynı dönemde nette 114,9 milyar TL’lik net borçlanma gerçekleştirdi.

Kaynak: Turkey Data Monitor

Dr. Fulya Gürbüz

Türkiye’nin dış borç stoku 450 milyar dolara yükseldi

2020 yılının son çeyreğinde Türkiye’nin dış borç stoku bir önceki çeyreğe göre 14 milyar dolar artışla 450 milyar dolar seviyesine yükseldi. Böylece, 2020 yılının ilk yarısında 426 milyar dolar seviyesine gerileyen toplam dış borç stoku, 2020 yılının son yarısında 24 milyar dolar artmış oldu.

Kaynak: Turkey Data Monitor

2020 yılında 717 milyar dolar GSYH elde edilmişti. Böylece Türkiye’nin dış borç stoku 2020 yılı sonunda GSYH’nin %63 seviyesine yükselerek tarihi rekor kırdı. 2005 yılında %34 seviyesinde olan söz konusu oran 2011’den bu yana aralıksız yükselişini sürdürüyor. Aşağıdaki grafikte “Dış Borç / GSYH” oranındaki yukarı yönlü seyri görebilirsiniz.  2001 yılında yaşanan krizin etkisiyle dış borç stoku GSYH’nin %56’sına yükselmiş, 2008-2009 küresel finans kriz döneminde ise %41 olmuştu.

Kaynak: Turkey Data Monitor

Hem kısa hem de uzun vadeli dış borç stoku artışını sürdürdü…

Vade bazında, kısa vadeli dış borç stoku 2020 yılının son üç çeyreğinde ardı ardına artarak ilk çeyreğe göre toplam 19,3 milyar dolar artışla 138,5 milyar dolar seviyesine yükselirken, orta-uzun vadeli dış borç stoku son iki çeyrekte ardına ardına toplam 10,2 milyar dolar artışla 311,5 milyar dolar oldu.

Kaynak: Turkey Data Monitor

Hem kamu hem de özel sektör 2020 yılının son iki çeyreğinde dış borcunu artırdı…

Borçlu bazında bakıldığında bir önceki çeyreğe göre Merkez Bankasının dış borç stoku yılın son çeyreğinde 0,3 milyar dolar artışla 21,4 milyar dolar, kamu sektörünün 6,7 milyar dolar artışla 173,1 milyar dolar, özel sektörün ise 7,0 milyar dolar artışla 255,6 milyar dolar seviyelerine yükseldi. Kamunun dış borcu bütünüyle kamu bankalarına aittir. Aşağıdaki grafikte de görüleceği gibi Türkiye’nin dış borcunun yükünü ağırlıklı olarak özel sektör yüklenmiş bulunmaktadır.

Kaynak: Turkey Data Monitor

Finans dışı özel sektör hem kısa hem de uzun vadede dış borcunu artırdı…

2020 yılı son çeyreği itibariyle 255,6 milyar dolar büyüklüğündeki özel sektörün dış borcunun %59’unu (151 milyar dolar) finansal olmayan özel sektör kuruluşlarının dış borcu oluşturmaktadır. Finans dışı özel sektörün dış borcunun toplam dış borç stoku içindeki payı ise %34’tür.

Finansal olmayan özel sektör kuruluşlarının dış borç stoku 2020 yılı son çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre 4,8 milyar dolar artışla 151,1 milyar dolar seviyesine yükseldi. Böylece yılın ikinci yarısında finans dışı özel sektörün dış borç stokunda yılın ilk yarısına göre 10,6 milyar dolarlık artış yaşanmış oldu.

Aşağıdaki grafikte de görüleceği gibi hem finans hem de finans dışı özel sektör kuruluşları kısa vadeli dış borcunu son dönemde artırmıştır. Benzer şekilde finans dışı özel sektör uzun vadeli dış borcunda artışa giderken özel sektör finans kuruluşlarının uzun vadeli dış borcunda önemli bir değişiklik yaşanmamıştır.

Kaynak: Turkey Data Monitor

Dış borç stoku neden artıyor?

Türkiye’nin dış borcunun artmasında en büyük etken yurt içinde sıkı para politikasının kredi hacmini yavaşlatmasına bağlı olarak yurt dışındaki özellikle de ABD ve Euro Bölgesi’ndeki düşük faiz oranlarının sağladığı avantaj. Elbette Türkiye’nin artan risk primi Türkiye’nin yurt dışından borçlanma maliyetlerini artırsa da aşağıdaki grafikte de görüleceği üzere ABD merkez bankası Fed’in pandemi sebebiyle politika faizini 2020’nin ikinci çeyreğinde tekrar %0-0,25 aralığına düşürmüş olması Türkiye’nin hem kısa vadeli hem de uzun vadeli olarak yurt dışından borçlanma eğiliminin artmasında en önemli etken.

Kaynak: Turkey Data Monitor

Güven kaybı ve artan riskler ekonomi üzerinde alarm zillerinin çalmasına sebep oluyor…

Artan dış borç stoku ve bütçe açığı, azalan TCMB rezervleri, gelecek 12 ayda ödenmesi geren 190 milyar dolar dış borç yükü, 36 milyar dolara yükselen cari açık, TCMB Başkanının görevden alınması, iç siyasette yaşanan gelişmeler Türk lirasındaki kırılganlığın tekrar artmasına sebep oldu. Artan Covid vakaları ve zayıf ihracat performansını dikkate aldığımızda istihdamda kayıpların artarak devam edeceğini tahmin etmek zor değil.

Dr. Fulya Gürbüz

Nakit bütçe verilerinde artan faiz baskısı sinyalleri

Merkezi yönetim bütçe verileri için ön gösterge olan Hazine nakit dengesi Temmuz ayında 30,8 milyar TL açık verdi. Şubat ayından itibaren aralıksız açık veren nakit dengesi en son Haziran ayında 26,8 milyar TL açık vermişti. Nakit bütçe gelirleri Temmuz ayında aylık %42 artışla 87,0 milyar TL’ye yükselirken, 118,2 milyar TL’ye yükselen bütçe giderlerindeki artış %32 oldu.

2020 yılı başından bu yana nakit bütçe açığı toplamı 140 milyar TL’ye ulaştı ki 2019 yılının tümünde kaydedilen açık 131 milyar TL idi. 2018 yılında nakit bütçe açığı 70 milyar TL seviyesindeydi.

Kaynak: Turkey Data Monitor, Hazine ve Maliye Bakanlığı

Nakit dengesi verilerinin bir diğer önemi de bütçenin finansman kaynakları hakkında bilgi vermesi. Temmuz ayında 30,8 milyar TL’lik nakit bütçe açığının 48,9 milyar TL’si net borçlanmayla, 1,2 milyar TL’si Kasa/Banka kaleminde ortaya çıkan kur farkından kaynaklanırken, aradaki fark olan 18,2 milyar TL’lik fazlalık Hazine’nin Merkez Bankası’nda bulunan mevduat hesabına aktarıldı.

Nakit bütçe açığının finansmanında ana kalemi borçlanma bacağı oluşturuyor. Hazine’nin Temmuz ayındaki borçlanma stratejisine bakalım:

. Mart 2020’den beri yurt dışından borçlanmaya gitmeyerek net dış borç ödeyicisi konumunda olan Hazine, Temmuz ayında da dış borçlanmaya gitmedi, 379 milyon TL tutarında vadesi gelen dış borç ödemesini gerçekleştirdi. Elbette dış borç itfalarının düşük olmasının bunda etkisi var. Hazine’nin ilk yüklü dış borç ödemesi 4,6 milyar dolar olarak Mart 2021’de gerçekleştirilecek. Haziran 2021’de ise dış borç ödemesi 1,3 milyar dolar olacak.

. Temmuz ayında 14,9 milyar TL iç borç ödemesi yapan Hazine, 64,2 milyar TL iç borçlanma gerçekleştirdi. Böylece yurt içinden net borçlanma tutarı 49,3 milyar TL oldu.

Kaynak: Turkey Data Monitor, Hazine ve Maliye Bakanlığı

Anlaşıldığı üzere pandemi kaynaklı olarak gelirlerin azaldığı, giderlerin hızla arttığı, Türk lirasının değer kaybettiği mevcut dönemde Hazine yurt içi borçlanmaya ağırlık verdi. TL’nin yabancı para birimleri karşısında değerinin düşmemesi amacıyla TCMB döviz rezervlerinin eridiği bir ortamda, Hazine’nin kur riskini azaltmak adına iç borca yönelmesi elbette makul bir çözüm.

Peki, Türk lirası değer kaybetmesin diye Merkez Bankasının döviz rezervlerini eritmesinin maliyeti ne oldu?

İç talebi artırmak adına ağırlıklı olarak kamu bankaları aracılığıyla düşük faizle kredi musluklarının açılması, öte yandan da mevduat ve tahvil getirilerinin enflasyonun altında kalması (Merkez Bankasının bankalara politika faizinin altında borç vererek mevduat faizlerinin enflasyonun aşağısında kalmasına sebep olması -ki buna negatif reel faiz deniyor) ve son olarak da bankacılık sisteminin aktif kalitesini zedeleyici uygulamalar pandemide ikinci dalga endişeleriyle birleşince 2-yıllık devlet tahvilinin bileşik faizi Temmuz ayı başındaki %9,1 seviyesinden 11 Ağustos itibariyle %14 seviyesinin üzerine çıktı. Dolar/TL kuru ise Temmuz sonuna göre %6, Euro/TL kuru ise %5’in üzerinde yükseldi (yani TL, Dolar ve Euro karşısında değer kaybetti). Bu gelişmeler beraberinde ülke risk primini gösteren 10 yıl vadeli CDS primlerinin 600 seviyesinin üzerine çıkmasına sebep oldu.

Merkez Bankası bu gelişmelere,

. 7 Ağustos tarihli duyurusunda bankaların likidite imkanlarını azaltarak,

. gecelik fonlama maliyetini politika faizi olan %8,25 seviyesine yükselterek,

. 11 Ağustos’ta da likidite imkanını sıfırlayarak karşılık verdi.

BDDK ise 6 Ağustos tarihli duyurusunda belirli şartları sağlamaları halinde uluslararası kalkınma bankalarının TL’ye erişim sınırlamalarından muaf tutulduklarını duyurdu.

Merkez Bankası gelecek hafta 20 Ağustos tarihinde olağan para politikası toplantısını gerçekleştirecek. Merkez Bankasının 1 hafta vadeli borç verme faizi olan politika faizi %8,25 seviyesinde bulunuyor. Mayıs ayı toplantısında politika faizini %0,50 puan indirerek %8,25’e düşüren Merkez Bankası Haziran ve Temmuz ayları toplantılarında faiz değişikliğine gitmedi. Gelecek haftaki toplantıdan faiz artırım kararının gelmesi şimdilik belirsiz.

TCMB gelecek hafta faiz artırmazsa bile, bütçe açığının artmaya devam ettiği mevcut ortamda, güven tazeleyici adımların gelmesi gerekiyor. Aksi takdirde, Eylül ayında olmasa bile, artan iç borcunu tahvil ihraç ederek çevirmeye çalışan Hazine’nin itfalarının Eylül ayına göre 2 kat artacağı Ekim ayında tahvil faizleri üzerindeki baskı artabilir. Bu da TCMB’yi sert bir şekilde faiz yükseltmek zorunda bırakabilir. TCMB’nin sert faiz artışlarına, politika faizini Ocak 2014’te %4,5’ten %10,0’a, Haziran 2018’de %8,0’den %16,5’e, Eylül 2018’de %17,75’ten %24,0’e yükselttiğinde tanık olmuştuk.

Kaynak: Turkey Data Monitor

Dr. Fulya Gürbüz

Hazine, Nisan ayında planladığından 2 kattan fazla iç borçlanma gerçekleştirdi

Hazine ve Maliye Bakanlığı 30 Nisan’da Mayıs-Temmuz dönemi İç Borçlanma Stratejisi raporunu yayınladı.

Hazine ve Maliye Bakanlığının yayınladığı ihale sonuç duyurularından derlediğim hesaplamalara göre Hazine Nisan ayında ihale yoluyla 67 milyar TL’lik iç borçlanma gerçekleştirdi. İç Borçlanma Stratejisi raporuna göre Nisan ayında iç borç ödemesi 20,6 milyar TL olan Hazine, Nisan ayı için 30 milyar TL’lik iç borçlanma planlamıştı. Ancak gerçekleşen rakam bize Hazine’nin Nisan ayında borç ödemesinden 3 kattan fazla, hedeflediğinden de 2 kattan fazla borçlandığını gösteriyor.

Koronavirüs etkisiyle gelirlerde azalma ve giderlerdeki artışın sebep olduğu bütçe açığındaki artış Hazine’nin borçlanma gereğini de artırdı.

Hazine’nin iç borç çevirme oranı Nisan ayında %326 oldu.

Hazine, Mayıs-Temmuz döneminde iç borcundan daha fazla borçlanacak…

Hazine, Mayıs ayında 19,6 milyar TL’lik iç borç ödemesi gerçekleştirecek. Mayıs ayı için Hazine 40 milyar TL’lik iç borçlanma hedefliyor.

Mayıs-Temmuz döneminde Hazine’nin toplam iç borç ödemesi 52,3 milyar TL olacak ve Hazine bu dönemde toplamda 89 milyar TL’lik iç borçlanma hedefliyor. Raporda dış borçlanma için bir hedef yok.

Hazine, Haziran ayında 12,3 milyar TL’lik iç borç ödemesine karşılık 22 milyar TL’lik iç borçlanma, Temmuz ayında 20,5 milyar TL’lik iç borç ödemesine karşılık 27 milyar TL’lik iç borçlanma planlıyor.

Dr. Fulya Gürbüz

Gelirlerde azalma Hazine’nin borç yükünü artırıyor

Geçen hafta gündemin yoğunluğundan Salı günü açıklanan nakit bazlı bütçe verilerini ancak inceleyebildim. Mart ayında nakit bazlı bütçe dengesi 40,5 milyar TL açık verdi. Aynı ay 53,9 milyar TL gelir elde edilirken, 94,4 milyar TL harcama yapıldı. Bütçe açığının finansmanı için Mart ayında 16,2 milyar TL net borçlanma gerçekleştirildi.

Yukarıdaki grafiği incelediğimizde küresel ticaret savaşı, Suriye’den gelen mülteciler, S-400 sorunu, yüksek maliyetli Kanal İstanbul projesi, doğal afetler ve Türkiye’den sermaye çıkışlarının etkisiyle 2019 yılı başından itibaren borçlanmaya ağırlık veren Hazine’nin, 2020 yılının Şubat-Mart döneminde koronavirüsün etkisi ve sermaye çıkışlarındaki artışla birlikte borçlanmada vites yükselttiğini görüyoruz. Finansman konusunda yurt dışı ile bir anlaşma sağlanmadığı takdirde gelirlerde azalmayla birlikte borçlanmada artış sürecek.

Elbette enflasyondaki aşağı seyirle birlikte faiz oranlarındaki düşüş borçlanma maliyetlerini düşürüyor. Hatta 22 Nisan’da para politikasını görüşecek olan TCMB, %9,75 olan politika faizini indirebilir. Ancak yukarıda saydığım sebeplerden dolayı Türkiye’nin risk priminin yükselmesi, Türkiye’nin ve Türk şirketlerinin yurt dışından borçlanma maliyetlerini yukarı çekmekte.

Risk demişken, koronavirüsün tüm dünyayı etkisi altına almasıyla birlikte, risk çeşitlerine bir yenisi eklendi: salgın riski. Evet, mevcut yaşadığımız dönemde mali paketler bütçeye yük getirecek, Merkez Bankasının net döviz rezervlerinin eksiye düştüğü iddiası sermaye çıkışları konusunda endişelerin devam etmesine sebep olacak, finansal varlıkların fiyatları dalgalanacak, ekonomik verilerde bozulmalar görmeye devam edeceğiz. Bu tablonun daha da karamsar olmaması için ne gerekiyor? Virüsün etkisini azaltacak önlemlerin ivedilikle alınmaya devam etmesi ve güven ortamının sağlanması.

Dr. Fulya Gürbüz